1 milyon Türkiye fotoğrafı
|
 |
serkansarikurt
15 yıl önce - Sal 04 Arl 2007, 19:44
Yavuz Donat'dan Kayseri Modeli
3 Aralık 2007 tarihli köşe yazısında Sabah Gazetesi yazarı Yavuz Donat şunları yazmış:
İnce ayar
KAYSERİ
Kayseri "bayrama" hazırlanıyor.
"Çifte bayrama."
Biri "Kurban Bayramı."
Diğeri de "Cumhurbaşkanı'nın gelişi ile birlikte yapılacak yeni işler" bayramı.
Abdullah Gül önümüzdeki günlerde Kayseri'de olacak. Biz "önceden gidelim, neler yapılacak görelim" istedik.
Kayseri'de 27 bin öğrencili Erciyes Üniversitesi var.
Kayserili diyor ki "yetmeeez."
Abdullah Gül gelince, "hayırseverler" bir salonda toplanacak.
Belediye Başkanı diyecek ki:
- 2'nci üniversitenin (devlet üniversitesi) yeri hazır... Fakülte binalarını İstikbal grubu yapacak... Hüseyin Bayraktar yapacak... Diğer hemşeriler yapacak... Üniversitenin adı da "Abdullah Gül Üniversitesi" olacak.
Yani "yağ, un, şeker" hazır.
Sıra "helvanın yapımında."
Büyükşehir Belediye Başkanı:
- 3 de vakıf üniversitesi kurmak istiyoruz.
Birini "Kayseri Genç İşadamları Derneği" kuracak. Diğerini "Kayseri Yüksek Öğretim Vakfı." Üçüncüsünü de "Molu ailesinin vakfı."
Cumhuriyet Meydanı "yeniden düzenlenmiş."
500 bin metrekarelik dev bir alan olmuş. Abdullah Gül gelince, meydandaki Atatürk büstünün açılışı yapılacak.
Kayseri "başını almış gidiyor."
5 yıl sonra Kayseri'yi tanımak imkânsız. Mehmet Özhaseki:
- Kayseri'de her şey yolunda... Sadece ara sıra ince ayar gerekiyor... Onu yapmak da hemşerimiz Abdullah Gül'e düşüyor.
Kayseri modeli
Kayseri'de 3 Organize Sanayi Bölgesi var.
"Birinci Organize Sanayi."
"Mimar Sinan Organize Sanayi." Ve "İncesu Organize Sanayi."
Biz "birincisine" gittik.
Organize Sanayi'nin Başkanı Ahmet Hasyüncü anlattı:
- Burada büyüklü küçüklü 715 işyeri var.
Abdullah Gül'ün "babasının ve kardeşinin işyeri", bunlardan biri.
45 bin sigortalı işçi çalışıyor. Mobilyadan tekstile, gıdadan inşaat malzemesine kadar "her sektör burada."
4 yıl önce "400 yeni parsel" üretilmiş. Bunlardan 200'ünde üretime geçilmiş bile. Diğer 200'ün ise inşaatı sürüyor.
Gezdik gezdik, bitiremedik.
Organize Sanayi "24 milyon metrekarelik" bir alan. Tepeden bakınca "fabrika tarlası... Fabrika denizi" gibi.
Kayseri "kendi modelini kendi üreten" bir kent.
Kayseri bir "model."
Belediye "imarlı arsa üretiyor, çok uygun ödeme koşullarıyla" veriyor. Gecekondu sahibi de "gecekondusunu bizzat kendisi yıkıyor."
Yardımlaşma "en üst düzeyde."
Tasarrufa özen gösteriliyor.
Ve ticarete "daha çocuk yaştayken" başlanıyor.
Kayserili'nin meşhur bir sözü var:
- Ticarete aklı ermeyeni büyük okullara yollarız... Müdür falan olsun diye... Okur, müdür olur ve sonra gelir, okumamış bir Kayserili'nin yanında iş bulur.
'Düğün takısı' ormanı
Kayseri'nin etrafı dağlarla çevrili.
Dağlar, kış mevsiminde karla örtülü. Yaz mevsiminde ise çıplak.
Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki karar vermiş: Dağlara, ormandan örtü yapacağım.
Uygulamaya "Ali Dağı" ndan başlamış. Ağaçlar "damlama su" sistemiyle sulanacak.
Her ağaca günde "200 gram" su verilecek. Bunun için Ali Dağı'na şimdiden "800 kilometre damlama su borusu" döşenmiş.
Gittik, gördük.
Yanımızda Cumhurbaşkanı'nın kardeşi Macit Gül de vardı.
Dağda "yukarıdan aşağı" hat açılmış. Ve bir de "onu kesen, yatay bir hat."
"Artı işareti" gibi.
Özhaseki "bazı hemşeriler" diye söze başladı:
- Laf çıkarmışlar. Özhaseki, Ali Dağı'na, istavroz işareti yaptı diye.
"Üç buçuk kendini bilmezin zevzekliği" Özhaseki'yi incitmiş. Dedik ki "aldırmayın, siz devam edin."
Özhaseki:
- Elbette edeceğim... Ali Dağı'ndan sonra sıra Erkilet yamaçlarına gelecek... Sadece Ali Dağı'na 2 milyondan fazla ağaç dikilecek.
Ali Dağı daha şimdiden "hafif hafif yeşermeye başlamış."
Dağın eteklerinde "KübraMehmet Sarımermer" çifti için ağaçlandırılan bir alan da var. Cumhurbaşkanı'nın "kızı ve damadının adını taşıyor." "Düğündeki takılar" ormana dönüşüyor.
Deniz Baykal da dahil, çok kişi, düğünde çiçek gönderme yerine "bağışta bulunmuş." Her bağış sahibinin adı, bir fidanın üstündeki plakette yazılı.
Deniz beyinki de dahil.
Kayseri'nin dağı taşı "yeşile dönüşüyor."
Aman bunu yapanların moralini bozmayalım.
Aklınla bin yaşa
Kayseri'ye her gidişte, Belediye Başkanı'ndan "yeni projeler" dinleriz.
2 yıl önce "yeni bir stat yapacağım, Belediye'den hiç para çıkmayacak" demişti.
Bu gidişte gördük ki yeni stadın inşaatı "tam gaz sürüyor."
"Eski stat" 24 bin seyirci kapasiteli.
Yenisi "33 bin."
Eski stadın "üstü açık."
Yenisinin "tamamı kapalı."
Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki sadece yeni bir stat yapmakla kalmıyor.
9 tesis daha inşa ediyor.
Kapalı spor salonu gibi, yüzme havuzu gibi.
"Değirmenin suyu nereden geliyor" diyecek olursanız...
Özhaseki "eski stadı" 100 trilyona satmış.
Parayı da "önceden" almış.
Yeni stat bitince, eskisi yıkılacak "otel ve alışveriş merkezi" olacak.
Özhaseki:
- Devlete yük olmadan işin içinden çıktım.
Özhaseki'nin yaptığı 9 tesiste ve eski stadın yerine inşa edilecek otel ve çarşıda "3 bin kişi çalışacak."
Başkan:
- Hem istihdam yaratıyor ve hem de şehri güzelleştiriyoruz... Beğendiniz mi?
"Hem de çok" dedik ve ekledik:
- Aklınla bin yaşa uyanık Kayserili.
Kim daha açıkgöz?
Değişik ülkelerden, değişik dinlerden, değişik dilleri konuşan pek çok kişi "yemekli bir toplantıda" bir araya gelmişler.
Yemek takımı antikaymış. Davetlilerden Yahudi bir kuyumcu "kimseye çaktırmadan, altın kaşığı cebine indirmiş."
Niyeti "aynı modelden" yeni kaşıklar yapmak.
Davette bir de Kayserili varmış. Tesadüf ya, o da kuyumcuymuş.
Ve o da "kaşığın modelini beğenmiş... Numune olarak birini almaya niyetlenmiş."
Ama "nasıl yapacak?"
Davetin sonuna doğru herkesten "bir marifetini sergilemesi" istenmiş. Kimi piyano çalmış.
Kimi şarkı söylemiş.
Sıra Kayserili'ye gelmiş. Kayserili "ben sihirbazlıktan anlarım" diye konuşmuş. Masadan bir altın kaşık almış.
Cebine koymuş.
Ve "şimdi bunu davetlilerden birinin cebinden çıkaracağım" demiş.
"Hokus pokus" diyerek yürümüş, Yahudi'nin cebinden altın kaşığı çıkarmış, davet sahibine uzatmış.
Ortalık alkıştan inlemiş. Kayserili de cebinde altın kaşıkla memleketine dönüp "aynı model kaşıktan" yapmaya başlamış.
Kayseri gezimizde söz "Kayserili'nin uyanıklığından" açılınca...
Bize "bu hikâyeyi" anlattılar.
Bu yazıda en çok hoşuma giden ağaçlandırma ile ilgili bölüm oldu.Evet Ali Dağı'nın ağaçlandırılması önemli idi ama bence ondan daha önemli olan Erkilet yamaçlarının, yani sıra dağların ağaçlandırılması..Erkilet yamaçları ile ilgili ağaçlandırma haberini burada ilk kez duydum ve çok hoşuma gitti.Daha önceden evimin balkonuna çıktığımda bu sıra dağları gördüğümde belediye başkanı olursam ilk yapacağım iş bu dağlara Yamula barajından suyu getirip damlama sistemi ile bu dağlara akıtıp ağaçlandırmak olacak derdim Başkan bu işi başarırsa gerçekten mükemmel olacak..Bu ağaçların büyüdüğünü ve o dağaların yemyeşil olduğunu ben göremesem bile benden sonraki nesil görecek ya o yeter..
|
 |
Rasimm
15 yıl önce - Sal 04 Arl 2007, 22:17
| Alıntı: |
| Belediye "imarlı arsa üretiyor, çok uygun ödeme koşullarıyla" veriyor. Gecekondu sahibi de "gecekondusunu bizzat kendisi yıkıyor." |
Benim en çok dikkatimi çeken gecekondu meselesi oldu. Bahsedilen proje gecekondu önleme bölgesi olarak ''Eskişehir Bağları'' nda hala devam ediyor. Bu proje bildiğim kadarıyla yaklaşık 7 yıl önce başladı. Daha önceden de teşviklerle o bölgede inşaatlar vardı. Ve şu anda insanlar kendi yaptıkları evlerde huzurlu bir şekilde yaşıyor. Belediye'de yıktığı gecekonduların yerine şehre yakışır alanlar yapmaya devam ediyor.
Ama İstanbul denince benim aklıma gelenlerden birisi; kavga, gürültüyle gecekondu yıkımlarıdır. Kimisi evin çatısına çıkar, çocuğunu bıçakla tehdit eder. Kimisi devletin polisine, zabıtasına tuğla, kiremit fırlatır.
İstanbul Belediyeleri'nin imkanımı yok Kayseri'nin yaptığı böyle bir proje için?
Hiç sanmıyorum.
|
 |
Nazmi
15 yıl önce - Prş 06 Arl 2007, 12:09
Eh işte biraz abartmış ama doğruları yazmış,adam Kayseri'liden daha çok övmüş Kayseri'yi.Wow cu arkadaşların ağzı açıldığında bu Kayseri'liler memleketlerini ne kadar çok övüyor(aslında seviyor deseler daha uygun olur) derler ,okudunuz mu Yavuz Donat'ı.Şaka bir yana belediyenin icraatları güzelde,bence en önemli vaad edilen projeyi uygulamaya sokmadılar,ki bana göre raylı sistem ve stadyum projelerinden daha önemli.Erciyes kış sporları projesi,evet malesef bu projenin sadece adı var ne bir icraat var ne bir haber.yapılması halinde Avrupasnın sayılı kış sporları merkezlerinden biri haline gelecek ve çok sayıda 4-5 yıldızlı otel yapılacağı belirtiliyordu.Eğer yapılsaydı turizim açısından Kayseri çığır atlayabilirdi,unutmadan kayak sporunu yapan daha doğrusu kış sporlarıyla uğraşan insanlar genellikle,deniz_havuz turizimine kıyasla zengin insanlardır,kayak malzemeleri,giysileri dünyanın parası,(çok ayrıntıya girdim farkındayım )bunların şehre bırakacağı döviz bayağı fazla olurdu kanısındayım.Ayrıca Kayseri'nin dünyaca tanınır bir şehir olmasına büyük katkı sağlardı.Neyse önümüzdeki maçlara bakacağız artık.
|
 |
serkansarikurt
15 yıl önce - Prş 06 Arl 2007, 14:30
Yazar bir önceki günki yazısındada şunları yazmış:
İş bilenin, kılıç kuşananın
"Şehirlerarası otobüs terminali" artık Kayseri'nin içinde kalmış.
Kente "yeni bir terminal" şart.
Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki'nin "uyanıklığını" bilmeyen yok.
Özhaseki "yeni, büyük, modern bir terminal için" yer bulmuş.
Sonra da İller Bankası'nın kapısını çalmış:
- Kredi istiyorum.
"Yeni terminal" 15 trilyona tamamlanmış.
Gittik, gördük.
Yakında "açılışı" yapılacak.
Özhaseki hemen bir "işletmeci" bulmuş.
Yeni terminali kiraya vermiş.
Kira şartları:
1. İller Bankası'ndan alınan kredinin taksitlerini, işletmeci ödeyecek.
2. Terminal gelirlerinden belediyeye pay ödenecek... Cirodan yüzde 26.
Diyeceksiniz ki "eski terminal ne oldu?"
Özhaseki eski terminali "daha yenisi inşaat halindeyken" satmış.
"Peşin, 42 trilyona."
Parayı almış, kasaya koymuş.
"Yenisi açılınca" eski terminal de "alıcısına teslim edilecek."
Orayı alan "iş merkezi" yapsın.
Ne yaparsa yapsın.
Yeter ki "belediye para kazansın."
Mehmet Özhaseki:
- Bazı belediye başkanları diyorlar ki, param yok... Para diye ağlayanı görünce hayret ediyorum... Arkadaş, ihtiyaç olan para değil... Sadece proje ile akıl.
2 Kayserili
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki "öğle yemeğinde benim misafirimsiniz" dedi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün kardeşi Macit Gül itiraz etti:
- Hayır, olmaz... Yavuz bey benim misafirim.
Bir süre tartıştılar.
"Yemek parasını ben vereceğim, hayır ben" diye.
Sonra uzlaştılar:
- Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Ahmet Hasyüncü başımızın etini yiyip duruyor... "Yavuz beye Organize Sanayi'yi gezdireceğim" diye... Yemek de hazırlatmış... Gidelim, üçümüz onun misafiri olalım.
Temel
Kayseri'de fıkra çok. Geçen yıl Başbakan Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Gül, Kayseri'de "101 fabrikanın temelini" atmışlar.
Sonra Karadeniz'e gitmişler.
Tayyip beyin "memleketine."
Başbakan demiş ki:
- Kayseri'ye aferin... 1 günde 101 temel atıldı.
Karadenizli'nin biri bağırmış:
- Ha o da bir şey mi?.. Biz 201 temeli birden atarız.
Bakanlardan biri sormuş:
- Gerçekten mi?
Karadenizli "elbette" diye konuşmuş:
- Kahvede okey oynayan Temel çok... Toplarız adı Temel olan 201 kişiyi... Atarız aynı gün denize... Temel atmaktan kolay ne var?
Hacı amca dedi ki...
Ona "ismiyle hitap edeni" görmedik. "Ahmet Hamdi bey" diyene rastlamadık. Varsa "Hacı amca."
Yoksa "Hacı amca."
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün babası "Tayyare fabrikasından emekli tornacı" Ahmet Hamdi Gül'den bahsediyoruz.
Hacı amca, hangi takımı tutuyorsunuz?
"Onlar" dedi, oğlu Macit Gül'ü işaret etti:
Onlar Beşiktaş'ı tutarlar.
"Onlar" derken sadece küçük oğlu Macit'i değil, onun ağabeyi "Abdullah Gül'ü de kastediyordu."
"Hacı amca" devam etti:
- Yavuz bey ben hiçbir futbol takımını tutmam.
"Not aldığımızı" görünce dayanamadı:
- Tabii Kayserispor hariç.
"Hacı amca" Tayyare fabrikasında "33 yıl çalıştıktan sonra" emekli olmuş.
Ama "boş durmamış."
"Kendi hesabına" tornacılığa başlamış.
Oğlu Macit Gül dedi ki:
- 25 yıl burada tornacılık yaptı... Dedik ki... Baba haydi gel seni temelli emekli edelim.
Hacı amca 25 yıllık serbest çalışma yaşamından "ikinci emeklilik öncesi dönemim" diye bahsediyor.
"İkinci emekliliğin üzerinden" de 10 yıl geçmiş.
Şimdi yaşı 81.
Ama o hala "her gün işe geliyor."
Macit Gül:
- Üçüncü emekliliğini de tamamlasın, sonra annemle oturmaya başlayacak.
Hacı amca gülüyor:
- İşin başında durmadan olmaaaz!..
Yıllar içinde "işi büyütmüşler."
Bugün yanlarında "65 kişi çalışıyor."
Hacı amcanın "çırak olarak alıp, usta yaptığı, bugün her birinin kendi işi olan" 10 kişi var.
- Hacı amca, bütün bu işleri yaparken, atölyeyi fabrika haline getirirken, bankalardan ne kadar kredi aldınız?
Soruya oğlu Macit cevap verdi:
- Babama, "Hayatın boyunca hiç banka kapısından içeri adım attın mı" diye sorun.
Hacı amca:
- Yavuz bey bankanın önünden geçmedim... İş mi yapacaksın, önce kendine güveneceksin... Macit'e de, buradaki arkadaşlara da dedim ki: Aman bankadan uzak durun.
"Yanımızdakiler" lafa karıştılar:
- Hacı amca vasiyet etti: Krediyi neyi boş ver... En büyük kredi kendi alnının teri... En büyük kredi namuslu çalışmak.
- Hacı amca, haydi Allahaısmarladık.
- Neee?.. Ateş almaya mı geldin?.. Acelen ne? Otur oturduğun yerde... Allah ne verdiyse akşam beraber yeriz... Gece kal burada.
"Ak sakallı, sevimli bir tonton."
Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki "Hacı amca, daha uğrayacağımız çok yer var" dedi de, öyle ayrılabildik.
|
 |
|
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|