1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 17  |
 |
Mehmet Kasım
|
 |
Orhan Kınık
15 yıl önce - Cum 08 Ağu 2008, 23:14
Mevzuu başörtüsü olunca, olmayan yasaların arkasına sığınanlar ''efendim bu konuda yasaklayıcı yasa var ''diyor , aynı kişiler , Cumhurbaşkanın yasalardan aldığı yetkiyle yaptığı atamaları eleştiriyor. Yasaları birden unutuyoruz.
İşimize gelince yasa, işimize gelmeyince demokrasi gelmesin aklımıza.
Bir yerde durmamız gerekiyor. Kitabın iki yüzünü birden okumamak lazım. Yök'ün kaldırılması gerekir. Üniversiteler özerk olmalı . Üniveristeleri liseleştiren yök ve zihniyeti tasfiye edilmelidir . Bağımsız, bağlantısız , yansız, evrensel bilimin merkezi olmalıdır.
|
 |
gokhankgk
15 yıl önce - Cum 08 Ağu 2008, 23:27
Bu arada arkadaşlar niye bu kadar abarttınız anlamış değilim atamalarda sezer gibi bir oy ya da iki oy alan kişileri atamamıştır cumhurbaşkanımız çoğunluğunu birinci sıradan diğerleri ise ikinci sıradan atanmıştır bilginize
|
 |
berkerdeniz
15 yıl önce - Cmt 09 Ağu 2008, 16:52
İTÜ nün yeni rektörü Muhammet ŞAHİN açıkladı eski rektörün amacı kendisnden sonra rektörlüğe kardeşini getirmekmiş,4 yıl önce 600 yayın makale varken busayı şimdilerde iyice düşmüş, ÖSS deki ilk 100 deki öğrenciler İTÜ ye kayıt yaptırmıyormuş,İstanbul daki belediyenin yaptığı köprü yol ve kavşaklarda İTÜ yokmuş,200 milyon dolarlık İTÜ arazisi belediyeye deveredilmiş vs. vs
Sabah
Salatanat sevdası bu olsa gerek benden sonra kardeşim rektör olsun vay vay vay. Ergenekon örgütüne sempati ile bakan rektörler sindire sindire pasivize edilmiştir, ama yeterli değildir daha da sindirilmelidir.
|
 |
Dogukan
15 yıl önce - Pzr 10 Ağu 2008, 18:07
Rektörler de küfür edermiş
Rektörler de küfür edermiş
YÖK başkanı seçimi öncesi yaşanan telefon trafiği dosyaya girdi. Konuşmada küfürler havada uçuşuyor. YÖK başkanı seçimi öncesi yaşanan telefon trafiği dosyaya girdi. Gürüz ile Alemdaroğlu arasındaki konuşmalarda Teziç başta olmak üzere ‘ulusalcılıkları ile öne çıkmış’ birçok isme ağır hakaretler var.
ERGENEKON davasıyla ilgili klasörlerden ilginç ayrıntılar çıkmaya devam ediyor. Ergenekon üyelerinin telefon konuşmalarında birbirleri için ettikleri ağır küfürler, YÖK eski Başkanı Kemal Gürüz’le İstanbul Üniversitesi eski Rektörü ve Ergenekon sanığı Kemal Alemdaroğlu arasındaki konuşmalar ortaya çıkınca gölgede kalacak gibi.
Teknik takibe takılan ve dosyanın eklerine giren konuşmalarda Gürüz ve Alemdaroğlu girdikleri YÖK başkanlık savaşında kendilerine sorun çıkartan herkese ağır küfürler yağdırıyorlar.
YÖK BAŞKANLIĞI TRAFİĞİ
YÖK eski Başkanı Erdoğan Teziç’in görev süresinin dolmasına yakın ‘YÖK’ü kaptırmamak için’ dönemin YÖK Başkanı Erdoğan Teziç, İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Kemal Alemdaroğlu, YÖK eski Başkanı Kemal Gürüz, İnönü Üniversitesi eski Rektörü Fatih Hilmioğlu, CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter ve Prof. Dr. Celal Şengör’ün yoğun bir telefon trafiğine başladıkları belirlendi.
