O grafikteki öngörülen şeylerin hiç birisi çıkmadı. 2000 yılını zirve yılı göstermiş. Sonrasın küt diye düşüyor. O
Grafige pek yakindan bakmamissiniz,2000 yili zirve degil,ballı yillardan biri,ama yolun sonuna yakin olan yillardan biri.
Alıntı:
Not: yukardaki grafik dünya için değil de ABD için doğru olabilir.
Olacak seyleri önceden bilirseniz onlara karsi hazirlanmakta daha kolay olur,afallamazsiniz olanlar olduktan sonra,hatta olacaklari kendi cikarlariniz dogrultusunda etkilemeye bile calisabilirsiniz.
Ümit1 iddiaya var mısın benimle;Türkiye'de refah daha da artacak...ben de cahil cesareti var
Ama senin Ömer Lütfi topal mı yoksa metemi net hatırlamıyorum ve mitçi yazar ekseninde dile getirdiğin iddialar da gerçekleşmedi şu ana kadar..Biraz da bu cesaretimi artırıyor..
Bakin bir Turk gazetesinde okudugum bir Cin fikrasini yazmistim:
Alıntı:
Eski zamanlarda Cinli derebeylerinden biri savasip yendigi derebeylerini esir aldigi zaman onları önce butun gece kendi sarayinda son derece görkemli bir bicimde agirlar sabaha karsi ise kafalarini kestirirmis.
Yine bir derebeyini esir almis sarayda bu esir alinan derebeyi serefine görkemli senlik duzenlenmis ortada yok yok,derrken kilic ekibi kiliclariyla gosteriye baslamis.
Turkiye iki ay icinde neredeyse % 50 fakirlesmis durumda ,bir % 50 dahada fakirlesirse refah dahada artmismi olacak ?
ümit bey abi, iflas eden bankalar Amerikada artık, Türkiyede değil.
2001 yılında dolar bir ayda %100 değerlenmişti. O zaman Türkiye %100 fakirleşip yok olmuştu herhalde bu mantıkla.
Doların iki sene önceki değerine çıkması ile %50 fakirleştiysek, demek ki son iki sene içinde %50 zenginleşmişiz de farkına varmamışız, değil mi????
Grafik orda duruyor. O halde yazımı dikkatlice okumammışsınız. Ben nüfus ,sanayi ve gıda için demiştim. Doğal kaynaklar ve çevre kirliliğinden söz etmemiştim.
Türkiye'nin %50 fakirleşmesi doğru değildir. Fakirliğin ölcüsü satınlama gücüyle belirlenir. Şu an 1 Dolar 1.68 2 ay önce 1.25 idi. Petrolün varili 147 dolardı. Türk parasıyla o zaman 183 .7 YTL'ye bir varil petrol alıyordunuz. Şimdi ne oldu bakalım. 65*1680=109.2 Türk parasıyla kıysalma yapmak doğru değil ama fikir olsun diye yazdım.
Dolardaki artış şimdilik düzeltmeden ibarettir. Reel dolar kuru 1.750 YTL'dir. Henüz gerçek değerine ulaşamadı. Türk parasının değer yitirmesi ithalattan dolayı enflasyonu tetiklemeyecektir. Çünkü petroldeki ve emtia fiyatlarındaki düşüş YTL'deki yükselişi dengelecektir. İthalatımız azalacak ihracatımız artacaktır. Bizim sattığımız ürünler basit ve ucuz ürünlerdir. Dış ülkelerdeki durgunluk bizi fazla etkilemez.
2010 yılına 2 var. Sanayideki , Gıdadaki düşüş eğrisi bana gerçekci gelmedi. Sanki bu grafik eskiden yapılmış yöneylim grafiklerine benziyor.Aynı şekilde dünya nüfusundaki düşüş eğirisi de gerçekci gelmedi bana.
Dünyayı bir ekosistem olarak düşünelim.. Ekosisteme enerji girişi olursa populasyon artar.. Daha önceki sayfalardaki grafikte biomass yani biyokütleden doğan stabil insan nüfusu vardı.. Ayrıca kömürden elde edilen enerjinin yarattığı insan nüfusu vardı.. Ayrıca petrol enerjisinin yarattığı insan grubu vardı.. Bugün toplam 6.5 milyar..
Petrol enerjisinde düşüş olursa petrol enerjisinin yarattığı nüfus da düşer.. Bu temel bir biyoloji kuralıdır..
Şöyle bir şey iddia edilirse, petrol enerjisinin yerini tamamen rüzgar,güneş ve doğalgaz alıcaktır.. Bu konu tartışılabilir.. Ya da petrol üretimi zirve yapmamıştır, tartışılabilir..
Rüzgar, hidrojen, doğalgaz'ın petrolün bolluğuna asla karşılık gelemeyeceğini düşünüyorum.. Tabii ki de bir enerji kaynağıdır belli bir popülasyon yaratıcaktır.. Ama petrol nerede diğerleri nerede.. Birini yerin altından piyango bulmuş gibi hazır çıkarıyorduk öbür enerji kaynaklarını üretebilmek için 40 takla atmak gerekiyor ki daha yolun başının başındayız..
Rüzgarı kullanarak 3 milyar insan için enerji üretemeyiz.. Ha keza hidrojen enerjisi de öyle.. Aynı zamanda doğalgaz da.. (Bu bugünlük varılmış kanılar.. 40-50 yıl sonra değişebilir..)
Bu durumda istemesek de 7 milyar olan dünya nufüsu azalıcaktır.. Basit bir biyoloji kuralı öyle diyor çünkü..
Zaten hangimiz insan nüfusunun hep artıcağını iddia edebiliriz ki?
Tabi bunu daha iyi anlayabilmek için en önemli 2 bilgiye ihtiyaç vardır..
1-Petrol üretiminin zirve yapıp üretime geçtiği bilgisi ve yeni petrol büyük rezervli yatakların keşfedilemediği bilgisi..
2- Hidrojen,güneş ve doğalgazın şimdiki petrolün karşıladığı enerjiyi karşılayıp karşılamadığı bilgisi..
Bugün baktığımızda yeni yatakların keşfedilemediğini görüyoruz.. Petrolün de zirve yaptığını ve artırılamayacağını görüyoruz.. Hidrojen, güneş ve doğalgazın şu andaki petrol üretimi düşüşü halinde petrolün yerini alamayacağını düşünüyoruz.. Bu bağlamda Ümit Bey'in verdiği grafik gerçekçi gözüküyor..
Bundan 20 sene sonra ya da 30 sene sonra güneş, hidrojen , doğalgaz ya da başka bir enerji kaynağı petrolün yerini alabilir.. Fakat bu bir tahmin.. Bana göre gerçekçilik payı bugün düşündüğümüzde az..
O yüzden şimdiki verilere göre analiz yapmak mı daha gerçekçi yoksa ileride gerçekleşmesi düşünülen tahminlere dayanarak analiz yapmak mı daha gerçekçi diye sorarsak sonuç bellidir..
En son Uğur1 tarafından Cmt 25 Ekm 2008, 00:05 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Petrol enerjisinde düşüş olursa petrol enerjisinin yarattığı nüfus da düşer.. Bu temel bir biyoloji kuralıdır..
Böyle bir formül de kural da yok. Nerden çıkartıyorsunuz bu formülü? Bir başka enerjiye geçiş olacak deseydiniz bunu anlardım. Ya da Demir çağı, bakır çağı insanı gbi bir tanımlama da doğru olacaktı. Petrol düşük maliyetli enerji kaynağıdır bu doğrudur ama görecelidir. Suudiler için çok ucuz bir kaynaktır ama bizim için yüksek maliyetli bir kaynaktır.
Böyle bir formül de kural da yok. Nerden çıkartıyorsunuz bu formülü? Bir başka enerjiye geçiş olacak deseydiniz bunu anlardım.
Bir ekosisteme enerji girişi olursa ekosistem populasyonu artar.. Biyoloji derslerinde öğretiliyordu.. Vallahi uydurmuyorum..
Çok basit.. Dünya da enerji kaynağı ve populasyon ilişkisine bakın arka sayfalardaki grafikte anlayacaksınız.. Kömür enerji kaynağının doğurduğu ve petrol enerji kaynağının doğurduğu insan nüfusu vardır.. Bunlar tabii ki de enerji kaynağıyla ilişkili insan nüfusudur.. O enerji kaynağı olmazsa insan populasyonu artamaz.. Ne oldu da 1800lerden sonra dünya nüfusu 4 milyar arttı?
Deseniz ki başka bir enerji kaynağı petrolün yerini eksiksiz olarak alıcaktır.. O zaman insan nüfusu azalmaz..
Demir çağı, bakır çağı diyemem. Onlar farklı şeyler.. Enerji değiller çünkü.. Kömür çağı ve petrol çağı diye adlandırmak daha doğru..
Şimdi burada şöyle bir soru oluşabilir.. Petrol tüketimi dünyanın 3te biri olan ABDnin nüfusu ile daha az enerji tüketen Çinin nüfusu arasında enerji-populasyon ilişkisi az önce benim de kafamda bir soru oluşturdu..
İnsan normal olarak fazla enerji tüketen nüfus 250 milyon oluyor da daha az enerji tüketen nüfus neden 1.3 milyar diye sorar..
Ama bir ABDlinin günlük enerji tüketimi ile bir Çinlinin günlük enerji tüketimini karşılaştırırsak anlarız nedenini..
Enerji-populasyon ilişkisi çok önemlidir.. Son 150 yıldaki insan nüfus artışı bu yüzden olmuştur..
En son Uğur1 tarafından Cmt 25 Ekm 2008, 01:33 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Bir ekosisteme enerji girişi olursa ekosistem populasyonu artar.. Biyoloji derslerinde öğretiliyordu.. Vallahi uydurmuyorum..
Çok basit.. Dünya da enerji kaynağı ve populasyon ilişkisine bakın arka sayfalardaki grafikte anlayacaksınız.. Kömür enerji kaynağının doğurduğu ve petrol enerji kaynağının doğurduğu insan nüfusu vardır.. Bunlar tabii ki de enerji kaynağıyla ilişkili insan nüfusudur.. O enerji kaynağı olmazsa insan populasyonu artamaz.. Ne oldu da 1800lerden sonra dünya nüfusu 4 milyar arttı?
Deseniz ki başka bir enerji kaynağı petrolün yerini eksiksiz olarak alıcaktır.. O zaman insan nüfusu azalmaz..
Demir çağı, bakır çağı diyemem. Onlar farklı şeyler.. Enerji değiller çünkü.. Kömür çağı ve petrol çağı diye adlandırmak daha doğru..
Hersey iyi guzel de;
Komurden once dunyada hic mi enerji yoktu diye sorasi geliyor insanin
Beni yanlis anlamayin, ben disardan izliyorum bazi olaylari, benim icin su an onemli olan dunyanin populasyonu pek degil esasinda. Yarinimiz belli degil bir de 100 yil sonrasina kafa yoracak enerjim kalmadi ne yazik ki.
Velakin;
Komurden once dunyada enerji yok muydu? Vardi elbette ki.
Mesela ates vardi ya, odun yakiyordu millet. Onun yaninda inertia her zaman icin varolmustu.
Insan da bir enerji, hayvan da, yani eninde sonunda insanoglu binlerce yildan beri kendi enerjisi cercevesinde ilerlemis, yaninda da bir cok seyi tasimistir.
Fakat petrol enerjisi verimi yuksek bir enerji diyelim, bu sebepten dolayi bazi seyler normalden daha hizli gelismistir denebilir. Teknolojik ilerleme + verimli enerji = asiri gelisme, diye bir formul kullanilabilir herhalde.
Fakat unutmamak gerekir ki elektrik te bir enerjidir, ve de uretiminde petrolun cok buyuk bir payi yoktur mesela. Elektrik enerjisini uretebildigimiz surece, ve de tasimayi toplulastirabildigimiz surece petrol uretim dususlerinden cok fazla bir problem gormeyebilir insanoglu.
Bence en onemli enerji insanoglu icin elektrik su etapta, petrol degil. Cogu ulasim dunya uzerinde bireysellige donustugu icin petrole talep muazzam bir sekilde artmistir. Nufus artisi oldugu dogrudur, fakat etrafa baktigimiz zaman, nufus artisinin cok olmasini direk petrole baglamak ta pek mantikli degil, cunku dunyada son 100 yil icerisinde nufusu en cok artan ulkelerin basinda petrolu olmayan ulkeler geliyor ne yazik ki. Cin, Hindistan, ve bir kac diger Asya ulkesi dunya nufusuna en cok nufus katkisinda bulunan ulkelerdir (yuzde olarak degil, sayi olarak).
Mesela Cin ve Hindistan dunya nufusunun %36'sina sahipler, peki dunya petrolunun kacina sahipler? Yanina bir de Endonezya, Filipinler, Banglades, Pakistan, Japonya, Vietnam, Kore de eklenince dunyanin %50 nufusu ortaya cikiyor. Peki dunyadaki petrolun yuzde kacina sahipler?
O yuzden petrol ile nufus artisini esit gormek ve de birbirlerine denk tutmak ne yazik ki yanlis bir aciklama ve gorus oluyor kanimca.
Konuya donersek;
Elektrik enerjisi bence petrolden daha onemlidir. Petrol kullanimini azaltmak cok ta zor degildir. Onune gecilmesi gereken bir numarali petrol kullanicisi olan bireysel tasima orani yuzde 50 azalirsa petrol talebi dunyada %30 duser. Sanirim tasimacilik petrol tuketiminin %70'ine denk geldigi icin...
Bir de yanina daha ekonomik tasima araclari eklenebilirse petrole talep daha da duser. Su etapta en buyuk problem petrolun ucuz olmasi yaninda herkes tarafindan temin ediliyor olmasi ve de tasimacilik icin yapilan bireysel araclarin dunya genelinde fiyatlarinin ucuz olmasi.
O kadar ilginctir ki 1950 ve 60'larda ABD'de GM, Ford gibi araba firmalarinin lobicilik faaliyetleri ile toplu tasima katledilmistir kasitli olarak, ki araba satislari artsin bu firmalar para uzerine para kazansin. Ayni sey su anda Cin ve Hindistan gibi bireysel arabalara ac pazarlarda da yapiliyor. ABD"de suburbia (banliyo) anlayisini Cin ve Hindistan hic bozmadan kopyaliyor ve uyguluyor. Artik Cin'de buyuk sehirlerin yaninda suburbialari ve de evlerinden islerine araba ile giden milyonlarca insanlari var.
Suc insanoglunda mi, yoksa onlara petrol bitmeyecekmis gibi bir hayat sunan sirketlerde mi?
Cozumler esasinda cok kolay bu isler icin, oyle ne savaslara gerek var, ne de suna buna, ne de bankalara el koymaya.
Esasinda petrol krizinin onune devletler nasil gecer? Butun araba ureten firmalara el koyarak, ve de araba fiyatlarini 10'a katlayarak. Ondan sonra bak bakalim kim hangi arabaya binebiliyor. Petrol fiyatlarini arttirmaya da gerek yok hic, sadece bireysel araba fiyatlarinin muazzam artmasi demek herseyin cozumu demek olur. Araba sektoru cok cok onemli bir sektor de degil esasinda, yani dunya ekonomilerine muazzam bir kriz yasatmaz, demir celik bakir vs fiyatlari bayagi bir duser, iyi de olur kanimca.
Ne oldu da 1800lerden sonra dünya nüfusu 4 milyar arttı?
Bu artışın petrolle hiç alaaksı yok. Bu artışın iki temel sebebi var. Birinci nedenlerin başında yaşam kalitesinin artmış olmasıdır. Sağlık sektöründeki gelişmeler, ortalama yaşam süresinin artmasıdır.
İkinci neden savaşlardır. Madem konu biyolojiden açıldı o halde biyolojiden yola çıkarak bu konuyu açıklayalım Ölüm duygusu yaşayan her canlının üreme ve neslini devam ettirme güdüsü harekete geçer. Büyük savaşların arkasından dünyada her zaman nüfus patlaması olmuştur. Meyvecilikte yüzük alma diye bir yöntem vardır. Dallar ya da beden tel ile boğulur ya da cizik atılır. Öleceğini hisseden o dal daha çok meyve verir.
Petrolün üretimden çok ulaşımda etkinliği vardır. Petrol tüketiminde ulaşımın payı %50'nin üzerindedir. Ucuz ve kolay elde edildiğin için tercih edilmektedir.
En son Orhan Kınık tarafından Cmt 25 Ekm 2008, 01:48 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi