Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Samsun - Atatürk ve Samsun


ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Çetin KOŞAR

11 yıl önce - Pts 21 Oca 2008, 21:00
Samsun - Atatürk ve Samsun


Atamızın Samsun Kronolojisi-I (1919 Yılı)


"Kardeşim Rauf Bey'e" 17 Nisan 1335 (1919)"
9. Ordu Müfettişi Tümgeneral Gazi Mustafa Kemal 38 yaşında.

Mondros Mütarekesinin akabinde Türk'ün son kalesi Anadolu muhtelif bahanelerle peyderpeyh işgal edilmekte, yüzyılar boyu birer kardeş gibi yaşamış halklar işgalcilerden medet umarak ayaklanmalara başlamışlardı. Kargaşanın en yoğun olduğu bölgelerden birisi de hiç şüphesiz Samsun idi.

"Müttefikler, yenilgiye uğramış Türkiye'yi, en sonunda, parçalamaya ve paylaşmaya karar vermişlerdi. Yunanlılar paylarına düşen İzmir'i işgal etmek için gerekli emri almışlardı. Yunan askerinin İzmir'e çıktığı duyumları Samsun'da yayılmıştı. Bu arada, Türkler korku içinde, kirpiler gibi toplaşarak ölümcül darbenin gelmesini bekliyorlardı. Rumlar ise çok sevinçliydiler. Kurtuluş zamanları yaklaşıyor diye düşünüyorlardı. Şehrin ve civar köylerin Rumları gözleri Kara Deniz'in açıklarına dikilmiş vaziyette hasretle mavi beyaz bayraklarla donatılmış Yunan savaş gemilerinin gelmelerini bekliyorlardı. Ancak, boşuna bekliyorlardı. Samsun limanına gele gele, çirkin bir ticari vapur gelmişti. İçinden ise ülkesinin tarih akışını değiştirecek sert ve kanlı bir savaşı başlatmayı kendine amaç edinmiş, ırkımız (Rumlar) için ölümcül bir tehlike teşkil eden insan çıkmıştı." KAYNAK: Hristos Samuelidis/Rum Kökenli Araştırmacı Yazar

Bu ahval içindeki bir bölgeye gelen Gazi Mustafa Kemal elbette kendisini nasıl bir ateşin içine attığının farkında idi. Onu Samsun'da karşılayan bir devlet yoktu.




“...Hasta olan Mutasarrıf evinden çıkmadığı için dokuzuncu ordu müfettişini karşılamaya gelememiştir. Belediye reisi yok... Vekâlet eden zât da Çarşamba'da arazisinin bulunduğu köydedir. Belediye Meclisi'nden bir zât, Hacı Molla, Atatürk'e şehir namına ‘Hoş geldiniz’ diyor...”
KAYNAK: Enver Behnam Şapolya, Kemal Atatürk ve Milli Mücadele Tarihi, 3. Baskı, İstanbul, s. 312.


Samsun'da kaldığı 6 günlük bir sürede sürekli postaneye giderek yurdun dörtbir yanındaki silah arkadaşlarıyla irtibat kurmuş, sık sık İstanbul Hükümetine raporlar göndermiş, suikast ihbarı üzerine karargahını daha güvenli olan iç bölgeye taşımıştır.

Bu nedenle maalesef Atamızın Samsun'a bu ilk gelişiyle ilgili elimizde her hangi bir fotoğraf yoktur.


19 Mayıs 1919
Üç gün önce Bandırma Vapuru ile İstanbul’dan ayrılmış olan Dokuzuncu Ordu Birlikleri Müfettişi Mustafa Kemal ve yanındakiler, sabah saat 07.00’de Samsun’a ulaştılar; mülkî ve askerî ilerî gelenler tarafından karşılandılar. Mustafa Kemal, bir Rum otelinde karargâhını kurdu. Teftiş bölgesinde bulunan idareci ve komutanlardan, bölgelerindeki asayiş durumunu bir telgrafla sordu.

Mustafa Kemal, Samsun’dan, emrindeki vilâyetler mülkî amirleri ile 15. ve 20.Kolordu Komutanlıklarına bölgelerindeki asayiş durumuyla ilgili bir rapor göndermelerini istedi.

İngilizler, Mustafa Kemal’in Anadolu’ya geçişinden tedirgin olmaya başladılar. Karadeniz Orduları Başkumandanı Milne, Harbiye Nezareti’ne, “Mustafa Kemal’in Samsun’a gönderilme sebebi nedir?” diye sordu.

İstanbul’da General Milne “Mustafa Kemal Paşa’nın niçin Samsun’a gönderildiği hakkında” Harbiye Nezareti’ne yazı gönderdi.


