ama bu kızarımız türbanla üniversiteyi bitirdikten sonra çaışma hayatına atılacaklar,o zaman ne olacak,avukat,hakim veya savcı olanlar?
Zaten üzerinde durduğumuz, sorunun bu noktadan sonra ne olacağının belirsizliğidir. Ya kaynayan kazanın altındaki ateş daha da alevlendirilecek -ki o zaman çözümü imkansız bir süreç başlayacaktır, ya da gençler kamu kurumlarının dışındaki bir çalışma hayatına zorlanacaktır. Demek istediğim de zaten her aşamada Anayasa'nın maddeleriyle oynamanın tehlikesinin bu ülkeye yaşatılmamasıdır. İşte o nedenle hesapların iyi yapılması, aceleye getirilmemesi ve gelecekte "şimdi ne olacak?" dememek için bu hassas çizgiyi en uygun şekilde çizmek gerekir.
Şimdiye kadar konunun muhatabı gençlerin nedense bu konuda pek düşünceleri kamuoyuna yansımadı. Yansıyanlar da belki yeterince gündeme getirilmedi. Ama sonu şimdiden gözüken olası bir kaosla donatılmış bu adımlar, hep toplumun ikiye bölüneceği, üniversitelerde ayırımcılık yaşanacağı yolunda oldu. Ama kimse öğrencilerin belirli bir olgunluk ve anlayış içerisinde bir arada, aynen sokaktaki gibi yaşayabileceğini görmek ya da göstermek istemediler. Belki de bu uyum içerisinde geçecek bir eğitim süreci yaşanacak. Ama gel gelelim eğitim süreci bittiğinde ne olacak? Anayasanın değişmesi mümkün olmayan ve değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek temel nitelikli maddeleriyle oynama ihtiyacı gündeme mi gelecek? Şu an için bu değişikliği yapacaklar da, karşı çıkanlar da aynı hassasiyetleri üzerine basa basa vurguluyorlar. Ama bu sorun ileride yaşanırsa "........şöyle yapar bunu aşarız" diyebilen kimse yok.
Çok iyi niyeti oluğunuzu beirtmek isterim.Günümüz üniversite gençliği her ne kadar eskiye göre daha akılı bie olsa şu hususa dikkat çekmek istiyorum:
Bugün çağdaş olarak nitelendirilen ülkelerde ne sağ nede sol mefhumları kalmıştır ama 30 sene öncesine göre daha ilerde olan ülkemizdeki gençlikte bile hala bu ayrımlar söz konusudur,bunu hepimiz biliyoruz ve görüyoruz.Bu bakımdan hee din gibi hassas ve dogma içeren bir konuda yüksek okulda okuyan öğrencilerimizin ilrde de farklı düşünmeyeceği fikrindeyim.
Ben şahıs olarak ne ibera ne sağ,ne de sol düşünceler taşıyorum,tek dileğim Atatürk'ün söylemerinin çağa göre uyarlanmasıdır ama unutmamak gerekir ki biz bir ulus devletiz,ümmet değil,din ie yönetilmeyiz..
Bu ülke İslam cumhuriyeti değil,öz olarak kurucusu Türkler olan Türkiye cumhuriyetidir.
Eskiye göre gençlar daha zeki ama fazla da bir şey değişmedi...
Ama kimse öğrencilerin belirli bir olgunluk ve anlayış içerisinde bir arada, aynen sokaktaki gibi yaşayabileceğini görmek ya da göstermek istemediler. Belki de bu uyum içerisinde geçecek bir eğitim süreci yaşanacak.
Bu durumu olgunlukla karşılayanlar olabileceği gibi, olgun bir şekilde bakmayanlar da olacaktır muhakkak. Bugüne kadar, sokakta kimse kimsenin nasıl giyindiği üzerinde bir ön yargı durumunda değildi; fakat bu durum, üniversiteye ve ileride kamu alanlarına girmesi muhtemel durum üzerine bir ön yargı oluşturacak biçime geldi.
Keşke bu durum, toplumu ikiye ayıracak bir konumda olmasa.
2) "Önce kara çarşaf ve peçe ile gelmeye başlamışlar": Değil kampüste, Van'ın sokaklarında bile kara çarşaflı yahut peçeli hanımefendi görmek mümkün değilken nasıl oluyorda kampüste heryerde görebiliyor sayın eski "ermeni asıllı vatansever" rektörümüz anlamak zor tabi
Ben İstanbul'da doğdum, büyüdüm. Van'a da gittim. İstanbul sokaklarından hiç peçeli görmedim. Ama Marmara Üniversitesi Göztepe Kampüsü Nihat Sayar Binasında(hazırlık sınıflarının okuduğu) peçeli kızlar gördüm. Hem bu kızlar ülkemize kafir devlet, kendilerine de Müslüman Gençler diyorlardı. Ben Türk asıllı bir vatansever olarak bunu gördüm. Ne dersiniz?
Alıntı:
Başörtüsünü aşağılarcasına "kumaş parçası, kaput bezi" diyenleri görmüştüm ama Nazi üniforması ile başörtümüzün aynı kefeye konulacağı günleride görecektik demek.. Yazık, gerçekten çok yazık. "Elin gavurları" diye tabir ettiklerimiz bile bu kadar hor görmüyor başörtüsünü.
Arkadaşımız başörtüsü ile nazi formasını aynı kefeye koymamış. Siz de öyle olmadığını anlayamamışsınız sanırım. Her ülkenin yaşayacağı tehlike başkadır demek istemiş.
Örneğin ABD'de bir zenciye, "negro" ya da "nigger" demek hakarettir. Bunu yerine "black" derler. Bizde ise zenciye "zenci" demek hakaret değildir.
Alıntı:
Anayasa konusunda soylenecek bir kac soz oldugunu dusunuyorum....
Biraz açıklar mısınız, yeterince anlaşılmıyor.
TBMM anayasamızın aşağıdaki maddelerini değiştirebilir mi?
Yazdigim yorum, Dunya’daki Anayasalarin ortak ozelligi hakkindaydi. Bu ozellikte :
Devletin yetkilerinin sınırlarının belirlenmesi ve de zorba bir yonetime karsi halkin korunmasi ilkesidir.
Bizdeki anlayis maalesef bunun tam tersi. Halkı, Devletin sahiplerinden korumak yerine ; Devletin egemenlerini, Halktan korumak gibi Dunya’da sadece dikta rejimlerinde varolan bir anlayis seslendiriliyor. Anayasa, Halk icin yapilir, Devlet icin yapilmaz. Devlet zaten erk sahibidir. Anayasa Guc’e sahip olaninin sınırlarını belirler.
Anayasa’nin degismez hukumlerine gelince 10. Maddede yapilan bir degisikligi 2. Madde ile iliskilendirmeye calismak baya bir zorlamadir. 1997’den beri uygulanan bir yasagi, 1961’da yazilmis 2. Maddenin olmazsa olmaz bir parcasi olarak gormek icin 367 dereden su getirmek lazim.
Alıntı:
Fransız meclisi anayasayı değiştirip, Cumhuriyeti lağvederek Sarkozy'yi kral ilan edebilir mi?
Fransa'da Meclisin, Anayasada degistiremedigi yasalarin, referenduma gidilmek yoluyla, degistirilmesi ve de kralligin ilan edilmesi, teorik olarak mumkundur. Lakin bunun olamayacagi asikardir, cunku bizde tartisilan basortusu konusunun aksine Fransa’da kralligin donusu icin bir toplumsal talep yoktur.
Krallikla ilgili olmasa da gecen senenin sonunda yapilan bir referendum bu konuda ilginc bir ornek teskil ediyor. Venezuella’da Hugo Chavez, baskanin yetkilerini artiran bir Anayasal duzenleme icin halk oylamasina gitti. Genelde partisinin oy orani %50’nin ustunde olmasina ragmen halk bu degisiklige sicak bakmadi ve de Chavez’e iktidar oldugundan beri ilk defa secim yenilgisi yasatti.
Bu tarz konularda genel konsensus, Halklarin serbest birakildigi zaman kisitlayici degil ozgurlukcu fikirlere destek verdigidir, “Basortusune Ozgurluk” degisikligi ile ilgili muhtemel bir referendum da olacagi gibi.
En son Canas tarafından Çrş 06 Şub 2008, 18:26 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Ben İstanbul'da doğdum, büyüdüm. Van'a da gittim. İstanbul sokaklarından hiç peçeli görmedim. Ama Marmara Üniversitesi Göztepe Kampüsü Nihat Sayar Binasında(hazırlık sınıflarının okuduğu) peçeli kızlar gördüm. Hem bu kızlar ülkemize kafir devlet, kendilerine de Müslüman Gençler diyorlardı. Ben Türk asıllı bir vatansever olarak bunu gördüm. Ne dersiniz?
Eğer gerçekten de böyle birşey görmüş olsaydınız şu an Türban sorunu gibi birşeyin olmaması gerekmez miydi?
Ben İstanbul'da doğdum, büyüdüm. Van'a da gittim. İstanbul sokaklarından hiç peçeli görmedim. Ama Marmara Üniversitesi Göztepe Kampüsü Nihat Sayar Binasında(hazırlık sınıflarının okuduğu) peçeli kızlar gördüm. Hem bu kızlar ülkemize kafir devlet, kendilerine de Müslüman Gençler diyorlardı. Ben Türk asıllı bir vatansever olarak bunu gördüm. Ne dersiniz?
Biraz insafa gelip "türbanlı" deseydiniz bu yazdıklarınızı ciddiye alma ihtimalimiz mutlaka olurdu. Ama siz "peçeli" diyerek kendi kendinize o ihtimali ortadan kaldırdınız..
Demokrasi adına yapılıyorsa sonuna kadar serbestliği desteklerim ancak yapılanların art niyetli olduğunu düşünüyorum.
Bu yüzden türban konusundaki serbestliğe bende karşıyım.
ben de bu düşüncenizin art niyetli olduğunu düşünüyorum dediğim zaman ne diyeceksiniz.
hiç bir kimseyi düşüncesi art niyetli diye böyle böyle yapacak diye özgürlüğünden men edemezsiniz.
bu ülkenin anayasası kanunları hakimi savcısı var. eğer suç işleniyorsa yargılanır cezası verilir. asla ve kata korkularla önyargılarla vehimlerle hiç bir yere varılamaz.
lütfen artık insanlarımızı boş korkularla kaybetmeyelim küstürmeyelim.
bir ülkenin en değerli hazinesi insanlarıdır. o zaman bu hazineyi kazanalım...
Türbanın sonunun neye mal oacağını görmemek saflık olur.Bu kişiler ya dini rejim taraflısıdır,ya da aşırı duygusal ''demokrasi''( bilmedikleri demokrasi) ve liberallik!
Şunu ben Cem olarak kesin kes söylüyorum ki,Hiçbir İslam ülkesinde demokrasi olamaz,olmaz,eşyanın tabiatına aykırıdır,ama Türkiye hariç,zira İslam ülkeleri(sanki islam bizim Türk olmamızdan daha önemli gibi)komple ümmetçidir!Vatan kavramı,milli aidiyet kavramı yoktur ve her zaman batı tarafından ezilirler,ancak milli duyguları olan milletler baş kaldırırlar,geri kalanı gördüğüne görmediğine kullk yapar.
Türk milleti kulluk yapmaz,kendi başına bireydir ve kendi cumhuriyetine sahip çıkar ve de Türk milleti fertleri kendi dinini içinde yaşar,hangi dine mensup olursa olsun;dışarıya taşırmaz!Eğer o din dışarı taşarsa,Türk milleti o işi bitirir!