1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 6  |
 |
Ahmet Seyhanlı
15 yıl önce - Cmt 15 Arl 2007, 18:58
| Alıntı: |
Diyar-i Rumlular diye bahsetmis Batuta.Ne ilginc degil mi?
Ben sizin goruslerinize katilmiyorum cunku mantikli ve bilimsel deil |
Anadolu bir dönem Doğu Roma imparatorluğunun eline geçmişti. Rum kelimesi Romalı anlamına gelir. Diyar-ı rum denmesinin sebebide burdan kaynaklanmaktadır.İskendireye'yi Büyük İskender fethetmiştir ama iskendireye'de iskender halkı yaşamamıştır bu da öyle bir şeydir. Oysa Doğu Roma imparatorluğu hakimiyetindeki Anadoluda en çok Helenler vardı ve Rum olarak adlandırılmıyordu. Türkler, Anadoluya gelmeden önce verilmiş bir isimdi DİYAR-I RUM.... bu Diyar-ı Rum tabri Osmanlıda da devam etmiştir. Şimdiki Rum kelimesi yakın tarihimize mahsus bir kelimedir. Yunan halkı için kullanılır ve yanlıştır . İranlılar da Mevlana için Celaleddin Rum-i demişleridr. Oysa Mevlana Helen değildi. Gelelim gen meselesine ..Hemen böyle çarpık çurpuk bir araştırmaya ( nerde ne zaman kaç kişiyle yapıldığı meçhul bir araştırmaya ) dayanarak sonuç çıkartmak oldukca yanlıştır yanlışın ötesinde maksatlılıktır. Beslenmenin, iklim koşullarının genlerimizi etkilediği bilinmektedir. Bu topraklarda 1000 yıldır varız.Kaldı ki gen sonuçları doğruda olsa biz Türklerin azınlıkta olduğumuzu göstermez. Dediğim sebeblerden, iklimden, beslenme şeklinden genlerimizde farklılık olması doğal bir süreçtir. Ben Anadolu bir mozaiktir sözüne katılmıyorum.Türk halkı 100 yıl öncesine kadar köylerde kırsalda yaşıyordu, yarı göçebe vaziyetdeydiler. Göçebeler dışardan evlilik yapmaz pek,onun için başka halkalrla karışmaları istisnaidir. Ayrıca islam oldukları için hristiyan halklardan da kız alıp vermezlerdi. İran benzerliğine gelince İran halkının çoğunluğu Türk'tür zaten. Azeri ve Türkmenlerin sayısı, Farsilerden çoktur. Bu benzerlik kimseyi şaşIrtmamalı. Yunanistana giden Hristiyan Türklerin varlığını herkes biliyor bu benzerlikte kimseyi şaaşırtmasın.
|
 |
Oktay Kasman
15 yıl önce - Cmt 15 Arl 2007, 19:46
Bu konular çok araştırma ve uzun zaman içinde üzerinde sağlam karara varılması gereken konulardır. Bu şekilde kişisel mantıklarla ve kulaktan dolma bilgilerle hüküm verilmemesi gerekir. Bu konuda Sn.Doğan Avcıoğlunun 4 ciltlik bir araştırması olan Türklerin Tarihi isimli eseri vardır. Burada Türk Boyları ile ilgili doyurucu bilgilere erişebiliyoruz. Benim naçizane anlatmak istediğim iki konu var. Türklerin Anayurdu Orta Asyadır diye sık sık kullandığımız bir cümle var. Buna göre Anayurdumuz Orta Asya ise Anadolu bizim neyimizdir? sorusu akıllara gelebilir. Bu şekilde Yunanların ; Türkler Orta Asyaya aittir,o özlemle yaşıyorlarsa o zaman Ana yurtlarına geri dönsünler şeklindeki iddialarına yardım etmiş olmuyormuyuz. Bizim anayurdumuz bin yıldır Anadoludur. Bizler,bizden öncekiler ve daha daha öncekiler hep Anadoluda doğduk,bu toprakları ana vatan sayıp onun için kan döktük ve hala dökmekteyiz ve bizden sonraki nesillerde gelecek yüzyıllarda hep Anadolu topraklarının bütünlüğünü korumak için savaşacağız. Bin yıl önce Anadolunun yerleşik nüfusu 8 Milyon kişi iken bu gün 70 milyon kişidir.Kim nereden gelmişsse gelmiştir.Ülke bütünlüğünü korumak adına kendini Türk sayan herkes Türktür.Kanımca böyle hassas konuları da tartışmaya açmaya gerek yoktur.
|
 |
hüseyin42
15 yıl önce - Cmt 15 Arl 2007, 19:51
| Alıntı: |
Kazakistanda 11 milyon Türk var -- (ki Kazaklar Çinlilere genetik olarak daha yakındır)
Kırgızistanda 3.7 milyon Türk var
Türkmenistanda 4.2 milyon Türk var
Uygur otonomi bölgesinde 12 milyon
Afganistanda 3.5 milyon Türk
Tacikistanda 1-1.5 milyon Türk
Özbekistan 21 milyon Türk
Toplam = 58 milyon Türk
Bu yukarıda saydığım Türklerin nüfusu bile 58 milyon zar zor ediyor.
Bu nasıl iş? Orta Asyaya binlerce km uzaklıkta olan Anadoluda 58 milyon milyon Türk nüfusu varmış. ))
|
Orta Asyada az Türk var binlerce km uzaklıktaki Anadoluda bu kadar Türk nasıl olur mantıksız bir yaklaşımdır. Akdeniz ırkına mensup insanlar Avrupanın en batısından Hindistanın doğusuna kadar bir yayılım gösterirler ama bunların ilk yurtlarının ortadoğu olduğu düşünülmektedir, Hindistanda Ortadoğudan çok daha fazla Akdeniz ırkına mensup insan vardır üstelik Hindistan da Ortadoğuya binlerce km uzaktadır. ABD`de on milyondan fazla yahudi vardır İsrailde ise beş milyonu geçmez, Ayrıca ABD`de İrlanda soyuna mensup insan sayısı İrlandadaki İrlandalılardan çok fazladır.
| Alıntı: |
Türkiyedeki Genetik uzmanlarıda Anadoluda Orta Asya kökenli gen taşıyanların çok az olduğunu söylüyor.
|
Orta Asya kökenli gen diye mongoloid özellikleri meydana getiren gen kastediliyor ve Orta Asyadaki Türklerin "saf Türk" oldukları varsayımına dayanılıyor. Oysaki Orta Asyadaki Türkler Moğollarla çok fazla karışmış oldukları için mongoloid özellikleri baskındır.
|
 |
K.Oktar ARKIN
15 yıl önce - Cmt 15 Arl 2007, 21:44
??
"Hindistanda Ortadoğudan çok daha fazla Akdeniz ırkına mensup insan vardır ." diye yazmis bir arkadas.
Hintlilerin kokeni ne Akdeniz ne de Ortadogu.Bunu ilk defa duyuyorum.Neye dayanarak soyluyosunuz bunu?
|
 |
hüseyin42
15 yıl önce - Cmt 15 Arl 2007, 23:17
Aslında ırk kavramı yanlış kullanılmaktadır, ırk biyolojik bir sınıflandırma olup bugünkü toplumları tanımlamak için kullanmak yanlıştır. Alman ırkı, Türk ırkı, Arap ırkı, Fransız ırkı, Japon ırkı, gibi kullanımlar yanlıştır bunlar ırk değil millet yada kavimdir. Irklar kafatası şekli ve yüz hatlarındaki detaylar incelenerek kategorize edilir. Genel olarak bakıldığında dünya üzerinde 5 ırk bulunmaktadır;
1- Caucasoid (Kafkas Irkı, yada beyaz ırk)
Avrupanın tümü Afrikanın kuzey ve kuzeydoğusu, Anadolu, Ortadoğu, Kafkaslar, Orta Asyanın batı kısmı, İran, Afganistan, ve Güney Asyada yaşayan insanların hemen hemen tümü bu ırktandır.
2- Mongoloid (Sarı Irk)
Uzakdoğu, Güneydoğu Asya, Orta Asyanın doğusu, Pasifik Adaları ve Amerika kıtası yerlileri de bu ırktandır.
3- Congoid (Kongo ırkı yada siyah ırk)
Sahraaltı Afrikanın hemen hemen tümü bu ırktandır
4- Khoisanid
Güney Afrikadaki San ve Buşman kabileleri bu ırktandır
5- Australoid
Avustralya yerlileri (Aborjinler), Andaman ve Nikobar Adaları yerlileri, Filipinlerde ve Hindistan içlerinde birkaç kabile bu ırktandır.
Tabiki bu ırkların da kendi içlerinde alt ırklar mevcuttur bizi en çok ilgilendiren Caucasoid ırkının alt ırkları;
1- Alpin Irkı
Tipik özellikleri; kafatası arkasının düz olması, yüzün yuvarlak olması, burnun kısa ve konkav olması
2- Akdeniz Irkı
Tipik özellikleri; kafatası arkasının kavisli olması, yüzün biraz uzun olması burnun düz ve uzun olması
3- Taurid Irkı
Tipik özellikleri; kafatası arkasının düz olması, yüzün uzun olması, burnun uzun ve konveks olması
4- Nordid Irkı
Tipik özellikleri; kafatası arkasının kavisli olması, yüzün dar ve uzun olması, burnun düz olması
5- Cromagnid Irkı
Tipik özellikleri; kafatası arkasının kavisli olması, yüzün geniş ve uzun olması, burnun düz olması
Örneğin Türkler Alpin, Akdeniz ve Taurid alt ırklarının özelliklerini daha çok taşırlar, Almanlar Alpin Nordid ve Cromagnid alt ırklarının, ve diğer tüm milletler bu alt ırkların yada diğer ırkların içindeki alt ırkların birden fazlasının özelliklerini birlikte taşırlar, Yani bugün dünya üzerinde yaşayan insanlar bu sayılan eski ırkların onbinlerce belkide yüzbinlerce yıl öncesinde karışmaya başlamasıyla oluşmuştur.
| Alıntı: |
"Hindistanda Ortadoğudan çok daha fazla Akdeniz ırkına mensup insan vardır ." diye yazmis bir arkadas.
Hintlilerin kokeni ne Akdeniz ne de Ortadogu.Bunu ilk defa duyuyorum.Neye dayanarak soyluyosunuz bunu? |
Bu çerçeveden Hintliler incelendiğinde Akdeniz ve Taurid ırkının özelliklerini daha çok gösterdikleri anlaşılır. Güney Hindistandaki Dravidler ise Caucasoid Irkı ile Australoid Irkının karışımıdırlar ve Caucosoid özellikleri daha baskın olduğu için Caucasoid ırkından kabul edilirler.
Orta Asyadaki Türkler de Caucosoid ırkı ile Mongoloid ırkın karışımıdırlar ama Türkmenler, Özbekler ve Uygurlarda Caucasoid özellikler daha baskın olduğundan Caucosid, Kırgızlar ve Kazaklarda Mongoloid özellikler daha baskın olduğundan Mongoloid ırkından kabul edilirler.
Etiyopyalılar ve Somalililer Caucasoid ve Congoid ırklarının karışımıdırlar ama ırkı belirleyen asıl olarak ten rengi değil kafatası şekli ve yüz hatları olduğu için bu yönlerden Caucasoid özellikler gösterdikleri için Caucasoid sayılırlar.
|
 |
AhmetKide
15 yıl önce - Pzr 16 Arl 2007, 03:04
Benim kaldigim yerde Ozbekler, Kirgizlar, Kazaklar var. Hic biri Anadolunun insanina benzemiyorlar. Bence Anadolu insanin buyuk bir bolumu eski Hitit, Lidya, Frigya gibi eski Anadolu medeniyetlerin soyundan gelmektedir. Tabiki sonradan Fars, Roma, Yunan istilalari ile halklar birbirine karismistir. Osmanlinin Anadoludaki hakimiyeti ile Anadolu insani Turklesmistir.
Ayrica Osmanli doneminde musluman olan Yunanlilar, diger Yunanlilar tarafindan artik Yunan sayilmiyordu. Bunlarda zamanla Turklesmistir. Osmanli zamaninda islami secen Yunanlilarin bir fotografi.
|
 |
hüseyin42
15 yıl önce - Pzr 16 Arl 2007, 03:38
| Alıntı: |
Benim kaldigim yerde Ozbekler, Kirgizlar, Kazaklar var. Hic biri Anadolunun insanina benzemiyorlar. Bence Anadolu insanin buyuk bir bolumu eski Hitit, Lidya, Frigya gibi eski Anadolu medeniyetlerin soyundan gelmektedir. Tabiki sonradan Fars, Roma, Yunan istilalari ile halklar birbirine karismistir. Osmanlinin Anadoludaki hakimiyeti ile Anadolu insani Turklestirilmistir.
Ayrica Osmanli doneminde musluman olan Yunanlilar, diger Yunanlilar tarafindan artik Yunan sayilmiyordu. Bunlarda zamanla Turklesmistir. Osmanli zamaninda islami secen Yunanlilarin bir fotografi.
|
Anadolu insanının Orta Asyadakilere benzememesinin nedeni Orta Asyadakilerin Moğol istilasında Moğollarla karışmasından dolayıdır, fiziksel olarak Moğollara bizden daha çok benzerler, burada eski Türklerin tamamen "mongoloid" olduğu varsıyılarak böyle bir hataya düşülüyor, oysa eski Türkler mongoloid değil caucasoid ırka mensuptular. Böyle olduğunu dil yoluyla da ıspatlayabiliriz şöyleki;
Dil aileleri dilbilimciler tarafından daha üst dil aileleri olarak gruplandırılabiliyor, Türkçe Altay dil ailesinin bir üyesi olup üst gruplandırmada Altay dil ailesi Nostratik dil ailesinin bir üyesi oluyor, Nostratik dil ailesinin diğer üyeleri de Ural, Dravid, Hint-Avrupa, Kartvel (Güney Kafkas), Hami-Sami gibi dil aileleridir.
Bu dil ailelerindeki dilleri konuşan insanların birçoğu Caucasoid ırka mensupturlar.
Şimdi özel olarak Türkçe konuşanlara bakalım, madem Türkçe Nostratik dil grubundan bir dil yani caucasoid ırkından insanların konuştuğu dillerden o zaman Türkçe konuşan mongoloid tipli Orta Asya Türkleri nasıl meydana gelmiştir? belliki mongoloid ırkından insanlarla yani moğollarla karışmışlardır.
Burada akıla takılan şu olabilir o zaman niye Moğolca Türkçeyle aynı dil ailesindendir de Mongoloid ırkından olan insanların üst gruplandırmadaki dil aileleri olan Na-Dene Sino-Tibetian Yenisey dil ailelerinden değildir? Muhtemelen binlerce yıl önce bugünkü Moğollar ve diğer Altay dil ailesi mensupları (Türkler hariç) Yenisey yada Çin-Tibet dil ailesinin atası olan bir dil ailesinden bir dil konuşuyorlardı ama Eski Altayca dili (Altay dili parçalanıp dil ailesi olmadan önce) konuşan halkın yönetimi altında idiler ve onların dilleriyle konuşmaya başladılar. Tarihi gelişim içinde de şimdiki Moğolca oluştu.
|
 |
AhmetKide
15 yıl önce - Pzr 16 Arl 2007, 03:55
| Alıntı: |
Anadolu insanının Orta Asyadakilere benzememesinin nedeni Orta Asyadakilerin Moğol istilasında Moğollarla karışmasından dolayıdır, fiziksel olarak Moğollara bizden daha çok benzerler, burada eski Türklerin tamamen "mongoloid" olduğu varsıyılarak böyle bir hataya düşülüyor, oysa eski Türkler mongoloid değil caucasoid ırka mensuptular. Böyle olduğunu dil yoluyla da ıspatlayabiliriz şöyleki;
Dil aileleri dilbilimciler tarafından daha üst dil aileleri olarak gruplandırılabiliyor, Türkçe Altay dil ailesinin bir üyesi olup üst gruplandırmada Altay dil ailesi Nostratik dil ailesinin bir üyesi oluyor, Nostratik dil ailesinin diğer üyeleri de Ural, Dravid, Hint-Avrupa, Kartvel (Güney Kafkas), Hami-Sami gibi dil aileleridir.
Bu dil ailelerindeki dilleri konuşan insanların birçoğu Caucasoid ırka mensupturlar.
Şimdi özel olarak Türkçe konuşanlara bakalım, madem Türkçe Nostratik dil grubundan bir dil yani caucasoid ırkından insanların konuştuğu dillerden o zaman Türkçe konuşan mongoloid tipli Orta Asya Türkleri nasıl meydana gelmiştir? belliki mongoloid ırkından insanlarla yani moğollarla karışmışlardır.
Burada akıla takılan şu olabilir o zaman niye Moğolca Türkçeyle aynı dil ailesindendir de Mongoloid ırkından olan insanların üst gruplandırmadaki dil aileleri olan Na-Dene Sino-Tibetian Yenisey dil ailelerinden değildir? Muhtemelen binlerce yıl önce bugünkü Moğollar ve diğer Altay dil ailesi mensupları (Türkler hariç) Yenisey yada Çin-Tibet dil ailesinin atası olan bir dil ailesinden bir dil konuşuyorlardı ama Eski Altayca dili (Altay dili parçalanıp dil ailesi olmadan önce) konuşan halkın yönetimi altında idiler ve onların dilleriyle konuşmaya başladılar. Tarihi gelişim içinde de şimdiki Moğolca oluştu. |
Baya ilginc bilgiler. Boyle birseyi once hic duymadim. Yani orginal Turkler Mongolid degil, Caucasoid.
Ama yine de bu Hittitler, Lidyalilar, Frigyalilarin ve diger eski Anadolu medeniyetlerinin soyundan gelen insanlar bir yere gitmediler buradalar. Bence bu insanlar agirlikli grubu olusturuyor. Bunlarin uzerine istilaci Yunan, Fars, Romalari eklersek ve Anadoluyu fetheden Selcuklu ve Osmanlilari eklersek ve bir de Turklesen devsirmeleri de eklersek ortada Anadolu insani cikiyor.
Zaten dikket edersiniz Anadolu insanlari hep farkli farkli.
Ayrica bazim bilim adamlari Altay dil ailesine Japon ve Kore dillerini de ekliyor. Buna ne diyeceksiniz? Sizin Caucasoid aciklamaniza ters dusuyor gibi.
http://en.wikipedia.org/wiki/Altaic_languages
Altay dillerinin dagilimi:
|
 |
Alperen_dt
15 yıl önce - Pzr 16 Arl 2007, 04:56
| Alıntı: |
Kenan-jp
,Ama Turkiye kisminda,Anadolu halkindan
Diyar-i Rumlular diye bahsetmis Batuta.Ne ilginc degil mi? |
Ilginc tarafi nedir? Rum, yani Roma, Turkler zaten bu topraklari "Rum" olarak bilirdi, toprak isimidir.
Bizim dedigimiz Rumi topraklara kim "Turchia" diye adlandirdi, onu bir arastir istersen.
Hemde Ibn Battutayi herhalde pek iyi okumusun.
Sayfa 123, Turklerin hakkinda
| Alıntı: |
Page 123 - On Turks
Note that Ibn Batuta refers to today's Turks as Turkmen. You'll see that when he crosses into the Black Sea steppes he'll call the Turkic peoples of that region "Turks".
At Ladhiqiya we embarked on a large galley belonging to the Genoese, the master of which was called Martalmin, and set out for the country of the Turks known as Bilad ar-Rum [Anatatolia], because it was in ancient times their land. {1} Later on it was conquered by the Muslims, but there are still large numbers of Christians there under the government of the Turkmen Muslims. We were ten nights at sea, and the Christian treated us kindly and took no passage money from us. On the tenth we reached Alaya where the province begins. This country is one of the best in the world; in it God has united the good features dispersed thorughout other lands. Its people are the most comely of men, the cleanest in their dress, the most exquisite in their food, and the kindliest folk in creation. Wherever we stopped in this land, whether at a hospice or a private house, our neighbors both men and women(these do not veil themselves) came to ask after us. When we left them they bade us farewell as though they were our relatives and our own folk, and you would see the women weeping. They bake bread only once a week, and the men used to bring us gifts of warm bread on the day it was baked, along with delicious viands saying "The women have sent this to you and beg your prayers." All the inhabitants are orthodox Sunnis; there are no sectarians or heretics among them, but they eat hashish [Indian hemp], and think no harm of it. |
-Ibn Battuta Turklerin Anadolu topraklarina, "Bilad-i Rum" diye adlandiriyor, bu isim bolgenin gecmis tarihiyle ilgiliy bir isim.
- Bolge Turklerin yonetim altinda, halen Hristiyanlar var ve Turklerle iyi geciniyorlarmis.
- Alanya'da Turkleri cok yakisikli ve misaverper oldugunu anlatiyor.
- Turk kadinlari pek fazla ortunmuyormus
- Ekmege cok onem veriliyor, bolgelerin erkekleri hep sicak ekmek getirirdi
- Turkler Sunni ama hashish yiyorlarmis ve bununla ilgili bir sakinca gormuyorlardi.
| Alıntı: |
| The city of Alaya is a large town on the seacoast.{2} It is inhabited by the Turkmens, and is visited by the merchants of Cairo, Alexandria, and Syria. The district is well-wooded, and wood is exported from there to Alexandrietta and Damietta, whence it is carried to the other cities of Egypt. There is a magnificent and formidable citadel, built Sultan Ala ad-Din, at the upper end of town. The qadi of the town rode out with me to meet the king of Alaya, who is Yusuf Bek, son of Qaraman, bek meaning king in their language. He lives at a distance of ten miles from the city. We found him sitting by himself on the top of a hillock by the shore, with the amirs and wazirs below him, and the troops on his right and left. He has his hair dyed black. I saluted him and answered his questions regarding my visit to his town, and after my withdrawal he sent me a present of money. |
- Alanya cogunluk olarak Turkmendir, bolgeye Kahire, Suriye ve Iskenderiyeden saticilar gelirmis.
- Sultan Ala ad-din muthis bir kale yaptirmis.
- Bolgenin Kadisi Ibn Battutayla geziye cikti, onun adi Yusuf Bek'di, Karaman Bek'in oglu. O bir bek'di (bey) sehirden 10 mil mesafede yasiyormus, orada boydaslari, amir, vezirleri ve savascilari yasamakda. Battuya sorular sordu ve hediyeler verdi.
| Alıntı: |
| From Alaya I went to Antaliya [Adalia], a most beautiful city {3}. It covers an immense area, and though of vast bulk is one of the most attractive towns to be seen anywhere, besides being exceedingly populous and well laid out. Each section of the inhabitants lives in a separate quarter. The Christian merchants live in a quarter of the town known as the Mina[the Port], and are surrounded by a wall, the gates of which are shut upon them from without at night and during the Friday service. {4}. The Greeks, who were its former inhabitants, live by themselves in another quarter, the Jews in another, and the king and his court and mamluks in another, each of these quarters being walled off likewise. The rest of the Muslims live in the main city. Round the whole town and all the quarters mentioned there is another great wall. The town contains orchards and produces fine fruits, including an admirable kind of apricot, called by them Qamar ad-Din, which has a sweet almond in its kernel. This fruit is dried and exported to Eqypt, where it is regarded as a great luxury. |
- Alanya'dan Antalyada yolculugunu devam etmis, sirin bir sehir olduguu ifade ediyor ve cok buyuk topraklara sahipmis.
- Bolge halki gorunus olarak en guzel gordugu insanlarimis.
- Yogun nufusu var, Musluman, Mamluk, Hristiyan, Yunan ve Yahudi bolgeleri var.
- Kayisilari cok tatliymis
| Alıntı: |
| We stayed here at the college mosque of the town, the principal of which was Shaykh Shihab ad-Din al-Hamawi. Now in all the lands inhabited by the Turkmens in Anatolia, in every district, town and village, there are to be found members of the organization known as the Akhiya or Young Brotherhood. Nowhere in the world will you find men so eager to welcome strangers, so prompt to serve food and to satisfy the wants of others, and so ready to suppress injustice and to kill [tyrannical] agents of police and the miscreants who join with them. A Young Brother, or akhi in their language, is one who is chosen by all members of his trade [guild], or the other young unmarried men, or those who live in ascetic retreat, to be their leader. This organization is known also as the Futuwa, or the Order of Youth. The leader builds a hospice and furnishes it with rugs, lamps, and other necessary appliances. The members of his community work during the day to gain their livelihood, and bring him what they have earned in the late afternoon. With this they buy fruit, food, and the other things which the hospice requires for their use. If a traveler comes to town that day they lodge him in their hospice; these provisions serve for his entertainment as their guest, and he stays with them until he goes away. If there are no travelers they themselves assemble to partake of the food, and having eaten it they sang and dance. On the morrow they return to their occupations and bring their earnings to their leader in the late afternoon. The members are called fityan (youths), and their leader, as we have said, is the akhi. {5} |
- Medresede kaldilar, Shaykh Shihab ad-Din al-Hamawi'nin guveni altinda.
- Anadolu'nun HER KOSESI TURKMENLERLE DOLUYDU, her kasaba, koy ve bolgesinde buyuk Turkmen nufusu bulunuyordu, ve her yerlestikleri yerde Ahilik, Tekkeler, cemaatlar ve toplanma merkezleri kurmuslar.
- Ibn Battuta
- Dunyanin hic bir tarafinda, yabancilara bukadar hos goruyle karsilayamazsin! Ne varsa Ibn Battutaya vermisler. Turkmenlerin Ahiler cok efendiymis, adalete inanirlar, adaletsizler onlarin en buyuk dusmaniymis ve onlara karsi acimasiz davraniyorlarmislar.
- Ahilerin yasalari var, ticaretde bunlara hepsi uymak zorunda, uymana cezalar agirmis. Ahiler ustadir ve gencleri cirakdir, hepsi egitimli ve ahlaklidir, meslekleri var ve ahi sisteminde her meslekde en iyisi olmaya calisirlarmis. Ahilerin sosyal faaliyetleri yogunmus, toplanti merkezlerde halkla kaynasirlardi, onlara yardimasla calismalari yuruturlerdi, halki dogru yolda yonlendirirlerdi ve halkin sorunlari ve tepkilerini dinliyorlarmislar. Yemekleri lezzetliydi, geceleri Turkuler soylenirdi, Calgilar calinirdi, oyunlar oynanirdi.
Anadolu hakkinda sayfa 126
| Alıntı: |
Page 126 - In Anatolia
The day after our arrival at Antaliya one of these youths came to Shaykh Shihab ad-Din al-Hamawi and spoke to him in Turkish, which I did not understand at that time. He was wearing old clothes and had a felt bonnet on his head. The shaykh said to me "Do you know what he is saying?" "NO" said I "I do not know." He answered "He is inviting you and your company to eat a m meal with him." I was astonished but I said ""Very well," and when the man had gone I said to the shaykh "He is a poor man, and is not able to entertain us, and we do not like to a be a burden on him." The shaykh burst out laughing and said "He is one of the shaykhs of the Young Brotherhood. He is a cobbler and a man of generous disposition. His companions, about two hundred men belonging to differetn trades, have made him their leader and have built a hospice to entertain their guests. All that they earn by day they spend at night." |
- Shaykh Shihab ad-Din al-Hamawi konaklarinda kaldigimiz ikinci gunde, Ahil genclik'den bir kac kisi Seyhle konusmaya geldi. Konustuklari dil, "TURKCE"di. Gencler Kalpak tipli sapka giyorlardi.
- Sheyh Battuta'ya sormus, genclerin ne sordugunu anladinizmi? Battuta, "Yok, anlamadim" dedi, "onlar sizi yemege cagriyor" diye cevap verdi.
- Battuta genclerin fakir elbise giydiklerini gorur, ve Sheyh'e soyler, "Bunlar fakir'dir, onlara eziyet cektirmeyelim". Sheyh guldu, "Ne fakiri, onlar bolgenin zenginleridir, ama buranin zenginleri boyle giyinir cunku paranin onemi degil, insanligin onemi oldugunu gostermeye calisirlar, insanlik guzel elbiselerle olculmez, bu gece iki yuz ahi buyukleride davet edildi, hepinizle tanisabilirsin".
| Alıntı: |
From Burdur we went on to Sabarta [Isparta] and then to Akridur [Egirdir], a great and populous town with fine bazaars. There is a lake with sweet water here on which boats go in two days to Aqshahr and Baqshahr and other towns and villages. The sultan of Akridur is one of the principal rulers in this country. He is a an of upright conduct.......
He sent some horsemen to escort us to the town of Ladhiq [DEnizli], as the country is infested by a troop of brigands called Jarmiyan [Kermian] who possess a town called Kutahiya......
As we entered the town we passed through a bazaar. Some men got down from their booths and took our horses bridles, then some others objected to their action and the altercation went on so long that some of them drew knives. We of course did not know what they were saying and were afraid of them, thinking they were brigands and that this was their town. At length God sent us a man who knew Arabic and he explained that they were two branches of the "Young Brotherhood", each of whom wanted to lodge with them. We were amazed at their generosity. It was decided finally that they should cast lots, and that we should lodge with the winner.......
After receiving the sultan's gift we left for the city of Quniya [Konia]. It is a large town with fine buildings and has many streams an fruit gardens. The streets are exceedingly broad adn the bazaars are admirably planned with each craft in a bazaar of its own. It is said that the city was built by Alexander.....
In this town is the mausoleum of the pious shaykh Jalal ad-Din [ar-Rumi], known as Mawlana ["Our Master"] {see below}. He was held in high esteem, and there is a brotherhood in Anatolia who claim spiritual affiliation with him and are called after him the Jalaliya.
The story goes that Jalal ad-Din was in early life a theologian and a professor. One day a sweetmeat seller caem into the college-mosque with a tray of sweetmeats on his head and having given him a piece went out again. The shaykh left his lesson to follow him and disappeared for some years. Then he came back, but with a disordered mind, speaking nothing but Persian verses which no one could understand. His disciples wrote down his productions, which they collected into a book called The Mathnawi. This book is greatly revered by the people of this country; they meditate on it, teach it and read it in their religious houses on Thursday nights. From Quniya we traveled to Laranda [Karaman], the capital of the sultan of Qaraman. I met this sultan outside the town as he was coming back from hunting, and on my dismounting to him, he dismounted also. It is the custom of the kings of this country to dismount if a visitor dismounts to them. This action on his part pleases them and they show him greater honour; if on the other hand he greets them while on horseback they are displeased adn the visitor forfeits their goodwill in consequence. This happened to me once with one of these kings. After I had greeted the sultan we rode back to the town together, and he showed me the greatest hospitality....
The reference to "Mawlana" [or "Mevlana" in Turkish] is to the great poet and Sufi Rumi. |
- Burdur'dan, Ispartaya gider
- Oranin beylerini, boylarini anlatir
......
Ibn Battuta'yi okuduysaniz, Anadolunun nasil Turklesitigni anlarsiniz, Turkmenlerin etkisini gormek mumkun oluyor, buyuk gocler olmus bu tarihi bir gercekdir.
Yani Ibn Battuta kimleri gormus, Turk dedikleri asinda Hitilermimis
|
 |
Alperen_dt
15 yıl önce - Pzr 16 Arl 2007, 05:14
| Alıntı: |
Kenan
Bu yukarıda saydığım Türklerin nüfusu bile 58 milyon zar zor ediyor.
Bu nasıl iş? Orta Asyaya binlerce km uzaklıkta olan Anadoluda 58 milyon milyon Türk nüfusu varmış. )) |
Binlerce km uzakdami...
Iran'da 25-30 milyon Turk bulunuyor, Iran'dan sonra Turkmenistan ve Turkistan basliyor, yani Japonya gibi uzak yerden bas etmiyoruz.
60-70 milyon bir Turkistan nufusu hic birseyi ifade etmiyor, once tarihi arastirmaniz lazim, mesela Sovyet doneminde Kazak Turklerin yarisi yok edildi.
Unutmayin, Turkiye nufusu birinci dunya harbinde 15 milyon uzere degildi.
| Alıntı: |
Kenan-jp
Madem bilimsel kanit soruyorsun arkadasim,buyur sana bilimsel kanit;
Dünyanın en büyük 3. Üniversitesi olan Stanford Üniversitesi tarafından yayımlanmıştır.
Bakınız, Orta Asya'dan Anadolu'ya gelen Türk geni %9 Anadoluda. |
Halen anlamiyormusun, "Turk" geni YOK, hic bir milletin genleri yok, gen'in milletle hic bir baglantisi yok.
Dedigim gibi arastirmadan arastirmaya oranlar deigisiyor, ve hangi genlere baktiginizda degisiyor, Turk geni olmadigi icin bu arastirmalar sadece DNA bilimi icin onemli, ama eger bunu millet'in ne oldugunu gostermeye kalksan sacmalik olur.
Bu arastirmaya gore oran 30%
http://web.unife.it/progetti/genetica/Giorgio/PDF ...pa2001.pdf
| Alıntı: |
Kenan-jp
Türkiyedeki Genetik uzmanlarıda Anadoluda Orta Asya kökenli gen taşıyanların çok az olduğunu söylüyor. |
Bunu;da anlamis degilsin.
Avrupa'nin kokeni Orta Asya'dir, insanoglu Orta Asya'dan durmayan goc halinde o bolgeden batiya dogru gitmis, bazi zamanlar bu ters tarafida olmusdur.
Yani Turklerin geldigi bolge zaten on binlerce sene'den bire cok karisikdi. Orta Asya bolgelerin atalari on binlerce senedir goc ediyor.
Turkler bu gocun son hali.
|
 |
sayfa 6  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|