Akademik çevrelere ve Köşk’e baskı yaparak kendi adaylarını seçtirmeye çalışan bu isimlerin, Prof. Dr. Celal Şengör’ü YÖK Başkanı seçtirmek için çalıştıkları belirlendi. Ancak her sorun sonrası ağızların fena bozulduğu görüldü. İşte o konuşmalardan bir demet:
Teziç denen O... devrede
Kemal Gürüz ile Kemal Alemdaroğlu arasındaki telefon konuşmasında dönemin YÖK Başkanı Erdoğan Teziç için de ağır küfürler edildiği belirlendi. İşte konuşmanın o bölümü:
Kemal Gürüz : Köpek. Şimdi işin b...k tarafı, bunun üzerine Erdoğan Teziç denen o.... devreye girdi...
Kemal Alemdaroğlu: Evet
K.G: Fatih Hilmioğlu’nu kafaya almışlar. Kimi öneriyor biliyor musun Fatih’e, haldır haldır çalışıyor şimdi, boğacaktım herifi, Tayfun Akgüner.
K.A: Biliyorum biliyorum duydum hayretler içerisindeyim
K.G: Ben onun dedim ki a... s...k boynumun borcu olsun. Dinciyi seçin bu herifi seçmeyin. Bu kadar ayağa düşürülmez Türk Üniversitesi, Tansu’nun p.ç’nin bitanesini seçip getircek oraya, hırsızı.
İTÜ rektörü için: O...
Rektör Kemal Gürüz’ün, Celal Şengör’ün YÖK Başkanlığı için üniversite senatosundan ‘olmaz’ kararı çıkartan İTÜ Rektörü için de ağzını fena halde bozduğu görüldü. Eski YÖK Başkanı Gürüz’ün, kendi istekleri dışında hareket eden İTÜ rektörü için ağza alınmayacak küfürler savurduğu konuşmanın bir bölümü şöyle:
Kemal Alemdaroğlu: Merhaba saygılar başkanım
Kemal Gürüz: Kemalciğim nasılsın adamım
K.A: İşte uğraşıyorum başkanım
K.G: Allah kolaylık versin
K.A: Sağolasın sağolasın
K.G: Şimdi, Üniversiteler Arası Kurul’dan Celal’i ikna ettiydik
K.A: Evet
K.G: Fakat İstanbul Teknik’in o... rektörü Yönetim Kurulu’ndan karar almış olmaz diye
K.A: Ya nasıl o böyle bir karar alır...
Şengör son anda yan çizdi
Telefon dinlemesine Şengör’ü YÖK Başkanı yapma çabaları şöyle yansıdı:
Fatih Hilmioğlu: Hocam dün Teziç’le konuştuk bu konuyu tamam mı yani adayı da kendisi de söyliyen o oldu hatta bana, 2-3 gün önce söyledi. İlk adayımız da şeydi, Celal Şengör’dü. Celal Şengör yan çizdi son anda. Bütün rektörleri de ben ayarladım. Hepsi bitti.
Kemal Alemdaroğlu: Yok canım.
F.H: Tabi 30’un üzerinde rektörü ayarladım ondan sonra.
K.A: Çok iyi olurdu o aslında.
F.H: Kemal Gürüz’le konuştum çok iyi olur dedi kendisi.
K.A: Çok iyi olur.
F.H: Kemal Gürüz İTÜ’nün rektörüyle konuşmuş, o da olur dedi. Ondan sonra İTÜ’nün rektörü sen durma, git yönetim kurulu kararı al ‘olamaz’ diye.
K.A: Yok canım.
F.H: Aynen öyle hocam ya.
K.A: Ya ne adam bunlar ya.
‘ORDU GÖREVE’
YÖK eski Başkanı Kemal Gürüz ile İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Kemal Alemdaroğlu, 2002 yılında ‘Ordu Göreve’ pankartlarının açıldığı Ankara’daki mitinge yan yana katılmışlardı. Ordu göreve pankartı açılan gösteriler Ergenekon iddianamesine ‘Ergenekon terör örgütününün yönlendirdiği eylemler’den birisi olarak girmişti.
