Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1
Burç

16 yıl önce - Pzr 18 Oca 2004, 12:20

Medrese, Dârülfünun, Üniversite, Evrenkent



Büyük Selçuklu Türk Devletinin vezir-i âzâmı (başbakanı) Nizâmülmülk’ün kurduğu, Gazalî’nin başmüderrisi olduğu, o zamanki dünyanın ünlü bilim yuvası Bağdat’taki medresenin, veya daha sonra İstanbul’un fethiyle başlayan Fatih Medresesi’nin, günümüz Türkiye’sinin evrenkentlerinden (üniversitelerinden) gerçek anlamıyla daha az bir evrenkent olduğunu kim iddia edebilir? “Gerçek anlamıyla” ne demek? “Evrenkent”in tanımı şudur:Bilgilerin üretildiği ve yayıldığı yer.

[ O ara şunu da ilâve edeyim: “Üniversite”ye Türkçe karşılığı olarak (yâni Tarzanca’sı yerine) 1970’ler başlarından itibâren niye evrenkent” dedim, biliyor musunuz? “Evrensel bilgilerin üretildiği ve yayıldığı kentçik” anlamına. Yabancı (Eski Türkçe değil haa, dikkat), yâni çoğu Tarzanca’dan sözcüklerin karşılıklarını Türkçe’nin matematik gibi kurallarına uygun olarak türetirken kullanılacak ilkeyi hatırlatalım: Esas olan, yabancı sözcüğün tekabül ettiği kavrama bakıp, Türkçe’de bu kavramı sıfırdan nasıl ifâde ederiz diye üşünmektir, yoksa zâten kavramı iyi ifâde etmeyen yabancı sözcüğü harfiyen (“etimoloji”sini) çevirmeğe çalışmak değil. Özellikle İngilizce’de sözcük türetme kuralları hemen hemen hiç olmadığı için, sözcüklerin köken anlamları kavramları çoğu zaman karşılamaz (Bunu pek çok örnekle gösterebiliriz ama, burada olmaz; makalenin konusu değişecek). Bu bağlamda İngilizce’nin çoğu terimleri gerçek anlamda “uydurukça”dır. Çok şükür öyle muhteşem bir dilimiz var ki, Türkçe’nin matematik gibi ve binlerce yıldan beri süregelen türetme yetenekleriyle her yeni kavrama karşılık bulabiliyoruz.]

Avrupa’nın 1100-1200’lü yıllarda kurulmuş ilk evrenkentleri, binalarıyla, doktora düzenleriyle, bilimsel dallarıyla Selçuklu Türk evrenkentleri taklit edilerek kuruldu. İtalya’dakilerden sonra örneğin İngiliz Oksford Evrenkenti. [“Oxford”un harfiyen kökensel (etimolojik) çevirisi: “Ox” öküz demek; “ford” kale. Yâni “Öküz Kalesi”. Nasıl? Kavramı karşılayabiliyor mu?!]

Evet, “evrenkent”in (“üniversite”nin) tanımını verdik. Daha ABD bağımsız olmadan, 1640’larda Kuzey Amerika’da İngilizlerin kurduğu ilk iki evrenkentten biri olan Yale Evrenkenti’nin de binaları Selçuklu medreselerini andırır. Niçin? O da Oksford Evrenkenti’ni taklîden kurulmuştur da ondan. Şimdi, bu Yale’nin kara kaplı (daha doğrusu Yale’nin resmî rengi lâcivert) kitabında, evrenkent hocasının görevleri şöyle belirtilmiştir: “Profesör, bilgi üreten ve yayan kişidir.” Demek oluyor ki, “profesör” özgün araştırmalar yapmalı; yeni bilgiler, kuramlar, buluşlar üretmeli. Bir de bunları yaymalı. Nasıl yayacak? Önce kendi ülkesinde, kendi dilinde yayınlayacak. Öyle ya, ulusal bir kaygıları olmayanlar bile düşünmeli ki, maaşını kendi halkı ödüyor. Hocamız, lisans üstü eğitimde mastır, doktora öğrencileri yetiştirecek. Bilimdeki öncülüğünü araştırma yaptırarak onlara aktaracak. Bu suretle ülkeye kültürel, bilimsel, teknik birikim, ve dolaylı, dolaysız iktisâdî katkı da sağlanacak. Araştırması olmayan evrenkent, evrenkent değildir. Bizde YÖK kurdurulduğundan beri gittikçe hızlanarak gerçek bilim ve araştırma yok edilmiş, âdetâ yasaklanmıştır. Şimdi de evrenkentlerimizin tümü son sürat Tarzanca dershanelerine dönüştürülüyor. Araştırma olmayan yerde sahici bir yüksek öğretim de olamaz. Hele yarım yamalak bildiği bir yabancı dilden, gençlere, öğrenmekte oldukları dilden dersler veriliyorsa, -ne bilimi?-, öğrencinin düşünme yeteneği bile kalmaz.

Profesör, bilgiyi yaymak için önce kendi ülkesinde konuşmalar (konferans, seminer) yapar, tabii ulusal, resmî dilinde. “Ürettiği bilgiyi yaymak” içinde, devlete veya özel şirketlere danışmanlık yapmak da vardır. Devletin, sanayinin temel desteklerinden biri evrenkentlerdeki araştırma ve birikimdir; yabancı danışmanlar değil.

Atatürk cumhuriyet dönemi dâhil tüm Türk devletlerinde, yönetenlerin yanı başında hep Türk âlimleri olurdu. Ama sonra o gelenek de yok oldu; devletin içi dışı yabancı danışmanlarla doldu. Sonuç meydanda. Yabancı senin kuyunu kazmakla görevli. Ayrıca, “kılavuzu karga olanın burnu ……dan kurtulmaz” atasözünü hatırlayalım. Tarihten silinmek, ikinci bir Endülüs olmak istemiyorsak, temel ilkemiz öz kaynaklarımızı (insan başta olmak üzere) hızla geliştirmek olmalı; düşmanlarımızdan medet ummaktan vazgeçmeliyiz.

Bilimci, evrenkent hocası, bir yandan bilgi üretip önce kendi ülkesinde ve Türk diliyle bilgileri yayarken (-ki ulusal bilim, teknik ekolleri ancak bu şekilde oluşur-), bir yandan da elbette uluslararası bilim çevreleriyle de sıkı temasta olacak, uluslararası yayınlar da yapacak, ama belli dallarda Türk bilimcileri dünya çapında öncülük edecek. 1960’da bu oluyordu; arkasının gelmesi engellendi (Bkz. Örn. Emine Çaykara’nın hazırladığı, İş Bankası Kültür yayınlarından çıkan kitap ( 20.Baskı, Kasım 2002).
Şimdi dünya çapında 250 yıllık bir teknik evrenkent gibi kuruluşlarımızda, Türk bilimcileri, Sovyetler’de çok iyi yetişmiş değerli, örn. Azerbaycanlı Türk bilimcileri, “ana dili İngilizce değil” diye dışlanıyor; onlar dururken, yerlerine Amerikalı, İngiliz, büyük ihtimalle kendi ülkelerinde iş bulamayacak, öğretim üyeleri atanıyor. İhanet boyutuna varan bu düşmanca uygulamalar artık derhal durdurulmalı.

Eninde, sonunda bu ülkeye Türk Ulusu yeniden hâkim olacak. Yapılacak önemli işlerden biri evrenkentleri, bilim, teknik araştırma kurumlarını sil baştan yeniden düzenlemek. Göstermelik değil, gerçek, özgün bilim üretmeyen öğretim üyesine evrenkentte yer yok. Değerli araştırmalar yaptığı için, yardımcı doçentlikte takılan bilimciler, araştırmaları, ürettikleri incelenerek derhal profesörlüğe terfi ettirilecek. Türk evrenkentlerinde görev alacaklar önce eskisiyle, yenisiyle Türkçe sınavına sokulacak. Adam bilim üretiyorsa, -sana ne, nasıl yaparsa yapsın-, birinci kıstas, önüne çekilen sed, yabancı dil olmayacak. Örneğin fizikçi mi alıyorsun, tercüman mı? Tabii ülkenin bilim, teknikte de ulusal hedefleri belirlenecek, o doğrultuda araştırmalar desteklenecek (Bkz. O.Sinanoğlu, “Hedef Türkiye” kitabı, Otopsi Yayınları, İst., 14.Baskı, Aralık 2002).
Evrenkentlerde çömez düzenine son. Ocu, bucu kadrolaşmalarına son. Evrenkente giriş usulleri ezberciliği teşvik etmeyen, düşünme, uslamlama, yaratıcılık yeteneklerini ölçecek biçimde yenilenecek. Yetenekli, ama mâlî durumu kifayetsiz öğrencilere öğrenim hakkı iade edilecek. Kafası çalışan, yüreği önce Türk yurdu, Türk ulusu için çarpan gençlerle bilim seferberliğimiz başlayacak. İşte öyle gençler Atatürk’ün mirâsını devam ettirecekler.






6 Aralık 2002;
Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu


Besim
16 yıl önce - Pzr 18 Oca 2004, 15:09

günümüz üniversitelerinin temelinin Selçuklu'ya dayanması iyi,hoş ama bence burada tartışılması gereken,günümüzde Türk üniversitelerinin dünyadaki yeri.Günümüz üniversitelerinin temelinin Selçuklu'ya dayanması karın doyurmuyor sadece gurur veriyor.Basit bir örnek verecek olursam,Paris Hukuk Fakültesi ve Cornell Hukuk Fakülte'sinin ortaklaşa düzenledikleri uluslararası hukuk programına başvuru yapmak istedim.Okulunuzu seçiniz listesinde 36 küsür Türk Hukuk fakültesinden sadece İstanbul Hukuk Fakültesi vardı.Yani programa kabul edilebilmek için bu üniversitelerin denklik verdiği sadece tek bir okul vardı.Ancak gelin görün ki ismini duymadığım ülkelerden bir sürü okul vardı.

Öte yandan Boğaziçi,ODTÜ,İTÜ gibi okullardan herhangi biri,dünyanın herhangi bir yerindeki insana dünyanın en iyi üniversiteleri neler dediğinizde cevap olarak Oxford,Cambridge,Harvard,Yale,MIT,Sorbonne,La Sapienza'nın yanında yer almaz?



Basak

16 yıl önce - Pzr 18 Oca 2004, 16:54

Besim demiş ki:
günümüz üniversitelerinin temelinin Selçuklu'ya dayanması iyi,hoş ama bence burada tartışılması gereken,günümüzde Türk üniversitelerinin dünyadaki yeri.Günümüz üniversitelerinin temelinin Selçuklu'ya dayanması karın doyurmuyor sadece gurur veriyor.?


Besim, oncelikle bu konunun basligi Turkler'in uygarligi katkisi, Turk universitelerinin bugun dunyada ki yeri degil. Tabii bu konuyu da uzun uzadiya tartisabilirim ama sanirim bu baslik buna uygun degil.

Besim demiş ki:
Öte yandan Boğaziçi,ODTÜ,İTÜ gibi okullardan herhangi biri,dünyanın herhangi bir yerindeki insana dünyanın en iyi üniversiteleri neler dediğinizde cevap olarak Oxford, Cambridge, Harvard, Yale, MIT, Sorbonne, La Sapienza'nın yanında yer almaz?


Ama bu cumleden sonra sanirim birazcik deginmek gerekiyor bu konuya. Denetciler eger uygun gormezlerse lutfen ayri bir baslik altina alsinlar bu konuyu. Bence birazcik bu soru kime sorduguna bakar. Amerika'da bazi insanlara Turkiye'yi sordugunda deve ile seyahat edilen ulke cevabini alirsin, senin burada ornek verdigin insanlarda tipki Turkiye'yi Midnight Express ve Sigara paketinden taniyanlar gibi. Herkes artik kabul ediyor ki universiteler arasinda artik genel olarak en iyi diye bir kavram yok. Mesela Hindistan'da bir Teknik Universite var sen onu listene dahil etmemissin. Ayrica Amerika'da cok iyi diye sana bir cok Amerika'linin saydiklari universiteleri soyleyeyim - Bogazici, Bilkent, ITU, ODTU. Ha bunlari kimler biliyor, tabii ki yuksek ogrenimlerini tamamladiklari sirada kendi donemlerinin birincisi olan Bogazici'li, Bilkent'li, ODTU'lu, ITU'lu arkadaslari olanlar. Eger bir Turk ogrenci Turkiye'de lisans egitimi alip ABD'ye gelip burada yuksek lisans'da hic zorlanmadan programini 1.'likle bitiriyorsa bence bu bizim egitim kalitemiz hakkinda bir cok seyi aciga kavusturuyor. Birincilikle bitiridikleri fakultelerde kendi alanlarinda en iyiler ve adlari senin listende de var.


