Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1
Akın Kurtoğlu

14 yıl önce - Cum 23 Ksm 2007, 05:38
Dinlediğimizde, Çeşitli Taşıtları Çağrıştıran Enteresan Şarkılar...


Alıntı:
Biletçi amcalar, acayip gidişleri ve farklı vites kolu olan alçak tabanlı, geniş kapılı Leylandlar, bir yana meğil etmiş Bussingler, yuvarlatılmış köşeleriyle Mercedesler; Boynuzlu ve sessiz troleybüsler.. DURACAK yazısını yakmak, yakarken "TINN" sesini duymak, tavandaki tutacak kollarına uzanmaya çalışmak, Eminönü meydanında kaset satılan ahşap el arabalarından gelen ayağında kundura şarkısı..

Ben de ne zaman o senelere ait bir resimde veya filmde, Eminönü iskelelerine bağlamış halde Şirket-i Hayriye'den devşirme eski bir vapur görecek olsam, hemen zihnimde "dom dom kurşunu" ve "Ah o gemide ben de olsaydım" parçaları çalmaya başlar otomatik olarak... Hani, insan hafızası, birtakım maddelerle, eşyalarla ya da kokularla ilişkiler kurar ya... Bende de nedense bunlar çağrışıverir hemen...

O yıllarda Eminönü, 1, 2, 3 ve 4 numaralı iskelelerin hepsinde birer sabit kasetçi dükkânı vardı ve bunlar yüksek volümlü kolonlarla, dışarıya en son çıkan şarkıları çalarlardı (Neşe Karaböcek, Hurşit Yenigün, Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur (hatta bu ikisi birbirleriyle yarışırlar ve her 3 ayda bir karşılıklı kaset çıkartırlardı), İbrahim Tatlıses, Nilüfer, Yıldırım Gürses, Zeki Müren, Nejat Alp ve Zeki Alasya-Metin Akpınar ikilisinin o meşhur Devekuşu Kabare'deki canlı tiyatro kayıtları)... Eminönü'nden gelip-geçenler muhakkak bu dükkânların önünde 5-10 dakika soluklanır, hiç değilse birkaç parça veya skeç dinlerlerdi (Hakan_1970, Mustafa, Semih, Necdet Cevahir, Kemal çok iyi hatırlarlar ).

Ama, nedense "domdom kurşunu" kafamda Eminönü ile özdeşleşti seneler senesi... (Aksi gibi de bu türküden tek kelimeyle nefret ederim... ) Öğlen yemeklerinde okuldan çıkıp da Eminönü'ne kaçtığım vakitler, yarım saat-kırk dakika boyunca elimdeki not defterine birtakım notlar alıp, etrafımdaki türlü çeşit taşıtı adeta projektör duyarlılığıyla tarar iken, fondan da bu türküyü çığırırlardı hiç durmaksızın... "Kaşların arasına domdom kurşunu deeeğdiii... Bir avcı vurdu beeeniii... Gel gel gümüleee geeel, gel gel gümüleee gel böğrüme, domdom kurşunuuu..." (Allah'ım, kâbus gibi. Yahu düşünsenize; 40 dakika boyunca sürekli olarak başa alınarak tekrarlanan bu eseri dinlemek durumundasınız ) Yine de nadiren de olsa biryerlerde ne zaman duysam, o günleri hatırlatıyor bu türkü bana... Bundan ötürü pek de fazla kız(a)mıyorum...

Bir de Hurşit Yenigün'ün, neredeyse ayda bir çıkarttığı kaset serileri vardı. Cıvıl-cıvıl, insanın içini kıpırdatan parçaları alır, birbirine ekleyip 30 dakikalık inanması güç potburiler yapardı ekibiyle birlikte Hurşid Yenigün... Sonra da oturup son derece enteresan isimler verirdi bunlara: Pop Gırgıriye, Pop Fasıl, Çiftetelli Turkiko... gibi... İşte bu potburilerin birinin içinde geçen "Ah o gemide ben de olsaydım, açık denizlere yol alsaydım, vızgelirdi herşey inan bana..." şeklinde devam eden (daha ilerisini unuttuğum için üç nokta koydum ) bir şarkı vardı ki, potburi akışı içinde muhakkak bu parçanın sırasının gelip çalınmasına kadar oradan ayrılmaz ve beklerdim. Bir taraftan da gözlerim vapurlarda; "Güzelhisar", "Ülev", "Suvat", "Göztepe", "Burgaz", "Haydarpaşa", "Beylerbeyi", "Boğaziçi", "Erenköy", "Küçüksu", "Halâs", "Sarıyer, "Büyükdere", "Altınkum," "Kalender"de iken...

Belki de 15 dakika sonra Pertevniyal'e dönerek, öğleden sonra devam edecek olan derslere katılma mecburiyetinde olduğum için, bilinçaltım bu parçayı bana sevdirmekteydi. Hiç değilse, şarkı vâsıtasıyla dahi olsa bu vapurlara bindiğimi mi hayal ediyordum, ne yapıyordum? Kimbilir?!

İşte, bu güzel parçayı da ne zaman işitsem, gözümün önüne muhakkak; Eminönü "4" numaralı iskele ile eski Galata Köprüsü'nün rıhtımla kesiştiği nokta, Türk Ticaret Bankası'nın bu kesimdeki üstgeçidi, altındaki toptan sabun satış mağazası, 62 ve 63A numaralı İETT plantonlukları, uzun bacalı vapurlar, hatta köprünün altından geçen ve geçerken de bacasını 45 dereceye yakın kırarak dışarıya simsiyah dumanlar savuran bir çatana gelir... (Aaaah gençlik, nerelere gittin? Neyse, hâtıralar cebimizde saklı kalmış bari... )

(+)

(+)

O senelerde, Lise-1 karne hediyesi olarak bana alınan Zenith'imle çektiğim arşivimden 2 foto... Aşağı-yukarı tam da bahsettiğim açılar... "Domdom Kurşunu Değdi" ve "Vakit yok, gemi kalkıyor artık" adlı parçaları bulamadım ama, bari bahsettiğim mekânın resimlerini iliştireyim dedim...

Akın KURTOĞLU


Necdet Cevahir
14 yıl önce - Cum 23 Ksm 2007, 08:07

Valla aklıma ilk Sezen Aksu'nun 80 li yılarda söylediği meşhur Şinanay geldi..

Sözleri Melih Cevdet Anday'a bestesi Onno Tunç'a ait parça şöyle..

Ada vapuru yandan çarklı
Bayraklar donanmış cafcaflı
Simitçi, kahveci, gazozcu
Estirir de ada yeli estirir
Seni sevindirir beni küstürür

Lüküs kamarada kimler oturur

Müslümanı, Yahudisi, Urumu
İsporcusu, ihtiyarı, veremi
Kiminin saçı uçar kiminin eteği
Estirir de ada yeli estirir
Seni sevindirir beni küstürür

Lüküs kamarada kimler oturur

Bende bir anısı filanmı? Yoo, öylesine aklıma geldi yazdım. Doğrusunu söylemek gerekirse ben bu parçayı fazlada sevmezdim


Cem Telgeren
14 yıl önce - Cum 23 Ksm 2007, 12:55

Yıl :1982. O yıllarda İstanbul'da (Anadolu yakasında) okuyorum. Bursa gözümde tütüyor. Ders yarı yılının bitip Bursa'ya döneceğim günleri iple çekiyorum. Tam da o günlerde bir Türk Sanat Müziği bestesi dikkatimi çekiyor:

Yemeni bağlamış telli başına,
Zülüfleri düşmüş hilal kaşına,
Henüz girmiş onüç-ondört yaşına,
Edalı işveli köylü güzeli.

Gel seni köylü kız, alıp kaçayım,
Telli duvağına, altın saçayım,
Seni bu diyardan, alıp kaçayım,
Edalı İşveli, köylü güzeli.


Nedense bu şarkıyı her dinlediğimde hayalimde Harem'den otobüse binip Bursa'ya gittiğim canlanıyordu. O yıllardaki şehirlerarası yolculuğun tek hakim otobüsü olan O302 lerin motor sesinin, otobüsün içine yansıyan o muhteşem vınlamasının eşliğinde bu şarkıyı dinlemenin muhteşem bir şey olacağını düşünüyordum hep, şarkı dinlemekle otobüs motor sesinin ne alakası varsa artık.

Neyse derken günler günleri kovaladı, Bursa'ya gitmek için beklediğim günün gelmesi için çektiğim ipin nihayet sonuna erdim ve yarıyıl bitti. Aman Allahım artık gözümde tüten sevgili memleketim Bursa'ma dönebileceğim. İçim içime sığmıyor. Derken ben artık yola çıkabilmek için dakikaları, ne dakikası resmen saniyeleri saymaya başladığım bir anda okulumuzda İzmir-Balıkesir ve Bursa yönüne gidecek arkadaşlarımızla birlik olup tuttuğumuz otobüsümüz okula geldi. Yepyeni gıcır gıcır bir O302 idi otobüsümüz. Neyse otobüse binip yerlerimize yerleştik ve aylardır hep hayalini kurarak avunduğum Bursa yolculuğumuz başladı. İçim içime sığmıyordu. Çok mutluydum. Bursa'ya gidiyordum. Arkama yaslandım ve O302 nin o muhteşem motor vınlaması eşliğinde bir süreliğine de olsa veda ettiğim İstanbul'un otobüs penceresinden yansıyan görüntüsünü izlemeye koyuldum.

E5 üzerinde (O zaman henüz ne TEM ne de Eskihisar-Topçular Feribot hattı var meydanda. Bursa'ya karayolu ile gitmek için İzmit Körfezini dolaşmak gerekiyor.) bir süre daha yol alıp artık yavaş yavaş
İstanbul'un dışına çıkmaya başladığımız bir noktada şöförümüz teybi açtı ve kasetlerinin arasından bir kaset seçip teybe taktı. O da ne? Birden otobüsün içine yukarıda anlattığım ''Köylü Kızı'' şarkısının nağmeleri dolmaz mı? Aylardır kurduğum hayalim gerçek olmuştu. İşte bahsettiğim o motor vınlaması ile çok sevdiğim bu şarkıyı nihayet aynı anda duyabiliyordum. Bu benim için muhteşem bir andı... İnanın o yolculuk benim hayatımda yaptığım en keyifli şehirlerarası otobüs yolculuklarından birisi olmuştu.

Şimdi düşünüyorum da aradan tam 25 yıl geçmiş. Yani o yolculuğu yaptığım gün doğan bir çocuk şimdi 25 yaşına basmış ve belki de evlenip çoluk çocuğa bile karışmış bir delikanlı olmuş. Akın Üstad soruyor yukarıda ''Gençiğimiz nereye gitti?'' diye. Bu soruya cevap bulursan şayet bana da haber ver Akın Üstad. Ben de hep bu sorunun cevabını arıyorum ama zaman su gibi akıp giderken bir türlü bulamıyorum. Yoksa şu Leylandlar İkitelli Garajı'nda yan yatırılıp seferden kaldırıldıklarında ya da Suvat,Ülev,Büyükdere,Ortaköy,Halas,Güzelhisar jilet olmaya giderken bizim gençliğimiz de mi onların içinde kaldı, ne dersin Akın Üstad?


mustafa mavi

14 yıl önce - Cum 23 Ksm 2007, 13:08

Gene döndük gerilere bee,
Eminönü ve şehir hatları vapurları denince aklıma,heleki Akın beyin resimlerini görünce, İbrahim Tatlıses ve MAVİ MAVİ geliverdi birden,o resimlerdeki zaman diliminde meşhurdu bu şarkı ve o yıllarda bu şarkıdan dolayı herkes bana Mavi diye hitab ederdi...

Çocukluğumun şehirler arası yolculukları hep 302 lerde geçti ve o zamanların 1 numarası(kaptanların dinlediği) Orhan Gencebay dı...


abhazyalı ugur
14 yıl önce - Cum 23 Ksm 2007, 16:12

http://wowturkey.com/t.php?p=/tr194/Akin_Kurtoglu_em1.jpg

Bu resmin üç ay önce çekilmiş halimidir diye düşünüyorum.



(+)




Emre Güray
14 yıl önce - Cum 23 Ksm 2007, 17:26

Dinlediğimde, çeşitli taşıtları çağrıştırmadan öte direkt kendisini anımsadığım şarkılarım baya bir fazla ,

Örneğin, İzmir'e gidiyorsam Manisa'dan sonra, Ayvalığa gidiyorsam Havran'dan sonra ki genelde sabaha karşı oluyor, Radyo 1'de hiçbir zaman değişmeyen o saatte çalan fiks parçam: (Güftesi Bekir Sıtkı Erdoğan, Bestesi: Gültekin Çeki'ye ait olan rast makamındaki eserimizle yayınımıza devam ediyoruz KARA GÖZLÜM )

Kara gözlüm efkarlanma gel gayrı
İbibikler öter ötmez ordayım
Mektubunda diyorsun ki gel gayrı
Sütler kaymak tutar tutmaz ordayım

Dağlar taşlar bu hasretlik derdinde
Sabır sebat etmez gönül yurdunda
Akşam olur tepelerin ardında
Daha güneş batar batmaz ordayım

Bahar geldi koyun kuzu koklaştı
İki aşık dört senedir bekleşti
Kara gözlüm düğün dernek yaklaştı
Vatan borcu biter bitmez ordayım

Tabi bu parça bana ister istemez taşıtlarda çağrıştırıyor, o saate kadar direksiyon sallamışız bu şarkıda nedense hep ya 1210 ford cargo kamyon, yada bmc fatih kamyon önüme düşüyor, parçayla beraber bende rast makamına giriyorum

Birde Otobandan Ankara'ya gidiyorsam her dönüşünde Abant Gişeler'e gelmeden hep denk gelmesede Radyo 1'de 2.fiks bir parçam daha var, segah makamında eserimiz Karam

Köprüler yaptırdım gelip geçmeye
Çeşmeler yaptırdım suyun içmeye karam
İçmeye karam
Kavli karar ettim alıp kaçmaya
Boşa kostaklanma kostak değilsin karam
Değilsin karam aman aman değilsin karam

Çıkma pencereye zülfün tellenir
Beyaz giyme eteklerin kirlenir karam
Kirlenir karam
Gelme meyhaneye adın dillenir
Boşa kostaklanma kostak değilsin karam
Değilsin karam aman aman değilsin karam

Armudun dadında pazar eyledim
Kaşına gözüne nazar eyledim karam
Eyledim karam
Seksen şeftaliyi pazar eyledim
Yanılıp ta yüz almışım bilemem karam
Bilemem karam aman aman bilemem vay vay

Bu parçada ise otobanda bütün taşıtlar kendi şeritlerini kilitleyip gittikleri için sadece kendi aracımı aklıma getiriyor


fatih küçük
14 yıl önce - Cmt 29 Arl 2007, 20:19

"trik trak trik trak olur mu hiç çalışmamak.."
bu şarkıyı dinlediğim zaman aklıma bedford kamyonlar gelir..


Orçun_56
14 yıl önce - Çrş 02 Oca 2008, 22:26

Ne kadar ilginçtir Sezen Aksu'nun yazdığı ve Levent Yüksel'in yorumladığı ''Zalim'' isimli parçayı dinleyince klibindeki M.A.N. kamyondan mıdır bilmem.Bizim İett deki M.A.N.'lar aklıma geliyor...

Müslüm Türkses
14 yıl önce - Çrş 02 Oca 2008, 22:28

Garip Gelecek Ama.

1992 Müslüm Gürses'in Albümünden; ''Adını Sen Koy'' isimli parça,bana 1992 Europa O303 V8'i hatırlatıyor.


:BARIŞ:

14 yıl önce - Çrş 02 Oca 2008, 22:29

İbrahim Tatlıses 'in Yallah şöför yallah şarkısı aklıma eski minibüsleri getiriyor.

Alişan'ın Şöför adlı parçasıda İveco M14 minibüsleri getiriyor aklıma.



sayfa 1
ANA SAYFA -> ULAŞIM