Anayasa değişikliği anayasa mahkemesinden dönmeyecek.. Laiklik ya da başka bir kanunla hiç bir aykırı tarafı yok çünkü.. Hiç kimse yükseköğrenim hakkından mahrum değildir ve bununla ilgili düzenleme kurallara bağlıdır yazıyor.. Bunda bir yanlışlık yok..
Ama düzenlemenin bağlı olduğu kuralda bir terslik var.. Ek 17.. Eğer bu çene altı üstü falan gibi kavramlarla giderse döner.. O yüzden şu anda sanki başka bir formül arayışı içerisindeler.. Hiç bir dini kuralı referans almadan sadece başörtüsünün girişine izin verip diğer unsurları yasaklamak isteniyor.. Hakikaten zor iş..
Hayır canım referandum diye bir seçenek yok. Mahkeme meclisin aldığı kararı reddederse kendini "senato" yerine koymuş gibi olacak. Gerekçeli kararını meclise gönderir. Meclis'te inceler ne yapılacağına karar verir.
bu iki yasa değil ama başörtüsünün nasıl bağlanacağını anlatan kanun anayasa'dan dönebilir.
bu iki yasa şekil yönünden de, içerik yönünden de problemsizdir.
çünkü kimsenin eğitim hakkı, kanunda açıkca belirtilen haller dışında elinden alınamaz diyerek sadece özgürlük alanını genişletmiştir.
kimsenin özgürlüğünü elinden alma veya dine referans verme durumu söz konusu değildir.
o yüzden, anayasa'dan dönmez.
YÖK Yasası Ek 17. Madde (bana bile ezberlettiler ) 'de yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesinden dönme olasılığı yüksek. Bunu hükumette görüyor. O yüzden revizyon sinyalleri veriyor.
Bazı vekiller (Arınç mesela) bu madde de değişikliğe gerek kalmadan da başörtüsü meselesinin zamana yayılarak çözüleceğini düşünüyor.
Bence de burada durulmalı. Zaman herşeyi çözer....
Ben bir bireyim.Herkes tek başına birey. Yaşadığımız çağa uygun olmayan düşünce ve kafa yapısı bilimsellikden uzak geleceğe yatırım yapmayan yeni teknolojik çalışmalarla hayatı kolaylaştırmayan yaşam standartlarını yükseltemeyen toplumlarda hepsi birer ataerkil toplum gidişatıdır. Bireylerin giyim tarzı ilk bakışta karışılmaması gereken demokratik haklardandır gibi geliyor. İçerik olarak toplumu oluşturan birey oluncada toplum yaşamının birarada yaşamın kuralları ortaya çıkıyor.Toplumun da yarısı bayanlardan oluştuğuna göre Onların baş örtüsüyle erkekler niye uğraşıyor bunu anlamış değilim.Kadına bukadar değer veriliyorda acaba bizim mi haberimiz yok.Şayet öyleyse neden mecliste kadın yok neden çalışma alanlarında kadınlar azınlıkta.Okula gidemeyen bunca kızlarımız varken neden onların eytimiyle değilde başlarıyla uğraşılıyor.Kısaca şunu ifade etmek isterim bu ülkede nekadar erkek varsa o kadarda bayan var. acaba nerdeler. Merak ediyorum kendilerini isbatlasalarda bu safsata bitse.Yoksa yakın gelecekte sokaklara cıkmak bile hayal olabilir.
Başörtülü kızlarda vakti zamanında çok konuştu. Eylemler yaptı, bağırdı çağırdı. Üniversite önlerinde kendilerini zincirlere vurdu. Görmediniz mi? Şimdi iktidar konuyu çözmeye meyilli olduğu için ve başörtüsü karşıtları meydanlarda olduğu için ÇATIŞMA ÇIKMASIN DİYE sabırla, tevekkülle, vakarla sonuçları bekliyorlar.
Başörtülüler; kardeş kanı dökülmesin diye sokakta eylem yapmıyorlar şimdi. Masada bitirilebilecek bir konuyu sokağa taşırmak istemiyorlar.
Konuyu erkekler niye konuşuyora cevabımız: Vicdanı olan herkes sorunu çözmek için çaba sarfediyor.
Konu tamamiyle özgürlükler olarak eli alınmalı. Alıntı mesajdaki her başlığa tamamiyle katılır ya da katılmazsınız, ama konu gerçekten bir kısım insanımızın özgürlüklerinin kısıtlanması ile ilgili. Kimsenin kimseye dini, düşüncesi, kılık kıyafeti için baskı yapmadığı bir Türkiye dileklerimle! El ele, gönül gönüle, kardeşçe yarınlara. Düşmanlıktan kimseye fayda gelmez, gelin dost olalım. problemlerimizi dostça çözelim.
Alıntı:
"Söz konusu özgürlükse...
Üniversite kapısı sert bir şekilde yüzümüze kapatıldığı günden bu yana yaşadığımız acılar bize bir şey öğretti:
Gerçek sorunumuz insanların hayatlarına, görünüşlerine, düşüncelerine müdahale edebilme hakkını kendinde gören yasakçı zihniyettir.
Başını örttüğü için ayrımcılığa uğrayan kadınlar olarak tüm samimiyetimizle açıklıyoruz ki;
Kürtler `in ve ötekileştirilenlerin kendilerini bu ülkenin asli unsuru hissetmesi için gereken hukuki ve psikolojik ortam oluşturulmadan,
acımasızca işlenen cinayetlerin gerçek sorumlularına ulaşılmadan,
301 davalarını bitirecek düzenleme yapılmadan,
azınlık vakıflarının üzerinde pişkince oturanların rahatı bozulmadan,
Aleviler `in ibadet evlerini de kültür merkezi olarak görmekte ısrar etmekte ısrar etmekten vazgeçilmeden,
üniversitelerden sudan sebeplerle atılan arkadaşlarımız geri dönmeden,
yasakçı zihniyet bize ne zaman, nerelerde ve nasıl örtüneceğimizi dayatmaktan vazgeçmeden,
üniversitelerin özgürlüğünün önündeki en büyük engel YÖK kaldırılmadan...
Kısacası;
12 Eylül darbe anayasasını esamisi okunmayacak şekilde ortadan kaldırılıp, yeni, sivil bir anayasa yapılmadan mutlu olamayacağız.
Birimizin diğerimiz için tehlike olduğu korkusunu yayıp bizi birbirimize düşürerek bu adaletsiz düzeni devam ettiren yasakçı zihniyet tamamen ortadan kalkmadan hiçbir özgürlük tam özgürlük değildir.
Özgürlüklerin kısıtlanmasının ne demek olduğunu bilen insanlar olarak, bundan sonra da her türlü ayrımcılığın, hak ihlalinin, baskının, dayatmanın karşısında olacağız.
Unutulmamalı ki:
`Gökler ve yer adaletle ayakta durur.`(Hz . Muhammed)"
Doğan medya 21 Şubattaki MGK için bu konuda askeri baya bir kışkırtmaya çalıştı. Kaç gündür gazetelerde MGK'nın en önemli gündeminin türban olacağı gazı verildi durdu ama sonuş gene nafile. MGK dün oldu, bu Doğan grubu gazetelere bakıyorum MGK'da ile ilgili haber alt başlıklarda vermişler, o haberler de türban konusu geçmiyor zaten. Bazen orduya siyasete müdahalesinden dolayı kızıyoruz ama ordu her ne kadar siyasetten uzak durmaya çalışsa da birileri devamlı orduyu siyasetin göbeğine çekmek için elinden geleni yapıyor.
Konu tamamiyle özgürlükler olarak eli alınmalı. Alıntı mesajdaki her başlığa tamamiyle katılır ya da katılmazsınız, ama konu gerçekten bir kısım insanımızın özgürlüklerinin kısıtlanması ile ilgili. Kimsenin kimseye dini, düşüncesi, kılık kıyafeti için baskı yapmadığı bir Türkiye dileklerimle! El ele, gönül gönüle, kardeşçe yarınlara. Düşmanlıktan kimseye fayda gelmez, gelin dost olalım. problemlerimizi dostça çözelim.
Hayır eğitim özgürlüğü olarak ele alınmalı. Başbakan eğitim özgürlüğünü genelde kullanmadığı için zaten gerginlik oldu. Herkes hatırlamadır ki düzen için özgürlüklerin de sınırı vardır. Eğer özgürlük diyorsak, ben kamu alanında ve okulda içkide içerim, kapalı alanda sigara yasağını da uymam, istediğim yerde istediğimi giyerim. Bende buna özgür ülkedeyiz işte karışamazsınız bana derim. Bu anlamda herkesin özgürlük demesi yanlış. Buradaki konumuz " eğitim özgürlüğü" .
Türban kapsamında aslında çözülmesi gereken çok şey var. Mesela yahudilerinde bu anlamda okula kipa ile gelmesine izin verilmeli. Ve dini simgelerin sayısı da arttı. Bu anlamda zaten bir çıkmaz var. En son burka, kara çarşaf ve peçeyi yasaklayan bir düzenleme yapıyorlardı. Başörtüsünün bağlanması konusunda sonunda kimsenin başını nasıl bağlayacaklarına karışamayacaklarını anladılar. Gelişmeleri takip edemedim ama bu anlamda bir düzenlemeyi eğitim özgürlüğü adına olumlu görmekteyim.