Dünyanın petrol ihtiyacı 84,5 milyon varil ama “kağıt variller” 250-300 milyon varile ulaşıyor. Eskiden petrol arttı mı borsa düşerdi. Şimdi petrol artıyor, borsa da artıyor. Anlaşılır gibi değil ama altın da, gümüş de yükseliyor. Hatta eskisi kadar kullanılmayan bakır yükseliyor. Demek ki boşta kalan çok para var, şimdi bunlar petrole yöneliyor. Şu an saniyede 150 bin litre petrol tüketiliyor ki bu 84,5 milyon varile tekabül ediyor. Bu ihtiyaç 2030’da 120 milyon varil olur.
Burada bir aciklama var, bu aciklamayi yapanlar bu isi bilenler ve Turkiye cephesinden, Miktarlarin dokruluk derecesi sizin bildiklerinizle ortusuyor mu. Bu acidan bakilinca pek de kotumser gibi degil ama, bir oyun oldugu kesin,, en azindan ben oyle dusunuyorum.. ´suandaki durum, oncelikle, ingilizlerin ve Amerikalilarin isine geliyor gibi dusunuyorum cunki onlar caldiklari ve islettikleri petrolu stiyorlar.., iraka yapilan cikarmanin ilk gununde seyrettigimde, yapilan ilk is, Tanklarla va kamyonlarla, Buyuk borularin tasinmasi idi, bunu gozlerimle televizyonda gordum.. aslinda bu petrole sadece, araba yakiti olarak da bakmamak gerekiyor, kullanim alani cok geniz ve daha onemli kullanim alanlari var, benli araclar gunes enerjisi ile calisir ama, bazi seyler ise petrole direkt ihtiyac duyuyor, hatta gaz a..
Aslında petrolden farklı birçok enerji çeşidi var.Ancak petrol şirketlerinin baskısındanmıdır bilmem ama nedense dünya petrolden vazgeçemiyor.İstatistiklere göre 20-30 yıl sonra dünya petrol rezerveleri çok daha farklı bir konum alacak ve yeni enerji arayışları hızlanacak.
Bugün benzin ve mazot (dizel) haricinde piyasada sadece lpg (likid petrol gazı) ve lng (likid doğal gaz) ile çalışan araçlar mevcut ve bunlarda petrole bağımlı yakıtlar.
Dünyanın gelecekteki önemli yakıtlarından biride BOR elementidir.Dünyada birçok sektörde kullanılan bu element enerji sektörünün güçlü adaylarından.
Dünyadaki bor kaynaklarının %60tan fazlası Türkiye'de bulunuyor.Bu konuda şanslıyız ancak bor teknolojisinde henüz iç açıcı bir gelişme gösteremedik.Bahane olarakta bu elementi işleyecek teknolojinin bizde olmamasıymış.(Üniversitede bir profesörden aldığım bilgi)
Bor hakkında bilgi:http://science.ankara.edu.tr/~kavusan/borpage/kul6.html
Hibrid/Elektrikli arabalara vergi indirmi vermesi.
Rayli Sisteme Agirlik vermesi. Demiryolu tasimaciligi icin altyapi yatirimlari yapmasi.
Insaat sektorundeki izolasyon malzemelerinin uzerindeki KDV'yi 0'a indirmesi. (Pimapenlerde dahil)
Akilli evler insa etmesi. (TOKI'nin yaptigi evler daha iyi olabilir)
Kendi kendine yeten binalari tesvik vermesi. (Istanbul'da Kazak bir sirket tarafindan yapilacak gokdelen e enerjisini kendi ruzgat turbinlerinden saglayacak)
Peki Ümit Ağabey, Canas arkadaşımızın önerdiği bu önlemlerin uygulanabilirliği hakkında ne düşünüyorsun? Elbette ki hepsi "olmazsa olmaz" önlemler ama uygulanmaları uzun sürebilir bence.
