1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 6  |
 |
Atilla DÜNDAR
15 yıl önce - Sal 15 Oca 2008, 15:27
| Alıntı: |
| şimdi de parti olayı olmamalı |
Hali hazırda, siyasi yelpazede 30'a yakın parti olması, aslında ülke yönetimine ve siyasi istikrara ne kadar faydalı ya da katkı sağlayan bir durum? Bunu da düşünmek gerekir. Seçimlerin arefesinde daha ülke genelinde olgun bir teşkilat yapısı bile kurmadan, hemen hemen her partinin seçim bildirgelerinin %90 aynı olduğu bir karmaşa yaşanmaktadır. Bundaki amaç ülkeye iktidar olup, 5 yıl süreyle hizmet etmek midir? Yoksa, seçim sistemi içerisinde siyasi partilere sağlanan seçim yardımlarından faydalanmak mıdır? İyi bakmak gerekir. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki, çok parti anlayışı ile, günümüzdeki çok çok parti anlayışı tamamen farklıdır. Bir tarafta yeni kurulan bir rejimin önüne engel teşkil edilmesi amacı ve halkı kışkırtıp ayaklandırma düşüncesi hakimken, diğer tarafta çoklu parlamenter sistemi siyasi rant haline getirme düşüncesine dönüştürenlerin, adeta her yerde biten mantar gibi parti kurarak kendilerinin bile inanmadığı politik senaryolarla var olma peşindeymiş gibi görünme çabası haline gelmiştir. Aslında şu anda toplayıp baktığımızda gerçek hizmet anlayışı içerisinde olanlar ile olmayanlar bize zaten bu tabloyu göstermektedir. Artık halkın bilinci, ne kadar çok parti olması değil, ne kadar ve ne düzeyde hizmet alınması ve iyi yönetilmesi anlayışına dönüşmüştür. Atatürk dönemindeki muhalefet anlayışı ile günümüzdeki muhalefet anlayışı da bu oranda değişmiştir. Bir yanda isyan ve ayaklanmalarla devleti yıkma hedefi varken, bir yanda seçim nimetlerinden faydalanma anlayışı hakim olmuştur.
|
 |
Emre Ahlatlı
15 yıl önce - Sal 15 Oca 2008, 15:36
Atatürk dönemi tartışlır ama Atatürk'ün bizahiti kendisini tartışmak yasaktır. Atatürkü koruma kanuna var. Yasalara saygılıyız. Yasalara uymak zorundayız. Ama bir yasanın doğru mu yanlış mı olduğunu tartışabilirz. Yasal bir sakıncası yoktur. Atatrük dönemi tartışılmaz demek dogmatizm olur.Atatürk'ün düşüncelerine aykırı bir durum olur bu.
Atatürk'de bir insandı onun da zaman zaman çelişkili kararları olmuştur. Yanlışlarından dönmüştür. Yeri gelmiş özel sektörü savunmuş, yeri gelmiş devletciliği savunmuştur. Yeri gelmiş dilde arılaşmayı savunmuş, yeri gelmiş bundan vazgeçerek güneş dil teorisini savunarak,tüm dillerin, nasıl olsa kökeni Türkçe demiş arılaşmadan vazgeçmiştir. Konuyu Atatürk'ün şahsına getirmeden tartışırsak daha sağlıklı olur diye düşünüyorum.
|
 |
yuksel77
15 yıl önce - Sal 15 Oca 2008, 15:43
| Alıntı: |
| Atatürk dönemi tartışlır ama Atatürk'ün bizahiti kendisini tartışmak yasaktır. Atatürkü koruma kanuna var. Yasalara saygılıyız. Yasalara uymak zorundayız. |
Atatürk'ü koruma kanunu var da burda sizin belirttiğiniz gibi bir koruma değil bu. Hakaret etmedikçe Atatürk'ün bizzat kendisi bile tartışılabilir. Ayrıca bu kanunu yürütme yetkisi adalet bakanında
Benim düşüncem konu hakkında şudur. Atatürk tek adamdı.
En son yuksel77 tarafından Sal 15 Oca 2008, 15:44 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
Rüştü BAKMAZ
15 yıl önce - Sal 15 Oca 2008, 15:43
1908 ile 1925 arasında çokpartili sistemin var olduğu okullarımızda ve medyamızda pek seslendirilmez. Cumhuriyet kurulduğunda bu yapı anlaşılacağı üzere 1925 e kadar devam etmiştir. Seçimler bugün anladığımız manada seçimler değildi tabii ki ama çok partili bir sistem vardı. Bazı arkadaşlara bu noktalar yanlış bilgi gibi gelebilir. Karar vermeden önce birazcık daha araştırmalarını öneririm. Özellikle Engin Ardıç ve Yılmaz Öztuna'nın konu ile ilgili yazılarını tavsiye ederim.
Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet en azından ilk başta böyle değildi. Hatta ilk meclis, yani 23 Nisan 1920 meclisi Osmanlı Meclis-i Mebusan üyelerini de kapsıyordu.
| Alıntı: |
"Meclis, açılış gününde sultan ve halife VI. Mehmed'e bağlılık yemini etmiş, ancak uygulamada İstanbul'daki iktidardan tamamen bağımsız olmuş ve 1 Kasım 1922'de aldığı kararla Osmanlı Devleti'ne son vermiştir."
"İstanbul meclisinin tüm üyeleri otomatik olarak Ankara'daki meclise katılma hakkına sahipti. Bunlardan Ankara'ya gelmek istemeyen birkaçı istifa etmiş sayıldı. Sonuçta (gecikenlerle birlikte) Mebusan Meclisi üyelerinden 92'si yeni meclise katıldı."
"İstanbul Meclisi üyeleriyle birlikte 66 seçim bölgesinden toplam 337 temsilci Meclis'e katıldı."
Kaynak: |
Gerekçelerini kabul edersiniz etmezsiniz ama 1925-1946 arasında zaman zaman açılıp kapatılan partiler olsa da genel olarak tek parti vardı. Olayları yaşanan döneme göre değerlendirmek daha isabetli kavrayışları getirecektir. İmparatorluk yıkıntısından yeni bir devlet kurmak zaten başlıbaşına radikal bir iş iken kuruluş döneminde siyasi altyapıyı yeniden düzenlemek de bir mecburiyetti.
O zaman ki zorlayıcı şartlara göre tek parti tercihini bugüne uyarlamak veya önermek fikrimce doğru olmaz. Siyasi hayatımız çok partili olmalıdır. Burç'a hemen her konuda katılmama rağmen bu konuda katılamıyorum.
Bizdeki asıl sorun, çok partili olmak değil muhalefeti beceremememizdir. Aşağıda linkini verdiğim makale bence durumu çok güzel izah ediyor.
http://www.sonsayfa.com/author_article_detail.php?id=3330
|
 |
osman 42
15 yıl önce - Sal 15 Oca 2008, 16:19
TEK PARTİ veya birkaç parti ? tabiki önemli son 10 - 15 yıl öncesine gidersek dosyaları kabarık bir dönem desek her halde yanlış olmaz birkaç örnek versek mesela yolsuzluklar , işsizlik vs
ATATÜRK' ÜN TEK PARTİ zamanına bakalım . Ufku açık bir TÜRKİYE . ÇAĞDAŞ BİR TÜRKİYE . GERÇEK DEMOKRASİ...
YANİ Hizmet önemli , düşünce önemli , fakir fukaranın hakkı önemli
HALK ARTIK BİLİNÇLENDİ AZ VEYA ÇOK PARTİLİ DÖNEM DEĞİL HİZMET EDEN BİR PARTİ ....
|
 |
Canas
15 yıl önce - Sal 15 Oca 2008, 16:39
Arkadaslar, lutfen konuyu carpitmadan tartisalim. Ben, Atatürk'un cok partili sisteme geçiş (ya da donus) konusunda bazi hatalar yaptigini soyledim. Bu durum, onun Kurtuluş Savaşindaki hizmetleriyle ya da Osmanli Subayi iken, Canakkale'de veya Suriye'de savasirken verdigi mucadelesiyle tamamiyle farklidir.
Mustafa Kemal, bu ulkeye fazlasiyla hizmet etmis biridir ve oyle kalacaktir.
Biz, onu yaptiklariyla ve yapamadiklariyla herhangi bir ideolojinin esiri olmadan, saglikli bir sekilde degerlendirebilmeliyiz.
|
 |
Uğur1
15 yıl önce - Çrş 16 Oca 2008, 00:43
Cumhuriyetin ilk yıllarında hilafeti getirme cumhuriyeti yıkma gibi düşünceler içeren partiler kapatıldı.. Bugün de Türkiye'yi bölmek isteyen partiler kapatılıyor.. Laikliği kaldırmak isteyen partiler kapatılıyor.. Doğruluğu yanlışlığı tartışılıyor hala.. Kapatmak bir çözüm mü değil mi diye.. Ben de cevabını hala söyleyebilmiş değilim kendime..
Aslında sorun şu.. Demokrasi ama nereye kadar demokrasi.. Sınırları nedir? Ülkenin bütünlüğünü laikliği kaldırmayı tartışacak kadar mı demokrasi? Ya da anayasayı kabul edip anayasanın gösterdiği çerçevede mi tartışmak demokrasi?
Cevabı herkese göre değişiyor.. Ama soru sabit.. 85 yıldır değişmedi..
Yanlız şu gerçek var.. Kişiye göre değişiyor bu demokrasi.. O biraz yanlış sanki..
|
 |
Patron
15 yıl önce - Çrş 16 Oca 2008, 00:45
Tek bir partiyi kapatmak var, bir de bütün diğer partileri kapatmak var.
Önemli bir ayrıntı!
Atatürk zamanında seçimlerde hiçbir zaman 2 parti olmadı.
|
 |
Özer Akyıldız
15 yıl önce - Çrş 16 Oca 2008, 00:47
atatürk zamanında seçimlerde hiç 2 parti olmadı ama atatürk seçimlerde birden fazla parti olması için uğraştı hatta 2 kere denedi bir partiyi kapatmakla laikliği bölmek isteyenleri engelleyemeyiz
|
 |
Patron
15 yıl önce - Çrş 16 Oca 2008, 00:54
"Atatürk çok uğraştı, çok istedi, ama bir türlü ikinci bir parti olamadı"
anlayışını kabul etmek imkansız. İs-te-me-di. Bunu kabul etmek niye bu kadar zor geliyor biliyorum :
O zaman "Biz gerçekten Atatürk'ün izinden gidiyor muyuz?" diye çelişkiye düşme sorunu ortaya
çıkacak. Hem tek parti istemem, hem de Atatürkçüyüm demek çelişki yaratacak.
Bundan dolayı "aslında istemişti ama yapamadı garibim" diye avunma moduna geçiliyor işte.
|
 |
sayfa 6  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|