Cumhuriyet Bekçilerini zamanında,Milletin Meclisinde ''Karabağda Zülüm Yapılırken'' Ermenistana buğday yardımı yaptığını,şimdiki ''Kürtçü Bölücü'' dediğiniz şahsiyetleri meclise taşıdığını, neden unutuyorsunuz.
İsraille Anlaşmaları İmzalayıp İmzalayıp birilerini suçlayıp ertesi gün (28 şubat) Atatürk'ün arkasına sığınmayı nasıl kendinize yakıştırıyorsunuz.Evet sizler Hainsiniz İhanet zincirinin içerisinde birer halkasınız.Güneydoğuda şehit düşmüş bu milletin,Anaları ''başörtülde olabilir Başörtüsüzde'' fakat bu insanlara yapılan saygısızlığı ne hikmetse anlamayıp,işi şehit rantiyeciliğine döküyorsunuz.
***Ayrca Beyaz Türk diye bir ırk yok,Dönme Sabatay takımı var,bunlarda genelde Türklüğü kendine zırh yaparak bazı merkezleirn hadim kadrosunda yer alır.Kısacası Vatan Hainlerinin ve Yerli İşbirlikçilerinin fazlası buradadır.Bu tipler '' İsraille Anlaşma imzalarlar,Midilli de Rakı içerek Sirtaki oynarlar,bunu da Halkların büyük zaferi diye nitelendirirler''
Bu sözlerin hedefi olduğum için bazı konulara açıklık getirmek istiyorum:
1) "Kıro olmayanlar Müslüman/Türk olamaz, ille de dönme veya gavurdurlar" diye birşey yok.
2) Aile ağacım M.S. 1162 yılında vefat eden Alemdar Hüseyin Gazi'ye kadar tam ve eksiksizdir. 1071'deki Malazgirt Savaşı'ndan sonra Malatya civarına yerleşen en eski ve en büyük Türkmen klanlarından biriyiz. Ailemin dokuzyüz senelik vakfı (hala faaldir), bu vakfın inşa ettiği düzinelerce cami ve imaret var.
3) Ailemde bir İstiklal Savaşı şehidi (annemin amcası), iki de İstiklal Savaşı gazisi Osmanlı/Cumhuriyet komutanı var (babamın her iki dedesi). Babamın dedelerinden biri (onun adını taşıyorum) aynı zamanda I. Dünya Savaşı'nda Yemen cephesi komutanıydı (dedem ve kardeşi savaş sırasında Yemen'de doğdular) ve Mondros Mütarekesi imzalandığı sırada Arabistan yarımadasında elimizde bir tek Yemen kalmıştı (orada sonuna dek direndik.) Kendisi daha sonra Dumlupınar'da (1922) ağır yaralandı, üç yıl sonra ise Şeyh Sait İsyanı'nı (1925) bastırdı. Öldüğünde devlet töreni ile gömüldü ve adı İstanbul'daki bir caddeye verildi. Kendisi aynı zamanda anne tarafından o çok özlemini çektiğiniz Osmanlı hanedanına mensuptu. Babamın öteki dedesi (annesinin babası) ise Batı Cephesi'nde savaştı ve daha sonra (Cumhuriyet döneminde) Dersim İsyanı'nı (1937) bastırdı.
Şimdie buyrun siz bastırın,aynısı farklı farklı nesillerle günümüze kadar sinsi bir şekidle taşındı öyle değilmi.
Siyasal Baascılar'dan kastımı da umarım iyi anlarsın Asım !.
Arkadaşlar,Ülkemizin bir kuruluş felsefesi vardır ve hepimizede görevler düşmektedir.
Bunların En başında Laik'lik ilkesini korumak gelir.
birincisi bunların en başında laiklik gelmiyor. laiklik bu ülke kurulduktan sonraları kabul edilmiş bir kanundur. bu ülkenin kuruluş felsefesinde yatan, birlik, beraberlik, vatan sevgisi ve sizin o çok korktuğunuz dinimizin bize öğütlediği, şehitliktir. bu ülkenin kuruluşunun felefesi budur! korıruyacaksan, buyur bunları koru... hepimize görevler düşmektedir diyorsunuz: buyrun size görev.
Üniversteler 2'ye bölündü,Irk ayrımcılığı yapılır gibi kaoslar yaşanmaya başlandı.Biz bu konuları Türbanın serbest olması taktirinde avantajlarını,dez avantajlarını diğer başlıklarda tartıştık,görüştük ve dez avantajları görmezlikten gelinemez.
üniversiteleri ikiye bölen türbanlı kızlarımız mı? yoksa bu yasakçı zihniyet mi? bir daha düşünün isterseniz. eylemleri yapıp nefret aşılayan hangi kısım?
avantaj-dezavantaj meselesine gelince... türbanın yasaklanmasının dezavantajlarını sunduk; ortada zaten görmek isteyen görüyordu... yasaklandığı zaman ne gibi bir avantajı olacak? kimse anlamış değil. neden mi? olmayan tehlikelerin arkasına sığınıyorsunuz çünkü... sağdan-soldan duyduklarınızla, aileniz veya diğer çevrenizin söyledikleriyle yola çıkıyorsunuz da ondan... elinizde somut olan hiç bir şey yok.! ben ortada bir dezavantaj görmüyorum; bir tehlike de... gören varsa, lütfen somut olarak açıklasın.
Şimdie buyrun siz bastırın,aynısı farklı farklı nesillerle günümüze kadar sinsi bir şekidle taşındı öyle değilmi.
Valla şu anda doktoramla meşgulüm ama 40 yaşına kadar da Komando yedek kulübesindeyim. Eğer ordum beni çağırırsa (ki bu işlerin kötüye gittiği anlamına gelir) doktora eğitimimi ve burs hakkımı dondurur (iki yıl dondurma hakkım var) dönerim. (Banyo küvetinde "gemicik" ile oynamam.)
Ayrıca Kürtlerin düşük gelirlerine rağmen 8-15 çocuk yapıp bunlara bakamaması, bakamadıkları çocuklarının okuyamayıp dağlarda eşkiyalık yapmaları da benim suçum değil. Devletin tüm yasa ve baskılarına rağmen kızlarını ısrarla okutmamaları ve çocuk yaşta başlık parası ile "satmaları", "berdel", "namus cinayeti" gibi gelenekleri de benim suçum değil.
Eğer Atatürk dönemindeki demiryolu inşaatları devam etseydi ve Türkiye'nin doğusu ile batısı birbirine daha iyi bağlansaydı, eğer Halk Odaları, Halk Evleri ve Köy Enstitüleri kapatılmasalardı, eğer bölgede Atatürk döneminde başlatılan sanayi yatırımları devam etseydi, eğer kentlerde benimsenen Atatürk devrimleri taşraya ve ülkenin doğusu ve güneydoğusu gibi ücra köşelerine de sonraki yıllarda doğru düzgün taşınabilselerdi elbette ki bugün çok farklı bir Türkiye ile (en azından İspanya seviyesindeki bir Türkiye) karşı karşıya olurduk.
Ayrıca Kürtlerin düşük gelirlerine rağmen 8-15 çocuk yapıp bunlara bakamaması, bakamadıkları çocuklarının okuyamayıp dağlarda eşkiyalık yapmaları da benim suçum değil. Devletin tüm yasa ve baskılarına rağmen kızlarını ısrarla okutmamaları ve çocuk yaşta başlık parası ile "satmaları", "berdel", "namus cinayeti" gibi gelenekleri de benim suçum değil.
Dersim deki isyanın sebebi etnik bir mesele değildir. Siyasal mezhepçiliğin başlangıç adımlarından bir tanesidir.Bakınız ''Gazi Mahallesi'' bazı ibadethanelerde yuvalanmış taşeron örgütler marksizimi içnde barındıran mezhep akımları.
Devletin tüm yasa ve elit tabakanın baskılarına rağmen kızlarımızı ısrarla okutmamanızda sizin sorununuz.Sizin zorla insanları tecrit etmenizdir.
bir oyunun içinde olduğumuz açıkça belli. dün benim eski okulum olan İstanbul aydın üniversitesindeki olayları esefle izledim ve arkadaşlarımın bir oyunun içine çekildiğini gördüm. ben o okuldayken türbanlı arkadaşlarımız zaman zaman derslere türbanı ile gire biliyorlardı ki ozaman ( geçen yıl ) herkes bir birine saygılıydı ve türbanlıları abes karşılama gibi bir durum yoktu. şimdi ne olduda bu arkadaşlar kolkola gezdiği arkadaşlarını okulda görmek istemiyorlar? aslında bunun sebebi bazı dernek ve kuruluşların üniversitelerde hala ellerinin olduğudur.