Türban sadece Üniversitelerde Eğitim Alanlar için serbest olmalı
9.1%
[60]
Türban bütün Eğitim Kurumlarında Eğitim Alanlar için serbest olmalı
1.2%
[8]
Türban Kamu Kurumlarında Hizmet Alanlara serbest olmalı
5.6%
[37]
Türban Kamu Kurumlarında herkese yasak olmalı
8.9%
[59]
Türban şu haliyle yasak olmaya devam etmeli
23.8%
[157]
Türban her yerde serbest olmalı
51.4%
[339]
Toplam Oy : 660
Figen
15 yıl önce - Pzr 20 Oca 2008, 19:22
Hak ve özgürlük konsunda biraz yanlış düşünülüyor. Toplumsal yaşamı düzenlemek, ve toplum içinde yaşamı kolaylaştırmak ve herkesin hakkını korumak için bazı düzenlemeler yapılır. Yasalar ile herkesin özgürlüğü korunduğu gibi, başkalarının hak ve özgürlüğünü korumak adına bazen de yasaklar ile kısıtlanır. Evde ben müzik dinleme hakkına ve özgürlüğüne sahip iken, komşumun da sessizlik içinde dinlenmeye hakkı vardır. Yasalar belli saatlere kadar benim hakkımı gözetirken, belli bir saatten sonra komşumun hakkını ve özgürlüğünü korumak adına benim özgürlüğümü kısıtlar. Özgürlük her zaman istediğini yapabilirsin anlamına gelmez. Baş örtme konusu farklıdır. Bu toplumsal bir düzenleme değildir. Bu bireyin en temel kişilik hak ve özgürlüğüdür. Yani din ve vicdan özgürlüğü. Bir bireyin başını örtmesi başka bir bireyin hak ve özgürlüğünü kısıtlamaz. Eğer bir birey dini inancı gereği, dinen ve vicdanen örtünmek istiyor ise, buna engel getirilmemeli. Ayrıca "Kuran' da vardı, yoktu" gibi tartışmalar gereksiz. Bir birey kendince öyle doğru olduğunu düşünüyor ve dinen öyle inanıyorsa, inanç özgürlüğünü engellemek kişi hak ve özgürlüğü açısından sakıncalı hatta hak ihlalidir.
Başörtüsü yasak olsun mu olmasın mı tartışmalarını temelinde geleneği savunanlar ile modernizmi savunanların görüş ayrılıkları bulunmaktadır
Rabia hanım çok güzel sosyolojik analiz yapmış.Yukardaki tesbitine bir şey eklemek istiyorum.Bu sorunda ,temel paradokslardan biriside budur.
Gelenekden gelerek geleneksel kimi değerlerini bırakmadan ,modern yaşama katılmak isteyen insanları,modern olduğunu ifade eden kesim tarafından engellenmesi,modernizmin kendisiyle çelişmektedir. Şu soruyu haklı olarak soruyoruz bizde;amaç kadının çalışması,ekonomiye katkı sağlaması sosyal ortama karışması,aynı zamanda özgürlüğünü sağlaması buğüne kadar savunduğunuz şeyler değil mi idi,?
Ne güzel bak işte kızlarımız okuyor,kendilerini yetiştiriyor çalışma hayatına katılıyor,bundan büyük modern hayat için fırsat olabilir mi, yoksa modern hayattan anlaşılan bunlar olmayıp, salt giyim kuşam mıdır?Ben bu çarpık anlayışı sorgularım. Kaldı ki modern hayatla giyim kuşam arasında bir ilinti yoktur.
Uzun süredir işlenen bu tartışmaya katılmak istemiyordum. Çünkü yapay bir gündem. Bu oyunun düzenekleri yıllardan beridir kurulageldi. Mankenler türbanlı kılığına sokuldu, en büyük moda kuruluşları bunun pazarlamasını yaptılar. Bu işten en büyük ticari kârları Müslümanlar değil Yahudi şirketleri elde etti. Olan benim muhlis insanıma oldu.
Bizler bu ülkede kız evlatlarımızın okutulması için nice gayretler sarfettik. Nice kampanyalar düzenledik. Bu tutucu yaklaşımı tam kırdık diyorduk ki postmodern bir tutuculuk duvarına toslayıverdik. Bugün kendini çağdaş, demokrat, laik gibi sıfatlarla tanımlayanların türban dayatmasıyla, kız çocuğunun ne işi varmış okulda, otursun evinde çeyiz düzsün, evlenip kocasına hizmet etsin diyen tutuculardan ne farkı var? Bu bir zihniyet meselesi.
Bu ülkede erkekler için bir şapka kanunu vardır.(Kimler uyup, kimler uyguluyor meçhul.) Atamız, eğer çağdaşlık için bir engel olarak görseydi bir çarşaf kanunu da çıkarabilirdi! Tartışılmayacak değerler vardır. Bu ülkede Türklüğü tartışamazsınız. Ulusal bir konudur. Dünya'da hiç kimsenin inancını tartışamazsınız? Dini bir konudur. Başörtüsü farz mıdır değil midir hükmünü şahıslar değil ilgili kurumlar verir. Bu ülkede Diyanet İşleri Başkanlığı diye bir kurum var.
Kafalar aydın olmalı. Kiminle mücadele ettiğimizin farkında olmalıyız. Ele güne karşı ayıp olmuyor mu? Yapay bir sağcılık solculukla bu milletin bir otuz yılını, kürtçülükle alakası olmayan bir pkk belasıyla ikinci bir otuz yılını yiyenler şimdi de yeni bir kamplaşmayla gelecek yıllarını çalmaya niyetli gibi görünüyorlar. Ben onların figüranı olmak istemiyorum. Bu ülkenin havasını teneffüs edip suyunu içen tüm kardeşlerimin de dikkatli olmasını istirham ediyorum.
Bu ülkenin evlatları sudan bahanelerle idealsizliklerini, fikirsizlikleri ortaya dökmesinler. Atamız "Bir Türk Cihana bedeldir." Türk Milletinin bir Cihan Hakimiyeti Mefkuresi vardır. Ulu önder bunu "Yutta Sulh Cihanda Sulh." diye tanımlamıştır.
Türban tartışmaları açılınca aklıma Kahramanmaraş ve Sütcü İmam Olayı geliyor her nedense.
KİMDİR?
"Sütçü İmam, (asıl adı Ali, süt satarak geçimini sağladığı için SÜTÇÜ lakabı verilmiştir) (d. 1871, Kahramanmaraş – ö. 25 Kasım 1922). Uzunoluk semtinde süt satarak geçimini sağlayan, hem de fahri olarak bugünkü Çınarlı ( eski Bektutiye) Camiinde imamlık yapan İstiklal Savaşı kahramanıdır.
Sütçü İmam olayı
İkinci Fransız kuvvetlerinin şehre girişinin ertesi günü (31 Ekim 1919 Cuma) şehirdeki huzursuzluk had safhaya varmıştı. Bir grup Fransız Ermeni askeri ikindi üzerinde Uzunoluk Caddesi'nden kışlaya dönüyorlardı. O anda Uzunoluk Hamamından yüzleri peçeli iki Türk kadını çıktı. Üç kişi olan ve sarhoş durumda olan Fransız Ermeni askerlerinden birisi, hamamdan çıkan Türk kadınlarına saldırdı ve peçesini yırttı. "Artık burası Türklerin değildir, Fransız memleketinde peçe ile gezilmez" diyerek kadıncağıza sarılıp ilişmek istedi. Peçesi yırtılan ve zor durumda kalan kadıncağız bayılıp yere düştü. Diğer kadın da imdat istercesine bağırdı.
