1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 54  |
 |
mertkanarat
15 yıl önce - Çrş 07 May 2008, 12:14
çok eskiden yani bayagı bi eskiden osmanlı zamanından, mersinin yerli halkı araplardan kalma bi isim...
|
 |
hakan_adana
15 yıl önce - Çrş 07 May 2008, 12:25
| Alıntı: |
| tantuni ismi nereden gelmiş, anlamı nedir? |
Bu konuyla ilgili olarak bilinen tantuninin bir Arap yemeği olduğudur. Kimi iddialara göre bu yemeği yapan Arap aşçının adı Tantun'muş. Dolayısı ile yemeğin adı da tantuni olmuş. (Bu iddianın kaynağı Hürriyet yazarı Özdemir İnce. Kendisi Mersin'li)
Bir iddiaya göre de, etler tepside kavrulurken kepçe-kaşık vs. tepsinin kenarına çarparak tan-tun şeklinde sesler çıkardığından ismi tantuni kalmış.
|
 |
Özden
15 yıl önce - Çrş 07 May 2008, 12:51
Mersin Mutfağı
Tantuninin Türk mutfağındaki birçok yemek gibi arap kültüründen geldiğine inanılıyor.
Bir-kaç mesaj üstte belirtildiği gibi çıkardığı seslerden dolayı tantuni denildiği de söylenmektedir. Ama hiç bir kaynakta neredeyse bu konuda kesin bilgi yok.
Bu arada Mersin mutfağında Künefe unutulmamalı. Künefe aslen Hatay Mutfağına özgüdür ancak; künefe Mersinde Hataydakinden daha farklı bir tarzda yapılır. Bu konuda Özdeveliler, Cici Künefe ve İsmail Usta gibi işletmeleri sayabiliriz.
Tantuni hep bilindiği şekli ile ilk başlarda fakirlerin daha çok yediği bir aparatif yemek şekli olarak yayılmasına rağmen artık lüks restaurantlarda yemek mümkün olmaktadır.
İnternette Mersin mutfağı ile ilgili güzel bir yazı buldum paylaşmak istiyorum.
| Alıntı: |
Çok Kültürlü Mutfak Mersin
--------------------------------------------------------------------------------
Mersin Akdenizlidir ama mutfağında Arap rüzgarları esip durur. Birbirinden lezzetli yemeklerin bazılarını lokantalarda bulmak zordur.
Ünlü Cezerye tatlısı ile tantuni denen kebabın tadı damak çatlatan cinstendir. Kentin Akdenizli yüzünü görmek için ise Narlıkuyuıya gitmek gerekir.
Mersin hem cilvelidir, hem de çok lezzetli. Mersin, ziyaretçilerine yemyeşil portakal bahçeleri ve portakal çiçeğinin baş döndüren kokusuyla "hoşgeldiniz" der. Misafirin eline dökülen kolonya gibidir bu. Portakal bahçelerinin örttüğü köyler, kasabalar kent bıkkını insanı baştan çıkartır. Yeşil ağaçların arasından görünen kırmızı kiremitli çatılar, beyaz badanalı evler, uzakta lacivert deniz, insanı Akdeniz düşlerinin içine fırlatıverir birden. Görüntü sizi oralı olmak, o köyde, kasabada yaşamınızın geri kalanını geçirmek gibi düşüncelere sürükler. Portakal ağaçlarının gölgesindeki yaşam, görüntünün çağrıştırdığı düşlerdeki gibi romantik midir? Orası bilinmez! Bilmek için içine girmek gerekir.
Mersin , orta yerindeki bembeyaz gökdeleniyle görüntüye girince, kentin çevresinin sunduğu romantik görüntüler birden silinir. Kat kat, sıra sıra apartmanlar, insanın Akdeniz düşleri kurmasını engeller. Mersinıi ilk görenler buranın geçmişinin olmadığını sanır. İlk tanışanlar için kent, neredeyse dün kurulmuş kadar yenidir. Halbuki geçmiş, binlerce yıl öncesine dayanır. Kazılardan elde edilen bulgular, kalkolitik, ilk tunç ve orta tunç çağlarından beri insanların burayı mekan tuttuğunu belirtir.
ÇOKKÜLTÜRLÜ MUTFAK
Mersinıin bugünkü "modern" görüntüsü sizi yanıltmasın. Kent hem çok eskidir, hem de kültürlerin bir türlü paylaşamadığı bir yerdir. Hititler, Asurlar, Fenikeliler, Frigyalılar, Yunanlılar, Araplar, Selçuklular, Karamanoğulları ve Osmanlılar yüz yıllar boyu bu kentin limon çiçeği kokusunu koklamışlardır.
Bu hafta konumuz "Lezzetli Mersin." Kentin geçmişinde yolculuk yapmaya başlarsak, bugüne ulaşmamız zor olur. Onun için zaman geçirmeden geçmişten bugüne sıçrayalım, hem lezzetleri hem de lezzet duraklarını tanıyıp, ağzımızın suyunu bir güzel akıtalım.
Mersin mutfağı, insanları gibi çokkültürlü ve çok lezzetlidir. Lübnan, Suriye, Mısır, Kayseri, Malatya, Girit, Doğu Anadolu ve İtalyan kökenlilerin oluşturduğu kent nüfusu, mutfak kültürlerini de Mersinıe taşımış, yemeklerini birbirleriyle tanıştırıp, karıştırıp lezzetlere lezzet katmıştır. Kentin yemekleri gerçekten de "damak çatlatan" cinstendir. İnsan kendini tutmasa -ki ben asla tutamıyorum- kısa sürede Mersinıden semirmiş bir şekilde dönebilir.
Mersinıin özellikle içli köfteleri dillere destandır. Müslüman mutfaklarda bu köftenin bulguru salçayla yoğrulur. Salçasız, daha küçük toplar halinde kızartılanlar ise Hıristiyan mutfağının gözde yemeğidir. Maruniler ise içine ıspanak veya nohut koydukları, zeytinyağlı içli köftelere bayılırlar. Bir de tepside yapılan ve adına sini köftesi denen bir tür daha vardır ki, bunu "ölmeden yenecek yemekler" listesinin en başına yazmakta fayda vardır.
Güneyin ünlü çorbası "analıkızlı" da, Mersin mutfağının gözdelerindendir. Bu çorbada "ana" görevini üstlenen büyük bulgur köftenin içi nohutla doldurulur. Küçük köfte "kızın" ise içi boştur. Salçalı ve bol ekşili bu çorba, insanın damağında unutulmaz tatlar bırakır.
Altı pirzola ile döşenmiş tencerede pişen yaprak sarması ise damağa sevinç çığlıkları attırır. Yörük mutfağının armağanı patatesli, ıspanaklı, peynirli, dürüm görünümündeki sıkmaları insan yemeye doyamaz. Girit yöresinden gelen "Çullama" ise bir lezzet şaheseridir. Bu böreği kısaca, yufka arasına serilmiş kuş üzümlü, tavuklu pilav diye tanımlayabilirim. Bu tanımlama sizi yanıltmasın, kitaplarda bu yemeğin tarifi iki sayfaya zor sığar.
Mersin mutfağının diğer gözdelerini ise şöyle sıralamak mümkündür: Biber salçası ile yoğrulan sarmısaklı bulgur köftesi, tahinli balık (tace), tahinli kabak dolması, çam fıstıklı kabak dolması, nohutlu kabak, zeytinyağlı humus, patatesli köfte, kurutulmuş çökelekle yapılan surke salatası, nar ekşili zeytinyağlı dolma... Tüm bunları okuduktan sonar Mersinıe gidip bu yemekleri tatmak isterseniz, hevesiniz kursağınızda kalır. Çünkü Mersinıde bu yemekleri yapan lokanta yoktur. Tanrının şanslı kulu olarak, Mersin gezilerim sırasında benim için kurulan özel sofralarda, bu muhteşem yemeklerin tadına baktım. Darısı başınıza.
BAŞTAN ÇIKARICI NARLIKUYU
Mersin , Akdenizli olduğunu, 60 kilometre uzaklıktaki Narlıkuyuıda hatırlar. Silifke yolu üstündeki bu küçük koy, turkuvaz sularıyla yaz konulu bir tabloyu andırır. Bu koyun etrafına balık restoranları sıralanmıştır. Burada favorim "Kerim Balık Restoranı"dır. Deniz kıyısındaki bir masaya oturduğunuzda kulağınıza şırıl şırıl akan su sesi gelir. Bu ses, Narlıkuyuınun yaslandığı tepelerdeki kaynaklardan çıkan, lokantanın altındaki kanallardan geçip Akdenizıle buluşan soğuk ve tatlı suyun sesidir. Onun için bu koyun suyu yüzenleri ürpertir.
Restoranı Örgen Canatan Hanım işletir. Zaten mezelerden balıklara kadar işe bir kadın eli değdiği belli olur. Örgen Hanım müşterilerini mezeyle şişirmez. Biraz ahtapot salatası, biraz kalamar tava, kendi yaptıkları kırma yeşil zeytin, kaya koruğu turşusu, kavun, beyaz peynir. Yeşil zeytinle, kaya koruğunun tadı damakta unutulmaz tatlar bırakır.
Restoranda Akdenizli balıkların en tazelerini bulmak mümkündür. Ama Akdenizıin kralı lağosun yeri başkadır. Onun çorbası, buğulaması, hele hele şişi insanın damağını şımartır. Deniz levreği, sinarit, orfoz da diğer seçeneklerin arasında yer alır. Narlıkuyu baştan çıkartıcı bir yerdir. Onun için kadehlere dikkat etmek gerekir. Bir derken iki, iki derken üç olur. Başta da dediğim gibi Mersin çok lezzetlidir. Tadına bakanın tadı damağında kalır.
TANTUNİNİN TADI
Mersin denince akla ilk gelen yemeklerden biri de "tantuni"dir. Arap mutfağının hediyesi bu yemek, bir zamanların yoksul yemeğidir. Kasaptan alınan kıyma artıklarının, bir tencerede soğan ve domatesle birlikte kavrulmasıyla yapılır, lavaş ekmeğine dürüm yapılarak yenir. 1980ıli yıllarda seyyar satılması yasaklanınca, tantuni aşçı dükkanlarına girer. Bu yemeği pişirebilmek için ortası oyuk özel tepsiler yapılır. Ustalar yetişir. Kıyma artıklarının yerini özel etler alır. Seyyar arabaların önünde dürüm yemekten çekinen varlıklı kesim de, lokantalarda tantuni ısmarlamaya başlar. Yani tantuni sınıf atlar.
Mersinıde her köşe başında tantuni yapan bir yere rastlamak mümkündür. Ama en lezzetli pişirenlerin başında, Camişerif Mahallesiındeki Özkan Tantuni Salonu gelir. İşletmeci Hacı Özkanıa sorarsanız şu ayrıntıları anlatacaktır: "Tantuni, süt danasının but ve kaburga kısmından yapılır. Sinirleri ayıklanan etler, kuşbaşından daha küçük doğranır. Önce haşlanır, sonra tepsiye konur. Tepsinin bir yanında yağsız et vardır. Buna biftek denir. Bunun porsiyonu biraz daha pahalıdır. Diğer yanda ise etin yağlı bölümü yer alır. Bunun adı da tantunidir. Esas lezzet yağlı olandadır. Sipariş gelince, tepsici bir porsiyon eti ortadaki çukur bölüme çeker. Dibi tutmasın diye biraz su atar, sıvı yağ döker. Maydanoz, domates, soğan, tere, taze nane, kimyon, biber koyup karıştırır. Bir yandan da lavaş ekmeğini pişen ete bastırır. Ekmek yağı çeker. Etler pişince dürüm yapılıp müşteriye servis edilir. Tantunide lezzeti, etin kalitesi, tepsicinin ustalığı, tepsinin ısınma derecesi, yağın kalitesi ve atılan suyun miktarı belirler..."
HAVUCUN EN TATLISI
Mersin deyince akla gelen diğer bir lezzet de "cezerye"dir. Arap kökenli, tadına doyum olmaz bir tatlıdır. Cezerye deyince herkes Silifke Caddesiındeki "Dondurmacı Halil"i işaret eder. Cezerye havuçla yapılır. Cilvegözüınden gelen havuçlar yıkanır, haşlanır, kıyma makinesinde çekilip püre haline getirilir. Sonra dev mikserlerde kaynayan şerbetin içine dökülüp karıştırılır. Kıvama gelmesine yakın içine ceviz ve tarçın atılır. Karışım bir gün dinlendirilir. Sonra koca bir koni haline getirilip, dükkanın en görülen yerinde satışa sunulur. Cezerye konisi, tıpkı döner kesilir gibi ince ince dilimlenir. Kutulara konmadan önce, dilimler birbirine yapışmasın diye rendelenmiş hindistancevizine bulanır. 60 yıllık Dondurmacı Halilıin, çöven kökünün çırpılmasıyla elde edilen bir köpükle yenen çam fıstıklı Kerebiçıi de dillere destandır.
Yazar: Can Öztaş
|
Yazının linki: http://www.mutilcesi.net/forum/thread.php?postid=2240
|
 |
idytamam
|
 |
Remzi BÜLBÜL
15 yıl önce - Sal 20 May 2008, 16:19
Uşak'ın Ulubey ilçesine özel 2 yemek ve 1 tatlı...
