1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 2  |
 |
K.Oktar ARKIN
15 yıl önce - Sal 11 Arl 2007, 11:45
selam
iyide bu zaten bilinen birsey. Bizim kendimize Turk dememizin sebebi Mustafa Kemal'in bu millete Turk
ismini uygun gormesinden kaynaklaniyo,yani genetik olarak Orta asyali Turk Turkiye'de cok azdir.
Turkiye cumhuriyeti Koskoca bi imparatorluktan arta kalmis halklar toplulugundan olusuyor arkadaslar.
Dogudakinin Batidakine,Batidakinin Kuzeydekine benzememesinin ve bu kadar cok cesitli yuz tipine sahip bi ulke olmamizin sebebi bu. Ayrica tarihte birbirinden etkilenmemis Topluluk ve kultur yoktur.
Bu gercekler ne Turklugumuzu ne de Muslumanligimizi etkilemez. Ama tabiki gercekleri ve bilimsel olani
ogretmek daha mantikli ve DNA larimiza baktigimizda Orta Asyadaki milletlerden cok komsularimizla
birebir benzedigimiz cok acik.Bunda gocunulacak birsey de yok,cunku biz Turk ismini almis Anadolululariz .
Ne Mutlu Turkum diyene demis Ata,Turk olana dememis,cunku Irksal ve Genetik olan,saf Turk Cok az Turkiyede.
|
 |
turgutakbaş
15 yıl önce - Sal 11 Arl 2007, 11:48
erkin beye katılıyorum bu göçü efsane yapmaz ... tam tersine moğollar gibi türklerde az bir askeri kuvvetle büyük toplulukları yönetebilmişlerdir ... bu yüzden çok geniş coğrafyalarda egemen olup birçok insana hükmedebilmişlerdir ... bakınız atilla bakınız asya hunları bakınız göktürkler ... veya selçuklular iran coğrafyasındalardı ... türklerden çok diğer milletleri yönetmişin göç ederken ve zamanla onlarla kaynaşmışız ... gayet normal ... ama demek ki güçlü bir kültür varki baskın gelmiş ve şimdiki anadolu türklüğü oluşmuş ... moğolların çoğuda örneğin cengiz hanın kurduğu devletten sonra parçalanmasıyla beraber zamanla türkleşmişlerdir ... zaten atatürkte boşuna ne mutlu türküm diyene demiyor ... adam biliyor ülkedeki gerçeği ... önemli olan bizi kaynaştıran kültür birliğidir ... yoksa binbir çeşit millet aslında yaşıyor bu topraklarda ...
|
 |
Murat Caner
15 yıl önce - Sal 11 Arl 2007, 12:35
| Alıntı: |
| İTÜ öğretim üyesi, antropolog Timuçin Binder'e göre, Orta Asya'dan bugün Türkiye'de yaşayanların yüzde 10-15'i gelmiş ve nüfus yapısını da değiştirememişler. |
Yeni mi akıllarına geldi? Ben bile 3 yıldır biliyordum.
Bu konuda araştırma yapan ve önemli dayanakları olan onlarca geçmiş uzmanı var.
Gaziantep'te yapılan kazılarda çıkan yontu başının Orta Asya'dakilerle benzerliği, Sümerce'nin Türkçe'ye yakınlığı, İtalyanlar'ın Etrükler'in Türklerle aynı gene sahip olduğunu açıklaması. Kızıl Derililer'in kilimleri, at binicilikleri ve Meksika'daki bazı yerleşim yeri adlarının Türkçeye yakınlığı araştırılması gereken konular.
Ama son 5 yıldır kimse bunları yayınlamıyor. Şu halimle bile 2 tane konferansa katıldım. Basında hiç yer almadı.
| Alıntı: |
400 yıl yönettiğimiz milletlerden biri olarak Yunanlar ile genlerimizin benzemesi doğaldır.
Ama kim kime genini geçirmiştir? |
Müslüman, Rum'la evlenmez. Üzüm üzüme baka baka kararır ama kişi kişiye baka baka benzemez.
Türkler'in 40 000 yıldır bu topraklarda olması onların belkide buradan Orta Asya'ya gitmiş olabileceğini gösterir. Her iki durum için de kanıt gerekir. Türkler Anadolu'daki hakimiyetlerini sağladıktan sonra %10, %15 göç aldığına göre 1071'e geldiğimizde zaten burada Türkçe konuşan topluluklar yaşıyordu.
En son Murat Caner tarafından Sal 11 Arl 2007, 12:44 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
Murat Caner
15 yıl önce - Sal 11 Arl 2007, 12:46
Yanlız haklarını yemeyelim. Kızılderili konferansı yer bulmuştu basında.
|
 |
can salmanoğlu
15 yıl önce - Sal 11 Arl 2007, 13:03
Dediği şu yönden doğru olabilir. Yüzde 10 ya da 15 belirgin derecede Türk kanı taşıyan insanlar vardır. Benim görüşüm, Türkler Orta Asya'dan gelip bütün Anadolu'ya yayılmışlardır. Sonradan da Anadolu yerlileriyle karışmışlardır, onların içinde erimişlerdir. Böylece Anadolu'da yaşayan herhangi bir insanda Türk kanından ziyade komşularımızın kanı oluyor. Yani belirgin bir Türk genine sahip olmuyor. Ama Anadolu'nun yüzde 10 15'i Türk demesi çok yanlış. Esefle kınıyorum. 
|
 |
umutyolu
15 yıl önce - Sal 11 Arl 2007, 13:19
Acaba bu araştırma ne kadar bilimseldir? Zamanında bazı kişiler Kürtler ile Yahudileri akraba çıkarmıştı. Bizim araştırmalarımız ise Türkmenler ile Kürtler arasında yakın bağlar gösteriyordu. Ancak araştırma hangi Yahudiler ve Kürtler ile ilgili olduğu hakkında bir bilgi vermiyordu. Zira Yahudi deyince sadece 1 insan topluluğu demek değildir. Yahudilerin içinde Hazar Türkleride var, başka milletlerde.
Aynısı Türkler içinde geçerli. Kurucusu ve nüfusunun yarıya yakını Azeri Türkü olan İran ile akraba çıkmamızı yadırgamıyorum zira bu hesaba göre zaten bugün İran'da her 3 kişiden birisi Türk kökenli demektir. Ancak Anadolu'da %10 demek ile kimse kandırılamaz. Zira geriye kalan %90'da hiç Orta Asya geni yok muymuş? İtalya'da, Avusturalya'da, ABD'de ve Avrupa'nın nerdeyse tamamında çıkan Orta Asya geni her nasılsa Anadolu'da çıkarılamıyor. Tabi birde şu var, bu araştırma kimler üzerinde ve hangi bölgelerde olmuş? Anadolu'nun tamamı bu hesaba nasıl katılabilmiş?
Teşekkürler.
|
 |
hurşit saral
15 yıl önce - Sal 11 Arl 2007, 13:34
BOY BOYLAMAK SOY SOYLAMAK
Boy - Ulus - Türkler / 3
Merhaba arkadaşlar.
Geçmişte bir kemik ırkının [buradaki ırk kavramı tümel olarak algılanmalıdır. Ör: Sarı ırk, beyaz ırk vb], günümüzde hangi ırklara karşılık geldiğini söylemenin tanıtı çok güç. Türklerin hangi ana ırka ilişkin olduğu savları, bugünkü ve bildiğimiz tarihsel dönem verileri üzerinden ancak geriye gidilerek yapılabilir. Türkler arasında, doğuya doğru gidildikçe Moğolsu görünüm artar. Batıda, özellikle Avrupa ve Ortadoğu'da ise, bu, hemen tümüyle ortadan kalkar. Bildiğimiz tarihsel dönemlerde de, betimlemelerde ya da daha açık olarak minyatür ve yontularda gösterilmesiyle; Türkler arsında Moğolsu görünüm yaygındı. Ancak, çekik gözlülüğü peşinen Sarı ırk üyeliği olarak anmak yanlıştır.
Batı Türklerinin, sonradan, geldikleri yerli halklarla karışarak Moğolsu görünümlerini yitirdikleri gibi bir düşünce; karşı düşünceye daha fazla temel sağlar. Eğer batıda geçen binyıllık bir zaman içinde, Türkler, Moğolsu görünümlerini yitirmişlerse, böyle birşey olabiliyorsa, bunun tersi daha olanaklı. Yani, aslında moğolsu olmayan Türkler; doğuda kaldıkları binlerce yıl içinde bu görünümü kazanmış da olabilir.
Nitekim Türkler, Orta Asya'nın Beyaz ırktan kemiklerin bulunduğu kısımların halkıydı. Tarihsel Türklüğün Moğolsuluğunu, bundan ötürü Sarı ırktan oluşunu tanıtlayacak ne kazıbilimsel, ne insanbilimsel ne de demografik kanıt var.
Buna göre, Türklüğün Türeneğinin[*] Altaylar çevresinde oluşu düşüncesi, önemli bir temelini daha yitiriyor. Tersine burada olmadığı olasılığını artırıyor.
Türklüğün göçebeliği, bundan ötürü ilk Türk yurdunun da bozkırda aranması gerektiği düşüncesine gelince; bu sav da, doğrudan ortaya atanlar tarafından aktarılmaktadır. Yaşam tarzı, ekonomik durumu, ekin vb sonradan alınan, değişen, gelişen, başkalaşan şeylerdir. Ve genellikle coğrafyaya bağlı olarak biçimlenir.
Doğu Karadeniz Bölgesi'ne, yeryüzünün hangi ulusunu koyarsak koyalım, sonucunda, bu bölgenin şimdiki sakinlerinin sahip olduğu yaşam biçimini ve özdeksel ekinini geliştirecektir.
Bu bozkırda da böyle. Bozkır, insanların göçebe olmasını zorunlu kılar. Göçebelik sonradan ortaya çıkan bir yaşam biçimidir. Ve Göçebe toplumlar aslında yerleşiktir. Eskiçağ'da, Altaylar'dan Karpatlar'a değin tüm Avrasya bozkırlarını doldurdukları söylenen, ama şimdiye değin hiçbir temsilcisi bulunamayan İrani göçebeler, eğer tarihte var ise, buna en güzel örnek oluşturmaktadır. Kafkaslar'da, Orta Asya'nın güneyinde ve İran'da yerleşik; Buraların kuzeyindeki bozkır kuşağında göçebe.
Türkler, Türeyiş'ten beri göçebe olmadıkları gibi, en net çizgilerle betimleyebildiğimiz Türk Bozkır Ekini bile; yerleşik yaşamdan şaşılası biçimde fazla öğeler taşır. Tümüyle bir yerleşik yaşantının uğraşı olması gereken demirciliğin; Altay Türkleri arasında, onları ünlü kılacak denli yaygın olması tuhaf. Doğaldır ki, tuhaf olan şey Türkler arasında demirciliğin olması değil; tüm Türkler'in göçebe sayılmasıdır. Aynı biçimde Ortak Türkçe'deki tarım terimlerinin incelenmesi, bunların büyük çoğunluğunun başka dillerden alıntı değil; öz be öz Türkçe sözcükler olduğunu gösterir ki, bu da yine yerleşik bir yaşam biçiminin uğraşısı ulan tarımla tanışıklıklarını imler.
Bu çıkış noktası doğru bile olsa, Türkleri bozkır'ın doğusuna yerleştirmez. Çünkü batıdaki göçebelerin İrani olduğu kesin değil. Buraları Türker’le bağıntılamak olanaklıdır. Örneğin: Kafkaslardan beri yayılan kurganları izleyerek, Güney'den / Ortadoğu'dan gelen ilk Türklerin, Kafkasları aşarak, Bozkır dünyasına girdikleri ve Hazar kuzeyinden doğuya yayıldıkları [DÖ 2000]; doğallıkla bu ortamda göçebeleştikleri gibi bir kuram, bu bakımdan hiç de yabana atılır tarzda değildir.
Eski Türk İnancı olan Şamanlığın, aslında bir orman inancı olduğu, orman ekini öğeleri içerdiği, bu yüzden Türklerin ormanda ya da bozkır-orman kuşağında ortaya çıkmış olmaları gerektiği görüşü ise, şimdiye değin ki görüşlerin en temelsizi olsa gerek.
İnan / Din; coğrafyayla bir bağlantısı olmayan, alınıp verilebilen bir kavramdır. Orman çıkışlı bir inanı, orman hiç görmemiş bir topluluk ta alabilir.
Şamanlık diye bir inan / din var mı? Bu sözcük bir inanı değil, tüm dünyada yaygın olan bir uygulamayı anlatır: Kabile büyücüsünün tinsel konumu; yani böyle bir inan varsa, öncelikle Afrika'da var. Amerika'da var. Böyle evrensel, o ölçüdü de bir uygulamayı Türklerin inanı düzeyine indirgemek en başta Türklüğe saygısızlıktır. [ Bize göre Türklerin inanı; Atalar Kültü yani Göktanrı Kültü'dür]. Şaman sözcüğünün Türkçe olmayışı bir yana; Türkler arasında böyle bir inanın ipuçlarını bile göremeyiz. Bugünkü Şamanlardan yola çıkarak, Eski Türk İnanı'nı betimlemenin hangi bilimsel anlayışla bağdaştığını açıklamak ise, bunu savlayanlara düşer.
Eğer varsa, Türkler böyle bir inanın ne denli bağlısıydı. Kam ya da Bakhsı denilen inaninsanları; Şamanlığa hiç benzemeyen bir inanın, ruhban sınıfını oluşturuyor da olabilir. Nitekim Altaylar'da son kazılarda kimi Rus biliminsanları tapınak gerçeğiyle karşılaşır. Eski Türk İnanı'nı, Tengriyanstvo / Tanrıcılık diye adlandıran Ruslar, bu konuda daha tutarlı davranırlar.
Sonsözü bir soruyla bitirelim dostlar:
Altaylar'da, Tanrı Dağları'nda ya da Turan bozkırında türemeyen Türkler; nereden çıkmış? Ve buralara nasıl gelmiş?
Son noktayı koymak… Kimbilir… Ne zaman.
* Türenek: Ulusların türedikleri yer. Türenen yer. [Alm. Urheimat]. Bu durumda Anayurt; Bir topluluğun tam olarak ortaya çıktığı yer, anlamını taşımaz.
Hurşit Saral
|
 |
Hasan Yüksel
15 yıl önce - Sal 11 Arl 2007, 15:46
Şunu unutmamak lazım, Türkler Anadolu’ ya yerleşmeden öncede Anadolu’ da Türkler vardı. Ve bunların bir kısmı Hıristiyanlığı seçmişlerdir. Bunların kanıtı Anadolu’nun bir çok yerinde vardır. Ayrıca Türkiye’de bir çok insan kendi soyunu adı gibi bilmektedir. Bir takım kesimlerin uyduruk senaryoları ve kendini satan bazı kesimlerin sözlerine kanmayalım. Bunlar sadece Türkiye üzerinde oynanan oyunlardır. Bir Türk hiçbir zaman kendi kanımda Türk geni taşımıyorum diyemez.
Bir takım kesimler hala Türkiye’yi parçalama umutlarını taşımaktadır. Sevr ile yapamadıklarını para ile yapmaktadırlar. İçimize nifak tohumu ekerek bizleri birbirimize düşürmeye çalışmaktadırlar.
Arkadaşlar gendi soyundan endişe duyanlar varsa Osmanlının Nüfus Müfredat defterlerini araştırabilirler. Prof. Dr. Yusuf Hallaçoğlunun bu konuda çok güzel bir çalışması vardır.
Bu ülke yüzyıllardır TÜRK’tür ve hep öyle kacaktır. Bir takım kesimlerin oyununa gelmeyelim.
Bu konuyla ilgili olarak basında yer alan bir yazıyı görüşünüze sunuyorum.
| Alıntı: |
Türklüğün şifreleri Batı'da paniğe yol açtı!
2007 yılının başında ABD derin devleti bağlantılı düşünce kuruluşları, uzun süreli bir hazırlıktan sonra, Türkiye’de basın üzerinden “Türk diye bir ırk yoktur” kampanyası başlattı!
The Wall Street Journal gazetesinin 28 Kasım 2006 tarihli sayısında, Huge Pope, Batı’nın stratejik bakışını şöyle sergiliyordu:
“Roma İmparatorluğu, ‘Anadolu’ ve ‘Küçük Asya’ adlarıyla da bilinen, bugünkü Türkiye’yi içine alıyordu. 70 milyon nüfuslu modern Türkiye isim ve dil açısından Türk olabilir ancak genetik açıdan o kadar safkan değil. Orta Asyalı Türklerin Türkiye’ye gelişleri, esasen 13. yüzyılda sona ermiştir. Anadolu’daki eski nüfusa toplamda yaklaşık yüzde 10 katkıları olmuş gibi görünmektedir.”
İşte bu düşünceyi sözde bilimsel verilerle desteklemek için önce Boğaziçi Üniversitesi’nde bir anket yaptırıldı. Newsweek dergisinin 28 Kasım 2006 tarihli sayısında Owen Matthews bu araştırmayı yazısında kullandı ve Türkiye’de Türk oranını yüzde 20 olarak gösterdi!
Halbuki bu iddiaların tamamı uydurmaydı! Türkiye’de Türk oranı asgari yüzde 85’tir.
Fakat bu uydurmalarla birlikte, önce Niyazi Öktem, sonra Özdemir İnce, Ertuğrul Özkök ve İsmet Berkan, Türk diye bir ırkın olmadığını iddia eden yazılar yazdılar! Huge Pope’un iddiasını tekrar ettiler.
Son olarak da benzer iddiaları ABD’de Kaliforniya Üniversitesi’nde yetiştirilmiş İTÜ’lü profesör Timuçin Binder, Sabah gazetesinde gündeme getirdi.
***
Binder, Anadolu’nun 1071 sonrasında Türkleştiği savına karşı çıkıyor, Anadolu’nun 1071’den sonra Türkleştiği iddiası gerçekten doğru değildir. Çünkü Türkler 40 bin yıl denilemese bile en az 8 bin yıldır Anadolu’dadır. Oğuzlar’ın göçünden önce İskitler, Kimmerler, Peçenekler, Kumanlar Anadolu’da yerleşik hayata geçmişlerdir. Birkaç gündür açıkladığımız Hakkari-Bişkek kaya resimleri benzerliği de Orta Asya Türkleri ile Türkiye Türkleri arasında en az 8 bin yıllık birlikteliğin fotoğrafıdır.
Timuçin Binder’in Orta Asya’dan gelenlerin yüzde 10-15 civarında olduğu iddiası, Huge Pope’un iddiaları ile; yani Amerikan derin devletinin Türkiye operasyonu ile örtüşüyor. Halbuki gelenlerin saf Türkler olduğunu, Anadolu’ya vurdukları 24 Oğuz boyunun damgaları ve halen yaşayan isimleri ile biliyoruz. Üstelik 13. asırda Süryani tarihçi Mihael, göçleri anlatırken “Yeryüzü Türkleri taşımaya yetmiyordu” der. Bugün de ezici çoğunlukturlar.
Türklüğün bir geni olmadığı iddia edilemez ama aynı zamanda bir kültürel kimlik olduğu doğrudur. Öyle ki başlangıçta Türklük, Kök Tengri’ye inananların ortak adı idi. Sonradan etnosun adı haline geldi. Tabii bu binlerce yıl önce cereyan etti.
***
Türkiye Türkleri, ağırlıklı olarak Azerbaycan, İran ve Türkmenistan Türkleri ile ortak kan bağına sahiptir. Çünkü hepsi Oğuz kökenlidir. Yunanlılar, Ürdünlüler, İranlılar, Süryaniler ile akrabalık tezi ise ispatlanmaya muhtaçtır. Türklerle en çok karışan Kürtler’in, İranlılardan ve Yunanlılardan bile uzak sayılmasının da hiçbir bilimsel temeli yoktur. Bölücü emellere uydurma bilimsel veri üretmek anlamını taşır. Üstelik Kürtlerin büyük kısmı zaten Kürtleşmiş Türkmenlerdir. Karakeçililer gibi!
