Mavi hattın sağ tarafında kalan kısmın AOÇ olduğu söylenmişti, ama hiç öyle görünmüyor Google Earth'e göre. Ayrıca ne AOÇ'nin levhası var ne de bir tel örgüsü vs. Ekilip biçilen bir özel mülk, bir tarla gibi daha ziyade. Yani, iş kamulaştırmaya bakar.
Ayrıca, her tarafı askeri bölgeler ve yollarla çevrili bir adacık olarak kalan o bölgenin AOÇ'ye ait olması başlı başına bir yanlış, eğer aitse.
İstanbul Yolu'nun esas trafiği Ayaş Yolu'nun katılımı ile başlıyor. Dolayısı ile, Ayaş Yolu'nun İstanbul Yolu'na katılımının 3 şerit olması mantıklı, ve İstanbul Yolu'nun Ayaş Yolu ile kaynaştığı ilk metrelerdeki ayracın (servis yolu ayracı) yok edilmesi bile bir nebze olsun sorunu çözebilir. Diğer bir yöntem de İstanbul Yolu'nun, Ayaş katılımına yaklaşırken 3 şeride indirilmesi, bariyerlerle belli bir süre katılımın İstanbul tarafından gelenlerle karşılaşmamaları, sonrasında ise bariyerlerin sona ermesiyle yolun normalleşmesi. Aynen, Ayaş Yolu'nun, Etimesgut'a dönecekler için yerleştirilen bariyerler bittikten sonra genişleyerek devam etmesi gibi.
Bağlantının sağ tarafında kalan arazi AOÇ'a aittir.Bölgedeki AOÇ arazilerinin konumunun daha iyi anlaşılması için planı koyuyorum.
Ayaş Yolu bağlantısının 3 şeride çıkarılması her şekilde sorun yaratır.Göksu'dan gelen yolu daraltırsanız orada bir darboğaz yaşanır, orayı daraltmadan bağlantıyı 3 şeride çıkarırsanız tam birleşme noktasında trafik yoğunluğu yaşanır.Bu nedenle şimdiki hali iyi.Birkaç sene içinde böyle bir genişletmeye ihtiyaç duyulacakmış gibi görünsede Etimesgut, Sincan trafiği şehre Yeni Çiftlik Bulvarı'nda da girmeye başlayınca buranın yükü azalacaktır.
Şeker Fabrikasının önüne yapılacak altgeçit ile aşağıdaki şekilde yer alan kırmızı yolun yapılacağını öğrenmiştik. Bu yol yapılırsa Etimesgut'tan gelen araçlar kırmızı yolu takiben yeşil yol ile İstanbul yoluna çıkarlar. Böylelikle, Ayaş yolunun İstanbul yoluna bağlantısı trafik yönünden biraz rahatlar. İkincisi, Ayaş yolundan gelen araçların belkide % 20'si de direkt köprünün altından geçip Batıkent istikametine gitmektedirler. Bu durumda bağlantı yolunun yükünü azaltmaktadır. Ayrıca Hakkı Beyin dediği gibi Çiftlik bulvarının yapılması ile Ayaş yolunun trafiği de bir nebze azalacaktır. Son olarak Hakan Beyin belirttiği bağlantı yolu biraz genişletilir ve daha düz bir yol haline getirilirse yine 2 şeritli kalsa dahi kapasitesi artar... Yoksa 5 şeritli bir yolun 3 şeridini bağlantı yoluna ayırmak bana pek mantıklı gelmediği gibi İstanbul tarafından 5 şeritlik yoldan ve saatte 90 ve üzeri bir hızla gelen araçları aniden 2 şeritlik bir bölüme yönlendirirseniz inanın birçok kazaya neden olursunuz...
(+)
ankara büyükşehir belediyesi kadrosu ve genel olarak akp'li belediyeler bu altgeçit konusunda malesef takıntılı. trafik konusunda tamamen yanlış bir temelden yola çıkarak planlar yapıyorlar ve geri dönülemez hata içindeler. herhangi bir eleştiriyi de "chp zihniyeti" diye damgalayarak kolayca seçmenlerinin gözünde üste çıkıyorlar, konuyu şehircilikten siyasete yönelterek teknik konuları tartışmaktan kaçınıyorlar. malesef yıllardır böyle geldi, böyle gidecek. bir süre sonra ankara beton yığınları içinde tozlu ve gürültülü bir şehir olacak.
ben chp'li değilim, belki belediye taraftarları umursamayacak ama ben yine kendi bildiğimi yazayım.
5 milyon nüfuslu bir şehirde şehrin 30 kilometre dışından arabayla yarım saatte merkeze girip çalıştığın yere parket, akşam da yirmi dakikada evine dön gibi bir düzen hedeflemek yanlıştır. ankara büyükşehir belediyesi şehir içinde çok seri ve hızlı trafik olması gerektiği gibi yanlış bir temelden yola çıkıyor. temel anlayış yanlış olunca da şehir bir otobana dönüşüyor.
olması gereken düzen şudur: şehir merkezinde işyeri olan kişi toplu taşımla merkeze girmelidir. bu doğrudan metroyla veya parket-devamet, tercihli otobüs şeridi vb. gibi sistemlerle olabilir, belediye bu imkanları uygar ve temiz bir şekilde sağlamalıdır. özel arabayla seyahat pahalı hale getirilmeli ve trafik caydırıcı unsur olarak görülmelidir. park yerleri çok pahalı olmalı; taksi, dolmuş gibi araçların bekleme yapması şiddetle cezalandırılmalıdır. şehir merkezi mümkün olduğunca geniş yaya bölgesi olarak planlanmalıdır, merkeze giriş paralı olmalı veya sadece toplu taşım araçlarına izin verilmelidir.
benim bir çok avrupa şehrinde gördüğüm anlayış bu, adamlar şehrin meydanlarını insanların yürümesi, dinlenmesi, konser yapması, gösteri yapması için ayırmışlar. bizim kızılaydaki yayaları engelleme amaçlı tahkimat, sıhhiye u dönüş köprüsü gibi şeyler şehrin ana meydanlarında yok. ankara'da belediyenin bu sakat anlayışı yüzünden evden işe-işten eve, haftasonu da alışveriş merkezine gitmekten başka bir etkinliği olmayan bir şehir ortaya çıktı. şehirde nefes alacak bir odtü kampüsü kaldı, ama başkan ona da gözünü dikmiş, yol geçireceğim, vızır vızır trafik akacak diyor..
burada ayrıca akay kavşağının üzerindeki peyzaj düzenlemesi övülmüş, "chp zihniyeti"nin bunu görmezden geldiği söylenmiş. kimsenin gezip oturmadığı, yaya olarak yolunun geçmediği güneşin alnında çıplak bir noktada yapılan peyzaj düzenlemesi güzel olsa ne olur ki? sonuçta kullanılmayacak bir noktaya böyle bir peyzaj yapılması bir israftır. ayrıca belediyenin gözünün önünde yıllardır güvenpark ve kızılay meydanı mezbeleliği var, orayı adam etmeli önce. bütün parayı kavşaklara ve gökkuşağı gibi projelere harcayıp metroya para kalmayınca da "chp, yamyamlar, 16 sene önce karayalçın şöyle yaptı, dava açtılar şu kavşağı açamadık" gibi bir şeylerle devam ederler, nasıl olsa insanlar sadece inat için oy veriyor.
neyse konuyu dağıtmadan toparlayayım, özet olarak şehir içi yoğun bölgelere köprülü kavşak yapmak yanlıştır. "burada trafik sıkışıyor, açmak lazım, kavşak yapalım arabalar hızlı geçsin" düz mantığı yanlıştır. şehir merkezinde trafik YAVAŞ OLMALIDIR, insanlar şehir içine arabayla girmekten caydırılmalıdır. işyerleri de bu yolla şehrin bir noktasına toplanmaktan vazgeçirilmelidir.
kızılay'dan arabanızla geçerken duruma bir de bu gözle bakın. kızılay sizin için bir dolmuş durağı veya hızla geçeceğiniz bir otoban bağlantı yoluysa tartışacak bir şey yok, köprülü kavşaklara devam..
ben chp'li değilim, belki belediye taraftarları umursamayacak ama ben yine kendi bildiğimi yazayım.
5 milyon nüfuslu bir şehirde şehrin 30 kilometre dışından arabayla yarım saatte merkeze girip çalıştığın yere parket, akşam da yirmi dakikada evine dön gibi bir düzen hedeflemek yanlıştır. ankara büyükşehir belediyesi şehir içinde çok seri ve hızlı trafik olması gerektiği gibi yanlış bir temelden yola çıkıyor. temel anlayış yanlış olunca da şehir bir otobana dönüşüyor.
olması gereken düzen şudur: şehir merkezinde işyeri olan kişi toplu taşımla merkeze girmelidir. bu doğrudan metroyla veya parket-devamet, tercihli otobüs şeridi vb. gibi sistemlerle olabilir, belediye bu imkanları uygar ve temiz bir şekilde sağlamalıdır. özel arabayla seyahat pahalı hale getirilmeli ve trafik caydırıcı unsur olarak görülmelidir. park yerleri çok pahalı olmalı; taksi, dolmuş gibi araçların bekleme yapması şiddetle cezalandırılmalıdır. şehir merkezi mümkün olduğunca geniş yaya bölgesi olarak planlanmalıdır, merkeze giriş paralı olmalı veya sadece toplu taşım araçlarına izin
ınsanların yarımsaate evlerıne gıtmesı veya 20 dakıkada ısıne gıtmesı sızı nıye bu kadar rahatsız ettı bu alt gecıtler konusunda boyle ılgınc yorumlar yapılmaz
Bende alternatif ulaşım şekilleri taraftarıyım. Özellikle eski dar alanlar olan ulus, kızılay gibi şehir içi merkezlerin yurtdışındaki gibi araç trafiğininde ücretli olması gereklidir.
Trafik Sıkışıklığı Ücreti, Pazartesi- Cuma günleri arası, 08.00 ve 19.00 saatleri arasında Trafik Sıkışıklığı Ücreti uygulanan bölgedeki, kamuya açık yollarda araç kullananlardan veya park edenlerden alınan günlük bir ücret olmalıdır. Günlük ücreti ödedikten sonra, ilgili gün bölge içinde araç kullanmanızı veya bölgeye giriş veya çıkışınızda bir sınırlama yoktur. Bunlar yeni kurulan mobesa sistemiyle rahatlıkla takip edilip uymayanlara plaka cezası olarak gönderilebilir.
Bölgenin etrafında sınırları oluşturan yollarda seyretmek ücretsiz olmalıdır. İlaveten, ücret uygulanan süreler içinde bölgenin içinden transit geçmek için ücretsiz yollar ayrılmalıdır.
Ücret uygulanan bölgeden ayrıldığınızı nasıl bileceksiniz? Yolun yan tarafındaki bu ‘C’ işareti ücret uygulanan bölgeden ayrılmakta olduğunuzu gösterecektir. İşaretlerle başka tali yollara yönlendirileceksiniz.
Ödemeler banka aracılığı (banka, internet, atm) yada ogs sistemi ile yapılabilir. Hatta cep telefonunuzdan kontur yada faturaya yansıtabilir mesajla...
Oturduğunuz yerin otopark alanında bölge sakini park bölmesine veya ücret uygulanan bölge içinde yol kenarı dışında bir yere araç park ederseniz ve aracınızı ücret uygulanan saatlerde kullanmazsanız ücret ödemeniz gerekmez.
ınsanların yarımsaate evlerıne gıtmesı veya 20 dakıkada ısıne gıtmesı sızı nıye bu kadar rahatsız ettı bu alt gecıtler konusunda boyle ılgınc yorumlar yapılmaz
Biz herkesin yarım saatte işine gidebilmesi taraftarıyız. Biz toplutaşım sistemleri üzerinde yaratıcı fikirler, alternatifler üretilmesi taraftarıyız, biz eşitsizlikten rahatsızız, işin kolayına kaçan, günübirlik çözümler üretmekten başka birşey yapmayan yöneticilerden rahatsızız. Sizin memnun olduğunuz düzende herkes değil, azınlıklar işine yarım saatte gidebiliyor, biz herkesin bu imkana sahip olmasını destekliyoruz. Ha otomobil alıp azınlıkların tarafına geçebilirim, böyle bir seçeneğim de var, peki herkes bu seçeneği kullanabiliyor mu? Hayır. 4,5 milyon nüfuslu kentin nereye kadar alt geçitle üst geçitle idare edilebileceğini sanıyorsunuz? Transit toplutaşıma sistemleri yapmadan daha ne kadar insanları idare edilebileceğini sanıyorsunuz? Altgeçitler trafiği büyük ölçüde rahatlattı ama pik saatlerde yine tıkanıyor yine tıkanıyor. Sebep? Araç sayısı çok fazla, mevcut yollar bu yoğunluğu kaldırmıyor, yanlış mühendislik ve mimari uygulamaları da bunun tuzu biberi tabi ki. Peki ne yapmalı? Otomobilini kullanan insana alternatif sunulmalı. Bu alternatif belediye otobüsleri olamaz, 1000 değil 10.000 tane belediye otobüsü alsan bugünkü sistemle yine kimseyi taşıyamazsınız, çünkü otomobilleri girdiği aynı sıkışıklığın içine bu otobüsleri de giriyor. Sabah otomobiliyle işe giden insan trafik sıkışıklığı yüzünden işine geç kalıyorsa, otobüsle giden insan da geç kalıyor. Toplutaşım araçlarını sıkışan trafiğin içine sokarsanız tabi ki kimse özel aracından vazgeçmez. Ama transit toplutaşıma sistemleri kurarsanız, özel araç sahiplerini büyük ölçüde ikna etmiş olursunuz. Arabasıyla giden insanı düşünüyorsan, otobüse binen insanı da bisiklete binen insanı da yürüyen insanı da aynı ölçüde düşünmek zorundasın...
İstanbul yolu üzerindeki kaşaklardan revize isteyenler.
Yenimahalle köprüsü TKİ'den gelirken İstanbul yoluna katılım.
Yenimahalle köprüsü - AOÇ kavşağı arası otobüs ve servis ceplerinin yapılması gerekli.
AOÇ kavşağında Demetten gelen trafiğin İstanbul yoluna katılım alanı genişletilmeli. (Park kısmında yer var)
Güvercinlikte İstanbul tarafından batıkente dönecekler için alan arttırılmalı aynı zamanda batıkentten istanbul yoluna katılımda da aynı şey geçerli.
Anadolu bulvarından İstanbul yoluna İstanbul tarafına katılım bölgesi düzenlenmeli. Aynı şekilde İstanbul yolundan anadolu bulvarı eskişehir yönüne katılım da düzenlenmeli.
Yanyollar kaldırılmalı.
Eski Ankara günlerini özlüyorum. Eskiden orta yol otobüsler için ayrılırdı. Şimdi yıllar sonra bu sistemi İstanbul metrobusle uygulamaya çalışıyor.
Ama gerçekten alan dar araç sayısı çok ayrıca neredeyse her mahalle otobüsü kızılay, sıhhıye, ulustan geçmek zorunda gibi hepsi bu hatlara giriyor.
Tabiiki insanlarımızın kendi mahalesinden merkeze gelmesi güzel olur ama tüm otobüsler şehir merkezlerinin dar sokak ve caddelerine girince olmuyor.
Ring ve Aktarma sisteminin tekrar gündeme gelmesi Ankara ulaşımı için öncelikli konulardan birisi olması gerekiyor. Tüm şehir bazından ilçe bazına geçilmesi lazım sanırım.