Türban sadece Üniversitelerde Eğitim Alanlar için serbest olmalı
9.1%
[60]
Türban bütün Eğitim Kurumlarında Eğitim Alanlar için serbest olmalı
1.2%
[8]
Türban Kamu Kurumlarında Hizmet Alanlara serbest olmalı
5.6%
[37]
Türban Kamu Kurumlarında herkese yasak olmalı
8.9%
[59]
Türban şu haliyle yasak olmaya devam etmeli
23.8%
[157]
Türban her yerde serbest olmalı
51.4%
[339]
Toplam Oy : 660
Emre Ahlatlı
15 yıl önce - Cmt 19 Oca 2008, 19:06
Başörtüsü , kadınların tarihsel ,evrensel ortak değeridir
Tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. Başörtüsü insanoğlunun bize aktardığı ortak bir mirasdır. Kaynağı ilahidir. İslam inancına göre vahiy inmemiş bir topluluk yoktur. Her kavme her topluluğa bir elçi gönderilmiştir. Bu mirası kimse inkar edemez.
Gerek semavi kaynaklarda, gerekse semavi olup olmadığı tartışalan kimi dinlerde ,ilkel olarak adlandıralan diğer tüm dinlerde ve din içi, din dışı olup olmadığını bilmediğimiz toplluklarda da başörtüsünün izlerine rastlamaktayız.
Günümüzde Başörtüsüne ısrarla ‘’Türban’’ diyenler,gerçekleri yok sayan,tek tipci, zorba kesimlerdir. Bunlar başörtüsü demeye cesareti olmayan aynı zamanda korkak insanlardır. Başka ad koyarak,başk adla hitap ederek halkın tepkisini hafifletmeye çalışan kesimdir.
George Orwel’in Big Borother’ında sözünü ettiği gibi,Totaliter ve aynı zamanda Otoriter, Yönetenlerin tek egemen olduğu, sindiirlmiş, özgürlükler kaldırılmış, düşünme ve düşündüğünü söylemesi yasaklanmış, kimsenin kimseye güvenmediği, propaganda ve beyin yıkama ile halkı ve hayatı manipüle etmeye yönelik bir adlandırmadır bu.
Gelelim tarihteki köklerine,öncelikle öz tarihimizeden başlayalım.
Dr. Atilla Erdem'in Kültür Bakanlığı'nca yayınlanan 'Anadolu Giysileri' isimli eserinde Göktürkler'den Osmanlı'ya kadar Anadolu'daki kadınların giyim tarzları şekillerle gösteriliyor. Resimlerin ortak özelliği kadınların başlarında örtü olmasıdr.
Prof. Dr. Bahaeddin Ögel'in hazırladığı Türk Kültür Tarihi'nin beşinci cildinde, İslam öncesi ve sonrası kadın giysileriyle ilgili detaylı bilgiler yer alıyor. Kitabın 'Başlıklar' isimli onuncu bölümündeki bilgilere göre, başörtülerine Türkler ilk olarak bürünmek anlamına gelen ''bürüncük , bürünçek, bürük, bürüntü'' gibi isimler vermiştir.
Tarihi süreçte başörtüsüne verilen isimlerden bazıları da şöyle: ''Yaşmak, ağ, ağınca, ak-bez, közenek, tütük, tülbend, tulban, kıvrak, tartamak, uçtu, yırtma, sorguç , saraguç.''
Ve islam önesi var olan, İslam sonrası da devam eden Türkmenlerde, halen de uygulanan’’doğum yapan kadının başında al örtü varsa erkek, sarı örtü varsa kızı olmuştur’’geleneği çarpıcı bir örnektir..
Ve gene,genç kızlar;bekar oldukları belli olsun diye kızıl renkte başörtüsü kullanırlardı. Kızın gözü kırmızıda" deyimi ve henüz evlenmeyen kızların, kırmızı takılar ve kırmızı başörtüsü takarak bekâr olduklarını ifade etmeleridir. Tahtacı Alevi Türkmenlerine kızılbaş denilmeisnin asıl nedeni de budur. Bir Arap bir Farisi Şia için kızlbaş ifadesi kullanılmaz. Kaşgarlı Mahmud'un Divaü Lûgat-it Türk'ün ‘’I. 394’’ de bu konuya temas eder.
