Elbette zamanla tüm diller değişimler geçirir, Öz Türkçe böyle değildi biliyoruz hepimiz. Değişen kelimeler Türkçe ise zaten sorun pek fazla yok, değişimlerin sebebi çoğunlukla telafuzdan kaynaklanır. Ama öyle ki şu an bir çok kelime telafüz nedeni ile değil yazım nedeni ile evrimler geçirmeye başladı. Yazım sebebi ise teknoloji "cool görünecek, artislik yapacak, hızlı yazacak" diye "klavye delikanlıları" dediğimiz kişiler sayesinde "Klavye/Chat Türkçesi" denen birşey ortaya çıkıyor. v yerine w, ç yerine ch, ş yerine sh gibi özenmeler, selam, NBR, ASL gibi türetmeler ki hadi selam, NBR anladık ASL nedir? (Age Sex Location).
Demek istediğim yani 10 yıl hadi 30-40 yıl sonra "selam" yazacağımıza "s_l_m*" yazarsak burada bugünün hatası sebebidir.
Dildeki değişimlerin sebebi telafüz ise normal karşılanabilir ama yazım ise normal değildir.
Konu seçimi oldukça iyi,bir tanıtım sitesi için;bu işe girişildiyse tabiki yazım ve anlam ilişkilerine de önem verilmesi gerekiyor.
Sadece imla kurallarına değil,cümlede anlam ilişkilerine de önem verilmesi önemli tabi burada.Birçok arkadaşımız imla kurallarına önem veriyor ;ama anlam ilişkilerini gözardı edip yazdıklarının içerisine katmıyor.Gündelik hayatta çok sık rastladığımız bir kaç örneği paylaşmak isterim sizlerle:
Belkide en büyük yanlışlarımızdan biri:"yalnız" ve "yanlış" kelimelerini doğru kullanamıyor olmamız! "Ekşi" yerine çoğu zaman "eşki" dememiz...
Çoğu kez vitrinlerde yada dükkan camlarında karşılaştığımız:
"Ağrısız kulak delinir" cümlesi! Kulak sanki ağrısızmış gibi!
Yine bağlaç olan -de,-da ekleriyle, bağlaçları karıştırıyor olmamız.Bağlaç olan -de,cümlede kelimeden ayrı olarak yazılırken;ek olan -de kelime ile bitişik yazılır:
"Bu şiirde şair..." ek -de iken,
"Bu şiir de güzel..." bağlaç -de kullanılmıştır.
Bu konuda diğer bir yanlış da bağlaç olan -de,-da'nın -te,-ta şeklinde kullanılmasıdır.
"...nesili tükeniyor." derken -i düşmesini dikkate almıyoruz ve buna benzer birçok örneği sürekli kullanıyoruz.
"Konuyu anlıyan var mı?" ,yine benzer bir örnek:"anlıyan" değil "anlayan" olması gerekiyor.
"Küçük ağacın arkasına saklanmıştı"
Bu cümlede virgül eksikliğinden dolayı bir anlatım bozukluğu meydana geliyor.Doğrusu:
"Küçük,ağacın arkasına saklanmıştı" olmalı.
Türkcede ünlü düşmesiyle birçok kelime yeniden kuruluyor:
"Ne için? - Niçin?" oluyor örneğin.İki ünlünün yan yana gelmesiyle bir ünlü düşer,buna "AŞINMA" adı verilir.
Sürekli karşılaştığımız,yaptığımız bir yazım hatası da ünlü ve ünsüz düşmelerini dikkate almadan kelimeleri cümle içinde kullanmamızdır:
"Uyukum yok" . Aslında burada "Uykum yok" kullanılacak doğru kelimedir. (-u düşmesi:ünlü düşmesi)
Umarım "İmla ile birlikte anlam ilişkilerine de dikkat edilmeli" derken düşündüklerimi açık bir şekilde anlatabilmişimdir.İmla ve anlatım birbirleriyle iç içe çünkü.
"Küçük ağacın arkasına saklanmıştı"
Bu cümlede virgül eksikliğinden dolayı bir anlatım bozukluğu meydana geliyor.Doğrusu:
"Küçük,ağacın arkasına saklanmıştı" olmalı.
Sizin söylediğiniz bu virgül hatası nedeni ile oluşan anlam bozukluğunu http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=397399#397399 adresindeki mesajımda anlatmaya çalıştım. Fakat anlatamadım ve 3 adet eksi puanı hak ettim
Anlatmış olduğunuz için size teşekkür ediyorum
Ayrıca dilde oluşan evrimlerden bahsedilmişti yukarıda.
Dilde telafüz nedeni ile evrimler bugüne kadar sürekli olmuştur ve olmaya devam edecektir. Yalnız dikkat edilmesi gereken husus şudur; eğer bir kelimede oluşan evrim, kelimenin veya dilin yapısını bozmuyorsa kabul edilir, kelimenin veya dilin yapısını bozuyorsa kabul edilemez.
Sizin söylediğiniz bu virgül hatası nedeni ile oluşan anlam bozukluğunu http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=397399#397399 adresindeki mesajımda anlatmaya çalıştım. Fakat anlatamadım ve 3 adet eksi puanı hak ettim
Anlatmış olduğunuz için size teşekkür ediyorum
Hemşehrim Mehmet Bey, buradaki durum virgülün kullanılışı ile ilgili değildi. "-nin" ekinin ve "de" bağlacının yazımı ile ilgili bir yanlış vardı. Bu yanlışı da şu mesajımda gidermiştim.
Ancak yine de cümlede virgül kullanılması savunulabilir. Ben buna yine karşıyım. Şu nedenle ki; "Türkçenin atası Atatürk..." bozulmaması gereken tamlamadır. "Türkçenin atası, Atatürk..." diye yazmak bana kalırsa doğru değil! Doğru değil dedim çünkü yanlış da değil. İki farklı öge olarak ele alınabilir. "Türkçenin atası" derken de Atatürk kastediliyor, "Atatürk" derken de. Yani iki cümle ortaya çıkıyor. "Türkçenin atası da mı eski kafalı?" ve "Atatürk de mi eski kafalı?" gibi.
Sonuçta, bu örneğin virgülün doğru kullanımı ile ilgili olarak verilmemesi gerekir diye düşünüyorum. Daha açık örnekler var. Hani şu meşhur cümledeki gibi:
"Oku, baban gibi eşek olma."
"Oku baban gibi eşek olma."
eğer bir kelimede oluşan evrim, kelimenin veya dilin yapısını bozmuyorsa kabul edilir, kelimenin veya dilin yapısını bozuyorsa kabul edilemez.
Kabul etmek ve etmemek - bunun bir püf noktası var: kim neyi kabul edecek ve nasıl? Kural yaparsın, kanun yaparsın, insanlar yine bildiklerini söyler, yazar, kullanır. Kanunen (yani yasada geçerli şekilde) Almanca konuşulan ülkelerde (Almanya, İsviçre (kuzey), Avusturya, Belçika (doğu), Lüksemburg, Lihtenştayn ve İtalya (Tirol)) yazım reformu yapıldı. Almanya'nın gazeteleri %95 yeni kurallara göre yazıyor, İsviçre yine biraz değişik bir yoldan gidip öz Alman harflerinden bir tanesini hiç kullanmıyor (ß) ... eee, ne oluyor? İsviçrede ss yerine gençler inadına ß kullanıyor, Almanya'da orta yaştan itibaren herkes inadına eski kurallara göre yazıyor (ben dahil olmak üzere). Yani kabulün [1] bir halk payı var - ister istemez.
Ve yine diyeyim ... yapıyo ediyo hiç ama hiç benim dünyam değil. Ama zarla zorla üniversitede Osmanlıca öğrenmiş birisi olarak bugünün Türkiye Türkçesini de kritik görebilirim, hele mukaisede. Genelde, başka devletlerin Türkçesiyle mukaisede yine de biz "ne kolaylaştırmışız be abi" diyorum, iyi buluyorum, ama -or yerine -o diyenler de yine bir kolaylaştırmaya kaymıyorlar mı?
B. Alabay
[1] ilginç bir nokta, şurada tam yeri: inceltme işareti ^ evvelden de konu olmuştu. Kanunen şu an tam kaldırılmiş değilmişmiş (hiç doğru dürüst de belli değil). Bence gerekli olan bir şey! Hala ile hâlâ ... başka nasıl ayırt edeceksiniz? Ama ilginç bir şey var: û ü olmaya başlamış yavaş yavaş, lûtfen yerine lütfen yazıp diyoruz da. Peki "kabul" kelimesi ... u'ya u eki gelmesi gerektiğinden neden kabulun demiyoruz? Herhalde bu kabûl yazılmalı. İml^kılavuzuna göre öyle yazılmıyor. Ayrıca bana göre ô harfi bile gerekirdi. Diyelim ki "yol" ... yolun oluyor. Peki hol? Holun değil, holün oluyor. Tabiîki hol Türkçe değil aslında, ama şapkalı tüm sözler Türkçe değil. İlginç bir şey. Öğretilmiyor artık, eskidi, gitti gidiyor
Tüm şoför kardeşlerimize ve tüm insanlara allah kaza göstermesin.
Sık sık yapılan hatalardan birisi de budur.Doğrusu 'Allah hiçbir şoför kardeşimize ve hiçbir insana kaza göstermesin' ya da daha başka varyasyonlarda olabilir.Aksi takdirde 'bazılarına kaza gösterse de olur' gibi garip bir anlam çıkar.
Bu arada Allah isminin büyük harfle cümlenin ise özneyle başlaması daha doğru olacaktır.
biz önce kendimize sahip çıkalım. haklarımız yedirmeyelim. örfümüzden, kültürümüzden vazgeçmeyelim. dilimizi koruyalım geliştirelim. sonra bir yerlere üye olur katkıda bulunuruz oralara da.
burada nasıl bir yazım hatası var? ben bulamadım da kendim yazmama rağmen. merak ediyorum. eğer eksiğim varsa düzelmeli çünkü.
Ben buldum. Noktalardan sonra büyük harfle başlanmamış. Tabi bu benim gördüğüm bir hata..
Gerçi bu herhalde yazım hatası değilde imla hatası sınıfına giriyor.