20 Mayıs 1919
Mustafa Kemal, Samsun’dan Sadrazam Damat Ferit Paşa’ya telgrafında “İzmir’in Yunan askerleri tarafından işgali hadisesi, yakından temasta bulunduğum milleti ve orduyu, tasavvur edilemeyecek derecede üzmüştür. Ne millet ve ne ordu, mevcudiyetine karşı yapılan bu haksız tecavüzü kabul etmeyecektir!” dedi.

Mustafa Kemal, İngilizlerin Samsun’a bir kısım asker çıkarması sebebiyle, bu gibi tecavüzlerin önlenmesi ve siyasî vaziyetten gerektikçe haberdar edilmesini, Harbiye Nezareti’ne telgrafla bildirdi.

Samsun’da görevli İngiliz askerî temsilci Yüzbaşı Hurst, Atatürk ile bölgedeki genel durum hakkında görüştü.

Mustafa Kemal, dün geldiği Samsun’dan İstanbul’a ilk raporlarını göndermeye başladı.


21 Mayıs 1919
Mustafa Kemal, Samsun’dan Erzurum’da 15.Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir Paşa’ya gönderdiği telgrafta: “Umumî durumumuzun almakta olduğu vahim şekilden pek elemli ve müteessirim. Millet ve memlekete borçlu olduğumuz en son vicdanî vazifeyi yakından müşterek çalışma ile en iyi yere getirmek mümkün olacağı kanaatiyle bu son memuriyeti kabul ettim. Bir an evvel zât-ı âlinize kavuşmak arzusundayım…” dedi.

İtalyanların giriştikleri işgallerin endişe yaratması üzerine Paris’te Dört Büyükler, Türkiye’yi nasıl paylaşacaklarını bir kere daha görüştüler. Lloyd George, İstanbul, Ermenistan ve Kilikya için Amerikan mandası ve kontrol altında bir Anadolu Türkiye’si önerdi.

Mustafa Kemal, Samsun’dan, Başbakanlığa, Genelkurmay Başkanlığı’na ve Harbiye Nezareti’ne gönderdiği raporda, ateşkesten sonra bölgedeki Rumların şımardığını, 40 kadar Rum çetesinin Pontus devleti kurmak için düzenli bir program altında toplandığını bildirdi.

Samsun’da bulunan İngiliz askerî temsilci Yüzbaşı Hurst, İstanbul’da İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe’a gönderdiği raporunda, “Kemal Paşa 19 Mayıs’ta buraya ulaştı. İlçedeki umumî durum hakkında kendisiyle görüştüm” dedi.

Sadrazam Damat Ferit Paşa, Samsun’a çıkışı sebebiyle Atatürk’e başarı telgrafı gönderdi.


22 Mayıs 1919
Mustafa Kemal, İngilizlerin Hükûmet’in varlığına önem vermeksizin memleket içerisine kuvvetlerini sevk ettiklerine dair, Genelkurmay Başkanlığı’na, gönderdiği telgrafta, “… Bir gün, her tarafta oldu bittiler karşısında kalınmasının pek ziyade muhtemel olduğunu arz eylerim.” dedi.

Mustafa Kemal, yanındaki birkaç kurmay subayı, Samsun’da görevli bazı İngiliz subaylarıyla bölge güvenliği hakkında görüştürdü.

Sadrazam Damat Ferit Paşa, Mustafa Kemal’in Samsun bölgesindeki asayiş ile ilgili raporlarına bir telgrafla teşekkür etti.


23 Mayıs 1919
Mustafa Kemal, Ankara’da bulunan 20.Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa’ya, Samsun’a geldiğini, kendisiyle daha sıkı temasta bulunmak istediğini ve İzmir bölgesine dair alabileceği bilgiden haberdar edilmesini bildiren telgraf gönderdi.

Mustafa Kemal, Erzurum’da 15.Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir Paşa’ya çektiği telgrafta, mitingler yapılarak İzmir işgalinin protesto edilmesini istedi.


24 Mayıs 1919
Mustafa Kemal, Samsun’dan Harbiye Nezareti’ne gönderdiği telgrafında “… Bazı şikâyetleri yerinde tetkik ve önlem almak üzere karargâhımı yarın geçici olarak Havza’ya nakledeceğim” dedi.

Mustafa Kemal, Samsun’dan Genelkurmay Başkanlığı’na orduda jandarma kuvvetlerinin takviyesi için İtilâf Devletleri temsilcileri katında teşebbüste bulunulmasını isteyen telgraf gönderdi.

Mustafa Kemal, Samsun’dan Genelkurmay Başkanlığı’na gönderdiği telgrafında, Ermeni tecavüzlerine karşı 15.Kolordu’nun mevcudunun gerekirse artırılmasını istedi.

Harbiye Nâzırlığı, İngiliz Generali Milne’nin 19 Mayıs 1919 tarihli yazısına verdiği cevapta, Atatürk’ün atandığı Dokuzuncu Ordu Müfettişliği’nin, Harbiye Nezareti adına verilen emirlerin ne derece uygulandığını araştırma, vazife bölgesindeki silâhların toplanması ve asayişsizliği ortadan kaldırma amacıyla oluşturulduğunu bildirdi.


En son Çetin KOŞAR tarafından Sal 22 Oca 2008, 02:28 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi


Çetin KOŞAR

11 yıl önce - Pts 21 Oca 2008, 21:03


30 Nisan 1919'da 9. Ordu Müfettişliğine tayin edilen Tümgeneral Mustafa Kemal'i 16 Mayıs 1919'da İstanbul'dan alıp 19 Mayıs 1919'da 19 yolcusuyla Samsun'a ulaştıran "Bandırma Vapuru" İstanbul Limanında iken çekilmiş Fotoğraf.


25 Mayıs 1919
Mustafa Kemal, öğleden sonra otomobille Samsun’dan Havza’ya gitti.

Beşiktaş ve Beyazıt’ta yapılacak mitinglere Hükûmetçe izin verilmedi. Hükûmet, mitingleri yasakladı.

Samsun’da kendini güvenlik içinde hissetmeyen Mustafa Kemal, 6 gündür bulunduğu bu şehri karargâhı ile birlikte terk etti. Yollarda arkadaşlarıyla birlikte zaman zaman “Dağ başını duman almış” marşını söyleyerek otomobille, sessizce Havza’ya geldi.

26 Mayıs 1919
Havza ileri gelenlerinin ziyaretinde, Atatürk şu sözleri söyledi: “Hiçbir zaman ümitsiz olmayacağız, çalışacağız, memleketi kurtaracağız! Bizi öldürmek değil, canlı mezara atmak istiyorlar. Şimdi çukurun kenarındayız. Son bir cüret belki bizi kurtarabilir; zaten başka türlü de dönüş imkânı yoktur.”

Mustafa Kemal, Sait Molla imzasıyla bütün belediye başkanlarına gönderilen ve “milletin İngiltere yardımını istediğini bildiren” yazı nedeniyle, vilâyetlere ve mutasarrıflıklara gönderdiği bildirisinde şunları söyledi: “Millî ve siyasî bağımsızlığımızın kurtarılması ancak milletin yekvücut olarak müdafaası ile mümkün olacaktır.”


27 Mayıs 1919
Mustafa Kemal, Yıldırım Kıtaatı Müfettişliği’ne, “İzmir Müdafaa-i Milliye ve Redd-i İlhak Cemiyeti Merkez Heyeti’nin halen nerede bulunduğu”nu soran telgraf gönderdi.

Mustafa Kemal, Havza’dan, Ankara’da 20.Kolordu Kumandanlığı ve Konya’da Yıldırım Birlikleri Müfettişliği’ne gönderdiği telgraflarda, Afyon’da bulunan 23.Tümen’in mevcudu, görevi ve Konya’da kurulduğu işitilen “Vatan Ordusu” hakkında bilgi istedi.

28 Mayıs 1919
Mustafa Kemal, İzmir, Manisa ve Aydın’ın işgali üzerine Havza’dan valilere, müstakil mutasarrıflıklara ve bazı kolordu komutanlıklarıyla Konya’da Ordu Müfettişliği’ne gönderdiği bildiride, “Siyasî bütünlüğümüzün muhafazası için, millî gösterilerin daha canlı olarak belirtilmesi ve devamı gereklidir. … Büyük ve heyecanlı mitingler yapılması, millî gösterilerde bulunulması ve bunun tüm memleketi kapsaması, bütün Büyük Devletler mümessilleriyle Babıâli’ye etkili telgraflar verilmesi, ecnebi olan yerlerde ecnebilere de tesir yapılmakla beraber millî gösterilerde âdap ve sükûnetin fevkalâde korunması, Hristiyan halka karşı bir taarruz ve nümayiş ve düşmanlık gibi tavır alınmaması zorunludur” dedi.

Mustafa Kemal’in cesaret telkin eden dünkü sözleri üzerine, Havzalılar, bir okul binasında ilk toplantılarını yaptılar.

29 Mayıs 1919
Mustafa Kemal, Havza’dan 15.Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir Paşa’ya gönderdiği telgrafta, “İtilâf Devletleri’nin milletimize haksız bir siyaset uygulaması ve millî bağımsızlığımızı ve devletimizi idama mahkûm etmekte oldukları gerçekleşmiştir. Silâh ve cephanenin ve iaşe tarzının zamanında kararlaştırılması; birliklerin mevcutlarının artırılması, birliklerin elinde bulunan silâhların mümkün ölçüde birleştirilmesi; levazım, iaşe işlerinin güvenliği ve cephanenin tamamlanma tarzı; mühim yol üstlerindeki büyük yapıların, gerektiğinde tahrip edilmek üzere hazırlıklı bulunulması gibi hususların şimdiden düşünülmesiyle son derece mahrem bir şekilde yerine getirilmesi lâzımdır.” dedi.

30 Mayıs 1919
Mustafa Kemal, işgalleri protesto amacıyla mitingler yapılması ve Büyük Devletler mümessilleriyle Babıâli’ye etkili telgraflar çekilmesi emri üzerine, beliren millî faaliyetin mahiyeti ve genişliği hakkında bilgi edinmek isteyen Harbiye Nezareti’ne Havza’dan yanıt gönderdi: “… İstanbul’a çekilen telgrafların tamamen sine-i milletten fışkıran teessüratın birer aksi olduğunu arz eylerim. Bu heyecan memleketin en ıssız köşesine kadar şâmildir, umumîdir.”

Mustafa Kemal, Havza’dan Kâzım Karabekir’e, “Ermenilerin Kars ve Sarıkamış’a asker yığdıkları haberlerinin kaynağı ve doğruluğu” hakkında bilgi isteyen telgrafında: “İtilâf hükûmetleri, atadan kalma meşru hakkımız olan toprakları çiğnemeyi Hristiyanlık adına bir hizmet addediyorlar. Bu cümleden olarak Ermenilere vilâyetlerimizi peşkeş çekmeleri de ihtimal dahilinde bulunuyor. Kanaatimce böyle bir hâli biz, çarpışmaya başlangıç saymaya, meşru topraklarımızı ve millî bağımsızlığımızı kurtarmak için mecburuz!”dedi.

Mustafa Kemal’den 15.Kolordu Komutanlığı’na: İtilâf Devletleri illerimizi Ermenilere peşkeş çekebilirler. İzmir’de Yunanlılara yaptıkları gibi bu illerimizde de Ermenilere öncülük edebilirler.

31 Mayıs 1919
Ahmet İzzet, Çürüksulu Mahmut, Genelkurmay Başkanı Cevat Paşa gibi bazı tanınmış kişiler, İstanbul’daki Amerikan Kurulu’na giderek bütün Türkiye için Amerikan mandası istediler.

İngiliz Yüksek Komiseri Calthorpe, Damat Ferit’e, bundan böyle mitinglere izin verilmeyeceğini bildirdi.

İngiliz Yüzbaşısı Hurst, Havza’da Mustafa Kemal’le yaptığı görüşmede vazifesi hakkında şüphesi olduğunu söyledi.

17.Kolordu Komutan Vekili Albay Bekir Sami Bey, Alaşehir’den Mustafa Kemal’e bölgesindeki durumu bildiren telgraf gönderdi.

Ödemiş Jandarma Komutanı Yüzbaşı Tahir, Kolordu’ya sunduğu raporda, “Kuvvetim bir taburu geçti. Adını ‘Yiğit Ordusu” koyduk. Turgutlu ve Salihli arasında Kuvâ-yi Milliye kurması için Mustafa Efe’yi 100 kadar zeybekle yola çıkardım” dedi.

1 Haziran 1919
Mustafa Kemal, Başbakan Damat Ferit Paşa’ya çektiği telgrafta, ulusun, bağımsızlığını korumaya kararlı olduğunu, kötü sonuçlara karşı her türlü özveriyi göze aldığını, ulusal vicdanı yansıtmayan haberlerin kaygı verici tepkiler doğurduğunu bildirdi. Mustafa Kemal, idarecilere gönderdiği telgrafla, bölgelerinde Vilâyât-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin teşkilâtı olup olmadığını, varsa temsilcilerinin kimler olduğunu, başka illerle bağlantısının olup olmadığını sordu.

2 Haziran 1919
Mustafa Kemal, İstanbul’da toplanan Saltanat Şûrası’nın çalışmaları hakkında Kâzım Karabekir’e gönderdiği telgrafta, “… Anılan Şûra’da kesin bir karar alınamamıştır. Halen hükûmetin yine eski hükûmet olduğu, fazla olarak zaafa uğradığı ve İstanbul’da yeniden bir inkilâp ruhu uyandığı anlaşılmaktadır.” dedi.


3 Haziran 1919
Mustafa Kemal, İngiliz Yüksek Komiserliği’nden aldığı nota suretini ileten Harbiye Nezareti’nin telgrafına, “Bağımsızlık ve millî mevcudiyeti imha ve hayatın devamını tehlikeye sokan işgal, suikast ve tecavüz gibi İzmir havalisinde görülmekte olan olayların benzerlerinin meydana gelmesine karşı ne milletin heyecan ve vicdanî teessürlerini ve ne de buna dayanan millî gösterileri önleme ve durdurma için nefsimde ve hiç kimsede kudret ve kuvvet göremeyeceğim gibi bu yüzden doğacak vakaların ve hadiselerin karşısında da mesuliyet kabul edebilecek ne komutan ne de idareci ve ne de hükûmet tasavvur ederim” yanıtını gönderdi.

Havza’da Büyük Cami’de okutulan, Mustafa Kemal’in de hazır bulunduğu mevlidin ardından Belediye önünde düzenlenen büyük mitingde halk, mücadele için ant içti. Mustafa Kemal, Havza’dan Sadaret’e, Ege bölgesindeki işgaller üzerine siyasî ve umumî durum hakkında bilgi isteyen telgraf gönderdi.

Mustafa Kemal, Havza’dan gönderdiği bir genelgede, Hükûmet’in Paris görüşmelerine çağrılmasının memnunluk verici olduğunu, ancak Paris’e gitmeye hazırlanan kurul ile ulusun istekleri arasında uygunluk olmadığını, Başbakan’ın sınırları belirsiz bir Ermeni özerkliğine razı olduğunu belirtti.

Mustafa Kemal, mitingler konusunda ne gibi tedbir aldığını soran Harbiye Nâzırı’na verdiği karşılıkta: “Milletin heyecanını ve gösterilerini yasaklamak için ne kendimde ne de başkasında hiç bir güç göremem!” dedi.

Türkiye mandaları üzerinde araştırma yapmak üzere kurulması öngörülen komisyonun Cirane-King adıyla anılan 7 kişilik Amerikan kolu, Paris’ten İstanbul’a geldi. Tek çıkar yol olarak Amerikan mandasını gören parti ve derneklerin temsilcileri tarafından özel törenlerle karşılandı.

4 Haziran 1919
Eski Başbakan Prens Sait Halim Paşa, İngilizler tarafından sürüldüğü Mondros’ta, İngiliz komutanına yazdığı mektupta, kendisini Osmanlı Hükûmeti’nin elinden kurtardığı (!) için İngiliz Hükûmeti’ne “derin ve sarsılmaz minnetarlığını” bildirdi...

5 Haziran 1919
Mustafa Kemal, Sivas, Amasya, Merzifon, Trabzon, Erzurum ve Erzincan ile bağlantı kurarak, asayiş hakkında edindiği bilgileri Sadaret’e telgrafla bildirdi.

Balıkesir’de yayımlanan Doğrusöz gazetesi mandacılığa çattı: İki yol vardır: Ya istiklâl, ya ölüm!”

Mustafa Kemal, Samsun, Amasya, Sivas, Erzincan, Erzurum, Van, Trabzon, Gümüşhane ve Tokat’taki asayiş durumu hakkında aldığı bilgileri Harbiye Nâzırlığı’na bildirdi.

6 Haziran 1919
Müttefiklerin Karadeniz Ordusu Başkumandanı General Milne, Hükûmet’e bir yazı göndererek “ Mustafa Kemal ve yanındakileri derhal İstanbul’a çağırmanızı talep ederim!” dedi.

7 Haziran 1919
Mustafa Kemal, Samsun yoluyla İstanbul’a gönderilmekte olan 10.000 sürgü kolu ile 12 top kamasına Havza’da el koydu. Havza silâh deposundaki silâhları evlere taşıttı.

8 Haziran 1919
Harbiye Nâzırlığı, General Milne’in Mustafa Kemal’in geri çağrılmasını isteyen önceki günkü yazısına cevap verdi: Mustafa Kemal, bir ordu kumandanı değil, müfettiştir. Onun gezmesiyle karışıklık olmaz.

Mustafa Kemal, Harbiye Nâzırı Şevket Turgut Paşa’dan, “Beraberinizdeki istimbotlardan biriyle İstanbul’a gelmeniz rica olunur.” telgrafını aldı.

