1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 9  |
 |
Engin
15 yıl önce - Çrş 28 Ksm 2007, 20:58
| Alıntı: |
| yani tarikat - cemmat ayagında!! |
arkadaşım bu kız tarikatçı mıydı da engellendi?
kantininizde ülker satılıyor mu? satılmıyorsa ülker de mi tarikatçı? nasıl ispatlayabilirsiniz/bilirler?
siz başı kapalı babannenizin kimlik fotoğrafının aslı gibi mi olduğunu söylüyorsunuz? kapalı olan babannem tarikatçı mı?
siyasi simge olarak mı kullanıyor örtüyü? geçmişte mhp'ye oy verirdi, sonra dyp'ye de verdi, fp'ye de şimdi de akp'ye veriyordur. gel gör ki her parti için aynı siyasi simgeyi kullanmış..
ben 20 sene geçirdim askeri ortamda. babam denizciydi. yer de veriyorum: gölcük, eski foça, izmir merkez, çanakkale, istanbul merkez hepsi aynıydı.
bugün maslak lojmanlarına geleneksel baş örtüsü bağlayan kapıcı eşi dahi girerken içeride denetleme varsa, yüksek rütbeli bir komutan varsa sorun ediyorlar, koca iett otobüsü kimlik kontrolü esnasında bayanın başını ev temizlerken saç dökülmesin diye bağlarmış gibi bağlamasını bekliyor nizamiyede.
Eski Foça'da geleneksel baş örtüsü takan babannemin lojmanlara girişi problem oldu. Yıl 99 yahut 2000'di.
Aynı problemi Çanakkale'yken de yaşayanlar vardı. Ezan kıstırma olayı da orada oldu. Yıl 96'ydı.
TV Networkleri hem İzmir Merkez hem İstanbul Merkez'de aynı durumdaydı. Yıl 2002 ve sonrası.
Anayasaya göre haberleşme, haber alma hürriyeti mahkeme kararı olmaksızın kısıtlanamaz. Askeriye TV kanalı yahut gazetelere akreditasyon vermeye yetkili midir? Eğer elinde delil bulundurduğu, bizim bilmediğimiz bir şey varsa konuyu yargıya taşısın kapattırsın bu kanal ve gazeteleri.
Soruna sadece o kızın başına gelen olay açısından bakmak bütün resmi görmeyi engeller. Sorun TSK'nın ve bir çok mensubunun kendisini ülkenin tüm yönetim ve yargı mekanizmalarının üzerinde görmesinden kaynaklanmaktadır.
Not: Ben türbanı da modern bulmam, günümüz dininin gereği olarak da görmem. Ne bu gazeteleri ne TV kanallarının da meraklısı değilim. Sadece kalan basın yazmadığı için YÖK, TSK gibi kurumların yanlışlarını görmek için internetten bakarım.
Ancak benim bugün TSK'nın bu uygulamalarından etkilenmediğim için sessiz olmam "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" demeye benzer. Herkesin özgürce yaşadığı, ailesi, etnik kökeni, dini inancından ötürü önüne engel konmadığı, fikirlerine göre ağırlandığı bir Türkiye istiyorum. Böyle bir askeri camia istiyorum.
Çok şey değil.
|
 |
yasar_gul
15 yıl önce - Çrş 28 Ksm 2007, 21:01
Sanırım siz bu durumda Askeriye nin içini değil dışını gördünüz hep Veya görmek istediğiniz pencereden gördünüz
Bizler de Asker Çocuğuyuz.Ama Bizim Asker babalarımızın yanında sarıklılar da vardı.Atatürk'ün yanında da sarıklılar vardı ve başı örtülü kadınlar vardı mermi taşıdılar.
Asker çocukları babalarına sorsun lütfen : Hangi Asker'e Cuma namazı için izin vermiş.Sorun bakalım Şehit cenazelerinde Tekbirler yerine Mozart misali cenaze marşı mı çaldırmış.
Saygılarımla...
En son yasar_gul tarafından Çrş 28 Ksm 2007, 21:48 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
Necmettin K.
15 yıl önce - Çrş 28 Ksm 2007, 22:08
Bu durumun akli selim insanlarımızı düşündürmeye davet etmektedir.
Nedir bu başımıza gelenler?
Çanakkale şehitlerini anma gününde, Merhum İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoyun Çanakkale şehitlerine isimli şiirini Öğretmenlik yıllarımda protokol koltuklarının karşısında haykırarak okudum ve alkışlandım. Ama aynı şairin asımın nesli şiiri öteki kadar ilgi görmemiştir.
İnanan insan ikisine de inanmalıdır. Bir insan ya güvenilir, veya güvenilmezdir, aynı anda ikisi birden olması mümkün değildir.
Başımıza gelenlerin müsebbibi bizleriz aslında. "Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol." mesajına layık olmadığımızın bir göstergesidir bu.
Bir ülkede adaletten ve haktan bahsetmek güçleşiyorsa, haram ile helali ayırmak, artık mümkün görünmüyorsa, o ilde artık güvenlikten, esenlikten, sukunetten bahsetmek mümkün değildir.
İçi kara dışı beyaz göstermeye çalışmak hiçbir şey ifade etmez, en küçük bir uygulamada, kusunca içinin karalığı dışarı çıkacaktır. İnsanlar eğer inandıkları gibi yaşamazlarsa, yaşadıkları gibi inanmaya başlarlar.
|
 |
mcagri
15 yıl önce - Çrş 28 Ksm 2007, 22:10
Yazı copy/paste yapmayı, hele hele de köşe yazarı yapıştırmayı hiç sevmem. Fakat aşağıdaki yazı anlatılmak istenen her şey anlatıyor. Anlatan çok ama her gün yeni bir dram, yeni bir rezalet, yeni bir iğrençlik yaşanıyor ve hayat akıp gidiyor. Birilerinin artık YETER demesi gerekiyor. Böyle devam edersek medeniyet trenini kaçıracağız, hatta dünyadaki son totaliter ülke olarak kalacağız.
| Alıntı: |
Şamil Tayyar'ın köşe yazısı
O küçük Tevhide’ye nasıl kıydınız?
Kozan İmam Hatip Lisesi 11. sınıf öğrencisi Tevhide Kütük, öğretmenler günü nedeniyle düzenlenen kompozisyon yarışmasında birinci oluyor. Törende ödülünü almak üzere sahneye çıktığında kaymakam ve garnizon komutanı talimat veriyor: ‘İndirin onu.’
Suçu neydi?
Dağlıca baskınını mı gerçekleştirdi?
Gabar’da askerlerimize pusu mu kurdu?
Yeni terhis olmuş 33 askerimizi Bingöl’de otobüsten indiren o muydu?
‘Ben Tümgeneral Yılmaz’ deyip komutandan istihbarat mı zarfladı?
Hayır...
Başörtülüymüş. Sahneden inerken gözyaşlarına boğuluyor küçük Tevhide: ‘İniyorum ama neden?’ Cevap arıyor, bu anlamsızlığa. Aldığı cevap karşısında büsbütün yıkılıyor: ‘Senin kılık kıyafetin uygun değil.’
Göz yaşları sel olup akıyor.
Kozan Belediye Başkanı Kazım Özgan devreye giriyor: ‘Yapmayın, sırası değil. Gerekirse soruşturma açarız.’
Dinleyen yok.
Biliyorum, bu sahnelere aşina gözlerimiz. Sırf eşi baş örtülü diye cumhurbaşkanının önünde köşe kapmaca oynayan paşalara bile tanık olmadık mı, yakın tarihte?
Bu komedi daha ne kadar sürecek, bilmiyorum. Ama artık birilerinin kafasına ‘dank’ etmeli. Çünkü; Ötekileştirici, ayrıştırıcı, farklılaştırıcı, itici, kırıcı ve çatıştırıcı yaklaşımlar, toplumun birleşme yerlerini kanatıyor.
Kanama devam ettikçe, buna en çok sevinenler kuşkunuz olmasın Türkiye’nin kaosa sürüklenmesi ve parçalanmasını isteyenlerdir.
Geçenlerde Dağlıca yazılarım üzerine arayan bir emekli subay anlattı: ‘5 yıl Doğu’da görev yaptım. Bir gün elimize bir bildiri geçti. T.C komutanlarına diye başlıyordu. PKK, oturmuş subaylara hitaben bir bildiri hazırlamış.’
