Yapılan alt ve üst geçitler kuşkusuz Ankara trafiğini rahatlaştırmıştır.Bu su götürmez bir gerçek emeği geçenlerden Allah razı olsun.
Yanlız yapılan bazı mimari hatalar sorun oluyor.Örneğin Gar alt geçidinde böyle bir problem var Tandoğan İstikametinden gelip Tren Garının önünden Ulusa çıkmak isteyen araçlarla ,Yenimahalle istikametinden gelip Ulusa çıkmak isteyen araçların yolları Gar alt geçidine girmeden üstte Tren Garının önünde kesişmekte.
Bu noktada 3 ağaç yol ortasında kaldığından dolayı yolda daralma söz konusu yani tek şerit olarak hizmet veriyor ve köprü üzerinden hızını almış bir vaziyette gelen araçla Tandoğan istikametinden gelen araç burada kafa kafaya karşılaşıyor. Her hangi bir önlem yok. Ben hergün defalarca görüyorum kazalar kıl payı atlatılıyor.
Bu yol ileride çok kazaya sebebiyet verecek gibi görünüyor. Hemen gençlik parkı yanındaki kapalı otopark inşaatı devam ederken buraya tekrar müdahele edilip düzenlenmesinde fayda var gerekirse oradan 3 ağaç feda edilmeli yoksa Allah muhafaza zaman zaman çok canlar feda olacak gibi orada.
gülhane ve kasalara yapılırsa iyi olur valla.1011 deki tıkanma nedeni 3 şeritten 2 şerite düşen yol olduğu kadar gülhane ışıklarında biriken trafiğin (gerek kasalar yönünden olsun gerek a.eğlence yönünden) bir anda 1011 e hucüm etmelerinden de kaynaklanıyo bence.çünkü tıkanma genelde etlikten kızılaya giderken yaşanıyo.
ancak bi problemde şuki gülhane kavşağı etliğin tek çıkış noktası sayılır.diğer yönlerden kızılaya ulaşmak çok zor olacak.ya basın evleri tarafını yada yenimahalle köprüsünü tercih etmek zorunda kalacağız.buraların kendi trafiği zaten kendilerine yetiyo.bide etliğin bütün trafiği buraları kullanacak olursa kavşaklar yapılana kadar çok sıkıntı çekecez demektir.birde bu antaresin karşısından gelen yola ne oldu.henüz açılmadı herhalde.burası açılırsa burada alternatif bi yol olur.
son olarak yapım çalışmaları ne zaman başlayacak bilgisi olan varmı?
Gülhane ve Kasalara önümüzdeki dönemde köprülü kavşak yapılacaktır.Hatta bu sene yapılması planlanıyordu ama Doğalgazın özelleştirme parası yaz döneminde ödenmediği için ihale ilanı iptal edildi.
İstanbul Yolu ile Yenikent arasındaki yolun, Sincan'ın gün geçtikçe nüfusunun artması dolayısıyla otoban gibi işlemeye başladığını ifade eden Gökçek, bu nedenle mevcut ana bulvar üzerinde 5 tane alt ve üst geçit yapılması gerektiğini ve 4'ünün yapımının tamamlandığını bildirdi.
Şu anda ayaş yolunda 3 tane köprülü kavşak çalışması var. 4. şeker fabrikası olacak 5. kavşak nereye yapılacakmış? 5 tane kavşak çalışması yapılacak denilmiş şu an 4 olarak gözüküyor.
Şeklinde toplam 5 adet köprülü kavşak planlanmış olup 3 tanesi bitirilmiş, 1 tanesi inşaat halinde, 1 taneside ihale aşamasındadır.Şeker Fabrikası Köprülü Kavşağının projeleri hazırlanmış olup maddi açıdan yeterlilik sağlanınca ihalesine çıkılacaktır.
Bu sene yapılmış olan ve yakın zamanda bitirilmiş Ostim üst geçitinin halen neden yapılmış olduğunu anlamış değilim..
Otoban görüntüsü veren bir köprü var..Şimdi zaten Ostin kavşağında yani Ankara Metrosu deposunu geçtikten sonra yapılan bu köprilü kavşak orada çok gereksiz bir yatırım olduğunu düşünüyorum giden goren arkadaşlarımız yorum yapar ve beni o köprünün işlevi konusunda bilgilendirirse sevinirim.
-AKAY ALT GEÇİDİ KAPATILSIN DAVASI
Çeşitli düzenlemeler ve projelerinin CHP grubu, Çankaya Belediyesi ve ideolojik yaklaşımlar içerisindeki bazı odalar tarafından engellendiğini kaydeden ve bunları somut örnekler vererek açıklayan Başkan Melih Gökçek, şunları söyledi: “Zaten bunlar ne hizmet yapar ne de yaptırırlar. Mesela, benim için suç duyurusunda bulundu Mimarlar Odası. Akay alt geçidinin kapatılması için beni mahkemeye verdiler. ‘Biz dava kazandık, bu alt-üst geçit gereksiz, Akay alt geçidini Melih Gökçek yeniden doldursun, kapatsın’ diyorlar. Zamanı kazandırmak kötü bir şey mi? Biz bunun resmi olarak araştırmalarını yaptırdık. Şimdiye kadar yaptığımız alt-üst geçitlerden en pahalı olan Akay alt geçidinin sadece akaryakıt açısından kendisini amorti etme süresi 8 ay. 8 aylık yakıtla o alt geçit yapılıyor.” Önümüzdeki sene seçimlerin ardından yeniden belediye başkanı olması durumunda 50 adet alt-üst geçit yapımına daha başlanacağını da kaydeden Başkan Melih Gökçek, “Bunları Ankara’ya hediye edeceğiz ve trafiği daha da rahat hale getireceğiz inşallah. Ayrıca trafiği rahatlatmak için bir taraftan girip 10 kilometre sonra çıkacağınız transit tüneller de yapacağız” dedi.
Yapılacakları durdurmak yetmiyor, yapılmışları yıktırmak istiyorlar.Artık bu konuda sınır tanımıyorlar.Bunların destekledikleri kişiler seçilirse sanki kapatacaklar bu geçitleri.
Melih Gökçek, 2004 yerel seçimleri öncesi Ali Kırca'nın sunduğu ana haber bülteninde çılgın projelerini açıklarken (Eteğinde restoran bulunan dev Mevlana heykeli, Peluş Hayvanat Bahçesi ve saire) her nasıl olduysa bir özeleştiride bulunmuş (malumunuz tevazu kültüründen uzaktır) ve Ankara'da bazı alt geçitlerin yanlış yerlere yapıldığını açıklamıştır. Ali Kırca'nın "Örnek verebilir misiniz?" diye sorması üzerine "Akay Kavşağı" cevabını vermiştir.
Eleştirileri hakir görüyorsanız, Melih Gökçek'in özeleştirisini bir tartın mümkünse. İki gün sonra kendisi hatalı gördüğü alt geçidi doldurursa "Ne de güzel yaptı Melih başkan" der misiniz?
Toplumsal hafıza kısa müddetli olunca bir takım şeyler kolay unutuluyor bakıyorum. Unutturmak da daha kolay.
Hakkı bey, bundan sonraki paragraflar şahsınıza ve yukarıdaki mesajınıza ithafen yazılmamıştır; tabii yine de sizin de okumanızı isterim. Hazır başlık müsaitken alt-üst geçitler hakkında görüşümü belirteyim.
***
Akay alt geçidinde herhangi bir zaman kazanma söz konusu değildir ve olamaz. Söylenene değil gözüne inananlar, Eskişehir yolundan gelip mevzubahis alt geçide bir girsinler bakalım. Kızılay veya Tunus Caddesi'ne ne kadar sürede çıkabiliyorlar.
Başka yerlerde de aynı sorun var. Misal, Atakule'nın bulunduğu kavşak.
Bu işin açıklaması, bir ilkokul çocuğunun dahi kavrayabileceği kadar basit.
A noktasında beklemesi gereken X sayıdaki aracı, bekletmeden bir sonraki B noktasına transit gönderirseniz o araçlar B noktasında hali hazırda bekleyen Y sayıdaki araca eklenir.
Yani A noktasına transit geçit koyduğunuz zaman, o noktadaki trafik sorununu hallettiğinizi sanar; B noktasında daha beter bir sorun yaratırsınız. 'B noktasına transit geçiş koyarsanız C noktasında...' diye de sonsuza kadar önermelerini devam ettirebilirsiniz.
Bu bir metafordur ve birini yaptıkça diğer sorunu çözmek zorunda kalırsınız. Yani sorun çözmez, sorun üretirsiniz. Ta ki bir yerleşim bölgesindeki tüm kavşaklarda kesişen yolları birbirinin altından veya üstünden geçirerek 'mükemmel akışkan' sirkülasyonu sağlayana kadar.
Geçiremediniz mi de patlarsınız, Akay kavşağındaki gibi.
Niye?
Zira Kızılay Kavşağı'nda bu transit geçişin mümkünatı yoktur; Eskişehir yolundan transit gelen araçlar, Atatürk Bulvarı'ndan yine transit gelen araçlara eklenir. Kızılay trafiği keşmekeş olur. O zaman da alt, üst geçit yapamadığınız için kalkıp bariyerlerle şehrin kalbi Kızılay'ı çevrelemek, orayı otoyola döndürmek gibi akıl üstü icraatlerde bulunmak zorunda kalırsınız. O durumda da mahkeme kararını elinize verirler.
Akay Kavşağı sorunu gibi bir sürü sorunla da karşılaşılır.
Kavşaklar konusundaki davaların açılmasının ve mahkeme sonucunda yürütmeyi durdurma kararlarının verilmesinin sebebi de budur. Çünkü bunun dönüşü olmayan, pahalı ve akılsız bir çözüm olduğu yüzbin kere anlatılmaya çalışılmıştır. Hala da geç değildir anlamak için.
Haydi diyelim ki herhangi bir sorunla da karşılaşmadınız ve istediğiniz tüm bölgelere o alt geçitleri yapabiliyorsunuz, ne ala. Bunun maliyetini oturun hesaplayın artık.
Öngörüsüzlükten ötürü işin nereye varacağını hesaplayamadınız mı "Üç tane daha yapacağım, beş tane daha" derken bir bakmışsınız, şehirdeki bu yapıların sayısı 100 olmuş ve siz hala "50 tane daha yaptık mı tamamdır" diye hayal görüyorsunuz.
***
Laf açılmışken ilintili konulara da kabaca değineyim. Şu kıyaslama hadisesi beni öldürüyor. Oturup insanlar ciddi ciddi bir kilometre metronun maliyetine kaç tane alt geçit yapılabileceğini hesaplayarak ('Allright' işareti yapan smileyler eşliğinde) ne kadar şahane bir iş çıkartıldığını düşünüp düşündürmek istiyorlar.
Bu iş bakkal defteri tutmak gibi bir iş değil malesef. Öyle kıyaslama yapılmaz.
Eğer oturup maliyet hesabı çıkartmak istiyorsanız bir bilene danışın.
Size maliyet hesabı yapılırken hesaba katmanız gereken unsurları bir bir anlatırlar.
O unsurlardan sizin görmediğiniz bir kaçını ben size sıralayayım.
i. İnsanları toplu değil hususi ulaşıma yönlendirmiş olmanızdan ötürü trafiğe eklenen araç sayısı kaçtır ve bunun maliyeti nedir.
ii. Trafiğe çıkan araçların bakım, onarım ve yakıt masrafları nedir.
iii. İlgili alt geçit/üst geçitlerin yapımı süresince yönlendirilmiş trafik yüzünden oluşan ek yakıt masrafı nedir.
iv. Trafik tıkanıklığından ötürü tercih edilmeyen otobüs seferlerinin ilgili birimi maruz bıraktığı ek maliyetler nelerdir.
v. Trafiğe eklenen yeni araçlardan ötürü oluşan karbon emisyonunun yarattığı kirliliğin Ankara'da sebep olduğu sağlık sorunlarını çözmek için hane başına düşen sağlık harcamaları ne kadardır ve bunun sosyal güvenlik kurumlarına bindirdiği maliyet nedir.
vi. Buna benzer kamu sağlığını tehdit eden sorunların getirdiği yine benzeri harcamalar nedir. Misal artan araç sayısı ve yüksek hıza müsait trafikten ötürü oluşan kazalardaki araçların tamir masrafları, yaralananların hastane masrafları, zarar gören kamu malının maliyeti ve bu maliyetlerin karşılanması için açılan ifa davalarının masrafları.
vii. Yine karbon emisyonundan dolayı kirlenen binaların dış cephe yenileme masrafları nedir. Aynı emisyonun park/bahçelere verdiği zararın karşılanması masrafı nedir.
diye de uzar gider...
Bunları görmediniz/göremedeniz mi oturur "araç sayısı şu kadardan bu kadara çıkmasına rağmen, şu kadarcık az para harcayarak araç trafiğini rahatlattık işte" diye tatlı hayallere dalarsınız. Herhangi bir şeyin çözüldüğü veya çözüleceği yoktur. Zira saplantılı bir plansızlık yüzünden insanları toplu taşımacılığa yönlendirememişsinizdir ve farkında olmadığınız masrafları çoktan yaratmışsınızdır.
Yani size o basitmiş gibi görünen kıyaslama, aslında aleyhinize sonuçlanmaktadır. Üstelik parayla pulla değil, insanların sağlığıyla da ilgilidir. İlla ki onu da paraya vurmak mümkün, malesef! Sağlık harcamalarından ötürü.
***
Bir diğer doğru gibi kanıksatılmaya çalışılan sav da 'alt ve üst geçitlerin medeni şehirlerin bir gereği' olduğu savı. Bu bir 'gereklilik' değil, savdır.
Size başka türlü bir şeyden bahsetmek istiyorum.
Ben hayatımın üç yılını Londra'da geçirdim, altını üstünü de hayli iyi bilirim.
'Şehir içinde' bildiğim tek alt geçit Euston Road üzerinde bulunan Tottenham Court Road kavşağını baypas eden alt geçittir. Hiçbir faydası da yoktur, zira Kings Cross St. Pancrass kavşağına geldiğiniz zaman trafik felç olur. Akıp gelen trafik sinyal sistemiyle tıkanır ve tabiri caizse sinir krizi geçirirsiniz. Başka alt geçit var mı gerçekten hatırlamıyorum; varsa bile çok azdır, eminim.
Eğer ki Melih Gökçek Londra belediye başkanı olsaydı bulacağı çözümü ve olacakları tahmin edin, şu bahsettiğim metaforu da hatırlayarak.
Bu bölge dışında da Londra'da neredeyse trafik problemi yoktur bu arada.
'Melih Gökçek ekolü' yerine uzun süre Londra belediye başkanlığını yürütmüş olan Ken Livingstone'un araç trafiğini rahatlatmak için ne gibi icraatlerde bulunduğunu anlatmak istiyorum ben size.
Tabii bu arada Londra'daki raylı taşıma sisteminden çok az bahsedeceğim. Dudak uçuklatıcı yapısı bir kenara, hali hazırda belediyenin yaptığı yatırımları da pek anlatmayacağım. Ama işin içinden artık çıkamadığı için raylı taşıma hzmetinin belediyecilik görevi olmadığı savına sığınmaya başlayanların ayan beyan yalanlarına kanmayınız istiyorum. Dileyen araştırabilir detaylarını Londra için. Ankara için artık merkezi hükümetin devreye girmesi gerektiğini düşünen ben, bu düşünceyi sadece Melih Gökçek olanı biteni eline yüzüne bulaştırdığı için söylüyorum. Yoksa belediyenin görevi olmadığı için değil.
Neyse. Bu metro işinden bahsetmeyeceğim. Onun yerine araç trafiğinin ne şekilde azaltıldığına bir bakalım.
Londra'da 'Congestion Charge' yani Türkçe'siyle Tıkanıklık/İzdiham Vergisi adını verilen bir vergi bulunmaktadır.
Bu vergi, şehir merkezine (City of London'dan başlayarak genişleyen) hususi araçlarıyla girmek isteyen özel şahıslardan alınır.
Günlük ücreti 8 Sterlin'dir ve bu İngiltere koşullarıyla dahi azımsanacak bir ücret değildir.
Mevzuubahis şehir merkezi de Kızılay gibi minimal bir bölge değildir. Az katlı yapılaşma anlayışıyla boyuna değil, enine genişlemiş olduğundan ötürü hayli büyük olan ve şehir merkezinden başlayarak dairesel olarak dışa açılan sekiz bölgeden oluşan şehrin birinci bölgesini neredeyse kaplamaktadır ve bu verginin alındığı bölgenin büyüklüğü neredeyse Ankara kadardır. Yeri gelmişken ekleyeyim. Verginin alındığı bölge gitgide genişletilmektedir. Geçen yıl neredeyse iki katına çıkmıştır bu bölge.
Bu verginin alınmasının amacı, karşılayacak gücü olanlardan gelir elde etmekten ziyade, caydırcı davranarak insanları toplu taşımaya yönlendirerek trafik sorununu çözmektir. Etkili de bir sistemdir.
Sadece bu amacı da yoktur üstelik. Temiz ve sürdürelebilir yakıtların kullanılmasını özendirmek için, hibrid ve elektirikli araç sahiplerinin yanı sıra dörtten çok yolcu kapasitesine sahip küçük araç sahiplerinin (şu aile tipi minivanlar gibi) Kalabalık/İzdiham Vergisi'nde iskonto yapılır. Yani illa ki hususi araç diye diretenler de kamu sağlığını tehdit etmemeleri için yönlendirilir.
Her şeyin de güzeli, Kalabalık/İzdiham Vergisi'nin tüm gelirleri ulaşım hizmetleri için yapılacak projelere aktarılır.
Bitmedi. Bu verginin yanı sıra CO2 vergisi diye de bir vergi var. İzdiham Bölgesi'ne girmek isteyen Tır/Kamyon gibi ağır, büyük ve çevreyi kirleten araçlardan çok yüksek oranda vergi alınır. Yanlış hatırlamıyorsam bu vergi 25 Sterlin'di günlük. Artmış olabilir.
Her yolun bir şeridi mutlaka 'Otobüs Şeridi' olarak ayrılmıştır ve hususi araçlar bu şeritlere giremez. İstanbul'daki Metrobüs şeritleri gibi. Tabii bariyerle ayrılmış değil. Bildiğiniz yol.
Tüm şehir trafiği kameralarla izlenir ve sıkı denetime tabi tutulur. Özellikle ışıklarda kameralı sistem, ihlal durumunda fotoğraf çekerek isnatı direkt ispat eder ve cezanızın evinize postayla gönderilmesine sebep olur.
Yollarda mutlaka bisiklet şeridi vardır ve bisikletli sürücülere bir zarar gelmesi durumunda araç sahipleri ağır şekilde cezalandırılır.
Hususi araçların bakım ve onarımlarının layığıyla yapılması için ağır cezai yaptırımlar vardır.
Yine korna kullanımı, modifiye egzoz sesi gibi gürültü kirliliği yaratan unsurları engellemek için de ağır yaptırımlar vardır.
Ve Ankara'da taksi ya da şahsi aracımı kullanmak zorunda kalan ben, bir kere olsun Londra'da araba almayı düşünmedim. İstediğim yere istediğim kadar kısa sürede, ucuza ve güvenle gitmemi sağlayan metro ağından da bu yazıda hiç bahsetmedim. Özendirilen o olsa bile, bu yazıda sadece hususi araç trafiğinin nasıl caydırıldığını anlattım.
Bunları niye anlattım?
Bir şehirde hususi araçların çıkarlarını değil, insanların yaşam kalitesini ve ulaşım hizmetlerinin bekasını ve kollektivist çözümlerin önemini gözetiyorsanız, bunun yapılabilir olduğunu da göresiniz diye.
Şimdi oturup bana "Madem kıyasa karşısın, Londra'yla Ankara'yı da kıyaslama" gibi bir şeyler mi söylemek istiyorsunuz?
Buyurun söyleyin. Kıyaslanan kentlerin, hizmetlerin ve bütçelerin büyüklüğü değil; zihniyettir. Bu kıyas, liberal ve sosyal belediyeciliğin kıyasıdır.
"Canım metroya karşı değiliz de kavşaklar da çok gerekli vallahi" gibi beylik laflarla da gelmeyin lütfen.
Bana liberal belediyeciliğin faydalarını kanıtlamak isteyen herkesle tartışmaya hazırım.
Fakat öyle elde mezuro, yapılan hizmetin önemini uzunluk/büyüklük cinsinden ölçmeye çalışanlarla değil.
***
Alt/Üst geçit ve ilgili trafik konularındaki düşüncelerimdir. Şimdi ön izleme yapınca fark ettim ki hayli uzun olmuş, sonuna kadar okuduysanız teşekkür ederim. Yazım kurallarına itina ederim; fakat bu yazıda gözümden kaçan şeyler olmuş olabilir, kusura bakmayın.
Saygı ve sevgiler.
Eklenti: Değişikliklerin hepsi, imla hatalarının düzeltilmesi amacıyla yapılmıştır.
En son Onur Erbas tarafından Pzr 19 Ekm 2008, 04:39 tarihinde değiştirildi, toplamda 7 kere değiştirildi
İnsanları toplu değil hususi ulaşıma yönlendirmiş olmanızdan ötürü trafiğe eklenen araç sayısı kaçtır ve bunun maliyeti nedir.
Öncelikle Onur Erbaş'ın yazısının her kelimesinin altına imzamı atacağımı belirtiyor ve bu noktada, yapılacak demagojilerin önüne geçebilmek amacıyla bir açıklama yapmayı uygun görüyorum. Trafiğe eklenen araç sayısı ile satılmış olan otomobil sayısı aynı nicelikleri ifade etmemektedir. Bu iki nicelik birbirlerinden değişik şekillerde farklı olabilir. Size uçlarda örnekler vereyim:
- Bir tek yeni araç satılmadığı halde trafiğe eklenen araç sayısında artış olabilir.
- Bir çok yeni araç satıldığı halde trafiğe eklenen araç sayısında azalma olabilir.
Bunun gibi örnekleri çoğaltmak mümkündür. Kilit nokta şu: Otomobil sahibi olmakla her yere otomobille gitmek farklı şeylerdir. Benim de anne yadigarı bir otomobilim var. Ankara'da duruyor; İstanbul'a hiç getirmiyorum. Ankara'da da her yere otomobille gitmiyorum. Otomobil sahibi olduğu halde toplu taşıma araçlarını tercih eden bir çok insan mevcuttur. İşte otomobil kullanımını teşvik etmek ya da etmemek asıl bu kişiler üzerinde etki eder. Yoksa otomobil sahibi olmayı herkes ister ve kişilerin otomobil sahibi olma isteklerinin önüne dünyanın en iyi toplu taşıma sisteminin varlığı bile geçemez. Ancak iyi bir toplu taşıma sisteminin varlığı bu kişileri otomobillerini sadece gerektiği zaman kullanmaya yöneltebilir. Ancak tam tersine uygulamalar, yani ulaşım sorununa otomobilci uygulamalarla çözüm üretmeye çalışmalar sadece otomobil sahiplerini otomobillerini daha fazla kullanmaya teşvik edecektir. Onur Bey'in mesajında belirttiği ve bakkal hesabında yer almayan tüm maliyetleri, bu otomobilci çözümler nedeniyle teşvik edilerek yaratılan trafiğin maliyetleri olarak görmek gerekir.
Eklenti: Yukarıda Melih Gökçek'in açıklamalarında bir şey dikkatimi çekti sonradan. Yeni mesaj yazmamak için buraya eklenti yapıyorum. Gecenin bir yarısı kahkaha attım. Araç trafiğini rahatlatmak için 10 kilometre uzunluğunda yer altı tünelleri yapacakmış. Bomba espiriler bunlar. Hahaha. Yer altı tünellerinde ilerleyen ard arda dizilmiş araçlara metro deniyor zaten. Neyse. Melih Gökçek doğruya yaklaşıyor demek ki. O ard arda dizilmiş araçların araba değil, tren vagonu olması gerektiğini anladığı an çok rahatlayacak Ankara. Bu da bir espiriydi, eş değerde...