Kaynak : www.haberform.com
Bu adamlar Turkiye'de ki profesorler, dekanlar v.s. Turkiye'de ki gencligin yetismesine yon verecek kapasiteye sahip olduguna inandigimiz/inandirildigimiz ve daha sonrasinda terorist cikan insanlar... Orduyu darbeye davet edecek kadar kendi islerini birakip terorist organizasyonlara hizmet eden adamlar...
Yaptiklari konusmalar ise kalitelerini ispatlamalari adina cok guzel ornekler sunuyor bize...
Ne demek lazim bilmiyorum artik...
|
 |
Canas
15 yıl önce - Sal 12 Ağu 2008, 20:34
Üniversitelerde Senato Sistemi
YÖK (Yüksek Öğretim Kurumu) hakkindaki tartisma, kimin yanlis kimin dogru yaptigi konusuna yogunlasmis durumda. Hic lafi uzatmadan soyliyeyim, eski sistemden nemalanirken ses cikarmayanlar, sistemin sahipleri degistigi zaman avaz avaz bagirirken, hic inandirici gozukmuyorlar. Onun icin simdi yerlerinden olan rektorlere hic uzulmuyorum.
Lakin artik uzerinde durulmasi gereken Ergenekoncularin bile sikayet ettigi, bu sistemi nasil daha demokratiklestirebilecegimiz olmalidir.
Oral Calislar’in bugunku yazisinda Düsseldorf Üniversitesi’ndeki sistem tanitilmis. Bence Senato sistemi gucun adil olarak dagilacagi (bugunku rektor diktatorlugunun aksine) daha duzgun bir alternatif sunuyor :
| Alıntı: |
Bugün atılması gereken en temel adımlar, üniversitelerin gerçekten kendi kendilerini yönetebilecekleri birer özerk yapıya kavuşmalarının sağlanması ve üniversitelerin
siyasi iktidar kavgalarının arenası olmasını engelleyecek önlemlerin alınması.
Gelişmiş ülkelerde, üniversite yönetimlerinin nasıl oluşacağına ilişkin değişik örnekler bulunuyor. Bu köşede zaman zaman değindiğim bir örneği yinelemek isterim. Almanya’daki Düsseldorf Üniversitesi, 100 kişilik bir senato tarafından yönetiliyor. Rektör seçimi de, okulun bilimsel ve yönetimsel kararlarının belirlenmesi de bu senato tarafından gerçekleştiriliyor. Senato’nun 60 üyesini öğretim üyeleri, 30’unu öğrenciler, 10’unu da idari personel kendi arasından seçiyor. Avrupa’daki çoğu üniversitede, üniversite rektörünün kendi siyasi görüşü ne olursa olsun, onu öğretim üyelerine ve öğrencilere dayatmıyor. İktidar, bakan ve rektör değişiklikleri, üniversitelerdeki ortamı çok yoğun şekilde etkilemiyor.
Yine Batı’da uygulanan bir yöntem de, okulun idari olarak bir genel sekreter tarafından yönetilmesi. Bütün idari uygulamalar genel sekreterin yetkisi içinde oluyor bu modele göre. Bilimsel kararları ve temel kararları üniversite senatosu alıyor, uygulamasını genel sekreterlik yapıyor. Böylece rektörler ve bilim insanları idari sorunlarla boğuşmak durumunda kalmıyorlar...
Demokratik, özerk bir üniversite yapılanması, Türkiye’nin demokratikleşmesinin en önemli unsurlarından birisi olacak... Türkiye, AB’ye uyum projesi süreci içinde üniversitelerdeki cuntacı yapılanmadan mutlaka kurtulmak zorunda. |
En son Canas tarafından Sal 12 Ağu 2008, 20:37 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
|
 |
Oguz Türkgenc
15 yıl önce - Çrş 13 Ağu 2008, 17:43
Kamu Üniversitelerinee Başörtülü Kardeşler giremesin,bir yandan da Kilise yapılması için Edibe Sözen şov yapsın.Bu da Büyük Değişimin Ayak Sesleri olması gerek.Öz Yurdunda Müslümanların İktidarında Parya...Yatın bakalım ne kadar sürecek bu ergenekon mağduriyetiniz daha.
|
 |
SERDARR1
15 yıl önce - Çrş 13 Ağu 2008, 17:49
Son atamalara ve yeni üniversite rektör seçmelerine bakarsanız türbana destek çık rektörlüğü kap.
|
 |
umutyolu
15 yıl önce - Çrş 13 Ağu 2008, 19:00
| Alıntı: |
| Lakin artik uzerinde durulmasi gereken Ergenekoncularin bile sikayet ettigi, bu sistemi nasil daha demokratiklestirebilecegimiz olmalidir. |
Ergenekoncular??? Kimmiş bu şikayet eden Ergenekoncular? Bu cümle ile AKP dışında kalanları mı kastediyorsunuz? Yani 45.2 - 16.5 = 28.7 milyon insan??? Bu fırsattan istifade herkezi terörist yapmaya çalışıyorsunuz. Karşı çıkanlar Ergenekoncu oluyor yani?
***
Sezer ile Gül'ün yaptığı atamalarda önemli bir fark var. Bazı arkadaşlar halen bunu anlayamamışlar maalesef. Bakın bakalım basında yada ayarlı medyada Gül'ün bu atamaları neden böyle yaptığını ait gerekçesi hakkında açıklama var mı? Elbette yok. Çünkü bu atamaların aslında AKP'nin kadrolaşmasıdır. Sezer YOK'te atamadığı kişileri neden atamadığını gerekçeli kararların açıklamıştır. Hatta YOK kanunu veto ederken kendi benimsediği ve savunduğu unsurları bir tarafa bırakıp anayasayı esas almıştır. Sezer'in işi zaten anayasa idi. Gül'ün ise anayasa danışmanları sanırım önceki dönemi dikkate almıyorlar yada almak istemiyorlar. Yoksa ortaya bir gerekçeli karar sunardı. Bizde neden olduğunu bu gerekçeli kararlardan öğrenirdik. Geçmişte basın bile bazı adayların neden atamadığını bu gerekçeli kararlardan öğrendi. Bugün ortada dayatma var, gerekçe yok. Hepsi trilyonluk işadamlarının yatlarıyla gezmede yada otellerde keyif yapmakta. Gerekçeler nerede?
Teşekkürler.
|
 |
.sevgi.
15 yıl önce - Çrş 13 Ağu 2008, 19:14
| Alıntı: |
| Sezer ile Gül'ün yaptığı atamalarda önemli bir fark var. Bazı arkadaşlar halen bunu anlayamamışlar maalesef. Bakın bakalım basında yada ayarlı medyada Gül'ün bu atamaları neden böyle yaptığını ait gerekçesi hakkında açıklama var mı? Elbette yok. Çünkü bu atamaların aslında AKP'nin kadrolaşmasıdır. Sezer YOK'te atamadığı kişileri neden atamadığını gerekçeli kararların açıklamıştır. Hatta YOK kanunu veto ederken kendi benimsediği ve savunduğu unsurları bir tarafa bırakıp anayasayı esas almıştır. Sezer'in işi zaten anayasa idi. Gül'ün ise anayasa danışmanları sanırım önceki dönemi dikkate almıyorlar yada almak istemiyorlar. Yoksa ortaya bir gerekçeli karar sunardı. Bizde neden olduğunu bu gerekçeli kararlardan öğrenirdik. Geçmişte basın bile bazı adayların neden atamadığını bu gerekçeli kararlardan öğrendi. Bugün ortada dayatma var, gerekçe yok. Hepsi trilyonluk işadamlarının yatlarıyla gezmede yada otellerde keyif yapmakta. Gerekçeler nerede? |
Gül'ün gerekçesi; YÖKte zerresinden eser bulunmayan demokrasi,özgürlük,eğitim ve bilimi getireceğine inandığı rektörleri ataması.Sadece "laiklik" sorunları çözmüyor maalesef!Anlaşılmayacak hatta açıklama gerektirecek bir durum yok,herşey ortada.
|
 |
sayfa 17  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|