Mustafa Kemal’in görevine son verilmesi için Yüksek Komiser Calthorpe da aynı konuda bir başvuruda bulundu: Başbakan Vekili Mustafa Sabri Efendi Mustafa Kemal’i görevden aldırmak için yaptıkları müdahaleden dolayı İngilizlere teşekkür etti.

9 Haziran 1919
Mustafa Kemal, Havza’dan, 17.Kolordu Komutanı Vekili Albay Bekir Sami (Günsav) Bey’in 31.5.1919 tarihli telgrafını yanıtladı. “… Kısa sürede ülkeyi düzenli ve güçlü bir örgüte kavuşturmak zorundayız. Başaracağımıza da itimat edebiliriz. İzmir’in akibeti tüm ülkeyi yasa boğdu; ancak bağımsızlık için yeni bir azim ve iradenin doğmasını da sağladı. … Vaziyetinizden ve o taraflar millî teşkilâtından sık sık bilgi vermenizi rica ederim.”

Havza Camii’nde yapılan toplantıdan sonra meydanda bir miting yapıldı. Konuşmacılar, bütün milletin silâha sarılması gerektiğini söylediler.

10 Haziran 1919

Mustafa Kemal, İstanbul’a geri çağrılması üzerine bir genelge yayımlayarak, millî bağımsızlık uğruna bütün varlığıyla milletle birlikte sonuna kadar çalışacağına, kutsal bildiği şeyler adına söz verdi.

Mustafa Kemal, Ankara’da 20.Kolordu Kumandanı Ali Fuat Paşa’yı ve onunla birlikte bulunan Rauf Bey’i, görüşmek üzere Havza’ya çağırdı. Kimliklerini gizli tutmalarını istedi.

11 Haziran 1919
Mustafa Kemal, Havza’dan Kâzım Karabekir Paşa’ya telgraf gönderdi: “…Hükûmet, aldatarak İstanbul’a getirtme planını izlediğinden ben de mümkün olduğu kadar zaman kazanma ve karargâhımı memleket içerisine sokmak için aynı usulde mukabele ve yazışma yapmaktayım.”

Mustafa Kemal, Harbiye Nâzırı Şevket Turgut Paşa’nın kendisini İstanbul’a çağıran 8.6.1919 tarihli telgrafına, “… Davet sebebinin lütfen açıklanmasını rica ederim.” yanıtını verdi.

Genelkurmay Başkanı Cevat Paşa, neden İstanbul’a çağrıldığını gizli olarak soran Atatürk’e, “Kıymetli bir generalin Anadolu’da seyahati kamuoyuna iyi bir tesir yapmayacağı cihetle İngilizlerin kendisini istediği…” yanıtını verdi.

Mustafa Kemal, Padişah’a çektiği telde, İngilizlerin emrindeki kişilerin kendisini İstanbul’a çağırdığını, gitmeyeceğini, millet için gerekirse görevinden ayrılıp çalışmaya devam edeceğini bildirdi.

12 Haziran 1919
Mustafa Kemal, sabah Havza’dan hareketle öğleden sonra Amasya’ya gelerek Hükûmet Konağı salonunda bir konuşma yaptı: “Hep beraber aziz vatanımızı ve bağımsızlığımızı kurtarmak için büyük gücümüzle çalışacağız!”

.


Çetin KOŞAR

11 yıl önce - Cmt 02 Şub 2008, 01:22
Atamızın Samsun Fotoğrafları






























Çetin KOŞAR

11 yıl önce - Cum 08 Şub 2008, 01:36

SAMSUN UFUKLARI
Yıl: 1919 Mayıs'ın 19.günü, Samsun Limanına ihtiyar bir tekne sabahleyin gün ağarırken demir atıyordu. Büyük bir milletin tarihinde kara günler yaşanırken, güneş bu salı bir başka çıkıyordu Samsun ufuklarında...

İhtiyar küçük teknenin adı “Bandırma”... “Milletin makûs” tarihini yenmeye azmetmiş bir paşa bulunuyor. Geminin direğinde ordu komutanlığı forsu toka edilmiş... Güvertesinde sarı saçlı mavi gözlü beyaz bıyıklı genç bir Mirliva rıhtımı seyrediyor...

Rıhtımdan küçük mavi boyalı bir motor “Bandırma”nın inançlı yolcularını Anadolu toprağına taşımak üzere ayrılıyor. Motoru kullanan Mustafa Kaptan, birkaç yıl sonra, genç Türk Devletinin kurucusu olacak genç paşayı saat 07.30 sularında ilk kez görüyor. “Bandırma”nın güvertesinde, önce Mustafa Kemal geçiyor motora, sonra arkadaşları. Saatler 07.50'yı gösterirken genç Mirliva, köhne uzun tahta iskeleye ayak basıyor.

