Ana Sayfa 930 bin Türkiye Fotoğrafı
Samsun - Havza
12345678910   sonraki »
Ana Sayfa -> Diğer Şehirler
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Çetin KOŞAR

6 yıl önce - Pzr 13 Oca 2008, 23:08
Samsun - Havza


Havza İlçemizi Tanıyalım



Havza / SAMSUN

TARİHİ
Havza M.Ö.2000 li yıllarda kurulmuş olup, kuruluşu Hitit Uygarlığı dönemine dayanır. M.Ö.7.yy.da Samsun’un İonyalılarca kıyı kenti olarak kuruluşundan bir süre sonra Miletliler’in etkisi altına giren bölge, daha sonra Kafkaslardan gelen Kimerler’in istilasına uğramış, savaşlar sonucunda ise önce persler tarafından idare edilmiş, Büyük İskender’in Anadolu’yu istilasından sonra Makedonya İmparatorluğunun egemenliğine girmiştir.

M.Ö. I.yy.da Roma istilasına uğrayan Havza. M.S. 935’te imparatorluğun bölünmesiyle Doğu roma (Bizans) imparatorluğuna dâhil olmuştur.

Havza,1071 Malazgirt Savaşından sonra Türk hâkimiyeti girmiş ise de, haçlı seferleri sonucu sık sık el değiştirmiştir. 13 yy..’da Selçukluların eline geçen bölge Selçuklu Hanedanlığının Çöküşünden sonra Canik Beyliği’ne daha sonra 1414’te Osmanlı yönetimine geçmiştir.

Bölgede M.S. 1050 yılında olan ve iki gün süren deprem sonucu çoğu bina ve bir de kilise yerle bir olmuş, yıkılan kilisenin altından çok sıcak su çıkmıştır. Eski tarihçiler ilçedeki şifalı suların o dönemlerde çok meşhur olduğunu hatta Romalıların buraya Thermee-Phoseemeomitarem adını verdiklerini belirtmişlerdir.

Havza, Osmanlılar döneminde Amasya ‘ya bağlı olarak yönetilmiş, 1882 yılında ilçe olmuş, 1925 yılında Samsuna bağlanmıştır.

Havza, Milli kuruluş Hareketlerinin başlangıcında önemli gelişmelerin kaydedildiği yer olarak da Cumhuriyet tarihimize damgasını vurmuştur.

Havza kelimesinin anlamının, Kurucusu Hititlerin (turaniler) Amasya Valisi “Kavuzhan” adıyla ilgili olarak “Kavza” kelimesinden geldiği ileri sürülmektedir.

Havza kelimesi 930 veya 1245 yıllarından sonra kullanılmaya başlanmıştır. Havza adının kullanılmasının ağırlıklı bir nedeni, kaplıca ve hamamlardaki “Havuz”ların çokluğudur. ”Havza”nın nehir veya maden çevresi anlamı da vardır.

COĞRAFİ KONUMU
Havza kısmen ova ve kısmen de dağlık ve engebeli bir arazi yapısına sahiptir. İlçe merkezi, üç tarafı dağlarla çevrili bir vadi içinde kurulmuştur.

İlçe Orta ve Doğu Karadeniz bölgesinin sahil illerin iç Anadolu’ya, Batı ve Marmara Bölgelerine bağlayan önemli bir karayolu ve demiryolu üzerinde bulunmaktadır. doğusunda Kavak ve Ladik, Batısında Vezirköprü, Kuzeyinde Bafra, Güneyinde ise Amasya’nın Merzifon ve Suluova ilçeleri bulunmaktadır. Rakımı 675 m. Olan ilçenin yüz ölçümü 793 km2 dir. Başlıca dağları; İbrecik dağları, Ömürcük ve Göl (Ilıca) dağıdır. Tersakan, Kamlık çayı ve Havza Hacı Osman deresi en önemli akarsularıdır. Mesudiye, Çayırözü, Şeyhkoyun, Hacıdede başlıca yaylalarıdır.

İKLİMİ
Ilıman deniz ikliminden karasal iklime geçiş özelliği arz eder. Bazı yerlerde Karadeniz iklimi,bazı yerlerde Karasal iklim hakimdir. Kış aylarında sislidir kışın kar yağışı ve buzlanma görülür.

SOSYO-EKONOMİK YAPISI
Havza'nın ekonomisinde tarım hâkimdir. İlçede üretimi yapılan başlıca ürünler; şeker pancarı, buğday, arpa ve ayçiçeğidir. Tütün, fasulye, mısır, yulaf, nohut ve mercimekte yetiştirilmektedir. Meyve üretimi; elma, armut, ceviz, erik, vişne, ayva, kızılcık, üzüm üretimi olarak gerçekleştirilir. Ayrıca yem bitkileri ve sebzede yetiştirilmektedir. Sulama için akarsularından yararlanılan ilçede 7 sulama göleti mevcuttur. İlçede 6 tarım kredi kooperatifi mevcuttur.

Havzada hayvancılık büyük baş hayvancılık ve kümes hayvancılığı şeklinde gerçekleşmektedir. Sivrikise ve güvercinlik köylerinde boğa barınağı mevcuttur.

Dağlarla çevrili ilçede orman alanları geniş yer kaplar. Yüzölcümü79.300 ha olan ilçenin 28.449 ha’ı ormanlık alanıdır. Orman köylerinde yaşan halk geçimini büyük ölçüde orman ürünlerinden sağlamaktadır. İlçede 6 tanesi faaliyette olmayan 21 un fabrikası mevcuttur.

Özel sektöre ait 3 adet fabrika faaliyettedir. Bunlar Çivi fabrikası, Vidasan vida ve cıvata fabrikası ve süt ürünleri fabrikasıdır.

İlçenin 1989 yılında hizmete girmiş, çeşitli meslek dallarında 120 esnafın çalıştığı birde küçük sanayi sitesi vardır. Havza ekonomisinde Turizm de önemli bir yer tutar. İlçenin sahip olduğu şifalı sular çevre il ve ilçelerden çok sayıda ziyaretçi çekmektedir. İlçede çok sayıda otel, motel ve pansiyon mevcut olup termal turizme hizmet vermektedir. İlçede Salı günleri normal Pazar, Cuma günleri ise hayvan pazarı kurulmaktadır.

ULAŞIM
Havza, Samsun-Ankara devlet karayolu üzerinde kurulmuş bir ilçemizdir. Samsuna uzaklığı 84 km.dir. Samsundan Havzaya ulaşım problemi yaşanmamaktadır. Her gün her saat araç bulmak mümkündür.

Lerdüge Tümülüsleri
Havzanın 21 km. doğusunda Lerdüge köyünde beş tümülüsü saptanmıştır. 1946 yılında başlatılan çalışmalarda çıkan buluntular Ankara Arkeoloji müzesine gönderilmiştir.

Ortaya çıkartılan yapının, mimari tekniği ve diğer buluntulardan M.S.100 - M.S.200 yılları arasında kullanıldığı anlaşılmıştır. Demir kenetlerle birbirine bağlanmış taş girişten 15 m. Uzunluğundaki tonoz örtülü dramos7a geçilmektedir. Moloz taş duvarlar sıvalı alt bölüm al boyalıdır. Gömüt odasına taştan oyularak açılmış küçük bir kapıdan girilmektedir. Gömüt odasının duvarları insan hayvan tasvirleriyle süslenmiştir. Altın süs gereçler,tunç kandiller, çeşitli şişeler tümülüste bulunan eşyalardır.

Havza ilçesindeki diğer arkeolojik alanlardan elde edilen buluntular üzerinde yeterli araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Bunlar; Tepecik, DökmeTepe, Patlaguç ,Kayalı Tepe, Garco Tepe, Cin Tepe, Cevizbaşı, Ören Tepe, Çamtepe, Çeştepe, Bacatepe, Şeyh Safi, Manevra Tepe, Hakim Tepe, Kale tepe, Taş karaca ören, Anıttepe höyükleridir.

Mustafa Paşa Camii
Havzanın imaret mahallesindedir. 1256 yılında yapılmıştır. Osmanlılar döneminde iki kez onarılan cami, kare planlı ve üstü kiremit çatı ile örtülüdür.

Mustafa Bey Türbesi
1429 yılında yapılmıştır. Kare planlı olup, alt kesimi kesme taştan, üst kesimi taş ve tuğla karışımı, kubbeli bir yapıdır. Geometrik motiflerle örülmüş tuğla örtüsü özgündür.

İmaret
Havza ilçe merkezinde imaret mahallesindedir. Amasya emirlerinden Atabeyzade Mustafa Beyin damadı Yörgüç Paşazade Mustafa Bey tarafından 1429 yılında yaptırılmıştır.

Kesme taştan, yapılmış olup, düz çatılıdır. 1938 ve 1940 yılları arasında onarılıp Atatürk Kütüphanesi olarak hizmete açılmıştır. 1968 de ikinci kez onarılan yapı 1928’den beri aşevi olarak kullanılmaktadır.

Kurt Köprüsü
Havza ilçesinde bağlı kayabaşı (Tahna) köyündedir. Kesin yapılış tarihi bilinmeyen köprünün Roma döneminde onarıldığı tahmin edilmektedir. İstavroz çayı üzerinde kurulmuş olan köprünün iki büyük gözü ve ortasında bekçi evi bulunur. Yaklaşık 2m. Genişliği ve 12 m. yüksekliği vardır.

Büyük Hamam(Vakıf Hamamı)
İmaret mahallesi, hamam sokağında bulunan tarihi kaplıca; Bizans dönemi nede yapılmış olan eski yapı yıkılarak yerine yeniden inşa edilmiştir. Adeta Havzanın sembolü haline gelen bu tarihi hamam vakıf kayıtlarına göre 1256 yılında Selçuklu Sultanı II.Mesud tarafından yaptırılmıştır.

Bu hamam kızgözü-Aslanağzı hamamı olarak ta bilinmektedir. Hamama bu adın verilmesi tabi ki bir efsaneye dayanmaktadır Bir çok kaplıcada olduğu gibi Kız gözüne de kutsal yer olarak bakılmakta; bu sudan içen ve 20 defa banyo yapan insanın hiçbir hastalığının kalmayacağına inanılmaktadır. Soyunmalık, soğukluk ve sıcaklık olmak üzere üç bölümlü ve kubbeli klasik Türk hamamı tarzındadır. Sıcaklık bölümünün ortasında bir havuz bulunmaktadır.

Hamamın ana kurnası aslanağzı, yanında bulunan sütun ise kız gözü olarak adlandırılır. Bazıları kız gözünden akan sıcak suyun ince muntazam tertibatlı bir mercandan sızdığın iddia etmekte ise de, bazıları da hamam buharlarının toplanmasından ibaret bir su olduğunu söylemektedirler. Hamamın kubbesinden hiç su damlamadığına göre mimarın bu buhar sularını herhangi bir şekilde toplayıp bir noktaya taşımış olması ihtimali daha kuvvetli görünmektedir.

100 kişi kapasitesi olan hamam gündüzleri kadınlara geceleri erkeklere açıktır. Bu hamamın hemen yanında 22 özel banyosu da vardır. Küçük hamam (şifa kaplıcası) 1429 yılında Amasya Emiri Mustafa Bey tarafından büyük hamama ilave olarak yaptırılmıştır. Bir havuzu olan bu hamam 50 kişi kapasiteli olup devamlı erkeklere açıktır.

Maarif Hamamı
İmaret mahallesi hamam sokağında Büyük hamamın 50 m. batısında yer almaktadır. II.Abdülhamit’in son dahiliye nazırı Maznun Paşazade Mehmet Memduh Paşa tarafından Sivas valisi iken “1890-1894” tarihleri arasında yaptırılmıştır. Üstünde bulunan özel banyolar ve otel kısmı yenidir.

Bu hamamda 1 havuz,3 kurna,6 tek kur5nalı özel bölmeler bulunmakta olup, 100 kişi kapasitelidir. Hamamın yeni eklenmiş olan kısımlarında ise 9 özel banyo vardır.Hamamın üstünde 60 yataklı bir otel yer almaktadır. Bu hamam gündüzleri bayanlara, geceleri erkeklere hizmet vermektedir.

Diğer Tarihi eserler
Dereköy’de ki emir El-hacı Veliyüddin Bin Berekat-Şah Camii (12499 ve türbesi, Sivrikise köyündeki Sivrikise Camii(1903), Şeyh Safi Köyündeki Şeyh Savcı Türbesi (Selçuklular dönemi).

KAPLICALAR
Havzada turizm faaliyetlerinin büyük bir bölümü termal turizme dayanmaktadır. Şifalı suları bulunan ilçeye eski çağlardan beri bazı hastalıkların tedavisinde yaradığı için çevreden hatta bütün Anadolu’dan çok sayıda insan gelmektedir. Diğer bir deyişle Havza’da daha çok sağlık, dinlenme ve temizliğe dayalı turizm söz konusudur.

Havzanın içerisinde Samsun-Ankara yoluna yaklaşık 1 km. uzaklıkta bir tepenin eteğinde beş kaplıca bulunmaktadır. Bu kaplıcaların üçü eski tarihlerde yapılmış; Aslanağzı-Kız gözü; Şifa ve maarif Hamamları; diğer iki tanesi ise MTA’nın araştırmaları sonucu 1986 yılında bulunan ve çıkarılan sıcak suyun değerlendirilmesi amacıyla sonradan yapılmış Modern Türk Hamamı, Lokman Hekim Hamamı'dır. Havza kaplıcalarının şifalı suları; çeşitli romatizma, kırık, çıkık sek elleri ve mevzi ağrılar, sinir, mide, bağırsak, metabolizma, kansızlık gibi hastalıklara iyileştirici etki yapmaktadır.

Havza kaplıcaları Turizm Bakanlığı tarafından Termal Turizm merkezi olarak ilan edilmiştir. 56 C sıcaklığa ve günde 10.080 kişi banyo kapasitesine sahiptir. (56 C kaynak çıkış sıcaklığıdır). Milli mücadele yıllarında Atatürk Havzaya geldiğinde, şifalı kaplıcalardan faydalanma fırsatıda bulmuştur. İmaret mahallesi hamam sokağında Büyük hamam, Küçük hamam ve Maarif Hamamı gibi tarihi hamamların yanında 1986 yılında yapılmış hamamlar şunlardır:

Modern Türk hamamı
1986 yılından sonra Havza belediyesi tarafından yapılan hamamlardan birisidir. Vakıf kaplıcalarının yaklaşık 100m aşağısında inşa edilmiştir. Umumi hamamın ortasında bir havuz bulunmakta olup, 150 kişilik kapasiteye sahiptir. Hamamın altında 13 özel banyosu bulunmaktadır. Bu hamam gündüzleri bayanlara, geceleri erkeklere açıktır.

Lokman Hekim Kaplıca ve Motelleri
Maarif hamamının 50m. İlerisinde inşa edilmiştir. 100 kişilik umumi bölümünden hariç 24 özel banyosu vardır. Bunların haricinde umumi bölümleri olmayıp, özel banyoları olan termal oteller, motellerde mevcuttur.

Gezi ve Mesire Yerleri
Çevresinde ve ülke çapında böylesine meşhur kaplıcalara sahip olan Havza’ya yakın yerlerden günübirlik gelenler olduğu gibi yurdun her köşesinden bir haftalık, 15 günlük, 20 günlük süreler için gelenler de vardır.

Havzanın etrafı ormanlarla kaplanmış dağlarla çevrilidir. Bu nedenle yakın çevresinde piknik ve mesire alanı oldukça fazladır. Ancak, Havza’da bunun için pek fazla uzağa gitmeye gerek yoktur. Çünkü ilçe merkezini çevreleyen ağaçlarla kaplı bayırlar bu iş için ideal mekanlardır. Özellikle hamamların bulunduğu imaret mahallesi oturup dinlenmek, piknik yapmak için son derece elverişli alanlara sahiptir.


Havza Atatürk Evi
Belirli Günler
Milli mücadele yıllarında Atatürk’ün Havzaya geldiği gün olan 25 Mayıs’ta her yıl “Atatürk’ü Anma ve Kutlama Festivali” adı altında bir şenlik düzenlenmektedir. Bu şenliklerde Karadeniz Kırk pınarı diye adlandırılan yağlı pehlivan güreşleri yapılmaktadır. Bir hafta süreli festivalde çeşitli spor müsabakaları, eğlenceler, kültürel etkinlikler gerçekleştirilmektedir.

Folklorik Değerler
Kaplıcalar Havzanın öylesine etkili olmuşlardır ki; gelenek ve göreneklerinde bile onların etkisi hemen fark edilir. Tarihi hamamların türbe olduğuna inana insanlar vardır. Bunlar kaplıca suyu deposunun duvarına taş yapıştırıp, dilek tutarlar ve adak adarlar. Dilekleri yerine gelince kaplıca bahçesinde adaklarını gerçekleştirirler. Kaplıcaların Havza düğünlerinde de yeri önemlidir. Düğünden önce gelin ve damat hamamları yapılır. Gelin kendi arkadaşları ve yakınlarıyla gündüz damat ise kendi arkadaşlarıyla gece davul zurna eşliğinde hamama götürülür. Hamamda hem yıkanılır, hem de eğlence yapılır.

Yemekler
Samsun’un hemen hemen tüm ilçelerinde olduğu gibi keşkek ve tirit Havzanın da en meşhur yemeğidir. Havzada hamur işleri de yaygın olarak yapılmaktadır.

KONAKLAMA VE YEME İÇME
Havza’ya uzun süreli gelenlerin konaklama ihtiyaçları oteller, moteller ve pansiyonlarla giderilmektedir. İçerisinde kaplıca suyu bulunan otel ve moteller şunlardır.

Maarif Oteli, Lokman Hekim Oteli, Belde Termal Oteli, Tursal Termal Oteli, Termal Moteller, Tuğra Termal Oteli, Zeybek Oteli. İçerisinde kaplıca suyu olmayan oteller de mevcuttur. Bunlar; Çevik Otel (20 yatak), Bülbül Palas Oteli (40 yatak). Bunların haricinde içerisinde yüzme havuzu, sauna, özel banyolar bulunan 3 yıldızlı yeni bir otel de yapılmaktadır. Ayrıca ilçede pansiyonculuk ta gelişmiş olup yaklaşık 150 ev yaz sezonunda pansiyonculuk yapmaktadır. Kaplıcalar yıllık ortalama 150.000 kişi gelmektedir. İlçede yeterli miktarda lokanta ve restoran mevcut olup lezzetli yemekleri ile hizmet vermektedir.


yavuzhan55

6 yıl önce - Çrş 16 Oca 2008, 21:27



(+)
havzanın en büyük oteli.
Yeni yapılan ve 70 oda-170 yatak kapasiteli olan otel ormanlık alanın yanında bulunmaktadır. Tesis bünyesinde kapalı havuz, 2 adet termal havuz, fizik tedavi birimi, sıra banyoları, Türk hamamı, sauna, masaj, jakuzi, fitness center, aerobik, 320 kişilik 2 toplantı salonu, 120 kişilik toplantı salonu, 400 kişilik restoran ve ücretsiz katlı otopark bulunmaktadır. Termal otele ait kür merkezine, Sağlık Bakanlığı tarafından 15.08.2005 tarih ve 56 sayı ile kaplıca tesisi işletme izni verilmiştir.




(+)
Küçük Hamam (Şifa Kaplıcası)
1429 yılında Amasya Emiri Mustafa Bey tarafından büyük hamama ilave olarak yaptırılmıştır



(+)

Modern Türk Hamamı
Tesis bünyesinde 22 adet özel banyo,300 kişilik umumi banyo ve 100 kişilik kafeterya bulunmaktadır


(+)
Vakıf Hamamı


Havza ilçesinin sembolü haline gelen bu tarihi hamam vakıf kayıtlarına göre 1256 yılında Selçuklu Sultanı II. Mesut tarafından yaptırılmıştır. Soyunmalık, soğukluk ve sıcaklık olmak üzere 3 bölümlü ve kubbeli klasik Türk hamamı tarzındadır. Hamam gündüzleri kadınlara geceleri erkeklere açıktır. Bu hamamın hemen yanında 22 özel banyosu mevcuttur.


Çetin KOŞAR

6 yıl önce - Çrş 23 Oca 2008, 00:46



(+) Yurdumuz

ZÜBEYİROĞLU M. FUAD
(İçerde: Zübeyirzade M. Fuat-Havzalı)
Vatan Matbaası, 1341 (1925),


Cumhuriyet Dönemi
1881’ e kadar kadı ve müftü ile yönetilen Havza, 1882’de kaymakam ve belediye başkanı tarafından yönetilen bir ilçe haline getirilmiş, 1925 yılında Amasya’dan ayrılarak Samsun’a bağlanmıştır

MİLLİ MÜCADELE YILLARINDA HAVZA
Anadolu’nun bütün diğer yörelerinde olduğu gibi Havza’da da, 93 Harbi olarak tarihimizde anılan Osmanlı-Rus Harbi, Balkan savaşları, “Düvel-i Muazzama” yani o dönemin süper devletlerine karşı verilen ve Birinci Dünya Savaşı dolayısıyla gerçekleşen Çanakkale savaşlarının sebep olduğu maddi-manevi yıkımlar kendini olanca ağırlığıyla hissettirmişti. Bu dönemde Havza’nın karşı karşıya kaldığı manzarayı ilçemizin medar-ı iftiharlarından Mustafa Kemal Paşa’nın Havza çalışma arkadaşlarından olup o dönemin Havza’sını konu alan ve “Yurdumuz Havza” adıyla bir kitap yazan Zübeyirzade Mehmet Fuat Efendi’nin satırlarından takip edelim:

Savaşlar, iç ayaklanmalar ve darbe girişimleri ile ekonomik gücünü iyice kaybetmeye başlayan Osmanlı Devletinin halka yüklediği “bar’ı tekalif’den doğal olarak Havza ve çevresi de etkilenmişti. Ağır vergi yükü altında ezilmesi yetmiyormuş gibi bir de nüfusunun büyük bölümü Rumların ve Ermenilerin teşkil etmesinden dolayı istihbarat teşkilatı ile jandarma takiplerine konu olup, sık sık baskınlara uğrayan Havza, hemen hemen bütün maddi varlığı ezilmiş, kendisi de eritilmiş bir kasaba durumundaydı. Bu tarihler arasında ilçeye iskan edilen muhacirler (Kafkas ve Tatar göçmenleriyle Doğu Anadolu ve Karadeniz‘den gelip yerleşenler) genel iaşeyi tamamen yok etmiş, sefaleti ve her geçen gün artan ölümleri de beraberlerinde getirmişlerdir.



Nihayet 1914 yılında I. Dünya Savaşı için ilan edilen “Genel Seferberlik” Havza’nın sosyal hayatını, ilerlemesini ortadan kaldırarak adeta varlığı dondurulmuş bir kasaba haline gelmesine sebep oldu. Grup grup cepheye giden gençlerimiz; Çanakkale’nin, Sarıkamış’ın, Galiçya’nın, Sina’nın, Irak’ın, Arabistan’ın meçhul ufuklarında Allah’ına kavuşurken geride bıraktıkları aileleri de yoksulluktan ve sefaletten dolayı ölümle pençeleşiyorlardı.

Mustafa Kemal Paşalı günlerin Hükümet Konağı
Yeni bir Türk Devleti kurmak amacıyla 19 Mayıs 1919 yılında Samsun’a çıkan Mustafa Kemal Paşa, 25 Mayıs 1919’da Havza’ya gelmiş olup, 12 Hazirana kadar ilçede kalmıştır. Mustafa Kemal Paşa 24 Mayıs 1919 Cumartesi günü Harbiye Nezareti’ne gönderdiği bir telgrafla Havza’ya geçiş nedenini şöyle belirtmiştir. “Merzifon, Amasya, Ladik, Havza gibi bazı yakınmaların kaynaklandığı yerleri kapsayan bölgede incelemeler yapılması ve önlemler alınması için karargahımı geçici olarak Havza’ya taşıyacağım. Ama haberleşmenin güven içerisinde yapılabilmesi için adresimim yine Samsun olacağını bildiririm.” Havza’ya çektiği bir diğer telgrafla da “Kaplıcalarda tedavi görmek için Havza’ya geleceğim” diyerek bu durumu Kaymakam Fahri Bey’e bildirdi.

Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları 25 Mayıs 1919 günü kapalı ve hafif yağmurlu bir günde beraberlerindekiler ile birlikte üç hurda Mercedes marka otomobille Havza’ya gitmek üzere Samsun’dan hareket ederler. Otomobillerin eski olması nedeniyle bu yolculuk esnasında Mustafa Kemal Paşa’nın bindiği otomobil sık sık arıza yapar. En son ve en önemli arıza Havza’ya yakın Karageçmiş köyü civarında gerçekleşir ve araç tamamen durur. O vakitte ve orada kalmak istemeyen Mustafa Kemal Paşa maiyetindekilerle birlikte yürümek ve yürürken de okumak için duygulu bir ses tonuyla yanındakilere:

“ Dağ Başını Duman Almış marşını biliyor musunuz?” diye sorar.

Kimseden ses çıkmaz. Belli ki bu marşı bilmiyorlardı. Volkan patlaması bir ses yayılır Mustafa Kemal Paşa’nın gür soluğundan:

Dağ başını duman almış,
Gümüş dere durmaz akar.
Güneş ufuktan şimdi doğar,
Yürüyelim arkadaşlar!

Sesimizi yer, gök, su dinlesin;
Sert adımlarla her yer inlesin!
Bu gök, deniz nerede var,
Nerede bu dağlar, taşlar.

Bu ağaçlar, güzel kuşlar
Yürüyelim arkadaşlar!
Sesimizi yer, gök, su dinlesin;
Sert adımlarla her yer inlesin!

Her geceyi güneş boğar
Ülkemizin günü doğar,
Yol uzun olsa da ne var,
Yürüyelim arkadaşlar!

Sesimizi yer, gök, su dinlesin;
Sert adımlarla her yer inlesin!

Yavaş yavaş sesler, Mustafa Kemal Paşa’nın sesine katılıyordu. Sanki tüm milletin bağımsızlık sesi yurdu kurtarmak amacıyla Anadolu’ya çıkan bu kişilerin seslerine katılmıştı. Anadolu bir yürek olmuş atıyordu.

Bir ara yabancı bir ses karıştı bu sese. Arkalarına dönüp baktılar ki hurda “Mercedes-Benz” onarılmış. Herkes yerini aldı. “Dağ başını duman almış “ marşını kesmeden yollarına devam ettiler. 19 Mayıs’la özdeşleşen bu marş, daha sonra işgal altındaki güzel yurt topraklarını, düşmanlardan kurtarmak için hürriyet aşkıyla kanı kaynayan dinamik bir gençliğin, duygularını yansıtan gönül nağmeleri olmuştur.



On sekiz günlük ikamet müddetinde Mili Mücadele bakımından son derece önemli işler gerçekleştirilmiştir:

İlk Heyet
Mustafa Kemal Paşa Samsun’a çıkar Çıkmaz hemen faaliyetlere başlamış ve ziyaretine gelen heyetleri kabul etmeye başlamıştır. Bunlardan en önemlisi kuşku yok ki Havza Heyeti’dir. Heyetin başkanı olan Çonzade Bayram Efendi kendisini Havza’ya davet etmek için geldiklerini, kabul ettiği takdirde emirlerine mevcut yaklaşık yüz elli kişilik bir silahlı grup da verebileceklerini ifade etmiştir. Paşa’nın karargâhını Havza’ya nakletmesinde bunun da etkili olduğunu söylemek mümkündür.

İlk Marş (Gençlik Marşı)
Yukarda bahsedildiği üzere Gençlik marşı ilk kez Havza yollarında okunmuştur.

İlk Müdafa-i Hukuk Cemiyeti
Mustafa Kemal Paşa’nın emri ve kontrolü dâhilinde kurulmuş ve teşkilat “Taş Mektep” şimdiki Merkez İlköğretim Okulu’nda toplanmıştır.

İlk Tamim (Havza Genelgesi)
28 Mayıs’ta tüm valilik, kolordu komutanlık ve bağımsız mutasarrıflıklara çektiği tamimle ilk kez hukuki, siyasi ve idari nitelikleri ağır basan bir emir yayımlamış; misyonunu bir anlamda belli etmeye başlamıştır.

İlk Nümayiş (Miting=Gösteri)
ilk miting Paşa’nın Anadolu’ya çıkışından sonra ilk kez Havza’da yine O’nun talimatıyla gerçekleştirilerek İzmir’in işgali protesto edilmiştir.

İlk Cüret:
Mondros Mütarekesi neticesinde terhis edilen Ortadoğu’daki birliklere ait silahlar ve bunlara ait çeşitli parçalara Havza’da el konarak sadece İstanbul Hükümeti’ne değil daha da önemlisi müttefiklere meydan okunmuştur.

İlk Gönüllü Silahlı Grup (Serdengeçtiler)
Nüvesi zaten var olan böyle bir grup daha geliştirilerek yaklaşık dört bin beş yüz kişilik bir birlik haline getirilerek Pontusçu Rum çetelerine karşı kullanılmış, hatta Zile isyanının bastırılmasında olduğu gibi iç isyanlarda görev almıştır.

Amasya Tamimi
Bağımsız bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ilk habercisi ve müjdecisi olan Amasya Tamimi’nin altında imzaları bulunanlardan 20. Kolordu Komutanı Tuğgeneral Ali Fuat Cebesoy ve eski Bahriye Nazırlarından Rauf Orbay Mustafa Kemal Paşa ile görüşme talebinde bulunmuşlar, Paşa da onların kimliklerini gizleyerek Havza’ya gelmelerini istemiştir. Ancak İngilizlerin baskısıyla İstanbul Hükümeti Mustafa Kemal Paşa’nın Müfettişlik görevini sona erdirip İstanbul’a dönmesini isteyen telgraf emri ve Erzurum’daki kongrenin toplanıp kendisini bekledikleri haberi sebepleriyle Havza’dan ayrılmak zorunda kalması sonucu Amasya’ya doğru yola çıkmıştır. A. Fuat Paşa ve Rauf Orbay bundan habersiz Çeltek köyüne kadar gelmişler ama burada Mustafa Kemal Paşa’nın Havza’dan ayrılıp Amasya’ya geçtiği iletilince geri dönüp kendileriyle Amasya’da mülaki olabilmişleridir. Dolayısıyla böyle bir zorunluluk olmasaydı muhtemelen söz konusu “Tamim” belki de Havza’dan yayımlanacaktı.

Yazışmalar
Mustafa Kemal Paşa Havza’da kaldığı süre zarfında telgrafla elli altı adet yazışma yaparak bilgi alışverişi, planlama ve talimat verme işini gerçekleştirmiştir.

Kurtuluş Mücadelesi, hiç şüphe yok ki başlı başına bir destandır. Bu “Kurtuluş Destanı”nın başlangıç ve en önemli bölümlerinden birini oluşturan bölümü “Havza Bölümü”dür. Mustafa Kemal Paşa, ilçeye gelişinin 2. Günü olan 26 Mayıs 1919 tarihinde kendisini ziyarete gelen heyete şu tarihi sözleri söylemiştir;

‘Hiçbir zaman ümitsiz olmayacağız, çalışacağız, kurtulacağız, bizi öldürmek değil, canlı mezara atmak istiyorlar. Şimdi çukurun kenarındayız. Son bir azim bizi kurtarabilir.’

12 Haziran 1919 günü Mustafa Kemal Paşa, kendisiyle görüşmeye gelenlere 13 Haziran 1919 Cuma günü Amasya’ya hareket etmek zorunda olduğunu bildirerek içtenlikle, “Bu gün artık üniforma sahibi değilim size daha öncede bildirdiğim gibi sade bir millet adamıyım.” diyerek İstanbul Hükümeti ile arasındaki bağın koptuğunu işaret etmiştir.

Mustafa Kemal Paşa, 13 Haziran 1919 günü Havza’dan ayrılarak Amasya’ya geçmiştir. İlçede kaldığı 18 gün boyunca şimdi restore edilerek müze olarak kullanılan Mesudiye Oteli’nde ikamet etmiştir. Rahatsız olarak geldiği ilçede hem Milli Mücadele’nin temellerini atmış, hem de şifalı kaplıcalarında sağlığına kavuşarak ayrılmıştır.

13 Haziran 1919’da Havza’dan ayrılan Mustafa Kemal, 24 Eylül 1924’de ikinci, 18 Eylül 1928’de üçüncü ve son olarak 22 Kasım 1930’da dördüncü kez Havza’yı ve Havzalıları onurlandırmışlardır. 24 Eylül 1924 tarihinde, Havza’yı ziyaretlerinde Havzalılara şu şekilde hitap ederek, Havza ve Havzalıların adını Cumhuriyet tarihimize altın harflerle yazmışlardır:
http://www.havza.gov.tr/tarihsonra.htm


Çetin KOŞAR

6 yıl önce - Pzr 03 Şub 2008, 10:30






Çetin KOŞAR

6 yıl önce - Çrş 27 Şub 2008, 08:10


Fotoğraf:havza.bel.tr

Havza İmareti (Havza)
Samsun Havza ilçesi İmaret Mahallesi’nde, kaplıcaların yakınında bulunan bu imareti Sultan II. Murat zamanında Amasya Valisi olan Yörgüç Paşazade Mustafa Bey 1429 yılında yaptırmıştır.

İmaret sonraki yıllarda fakirlere, dervişlere ve askerlere yemek verme işlevinde uzaklaşmış, kendi haline terk edilmiştir. Bu nedenle de harap olan imaret Cumhuriyet döneminde Samsun Valisi olan Fuat Tuksal tarafından onartılmış ve böylece günümüze gelebilmiştir. İmaret 1940-1982 yıllarına kadar “Atatürk Halk Kütüphanesi” olarak kullanılmıştır. Yakın tarihlerde de Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından eski işlevine döndürülmüş ve imaret olarak hizmet vermektedir.

İmaret Kesme taştan yapılmış olup, birbirine dik ve bitişik iki bölümden meydana gelmiştir. Bunlardan biri ana mekânı diğeri de yan bölümleri oluşturmaktadır. İmaretin üzeri ise düz bir çatı ile örtülmüştür. İmaretin doğusunda ve yan mekânlarda birer kapısı bulunmaktadır. Doğudaki bölüm, iki kapı ile yan mekânlara bağlanmıştır.

Bunlardan ana giriş kapısı üzerinde Arapça sülüs yazılı bir kitabesi bulunmaktadır.

Kitabe:
Emre bi inşa hazihil
İmarütül mübareketül
Fi eyyam-i devletüz
Sultanül vel hakanül muazzam
Bi ibnil fetih murabbın
Sultan mehmet ban-ül müştehir
Bi ibl Osman Halladellahu
Ve ezzaha alil alemin
Bülhanebül emir-ül-kebir
Mustafa bin ül vezirül
Hatr-ül milleti celâl veddin
Yörgüç Haşa el.
Atabey el Muhasınaüllillah
Sende selasine ve semanü
Me min hicreti hayr-ül
Beriyye aleyhi eftalüt tahiyye.

Bu kitabenin yanı sıra duvar üzerinde Pilancius Piso’nun Latince bir sözünü içeren bir kitabe daha bulunmaktadır. Bu kitabenin ne amaçla ve ne zaman buraya konulduğu bilinmemektedir.

Bu sözün anlamı şöyledir:
“Havza kaplıcalarında seneli müteakip ve vakur bir tarzda geçirdikten sonra şimdi iyi sıhhatte olarak, hak ettiği için Tanrı Asklepios hazretlerine ve menfaatlerine şükranlarımı sunarım.
Taşrada muvakkaten oturmasına rağmen bana suyu tavsiye eden rahip Xandrasa ve herkesin dostu olan Silius Lipidus’a teşekkür ederim. Ben Piso kurtulmuş olarak latif vatanıma dönüyorum, ailemin şükranı ebediyen yaşasın.
Pilancius Piso”.

İki bölümlü imaretin doğu kapısından dikdörtgen mekâna girilmektedir. Bu bölüm iki kare mekâna geniş bir kemerle ayrılmış ve üzerleri pandantifli birer kubbe ile örtülmüştür. Buradan iki kapı ile mutfağın ve yemek yenilen bölümlerin olduğun mekâna geçilmektedir. Buradaki birbirlerine bitişik üç bölüm dışarıya pencere ile açılmamaktadır. Üzerleri ise tonozlarla örtülmüştür.


cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Ana Sayfa -> Diğer Şehirler