Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 3
Çağrı Tekin

11 yıl önce - Cmt 22 Arl 2007, 16:07

Alıntı:

Bu yolu mesela iş çıkışı trafiğin yoğun olduğu bir saatte ne kadar zamanda alırız? Ben bu güzergahta seyahat etmediğim için bilmiyorum.


Geçenlerde kullandığım 129T Taksim'den köprüye bir saati aşkın sürede geldi, Bostancı Köprüsü'ne ulaştığımda doksan dakika kadar sürmüştü. Halbuki dediğiniz gibi bir deniz seferi olsa;

Taksim-Kabataş 5 dk,
Kabataş-Bostancı 55 dk,
Bostancı-Bostancı Köprüsü 10 dk,

yaklaşık yetmiş dakikada bu yol alınır. Yirmi dakika için değer mi derseniz, değer. Bir buçuk saat boyunca ayakta otobüs yolculuğu çok çekilmez bir durum. Bir saatlik gemi yolculuğu ve deniz kokusu, otobüs yolculuğunun yanında beş yıldızlı otelde kral odasında kalmak gibi olur. Kesinlikle desteklerim böyle bir hattı.


Ahmet Kemal Senpolat
11 yıl önce - Cum 18 Nis 2008, 15:04
İST » İDO, Kıyıya Paralel Vapur Seferleri Niye Düzenlemiyor?


Hep merak etmişimdir deniz yolları ( şehir hatları) Istanbul'da özellikle boğaz hattında neden kıyıya paralel ve ring seferler koymuyor ?

Örneğin Çengelköy - Kadıköy
ya da Üsküdar - Beykoz
veya Beşiktaş - Sarıyer gibi

aslında işleyen bir kaç hat var ama bunlar da genelde zarar etmesin , iş saatlerinde de muhakkak olsun diye konulmuş hatlar.

Halbuki örneğin Üsküdar 'da oturan bir kişi diyelim ki Arnavutköye gitmek istiyor..Arabasız mümkün değil gitmesi..

ya da Çengelköy 'de oturan Beylerbeyinde oturan bir kişi de Kadıköye gitmek istiyor yine lastikli ulaşıma mahkum..

ben bir kaç kere İdoya yazdım ama çalışmaların olduğunu fakat bu hatların rantabl olmadığını yazdılar..

oysa lastikli ulaşıma alternatif geliştirmek istiyorsan örneğin hafta sonları daire gibi dönen ve devamlı olan RING seferlerin olması gerekir.

Düşünün Kuzguncuk ile Ortaköy karşı karşıya , Bebek ile Kanlıca karşı karşıya buna rağmen gemiyle motorla geçmeniz mümkün değil ..halbuki devamlı ring seferler olması lazım..

Ya da Beykozdasınız Bebeğe gitmek istiyorsunuz yine mümkün değil

Kadıköydesiniz Beylerbeyine gitmek istiyorsunuz bir hafta sonu gezisi için..illa arabayla hafta sonu boğaz trafiğine gireceksiniz..

ben bu işi anlamış değilim...

önce hatları kurun ..millet zaten alışır..hep kar hep kar diye bakılmaz..kamu hizmetleri gelişmiş ülkelerde meccanidir..( bedavacıya yakındır)

hatta haftasonları örneğin Bostancıdan Kabataşa ( Taksime) deniz otobüsü olmadığını da öğrendim..böyle bir şey olabilir mi ? sonra da deniz ulaşımında en büyük pay , dünyanın en büyük filosu yolcusu falan reklamı yapıyorlar..

sahiller motorların işgalinden kurtulamadılar..çoğu hat nerdeyse özelleşti...vapurlar çoğu yerlerde iptal bile oldu


Gökçe Aydın
11 yıl önce - Cum 18 Nis 2008, 15:18

Alıntı:
ben bir kaç kere İdoya yazdım ama çalışmaların olduğunu fakat bu hatların rantabl olmadığını yazdılar..