Olayı Kel Hacı'nın kahvesinden gören Türkler dışarı çıkarak, askerlerin üzerine yürüdüler. Türkler, Ermeniler'e ihtarda bulunarak yollarına gitmelerini söylediler. Ermeniler kötü sözler sarfederek silah kullandılar. Bu arada Çakmakçı Sait orada kurşunla yaralandı ve şehit oldu. Gaffar Osman da yaralandı. Bu sırada Ali Sütçü Imam, Karadağ tabancasını alarak dükkanından hızla olayın olduğu yere geldi. Silahını Ermeni askerlerinin üzerine boşalttı. İlk kurşunu atan Kahraman Sütçü İmam'ın silahı ile yaralanan Ermeni askeri arkadaşlarının yardımı ile kışlaya götürüldü. Yaralı asker bir gün sonra öldü. 1 Kasım 1919 tarihinde ölen Ermeni için büyük bir cenaze töreni düzenlendi. Sütçü İmam ise Nalbant Bekir'den aldığı bir atla Bertiz'in Ağabeyli köyünde bulunan Beyazıt oğlu Muharrem Bey'in yanına gitti
Sütçü İmam Ermeni ve Fransızlar tarafından sürekli arandı. Bulunması için de Kahramanmaraş Hükümeti çok sıkıştırıldı. Bütün çabalara rağmen Sütçü İmam bulunamadı." (wikipedia.org)
dinin kurallarını ALLAH(cc) koyar anayasanın kurallarını insanlar koyar ve din kişiseldir beli noktalarda kulun allahla olan ilşkisine karışılmaz ister takar ister takmaz dimi buna kim karışabilir
Tabiki kimsenin türban takmasına karşı değilim, karışamam, karışamayız! Benim burada vurgulamak istediğim böyle çekirdek kabuğunu doldurmayacak konuyu çok büyütüyoruz. Çok çözümü var dedim. Anayasa, takmayacaksın diyorsa takma, bunun yerine peruk felan tak dedim. Ama sözüm yanlış anlaşılmış galiba!
İslam'ın şartı ayrı şey günah ayrı şey. Bunlar günahtır. Bazı günahlar insanı dinden çıkarır. Ama İslam'ın şartı 5'tir.
Tankut Bey,
Lutfen Islam ve iman hakkinda biraz daha fazla arastirma yapiniz.
Islam'in sartlari ile gunahlar ayri degildir efendim.
Islam'in sartini yerine getirmeyen kisi gunaha girmis demektir. Kabul etseniz de etmeseniz de bu kadar basittir. Eger kabul etmiyorsaniz bu gercegi demektir ki yanlis bilgilere sahipsiniz, veyahutta isinize geleni kabul edip gelmeyeni kabul etmiyorsunuzdur.
Oncelikle Islam'in sartlari olan 5 unsurun yapilmamasi durumunda gunaha girmis oldugunuzu anlar iseniz, demis oldugunuz iletinin yanlisini da gorursunuz.
Bu sartlarin yapilmamasi vesilesinde getirecegi gunahlar ise cok buyuk gunahlardir.
1- Allah'a iman, Hz. Muhammed'e sahitlik:
Kelime'i Sahadet'i tamamlamayan insan zaten Islam'da degildir. Ilk sart budur. Kelime'i Sehadet'i ya kabul edersin, ya da red edersin. Kisi kabul eder isen ilk adimi atmis olur, etmez isen Islam ile alakasi yoktur.
2- Namaz:
Imanin diregidir namaz. Siz belki farkli goruste olabilirsiniz, oyle ise biraz Islam hakkinda arastirma yapmaniz daha faydali olabilir. Namaz Kur'an da bir cok yerde aciklanmistir. Olmazsa olmazlardan biridir, ve de yapilmadigi zaman gunahi ve vebali cok buyuktur. Oyle buyuktur ki ustesinden kalkilinamaz bir yuk olarak insanin sirtinda omur boyu bu dunyada ve ahirette tasinir. Kur'an da bu cok acik ve net bir sekilde aciklanmistir, namaz sadece kazaya birakilabilir belli sartlar altinda, o kadar. Kilinacaktir eninde sonunda. Sevabi buyuk, gunahi da buyuktur.
3- Oruc:
Yine yapilmasi sarttir. Yapilis sekli cok sert kurallara baglidir. Yapilmadigi zaman kisi sevaba girmez, gunaha girer. Velakin sevabinin hukmu Allah katindadir. Oruc'un kurallari biraz daha hafif olabilir, yani cok yapamayacak kisiler oruclarinin bedelini odeyebilirler. Ve de kefiliyet sadece yil icin gecerlidir. Namazda kefiliyet omur boyudur. 10 yil once kilmamis oldugun namazin kefiliyetini 30 yil sonra da uzerinde tasiyor iken, bu yil tutmamis oldugun orucu gelecek yila birakamazsin.
4- Zekat:
Kefiliyeti yine buyuktur, ama herkese kefiliyet gerektirmez. Velakin uygulanmamasi ise yine gunahtir.
5- Hac:
Kefiliyeti esasinda cok buyuktur, ama ibadeti tek defaya sart oldugu icin uygulanmasi cok daha kolay, mesuliyeti cok daha az gibi gozukebilir, velakin bu demek degildir ki lacka mantik ile gunahtan uzak oldugu sanilsin. Kimlerin nasil mesul olduklari aciklanmistir, o mesuliyet degerlerine sahip olan kisilerin yapmakla yukumlu olduklari bir ibadettir.
Yani goruldugu gibi Allah'in her emri ile Islam'in belirtilmis sartlari arasinda cok ta bir fark yoktur. Eninde sonunda hepsi gercek imanin sartlaridir. Islam'in sartlari olarak gordugumuz 5 ayet baslangictir, yapilmasi zorunlu olan, yapilmadigi zaman gunah olan, ve de insani Allah'a yakinlastiracak ibadetlerdir. Velakin ibadet demek Allah'a kulluk etmek te demektir, ve de sadece 5 taneye indirgenemez, Kur'an basli basina bir ibadettir, Hz. Muhammed'imizin sunneti basli basina bir ibadettir, Allah korkusu basli basina bir ibadettir.
Daha öncede türban başlığında başlığa yazan bayan üye sadece iki taneydi. Biri de bendim. O zamanda başık 20 küsür sayfa idi. Şimdi bakıyorum. Ben ve Figen abla dışında yazan olmamış. Bu başlıkta ben bayların kavgalarından ve dini sanki bilinmiyormuş gibi öğretme çabalarından çok, bayan üyelerin fikirlerini okumak isterdim.
Galiba ne demek istediğim anlaşılamamış! Müslüm abiye yolladığım özel mesajı burada yayımlıyorum ki herkesçe ne demek istediğim anlaşılsın..
(Makas yok. Kopyala/Yapıştır)
Abicim önceki mesajları okudun mu? Bilmiyorum!
Bu sadece soruna bir çözüm. Türban takmanın amacı, saçın gözükmemesi ise peruk takılsın kamulsal alanlarda. Benim öğretmenim böyle yapıyordu. Peruk takıncada kişinin kendi saçı gözükmez.
Abicim önceki mesajları okudun mu? Bilmiyorum!
Bu sadece soruna bir çözüm. Türban takmanın amacı, saçın gözükmemesi ise peruk takılsın kamulsal alanlarda. Benim öğretmenim böyle yapıyordu. Peruk takıncada kişinin kendi saçı gözükmez.
Ancak burda bir konuyu atlıyorsunuz.İnsanlara başının kapatılması kendi üzerindeki çekicliği ortadan kaldırarak erkeklerin kötü gözle bakmasını engellemektir.Sen peruk takınca bir şey değişmeyecekki.Sen gene erkekleri kışkırtacaksın(Amacın bu olmasada).Bu durumda taktığın peruk hiçbir işe yaramayacak;fakat şöyle bir durum var sen erkekleri kışkırtmamak amacıyla taktığın için onun sevabını yine sen kazanırsın ama bence türban sorunu bu şekilde çözülemez.