Dün yazmıştım ancak karışıklığa denk geldi ve bu konudaki mesajım silindi.
Sözkonusu anayasa değişikliği üniversiteler YÖK kanununu etkilemiyor. Çünkü üniversiteler için ayrıca bir kanun mevcut ve bu kanunda ek 17. madde sözkonusu yasağa neden oluyor. Yani sorun, suç yada uygulama rektörlerde değil. Rektörlerin yaptığı YÖK kanununu uygulamak. Asıl hata ve eksiklik böyle yarım yamalak bir kanun çıkaranlarda. Hükümetin Anayasa danışmanı bile televizyonlara çıkıp üstüne basa basa sadece anayasa değişikliğinin yeterli olmadığını, ayrıca YÖK kanununda ilgili maddenin yerine konuyla ilgili maddenin eklenmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca çene altı gibi biçim tarif etmekle zaten yasa özürlü doğdu. Yani birçok arkadaş iştahla linker veriyor ama ortada bırakın çözülmeyi daha fena olmuş bir durum mevcut.
Dolayısıyla konu rektörlerde yada YÖK'te değil, özürlü doğan bu yasada. Bu yasa bence anayasa mahkemesinde reddedileceği için özellikle böyle çıkarıldı. Böylece işte "birşeyler yapmaya çalışıyorlar" intibası bırakmak ve yaklaşan yerel seçimlerde rantı kendisine çevirmek düşüncesi. Üniversitelerde özgür ve tarafsız idi. Bugün ise üniversiteler sözkonusu yarım kalan işten dolayı taraf olmak ve niyet belirtmek zorunda kalıyorlar. Ya bu kanunu tamamlayacaklardı yada hiç ellemeyeceklerdi. İşte herkezin korkusu buydu ve o da gerçekleşti. Maalesef birçok uzmanın ve kişinin kaygılarının gerçeğe dönüşmek üzere olduğunu görmekteyiz. Bu yarım yamalak uygulama özgürlük olmadığı gibi yasal bir boşluk ortamı doğurdu.
Teşekkürler.
En son umutyolu tarafından Sal 26 Şub 2008, 14:12 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Haberlerde izledim.
Bursada bir grup kişi Türban için gösteri yaptı. Eskiden olduğu gibi gene türbanın anlamını bilmeyen, sokakta istop oynaması gereken çocuklar gösteride kullanıldı. Ellerine pankart verildi.
Sonra bir üniversiteyi gösterdiler. İki hanzo türbanlı kızlar içeri alınmıyor diye ağalık yapıyorlardı.
Bu insanlar olayı çeken Kanal D kameramanlarını dövdüler. Hatta bahçe dışında bu olay cereyan etti. Kanal D'dekiler okul güvenliğine yardım edin dedi. Adamlar orası bizim sahamız değil dedi. Okula şikayet edildi bu öğrenci sıfatı altındaki kişiler. Bu bıçaklı iki kişi polise teslim edildi.
Şimdi de rektörlerin en çok korktuğu şey oldu. Bunu bir mesajımda tam açıklayamamıştım. Rektörler 17. madde düzenlenmediği sürece Anayasa hükmü geçersizdir dedi. Bu noktada "17. maddeyi düzenlemeden bize türbanlı öğrencileri alın demesinler " dediler. Ama yök başkanı direk yazı dağıtarak, alacaksınız dedi.
Hani 17. madde düzenlenmeden bu yasa bekletilecekti? Hani uzlaşma sağlanıyordu. Yök başkanının ne acelesi vardı da 17. madde düzenlenmeden, rektörlere emir verdi?
Demek ki uzlaşma baştan beri yokmuş.
Bu ne acele anlamıyorum. Başbakan'ında herkese konuşma yasağı vermesine de sinirim.
Ülkedeki insanlar kafalarında bu kadar soru işaretleri ile aydınlanmayı bekliyorken, bu konuşma yasağını aklım almıyor.
Anayasa Mahlemesinin reddedeceğini nereden biliyorsunuz?
Esastan değil şekilden inceleme yetkisi var. Meclis'in üzerinde bir kurum değil ki mahkeme. Onlarda hukuka tabi... Referandumu da anayasa mahkemesine götürmüştü müzmin muhalefet. Ama onların istediği kararı vermedi?
Anayasa mahkemesi bu değişikliği REDDETMEYECEK bence.
Anayasa Mahlemesinin reddedeceğini nereden biliyorsunuz?
Ben reddedilecek demedim. 17. madde düzenlensinde önce, Anayasa mahkemesini sonra tartışırız.
Rektörler taaa türban konusunun başında demişti. "17. maddeyi düzenlemeden, sadece anayasa değişikliği ile bizden türbanlı öğrencileri alın demesinler "demişti. Ama yök başkanı bunu dinlemedi.
Daha ortada düzenlenecek bir 17. madde var. Sözde bunun için uzlaşma sağlanıyor.
Bu uzlaşma olmadan da türban serbestliği olmayacaktı. Hani nerde?
Rektörler bu iyi niyeti istemiyorlar ama. Baştan beri istemediler. Top bize atılmasın dediler. Madem bir şey istiyorlar, tamamen yasal olacak şekilde düzenleme yapılsın istediler. Çünkü ek-17 düzenlenmesi olmadan okula öğrenci alınması yasal bir olay değilmiş. Hukuk bilgim çok yok, duyduklarımı, izlediklerimi aktarıyorum.
Ama malesef bu dediklerim olmadı. Yök başkanı da konuşma yasağı bahanesi ile hiç bir şey demiyor. Sadece üniversitelere yazı atarak, bu öğrencileri alacaksınız diyor.
Bu uzlaşma değil resmen dayatmadır. Anayasa maddesi tek başına yeterli değildir. YÖK kanununda değiştirilmesi gereken bir madde daha vardır. Ama bakıyorum YÖK başkanı çıkıyor Cumhuriyet ile ilgili bol keseden sallıyor. Hem o maddenin değişmeden uygulanmasınının imkansız olduğunu biliyor hemde rektörleri resmen teşvik ediyor. Zaten onun oraya gelme amacını açık unutulan mikrofona seslenen Maliye bakanı söylemişti. Malumun ilanına gerek yok.
Anayasa mahkemesinde sözkonusu kanunun reddedilmesi %50 ihtimaldir. Ancak önceki kararlar ve AIHM'de ortaya çıkan tablo aslında reddedilme oranını yükseltiyor. Eğer red olursa asıl o zaman daha fena olacak. Aylardır her iki kesimde bir avuç bayanın başına gözlerini dikmiş durumda. Eskiden büyük çoğunluk buna dikkat etmezken bugün yeni nesillerde bunu tartışmaya başladı. Ayrıca aylardır televizyonlarda, medyada bir sürü haberler ve gerilimler ortaya çıkmış. Bu saatten sonra üniversitelerin eskisi gibi olacağını kimse söyleyemez.
Bu duruma neden olanlar bu kanunu böyle yarım yamalak çıkaranlardır. Çene altı gibi basit tanımlara indirgeyenlerdir. Rektörlere, uygulayanlara suç aramayın, günahtır yazıktır.
Teşekkürler
En son umutyolu tarafından Sal 26 Şub 2008, 14:25 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Bu sorunun cevabını bugün Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Faruk Birtek yanıtladı.
Bir konuyu abartanlar, olmayanı var gibi gösterenlerdir.. Anayasaya aykırı bahenesinden sonra şimdi de utanmadan 17.maddeyi bahane eden zihniyetin bahanesi hiç bitmez. Sanki anayasadan daha üstün bir yasa var memlekette. Zamanında anayasa anayasa diye boşboğazlık yapanlar hadi şimdide çıkıp "Bu 17. madde anayasaya aykırıdır. Ve anayasa bir ülkenin en üst yasası olduğu için anayasaya aykırı bir kanunu yürürlüğe koyamayız" deseler ya. Ne oldu birden sözde anayasa sevdalarına?? Dedim ya bunların bahaneleri bitmedi, bitmez..
Alıntı:
Ana muhalefet partisinin türban politikası Hitler'den farksız..
Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Faruk Birtek, Ana muhalefet partisinin başörtüsü konusundaki tavrını, Hitler'in Yahudi politikasına benzetti.
Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Faruk Birtek, başörtüsünü üniversitelerde serbest bırakan Anayasa değişikliğini Anayasa Mahkemesi'ne götürme kararı alan Ana muhalefet partisini eleştirerek, "Ana muhalefet partisini son derece geri kalmış buluyorum. Ana muhalefet partisi, ne Atatürkçü ne de Cumhuriyetçi. Atatürk kadınların kıyafetlerine karışmamış. Demek ki bir bildiği varmış. Ana muhalefet partililer huzur istemiyor' dedi.
'Ne demek üniversiteye giremez başörtülüler' diye soran Prof. Dr. Birtek, 'Bu durum Hitlerin Yahudileri üniversiteye almamasına benziyor. Bunlar da 'Siz Müslümansınız sizi üniversiteye alamayız' diyorlar. Bunun faşizmden ne farkı var?" diye konuştu. Başörtülülerin rejime dair art niyetleri olduğunu iddia edenlere cevap veren Birtek, şöyle devam etti:
NİYETLERİ OKUYAMAYIZ.
"Başını örtüyor diye insanlara herhangi bir niyet atfedemeyiz. İnsanların niyetlerini hiç kimse bilemez. Niyetler suç işlendikten sonra ancak mevzubahis edilir. Vatandaşın mutluluğu esastır. Türbanı yasak etmek vatandaşı rencide eder. Ben başörtülülerin de mutlu olmasını istiyorum, mutlu olmaları için ne gerekiyorsa yapılmalı."
Korku tünelinden çıkma vakti geldi..
Başörtüsü yasağının kalkması için imza atan tarihçi Prof. Dr. Ayhan Aktar, eski solcuların empati kuramadığını savunarak, '40 yıl önce sosyalizm gelince Türkiye'deki her şey değişecek sanırdık. Güneşin bile daha güzel parlayacağına inanırdık. Fakat herkes gibi biz de değiştik' dedi. 'Marmara Üniversitesi'nde 1998 yılında benim de başörtülü öğrencilerim vardı' diyen Aktar, 'Türkiye'de bazı insanlar korku tünelleri yaratıyor. Ama korku tüneli de içindeki hortlaklar da gerçek değil. Artık korku tünelinden çıkma vakti geldi' diye konuştu. ENSONHABER
En son M.O.Dikmen tarafından Sal 26 Şub 2008, 14:45 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Ben üniversiteler karışacak dediğimde, kimse inanmamıştı. Selam olsun inanmayanlara .
Haklısınız gözde hanım. Bunu haber merkezlerinde üstüne basa basa hükümetin anayasa danışmanı da defalarca söyledi. Ancak toz pembe hayaller bir kesimi öyle sardı ki hala uyanamadılar. Dimyat'a giderken evdeki pirinçtede olmak varmış. YÖK'e madde eklense ne olacak? Sözkonusu yasanın Anayasa mahkemesinde iptal edilmeyeceğinin garantisi yok. İptal edilmese bile o kadar çok güvensizlik oldu ki akıllardaki kelimeler nasıl çıkar bilemiyorum. Dün YÖK başkanının söylediği söz bile başlı başına bir şüphe içeriyor.
Alıntı:
"Başını örtüyor diye insanlara herhangi bir niyet atfedemeyiz. İnsanların niyetlerini hiç kimse bilemez. Niyetler suç işlendikten sonra ancak mevzubahis edilir. Vatandaşın mutluluğu esastır. Türbanı yasak etmek vatandaşı rencide eder. Ben başörtülülerin de mutlu olmasını istiyorum, mutlu olmaları için ne gerekiyorsa yapılmalı."
Ne yazık ki sayın rektör olayı başörtülü kızlarımıza indirgemiş. Oysa niyeti okunacak olanlar kızlarımız değil, diğerleridir.
Teşekkürler.
En son umutyolu tarafından Sal 26 Şub 2008, 14:35 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi