sayfa 9  |
 |
medine karadag
15 yıl önce - Çrş 16 Oca 2008, 23:18
Atatürk'ün kesinlikle tek partili yönetimi benimsediği fikrine katılmıyorum.hatta bununla ilgili bir çok yerde yazılar okudum ve bir çok şey dinledim.Atatürk o zamanın şartlarına göre bir parti kurmuş ve daha sonra arkadaşlarını farklı görüşlerini belirtmeleri için yeni parti girişiminde bulunmaya teşvik dahi etmiştir.demokrasiden bu şekilde ancak söz edilebilir zaten
|
 |
35kaan
15 yıl önce - Çrş 16 Oca 2008, 23:22
Evet Atatürk zamanında tek partili bir sistem vardı. Bugün ise çok partili düzen içinde yaşıyoruz. Tek parti özlemi duyan insanlar galiba o düzene geçince Atatürk'ü de canlandıracaklar. Bunun garantisini verebiliyor mu acaba tek parti düzeni isteyenler? Ben bir öğretmenim ve hayretler içinde kalıyorum. Ne kadarda çok tek parti yandaşı varmış ülkemde. Psikolojiye biraz ilgi duyanlar bu sendromu bilirler. Bu sendrom, insanlar umutsuzluğa düştükleri zaman ortaya çıkar. Buna kısaca kolay olan yolu seçme denmektedir. "tek parti gelsin, bizi kurtarsın, herşey yoluna girsin" Elimizde ne var? Muhalefet yapmayan, yapamayan, muhalefet yapıyor gözükmek için herşeye karşı çıkan bir zihniyet. Eh, o zihniyetin başarısızlığını nasıl örteriz? Hep beraber geri saralım, çok partiliden, tek partili sisteme geçelim. Böyle mi hükümetten kurtulmayı düşünüyorsunuz?
|
 |
medine karadag
15 yıl önce - Çrş 16 Oca 2008, 23:30
tek parti isteyenler sanırım her şeyin Atatürk zamanındaki gibi olabileceğini sanıyorlar ama günümüzde Atatürk'ün siyasi olsun sosyal olsun ve dahası ne olursa olsun yapısını tamamlayabilecek çeşit parti yöneticisi olduğunu sanmıyorum.ayrıca Atatürk bile buna meydan vermemeye çalışıp çoğunluktan yana olmuş böylelikle büyüklüğüne büyüklük katmıştır o tam bi demokrasi adamıydı ve son derece halkçıydı ama şuan da kendinden önce halkını düşünebilen yönetici tanıyan var mı?
|
 |
ferit Ateş
15 yıl önce - Çrş 16 Oca 2008, 23:33
İnsaf diyorum başka birşey demiyorum.Atatürk'ün tek parti dönemi; tanzimat döneminden beri gelen bir sürecin son hamlesiydi.Devlet bilinçli olarak parlementer düzene hazırlanmıştı. Birinci ve ikinci meşrutiyet deneyiminden sonra hilafetin kalkması ve cumhuriyet rejimine geçişimizle birlikte bu dönem daha da hızlandı ve Atatürk ile birlikte parlementer rejime neredeyse geçildi. Fakat ömrü kafi gelmedi ve tam anlamıyla bu sisteme geçemedik.Ben adım gibi eminim ki, eğer ömrü yetseydi bugünkü sistem daha sağlıklı bir şekilde otururdu.Ha denedi fakat olmadı.Kolay değil, bu iş için Türkiye de 100 yıl uğraşılmış, cumhuriyete geçilmiş 85.yıldayız hala benimseyemedik ve bu süreç kaç defa müdaheleye uğradı bu memlekette. Kıyaslayın lütfen...
|
 |
metink
15 yıl önce - Prş 17 Oca 2008, 01:02
Bugün Türkiyede tek partili rejim olsaydı, hele bu parti şu an iktidarda olan partinin siyaset anlayışı tarzında bir parti olsaydı benim geleceğe dair hiç bir ümidim kalmazdı.
İşte çok partili demokrasi bunun için güzel, bugün ben ve benim gibi düşünenlere umut veriyor, yarın belki başkalarına umut verir.
|
 |
yuksel77
15 yıl önce - Prş 17 Oca 2008, 01:05
Diktatör diyemeyen çok ünlü bir sol düşünceli yazarımızın müthiş bir eseri var 'Tek Adam'. Okuyun o zaman bazı tabulardan uzaklaşmak gerektiğini ne güzel anlarsınız. Üstelik solcu bir aydınımızın ağzından..Şevket Süreyya Aydemir'dir kendisi...
Şöyle bir düşünce var:
Atatürk rejime karşı potansiyel siyasi kuvvetleri tespit edebilmek için çok partili sistemi desteklemiş ve çok uzun sürmeden o veya bu şekilde çeşitli nedenlerle onları safdışı etmiştir. Halkına zulmeden manasında bir diktatör diyemesek de Atatürk tek adamdır.
Yeni bir ülke kurulurken en doğru staretejik karardır bu. Şimdi gerekli mi? O tartışılır işte...
|
 |
Mustafa Taşlı
15 yıl önce - Prş 17 Oca 2008, 01:17
| Alıntı: |
Bugün Türkiyede tek partili rejim olsaydı, hele bu parti şu an iktidarda olan partinin siyaset anlayışı tarzında bir parti olsaydı benim geleceğe dair hiç bir ümidim kalmazdı.
İşte çok partili demokrasi bunun için güzel, bugün ben ve benim gibi düşünenlere umut veriyor, yarın belki başkalarına umut verir. |
Bugünkü siyasi iktidar çok partili sistemin bir sonucudur.Şu ya da bu partiyi bu şekilde eleştirmek ise çok partili sistemin bir yandan savunmak diğer yandan da hazmedememek anlamına gelir.Halbuki Atatürk'ün bize bıraktığı miras ayni vatanın evlatlarının barış ve karşılıklı anlayış içinde yaşaması değil miydi?
|
 |
gökhan(D)
15 yıl önce - Prş 17 Oca 2008, 01:42
Muhalefetin olmamasi herzaman tartisma eksikligi dogurur. Bir hükümet tabii ki su an oldugu gibi güclü olmali ver projelerini gerceklestirebilmeli. Ancak muhalefetin katkisi ve elestirisi cok önemli.
Türkiye'deki mevcut duruma gelince. Su an ki anamuhalefet ciddiye alinacak bir parti olmaktan cok uzak. Bu yalnizca Türkiye'de ortaya cikmis bir sey degil, uluslararasi alanda sosyalist enternasyonal örgütünün mevzu bahis partiyi örgütten men etmenin esigine gelmesi de durumu ortaya koyuyor.
Ilginc olan:
Bu durum hükümeti genel anlamda destekleyenlerin(ben gibi) aslinda hosuna gitmemesi lazim. Cünki hedef olgun tartisma kültürünün Türkiye'de yayginlasmasi olmalidir.
Siz hic sosyaldemokrat partilerimizi hükümeti "isci haklarini dikkate almiyorsunuz!" derken gördünüzmü?
Hic partilerarasi teknik bir heyet yeni bir yasayi tartistimi? Muhalefet ne zaman yapici elestiride bulundu?
Aslinda Türkiye'de muhalefet yalnizca insanlarin duygularini kullanmak ve hemen ideolojik olmak degil mi?
Bu yüzden önemli olan SISTEMI tartsimak degil. Bulundugumuz sistemi en iyi sekilde icraat ve demokrasi ile doldurmak olmali. Partilerin genclik kollari aktif olmali, Parti genel kurullari artik tekme tokatla gecmemeli! Bir parti delegesinin belli bir genel kültürü olmali...Bunlar Türkiye'de eksik olan konular.
Demokrasi'de olgunluk, parti ici demokrasi ve tartisma kültüründen gecer. Bu basarilirsa o zaman Türkiye'de koalisyon hükümetlerinin bile iyi is basaracaklarina inaniyorum!!
En son gökhan(D) tarafından Prş 17 Oca 2008, 01:45 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
Emre Ahlatlı
15 yıl önce - Prş 17 Oca 2008, 02:24
Seçimle gelmeyenler kolay kolay iktidarı bırakmazlar. Malum Atatürk halk oyu ile seçilmemişti. O dönemle ilgili rivayet muhteliftir. Fevzi Çakmak 'in meclisi kuşattığı,meclsi tehdit ettiği, Atatürk'ün bu kuşatma ve baskı neticesinde seçildiği de ileri sürülmektedir. Milletvekilerii de halk seçmemişti zaten..Milletvekilerin %20' si askerlerden oluşuyordu. Meclis içerisinde karşılıklı silahların çekildiğide ifade edilmektedir. O dönem haala birer muammadır. Muhalif milletvekillerinin meclise sokulmadığı ileri sürülmektedir.
334 Milletvekilinin 158'i oylamaya katıldı, geri kalan 176 üye ise ne cumhuriyet'in oylamasına ne de cumhurbaşkanı seçimine katılmamıştı. Bu durumda Atatürk hem Meclis başkanı, hem cumhurbaşkanı, hem Halk Partisi'nin başkanıydı. Dahası başkomutandı.
Bu bağlamda Atatürk çok partili bir sistemde seçilemiyeceğini biliyordu. Bildiğin içindir ki doğal olarak demokrasiye geçmemiştir. 1930'da bizzat kendi teşviği ile SCF kuruldu. Kızkardeşi Makbule Hanım ve yakın çevresi bu partiye girdi. Serbest Cumhuriyet Fırkası bir bakıma halkın nabzını yoklamaya yönelik kurulmuştu.. 3 aylık bir parti olmasına rağmen halkın büyük teveccühünü kazanmıştı. Yerel seçimlere katılmış büyük başarı elde etmişti. Genel seçimlere gidilmesi durumunda tüm cumhuriyet önderleri safdışı kalabilirdi. Hemen kapatıldı.
SCF libarel bir partiydi. Dini anlamda siyasal talepleri yoktu. Halk tek partiye öfkeliydi. Bu öfkesini nasıl olursa olsun göstermek istiyordu. Halkın bu öfkeli ve kararlı tutumu cumhuriyet önderlerini korkutmuştu.
2.dünya savaşının bitmesiyle , Avrupa'da faşizm yıkılmıştı. Devir demokrasi devriydi. Demokrasiye geçiş bir bakıma dış baskılar sonucu olmuştur.
|
 |
Rabia Aydın
15 yıl önce - Prş 17 Oca 2008, 02:44
Atatürk Türkiye'yi Tam bağımsızlık ilkesi ve demokrasi üzerine kurmuştur. Döneminde Tek Parti olmasının sebebi ülkenin toplum şartlarının hazır olmamasından kaynaklanıyordu. Döneminde muhalefet partisine yönelen insanlar Osmanlı Devri Hilafet ve saltanat anlayışının peşine düştüler. Kitlelere de yeni anlayışın dinsizlik olduğu mesajını verdiler. Yüzyılların geleneği bir çırpıda silinemeyeceğinden taraftar buldular. Bu durum Atatürk devrimlerinin engelleneceği anlamına geliyordu. Toplumda din merkezleri isyan ve ayaklanmalar oldu. 1924 ve 1930 deneyimleri bu yüzden başarısızlıkla sonuçlandı. Dindar olmak ayrı bir şey dini siyaset enstümanı olarak kullanmak ayrı bir şey. Atatürk bu şarlatanlıkları engellemek için çaba sarfetmiştir. Atatürkçü olmamız tek parti devri ve anlayışını savunduğumuzdan gelmiyor. Atatürk'ün demokrasi aşığı olmasından geliyor. Ancak Atatürk cumhurbaşkanı olduktan sonra Cumhuriyet Halk Partisinin yönetim kadrolarının partiyi çok başka yerlere götürdüğü ve Atatürk'ün müdahale edemediği de tartışılan hususlar arasındadır. Bu konuları değerlendirirken daha derin kapsamlı araştırmalar ve okumalar yapılması kanatindeyim.
|
 |
sayfa 9  |