Burada bir aciklama var, bu aciklamayi yapanlar bu isi bilenler ve Turkiye cephesinden, Miktarlarin dokruluk derecesi sizin bildiklerinizle ortusuyor mu. Bu acidan bakilinca pek de kotumser gibi degil ama, bir oyun oldugu kesin,, en azindan ben oyle dusunuyorum.. ´suandaki durum, oncelikle,
Su anda dünya petrol tüketimi günlük 86 milyon varil,uretimi ise 86,4 milyon varildir yani tüketim ve üretim hemen hemen tamamen eşitlenmiş durumdadır,alıştığımiz 1-2 milyon varillik üretim lehine "emniyet payı" ortadan tamamen kalkmıştir,bu yüzdende yani hiçbir emniyet reservinin kalmaması yüzünden piyasalar küçük olaylara bile sert tepkiler vermeye başlamışlardır,en ufak bir fırtına haberi bile piyasalari dalgalandırmaya başlamıştır.
Cunki bugün bütün petrol üreticileri "flat-out" tabir ettiğimiz son kapasiteleri ile üretim yapmakta buna ragmen talebe yetişememektedirler.
Bugün petrol üretimi zirve yapmıştır yani zirvededir,2009 sonundan itibaren hızla düşüşe geçecektir,bugün günde 86,5 milyon varil petrol üretebilen yataklardan 2015 yılında ancak günde 61 milyon varil petrol üretilebilecektir.
Oysa 2015 senesinde petrole olan talebin günde 98,5 milyon varile yükselmesi beklenmektedir,yani günde 37,5 milyon varillik bir açık vardır üretimle talep arasında 2015 yılında.
Bu büyüklükteki açığı kapayacak büyüklükte reservler ise malesef son 40 yıldır keşfedilememektedir,çünki kalmamıştır.
Bugün dunyada tüketilen her 4 varil petrol yerine ancak 1 varil yeni petrol reservi bulunabilmektedir,bunun Türkçesi petrolde yolun sonuna gelindiğidir.
Bay Bush'un da konuşmasında söylediği "and the capacity to replace reserves is dwindling. " sözlerinin anlamıda budur.
Ben Turkiyede yönetici olsaydım herhalde Bay Bush'un söylediklerini defalarca çok dikkatli okurdum,zira kendisi ABD de "oilstock" daki bilgilere erişebilecek bir kaç kişiden birisidir.
Alıntı:
Peki Ümit Ağabey, Canas arkadaşımızın önerdiği bu önlemlerin uygulanabilirliği hakkında ne düşünüyorsun? Elbette ki hepsi "olmazsa olmaz" önlemler ama uygulanmaları uzun sürebilir bence
Simdi nerede tasarruf yapilabilecegine bakarken petrolün en çok hangi sektörde tüketildigine bakmak lazım,zira bu sektörler hem krizden en çok etkilenecek sektörler olacaklardır,hemde tasarruf "potansiyeli" nin en fazla olduğu sektörlerdir genellikle.
Dunya ölçüsündeki rakamlara bakarsak,dünyada üretilen petrolün % 60 ının ulaşım sektöründe tüketildiğini görürüz.(Bu oran ABD için % 68 dir),dolayısıyla krizden en çok etkilenecek sektorde ,en fazla tasarruf potansiyelinin bulunduğu sektörde ulaşım sektörüdür.
Bu başarılabilirmi?
Tabii örneğin Almanya bunu şimdiden başarmıştir,Almanya son 10 yil içinde petrol tüketimini % 15 azaltmıştir,daha da önemlisi karayollarindan bağımsız ,petrole bağlı olmayan "paralel" bir ulaşım ağı kurmayı başarmıştır,bugun petrol kalmasa hemen "paralel" sistemi kullanabilirler.
Türkiye ise çok geç kalmiştir hazirliklar için,böylesine büyük paradigma değişikliklerine hazırlanmak için en az 20 sene gerekir,oysa krizden en sert etkilenecek ülkelerden biri Turkiyedir,ve kriz Turkiyeyi 2009 da etkilemeye baslayacağına göre bunun tedbirlerini en geç 1990 da almaya başlamak gerekirdi,bu fırsat kaçırildığı için alınacak tedbirler ister istemez daha drakonik tedbirler olmak zorundadır.
3.Boğaz köprüsünden bahseden karayolları yetkililerini Taksimde sallandırmalı diye boşuna söylemedim.