İlk yazılı kaynaklara inersek karşımıza Sümerliler çıkar. Hani şu bizim tarih kitaplarında Türk olduğuna dair güçlü kanıtlar bulunan Sümer halkı. Orda da başörtüsüne rastlıyoruz. (.Bakınız Tarih Sümerden Başlar.S.kramer.TTK yayınları) İ.Ö 4000 yıl önce kurulmuş, 3 bin yıl yaşamış Sümer halkı.
Ve gene İÖ 1. yüzyılda kurulan Kommagene karallığna ait Nemrut heykellerine bakalım hemen hepsinin başında örtü vardır.
Pafloganyalılar da başörtüsü kullanıyordu
Amerikalı Tarihçi Profesör ve New York Senatörü Gore Vidal da “Ben Cyrus Zerdüştün Torunu “ isimli tarihsel romanında,Orta ve Batı Karadeniz bölgelerinin Paflagonya” olarak bilindiğini,halkının da “Venüs”e taptığını yazar.Pafloganya tarihi İ.Ö.4000 yılna kadar dayanmaktadır. Venüs Tapınaklarında din görevlilerinin de şehrin ileri gelen ailelerinden seçildiğini,bunların bu günkü Rahip ve Rahibe kıyafetlerinin aynısını giydiğini belirtir.
Asurlular’da.M.Ö. 1500'lerde adı bilinmeyen bir Asur Kralının yaptığı bir yasanın 40. maddesi ile;
"Evli ve Dul Kadınların BAŞLARINI Bir Şalla Örtmeleri Zorunlu Kılınmıştır.."
Budizm ve Hinduizmde'de; kolun. başın ve göğüsün örtülmesi akrabalara ve tanrılara karşı bir saygı ifadesi olarak kabul edilir. Hatta budizm'de evin içinde bile bu uygulama vardır.(E.R Newyork 1987 cilt 4 s.408
Tevrat'ın çıkış bölümü sayfa 28'de erkeklerin bile başını örtmesi bir dindarlık olarak izah edilir. İŞAYA 3/17'de evli kadınların başlarını örtmesi, Eski Ahitten beri bir iffet nişanesi olarak izah edilmektedir.
St. Paul İncili'nde "Her erkeğin başı İsa, her kadının başı erkek ve İsa' nın başı ise Tanrıdır. Erkek Tanrı'nın şanı ve çehresidir. Fakat kadın, erkeğin şanıdır. Başı örtülü olarak dua eden veyahut peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürür. Fakat başı örtüsüz olarak dua eden her kadın, başını küçük düşürür. Kadın örtünmüyorsa saçı da kesilsin; kadına saç kesmek veyahut tıraş etmek ayıp ise, örtünsün. Çünkü kadın erkeğin izzetidir. Çünkü erkek kadın için değil, fakat kadın erkek için yaratıldı." (Korintoslulara 1. mektup)
Kuran’da’da konuyla ilgili ayetler: Bakınz. En Nur 24/27/31/60; El Azhap 33/53/59/60
Söyle Dünyaya bakalim yani cevremize bakalim hersey tek bir Kalemden cikmis gibi bir hali varmi dünyanin hersey monotonmu agaclarin yesili degisik halleri degisik ciceklerin herbiri birbirinden güzel , topragin rengi taslarin hali hepsi degisik, Insanlarda degisik ama hepimizin ortak noktasi var insaniz bu dünyada yasiyoruz, ben kendi adima konusuyorum kiz kardesim basi acikdi 25 yasina kadar ufak bir kasabada yasiyoruz ve cevremizde bütün kizlarin basi kapaliydi, ve hicbir zaman dislamadilar tam tersi beraber gezdiler beraber eglendiler. Ve bende hic bir zaman illaki kapanacaksin diye baski yapmadim , Babam biz genc yasda vefat ettigi icin malum evin yükü bendeydi kapan desem kapanirdi. Neyse fazla derinlere dalmaya gerek yok simdi evlendi ve kendisi kapandi Kocasida baski yapmadi. Demek istedigim acik saclisida kardesimdir kapali olanda kardesimdir hic ayrim yapmiyorum. Ama vay efendim TÜRBAN takiyor diye bir insana demokrtaik haklarindan yani okuyup bir meslek ögrenmekden zorla vaz geciriyorsaniz kimse kusura bakmasin LAIKLIK le alakasi yok . Bence Herkes Sagda oilsun solda olsun Varsin TÜRBAN desinler AMA bu kizlarimizi mahrum birakmayalim, yazikdir günahdir el ele okullarina gidip gelsinler ve bu ülkede bu konulari konusmayalim artik , saygilarimla
Belirlenen kuralların dışına çıkmak isteyen olursa o zaman o kişilere yasaklama getirebilirsin. Hak ve özgürlükler çerçecesinde bende cübbeyle, sarıkla okula gelmek istiyorum, çünkü dinimiz bunu emrediyor, ben inancım için cübbe giyiyorum diyen olduğu zaman bakarsın İslam'da böyle bir emir var mı? Cübbenin giyiliş amacı nedir? Erkekler için vücudu baştan ayağa örtmesi ve böylece vücut hatlarını saklamasıdır. İslamda hem kadın hem de erkek için bol giyinmek esastır yani vücut hatlarını belli etmeyecek elbiseler giymek emirdir. Bunun içinde illa cübbe giymene gerek yoktur. Bu şekilde bol giyinmek isteyen bir numara büyük pantolon alır onu giyer. Vücut hatlarını saklamak isteyen bir başörtülü bayanımızında çarşaf giymesi İslam'da bir zorunluluk değildir. Vücut hatlarını saklamak isteyen bayanımızda güzel bir manto giyer o da bu şekilde halledilir. İşte bu nedenle cübbeyi ve çarşafı yasaklayabilirsiniz ama başörtüsünü yasaklayamazsınız çünkü bu dinimizin bir emridir.
1) Yasak kaldırılsın sınırlar olmasın derken yeni sınırlar koymanın hesabını yapıyoruz.
2) Laiklik ilan edildiğinde amaç, gündelik hayatımızda attığımız her adımın din adamlarına sorulmadığı, inancını yaşayabildiği bir hayat sürdürülmesiydi. Şimdi üniversiteye giderken giyiniş tarzını 'İslam'da böyle bir emir var mı?' sorusunun cevabına göre ayarlamaktan bahsedeceğiz. Laikliği silmiş olmuyor muyuz?
3) Toplumumuzda neden herkes din alimi ya da siyasetçi gibi yorum yapmaya bayılıyor?
Tespitlerime gelince;
Her toplumda yasaları çiğneyen, kendi istekleri doğrultusunda değiştirmek isteyen, değiştiremediğinde lastik gibi uzatmaya çalışan insanlar vardır olacaktır. Zaten bu yüzden yasalar koyulmuştur. Yasalar toplumun ortak ihtiyaç, istek ve adetlerine uygun olarak düzenlenir. Uyulmadığında da cezalandırılır. Kafa yapımız değişmedikçe bu ve buna benzer tartışmalar sürüp gidecektir.
İster başörtüsü deyin ister türban yasağı vardır ancak zaten bu yasağa uyan kimse de yoktur. Kanun kitapta yazılı olarak kalmış, fiili olarak yok olmuştur. Canı isteyen takıyor, kimse birşey demiyor.( En azından Elazığ'da böyle)
Kadınların başlarını kapatması veya açması kişisel görüşleriyle ilgilidir. Bu konuda en az söz hakkı biz erkeklerdedir. Her nedense onlardan çok biz ahkam kesiyoruz. Açmak istiyorsa açsın, kapatmak istiyorsa kapatsın.
Kim ne derse desin bu tartışma siyasi ranta dayanmaktadır uygun zamanlarda biz zavallılara ısıtılıp yedirilmektedir.
Halkımız her zaman mazlumun yanındadır. Mağduriyetin önlenmesi gerekir. Ancak şimdiye kadar gördüğüm tartışma kusura bakmayın 'anayasayı değştirme' tartışmasına benziyor. Herkes değiştirelim diyordu hangi maddeyi diye bir soru sorulduğunda cevap 'Değiştirelim' idi.
Evet bu yasağı kaldıralım. Nasıl kaldıralım? Cevap 'Kaldıralım...'
Ne gariptirki, aslında ülkemiz tüm dinlere mensup insanların yıllarca beraber barış içinde yaşadığı, tüm dinlerin ibadethanelerinin yanyana olduğu, imamla papazın karşılıklı çay içtiği ama kendi içimizde müslümanların birbirlerine karşı tezat oluşturacak davranışlarda bulunduğu bir yer.
Türkiye'de, Türk vatandaşı olsun veya olmasın hristiyan ve museviler için yapılmış onlarca kilise ve sinagog var. Bence bu Türkiye'nin nekadar medeni bir yer olduğunun yegane göstergesidir. Madem biz bu kadar medeniyiz neden müslümanlık yada müslümanlığın gerekleriyle ilgili medeni olamıyoruz?
İnanın bazı türban takan yada takmayanlar neden taktıklarını yada neden takmadıklarını bilmiyorlar bile. Bu bilmemezlik durumlarının temeli takanlar için mahalle baskısı, takmayanlar için avrupa özentiliği olarak gösteriliyor. Okadar derin bir konuki bu ne incelemekle, ne yazmakla, nede konuşmakla biter.
Konuyu sosyal,dini ve siyasi yönlerden incelemeye kalktığınızda nedense ortak yön bulmak zorlaşıyor.
- Sosyal yönde türbanın görünüşü,
- Dini yönde türbanın gereği,
- Siyasi yönde ise türban üzerinden rant beklentisi haiz olmaktadır.
Osmanlı İmparatorluğu zamanında Şeyhülislam denilen kişiler vardı. Zamanında kimse okuma yazma bilmediğinden, bu adamlarda yetkili kişi olarak adledildiklerinden dolayı nederlerse insanlar inanmak zorunda kallıyorlardı. Günümüzde ise hala okumak gibi bir üşengeçlik söz konusu olduğundan ve insanlar okumadıklarından dolayı biz bu gün hala bu tür sorunlarla gündemimizi meşgul durumda bırakıyoruz.
Kimsenin görüşüne yada inanışına karşı geldiğim yada saygısızlıkla karşıladığım yok, ben yazının en tepesindede yazdım bu bir kişisel görüş belirtisidir fakat ben medeni ve modern bir ülkede yaşadığımızı düşünüyorum. Türkiye'de din İslamdır fakat Türkiye bir İslam ülkesi değildir.
Bende Ablama danıştım ve fikirlerini aldım.İşte cevapları :
- Sizce dürüst olarak, Türkiye'de kamusal alanda başörtüsü yasağı neden uygulamaya konuldu? Sebebleri nelerdi ve sizce bu konuda yanlış / doğrular nelerdir?
- Halen askeri anayasa olmasından kaynaklanıyor sanırım.Ama bu soruyu o yasakları koyanlara sorsanız bence daha doğru olacak. Bu konu tümden yanlıştır.
- - Bayanlar başörtüsünün serbestliği konusunda kendilerine seçim hakkı verilmesini istiyorlar mı? Yani bu isteklerini aileden ve eşten bağımsız olması hakkının ellerinde olması kendileri için ne ifade ediyor?
- Başörtüsünü zaten aileden (kendi ailemden) kimse zorla tak demiyor veya takma demiyor.Elbette seçim hakkı olacak.Madem laik demokratik bir ülke bu da bir haktır, insan haklarına aykırıdır.İnsan hakları mahkemesine bakmayın siz.Onlar zaten Müslüman değil ki sizin gibi düşünüp değerlerinize sahip çıksın.Aile ve eş derken ailemizden örnek vereyim. Ailem Dini bütün bir ailedir. Geçen sene bizden biri evlenecekti ve babam gelinimizi çekip bizim yanımızda ‘’ kızım eğer başörtüsünü biz bu şekildeyiz diye takıyorsan bence takma başı açık olabilirsin o kendi sorunun. Yok eğer Allah Rızası için takıyorsan Allah kabul etsin ‘’ demiştir.Buradan İslam da ki hoşgörü ve zorlama olmadığını da anlayabilirsiniz. Bu konuda aileme minnettarım.
- Başı kapalı bir bayan, başı açık bir bayana nasıl bakıyor? Veya tam tersi, başı açık bir bayan kapalı bir bayana nasıl bakıyor?
- Farklı mı bakması gerek ? siz erkekler birbirinize nasıl bakıyorsanız bizlerde öyle bakıyoruz.
- Üniversiteye giremeyen bayanların bu durumdan sonra siyasi tercihleri ve fikirleri ne yönde değişti? Yani yasak bir kesime uzaklaştırdı mı yoksa tam tersi yakınlaştırdı mı?
- Ben okuyamadım maalesef.Ülkemizde ki üniversitelerde bu konu olduğu için bende hiç müracaat etmedim.Maddi durumumuz yabancı ülkede okuyacak düzeyde de değildi. Bu nedenle çok istememe rağmen içime attım.Ama Allah’ın adaletinde herkesten davacıyım. Başka da yapacak bir dururum yok.
- Üniversite kapılarında ellerinde pankartlar ile ve bir takım siyasi yazılarla bu durumu protesto edenlere bakış açınız nedir? Sayın Gül'ün eşinin bu konuda AIHM'ye gitmesine bakışınız nedir? Sayın Erbakan'a bakışınız nedir?
- Siyasi yazılar demekle neyi kastediyorsunuz ? orada protesto edenler kendilerinin durumu için okumak için protesto ediyor. Ben o protestolarda siyasi hiçbir şey göremiyorum.
- - Atatürk'ün Türk milleti için öngördüğü laiklik sistemi bayanların dinini yaşaması için bir engel mi? Bu sistem size göre ne getiriyor ve ne götürüyor?
- Asla engel değil.Ama hangi laiklikten bahsettiğinize bağlı ? şu andaki mevcut laiklik Atatürk’ün belirttiği laiklik mi ? bana göre değil. Sanırım Atatürk bunları görseydi tek tek asardı.
- - Sizin gibi olmayan (açık yada kapalı olarak tabir edilirse) kişilere karşı bir antipedi hissediyor musunuz? Açık bir ayrımcılık görüyor musunuz?
- Neden hissedeyim ? O da insan bende.
Türban yasağını özgürlüklerin kullanımı önündeki herhangi bir engel gibi görmek yanıltıcı olur. Türban yasağı ile engellenmek istenen, toplumsal yaşam ile devlet yönetiminin dini esaslara dayanmasıdır. Türbana özgürlük sloganı ile başlatılan süreçle asıl hedefin devlet ve toplumu şeriat esaslarına uygun olarak yönetme özlemi olduğu gerçeğini tartışmanın abes olacağını düşünüyorum. Ayrıca türban serbestisi isteğinde belirtilen tüm gerekçelerin (bireysel özgürlükler hariç) diğer dini istek ve amaçlar içinde geçerli olacağını unutmamalıyız.
Bu gün türban için atılan sloganlar yarın çarşaf, ertesi gün burka için atılacak, bu da yetmeyecek özgürlüğünü türban takmamaktan yana kullanan insanlara her türlü eziyet, bir takım gerekçelerle meşru ve makul karşılanabilir hale gelecektir.
Esasen yükseköğrenimde türban önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini düşünüyor ancak şeriat özlemi içerisinde bulunan bir takım toplulukları cesaretlendireceğinden endişe ediyorum.
Laik Türkiye Cumhuriyetinin bu günkü hali ile bölgesinde en çok dikkate alınan, en çok önemsenen ülke olduğu gerçeğini unutmayalım. Bu durumu zaafa uğratacak her türlü eylem ve söylemin karşısında duralım.
...1 - Bunun tek sebebi vardır. Laikliği dinsizlik olarak benimseyen kişiler yüzündendir. Oysa laiklik dinsizlik değil, devletin din işlerine karışmaması, devletin bir dininin olmaması ve devletin din ile yönetilmemesidir.
6 - Bu sorunun cevabını ilk soruda vermiştim. Atatürk'ün öngördüğü Laiklik sitemi bu değil.
MehmetSolmaz abimin annesine öncelikle bizlerle bu düşüncelerini paylaştığı için teşekkür ediyorum.
Konuyla ilgili hakikaten bu başlık altında toplanan tüm paylaşımları okumaya çalıştım ve açıkçası sitemiz üyelerince konuyu ele alma gayretini ve "üslubunu" takdir ettim (sitemizde bu yakışır).
Söylemek istediklerimin çoğu zaten üstatlarımız tarafından zikredilmiş. Fakat ilave etmek istediğim şey altta bulunan Atamızın Latife hanımla beraber çekilmiş fotoğrafı idi.
Sayın Solmaz´ında dedigi gibi Atatürk'ün öngördüğü Laiklik sitemi bu(bugünlerde ülkemizde uygulanan sistem)değil.
Basortusu yasagi bir an once kaldirilmali. Artik insanlarin,saciyla sakaliyla,kupesiyle,etegiyle ugrasmaktan vazgecsinler.Ama daha demokratik ve ozgur bi Turkiye'ye dogru ilerledigimiz acik.Artik laik kesim denen
bi avuc insanin icinden bile isyan edenler,karsi cikanlar var bu duruma.
Cemil ipekci,Sinan Cetin en iyi iki ornek.
Türban yasağı bir an evvel kalkmalı ki bundan rant sağlayanların suyu kesilmeli. Sürekli olarak ısıtıp ısıtıp gündeme gelmesi gündemi gizlemeye yarayan bu malzemenin ortadan kalkması gerekli. Evet bundan bilmem kaç yıl önce yoktu ama o zaman bu kadar alenen din sömürücüleri de yoktu. Burada Atatürk'ün resimlerini gördüm düzeltme gereği hissettim; Atatürk'ün annesi Osmanlı kadınıydı. O zaman Osmanlı kadınları nasıl giyiniyordu bir araştırın sonra resim yüklensin ya da tartışma konusu olsun...
Laiklikle türban meselesi çok karıştırılır oldu hatta laikler istemiyor diye bir şey deniyor. Alakası yok gerçek laiklikle bu işin. Bende laik bir insanım. Atatürk ilke ve inkilaplarına bağlıyım. Laiklik din ile devlet işlerinin birbirinden ayrımıdır. Türbanla pek ilgilenmez.
Denmiş ki bazı başlıklarda,ki hakkı da var,hocasının yanına türbanla mı girecek diye. Valla ne yalan söyleyeyim bende şapka takarım.
Türban benim çevremdeki türbanlı arkadaşlar için hiç sorun değil. Dini inancım gereği takıyorum,bunun siyaset malzemesi edinilmesine karşıyım diyenleri tanıdım. Bunların yanında saçımın kılı gözüktü namusum gitti diyeni de. İki farklı din yorumlaması var. Takdiri sizedir. Kur'an da geçen ayetleri de ezbere bilirim kıl görünmesiyle ilgili bir şey de hatırlamıyorum.
Kanlı mı geleceğiz kansız mı geleceğiz diye bir takım siyasetçilerin demeçleri yüzünden,türbanım dinim diyerek tabulaştıranlar yüzünden bu ülkede çok güzel bir oyun daha oynandı. Kaldırılsın bu yüzden. Kaldırılsın ki devlet yönetiminden anlamayanlar bunu meydanlarda probaganda olarak kullanıpta devlet yönetimine gelmeleri son bulsun. Bu tartışmalar hep böyle gidiyor. Birileri rant sağlıyor,gelinen durum ortada. Elinden kozunu almak varken neden almayalım. O zaman ne vaatlerle gelinecek başa merak etmiyor değilim.
Bazı arkadaşlar Cemil İpekçi'yi örnek göstermiş. Yahu bırakın şu adamı. Ben muhafazakar bir eşcinselim diyen bir adamdan hayır mı gelir? (Bknz: Haber portalları) Madem öyle o laf söylüyor ya bende ona buradan soruyorum Kur'an da eşcinsellikle ilgili ne yazmış hiç okudun mu? Muhafazakarlık ve eşcinsellik bir arada. Bu da güzel ve komik.
Türbanın artık tartışılmasından,temcit pilavı gibi gündemi gizlemekte kullanmaktan kendi adıma ve çevremde ki türbanlı arkadaşlar adına sıkıldığımı belirtmek istiyorum. Kaldırılsın. Suni gündemlerle bu milleti oyalamaya kimsenin hakkı yok. Kaldırılsın ki ellerindeki koz gitsin.Ha diyeceksiniz ki tekrar başa gelmezler mi? Meydanlarda yine bağırmazlar mı biz kaldırdık oylar bize diye. Evet bağırırlar. Ama son kez. Yerel seçimler başlamadan kaldırılmalı. Kaldırılmalı ki bunu bu seçimlerde kullansınlar. Bir daha ki seçime ellerinde ne olacak bekleyelim. Muhafazakar eşcinsellerimiz de susup otursunlar.
Şu türban olayında herkese laf düştü. Kimileri Atatürk'ün fotoğraflarını bastı yayınladı gazetelerde,kimileri ben kadın olsam takardım dedim. Eşime taktırırttım dedim. Dedi dedi ve dedi. Herkes bir şeyler geveledi ağzında. En çok bu işe sevinenlerde bu işten rant sağlayanlar oldu. Eh onların kim olduğunu söylemeyeyim artık.
Kaldırılmalıya bir sebep daha vereceğim. Yasaklandı ele geçen ne oldu? Ele geçen genç beyinler "ablaların" kucaklarına itildiler. Alın size bir dramatizasyon: "Görüyor musun bize dinimizi yaşatmıyorlar,türbanımıza karışıyorlar." Hooop "ablalar" iş yaptı. Bunları duyan kulaklara sahip insanlar şunu diyemediler: "Namaz kılarken seni seccadeden mi kaldırdılar zorla?"
Kısacası çok kullandı "f-tipi ablalar ve de abiler". Memleketim uyudu uyudu. Halen daha uyanamadı."f tipi evler" çalıştı çoğaldı.
Su kovaya doldukça elimizde maştapa boşalttık gidere fazla suyu. Kova taşmasın diye. Ama kimse elini musluğa uzatmadı. Uzatanlara da bazı kesimler bilinçsizce sineklikle vurdu. O maştapaya güven duydu. Ama su hep aktı. Bu musluğun kapatılması gerekli. Kapatılmalı ki su kovaya dolmadıkça,maştapalar da kurur,gider başını bekleyende kurur...
nerden bakilirsa bakilsin, türban sorunu bu ülkede vardir,
ve halki %99 olan bir müslüman ülkede bu sorunun
tartisma konusu olmasi bile traji komik bir olaydir,
bu ülke yillardir bu konuyu tartismaktan geri kaldigi,
neler kaybettigi apaciktir!
bu konu daha nereye kadar tartisilacak?
cözüm ve icrat yoksa, her tartisma bu vatana zaman kaybidir!
burda önemli olan bu konuyu türk milleti cözüme kavusmasini
istiyormu istemiyormu?
bence istiyor, yarin bir referandum olsa halkin %80nine yakini
bu meselenin cözümden yana oyunu kullanacaktir!
bu ülkenin basbakani, muhalefet partisi mhp ve digerleri
bbp,dp,anap,sp v.s. cözümlenmesinden yanadir süphesiz,
keza, sivil toplum örgütleri yine öylesine!
peki ozaman neyi tartisiyor ve bekliyoruzki?
%20lik chp ve chplilerin son ferdinin ikna olmasinimi!
onlar zaten cözümden yana degilki!
kaldiki bu cagdisi yasak hangi medeni ülkede var!
fransa disinda abd ve ab ülkelerinde yok böyle bisi!
bu ülkelerde laik degillermi!
artik bu cagdisi uygulama biran evvel cözümlenir,
ve bu millet böyle bos sacma sapan konularla bosa
tartismaktan cok ilimle irfanla ugrasir insallah.