Mustafa Kemal'i Samsun'a çıkaran motor kaptanı Mustafa Reisin gelini anlatıyor: “Samsun o günlerde korku içindeydi Rum eşkıyası ortalığı kasıp kavuruyordu. Havza ve Lâdik taraflarından da hemen her gün cinayet haberleri geliyordu. Bir akşam kayın pederim eve oldukça neşeli geldi. Merak ettik. Bin bir yokluk içinde olan evimizde kayın pederimin bu neşesi hepimizin dikkatini çekmişti. Rahmetli kayın validem Münir'e Hanım (Hayrola Mustafa, ne oldu ?) diye sorunca; Rahmetli kayın pederim: 'Kemal Paşa geldi Samsun'a. Benim motorla aldım, kıyıya çıkardım. Şimdi Mıntıka Palas Oteli'nde kalıyorlar...' dedi. Ne kayın validem, ne de ben tanımamıştık Kemal Paşayı.. Ama Kayın Pederim (Anafartalar Kahramanı Mirliva Mustafa Kemal) deyince adı dilden dile dolaşan paşayı tanımış, sebebini pek bilmiyorduk ama biz de sevinmiştik.”

Gerçekten Samsun'da o gün duyulan sevincin sebebini kestirmek pek mümkün değildi. Ancak, millet bir önsezi ile Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a “Ordu Müfettişliği” yapmanın ötesinde bir şeyler başarmak için geldiğini ümit ediyordu.

Mustafa Kemal Paşa ve beraberindekiler şimdi Samsun Limanı demiryolu tesislerinin bulunduğu bölgedeki uzun tahta iskeleye çıktığında kendisini, Polis Müdürü Refik Bey (Koraltan) ve vilayetin birkaç yetkilisi karşılıyordu. Bu arada şehir adına eşraftan Boşnakzâde Süleyman Efendi de “Hoş geldiniz Paşam” dedi. Anadolu toprağına ayak basmanın heyecanı içinde enerjik adımlarla kafileden ayrılan Mustafa Kemal Paşa'yı rıhtımda, mütareke şartları gereğince silahları alınmış Türk askerlerinden küçük bir müfreze selamladı. Silahsız, bu Anadolu çocuklarının yüzlerindeki ifade, Mustafa Kemal Paşa'nın yüreğini karartmıştı. Fakat O, bu kara günlerin çabucak geçeceğini biliyordu.

Mustafa Kemal Paşa ve beraberindekiler, karşılayanların eşliğinde ikametlerine ayrılan Mıntıka Palas Oteli'ne yürüyerek geldiler. Mıntıka Palas Oteli, birkaç gün önceden Vilayet Özel Muhasebe Müdürü Osman Bey'in gayreti ile hazırlanmış, içinin döşenmesi için de evlerden eşyalar toplanmıştı.

Osman Bey hatıratında, Mıntıka Palas Oteli'nin hazırlanışıyla ilgili şunları kaydediyordu: “ Ben o zaman, Liva hususi Muhasebe Müdürü idim. Bir gün mutasarrıf beni evine çağırttı. Kendisini hasta olduğunda (9.Ordu Müfettişliğine tayin edilen Mustafa Kemal Paşa İstanbul'dan hareket etmiş, 18 Mayıs veya 19 Mayıs'ta buraya geleceklermiş. Birkaç gün kalacağı için kendisine ve mahiyetine bir yer hazırlayalım. Bunu İstanbul'dan Dâhiliye Nezareti bize bildirdi) dedi. Ben de hemen aklıma gelen ve evimin yanında bulunan boş Mıntıka Palas'ı söyledim. Münasip gördü. (Ben çıkamayacağım. Ama sen bu işle meşgul oluver) dedi. Yanından ayrıldım, o gün oteli açtırdım. Askeri hastaneden karyola, evden ve komşulardan yatak ve yorgan getirttim. Yatak odalarının yanında ve köşeye gelen odaya da, daireden bir masa ve koltuk, yazı takımı tedarik ederek çalışma odası hazırladım.”

Mıntıka Palas Oteli iki katlı sevimli bir yapıydı. Denize ve şehrin o günlerdeki en büyük meydanına hakimdi. Öyle ki, Mustafa Kemal Paşa, ikametine ayrılan bu binaya gelip bir süre dinlendikten sonra balkona çıkmış ve “Bandırma Vapuru”nun ak dumanlar saçarak Trabzon'a doğru yol aldığını görmüştü.

İkinci katta; iki büyük salon ve dört odası bulunan Mıntıka Palas'ın, merdiven başındaki daha küçük bir oda ise, Paşa'nın karargâh subayları için ayrılmıştı. Bunun hemen yanında Genç Mirlivanın çalışma odası bulunuyordu. Derme çatma bir masa, camlı küçük bir dolap, iki sandalye ve üç koltuktan ibaret eşya odayı süslüyordu. Çalışma odasından bir kapıyla yatak odasına geçilebiliyordu. Karyolanın üzerine tül bir cibinlik konulmuştu. Yatağı da sarı atlas kumaşla kaplanmış bir yorgan örtüyordu. Yatağın iki yanındaki komodinlerin üzerinde ise, kim bilir hangi evden getirilip buraya konulmuş iki kristal abajur bulunuyordu.

Banyo odasına açılan kapının hemen yanında ise, üzerinde tuvalet eşyaları bulunan küçük bir konsol konulmuştu. Yatağın önüne serilen seccadenin yanına ise, Mustafa Kemal için bir çift terlik bırakılmıştı.

Osman Bey’in gayretleri ile hazırlanan Mıntıka Palas Oteli’ne gelen Mustafa Kemal Paşa ve karargâh subayları bir süre dinlenip kahvaltı ettikten sonra kolları sıvadılar. Milli mücadele artık başlıyordu. Yıllarca sürecek bu uğraşta, genç Paşa’ya bundan sonra artık durup dinlenmek yoktu. Mustafa Kemal Paşa, yıllar sonra kendisine doğum tarihini gün olarak soranlara, “Mutlaka ne zaman doğmuş olduğum öğrenilmek isteniyorsa, bu gün 19 Mayıs’tır” demişti. Gerçekten, Türk milletinin kara talihi üzerine bir güneş gibi 19 Mayıs 1919’da doğmuştu. Mustafa Kemal, Anadolu’ya kurtuluşun ve yeni genç Türk Devletinin kuruluşunun ilk müjdesini de Samsun’dan verdi.(kentgazetesi.com)


Çetin KOŞAR

9 yıl önce - Çrş 15 Tem 2009, 05:09
Atatürk'ün Çarşamba Ziyaretleri




Atatürk, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ve beraberindekilerle Çarşamba Sokaklarında, 24 Kasım 1930





Atatürk Samsun'a toplam dört defa gelmişti. Bu gelişleri sırasında iki defa da Çarşamba'ya uğramıştı.

İlki, harf devrimi nedeniyle çıktığı yurt gezilerinden, Karadeniz gezisi sırasında 16.09.1924 tarihinde Samsun'a gelişlerinde olmuştur. Bu esnada da 20.09.1924 tarihinde Samsun - Çarşamba demiryolunun temelini de atmıştı.

Cumhurbaşkanı M.Kemal ATATÜRK, Samsun'da bulundukları 3. gün 24 Kasım 1930 da ikinci kez Çarşamba'yı ziyaret ettiler. Çarşambalılar, Atatürk'ü büyük sevinç gösterileriyle karşıladılar. Yol güzergahının sağı ve solu insan kalabalığı ile dolup taşmıştı.

Cumhurbaşkanı Atatürk, önce belediyeyi ziyaret etti, oradan Cumhuriyet Halk Fırkası binasına ve sonra da Hükümet Konağına gitti. Akşama doğru Çarşamba Türk Ocağını ziyaret eden Atatürk, burada genç öğretmenler, kaymakam Mazhar bey ve diğer misafirlerle sohbet etti. Ocağın faaliyetleri ve üye durumu hakkında bilgiler alan Atatürk, Çarşamba Türk Ocağından ayrılırken, ocağın hatıra defterine şu cümleyi yazdı:

"Çarşamba Türk Ocağında tanıştığım kıymetli gençlik iftihara layıktır."

.


Erol Gündüz

2 yıl önce - Prş 19 May 2016, 14:20



Bandırma Vapuru / SAMSUN


Orjinali ile aynı ölçülerde yapılmış, müze olarak kullanılıyor.



Atakum Mehmet
9 ay önce - Pzr 17 Hzr 2018, 19:18

Kavak ilçemizde bir köy evi.


(+)


Atakum Mehmet
1 hafta önce - Cum 15 Mar 2019, 18:21


(+)


smtcglr

1 hafta önce - Cmt 16 Mar 2019, 09:43

Atakum Mehmet iş gereği devamlı geziyorsun sanırım

Atakum Mehmet
1 hafta önce - Pzr 17 Mar 2019, 22:00

Fotoğrafları stok yapıyorum genelde. Toplu olarak atıyorum çoğu zaman. 1 saat İlkadım'da vakit geçireyim, çekmek için 10 tane foto çıkar:)



cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET