1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 143  |
 |
Tardu
15 yıl önce - Çrş 12 Mar 2008, 12:41
Ahmet Cem Ersever'i tanımayanlar için bilgi :
1950 yılında Erzurum'da doğdu.Emekli Jandarma Binbaşı.
Ankara'da Basın Yayın Yüksek Okulunda bir yıl okuduktan sonra 1969 yılında girdiği Harb Okulu'ndan 1972 yılında mezun oldu.
11 Aralık 1979'da Jandarma Genel Komuranlığı tarafından İçel, Hatay, Gaziantep, Mardin, Urfa, Edirne, Kırklareli ve İzmir illerinde kaçakçılık olaylarını soruşturmakla görevlendirildi [Ç.Ağaşe, Cem Ersever ve JİTEM Gerçeği, s.31]. 20 Şubat 1980'de Trabzon'daki kaçakçılık olaylarının takibi ile görevlendirildi. Henüz Yüzbaşı rütbesindeydi. 12 Eylül sonrasında Güneydoğu'da yaşanan terör olaylarına karşı mücadele etmek amacı ile istihbarat toplamak ve toplanan istihbarat ile operasyonlar düzenlemek amacıyla Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Teşkilatı (JİTEM) adı aldında faaliyet gösteren merkezi bir örgütlenmenin fikir babalığını yaptı ve doğrudan Jandarma Genel Komutanına bağlı olarak çalışacak olan JİTEM'in başına geçti.
Ersever, bir süre sonra Aydınlık gazetesinden Soner Yalçın'a yaptığı açıklamalar ile Yeşil kod adıyla tanınan Mahmut Yıldırım ve bazı faili meçhuller ile ilgili bilgiler verdi. Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis'in kuşkulu bir uçak kazasında ölümünün üzerinden bir ay kadar sonra 17 Mart 1993'de 30 arkadaşı ile birlikte görevinden istifa etti. İstifa mektubunda "Güneydoğu'da yetkili organlar içerisinde oluşturulan bir çete, cereyan eden hadiselerin gerçek boyutlarının Türk Milleti tarafından görülmesini engellemektedir." diyor ve yaşanan gerçekleri ve PKK ile mücadelenin eksikliklerini kamuoyuna duyurmaya çalışacağını açıklıyordu [Ç.Ağaşe, Cem Ersever ve JİTEM Gerçeği, s.99]. Bu arada PKK ile psikolojik mücadele yöntemi olarak Ahmet Aydın takma adıyla, Üçgendeki Tezgah ve APO-PKK-Kürtler isimli kitapları yazmış, ancak geçim sıkıntısı içine düşmüştü. İşadamı Alparslan Ertuğ ile ilişki içindeydi ve eğer kendisine birşey olursa Güneydoğu'dan tanıdığı Hanefi Avcı'ya haber vermesini istemişti. Ersever Aydınlık gazetesine anlattıkları ile ilgili olarak mahkemeye ifade vermek için 24 Ekim 1993'de Ankara'ya gitti ve bir daha kendisinden haber alınamadı. 1 Kasım'da Ankara, Çamlıdere'de sevgilisi Neval Boz'un, 2 Kasım'da Ankara, Polatlı'da itirafçı Murat Demir'in ve 4 Kasım 1993'de Ankara, Elmadağ'da Ahmet Cem Ersever'in cesetleri jandarma tarafından bulundu. Kimliği belirsiz kişiler tarafından öldürüldü. öldürülmüştü.
biyofrafi.net sitesinden alınmıştır.
|
 |
Ahmet AKKAŞ
15 yıl önce - Çrş 12 Mar 2008, 23:10
Bu kim ?
|
 |
ünsal_91
15 yıl önce - Çrş 12 Mar 2008, 23:13
Nursal Ünsal Birtek olabilir mi?
|
 |
Semih Alphan
15 yıl önce - Çrş 12 Mar 2008, 23:19
rahşan ecevit_?
|
 |
Ahmet Arif Hoca
15 yıl önce - Çrş 12 Mar 2008, 23:33
Ahmet Bey;
bu ünlü kişi yaşıyor mu acaba?
Bir de Türk mü?
ipucu versen...
|
 |
Mert Varol
15 yıl önce - Çrş 12 Mar 2008, 23:36
Ünlü Keman Virtüözümüz Suna Kan
|
 |
Ahmet AKKAŞ
15 yıl önce - Çrş 12 Mar 2008, 23:39
Tebrikler Mert Varol bey doğru cevap
Suna Kan
Adana'da dünyaya gelen Suna Kan, 5 yaşında keman çalmaya başladı. Ankara'da W. Gerhart, C. Back, L. Amar ve İ. Albayrak ile çalışan Kan, 9 yaşında verdiği ilk konserinde Mozart ve Viotti'nin konçertolarını çaldı.
1948'de Paris'e giden Kan, G. Bouillon'un öğrencisi olarak çalıştı ve 1952'de birincilik ödülü alarak konservatuvarı bitirdi.
Kan, daha sonra 1954 Geneva Yarışması'nda birincilik, 1955 Viotti Yarışması'nda birincilik, 1956 Münih Yarışması'nda ikincilik ödüllerini kazandı.
Kertesz, Lessing, Matzerath, Mehta, Iwaki, Rosbaud, Friedler, Suskind, Fremeaux ve Sebastian gibi şefler yönetimindeki seçkin orkestralarla konserler veren Kan, Menuhin, Fournier, Navarra, Riddle gibi ünlü yorumcularla birlikte çaldı.
Suna Kan, Avusturya, Belçika, Çin Halk Cumhuriyeti, İngiltere, Etiyopya, Fransa, Almanya, Hollanda, Macaristan, İran, İtalya, Kenya, Norveç, Romanya, ispanya, İsviçre, İsveç, Birleşik Arap Emirlikleri, eski SSCB, Şili, Brezilya, Arjantin, Meksika, Paraguay, Uruguay ve Venezuela'da konser ve resitaller verdi.
Fransa Hükümeti tarafından kendisine ''Chevalier dans l'ordre National du Merite'' nişanı verilen Suna Kan, Türk Hükümeti tarafından da ''Devlet Sanatçılığı'' unvanı ile taçlandırıldı.
|
 |
bülent dizdar
15 yıl önce - Prş 13 Mar 2008, 13:34
Duygulu besteler yapan bu bestekarımızı tanıdınız mı?
Zeki DUYGULU
1903 yılında Beyrut doğdu. Daha sonra İzmir'e yerleştiler.
1925 yılında Fahrettin Altay’ın Süvari Kolordusu’nda müzik öğretmenliği yaptı.
1935 yılında Kıdemli Yüzbaşı iken ordudan istifa etti.
1928 yılında Atatürk tarafından “Mülazım” rütbesi ve kırmızı İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi.
Şiirler yazdı, yazdığı şiirlerini besteledi.
1938 yılında Hamiyet Hanım'la evlendi. Bu evlilikten Metin, Erol, Erdem ve Eser isminde dört çocuğu oldu.
Zeki Duygulu, 13.03.1974’te (bugün) İstanbul’da öldü. Zincirlikuyu Mezarlığına gömüldü.
Saygı ve rahmetle anıyorum.
|
 |
Mustafa Sarıkaya
15 yıl önce - Prş 13 Mar 2008, 13:49
Udi bestekar Zeki Duygulu ?
[Teşekkür ederim. - bülent dizdar - Prş 13 Mar 2008 11:53 ]
|
 |
Mustafa Sarıkaya
15 yıl önce - Prş 13 Mar 2008, 18:48
Fahri KAYAHAN
Fahri Kayahan 1918 yılında Malatya'da doğdu. Babası Gaffar Ağa sülalesinden Mustafa Bey, annesi Şam Kadısı'nın kızı Şerife Hanım'dır. İlk, orta ve lise tahsilini Malatya'da tamamlamıştır.
1936 yılının Ocak ayının son gününde Fahri Kayahan'ın eşi Fahriye Hanım hayatını kaybeder. Fahri Kayahan eşini kaybetmenin derin acısına dayanamaz. Bu olay karşısında iki yaşındaki kızı ile annesi ve babasınıda alarak Malatya'yı terkeder; İstanbul'a gelir. Kendisini İstanbul'un usta müzisyenlerinin ve bestekârlarının arasında bulur. Selahattin Pınar, Artaki Candan gibi ünlü isimlerle tanışır. O yıllarda İstanbul'un canlı müzik merkezleri konumunda olan Borsa Kıraathanesi'nde Belvü Çay Bahçesi'nde tamburu ve sesiyle başarılı programlar yapar. 1937 yılında Almanya'ya giderek Polydor Plak firmasına yedi adet plak doldurur. İstanbul'un müzik yaşantısını kısa zamanda öğrendiği gibi, yurt dışındaki müzik atmosferinide öğrenmiştir artık. Yurda döndükten sonra Malatya'lı Fahri Kayahan adıyla ünlenerek onlarca plağa, sesinin ve sazının nağmelerini kaydetmiştir. Yine pekçok besteye bu dönemde imzasını atar. Malatyalı Fahri'nin tüm yurdu saran şöhreti 1940'lı 50'li yıllarda hep sürmüştür. 1937 yılında Dolmabahçe Sarayı'nda Atatürk'ün huzurunda çalıp söyler.
1940'lı yılların yükselen değerlerinden biri de ses sanatkarlarının film çevirmesidir. Müzeyyen Senar ile Kerem ile Aslı, Suzan Yakar ile Saz ve Caz filmlerinde oyuncu olarak rol almıştır.Bu filmlerde olduğu gibi bazı filmlerde yalnızca tamburu ve sesiyle film müzikleri yapmıştır. Bununla birlikte Fahri Kayahan'ın senaryolarını burada anmadan geçmemek gerekir. Çoğu Anadolu insanının yaşamından kesitleri içeren bu senaryoların bazıları filme çekilmiştir. Tamamı 60 civarında olan senaryolarından bazıları şunlardır; Sarı Kordela, Şirvan ile Abuzer, Ezo Gelin, Bülbül, Öldüren Yumruk, Gümüş Kırbaç, Perçemli Aslan, Yıldızlardan Gelen Dilber, Sokak Rakkasesi...
Bir gece akrabalarından Avni Kurtbilek'in evine misafir olarak gitmiştir. Gece yarısı eve döndüğünde evinin soyulduğunu görür. Bütün plakları, elbiseleri, kıymetli özel eşyaları, evinde ne varsa götürülmüştür. Olay karşısında şok geçiren Kayahan hastaneye kaldırılır. Çilelerle ve sıkıntılarla dolu bir yaşamın ardından yaşanan bu olay karşısında vücudu ve gönlü dirençsiz kalmıştır. Yaklaşık bir ay hastanede yatar. Doktorların olağanüstü çabalarına rağmen kurtarılamayarak 22 Nisan 1969 Salı günü yaşama veda eder. Zincirlikuyu Mezarlığı'nda defnedilmiştir.
Daha Ayrıntılı Bilgi İçin Tıklayınız
Ünal DEMİRCAN Bey tebrik ederim.
Not : Arkadaşlar bulunduğum bölgeye verilen internetin kablolarındaki arıza ve bakımından dolayı, internet erişimim olmadığı için herhangi bir ipucu vermedin. Kusura bakmayın
En son Mustafa Sarıkaya tarafından Prş 13 Mar 2008, 22:27 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
sayfa 143  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|