Hep Aynı masallar kaç yıldır ''başörtüsü'' meselesini tartışıyoruz.Aşamadık kendimizi ben çok tartışdım ama sonuç yok malasef bu ülke de ''Cem evine gidenler'' dini'i mubin islamı siyasete alet etmiyor,ama bir sağ cenahın lideri ''cami'ye'' gittimi birileri başlıyor yaygaraya,ne oldu nedir derdin ''yahu bunlar var ya bunlar eee..din'i siyasete alet ediyor'',doğrudur üstadım ,peki cem evine gidenler etmiyormu acep ?.
Siyasal mezhepçilik akımı baştanlar,Din'i siyaseset alet etmiyorumu ?.
Atatürk üzerinden ''biz kaç kişiyiz'' diyerek,sms yolla diyenler,Atatürk siyasal kavgalarına alet etmiyormu ?.Sizi gidi sizi statükocular sizi .Sizi gidi sizi şark kurnazları sizi gidi siziler...
Derdiniz mütedeyyin vatandaşla başka bir şey değil bu.Hrant'ın cenazesinde,bazılarının cenazesinde camileri yuhaladığınız,insanları tahrik ettiğiniz günleri unutmadık.
Bu milletin değerlerine saldırarak insanları,''benim babannem gibi örtüneceksin'' diyenler,Babaannelerimiz,Dedelerimiz o devir de uzun iç çamaşırı giyiyordu, siz de giyinin o zaman haydi göreyim sizleri bekliyorum varmı buna cesaretiniz ? .Küresel sermayenin silahşörleri ve uzantıalrı gazete kenarlarında milletin inancına saldıranlara sormak istiyorum; Bâbıali'ye yakın olan Süleymaniye camisinde kaç kez namaz kıldınız ?,ne biliyorsunuz,bunların taraftarlarına da sormak istiyorum siz kimsiniz !.Kaçınız Kur'an-ı Kerimi hatim etti,kaçınız din konusunda ihtisas sahibi ?.Şunu unutmayınız ki siz böyle yaptıkça,birilerinin ekmeğine yağ sürüyorsunuz.Toplum marabalaştı,bunu kimse savunamıyor ?.Hiç kimse küresel sermayenin ülkemizde ki yerli uzantılarına ses edemiyor,ama olay şovenizm oldumu statükoyu korumak oldumu,maşallah her kez yarışta.Bu ülkenin sahibi sizler iseniz şayet ''bu da şüpheli'',''çanakkale ruhunu'' anlayamayan İman ile Aklın bütünleşmesini kabul edemeyen orada laiklik savaşı olmadığını fark edemeyen,saçmalayarak''ama orada bizle beraber yahudilerde öldü'' (tabi ölen bir kaç gayri müslim vatandaşımız hariç),diyerek kendisne kurşun sıkmaya gelenleri unutan dost kabul eden bir güruh,asla ve asla Türk değildir...Türk kılığındaki bir kaç kanı bozuk,vatandaş bozmasıdır.
En son Müslüm Türkses tarafından Pts 04 Şub 2008, 15:11 tarihinde değiştirildi, toplamda 5 kere değiştirildi
Din, belirli dogmalar çevresinde kurulmuştur ve yanılmaz olduğu iddia edilen bir veya birkaç tanrının vahiyleri olan dogmalarından vaz geçemez.
Bir beynin bu düşüncelere sahip olmasına kimse karışamaz, kimse birşey diyemez. Ancak yukarıdaki cümleyi sarf edebilecek kişilikte birisi eğer çocuklarımıza eğitim verecek ise kendisi bilim adamlığından önce adamlığı öğrenmelidir. İnanmayabilirsin, din ve dinler tarihine ilişkin bilgilerin sıfır denilecek kadar az olabilir ama inançlara saygı göstermeden adam olamazsın.. Avucunu göğe çevir ve bilek kısmına bak, sadece dur ve uzun uzun bak. İyice bak da söyle bakalım hangi "bilim adamı" yapmış o mekanizmayı?? Ama sen hala bazı şeyleri göremiyorsan evet haklısın senden sadece "bilim adamcığı" olur, başka birşey değil..
Büyük bilim adamcığı; sen büyük bir nasipsizlik örneği vererek insanları "Hz.Adem ve Hz.Havva masallarına" inanmamaya çağıracağına önce yıllardır rant kapısı yaptığınız "rejim tehlikesi var, bizi kesecekler" masallarına inanmamaya çağır..
En son M.O.Dikmen tarafından Pts 04 Şub 2008, 18:19 tarihinde değiştirildi, toplamda 8 kere değiştirildi
Celal Şengör bu mektubuyla üniversitelerin içler acısı durumunu gözler önüne sermiştir, ilkel bir pozitivizm mantığıyla olaylara bakarak ancak bu kadar gülünç bir mektup yazılıbilirdi diye düşünmekteyim, bu mektuptaki ortaya atılan her iddiaya birer birer cevap verecek vaktim yok (gerekirse veririm), özellikle kafasında vehmettiği o din-bilim çelişkisi, dogma, bilimsel gerçek, özgürlük, dünyadaki örneklerin onları bağlamayacağı gibi ifadelerle tam anlamıyla bir saçmalık döktürmüş, helal olsun. Bu tip düşünce sahipleri bilimi kutsal mabed kendilerini de o mabedin rahipleri sanmaktalar. Dogmaları eleştirir görünüp en büyük dogmanın kendi düşünceleri olduğunu gizlemeye çalışıyorlar. Böyle üniversitelerden böle hocalardan ne köy olur ne kasaba vesselam.
Alıntı: "Din, belirli dogmalar çevresinde kurulmuştur ve yanılmaz olduğu iddia edilen bir veya birkaç tanrının vahiyleri olan dogmalarından vaz geçemez."
Bir beynin bu düşüncelere sahip olmasına kimse karışamaz, birşey diyemez. Ancak yukarıdaki cümleyi sarf edebilecek kişilikte birisi eğer çocuklarımıza eğitim verecek ise kendisi bilim adamlığından önce adamlığı öğrenmelidir. İnanmayabilirsin, din ve dinler tarihine ilişkin bilgilerin sıfır denilecek kadar az olabilir ama saygı göstermeden adam olamazsın.. Avucunu göğe çevir ve bilek kısmına bak, sadece dur ve uzun uzun bak. Hala bazı şeyleri göremiyorsan evet haklısın senden sadece bilim adamı olur, başka birşey değil...
Sen büyük bir nasipsizlik örneği verip insanları "Hz.Adem ve Hz.Havva masallarına" inanamaya çağıracağına önce "rejim tehlikesi var, bizi kesecekler" masallarına inanmamaya çağır.
Yukarıdaki cümlede ne var ki, din kavramının genel tarifi yapılmış.
Herhalde burada yazıyı anlayamadan yorum yapılmış.
Türk Dil Kurumu sözlüğünde dogma kelimesi aşağıdaki şekilde açıklanmıştır.
1. Belli bir konuda ileri sürülen bir görüşün sorgulanamaz, tartışılamaz gerçek olarak kabul edilmesi.
2. (felsefe) Doğruluğu sınanmadan benimsenen, bir öğretinin veya ideolojinin temeli yapılan sav, nas, inak: "Dogmaların en geçerli olduğu alan din alanıdır, burada yalnızca inanılır."- M. C. Anday.
Türbancıların eğer üniversitede hocalarının ilmine bilimine saygıları yoksa, hatta onlara hakaret, küfür edeceklerse niye onlardan birşeyler öğrenmek için üniversiteye gitmek istesinler ki. Amaçları bilim öğrenmeden diploma sahibi olmak mı?
Türbancılarımızın İslam kültüründe önemli yeri olan Hz. Ali'nin "bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum" sözüne de mi saygıları yok.
En son kemal55tr tarafından Pts 04 Şub 2008, 20:07 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Türbancıların eğer üniversitede hocalarının ilmine bilimine saygıları yoksa, hatta onlara hakaret, küfür edeceklerse niye onlardan birşeyler öğrenmek için üniversiteye gitmek istesinler ki. Amaçları bilim öğrenmeden diploma sahibi olmak mı?
Türbancılarımızın peygamberimizin "bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum" sözüne de mi saygıları yok.
Ben bu şahsın ilimine bilimine saygısızlık etmedim ki. Ben bu şahsın saygısızlığına karşı haklı bir eleştiride bulundum. İsterse kendi alanında dünyanın 1 numarası olsun bana ne bundan.. Ama ben benim inancıma saygı göstermeyen birisini değil hoca adam olarak bile kabul etmem. O eğer benden saygı görmek istiyorsa önce bana ve inançlarıma saygı gösterecek. Kimse kimseye kara kaşına kara gözüne saygı duymaz. Elini sallasan bilim adamına değiyor memlekette, evlatlarımız bu haddini bilmeyen zihniyete kalmadı çok şükür. "Bir veya birkaç tanrının" demesi bile fikrini zikrini ortaya koyuyor bu adamcığın.. Ama yine de hayırlı bir iş yapmış bize bir kez daha atalarımızın ne kadar haklı olduğunu göstermiştir. Ne demiş atalarımız "Eğitim cehaleti alır"...
En son M.O.Dikmen tarafından Pts 04 Şub 2008, 18:20 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Diyanet-Sen’in 3. Olağan Genel Kurulu sonuç bildirgesinde, başörtüsünün, sadece üniversitelerde değil, hayatın her bölümünde serbest bırakılması gerektiği vurgulandı.
Bildirgede, “Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Başörtüsü, herşeyden evvel, bir temel insan hak ve özgürlüğü meselesidir. Aynı zamanda Allah emridir. Sadece üniversitelerde değil, hayatın her bölümünde serbest bırakılmalıdır” denildi.
Bilim değer üretmez,üreten diyenler tarihi yanılgı içindedir. Bilim değer üretir diyenler tarihin çöp sepetinde yerini almıştır
20. yüzyıl boyunca yaklaşık 160 milyon insanın ölümüne neden olan savaşaları bir düşün. Bilim değer üretmiş olsaydı Amerika Japonya'ya atom bombası atmazdı.
Kapitalizm,faşizm dünyada yer edinmezdi.. “Bir kişinin ölümü trajedidir, milyonların ölümü ise istatistik” diyen Stalin, gayet “akılcı ve bilimsel” bir diktatördü.
Bilim değer yargıları üretmiyor. Size sadece evrenin nasıl işlediğini öğretiyor ve teknoloji kazandırıyor. Örneğin bilim sayesinde atomu parçalayabilirsiniz. Bununla insanları yok edecek bir nükleer bomba yapıp yapmamak, bilimin karışmadığı “ahlaki” bir konudur.
"Üniversiteler inancın değil, bilimsel özgürlüğün yaşanacağı yerler" ibaresi, Üniversitelerarası Kurul'un bildirisinde yer alıyor. İnançların serbestçe yaşanamadığı yerlerde bilimsel özgürlüğün olamayacağını ancak totaliter inanca mensup bağnazlar ile, bilgi ile değer arasındaki farkı bilmeyenler kavrayamazlar.
Çünkü onların inancın tam karşısına koyacakları şey bilim değil, başka bir inanç olur. Bilim, çürütülmeyi bekleyen varsayımlardır. Bilim hayatımız için değer üretmez; kullanabilirseniz teknoloji üretir.
Size, “komşun aç iken tok yatma” diyecek rasyonel bir buyruk bulamazsınız.
Zaten dünya “akıl ve bilim”e dayalı ideolojilerden böyle korkunç sonuçlar da çıkabildiğini gördüğü için, 20. yüzyılın ilk yarısındaki pozitivist hayaller, ikinci yarıda terk edildi. (Bizim “çağdaşlaşmacılar” 1930’larda donup kalmış oldukları için durumdan habersizler.)
Gözleme ve tecrübeye dayanmayan bilgileri toptan reddeden bu felsefeye pozitivizm adı verilmektedir.
Materyalizm, her şeyi madde ile açıklayan, madde dışında gerçeklik kabul etmeyen bir felsefî görüştür. Bugün Üniversitelerarası Kurul'un bildirisinde geçen inanç ve bilim karşıtlığı pozitivizm ve materyalizme özgü bilinen hipotezlerdir.
Pozitif felsefe bir bilim değil bir felesefedir. Diğer inanç felsefeleriyle aynı kategoridedir.Dinî inançlara karşı bir felsefî görüşü, bir kamu kurumunun savunması "kanun önünde eşitlik" prensibine aykırı olduğu gibi, dinî inançlar karşısında kamu otoritesinin tarafsızlığını temin etmekle görevli laiklik prensibine de aykırıdır.
Celal Sengor'un yazisini okudum da,
Okuyan da sanacak ki Turkiye Universite'leri dunyanin belli basli bilim universiteleri olmus.
Ha Ha
Vaziyeti bilen guler.
En son ne zaman Turk Universite'leri dunyadaki bilim adina muhtesem gelismelere el atmislar ve katkida bulunmuslar? Daha hocalar dogru duzgun makale yayinlamaktan aciz bizim universitelerimizin cogunda, yayinladiklari makaleler de herhalde dunya capinda bilinen arastirma dergilerinde degil de bilinmeyenlerinde cikiyordur herhalde.
ABD universitelerinde hocalarin her yill belli sayida arastirma makaleleri yayinlamalari sarti vardir genel olarak. Cunku bilim universitesi budur. Muhendislik bolumlerinde (buyuk okullarin) her zaman icin yeni calismalar icatlar gelistirmeler vs zorunlulugu vardir. Bilim budur. Celal Songur hangi bilim universitesinden bahsediyor?
En son hangi bilim universitemizden bir kisi dunyanin buyuk odullerinden birini aldir?
En son hangi bilim universitemiz MIT'deki asagidaki calismayi yapabildi?
Sadece tek bir ornek.
Iste bilim universitesi demek budur.
MIT'de kimsenin kafasindakine kimsenin uzerindekine karisilmaz.
Ister turbanla gir, ister basortusu ile, ister sarikla, ister dazlak kafayla.
Iste bilim herkese esit gozle bakar, ondan sonra yukaridaki videodaki gibi icatlar ortaya cikar.
Hangi Turk universitesi boyle birsey cikardi son 100 yilda?