En son Basak tarafından Pts 19 Oca 2004, 04:16 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


Okan

16 yıl önce - Pzr 18 Oca 2004, 20:32

Besim demiş ki:
Öte yandan Boğaziçi,ODTÜ,İTÜ gibi okullardan herhangi biri,dünyanın herhangi bir yerindeki insana dünyanın en iyi üniversiteleri neler dediğinizde cevap olarak Oxford,Cambridge,Harvard,Yale,MIT,Sorbonne,La Sapienza'nın yanında yer almaz?


O senin dedigin bu isin pazarlamasi. Benim sirketim olsa, Bogazici ve Odtu'den 3'un uzerinde GPA ile mezun olmus elemani hic bir Harvard'liya, Yale'liye degismem. Sahsen benim is arkadaslarimin cogu bu Besim'in yukarida bahsettigi universitelerden MBA'li.

Ama herkesin bildigi bir ornek vereyim..
Alıntı:
George W. Bush graduated from Yale with a degree in History and then went on to graduate from Harvard with a masters in Business Administration


Turkcesi: George W. Bush Yale'den Tarih diplomasi alip, gidip Harvard'da Is Idaresi uzerine Master yapmis. Simdi burada ne demek istedigimi herkes anlamistir.

Burada Tarih diye okuttuklari, Ikinci Dunya Savasi ve Yahudilerin katledilisi ve Anti-Nazi propagandasi, Zencilerin drami ve sivil savas, bir de her nedense Ingiltere'nin tarihi.

Edebiyat dedikleri cogunlukla Shakespeare, Hemingway ve bir kac diger Ingiliz ve Amerikali yazardan ibaret.

Liselerde falan da kimse ne Dostoyevski'nin ne Tolstoy'un adini duymustur.

Lise son matematik seviyesi bizim Ilkokul 5 modern matematigine denktir.

EKLENTI: Turkiye'de Lisedeyken Universitedeyken sinav oncesi hocalarimiza en SIK sordugumuz soru buyuk umutlarla "Hocam Sinav TEST mi olacak" yani "SIKLI" mi olacak, %95 cevap, sinsi bir siritisla "Hic heveslenmeyin, bildiginiz gercek sinav olacak" idi. Yani her sorunun, problemin cevabini acik acik satirlarca yazacaksin ki hoca anlasin nereden atip tuttugunu..(ya da Kimden Kopya cektigini )


Besim
16 yıl önce - Pts 19 Oca 2004, 01:26

beni teyid ettiğiniz için teşekkürler.



Serhan

16 yıl önce - Pts 19 Oca 2004, 13:56

Besim demiş ki:
beni teyid ettiğiniz için teşekkürler.


Anlamadim simdi. Benim okudugum yorumlar, onaylamak bir yana, karsit gorus belirtmis gibime geldi.


Serhan

16 yıl önce - Pts 19 Oca 2004, 13:57

Gelelim simdi asil konuya:

Makaleyi zevkle okudum, sagol Burc..

Buna ragmen, Universite Uygarliga Turklerin katkisidir demek pek inandirici gelmiyor bana.

Tarihte Buyuk Selcuklu Turk'lerinden once de yok muydu "universite"(yazarin tanimiyla "Bilgilerin uretildigi ve yayildigi yer") Orn. Eski Yunan ve Roma uygarliklarinda? Pek tabi ki de vardi.

Peki size gore, Avrupa'lilar ve Amerika'lilar kendi universitelerini kurarlarken, o her zaman ovunerek ve gurur duyarak sahip ciktiklari Roma ve Yunan uygarliklarini mi yoksa biz, Turk'lerin uygarligini mi ornek almislardir?

Ben sanki cevabi biliyorum ama...


Yasin
16 yıl önce - Pts 19 Oca 2004, 16:11

Serhan demiş ki:


Peki size gore, Avrupa'lilar ve Amerika'lilar kendi universitelerini kurarlarken, o her zaman ovunerek ve gurur duyarak sahip ciktiklari Roma ve Yunan uygarliklarini mi yoksa biz, Turk'lerin uygarligini mi ornek almislardir?


Alev Alatlı'nın İslam'ın Batı'ya etkisi üzerine güzel bir çalışması vardı.

O kitapta yazdığına göre, Batı Avrupa kendi üniversite örgütlenmesine giderken İslam dünyasındaki medrese sisteminden esinlenmiş.

Oxford Üniversitesi kurulurken Büyük Selçuklu Veziri Nizamülmülk'ün kurdurduğu üniversiteyi kendine temel alınmış.

Ben onun yalancısıyım


En son Yasin tarafından Pts 19 Oca 2004, 16:19 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


Okan

16 yıl önce - Pts 19 Oca 2004, 16:13

Serhan demiş ki:
Gelelim simdi asil konuya:

Makaleyi zevkle okudum, sagol Burc..

Buna ragmen, Universite Uygarliga Turklerin katkisidir demek pek inandirici gelmiyor bana.

Tarihte Buyuk Selcuklu Turk'lerinden once de yok muydu "universite"(yazarin tanimiyla "Bilgilerin uretildigi ve yayildigi yer") Orn. Eski Yunan ve Roma uygarliklarinda? Pek tabi ki de vardi.

Peki size gore, Avrupa'lilar ve Amerika'lilar kendi universitelerini kurarlarken, o her zaman ovunerek ve gurur duyarak sahip ciktiklari Roma ve Yunan uygarliklarini mi yoksa biz, Turk'lerin uygarligini mi ornek almislardir?

Ben sanki cevabi biliyorum ama...


En gelismis Eski Yunan sehirlerinden biri olan Efes'te, Kutuphane, tiyatro, at yarisi yapilan yer var ama universite yok bildigim kadariyla.

Amerikalilar universitelerini kurarken degil, devletlerini kurarken eski Yunan ve Roma uygarliklarini ornek almislardir, ve eski Yunan uygarliginin yozlastigi gibi yozlasmasin diye onlemler almislardir ve bunu yaparken de hristiyanlik ve yahudilik kulturuyle bir sentez yapalim derken, isin ayarini kacirmislar, laikligi bile en basindan pic etmislerdir. Amerika'daki politik sistem su anda gelismis ulkeler arasindaki en yozlasmis, paraya ve guce dayanan bir sisteme donmustur, yani reform edilmesi zor ve de imkansiz olan bir sisteme donmustur.

Nasil Istanbul zamaninda, Yeni Roma olarak kurulmussa, Amerika'da ayni sekilde.

Yani bunun nedeni, kendi orijinal fikrini yaratamayan bazi elemanlarin, tekeri yeniden icat etmeye ne gerek vardan cikarak yeni utopik bir ulke kurmaya kalkmalari. Tabii bu yapilirken, kizilderililere yazik olmus, Afrika-Amerika zenci kole tasima servisleri palazlanmistir.

Ingilizler de kendilerini sabahlari tras olduklari, kadinlarin ellerini opup alinlarina goturmedikleri icin dunyadaki tek medeni ulus zannetmisler, ama bu arada dis sagliklarini da medeni olarak ihmal etmislerdir. 1980'lerde bile utanmadan gidip Falkland adalarindaki medeniyeti kurtarmaya calismislardir.

Bu arada "ilk akil hastanesi" ve Psikiatri de Turklerin uygarliga katkisi olabilir, muzik ruhun gidasidir muhabbetleri de.


Besim
16 yıl önce - Çrş 21 Oca 2004, 14:04

üniversite demişken,bir yabancı hoca üniversiteyi şöyle tanımılamış,aktarıyorum:''university is the place in which we take simple things and complicate them for you''...



sayfa 1
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET