1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 10  |
 |
fygenn
15 yıl önce - Prş 17 Oca 2008, 03:04
Ben Atatürk ´ün tek partili siyaset düşüncesiyle cumhuriyeti kurduğunu düşünmüyorum. O dönem yaşananlar ve o zamanın gerektirdiği gibi bir karardı. Halk bir şavaştan çıkmış herzaman halifenin ve padişahların izinden gitmiş. Bir gecede rejim değişir mi? Siz kendinizi koyun o insanların yerine değişimi kabullenmek bu kadar kolay mı ? Şimdi bizler demokrasinin gölgesi altında büyüdüğümüz için bu kadar rahatız böyle eleştirel bakabiliyoruz? Ya o dönemde yaşayanlar? bence o dönemde yaşayanlar için sadece yurdun kurtuluşu önemliydi? Zaten bunun aksi olmasa halifelik cumhuriyet kurulduktan sonra kaldırılmazdı. Sonuç olarak insanlar birşeyleri aşama aşama öğrenirler çok partili döneme geçiş sancılı olacaktı ve oldu da.
|
 |
Emre Ahlatlı
15 yıl önce - Prş 17 Oca 2008, 03:06
Böyle bir bulguya rastlamadım ben. Bilinenin aksine saltanat, son dönem sultanı Vahdettin tarafından terkedilmiştir. Sultanlar bu toprakların kuratarılması için bunda maslahat görmüşlerdir. Bu konuyu gerekirse tarihi vesikalarla tartışabiliriz. Hilafetin kaldırılması tamamen dış baskılar sonucudur. İyi de olmamıştır. Halife kalmalıydı. İslam aleminin manevi bir önderliğe her zaman ihtiyacı olmuştur. Bizans yıkılınca, Patrikhane kapatılmamıştı mesela. Hala ayakta ve bir kısm Ortadoksların merkezi olma iddiasını sürdürüyor. Dini şarlatanlar her dönemde olmuştur. Dün de vardı bugün de var. Her sahada şarlatanlar istismarcılar vardır.1929'da İHL'ler 1933'te de ilahiyatlar kapanıyor. İlahiyat fakültesinin kapatılması hususunda öğrencinin yokluğu sebep gösteriliyor. O zaman ya bu gerekçe yalan ya da dini grupların bir tehdit olduğu yalandır. Karar verelim hangisi yalan?
|
 |
Barış Özyurt
15 yıl önce - Prş 17 Oca 2008, 11:26
Padişahlık rejimine son verilmesi, hilafetin kaldırılması yerine Cumhuriyet'in kurulması büyük bir devrimdir ve bu dönemde herşeyin 21. yy demokrasisine uygun olmasını beklemek pek akılcı olmaz. Fransa'da cumhuriyetin ilanı binlerce kişinin hayatına mal olmuş ve çok kan akmıştır. Bir devletin rejimi ve yönetim biçminin değiştirilmesi büyük devrimdir ve bir ihtilaldir(bu kelimeyi olumsuz anlamda kullanmıyorum). O yüzden o dönemde belli bir süre için tek parti ve bir nevi dikta, baskı yönetiminin olmuş olması çok normaldir. Kurulan İstiklal mahkemelerinde de bu devrime karşı çıkan bir çok kişi hukuka uygunluğu tartışılır bir biçimde idam edilmiştir. 600 yıllık bir imparatorluğun yönetim biçimi tamamen değiştirilmiştir, baskı uygulanmadan, kan akmadan bunu başarmak imkansızdır.
|
 |
Mehmet Kasım
15 yıl önce - Cum 18 Oca 2008, 12:45
Ufak bir not: Hızlı bir cumhuriyetçi olan napolyon, krala karşı isyan etmiş ve halkın egemenliğini savunmuştur. Ama kralı devirip yerine kendisi geçince 4 sene sonra krallığını ilan etmiştir.
 
|
 |
Oktay Kasman
15 yıl önce - Cum 18 Oca 2008, 16:11
| Alıntı: |
| Kurulan İstiklal mahkemelerinde de bu devrime karşı çıkan bir çok kişi hukuka uygunluğu tartışılır bir biçimde idam edilmiştir. 600 yıllık bir imparatorluğun yönetim biçimi tamamen değiştirilmiştir, baskı uygulanmadan, kan akmadan bunu başarmak imkansızdır. |
Yukardaki alıntı Kıymetli Barış Özyurt un mesajından alınmıştır. İstiklal Harbimizin macerasını tarafsız ve sahih kaynaklardan okuyup,bu konuda yazılmış düzeyli eserlerle doğrulayabilirseniz ancak o zaman gerçeği bulabilirsiniz. Gerçeği bulmanın bir başka yolu da o devirde gün gün yaşamaktır. Yaşı müsait olmayan,tarih meraklıları ise mecburen birinci yolu deneyeceklerdir. Atatürke İzmirde suikast hazırlayan Giritli Şevki ve arkadaşları tereddütsüz İdam edilmişlerdir. Muhakeme esnasındaki surgulamada görev yerleri tesbit edilen her bir suikastçi, muhakeme sonuçlanınca ayrı ayrı suikasti yapacakları görev mahallerinde idam edilmişlerdir. Suikastlerin tek bir kanunu vardır. : Ya Devlet Başa, Ya Kuzgun Leşe. Ya başarırsanız Devlet Kuşu başınıza konar, başaramazssanız leşinizi Kuzgunlar yer. Suikastlerin Hukuku budur. Bence gereği de yapılmıştır.
|
 |
Ferhat AYDEMİR
15 yıl önce - Cum 18 Oca 2008, 16:57
| Alıntı: |
Ufak bir not: Hızlı bir cumhuriyetçi olan napolyon, krala karşı isyan etmiş ve halkın egemenliğini savunmuştur. Ama kralı devirip yerine kendisi geçince 4 sene sonra krallığını ilan etmiştir.
|
şimdi ne alakası var tek partili cumhuriyetle.sizin dediğiniz krallık.
Bu arada Atatürk'ün kurduğu cumhuriyet tek partili olabilir;ama tekli parti iktidarından çoklu partiye geçme isteği de vardı ve bir çok deneme yapmıştı.Bunların sonunda da başarmıştı.Günümüzde de bu çoklu partili sistemi kullanıyoruz ve sizde biliyosunuz ki istediğiniz partiye oy verebilme özgürlüğünüz var.
|
 |
kerim yılmaz
15 yıl önce - Cum 18 Oca 2008, 17:59
atatürk
Merhaba arkadaşlar hepinizi selamlıyorum.ATATÜR Bu ülke için büyük bir şanstır.Yaptıklarını üst üstte koyarsakbu başarının ne kadar büyükve anlamlı olduğü anlarız.Yapılan mücadele yanlız yapılmamıştır.isimsizyüzlerce kahraman vardır.ALLAH hepsinin mekanını çennet yapsın. Bügüne kadar Atatürk ü savunan kişilerin bir çoğu bu sayede ceplerini doldurmuştur.Atatürk ü vatandaşa düşman etmişlerdir.Atatürk,ü din düşmanı gibi göstermişlerdır.Ertuğrul gazi,Fatih sultan Mehmet neyse bizin için Atatürk o kadar kiymetlidir bizim için saygı duyarım ata larıma hür ve türk sek onların sayesınde.
|
 |
Mehmet Kasım
15 yıl önce - Cum 18 Oca 2008, 18:08
Fatih Kardeşim Napolyon konusu ile alakayı sen kur. Düşün biraz. Tarih kitaplarında okulda sana ne öğrettiler:
1-Napolyon örnek bir cumhuriyetçi
2-M.Kemal Napolyon hayranı ve ona özeniyor.
3-Laik ve Cumhuriyet sistemini Fransa'dan almadık mı? Oradaki tarihi gelişimi analiz edersek bizdeki süreçleri de kolay anlayabiliriz.
Sonuç: Napolyon; Cumhuriyet istiyor gibi ama başa geçince kendi yerini sağlamlaştırmak için krallığını ilan etmiş. Tek partililerde cumhuriyet istiyorlar ama kendi yerlerini sağlama almak için 2. bir alternatifin doğmasına imkan verilmiyor.
|
 |
OkanDikmen
14 yıl önce - Pts 20 Tem 2009, 15:46
Atatürk'ümüzün tek partili siyasi yaşama ve ülkemizin geleceğine yönelik uygulamalara bakışını anlatan çok güzel bir makale.
| Alıntı: |
Atatürk'ün tepesini attıran öneri.
AYM, Recep Peker’in hayali olan Cumhuriyet Konseyi.
Mehmet Recep Peker, Cumhuriyet’in tipik asker-bürokrat kurucu isimlerinden biri. 61 yıllık hayatı süresince Cumhuriyet’e şekil veren isimlerden biri oldu.
Aslında Recep Peker’i tanımak için, birkaç cümle ile hayat hikâyesine bakmakta fayda var. 1889’da doğan Peker, Harbiye ve ardından Harp Akademisi’ni bitirdi. Libya’da, ardından patlak veren Balkan Savaşları’nda ve eskilerin Harb-i Umumi dedikleri Birinci Dünya Savaşı’nda bulundu.
Cumhuriyet Halk Fırkası Genel Sekreteri Mehmet Recep Peker İkinci Meclis seçiminin ardından 1924’te kurulan Fethi Okyar kabinesinde Dahiliye Vekili (İçişleri Bakanı) oldu. Okyar’ın Şeyh Sait ayaklanmasına karşı yumuşak davrandığı gerekçesiyle protesto için istifa etti.
Hayatında hep sertlikten yana bir çizgisi oldu.
Cumhuriyet Halk Fırkası’nın dört defa genel sekreterliği görevini üstlendi. Kuruluştan itibaren etkili oldu ise de ülkeye damgasını vurduğu tarih 1930’lu yıllar oldu. Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü’den sonra “üçüncü adam” idi.
Daha sonraki yıllarda ise farklı şekillerde kurulan hükümetlerde görev aldı.
Partiyi 1935 kurultayına hazırlayan Başvekil İsmet İnönü, parti sekreteri Recep Peker’i iktidardaki partilerin tüzüklerini araştırmak için faşist İtalya ve Hitler Almanyası’na gönderdi.
Bu kurultay, hastalığı artık belirginleşmeye başlayan Mustafa Kemal Atatürk sonrası hazırlık oluşturması bakımından İsmet İnönü için hayati öneme sahipti.
İnönü ve Peker için 4. Kurultay, aynı zamanda CHP içindeki “Kadro” tabir edilen sol hareketi ve liberal kanadı tasfiye etme açısından bir tasfiye operasyonu olacaktı.
Recep Peker, rejimin en etkili organı olarak görülen ve kısaca “Genbaşkur” olarak adlandırılan CHP Genel Başkanlık Kurulu’nda “Atatürk adına” kararlar alabilen ve açıklamalar yapabilen birisi idi. Parlamentoya gidecek milletvekili adaylarının tek belirleyici heyetinde idi. Dahası, tek parti rejiminin ideologu olarak bilindi.
Faşist ve Nazi partilerinin tüzüklerini inceleyen Recep Peker, Cumhuriyet Halk Fırkası’nın, Cumhuriyet Halk Partisi’ne dönüştüğü meşhur 1935 kurultayı için yeni parti tüzüğü hazırladı.
İnönü’nün hazırladığı yeni tüzük, onay için "Cumhuriyet Halk Fırkası Genel Başkanlığı" görevini resmen üzerinde bulunduran Atatürk’ün onayına sunulmak üzere Çankaya Köşkü’ne gönderildi.
Bugünkü karşılığı ile Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği görevinde bulunan Katib-i Umumi Hasan Rıza Bey (Soyak) hatıratında, Atatürk'ün böyle bir değişikliğin kendisinin onayına sunulmasına hem kızdığını, hem bozulduğunu anlatır.
Hasta Atatürk’ün bu tüzük değişikliğini imzalayacağını düşünen İnönü ve Peker’in hayalleri Çankaya’nın tavrı ile yıkılır.
Dosyayı, akşamdan incelemesi için teslim eden Hasan Rıza Bey, sabah geldiğinde sırtında bornozu Atatürk’ün dosyayı incelediğini görür.
Atatürk, “Zorbalar” diyor ve ekliyor: “İnanılmaz şey. Ben memleketi hala bir tek parti ile idare etmekte olduğum için utanıyorum. Ama bazı arkadaşlarımız bu hali devamlı kılmak istiyor.”
Atatürk’ü çileden çıkaran şey, Nazi ve Faşist partilerin tüzüğünde olan yeni bir kuruluşun ihdası idi. "Yüksek Faşist Konsey" benzeri Büyük Millet Meclisi’nin üzerinde görev yapacak Yüksek Cumhuriyet Konseyi kurulmasına şiddetle karşı çıktı.
Atatürk, Hasan Rıza Bey’e sorar:
- İsmet bunu görerek mi imzalamış?
Atilla İlhan, 22 Mart 2003’te verdiği bir röportajda İnönü-Peker ikilisinin girişimini değerlendirirken şöyle diyor:
- Yani, Meclis onların işine gelmeyen bir karar alırsa, o konsey bunu reddedebiliyor. Yani Cumhuriyet fikri, halk hakimiyeti hepsi gümbürtüye gidiyor… Tüzüğün bir kısmını Gazi, Kurultayda değiştirse de tamamı değişmemiştir. Dolayısıyla CHP tüzüğü Nazi ve Faşist tüzüktür. Hiçbir şey de değişmemiştir. Almanya'da da İtalya'da da devletle parti birdir. Bizde de öyleydi.
İnönü ve Peker, Yüksek Cumhuriyet Konseyi projelerini hayata geçiremediler. Ama parti-devlet fikrini rejime dahil etme yolunda önemli bir mesafe aldılar. Nitekim Peker, “Türkiye Cumhuriyeti bir parti devletidir” ilanını bu kongrede yaptı.
Bu kongreden sonra Recep Peker, Kemalizm’in sol çizgide ilerlemesini sağlamaya çalışan “Kadro hareketi”ni ve liberal açılımları savunan öteki kanadı büyük ölçüde tasfiye sürecini başlatır.
Peker, Ülkü dergisi etrafında oluşturmaya çalıştığı Kemalizm ideolojisini topluma benimsetmenin yolunu burada açtı. Topluma Atatürk’ün Nutuk’unu "Türk’ün mukaddes kitabı", Halkevleri ve Çankaya’yı da "mabedine" dönüştürmeye çalıştı. Peker’e göre halkın damarlarında dolaşan “kirli kan” bu mabetlerde temizlenecekti.
Her ne ise… O tarafı ayrı bir konu…
İnönü, Recep Peker aracılığı ile 1935’te hayata geçiremediği fikrini 1960 ihtilali sonrasında başardı. Adına “Yüksek Cumhuriyet Konseyi” diyemedi Anayasa Mahkemesi dedi.
Ünal TANIK |
|
 |
Cem Tamer
14 yıl önce - Pts 20 Tem 2009, 16:13
İyi de kimse M.Kemal Paşa'nın demokrat olduğunu zaten iddia etmiyor ki ? Ederse de komik olur.
M.Kemal Paşa, adı üzerinde zaten Paşa; bir asker olarak ne kadar demokrat olabilir ki ? Bir asker siyasetçi olabilir ama demokrat olması imkansız gibi birşeydir, çünkü bu askeri eğitim zihniyetinin mayasına terstir.
Kaldı ki; o şartlarda M.Kemal Paşa'nın çok partili sisteme geçmesi elbetteki düşünülemez. 1000 yıllık bir yönetim kültürünü bir anda değiştirip parlementer sisteme geçemezsin. Hem toplum fikriyat olarak buna hazır değil, hem de savaştan yeni çıkmış bir yapılanmanın kurumları böyle bir duruma ayak uyduramaz.
Bana kalırsa, M.Kemal Paşa önce tek parti kurarak, aslında muhaliflerin oluşmasını sağlamış ve demokratik hayata geçiş için çok önemli bir aşama kaydetmiş. Akıllıca'dır.
Keşke darbeleri yapan, ülkeyi onlarca sene geriye götüren, memleket evlatlarının üzerinden tırpanla geçer gibi geçen ve iki üç yetişmiş neslin hayatını karartar generaller de, izinden gittiklerini iddia ettikleri M.Kemal Paşa kadar çok partililik konusunu doğru algılayabilselerdi.
|
 |
sayfa 10  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|