Cunki bugün bütün petrol üreticileri "flat-out" tabir ettiğimiz son kapasiteleri ile üretim yapmakta buna ragmen talebe yetişememektedirler.
Bugün petrol üretimi zirve yapmıştır yani zirvededir,2009 sonundan itibaren hızla düşüşe geçecektir,bugün günde 86,5 milyon varil petrol üretebilen yataklardan 2015 yılında ancak günde 61 milyon varil petrol üretilebilecektir.
Petrol ureticileri son kapasiteleri ile uretim yapildi diyorsunuz, ama Iran ve diger petrol ureticileri bunu hep yalanliyorlar, Yukaridaki mesajdaki alintilarda da bunu dile getirdim, En buyuk 10 petrol ureticisi ulkelerin uretim kapasiteleri suan tam kapasite degil, hatta encok kisitlamaya gidildigi soylenen ulke ise Irak, bugun petrol ureticisi ulkeler toplanti yaptilar, bunlarin aciklamalarinda genelde ortaya cikan spekulatif islemler oldugu.. tabiki onlarin da islerine geliyor ama, onlarin da derdi, Petrolunde islendikten sonra satimi sirasindaki firmalarin kazanclarinin kendilerinden daha fazla oldugu..
Ben bu aciklamalari Amerika ve Ingiltereden gelen aciklamalara gore daha gercekci goruyorum. Bunlar olurken diger gelismis ve buyuk ulkelerden pek de yorum cikmiyor.
Bu ulkelerin aciklamalarini dogru bulmamamiz, Amerikanin veya Ingilterenin aciklamalarini dogru bulmamiz anlamina gelmemeli..
Aslinda Ortada bir gercek var ve sonucunun kesin bilinmedigi bir dogru var, diger soylenenlerde bir tahmin, Dogru olabilecegi gibi yalanda olabilecegi gercegi.
Ayni global isinmada oldugu gibi. Daha bu gune kadar 1 ay, 1 yil veya 10 yillar sonra ne olacagini kimse bilmedigi gibi. Bunu da % 100 kesin olarak kimse aciklayamiyor.
Ekonomik acidan bakildigi zaman, su anki durum icin soylemek gerekirse
Dolar deger kaybettikce petrol fiyatlari da artar ve artacaktir. Haliyle dolara bazli petrol fiyatlarini dolarin degeri dustukce sabit tutmak veya indirmek pek akil kari degildir.
Su etapta ise dolarin bir degerlenmesinin cok soz konusu olmadigi gorusunde olan ekonomistler petrol fiyatlarinin da cok dusmeyecegini soylemekteler. Belki 70'lere dogru az bir inis yapabilir (o da kullanim talebine bagli). Dolarin deger kaybediyor olmasi petrolun de o deger kaybi yuzdesince cikiyor olmasi demek esasinda bir esitlik demek, unutmamali ki TL de deger kazaniyor, yani bizlerin petrole verdigimiz para esasinda kur bazinda bir farkli degil. Velakin devlet bu islerde biraz akilli davranmali, artik ihale mihale yaparken ozellestirmeleri yaparken USD kabul etmek yerine Euro kabul etmeli, teklifler de Euro ile yapilmali. Yoksa bu gidisle kazigi yiye yiye bogazimiza kadar ........
Petrol ureticileri son kapasiteleri ile uretim yapildi diyorsunuz, ama Iran ve diger petrol ureticileri bunu hep yalanliyorlar, Yukaridaki mesajdaki alintilarda da bunu dile getirdim, En buyuk 10 petrol ureticisi ulkelerin uretim kapasiteleri suan tam kapasite degil, hatta encok kisitlamaya gidildigi soylenen ulke ise Irak, bugun petrol ureticisi ulkeler toplanti yaptilar, bunlarin aciklamalarinda genelde ortaya cikan spekulatif islemler oldugu.. tabiki onlarin da islerine geliyor ama, onlarin da derdi, Petrolunde islendikten sonra satimi sirasindaki firmalarin kazanclarinin kendilerinden daha fazla oldugu..
Ben bu aciklamalari Amerika ve Ingiltereden gelen aciklamalara gore daha gercekci goruyorum. Bunlar olurken diger gelismis ve buyuk ulkelerden pek de yorum cikmiyor.
Bu ulkelerin aciklamalarini dogru bulmamamiz, Amerikanin veya Ingilterenin aciklamalarini dogru bulmamiz anlamina gelmemeli..
Herkes istediğini söyler ama gerçek sadece bir tanedir,örneğin bir fizik kanununu Alman,Rus veya Romen bilimadaminin bulmuş olması onun değerini değiştirmez,buda aynı olay "bunu söyleyen ABD başkanı pek inanmayalım" olmaz söylenenin doğru olup olmadığına bakmak gerekir.
Bugün dunyada gördüğümüz bütün problemlerin ve çatışmaların anası,siteye daha evvelde koyduğum aşağıdaki grafiktir.
Bu grafiğe dünyada itiraz eden varmı,bu yanlış diyen varmı ?
Yok ,çünki doğrudur.
Grafik ne gösteriyor bize ve herkeze ?
Dunyada büyük petrol reservi keşiflerinin 40,50 ve 60 lı yıllarda yapildiğı son 40 yıldır ise petrol yatağı
keşiflerinin çok azalmış oldugunu gösterir.
Petrol fabrikada yapılmaz,topraktan cikarılır,yani petrol üretmek için önce üretim yapacağınız yatakları keşfetmeniz gerekir,nerede bu yataklar ?
Tabii yoklar,çünki son 40 yilda halen üretimde olan 50,60 hatta 70 yaşlarinda yaşlı ,büyük ama reservinin çoğunu tüketmiş bu yüzdende uretimleri düşüşe geçmiş petrol yataklarinin yerini alabilecek yeni petrol yatakları keşfedememişsiniz.
ee o zaman üretiminizi nasıl arttiracaksiniz ,bırakın arttirmayı bir yana nasıl bugünki seviyesinde tutabileceksiniz ?
Grafikten belliki üretim grafiğide keşifler grafiginin seyrini yakip edecektir zira bu sektörde "ne kadar ekmek o kadar köfte" kuralı geçer yani ne kadar petrol yatağı keşfedilebilmişse o kadar üretim olur daha fazla olmaz,üretim grafigide keşifler grafigini 40 sene geriden takip eder.
Yani bugün yalan söyleyenler petrol üreticileridir,yalan söylemelerinin en büyük nedeni ise Rusya hariç bütün petrol üreticisi ulkelerde petrol (ve tabii gaz) un o ülkelerin tek zenginligi,yani dunyanin o ülkelere önem vermesinin tek sebebi olmasından kaynaklanmaktadir,dunyanin ellerindeki petrolun tükenmeye basladığıni farketmesinden cekinmektedirler.
Kaldiki bu OPEC üyesi körfez ülkelerinin dünyaya söyledikleri ilk ve en büyük yalanda da degildir.
En büyük yalanları 80 li yillardaki "kota savaşları" sırasinda üretimlerini arttirabilmek için reserv mikdarlarina hayali eklemeler yapmalaridir,yani bugun OPEC olkelerinin kagit üzerinde görülen reservlerinin bir kismi sadece kağıt üzerindedir yani hayalidir.
Aşagidaki petrol üretim grafiği ise hayali değil gerçektir,herkesin planını,programını buna göre yapmasinda yaklaşan felaketin en az zararla atlatılabilmesi için fayda vardır..
Ayni global isinmada oldugu gibi. Daha bu gune kadar 1 ay, 1 yil veya 10 yillar sonra ne olacagini kimse bilmedigi gibi. Bunu da % 100 kesin olarak kimse aciklayamiyor
"Global Isınma" dediğiniz şey benim bahsettiğim "Petrol Zirvesi" olayının "Cover Story" si olarak kullanılmaktadır.
Birinci grafikte gostermis oldugunuz , Kesifler ile Uretim; Buradan kesiflerin ayni zamanda Rezerv miktari tahmini oldugumu anlatilmak isteniyor, yoksa bulunan petrol yataklari miktarlarinin artisini veya eksilmesini mi gosteriyor. Eger kesif ise, uretim ile dogrudan baglanti karsilastirmasi yanlis olmaz mi?