İstanbul gibi korkunç büyüklüğe ulaşmış bir metropolün ulaşım sorunu, sadece kâr etmek amacıyla çalışan şirketler tarafından çözülemez. İşte kanıtı...

Eğer amaç sadece kâr etmek olursa, kıyıya paralel deniz ulaşımımız da olmaz, Yalova vapurumuz da iptal edilir...



İSMAİL ÇELİK

11 yıl önce - Cum 18 Nis 2008, 15:32

Bu tarz hatların konmayışının veya konsada bir süre sonra iptal edilmesinin sebepleri;

1)Tanıtımı yeterince yapılmadığı için milletin haberi olmuyor,yolcu azlığından iptal oluyor veya belli saatlere çekiliyor.

2)Diğer ulaşım türleri ile aktarma imkanlarının yeterince iyi tetkik edilmemesi,zira deniz yolunu kullanan çoğu kişi aktarma yapmak durumundadır.

3)Aktarmayı sevmediğimiz için direkt vasıta varsa onun tercih edilmesi.

4)Fazla sayıda iskeleye uğrayan vapurların yanaşma-ayrılma zamanlarında çok zaman kaybetmesi.(Yeni vapur modellerinde azalacak bu)

5)Zirve saatler ve birde arada belli saatler haricinde boğaziçi yönünde büyük yolculuk talebi olmayışı,olanlarında direkt olan İett seferlerini tercihi.

6)Yürümeyi sevmeyişimiz,zira biraz daha uzun yürümek icap ediyor birçok kimse için.

7)Denizi sadece zevk ve eğlence aracı olarak görüyoruz,ulaşım yönü nedense soğuk geliyor bize.



Motorlara ben müspet bakıyorum ama,zira heryere vapur koymak hakikaten iktisadi değil,tamam toplu taşımada kar hedef değil ama kurumları inadına zarar ettirmenin anlamıda yok bence,hem belediye hem motorcu esnafı için karlı bence bu yöntem,hem onlardada akbil geçiyor ve akatarma hakkı veriyor.Üstelik Öho,minibüs ve motorlar hususi taşımacılık yapanlar içinde bence en tertipli olanıda onlar.


Akın Kurtoğlu

11 yıl önce - Cmt 03 May 2008, 02:46

Çünkü, yıllar evvel "Kadıköy-Anadolu Sahili-Beykoz" paralel sahil hattını koydu. Ancak kimse binmeyince, seferler mecburen 1-2 ay sonra iptal edildi.

Akın KURTOĞLU



Ahmet Kemal Senpolat
10 yıl önce - Pts 19 Oca 2009, 20:29
İDO 'dan "KÂR" SİSTEMİ ÜZERİNE KURULU YANIT !


Sayın Ahmet Kemal Senpolat ,

Öncelikle düşüncelerinizi bizimle paylaşarak sizlere sunduğumuz hizmetin iyileştirilmesine katkıda bulunduğunuz için teşekkür ederiz.

Sefer güzergâhlarımız yolcularımızdan gelen talep doğrultusunda filomuzdaki gemi durumuyla orantılı olarak düzenlenmektedir. Hat için mevcut yolcularımızın deniz yoluna eğilim ve talepleri yapılan saha araştırmaları ve anketlerle ölçülür, potansiyel yolcu sayıları belirlenir.Geçmiş tarife dönemleri ile ilgili yolcu sayıları, anket, analiz ve inceleme sonuçları belirlenip yolcu taşıma potansiyeli tablolar ve grafikler halinde düzenlenir.Çalışan hatların günlük, aylık ve yıllık yolcu sayılarındaki değişimler takip edilerek incelenir.Konu ile ilgili olarak Boğaz hattı ile tarife dönemi süresince yolcularımızdan gelen bir talep bulunmamaktadır.Fakat yapılacak talep değişikliği seferlerde yapılacak operasyonel açıdan gemi kalkış ve varış saatlerinin değişikliğine sebep olmaması ve sefer sürelerinin uzamaması,yolcu anketleri çalışmasının sonuçlarına bağlı olarak değişiklik yapılması veya yapılmaması konusunda değerlendirilecektir.

Bilgilerinize sunarız,
Saygılarımızla,
İDO Müşteri Hizmetleri.


Ahmet Kemal Senpolat
10 yıl önce - Cum 06 Mar 2009, 19:09

bu yanıta o zmaan şöyle demek lazım ,

neden en karlı yer olan ÜSKÜDAR BEŞİKTAŞ vapurlarını kaldırıp burayı TEKEL gibi motorculara verdiniz..

karayolundaki münübüslerin ! , halk otobüslerinin denize inmiş hali bu motorlar..

birisi günde ortalama 2000-3000 lira arasında net kar sağlıyor..

bu işin içinde başka bir şey var diye şüpheleniyorum...



turgutakbaş
10 yıl önce - Cum 06 Mar 2009, 20:09

gene yazmıştım bir kaç kere eminönünden vapura binip üsküdara ordanda motorla beşiktaşa geçtiğimi biliyorum ... hele yazın sıcak otobüsleri çekeceğime ve 10 dakika fazlam varsa hemen bunu uyguluyorum ... mis gibi boğaz havası ...

yigit arslan

10 yıl önce - Pzr 08 Mar 2009, 22:55

Ben de Yenikapı'dan-Sirkeci'den -Kadıköy'den fark etmez Silivri'ye vapur istiyorum..Güya deniz var ,hala ,yok metrobüs yok halk otobüsü yok hafif metro yok ağır metro yok aktarma..Bıktım artık yaa..Denizden Silivri'ye vapurla yanaşma zevki yaşayamadan toprağa gireceğiz...

halit.pb
9 yıl önce - Cmt 24 Ekm 2009, 00:53

Bu başlık altında epeydir yazılmamış olmasına rağmen bazı kısa notları ilâve etmek uygun olur kanaatindeyim:
* Öncelikle TDİ ŞHİ'nin son yıllarındaki ve müteakiben İDO' nun işletme zihniyetleri zannımca "Deniz Ulaşımının Canlanmasına " yönelik değildi/ değildir,
* Karamsar bir yaklaşım ama, TDİ ŞHİ son yıllarında adeta yolcuyu azaltmak için elinden geleni yaparak, belki de İDO'ya devir için uygun zemini --kim bilir bilinçli olarak-- hazırlamış olduğu düşüncesinin o yıllarda çok kişi tarafından paylaşıldığını biliyorum,
* İDO, deniz otobüsü kısmı beni pek ilgilendirmiyor, ancak ŞHİ/ vapurların işletmesinde bir ticari şirket görünümündedir,
* Ticari bir yaklaşım da olabilir, ancak İstanbul gibi bir şehirde bu konuda "kamusal yarar" esas olmalıdır...
* Vapurların yerine "motor" işletmek, Şehirde Otobüs yerine MİNİBÜS işletmeye benzer ki, bu tipik bir "kasabalı zihniyetidir. Dünyada minibüs hangi şehirlerde işlemektedir? İncelenmelidir. Motorlar da her hali ile/her yönden "denizin minibüsleri"dirler.
* Çoğunun içindeki ikinci sınıf kara taşıtı koltukları sıraları, üstlerde ahşap iğreti, ergonomi dışı sıra banklar, latalardan oluşturulmuş, arkaya dahi datanılamayan oturma elemanları ve inanılmaz titreşim ve gürültüleri ile bu taşıtlar hiçbir uygar ülke şehrinde çalıştırılamazlar...
* Burundan dayanarak yolcu indirip/ bindirme (yanaşma mı demek gerekli? Hayır) gene ikinci şeritte çapraz durup yolu tıkayan, güya hızlı yolcu transfer ettiğ sanılan karadaki "ulaşım kutularını" hatırlatmaktadır. İskelelerdeki "uyduruk" tekerlekli merdivenlerde yaşlı/kadın/ihtiyar/ çocuk iniş binişlerini, özellikle lodoslu günlerde" izlemek "çok eğlendirici (!) olduğu aşikardır.
* Yapılanın bir kamu hizmeti ... ve "şehir yaşamının/ uygar yaşamın" bir parçası olduğunun muhtemelen farkında olmayıp, yolcu sayıp kar hesabı yapıp, İstanbul gibi bir şehirde "katamaran seferleri" düzenleyenlerin, örneğin;
- Yalova seferlerini kaldırmaları,
- Çınarcık gibi bir hattı Yolcu motorlarına teslim etmiş oldukları,
- Bir taraftan Kabataş'ı bir kara ulaşımının Beyoğlu yakasındaki merkezi haline getirirken, bir yandan da tüm Boğaz hatlarını Beşiktaş'a yönlendirmelerini,
- Yaz 2009 tarifesinde eski I.Bölgenin üç seferini (Motor seferini) Kabataş'a uğrayacak şekilde düzenleyip insanların buna uyum sağlamasını beklemeden esas yoğun ve denemek gerekiyorsa denenmesi gereken Kış 2009/2010 tarifesinden alelacele kaldırmış olmalarını,
- Boğaz hatlarını bir iki sefer dışında neredeyse tamamen "motor seferlerine " çevirmelerini
- ...... ....... ......

Daha fazla yazmak istemiyorum doğrusu, yazdıkça canım sıkılıyor... Nasıl olur da "Şirket-i Hayriye",
"Fevaid-i Osmaniye", "Akay", "Haliç Vapur İşletmesi", hatta Denizcilik Bankası ŞHİ (TDİ yi de bir geçiş/ dönüşüm dönemi olarak burada zikretmiyorum) bu günlere gelinir... Anlamak çok güç...
Hemen olanaklar, "teknik nedenler", "gemi sayısının yetersizliği", yolcu sayıları, istatistikler... den bahsedilecektir. Bunların hiçbirinin bir mazeret teşkil etmeyeceğini de fırsat olursa ayrı bir mesajda yazmak isterim.

Değerli/ sayın Site Deneticileri ve Katılımcıları; unutulmamalıdır ki Deniz ulaşımı, İstanbul gibi bir şehirde sadece "yolcu taşımak" anlamına gelmez. Hepimizin bildiği/ hissettiğimiz gibi, Yaşam yorgunu insanların "ruhi gıdasıdır". Kısa bir yolculuk, bir çay eşliğinde kişiyi dinlendirir, yaşama sevincini katlar, sorunlarından uzaklaştırarak, daha nesnel değerlendirmelere zemin sağlar, denizle, güneşle, mehtapla yolculuk, özellikle katavasyada oynaklar, mevsiminde yunuslarla akışlar tabiat sevgisini körükler, Silüet, görünüş... şehir/ yurt sevgisini oluşturur/ pekiştirir.... Deniz yolculuğu özellikle çocukluktan başlayarak, deniz yolculuğu ile büyüyenler için farkli bir eğitimdir de...

Üstad Yahya Kemal'in dediği gibi "parıldayan gümüşten yollarda, mehtap sularda sürüklenir","Güneşin vehminin, şarkın Işık Mimarının üsküdar'da yarattığı altın saraylar hissedilir"...
Sadece "Deniz", "Gezinti", "Gece", "Hayal Şehir"... şiirlerini okumak bile yeter...

SONUÇTA, herkesin iyi niyetli olduğundan şüphe etmiyorum. Ancak sadece iyi niyet yetmiyor. İstanbul'da deniz ulaşımı için karara vermede bu şehri anlamak, sindirmiş olmak, insanı düşünmek, İstanbul ve Boğaziçi ruhunu hissetmek ön koşul olsa gerek.

Maksadını aşabilecek ifadeler için peşinene özürlerimle...



En son halit.pb tarafından Cmt 24 Ekm 2009, 00:58 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


sayfa 3
ANA SAYFA -> ULAŞIM