Burç sağolsun bunu büyütüp koyunca durum açikliga kavustu,yani yeni bir "Doğan görünümlü Sahin" olayı ile karsilasıyoruz burada.
Evet Buca ve Ege adalari civarini kirmiziya boyamışlar ama altinada bir meşhur "fine print"lerden birini koymuslar.
Ne demisler bu "fine print" te?
"Rüzgar Türbini halihazirdaki potansiyelin %20 si ile % 30 unu kullanabilir" buyurmus beyefendiler.
Yani "biz bu yukardaki hesaplari yaparken kaç saat kullanilabilecegini kaale almadik,bunu kaale alirsaniz bu hesaplarda bulunan rakamlarin %20 ile % 30 u arasinda olur üretiminiz" diyor bu beyler .
E o zaman o bölgeleri kirmiziya degil sariya boyamaniz gerekir ama,öyle degilmi ?
Yani artik diyorum bu "Türk Türk'ü uyutur" anlayişını birakip herkezin kullandigi standartlari kullansak nasil olacak ? .
Daha evvel koydum galiba ama biraz büyuterek yine koyayim siteye bu Turkiye'nin "Dogan görünümlü Sahin" türunde degil gercek,yani üretin saatlerinide hesaba katarak yapilmis "rüzgar haritasi" dir, gördugunuz gibi Türkiyede "Kirmizi" bolge yoktur,sadece sari bölge vardir.
Onun icin kimse kimseyi uyutmaya çalışmasin,kavram oyunlari yaparak.
Onun icin kimse kimseyi uyutmaya çalışmasin,kavram oyunlari yaparak
Kimse kimseyi uyutmuyor merak etmeyin. EİE'nin haritası kırmızı bölgenin genel ortalamsı ,kırmızı bölgede yükske randımanla çalışan ve çalışacak yerlerde var. Bozacada bunlardan birsidir. 10.2 MW kurulu güçten Devletin verdiği yıllık en üst üretim miktarı 30 milyon kWh iken, BORES yılda ortalama 38 milyon MWh üretim yapıyor, görüyorsunuz .%40'ın üstüne çıkmış.
Gene Türkiye rüzgar atlasının kırmıız alan dışında kalan ancak lokal alanlarda %30-40 arasında randımla çalışacak yerlerde var. İstasyon ölçümleirne burdan bakabilirsiniz.
Devletin verdiği yıllık en üst üretim miktarı 30 milyon kWh iken, BORES yılda ortalama 38 milyon MWh üretim yapıyor, görüyorsunuz .%40'ın üstüne çıkmış.
Bakın Atakan Bey,toramancada çok kullanilan bir deyim vardır ,derlerki "If it's too good to be true, it probably is".
Bu sizin yazdiklariniz bana hemen bunu hatırlattı.
Dunyanın rüzgar enerjisi uretimine en uygun bölgelerinde yani Kuzey denizi ve Iskoçya civarında kurulu ruzgar santrallerinin kapasite faktorleri % 20 ler, % 30 lar civarında dolasirken,bizim California rüzgar santrallerinin ortalama kapasite faktörü % 21 iken,kendi koyduğunuz rüzgar atlasini hazirlayanlar kapasite faktörünün ancak % 20-30 olabilecegini söylöyorlarken, siz bana bütün dünyadaki rüzgar enerjisinden elektrik uretenlerinin rüyalarina girecek bir rakam söylüyorsunuz,üstelik bu rakamıda Bozcada gibi Kuzey Denizi ve Iskoçya sahilleri kadar uygun olmayan bir yerde elde ediyorsunuz.
Butun dunyada yenilenebilir enerji kaynaklari kamu tarafindan subvanse edilmektedir,dogrusuda budur,ama bu BORES hakkinda yazdiklariniz benim aklima bir "acaba" sorusu getirdi.
Turkiyede bu isin subvansiyonun nasil yapildigi hakkinda fazla bir bilgim yok,ama eminimki Afrika kiyilarinda Mauretenia sahillerinde rüzgar santralleri kurup oradan Avrupa'ya enerji nakletmeyi planlayan Avrupalilar,Bozcaada'yı bilselerdi eminimki Mauretenia'yı bırakip Bozcaada'ya koşarlardı.
Dedigim gibi rüzgar enerjisi M.O 3000 yil evvelde kullaniliyordu simdi kullaniliyor gelecektede kullanilacaktir.
Ama şunuda hiç unutmayin,gemilerin tarifeli seferleri buharlı gemiler ile birlikte baslamıştır,yelkenliler devrinde gemiler yine mevcuttu,ama tarifeli sefer diye bir şey mevcut değildi.
Cünki yüzyillar evvel yasamis olan atalarimiz ,rüzgar enerjisi ile tarifeli seferler yapilamayacağıni biz torunlarından çok daha iyi biliyorlardı.
Umarım bu "Rüzgar" hikayesi "Dogal Gaz" gibi devleti yani halki kaziklamaya yönelik bir yeni bir tezgah değildir.
Korfez bölgesinde topun ağzındaki ülkenin Iran değil Suudi Arabistan olduğunu,eger çok yüksek olan dahili fosil yakit tuketimlerini azaltıp,ihraç edebilecekleri enerji mikdarini koruyamazlarsa başlarına çok kötü şeyler gelecegini bir çok kez yazdım.
Herhalde Suudi din kardeşlerimiz WOWTURKEY i yakından izliyorlarki gerekli tedbirleri almaya başlamışlar hızla, başlarına bir şeyler gelmesin diye.
Nukleer santrellerden sonra şimdide "Güneş Enerjisi" işine daliyorlar.
Goruyorsunuz ki 2005 yılından bu yana rekor fiyatlara rağmen dunya petrol uretimi artirilamamistir,zirve platosu civarina seyretmektedir
Burada konuştuğum sıradan insanlar "tekel" durumundaki petrol şirketlerinin bilerek üretimi azalttığını, bu sayede fiyatları yükselttiğini düşünüyorlar. Varil maliyetini 5-6 dolar artırarak birkaç yüz metre daha derinleştirmek mümkünmüş diyorlar. Ama onu yapmak istemedikleri için üretimi bilerek kısıyorlar diyorlar.
Tabii ben Ümit Ağabey'i dinledikten sonra bunlara pek inanmıyorum.
Burada konuştuğum sıradan insanlar "tekel" durumundaki petrol şirketlerinin bilerek üretimi azalttığını, bu sayede fiyatları yükselttiğini düşünüyorlar. Varil maliyetini 5-6 dolar artırarak birkaç yüz metre daha derinleştirmek mümkünmüş diyorlar. Ama onu yapmak istemedikleri için üretimi bilerek kısıyorlar diyorlar.
Genellikle insanlar boyle "urban legend" lere inanmaya meyillidirler.
Bir defa bu petrol "tekelleri" yani Exxonmobil'ler,Shell'ler,BP ler vs bugün dünya petrol piyasasinin sadece %10 kadarini kontrol etmektedirler yani bugunki durum 70 lerdeki durumdan epeyce farklidir.
Aksine ellerindeki butun imkanlari kullanarak en olmayacak yerlerden petrol cikarmaya calismaktadirlar,birakin bir kaç yuz metreyi bir tarafa,kilometrelerce okyonus tabanina inip ondan sonrada yine kilometrelerce tabanda sondaj yapilmaktaddir eger bunlar yapilmamis olsa bugun petrol benzin istasyonlarinda degil eczanelerde satilirdi.
Malesef insanlar "Yananla yenene dağlar dayanmaz" atasözünü hiç hatırlamak istemezler her nedense.
Burada konuştuğum sıradan insanlar "tekel" durumundaki petrol şirketlerinin bilerek üretimi azalttığını, bu sayede fiyatları yükselttiğini düşünüyorlar. Varil maliyetini 5-6 dolar artırarak birkaç yüz metre daha derinleştirmek mümkünmüş diyorlar. Ama onu yapmak istemedikleri için üretimi bilerek kısıyorlar diyorlar.
Tabii ben Ümit Ağabey'i dinledikten sonra bunlara pek inanmıyorum.
Ben de inanmiyorum, Bunun en buyuk sebeblerinden birisi, Borsalardir, degerli madenler, hububatlar v.s. Dunyada malesef cok cabuk gerceklerden uzaklasiliyor,
Yapilan bircok seyi sanal olarak goruyorum, ama kendi tedbirlerimi aliyorum, bence herkez de almali.
Suanda Dunyada cok daha buyuk bir kriz gelecek ve aslin gercek bir kriz degil, tamamen sanal, ve suni. Bu isin icerisindeki ulkelerde, Ingiltere ve Amerika olarak dusunuyorum, Uretmeden kazanma yoluna gidiyorlar,
Bu yaptiklari oyunun belkide onlara daha fazla zarar verebilecek. yalniz kalabilirler..
Ulkelerin birbirine guvenleri tamamen azalacak, gibi.
Suanda hububat fiyatlarinda, muthis artislar var ve kriz olarak her urune yansiyor ve herseyi tetikliyor,
Size ornek vericem, suan dunyada misir fiyati % 31 kadar, princ fiyati % 74 kadar ve bugday fiyati ise, % 130 kadar artti. spanyada ev satislari gecen yila gore % 45 civari dustu, Araba satislari % 28 civari, Beyaz esya ise %35 civari, Issizlik de artiyor malesef ,
Kimse de birsey alip satmak istemiyor..
Eger Turkiyede diger siyasi kriz olmasa idi Turkiye bu durumu lehine cevirebilecekdi, Ustelik Gap projesine yapacagi yatirim ile, Turkiye Kendi kendine cok rahat yetecek ve ekonomisine gida yolu ile cok buyuk katkisi olabilir.
Halen Turkiye onunde bir firsat var, Bu kapatma davasini su hikayeye benzetiyorum, birisi bir maymunu aldi ustumuze atti, nereye atilsa, birinin ustune yapisiyor kaliyor.
Umarim Turkiye Bunu cabuk atlatir.
Bu olanlara ragmen, Suan Turkiyede Cimento yok satiyor.