Tahmını rezerv miktari ile Uretımın kıyaslanması daha aydınlatıcı olmaz mı?
Bırıncı grafık ıle ıkıncı grafıktekı Uretım Rakamları arasında birim farkı mı var? Orayı tam anlayamadım. Ikinci grafikte Gunumuzde uretım 86 mılyon varıl olarak goruluyor, ıkıncı grafıktekı Bu bılgı bırıncı grafıktekı 30 lara denk gelen uretım neyı ıfade edıyor. Ben onu da 2005 yilina denk geleni 86 gibi dusunuyorum..
Ikinci Grafik Ise Cok Guzel anlatiyor herseyi, 2002 den buyana arz ve talep arasinda iyi bir savas olmus, en buyuk ureticilerden birisi cikip da ac gozluk yapip cilgin uretim yapmamis, herkez firsatini cok iyi degerlendiriyor. Bu gune kadar da arz birsekilde kavga gurultu karsilanmis, hem talep artmis hem de karsilanmis, buna ragmen de fiyatlar yukseltilmis. Grafik in gunumuzden sonrasi ise alternatif enerji kaynaklarina ragmen petrolun onemini koruyacagini gosteriyor..
Suandaki durumda grafige gore problemin baslangici icindeki bulundugumuz zamandan zonra basliyor, Peki bunun sebebi Amerikanin ve Ingilterenin Irak petrolunu eline gecirmesi ve En buyuk ureticilerden olan Irak in Petrol uretimini kismaya baslamasi olarak yorumlayamazmiyiz, ilerde daha da kisacagini gosteriyor, zaten diger ulkelerde bunu soyluyor. Grafigin Bundan sonrasi kiyamet senaryosu gibi.. Sizde zaten onlari soyluyorsunuz.. Eh boyle bir senaryo olunca, Iklimlerde degisir, baska seylerde olur.. biz yine de gerceklesmemesini dileyelim..
En buyuk Petrol ureten ulkelerin Gunluk uretim miktarlarini gosteren son 20 yillik bir grafik var midir?
kımın ne urettıgı orada gorulur. Tabi Petrolu biten de gorulur. Yasananlara bakinca ben Amerikanin Bu bolgeye boyle 5-6 seneligine gelip de burada istikrar gerceklestirip sonra geriye donecegini dusunmuyorum, Orta dogu hic sakinlesmeyecek..
Bu basligi acarken, uye arkadaslardan bu kadar cok sey ogrenebilecegimi dusunmuyordum. Yorum yapan bilgi veren herkese tesekkur ederim.
Umit arkadasimizla cogu fikrimiz ortusuyor, bende petrol uretiminin tavan yaptigini dusunuyorum ve de bundan sonra petrol talebinin kesinlikle karsilanamiyacagi fikrine katiliyorum. Lakin o petrolun ileride teminin daha ziyade politik yahut askeri olacagini ongoruyor bense bunun petrol fiyatlari ne kadar ucuk olursa olsun piyasa dengeleriyle cozulecegini dusunuyorum.
Cozulecek dediysem, korkunc bir petrol faturasi odemek bunun bedeli olacak. Cogumuz isten eve arabamizla gidemiyecegiz, cunku arabanin benzinini koyacak parayi bulamayacagiz. Su an Turkiyede petrol fiyatlarinin pahali oldugunu dusunuyorsaniz, ilerideki 4-5 senede bunun 3 kati olacagini dusunun. Bu durumu bir sekilde acikliyor.
Umit arkadasimizin dedigi « paradigm shift », dusuncelerimizde kokten degisim, yasanmamistir. Biz hala petrol pahalanir biraz daha az seyahat ederiz seklinde dusunuyoruz.
Halbuki petrol, tarimdan, sanayiye, benzinde, plastige, asfalta kadar her sekilde karsimiza cikan bir meta. Tum uretim maliyetleri artacak. Butun Dunyayi korkunc bir sok bekliyor ve de Dunya hazir degil. Biz hic hazir degiliz. Turkiye’nin acilen petrol disi alternatifler gelistirmesi lazim. Ciddi bir darbe alacagimiz kesin, ondan kurtulamiyacagiz ama hic degilse katastrofu engellemeye calismaliyiz.
Daha gelecek seneden bu sokun etkilerini gorecegiz. Size Abdurrahman Yildirim’in (SABAH) bugunku yazisindan bir kesit yolluyorum.
Alıntı:
100 dolarlık petrolün faturası
Riskli mortgage kriziyle temmuz-ağustosta başlayan, finansal sektörün kötü bilançolar açıklamasıyla ekimkasımda devam eden küresel dalgalanma son günlerde şiddetlendi. ABD ekonomisine yönelik kaygılar yanında dalgalanmanın bilançolara zararı konusunda ikinci bir kuruluş daha 400 milyar dolarlık bir fatura hesapladı. OECD'nin hesabı ise zarar rakamının 300 milyar dolar düzeyinde olduğu. Başlangıçta Fed Başkanı Ben Bernanke de 50-100 milyar dolarlık bir faturadan bahsetmişti. Yılın üçüncü çeyreğiyle birlikte bilançolara yansıyan zarar rakamları ise tahmin edilen toplam zararın henüz beşte biri veya onda biri kadar. Yani zararlı bilançoların daha büyük kısmı ilerideki dönemlerde ortaya çıkacak.
Dün olanlar
Fed'in ABD ekonomisinin 2008 yılına ilişkin tahminleri de iç açıcı olmayınca piyasalar dün iyice kötüleşti.
* Dolar tarihi düşük düzeylerine indi. Dolar-Euro paritesi 1.50'ye dayandı.
* Carry trade ticareti çözüldü. Dolar-Yen paritesi 108'e, Euro-Yen paritesi 1.61'e indi.
* Borsalardan bazıları yüzde 4'lere varan kayıp yaşadı.
* ABD 10 yıllık hazine tahvil faizi riskten kaçanların yönelmesiyle yüzde 4'ün altını gördü.
* Petrol 99.26 dolar ile 100 doların eşiğine dayandı.
Dalgalanmanın şiddetli ve kalıcı olması küresel piyasalardaki eğilimin devamına ve oradan da reel sektörü etkileyebileceğine işaret ediyor.
Petrolde fatura
Bugün üzerinde durmak istediğimiz petrol fiyatlarının yükselmesi Türkiye'yi çok yakından ilgilendiriyor. Çünkü ithalatta en büyük fatura petrol ve doğalgaza gidiyor. Bu yıl enerji ithalinin 30 milyar doları geçmesi bekleniyor. Cari açığın da yaklaşık üçte birininin kaynağı enerji fiyat artışlarından.
Hükümet 2008 yılı programını hazırlarken ortalama petrol fiyatını 76 dolar olarak almış. Ancak dün itibariyle 100 dolara dayanan petrol fiyatlarının kalıcı biçimde düşeceğine pek inanılmıyor. Geçici düşüşler olabilir ama kalıcı bir düşüş için dünya ekonomik büyümesinde ciddi kayıpların meydana gelmesi gerekiyor. Petrol fiyatları yüksek seyredecekse bunun Türkiye'ye olan faturası da kabaracak.
Cari açığa etkisi
Yüksek petrol fiyatlarının, enflasyona yapacağı olumsuz etki yanında, cari açığı büyüteceği de açık. Tabii bunu söylerken Türkiye'nin yine program dahilinde öngörüldüğü gibi 2008'de yüzde 5.5 büyüyeceğini varsayıyoruz. Büyümede yukarıya gidiş açığı büyütücü, düşüş de küçültücü etki yapabilir. Hükümetin 2008 yılı için 76 dolarlık petrol fiyatı üzerinden ve yüzde 5.5 büyümeyle beklediği cari açık 34.2 milyar dolar. Petrol fiyatlarında 20 dolar veya 30 dolara varacak yukarı yönlü bir sapmanın faturası da o ölçüde artacak. Rahatlıkla cari açığı 40 milyar doların üzerine taşıyabilecek.
Aşil topuk
Eğer gelecek yıl Türkiye normal büyümesini sürdürecekse cari açık da büyümeye ve en önemli tartışma konularından biri olmaya aday. Yok, cari açık tartışılmayacaksa, sorunumuz düşük büyüme olacak. Petrol fiyatları böyle gittiği sürece bundan en olumsuz etkilenen ülkeler arasında yüksek ithalat bağımlılığı nedeniyle Türkiye de geliyor.
Nitekim IMF Türkiye Masası Şefi Lorenzo Giorgianni "Açığın gelecek yıl petrol fiyatlarındaki gelişmeler dolayısıyla hafifçe artarak yüzde 8'e çıkacağını tahmin ediyoruz. Cari açık Türkiye'nin Aşil topuğu" dedi.
Petrol fiyatlarının arttığı bir dönemde cari açık ekonominin yumuşak karnı olmaya devam edecek. Cari açık artışının küresel piyasa bozulmasıyla çakışması ise tam bir şansızlık ve o ölçüde de zorluk çıkarmaya aday.
Sonuç
"Zor iş, zamanında yapmamız gerekip de yapmadığımız kolay işlerin birikmesiyle oluşur." Henry Ford
Umit arkadasimizla cogu fikrimiz ortusuyor, bende petrol uretiminin tavan yaptigini dusunuyorum ve de bundan sonra petrol talebinin kesinlikle karsilanamiyacagi fikrine katiliyorum. Lakin o petrolun ileride teminin daha ziyade politik yahut askeri olacagini ongoruyor bense bunun petrol fiyatlari ne kadar ucuk olursa olsun piyasa dengeleriyle cozulecegini dusunuyorum.
Petrolde bugün bile,ki 2-3 sonra olacaklar yanında bugün olanlar solda sıfır kalacaktır,piyasa kuralları tam olarak işlememektedir.
Bakın bugün Cin ülkede akaryakit fiyatlarini önemli ölçüde arttırmış ve bir çok eyaletlerde mazotu karneye bağlamış,ekonomik büyümesini durdurabilmek ,hiç değilse yavaşlatabilmek için drakonik tedbirler almaya başlamış bulunmakta,bu pek hoşa gitmeyen tedbirler yüzündende karışıklıklar çıkmaktadır.
Peki geleceğin yıldızı ,süpergücü falan filan denip pohpohlanan,1,5 trilyon dolarlık döviz reservi olan koskoca Cin neden bu duruma düşüvermiştir birdenbire ?
Cunki Cin rafinerileri dunya piyasalarindan ihtiyaclari olan ham petrolü teminde zorlanmaktadırlar,dünya fiyatlarının üzerinde fiyat vermelerine rağmen.
Cunki Suudi Arabistan uzakdoğu rafinerilerine vermeyi taahhüt ettiği ham petrolü geçen Mart ayından beri kısıp ,o petrolü ABD rafinerilerine göndermeye başlamıştır.
Ee peki piyasa ekonomisi geçerli olmuş olsa idi Suudi Arabistan petrolünü kim alıp işlerdi,variline 10 dolar fazla ödeyen Cin rafinerileri mi,yoksa 10 dolar daha az ödeyen ABD rafinerilerimi ?
Veya şöyle soralım,eğer bu işte piyasa kuralları geçerli olmuş olsa idi Suudi din kardeşlerimiz petrollerini 10 dolar fazla verenemi satarlardı,yoksa 10 dolar eksik fiyat verenemi ?
2009 dan sonra bugün yukarida örneğini verdigim ama bugün için istisna sayilabilecek durum genel kaide haline dönüşecektir.
Dahasi ortadoğu bölgesi yeni dünya sisteminde ABD ye bırakılmamiştır ABD batı yarimküresinin yerel hegemonudur kendisine "tahsis" edilmis bölgeden yani "Atlantic Basin" dedigimiz bölgeden petrol alacaktır ,Afrikada bu "Atlantic Basin" e dahildir,oysa Afrika Cin in petrol ihtiyacı için hayatidir ve Cin Afrikada son derece etkindir,bu yüzdende ABD ile "papaz" olmaktadır.
Aşağıdaki bağlantılar artik bazı seyleri gizlemenin epeyce zorlastigini gösterir.