‘Nasıl yani?’ diye sordum.
İbret vericiydi: ‘Subaylara şöyle sesleniyorlardı: Sizin ne kadar zor şartlarda çalıştığınızı biliyoruz. Başörtüsü yüzünden çoğunuz dışlanıyorsunuz. Eğer bize katılırsanız kesinlikle başörtüsü sorun olmayacaktır. Çok özgür çalışırsınız.’
Düşünebiliyor musunuz? Bebek katilleri, Türk subayına ‘Gel bize katıl, bizde başörtüsü sorunu yok’ diyebilecek kadar cüretkar davranabiliyor.
Öfkem büyük ama ne çare. Önemli olan, bundan ders çıkarmasını bilmektir.
Merak edenler için eklemeliyim, bildirinin örneği emekli subayın arşivindeymiş. Tahminim odur, Genelkurmay’ın arşivinde de vardır.
Ayrıca, yorum yapanlara kolaylık olsun. Birinci kuşak akrabalarımda ve etrafımda türbanlı bir kişi bile yok. Hani, bazıları türbana tepki gösterirken ‘ Benim annem de başörtülüdür...’ diye söze başlar ya, o misal...
Temel hak ve özgürlük alanları genişletip ortak paydada buluşabilirsek, inanıyorum ki, doğacak sinerjinin önünde kimse duramaz. 84. yılını geride bırakan Türkiye Cumhuriyeti’ni kimse yıkamaz, kimse öyle numara falan da veremez.
Yeter ki, ‘Benim cumhuriyetim’ değil, ‘Bizim cumhuriyetimiz’ diyebilelim...
(stayyar@stargazete.com)
(STar)
|
|
 |
MurataruM
15 yıl önce - Çrş 28 Ksm 2007, 22:21
15 yasinda bir kiz cocugu neden bas ortusu takar?
Ona ozgurluk diyeceksiniz.
Peki Turkiyede (mesela Istanbulda) belli bazi semtlerde gordugumuz 2-3 yasindaki kiz cocuklarinin turban takmasina da mi ozgurluk diyeceksiniz?
Bence kizcagiza yazik olmasi bir yana onu militan olarak kullanmak isteyenler de en az onu salondan atan kadar suclu.
Basarisinin hakli karsiligi olan odulu almak icin gittigi bir yerde ailesinin siyasi gorusunun agirligi altinda ezilmeyi hic haketmiyor bence...
|
 |
Figen
15 yıl önce - Çrş 28 Ksm 2007, 22:26
| Alıntı: |
| Biliyorum eksi puanla beraber bu yazı silinecek.Amma silinene kadar okuyanlar elbette olacaktır. |
Herkes açılan her başlıkta, kurallar çerçevesinde, üsluba uygun, üyeleri hedef almadan, konu ile ilgili düşüncelerini yazabilir, paylaşabilir. Hiçkimse kimseyle aynı fikirde olmak zorunda değildir. Fakat eleştirilerimizi, düşüncelerimizi sitedeki kişilere yönelik değil, konu ile ilgili yapalım. Sitemizin saygınlığını, seviyesini bu kurallara borçluyuz. Eğer kurallardan memnun değilseniz, kimse sizi zorla burada tutmuyor.
Hem beğenmiyorsunuz, hem de ikide birde farklı isimlerle siteye üye oluyorsunuz. Ben de bunu anlamıyorum....
|
 |
rehakaraoz
15 yıl önce - Çrş 28 Ksm 2007, 22:27
Hayir Dense O yuzbasi Darbemi yapardi
O zaman Imam Hatip Liselerini yarsimalara almiyalim. Sayin pasalarimizin huzurlari kacmasin. Dagdaki 3bin Pkk li ile bas edemezken zavalli bir kiz ogrencinin turbani ile ugrasmak bu insanin ne kadar aciz oldugunu gosterir.Ayni zamanda Garnizon komutani o ilin yoneticisi degildir vede bu konularda karar veremez. Bence bu konuda Vali, kaymakam vede Milli Egitim mudurlerine cok is dusuyor. Onlar Garnizon komutanina gorevlerini belki hatirlatsalar hic de fena olmaz. Biz siviller orduya dagda nasil savasacaklarini soylemiyoruz. Onlarinda bizim sivil yasantimiza karismaya haklari yoktur.Cok Merak Ediyorum eger Vali ,Kaymakam. vede Milli egitim muduru vede veliler tepki gosterse, hayir o ogrenci orada kalacak deseydi o garnizon komutani darbemi yapacakti?
|
 |
tahsinsanlav
15 yıl önce - Çrş 28 Ksm 2007, 22:40
hepimiz utanmalıyız.
bir kız çocuğu zulme uğruyor.
geleceğin ana sı zulme uğruyor.
hemde koruyucusu olması gerekenler tarafından.
|
 |
Canas
15 yıl önce - Çrş 28 Ksm 2007, 22:40
Kamusal Alan Nedir?
Basliktan ilham alarak "Kamusal Alan" uzerinde bir kac soz soylemek istiyorum.
Maalesef gecmis Cumhurbaskanimiz Sezer'in bize biraktigi en kotu miras bu kavramdir. Olabildigince muallak, olabidigince genis, olabildigince keyfi olan bu kavram esas amaciyla Devletin kendi eliyle vatandas yaratmasi icin "ürettiği" bir nevi silah gibi gozukmektedir.
Kamu alani olarak Universite'den, Orduevine, Hastaneden, IETT otobusune kadar hersey bu muallak kavramin icine eklenebilir. Keyfidir cunku uygulama oradaki gorevlinin keyfiyetine kalmistir.
Tubanli veyahut Basortulu (ikiside ayni seye cikiyor) bir vatandasin devletin gadrine ugrama ihtimali her zaman mevcuttur. Ornek olarak sunu verebiliriz. Istanbulda IETT giselerinde calisan basortulu kizlar var, esas isleri akbil doldurmak ya da bilet satmak. Ileride olabilecek bir Hukumet degisikliginde o kizlarin durumu cok muallak olacaktir. Kavram cok genis oldugu icin jakoben/ceberrut bir mustakbel basbakan belediye hizmetlerinide kamusal alana sokacak ve o kizlari belediyeden kovdurtacaktir. Olmaz demeyin 80'li yillarda Universitede basortusu serbestti. 28 Subat surecinde cadi kazanlari kaynamaya basladi, konjenktur degisti, bir anda "ikna odalari" peyda oldu ve de mevcut duruma geldik.
Ileride bunun tekrar yasanmayacaginin garantisi yoktur. Cunku Kamusal Alanin potansiyel genisliginin esas amaci gerektiginde turban/basortusu takanin ustune saldirabilmektir.
Benim esas merak ettigim SSK Hastanelerini ne zaman kamusal alana dahil edecegimizdir. O an iste ceberrut anlayasin zirve noktasi olacak ve de Devlet istemedigi vatandasi tedavi ettirmeyecek mesela Dializ makinasini kullandirtmayacaktir.
Aa bu kadar da abartmayalim diyecek olursaniz size tek diyebilecegim mevcut kavram boyle yorumlanilmaya devam ederse, isteyen hukumet/diktator bunu pekala yapabilir.
|
 |
M.O.Dikmen
15 yıl önce - Çrş 28 Ksm 2007, 22:59
| Alıntı: |
Peki Turkiyede (mesela Istanbulda) belli bazi semtlerde gordugumuz 2-3 yasindaki kiz cocuklarinin turban takmasina da mi ozgurluk diyeceksiniz?
|
2-3 yaşında bir kız çocuğu hakkında bir konu olursa onu ayrıca tartışırız.. Bu konu ile uzaktan yakından alakası yok..
| Alıntı: |
| Bence kizcagiza yazik olmasi bir yana onu militan olarak kullanmak isteyenler de en az onu salondan atan kadar suclu. Basarisinin hakli karsiligi olan odulu almak icin gittigi bir yerde ailesinin siyasi gorusunun agirligi altinda ezilmeyi hic haketmiyor bence... |
Yine niyet okuma faslına geri döndük. Militanmış, ailesinin baskısıymış mış mış mış 
|
 |
sayfa 9  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|