Hatta bu yemek ve tatlıya özel tescil başvurusu yapmışlar...
ULUBEY DEMİR TATLISI
Özel bir demiri ile şekil verilir hamura. Ulubey'e ait değişik bir hamur tatlısı. Artık her yediğimde bana onunla geçirdiğim tatlı günlari hatırlatacak bir tatlı....
Tarifi aşağıda. Özel demirini ise sanırım sadece o yöreden temin edebilirsiniz. Bildiğim kadarıyla az kişide varmış.
Malzemeler:
- 3 adet yumurta
- Yarım paket kabartma tozu
- 1 kaşık yoğurt
- 2 bardak un
- 1.5 bardak su
- 1 fiske tuz
Şurubu için
- 3 bardak şeker
- 3 bardak su
- 10 damla limon suyu
Yapılışı:
Yumurta, kabartma tozu ve tuzu iyice çırpın. Karışıma 2 bardak su ve un ilave ederek tekrar iyice çırpın. Bu karışımı 10 dk kadar bekletin. Kızartma kabınıza demir kalıbın üstünü bandıracak kadar sıvı yağ koyun. Yağı harlı ateşte kızdırın. Yağın içinde tamamen ısınmış olan demir kalıbı hamura batırın. (Hamurun demir kalıbın üstüne çıkmamasına özellikle dikkat edin.)
Kızgın demir kalıba hamur yapışacaktır, bunu kızgın yağın içine bırakın birkaç saniye kalıbı hiç hareket ettirmeyin. Çünkü hamur sertleşmeden kalıbı oynatırsanız hamurun şekli bozuk olur. Hamur yağda sertleşmeye başladığında demir kalıbı aşağı yukarı hareket ettirdiğinizde, demirin şeklini alan hamur kalıptan ayrılacaktır. Yağda kızaröakta olan hamurun iki tarafını da kızartın. Kızaran hamurları kağıt havlu serilmiş bir tepsi üzerine yerleştirin. Demir kalıp hamurdan ayrılınca kalıbı yağın içine batırın ve demir ısındığında aynı işlemleri tekrar edin.
Daha önce hazırlayıp soğuttuğunuz şerbete kızarttığınız hamurları batırıp servis yapın.
ULUBEY EBEM KÖFTESİ
Malzemeler:
1 kg kıyma(iki defa çekilmiş orta yağlı yada küçük ezilmiş et parçacıkları)
3 soğan (rondada ince çekilmiş)
2 yumurta
1 su bardağı un
karabiber,tuz,nane,kimyon
1 adet paking powder (kabartma tozu)
maydonoz(ince kıyılmış)
Yapılışı:
Küçük parça etler tahta tokmaklarla ezilerek lif lif edilir. İçine un,yumurta ve bolca soğan rendesi konulur yoğrulur. Daha sonra içine baharatları ve kabartma tozu,nane ilave edilerek yoğrulma işlemi tamamlanır. Dinlendirilir, limon büyüklüğünde parçalara ayrılıp bezeler haline getirilir. Üzerine ve altına un serpilerek oklava ile yarım cm inceliğinde açılır. Kızgın yağda kızartılır.
ULUBEY DÖNDÜRMESİ
Kulak memesi yumuşaklığında yoğrulmuş hamur, iki parçaya ayrılır. Tepsi büyüklüğünde açılır. Üzeri yağlanır. Çember dıştan içe doğru, ortada birleşmeyen baklava dilimleri biçiminde kesilir. Yeniden katlanır ve açılır. Tepsi yağlanıp yufka serilir. Üzerine kıyılmış ıspanak, peynir, yağ ve tuz karışımı bolca serpilir. Bir kat yufka daha aynı şekilde hazırlanarak malzemelerin üzerine serilir. Birer fincan sıvı yağ ve yoğurt karıştırılıp, yufkanın üstüne sürülür. Börek sıcak fırında altı ve üstü eşit ölçüde kızarana dek pişirilir ve servise verilir.
Afiyet Olsun...
Ayrıca bu yemekleri ve tatlıları Ulubey'de her zaman yapan ve satan yerleri bulmak mümkündür.
Saygılarımla...
Remzi BÜLBÜL
|
 |
ramazan1977
15 yıl önce - Sal 20 May 2008, 17:35
Karamanda Kışların vazgeçilme içeçeğidir (Konya vb yörelerdede meşhurdur) Hatta kişiler iddalara arabaşı çekmeye diye girerler, bir nebze olsun akşam buluşmak için bir bahane bir tutam muhabbet için bir araçtır, içince insanın içini ısıttığı gibi dostları dahada yakınlaştırır, arabaşı ortamında bulunan küslerin arasındaki soğukluğu sıcaklığıyla eritir, çogunlukla akşam saat 22 den sonra yenir, işte böyledir arabaşı corbası
"Tahta kaşıkla yenmesi daha eftaldir, arabaşıyı tahta kaşıkla yemeyi başaran çocukların havası başka olur "Bak ben büyüdüm arabaşıyı bile tahta kaşıkla içebiliyorum " endamı hakimdir, Köylerde tavşan etli arabaşı çorbası daha makbuldür fakat av yasakları nedeniyle şehre modaya uyup tavuklu yapmaya başlamışlardır
ARABAŞI ÇORBASI
Gerekli malzeme: Hindi veya tavuk, tereyağı, un, acı kuru biber (süs biberi).
Yapılışı: Arabaşı çorba ve hamuru olmak üzere iki bölümdür.
Çorbası: Büyükçe bir tavada tereyağı eritilir ve içine un koyarak rengi kahverengiye gelinceye kadar kavrulur. Buna meyhene denir. Diğer tarafta içinde kaynamış hindi veya tavuk suyu bulunan tencereye karıştırılarak dökülür. Acı süs biberi ilave edilir. Haşlanmış hindi veya tavuk eti ilave edilir ve özleşinceye kadar kaynatılır.
Hamuru: Bir kapta ılık suya un bulanır. Daha sonra su bulamaç, tencerede kaynayan suya yavaş yavaş dökülerek karıştırılır ve bir müddet pişirilir. Belli kıvama geldikten sonra ıslatılmış tepsi veya sinilere ince olarak (2 santim kalınlığında) dökülür. Tahta kaşık ile alınan hamur tasa konan arabaşı çorbasına batırılarak hamur çorba suyu ile çiğnenmeden yutulur. Acı pul biber ilave edilerek ve acı biber turşusu alınarak da yenir. Mide ve barsak tembelliğine çok iyi gelir. Kış aylarında sıkça yapılır.
ARABAŞI İLE İLGİLİ KARAMAN’DA
SÖYLENEN TEKERLEMELER
Arabaşıyı yaptıysan hindiden,
Geliriz ikindiden.
Arabaşıyı yaptıysan tavşandan,
Geliriz akşamdan.
Arabaşıyı yaptıysan tavuktan,
Gelemeyiz soğuktan.
www.karamankultur.gov.tr
|
 |
mustafars
15 yıl önce - Sal 20 May 2008, 21:23
tavsiye eden olmuştur belki bilmiyorum ama ben yinede söyleyeyim. adanaya yolunuz düşüpte bir adana kebabı yiyeyim derseniz bence illaki baraj yolundaki Hasan ustaya gidin.. servisine ve yemeklerine (özellikle adana kebabı) hayran kalacaksınız.. mersine gidip birde tantuni yiyeyim derseniz bence en güzel yer t.sırrı gür lisesinin yanındaki Mersin tantuni..
|
 |
Mehmet Adıyan
15 yıl önce - Sal 20 May 2008, 22:02
Kilis'e yolunuz düşerse Tava Kebabı ile Tava Katmerini yemeyi unutmayın.Emin olun memnun kalacaksınız
|
 |
Haldun Turan
|
 |
Rabia Aydın
15 yıl önce - Pzr 20 Tem 2008, 16:28
Türk yemekleri-Tarifler ve nerede yenir
url=http://wowturkey.com/t.php?p=/tr241/Rabia_Aydin_PICT3827.jpg]
MADIMAK
Madımak - Sivas yemeği diye bilinir ama aynı coğrafya da olması nedeni ile Şebinkarahisar'da da sıklıkla yapılır. Yüksek yerlerde, yaylada biten bir ottur madımak, aynı ıspanak gibi pişirilir farklı olarak içine pirinç yerine bulgur konur birde kıyma yerine kavurma veya pastırma konulur biraz da acı biber ilave edilirse çok şık olur. Buraya verdiğim foto kavurmalı madımaktır.
(+) [/url]
(+)
TOYGA ÇORBASI ( AYRANLI ÇORBA)
Daha önce bunun tarifini vermiştim. Hatırlatmak bakımından kırık buğday yani yarma, nohut, ve kuru fasulye haşlanır, iyice pişer ayrı, ayrı pişirilir, içine süzme yoğurt katılır, üzerine dereotu ve nane atılır. Bu foto ayranlı çorba/ toyga çorbasının yaz versiyonudur. Afiyet olsun.
|
 |
sayfa 54  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|