2007 tarihinde yayınlanan bilimsel bir raporda halihazır üretilebilir petrol rezervlerinin yaklaşık olarak 1.2 trilyon varil olduğu belirtilmektedir(1). Yıllara göre ileriye yönelik üretim ve dolayısı ile tüketim değerleri projeksiyonu ile bu rezervlerin 35-40 yıl içinde tüketileceği (başka hiçbir rezerv ilave edilemezse) hesaplanmaktadır. Ancak, ispatlanmış rezervler yanında, dünyada her yıl rezervuar hacmi hesaplamaları tekrar tekrar yapılan bir de potansiyel rezervuarlar vardır. Zaman içinde, bugüne kadar olduğu gibi ileride de olması muhtemel üretilebilir rezerv tespitleri bu potansiyel rezevuarlardan oluşacaktır. Yine bilimsel raporlara göre (2) Halihazır üretilebilir rezervlere bir o kadar daha yeni rezerv katılması muhtemeldir. Daha fazlası da gerçekleşebilir. İyimser bir görüşle 45-50 yıllık petrol rezervimiz olduğundan bahsetmemizin hiçbir yanlış tarafı yok! Burada bahsedilen değerlerin “erişilebilir” ve “erişilmesi muhtemel” petrol rezervleri olduğu gerçeğidir. Petrolun 6 ana jeolojik devirde oluştuğu kabul edildiğine göre hiçbir zaman erişilemiyecek rezervuarlardan bahsetmiyoruz tabii. Buda, petrolun fiziki olarak bitmeyeceği, ancak üretilebilir olmaktan çıkacağı manasına geliyor.
Bugünkü dünya petrol tüketim hızı yaklaşık 85 milyon varil/gün. (Yaklaşık 1/3 ü Amerikada tüketiliyor). Yerine büyük çapta bir başka enerji konulamazsa, 2040 yılındaki tüketim hının 125-130 milyon varil/gün olacağı tahmin edilmektedir.
2010’dan sonar 2000 li yıların yarısında gerçekleşen zirve üretimin bir daha gerçekleşemiyeceği fikrinize saygı duyuyor ama katılamıyorum. Gelişmekte olan ülkelerin enerji talepleri eğer bu sene yeni bir enerji türü ikame edilmezse nasıl karşılanacak? Yani siz dünyanın ekonomik çöküşe mi gideceğini iddia ediyorsunuz?
(1) BP Statistical Review of World Eneregy, June 2007
(2) ABD Enerji Bakanlığı, United States Geological Survey Data
ni siz dünyanın ekonomik çöküşe mi gideceğini iddia ediyorsunuz?
Artik iddia etmiyorum cunki zaten dunya ekonomik cokuse gecti.
Iddiam suydu,dunyada ekonomik buyume grafiklerinin siteye koydugum "petrol uretim grafigini" nin seklini alacagini soylemistim,gordugunuz gibi oldu.
Artik buyume denen seyi unutup kuculme ile yasayacaksiniz,buda gayet normal cunki herseyi kisitli .sinirli olan dunyamizda sinirsiz bir buyume olamiyacagini ilkmektep talebelerinin bile hemen gorebilmesi gerekirdi,öyle degil mi ?
En buyuk sorununuzda 20 milyonluk sehir Istanbulun gida ihtiyacini karsilayabilmek olacaktir.
2007 tarihinde yayınlanan bilimsel bir raporda halihazır üretilebilir petrol rezervlerinin yaklaşık olarak 1.2 trilyon varil olduğu belirtilmektedir(1).
Aydoğan bey, verdiğiniz kaynaktaki yazılara baktığımızda rezervi ispatlanmış miktarların yanısıra, bulunması tahmin edilen rezervler de vardır.. Bu rezervler de tabii hayali rezervlerdir.. Mesela 1980li yıllarda yaşanan kota savaşları sonrasında rezervlerdeki şüpheli, şaibeli artışları bugün çoğu petrol karteli kullanmaktadır.. O yüzden bu rezervler hayalidir, şaibelidir ve bunlara güvenmemek gerekir..
Bununla ilgili araştırma okumak istiyorsanız daha önce linkini koyduğum Müsiad Türkiyenin Enerji Ekonomisi ve Petrolün Geleceği makalesine bakabilirsiniz..
Alıntı:
Bugünkü dünya petrol tüketim hızı yaklaşık 85 milyon varil/gün. (Yaklaşık 1/3 ü Amerikada tüketiliyor). Yerine büyük çapta bir başka enerji konulamazsa, 2040 yılındaki tüketim hının 125-130 milyon varil/gün olacağı tahmin edilmektedir.
İşte bu kısım yanlış.. 2010dan itibaren 85 mbd seviyesi bir düşüşe geçicektir, yeni rezervler şu anki üretim sahalarının düşüşlerini karşılayamamaktadır.. Yani 2040 senesinde dünyanın 125 mbd seviyesine ulaşması için kaç tane Suudi Arabistan keşfetmek gerekir tam bilemiyorum ama öyle bir şey olması mümkün değildir.. Sandığınız gibi değil de 2040 seviyelerinde üretim 20-30 mbd seviyelerinde olucaktır.. Bu da sizin yukarıda söylediğiniz 50 senelik rezervimiz kaldı sözünü ispatlar niteliktedir.. Hatta 2060ta bile petrol kullanılacaktır fakat bunun günlük üretim miktarının ne kadar olucağını tam bilemiyorum..
Alıntı:
Yani siz dünyanın ekonomik çöküşe mi gideceğini iddia ediyorsunuz?
Aslında ediyoruz da denemez, çünkü ekonomik çöküş başladı bile..
Aydoğan bey, bu krizin diğerlerinden farkı diğer krizlere hiç mi hiç benzememesidir..
Alıntı:
En buyuk sorununuzda 20 milyonluk sehir Istanbulun gida ihtiyacini karsilayabilmek olacaktir.
Ümit abi, 20 milyon değil 12,6 milyon.. Geçen hafta saydık..
Karne dönemi başladığında ben ilk sene içerisinde nüfusta ani bir 3-4 milyonluk düşüş olucağını tahmin ediyorum.. En azından ben kesin gideceğim..[/quote]
Daha önceki sayfaları tavsiyeniz üzerine okudum. Gerçekten kayda değer bilgiler aktarılmış. Bu konuda fikirlerini beyan edenleri takdir ediyorum. Fakat genelde, katı bir karamsarlık seziyorum.
Ben 70’ li yaşlara gelmiş bir petrol mühendisi olarak olaylara bu kadar kötümser bir pencereden bakmıyorum.
Benim esas savlarımdan biri, petrol fiatlarındaki bu anormal değişimlerin, salt bir arz-talep dengesizliği, bir jeopolitik olay, Çin taleplerindeki beklenmeyen artışlar vs. gibi daha önce sıraladığım nedenlere bağlı olmadığıdır. Hatta, sizin değindiğiniz ve yanlış anlamadıysam “üretimde tepe noktası”na ulaşılması da.. Eğer böyle olsaydı son 3-4 aydır yaşanan sürpriz fiyat düşümü nasıl izah edilebilir? Yine de bu faktörlerin herbirinin belirli bir seviyeye kadar etkili olacağı gerçeğini de kesinlikle gözardı etmiyorum.
Buradaki iddia sahiplerinin konsept olarak temel dayanak olarak aldığı “maksimum üretim” hızına (tepe noktasına) henüz gelindiği savı teknik bakımdan pek mümkün değil.
Bu tabir, literatürdeki bazı iddialara rağmen şimdiki şartlarda biraz göreceli (izafi) değer taşıyor. Rezervuar basıncı ile (artezyen dediğimiz) akan petrol kuyularında (doğal gaz kuyularında olduğu gibi) hiçbir zaman kuyu başında serbest akışa müsaade edilmez. Yani petrol kuyuları full açık değildir. At-Başı (horse head) ile üretim yapılan rezervuar basıncı düşük sahalarda ise kuyuların üretim hızları, at başlarının (rod) strok uzunluğu ve strok sayısı ile ayarlanır, ve bunlarda duruma göre maksimum’ların altındadır. Şunu söylemek istiyorum, bugün peak (tepe) şeklinde adlandırılan üretim hızı 85 milyon varil/gün, bunun çok-çok üstüne çıkarılabilir. Ama neticede ne olur, talep fazlası oluşacağı için bir yerlerde stok mecburiyeti doğar, fiyatlarda düşme eğilimleri başlar. Dolayısı ile, üretim hızının bazı marj’lar dışında talebi takip ettiğini söyleyebiliriz.
Dikkat etmemiz gereken bir diğer husus, son 10-15 yıl içinde doğal gazın elektrik üretiminde, sanayideki ısıl proseslerde, buhar üretiminde gittikçe artan oranlarda, petrolu ikame ettiği ve ileriki yıllarda daha da artan hızlarda ikame edeceği gerçeğidir. Dünya doğal gazının yaklaşık 150 trilyon m3 olan rezevlerinin (1) mevcut trendlerde ve artan ikame oranlarıda gözönüne alınarak en az 60 yıllık bir rezev’e denk düştüğü hesaplanmaktadır (ortadoğuda 100 yıl).
Petrolun önümüzdeki birbirini takip eden 10 yıllık dönemlerde dünya ekonomisi içindeki ağırlığı ve önemi tedricen azalacaktır. Herşeyin çok kısa bir süre içinde altüst olacağını iddia etmek biraz gerçeklere aykırı. Yeterki, bitiş düdüğü çalana kadar hidrokarbon türü yakıtları ikame edeceğimiz başka şeyler bulalım.
Türkiyenin durumuna gelince, başımıza gelecekler bir çok Avrupa ülkesinin başına geleceklerden farklı olmayacaktır. Hatta ben, ülkemizi konumu itibari ile yine bir çok Avrupa ülkesindan daha avantajlı görüyorum. Bir nevi “Ehven-i Şer!”. Muhakkak bir çok tedbir alınacaktır. Muhtemel yeni teknolojiler ülkemizde de uygulanacaktır. Ancak, bunların şimdiden burada münakaşası biraz kurgu-bilim, biraz da fantezi olur.
Diğer taraftan ve bu göreceli iyimserliğe rağmen, birilerinin enerji fiyatları ile yine oynamağa devam edeceğini söylemek, herhalde bir kehanet olmayacaktır.
Selam ve sevgiler..
(1) Dünya Doğal Gaz Rezervleri Tüketimi ve Muhtemel Gelişmeler (Kaynak ABD Enerji Bakanlığı)
Eğer böyle olsaydı son 3-4 aydır yaşanan sürpriz fiyat düşümü nasıl izah edilebilir? Yine de bu faktörlerin herbirinin belirli bir seviyeye kadar etkili olacağı gerçeğini de kesinlikle gözardı etmiyorum.
Fiyatı olusturan 2 unsur vardir.
1)Arz
2)Talep
Yani fiyatin düşmesi icin iki neden olabilir
1)Ya arz artmistir,veya
2)Talep daralmistir.
Arz artmismidir son 3=4 ayda ?
Yoo aksine azalmistir.
Peki fiyatlar niye dusmustur?
Cunki talep cok azalmistir,bilirsiniz bir atasozu vardir,"Olmus esegin arpaya ihtiyaci ihtiyaci olmaz"der.
Yani esekler olunce arpa fiyatlari da duser bunun anlasilmasinin pek zor oldugunu sanmiyorum.
Fiyatlarin neden dustugunden evvel neden yukseldigini bilmek gerek,dunya petrol uretimi 2005 den beri artirilamaktadir,uretim fiyat sinyallerine cevap vermemekte yerinde saymaktadir,oysa 205 den sonra tuketim yerinde saymamis 2008 haziranina kadar artmaya devam etmistir.
Uretim yerinde sayip tuketim artmaya devam edince ne olmustur 2007 nin son ceyreginde?
Dunyada "Reserve Production Capacity" dedigimiz sey ortadan kalkmis,uretim kapasitesi ile tuketim basabas gelmistir,ama tuketim hiz kesmemis 2008 in ilk yarisindada artmaya devam etmistir,boyle oluncane olmustur.
Boyle oluncada 2008 ilk yarisinda dunya uretilenden daha cok petrol tuketmis, tuketim stoklardan cekim yapilarak karsilanabilmistir,Nisan 2008 de uretimle tuketim arasindaki fark 334000 varillik bir acik dogmus bu ise donum noktasi olmustur zira gerek ulkeleri yonetenler gerekse finans sistemi "Petrol Zirvesi" olayinin gerceklesmis oldugu buyumenin duracagini anlamislardir
Bu ise Kredi piyasalarini dondurmustur,nedenine gelince ,hicbir kredi kurulusu size,bana,Koc'a,Sabanciya verdigi krediye karsi bir emniyet almadan yani "colletral" almadan kredi vermez.
Sizin kredi almak ipotek ettiginiz eviniz,rehine verdiginiz maliniz bir "colletral" degildir,esas "colletral" büyümedir yani "Growth" dur,yani "Wachstum" dur,eger bu olmazsa ipotek ettiginiz evinizinde,rehine verdiginiz malinizinda bankalar kredi kurumlari icin bir onemi kalmaz cunki onlarda deger kaybeder,yani banka verdigi paranin ustune bir bardak soguk su icer,bunu bile bile yani buyumenin duracagini verdikleri kredilerin ustune bir bardak soguk su icilecegini bilebilede kimse lades deyip kredi vermez.
Yani bugunki krizin nedeni Nisandaki 334000 varillik farkdir.
Panik cikip deflasyon baslatinca finansal piyasalardaki deflasyon tabiatiyla reel sektorlere depresyon olarak sirayet etmistir,bu yuzdende şu anda dunya petrol tuketimi Haziran 2008 e gore gunluk 3 milyon varil kadar azalmis bulunmaktadir,eger tuketim talebi Haziran seviyesine cikarsa bu defa petrol fiyati derhal 200 dolara hatta daha ustune firlar zira uretim artik Haziran 2008 seviyesini gormeyecektir.
Onun icin bundan sonrasi Global Governance ve ulkelerin petrol ve dogal gazda karneye baglanmalari olacaktir.
Alıntı:
Dikkat etmemiz gereken bir diğer husus, son 10-15 yıl içinde doğal gazın elektrik üretiminde, sanayideki ısıl proseslerde, buhar üretiminde gittikçe artan oranlarda, petrolu ikame ettiği ve ileriki yıllarda daha da artan hızlarda ikame edeceği gerçeğidir. Dünya doğal gazının yaklaşık 150 trilyon m3 olan rezevlerinin (1) mevcut trendlerde ve artan ikame oranlarıda gözönüne alınarak en az 60 yıllık bir rezev’e denk düştüğü hesaplanmaktadır (ortadoğuda 100 yıl).
Ham hayaldir,dogal gaz petroldende daha kritik durumdadir,en kritik durumdaki fosil yakittir,dogal gaz petrol gibi degildir zirveden sonra uretim cok hizli duser,petrolde zirveden sonra yillik uretim dususleri genelde % 10 u asmaz oysa dogal gazda bu oran % 60-70 dir.
Dogal Gaz uretimi 2020 de zirve yapacak bundan sonra ise son derece hizli dusus gosterecektir,oysa petrol uretimi 35-45 mbpd araliginda uzun bir sure idare eder.
Alıntı:
Yani petrol kuyuları full açık değildir. At-Başı (horse head) ile üretim yapılan rezervuar basıncı düşük sahalarda ise kuyuların üretim hızları, at başlarının (rod) strok uzunluğu ve strok sayısı ile ayarlanır, ve bunlarda duruma göre maksimum’ların altındadır. Şunu söylemek istiyorum, bugün peak (tepe) şeklinde adlandırılan üretim hızı 85 milyon varil/gün, bunun çok-çok üstüne çıkarılabilir. Ama neticede ne olur, talep fazlası oluşacağı için bir yerlerde stok mecburiyeti doğar, fiyatlarda düşme eğilimleri başlar. Dolayısı ile, üretim hızının bazı marj’lar dışında talebi takip ettiğini söyleyebiliriz.
Sizin dunya petrol ve dogal gaz havzalarinda olan biteni pek yakindan takip etmediginizi dusunduruyor bu soyledikleriniz.
Size su kadaridini soyleyeyim:
Dunya petrol uretiminin belkemigi 10 mega petrol yatagidir,dunya petrol uretiminin yaklasik % 60 i bu 10 mega yataktan elde edilmektedir ve bu 10 mega yataktan 9 tanesinde uretim zirve yapmis ve azalmaktadır.
Dunya mega petrol yataklarinin krali olarak kabul edilen Suudi Arabistan'in muazzam Ghwar petrol yataklari inistedir cokus baslamal uzeredir,bugun Kuzey Ghawar bolgesindeki kuyularda "Water Cut" % 70 dir sene sonunda bu kuyularin bir cogu su kuyusu olmus olacaklardir.
Alıntı:
Ben 70’ li yaşlara gelmiş bir petrol mühendisi olarak olaylara bu kadar kötümser bir pencereden bakmıyorum.
Ben ise yazdiklarimin oldukca iyimser buluyorum.
En son umit1 tarafından Cum 27 Şub 2009, 23:41 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Aydoğan bey, bu işin içinde birisi olarak verdiğiniz bilgiler ile tartışmaya katkıda bulunmanız çok güzel.. Ben ve diğer arkadaşlar da üretici değil de iyi bir petrol kullanıcısı olarak bulunuyoruz..
Elimden geldiğince bilimsel açıklamaya çalışacağım..
Sanırım bir kuyuda petrol üretiminin rezervlerinin yarısına ulaştığında üretiminin zirve yaptığını ve ilerleyen süreçte de kuyu ekonomik olmaktan çıktığında ise kuyunun kapatıldığını biliyoruz..(Hubbert Teorisi)
Eğer dünyadaki bütün rezervler aynı anda keşfedilse ve aynı anda üretim yapılmaya başlansaydı bu teori birebir uygulanabilir ve doğru sonuçlar alınabilirdi..
Fakat rezerv ve üretim tarihindeki değişmeler, üretimler yapılırken keşfedilen yeni rezervler, üretimin haricindeki ekonomik ve politik olaylar gayet tabii teorinin uygulanabilirliğini azaltıyor fakat yine de Hubbert teorisi bu konuda en önemli temeldir..
Elimizde olanlara baktığımızda dünyanın belli başlı mega petrol yataklarının artık üretimlerinin zirve noktasını aşıp çöküş noktasına geçtiğini görüyoruz.. Ham petrol üretim grafiğinin bu seviyede kalabilmesi ya da artırılabilmesi için aynı şekilde dev rezervler bulunmalı ve çöküşe geçen yaşlı yatakların yerini almalıdır..
Nasıl ABD ham petrolü üretim yapıp düşüşe geçtiyse, nasıl belli başlı ülkeler üretim zirvesi yapıp düşüşe geçtiyse dünya ham petrolü de üretim zirvesi yapıp düşüşe geçecektir.. Bu bilimsel kaçınılmaz bir sondur..
Bunun olmaması için tek seçenek vardı, o da ''petrol''ün yerini doldurabilecek yeni enerji kaynağının bulunup petrolün terk edilmesiydi, maalesef o da gerçekleşmemiştir..
Peki petrol üretimi düşüşe geçerse ne olur?
Alıntı:
bunun sonucunda dunyada buyume durdu,buyume durunca pek tabi ki kredilerin geri odenmesi zorlasti,gerisi malum.
Sizin "finansal kriz" dediginiz seyin toramanca tam adi "Peak Oil Induced Deflation" (POID) dir..
Bu oldu..
Enerji artışı olmazsa ekonomi büyüyemez.. Eğer petrol üretimi bugünkü seviyesinin yani 85mbd nin üzerine çıkamazsa, artırılamazsa ekonomik büyüme diye bir şey olmayacaktır, pek uzunca bir süre..
Gelelim son 2 yılda yaşanan fiyat artışlarına.. Her ne kadar speküle edilen bir meta da olsa petrolde de sonuçta değerlenme temel ekonomik bilgilere göredir..
Talep artarsa malın fiyatı artar, mal azalırsa talep varsa fiyat artar, mal artar talep azalırsa malın fiyatı da azalır..
Nitekim dikkat edersek 2007 sonbaharından 2008 yazına kadar geçen süreçte petrol tüketimi giderek artmış, fakat petrol üretimi yeterince artırılamamış, bununla beraber ABD'de petrol stoklardan karşılanmış ve fiyat 150$ı bulmuştu.. Sonrasında erken devreye alınan Kursaniye yatakları ile talep-arz arasındaki makas tekrar açılmış ve fiyatlar düşmeye başlamıştır.. Bunun akabinde ana yakıtı petrol olan ekonomi ise fiyat artışlarındaki bu yükseliş ve kredi piyasalarının donması sonucunda ekonomik çöküş sürecine girmiştir..
Eğer sayfa gerilerini iyi okursanız tartışma sürecinde kaynaklar bulabilirsiniz..
Bundan sonrası da öngörüldüğü gibi 2009 sonundan itibaren 85 mbd seviyesinden düşüşe geçmeye başlayacaktır..
Alıntı:
Onun icin bundan sonrasi Global Governance ve ulkelerin petrol ve dogal gazda karneye baglanmalari olacaktir.
Ümit abi, ülkelerin karneye bağlanmaları bütün gelişmiş ülkelerin birden bağlanması şeklinde mi yoksa bölge bölge ya da ülke ülke şeklinde mi olur? Çin ve Hindistan'ı sonraya bırakırlar diye tahmin ediyorum..
Ayrıca global governance ve petrol ticaretinin sağlanması için yine dolar haricinde bir rezerv para kabul edilmesi gerekmez mi?
Yani şu aşama ülkelerin karneye bağlanması için hazır mıdır?
Eğer petrol üretimi bugünkü seviyesinin yani 85mbd nin üzerine çıkamazsa, artırılamazsa ekonomik büyüme diye bir şey olmayacaktır
Tavuk yumurta meselesine girsin istemem ama petrol tüketimi büyümenin bir sonucudur. Büyümenin nedeni değildir. Büyüme ile petrol arasında doğru bir orantı yoktur. Tüketimdeki verimlik artışı da söz konusudur. Tüketimdeki verimlilik artışı üretimdeki azalmanın önüne geçerse sonuç ne olacak peki?
Orhan bey, büyüme ve petrol arasında dialektik bir ilişki söz konusudur, yani her ikisi de bir birini tetiklerler...
Ama şöyle bir gerçek vardır ki, büyüme olmazsa petrol üretimi düşer, çünkü talep yoktur, petrol üretimi artırılamazsa bu sefer de büyüme düşer.. Bu konuda sanırım hem fikiriz..
Tüketimde verimlilik ile tabii ki bir şeyler yapılabilir ama bugünlerde verimliliği takan olduğunu zannetmiyorum..
dunyada esit dagilmis dengeli bir buyume yok idi, Birileri birilerini hep somurdu, Dunyadaki kriz ve buyumenin dusmesinin nedeni Petrolun tukenmesi ile ilgili hikaya olduguna inanmiyorum, Buyumeler dustugu icin talep azalmistir, bence. Bununda bircok nedeni oldugunu dusunuyorum. Bu araclar suan yollarda olsaydi, iclerinde en az 50 ser litre yakit olacakdi.
büyüme olmazsa petrol üretimi düşer, çünkü talep yoktur, petrol üretimi artırılamazsa bu sefer de büyüme düşer
Büyüme düşerse talep azalır bu doğru katılıyorum ama petrol üretimi artmazsa büyüme niye olmasın. Diyelimki tüketimdeki verimlilik artışı %2 oldu, üretim sabit kaldı?
Toplam enerjideki veirmlilik artışı yılda %1 seviyesinde seyrediyor. Yani aynı gücü daha az enerji ile elde etme meselesi kastettiğim, tasarruf değil sadece.