Karakeçilililer Kayı boyundandır.
***
Gen araştırmalarına hiçbir şekilde güven duyulamaz. Çünkü bu araştırmalar, istihbarat servislerinin güdümündedir. Siyasi projeye göre veri üretilmektedir.
Türklerin bir ortak geni olduğunu, bunun da Oğuz Kağan’a kadar dayandığını destekleyen bilimsel veriler de vardır ama bütün bu araştırmaları namusuna güvendiğimiz Türk bilim adamları yapana kadar şüphe ile karşılamalıyız.
Dikkat ederseniz, bize ırkçılık suçlaması yöneltenler, Türklüğün genetik yapısı veya DNA’sı ile uğraşmaktadır! Yanlış verilerle, Anadolu’nun Türk vatanı olmadığını ispatlamaya çalışmaktadırlar. Çünkü asıl ırkçı kendileridir.
Niçin böyle bir zamanlama seçtiler biliyor musunuz? TRT’de yayınlanan Servet Somuncuooğlu’nun “Karlı Dağların Ardındaki Sır” belgeseli, bütün planlarını altüst etti de ondan! Arslan BULUT |
|
 |
GÜRKHAN
15 yıl önce - Sal 11 Arl 2007, 16:35
Anadolu ve İstanbul
Soyumuzun nereye dayandığının bir önemi yok.Önemli olan bu toprakların özellikle de İstanbul'un bize ait olmasıdır.Yaşadığımız toprakların mirası da bize aittir.Önemli olan bir yurt bilincinin varolmasıdır.Yoksa Orta Asya bozkırlarında at koşturan bir atamızın olmaması buralarının bize ait olmadığını göstermez.Türk olma bilincini bu topraklarda varolmuş bütün medeniyetlerin mirasıyla hissetmek lazım.
En son GÜRKHAN tarafından Çrş 12 Arl 2007, 11:11 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
cenk@
15 yıl önce - Sal 11 Arl 2007, 16:42
Türkler hiç bir dönemde ırkçı olmadıkları için bulundukları yerlerin halklarıyla karışmakta da sakınca görmediler. Bu onların diğer bir çok ulus gibi kompleksli olmadıklarının bir göstergesidir aynı zamanda.
Yunanlılar ile akrabalığa gelince, biliyoruz ki bugünki Yunan milleti eski yunan topluluklarından genetik olarak çok uzakta bir toplumdur. Helen döneminde Önasya halklarıyla karışan Yunan toplulukları, hristiyanlığı kabul eden Peçenek ve Uzlar'ın da bu ulusa dahil olmalarıyla bambaşka bir gen havuzuna dönüşmüştür. Yunanlılar'la akrabalığımız hristiyanlaşan ve yakın zamanda mübadele ile yurt topraklarından ayrılmak zorunda kalan yüzbinlerce ortodoks Türkü ile açıklanabilir.
Türkler her ne kadar aynı dini paylaşsa da İranlılar ile genetik kaynaşmanın hatırı sayılır ölçüde olduğu düşünülemez. Ancak bugün bile İran nüfusunun 1/3 ünün Türk asıllı olduğu gözönüne alınırsa genetik yakınlığın nedeni anlaşılabilir.
Ben yine de ermeni, süryani ve yahudi gibi kapalı toplulukların diğer topluluklarla karışma ve genetik yakınlık iddiasını çok anlaşılır bulmuyorum. Bu onların ortadoğu köklerinden öteye gidemeyecek bir yakınlaştırma girişimidir.
Sonuç olarak genetik köklerden ziyade, ki bu konuda Türk toplumuna has bedensel ve ahlaki özelliklerimiz yeterince vardır, önemli olan dil, kültür ve erek birliğinde Türk olabilmektir.. Bu muhtemelen kafatasıyle değil, gönül yoluyla elde edilen hiç te kolay olmayan bir erdemdir....
|
 |
sayfa 2  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|