Ana Sayfa 930 bin Türkiye Fotoğrafı
Nazmi

7 yıl önce - Pzr 04 Ksm 2007, 12:42
Barzani Ailesi'nin gerçek yüzü


haber7 kaynaklı bilgilere göre:
"Şeyhlikten Şahlığa giden Barzaniler Yahudi mi? Nakşibendi şeyhi olarak geçinen baba Barzani'yi Atatürk mü kurtardı? Mesut Barzani Amerikancı mı? İşte çarpıcı iddialar

BABA BARZANİ’Yİ ATATÜRK KURTARMIŞTI

Büyük Zap Suyu kıyısındaki Barzan Köyü’nden çıkan Mustafa Barzani; babasının Nakşibendi şeyhi olarak elde ettiği gücü, silahlı kuvvete çevirmesini bildi. Kendisi Türkiye’ye, İran’a, Rusya’ya sığındı ve Amerika’da öldü ama oğlu Mesut; şimdi Kürdistan Bölge Başkanı gibi tantanalı bir unvanla anılmaya başlandı

Barzani ailesi bugün Kuzey Irak’ın batı kesimlerini elinde tutuyor. Barzanileri, bölgede bir güç haline getiren isim de Mesut Barzani’nin babası Molla Mustafa Barzani’dir.

Bu aile; Barzan bölgesindeki göçebelerdendir. Yurtları da Barzan köyüdür. Barzani; Barzanlı anlamına gelir. Mustafa Barzani; molla unvanını Nakşibendi tarikatından olması yüzünden elde etmiştir. Gazeteci Lütfü Akdoğan’ın bizzat Mustafa Barzani’nin ağzından aktardığı bilgilere göre; babası Abdürrahim sofu bir insandır ve Nakşibendi’dir. Barzan köyünde bir tekkesi bulunmaktadır. Onun ölümünden sonra rolünü, en büyük oğlu Abdüsselam üstlenmiştir. Abdüsselam, Büyük Zap Suyu vadisindeki Barzan köyüne daha büyük bir tekke inşa eder ve Nakşibendi şeyhi olarak ünü yayılır. Barzan tekkesinde ayinler yapılır ve burası bölgede dinsel merkez haline gelir. Barzaniler, şeyh olarak elde ettikleri saygınlığı; çevrelerindeki köylüleri kendilerine silahlı güç yapmak için kullanırlar.

Birinci Dünya Savaşı başlayınca Barzanlılar devlete asker vermek istemezler. Osmanlı Devleti’nin Musul Valisi Süleyman Nazif Paşa isyankar şeyh Abdüsselam’ı ve diğer Kürt aşiret reislerini yakalayarak Musul Kapısı’nda astırır.

Barzan’daki Nakşibendi tekkesinin şeyhliğini bu kez Ahmed Barzani üstlenir. Birinci Dünya Savaşı sonrasında Irak; petrol bölgesi olduğundan İngilizlerin elinde kalır. Bölgede İngilizlere karşı bir cephe de oluşur. Barzani kardeşler de bu cephede yer alırlar ve 1931 yılında Büyük Zap Suyu’nun sağ kanadını 1700 dolayındaki peşmerge ile ele geçirirler.

TÜRKİYE’YE SIĞINDILAR

Irak’taki İngilizler, Barzani kardeşleri yok etmek üzere harekete geçip 1932’de Ahmed, Sadık ve Mustafa Barzanileri sıkıştırırlar. Irak dağlarında ölümle burun buruna gelen üç kardeş ve 100 kadar peşmerge 23 Haziran 1932’de Türkiye’ye sığınırlar. Mustafa Barzani o günleri şöyle anlatıyor: "Biz, Türkiye’de asılmayı bekliyorduk. Çünkü o tarihlerde İngilizlerle Türkler ve Iraklılar iyi münasebetler kurmuşlardı. Ancak biz seve seve Türkiye’de ölüme gelmiştik. Fakat Türkiye’de beklediğimiz ölüm bizi karşılamadı. Mustafa Kemal bizim himaye edilmemizi emretmişti. Nitekim orada iyi muamele gördük."

Barzaniler; Irak’ta af çıkarılması üzerine ertesi yıl dönerler. Bir yıl sonra silaha sarılıp Ravanduz bölgesini ele geçirirlerse de hükümet kuvvetleri onları dağlara kovalar. 1943 yılına kadar sakinlik sürer.

Molla Mustafa Barzani, 1925 yılında Türkiye’de kopan Şeyh Sait İsyanı ve 1930 Ağrı İsyanı; 1937 Tunceli İsyanı gibi hareketlerle ilgilerinin bulunmadığını da belirtir.

Günümüzün Kürtçüleri ise onu; her hareketin arkasındaki kahraman gibi göstermeye çabalıyorlar.

Halbuki; Mustafa Barzani’nin de anlattığı üzere, kendisi de dahil, çevresindeki insanlar derin yoksulluk içinde yaşıyorlardı. Yağmacılıkla geçinen bu insanların resmi güçlerle başı derde giriyor, onlar da canlarını kurtarmak için dağlara kaçıyorlardı.

2. Dünya Savaşı sonunda İran’ın Mahabat kentinde Kürtler bir cumhuriyet kurdular. Mustafa Barzani kendisini general ilan etti ama bu devletçik bir yıl sürmeden 1947 yılında İran tarafından alaşağı edildi. Yöneticileri asıldı. Mustafa Barzani; 100 adamıyla birlikte Sovyetler Birliği’ne sığınarak canını kurtardı. Bu süreci anlatırken Mustafa Barzani şöyle diyor: "Çoluk çocuklarımızı, karılarımızı Irak dağlarının yamaçlarında kaderin cilvesine terk etmiştik."

Mustafa Barzani Sovyet sınırı içinde Kızıl Ordu’ya girdi ve kendisine orada albay rütbesi verildi.

Irak’ta rejim değişikliği üzerine Mustafa Barzani 1958 yılında memleketine döndü. Sovyetler Birliği onu Irak hükümeti üzerinde bir baskı aracı olarak kullandı. Bu süreçte İsrail de Mustafa Barzani ile ilişki kurdu. Barzani 1967 ve 1973 yıllarında İsrail’e giderek orada özel görüşmeler yaptı. Bugün İsrail, Kuzey Irak’ta bulunuyorsa; temeli işte bu özel işbirliğinde yatmaktadır.

1970’lerin başında bu kez İran; Mustafa Barzani’yi Irak’a karşı kullandı. İsyan eden Barzani’ye İran 1975’te yardımı kesince Irak ordusu Barzani peşmergelerini ezdi. Bunun üzerine Mustafa Barzani İran üzerinden Amerika’ya geçti ve 1979 yılında orada öldü.

Başlangıçta toprak bir mezarda yatan Mustafa Barzani için şimdi oğlu Mesut Barzani 10 milyon dolara bir anıtmezar yaptırmaktadır.

KÜRTÇÜLÜK AĞIR BASTI

Barzanilerin eşkıya eylemleri 1943’ten başlamak üzere artık milliyetçi bir içeriğe de kavuşur. Irak ordusundaki bazı Kürt subaylar kaçarak onun peşmerge birliklerine katılırlar.

Diyor ki: "Birinci Dünya Harbi sıralarında Kürtlere verilmek istenen ve daha sonra büyük devletler tarafından ayaklar altına alınmak istenen Kürtlerin bağımsızlıklarını açıktan açığa biz savunuyor ve bunun gerçekleşmesini istiyorduk. Nitekim bu maksatla temaslarımız geniş çapta yabancı devletlerle oluyordu. Bazen İngiliz temsilcilerini, bazen Rus temsilcilerini, bazen Irak hükümet temsilcilerini karşımıza alıyor; bunlarla geleceğimiz hakkında tartışmalara girişyorduk. Tabii bütün ilişkilerimiz gizli oluyordu. Irak hudutları içinde kendi kendimizi idare edecek, namus ve şerefimizi koruyacak bir idare sistemini talep etmekte haklıydık."

Barzanilerin bundan sonraki eylemleri bu amaç doğrultusunda ortaya konulmuştur. Kürt devleti kurmak...

ABD’Yİ İHANETLE SUÇLAMIŞ

Molla Mustafa Barzani, 30 yıl önce Başkan Jimmy Carter’a gönderdiği mektupta ABD ile ilk işbirliğinde nasıl hüsrana uğradığını yazmış. Barzani mektuplarında, otonomi hakkı ve sürgündeki Kürtler’in Irak’a dönebilmelerinin de sağlanmasını isterken, eski ABD yönetimini ve İran’ı kendilerine verdikleri sözleri tutmadıkları için ihanetle suçluyor. Barzani’nin bu mektuplarında Carter ve Kongre üyeleriyle görüşme talebinde bulunduğu ancak bu isteğine asla olumlu yanıt alamadığı ortaya çıkıyor.

Babası Beyaz Saray’a giremese bile oğlu Mesut orada ağırlanarak ve sırtı sıvazlanarak bu arzu Cumhuriyetçi bir Başkan olan Bush tarafından yerine getirilmiştir.

BARZANİLER YAHUDİ Mİ?

Kendisi de bir Kürt Yahudisi olan ve Los Angeles California Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapan Prof. Yona Sabar’ın, 1982 yılında Yale Üniversitesi tarafından yayımlanan ‘The Folk Literature of the Kurdistani Jews: An Anthology’ (Kürdistan Yahudilerinin Halk Edebiyatı: Antoloji) isimli kitabı Barzanilerin soyu ile ilgili çarpıcı bilgiler içeriyor. Prof. Sabar’ın verdiği bilgiye göre, Kuzey Irak’ta 16 ve 17. yüzyılda Barzani ailesine mensup hahamlar Yahudi eğitim kurumları oluşturmuşlardı. Bu aileden Haham Nathanel Barzani, bölgede seçkin bir kütüphaneye de sahipti. Bu kitaplar, yine haham olan oğlu Samuel Barzani’ye miras kalmıştı. Amerikan Yahudileri tarafından tam bir yüzyıl sonra kabul edilecek olan ilk kadın haham da Samuel Barzani’nin kızı Asenath Barzani’dir.

Tarihçi Ahmet Uçar, Osmanlı arşivlerinde bölgede bir tek Barzani ailesi bulunduğuna dair kayıtların yer aldığını hatırlatarak, günümüz Barzanilerinin atalarının Yahudi olduğundan şüphe duyulamayacağını ifade etti. Ahmet Uçar’ın Osmanlı arşivinde bulduğu bir başka belge ise 1856 yılında Sallum Barzani isimli bir hahamın, Musul’dan Selanik’e, oradan da Hahambaşılığın özel ricası ile Kudüs’e sürgün edildiğini gösteriyor.

Mustafa Barzani’nin İsrail ile sıkı ilişki kurması, bu Yahudilik iddiasını daha da kuvvetlendirmektedir.

BARZANİ’Yİ TÜRKİYE DE DESTEKLEMİŞ

Lütfü Akdoğan; Adalet Partisi milletvekili ve gazeteci olarak 1967 yılında Irak’a gider.

Dönemin Irak Başbakanı Tahir Yahya kendisine özetle şunları söyler:

"Sayın Süleyman Demirel Bağdat’a geldiği zaman, bu konuda bize yardımcı olmasını ondan da rica ettim. İlgileneceğini söyledi. Aldığımız istihbari bilgilere göre, sizin ülkenizin doğusundan Barzani’ye büyük yardımlar sağlanmaktadır. Ülkenizden bol miktarda para, un ve hayvan bağışı yapılmaktadır. Şayet siz yardımı keserseniz, biz Barzani’yi ve Barzani’nin güçlerini 24 saat içinde imha ederiz. Fakat görüyorum ki hükümetiniz, halen Türkiye’nin doğusundan Barzani’ye bol miktarda yardım gitmesine göz yummaktadır. Keza Rusya’dan gelen silahlar da Türkiye üzerinden Barzani’ye ulaşmaktadır. Bunu ciddi bir şekilde önlemeniz gerekmektedir. Bu Kürt meselesini el ele halletmek mecburiyetindeyiz. (Kaynak kitap: Molla Mustafa Barzani Anlatıyor)

AMERİKANCI MESUT BARZANI

Molla Mustafa Barzani’nin yerine geçen oğlu Mesut Barzani; Kuzey Irak’ta kurulmasına çalışılan Kürdistan’ın devlet başkanlığına seçildi. ABD’nin planladığı bu gelişme Erbil’de sevinç gösterileriyle karşılandı. Mesut Barzani’nin egemenlik bölgesini Erbil, Dohuk ve Süleymaniye bölgeleri oluşturuyor.

59 yaşındaki Barzani, Farsça ve Arapçayı da çok iyi konuşuyor. 8 çocuğu olan Irak Kürdistanı Demokrat Partisi (IKDP) liderinin “Barzani ve Kürt Kurtuluş Hareketi" adlı 4 ciltlik bir kitabı bulunuyor.

Barzani etkisi bugün Güneydoğu Anadolu’da dikkat çekecek ölçüde artmış bulunmaktadır. ABD’nin Irak’ı işgal etme sürecinde bölgede bu ülke ile kayıtsız şartsız işbirliği yapan Kürtler; şimdi Mesut Barzani’nin liderliğinde, Amerikan desteği ile bir Kürt Devleti kurmanın mücadelesini veriyorlar.

Bugün yaşadığımız terör belası da işte bu sürecin eseridir.

Kürtler; daha önceleri olduğu üzere yine bir emperyalist güçle işbirliği yaparak komşu halkların düşmanlıklarını üzerlerine çekmiş bulunuyorlar. Geçmişte, masum sayılan bu işbirliği, şimdi emperyalizme maşalık yapmak olarak görülüyor. Bu durum; Kürtlerin geleceğini de tehdit eden bir etmen olarak uç veriyor.

CELAL TALABANİ

Kuzey Irak’ın İran tarafına da Talabani aşireti hakimdir. Bu egemenliği de Celal Talabani sağlamıştır.

1933’te doğan Talabani, siyasi kariyerine 1950’lerde Kürdistan Demokrat Partisi’nin (IKDP) öğrenci kanadının kurucusu ve lideri olarak başladı.

Celal Talabani; IKDP lideri Mustafa Barzani ile görüş ayrılığına düşünce Kürdistan Yurtseverler Birliği’ni (KYB) kurdu. Bir yıl sonra da Bağdat hükümetine karşı silahlı mücadeleye girişti.

Bu iki oluşum aynı zamanda rekabet halinde idi. 30 yıl süren ve zaman zaman silahlı çatışmalara varan rekabet; 1. Körfez Savaşı’ndan sonra ABD’nin planları gereği sona erdirildi.

Talabani, ABD’nin Irak’ı işgal etmesinden sonra önce Irak Yönetim Konseyi’ne sonra da Irak Cumhurbaşkanlığına seçildi. "

[/url]


suphi bayram
7 yıl önce - Pzr 04 Ksm 2007, 13:00

Birde Türkiyedeki pkk liderlerinin etnik ve dinsel kimlikleri ortaya dökülse ne iyi olacak.


Gökhan AsGül
7 yıl önce - Pzr 04 Ksm 2007, 13:06

Alıntı:
Birde Türkiyedeki pkk liderlerinin etnik ve dinsel kimlikleri ortaya dökülse ne iyi olacak


Türkiye ve dısındaki adına PKK denen soysuzlar toplulugunun sözde liderlerinin dinsel kimlikleri oldugunu zannetmiyorum. Ailelerinden gelen bir secereleri varsada bunların tamamı Dinsiz, milliyetsiz ve insanlıktan nasibini almamıs müsfettelerdir. Bunlar iplere baglanmıs kuklalardır. İpler kimin eline geciyorsa onların dinine milliyetine ve hizmetine girerler. Barzani ve Talabani de farklı degillerdir.


Atilla Dokuzoğlu
7 yıl önce - Pzr 04 Ksm 2007, 14:02
İddiaları ikna edici bulmadım


Barzani soyismi Barzan bölgesinden geliyor.Barzanlı anlamına geliyor.Rodos'lu Giritli'li Selanik'li gibi yani.Barzan'lı olupta farklı etnik gruplardan gelen insanlar olabilir.Birden çok aile bu soyismini alabilir.Burdan yola çıkarak Barzani ailesinin Yahudi olduğunu iddia edemeyiz.Başka delilller gerek.yazı kendi içinde çelişkilerle dolu.Barzani ailesi,bir tarfaftan, Nakşi diğer taraftan Yahudi diğer taraftan Kürt ve Kürtcü...karar verelim hangisi?Diyeceğim o ki bu iddialar inandırcı değildir.barzani ailesi nerdeyse bir asırdır kürt devleti kurmak için uğraşıyor.Bunu dünya alem bilirken, Türkiye niçin bu Barzanileri dönem dönem desteklemiştir? bence asıl sorulması gereken soru budur.Şimdi mi farkedildi Barzani ailesinin Yahudi olduğu? Bence bu tür boş iddialar yerine daha güçlü argümanlar geliştirmemiz gerek... not..fikirlerime katılmayan arkadaşlar eksi puan vererek beni engellemeleri yerine tutarlı yanıt verirler ise mutlu olurum:)


delibekir
7 yıl önce - Pzr 04 Ksm 2007, 23:58

Aslında yeni başlık açmak gerekiyor
"Türkiyedeki barzaniciler " şeklinde.
Vatandaş barzanicilerin yanlızca kürtçülükle geçimini sağlayan çevreler olmadığını bilsin.


Alıntı:
Mesud Barzani, Nakşibendi tarikatına bağlı Sünni Müslüman bir Kürt politikacı. PKK ise Marksist kökenden gelen milliyetçi/Kürtçü bir terör örgütü. Peki, Barzani nasıl oluyor da, iktidarında Nakşibendilerin olduğu, büyük çoğunluğu Sünni Müslüman Türkiye’nin değil de PKK’nın yanında duruyor? Barzani’nin safı belli, duruşu net; peki Türkiye’deki Nakşibendilerin tavrı nedir?

ÖNCE tespitlerimizi sıralayalım:

1) Şehit Mehmetçikleri anma ve terörü lanetleme yürüyüşlerinde, tarikatların "resmi kıyafeti" türbanlı-pardösülü kadın sayısının azlığı medyada tartışma konusu oldu. Çoğu kişi gibi ben de "absürt bir tartışma" deyip üzerinde durmadım.

2) Şehit yürüyüşlerini/cenazelerini tüm gazeteler birinci sayfalarından verdi. Bir İslami gazete ise yayın politikasına hiç uymayacak şekilde, bu haberleri verirken ana sayfasında görsel malzeme olarak hep kocaman başı açık kadın fotoğrafları kullandı. Şaşırdım.

3) Ertuğrul Özkök, Hürriyet Gazetesi’nde Mesut Barzani’ye bir çağrıda bulundu: Ya komşumuz ol, ya hedefimiz! Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’tan CHP Lideri Deniz Baykal’a kadar birçok çevre, bu tepkinin haklılığından bahsederken, bazı İslamcı köşe yazarları Gazeteci Özkök’e ağır eleştiriler yöneltti. "Ya komşumuz ol, ya hedefimiz" uyarısının tepki almasına anlam veremedim.

4) Türkiye tek vücut olmuş Mehmetçik operasyonlarını eli yüreğinde beklerken, bazı dinci gazeteler, "Asker ’Allah Allah’ sesleriyle savaşıyor; Genelkurmay onların türbanıyla uğraşıyor" gibi döneme hiç uygun olmayan, insanı hayretler içinde bulunduran yorumlar yazmaya başladı. "Ne oluyor" demeye başladım.

5) Ve sonunda bu gazetelerin bazı köşe yazarları, sanki aynı kalemden çıkmış gibi benzer yorumlarda bulundu: Bunlara göre, Mehmetçik yürüyüşleri ile Cumhuriyet mitingleri benzerdi ve bunun nedeni Mehmetçik mitinglerini ulusalcıların organize etmeleriydi! Amaçları ise Türk Ordusu’nu Kuzey Irak’a sokarak AKP iktidarını zayıflatmaktı! Önce böyle bir komplo teorisi olamaz dedim. Sonra diğer olguları da alt alta sıralayınca "manzarayı" net görmeye başladım.

Bunların derdi başkaydı...

Bunlar Türk Ordusu’nun Kuzey Irak’a operasyon yapmasını istemiyordu!

Meselenin AKP Hükümeti’nin yıpratılmasıyla filan pek ilgisi yoktu: Bunlar Barzani’yi koruyorlardı!

Peki, ama neden?

Nedeni tarihin derinliklerindeydi...


......................................
Bugün Kuzey Irak ve Türkiye’de en güçlü tarikat "Nakşibendiyye Halidiye" olmasının altında bu tür tarihsel olaylar vardı. Türkiye bölümüne geleceğiz; ama önce Kuzey Irak’taki "Nakşibendiyye Halidiye" tarikatına bağlı bir aşiretten bahsetmeliyiz: Barzaniler!

BARZANİLER...

Osmanlı, merkezi idaresini güçlendirmek amacıyla "Kürt prenslikleri"ni bertaraf edince, bölgedeki küçük aşiretlere fırsat doğdu; Kürt beyliklere ait toprakları yağmaladılar.

Kürt beyliklerinden boşalan iktidar koltuklarına, garip ve bilinmeyen şeyh figürleri sahip çıkmaya başladı.

Bu küçük aşiretlerden biri de Barzaniler’di.

Barzaniler önce Baban Emirliği’ne ait Zibar yurduna el koydular.

Aşirete "soyluluk" katmak için bölgenin tanınmış beyliklerinden Bahdinan ve Zibar gibi ailelerle bir dizi evlilik yaptılar. Örneğin, Mesut Barzani’nin annesi Zibar Aşireti’ndendi. (Türkiye’deki büyük Kürt beylikleriyle de akraba olmak için -örneğin Cemilpaşazadeler’le- kız alıp verdiler.)

Barzani aşireti bölgedeki dinsel dönüşümden de yararlandı; Bağdadi’nin halifesi Barzani Şeyh Taceddin sayesinde Nakşibendiyye Halidiye koluna mensup oldu.

Ancak Nakşibendilik en ortodoks tarikat olmasına rağmen Barzani aşiretinde İslami olmayan pek çok töre ve uygulama vardı.

Dinsel bağnazlıkları o kadar ileri götürdüler ki, Barzani şeyhi Abdüsselam kendini "mehdi" ilan etti!

Tek dini sapkınlığı olan Barzani o değildi.

Barzani Şeyh Ahmet ise kendini "Tanrı" mertebesine çıkardı!

Şeyh Ahmet’in Molla Juj adındaki ateşli bir taraftarı, tüm Barzan bölgesini dolaşarak Şeyh Ahmet’in "Tanrı", kendisinin de onun "peygamberi" olduğunu iddia etti.

Müritlerinin Barzani şeyhlerine körü körüne bağlılıkları o kadar güçlüydü ki, bu müritlere "divana" ya da "deli" ismi verilmişti!

Sonuçta: Uygarlığın doğduğu bölge, kültürlü "Kürt prensleri"nin ikametgáhından çıkıp, politik maceralar peşinde koşan fanatik, hırslı küçük aşiret şeyhlerinin eline kalmıştı.

Barzani aşireti her fırsatta Osmanlı’ya isyan etti.

Türkiye ile ilişkileri ise inişli çıkışlı oldu.

Ancak Nakşibendi Barzaniler, başta Güneydoğu olmak üzere Türkiye’deki Nakşibendiler ile hep iyi ilişkiler içinde oldu.

TÜRKİYE’DEKİ NAKŞİLER

"Mevlana" mahlasını kullanan Halid-i Bağdadi’ye bağlı Türkiye’de dört büyük Nakşibendi tekkesi vardır:

1) Gümüşhanevi Tekkesi: Kurucusu Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevi’ydi. Turgut Özal, Necmettin Erbakan, Recai Kutan, Ömer Dinçer, Bülent Arınç, Kemal Unakıtan, Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül gibi onlarca siyasi isim bu tekkeye bağlıydı.

2) İsmet Efendi Tekkesi: Kurucusu Yanya Mahkeme-i Şeriyesi Kátibi Mustafa İsmet Garibullah Yanyevi’ydi. Dahiliye Nazırı Memduh Paşa, Tophane Müşiri Mustafa Zeki Paşa gibi Osmanlı devlet adamları ve bürokratları bu tekkenin müridiydi.

3) Kelami Dergáhı: Önceleri Kadiri olan tekke, Muhammed Esad Erbili’den sonra Nakşibendi-Halidiye ekolüne dahil oldu. Menemen Olayları davası sırasında ölünce dergáhın başına Osman Nuri Topbaş geçti. MSP’li Tahir Büyükkörükçü gibi siyasiler ile bazı ünlü işadamları da bu dergáha bağlıydı.

4) Kaşgari Tekkesi: Kurucusu Şeyh Şefik Arvasi’ydi. Tekkeyi büyüten İstanbul Sultanahmet Camii imamı Abdülhakim Arvasi’ydi. Tekkenin son şeyhi Ahmet Mekki Arvasi’nin, İhlas Holding sahibi Enver Ören’in kayınpederi Hüseyin Hilmi Işık’a irşad müsaadesi verip vermediği halen tartışılmaktadır. Şeyh Şefik Arvasi’nin torunu Didar Hanım, Yusuf Bozkurt Özal’ın oğluyla evlidir.

Said-i Kürdi (Nursi) Van’da Nakşibendi Arvasi tekkesinde eğitim almıştı.

Bu ana dört kol dışında, Erzincan’daki Abdurrahim Reyhani’den, Adıyaman’daki Mehmet Raşit Erol’a kadar onlarca şeyhin kurduğu Halidiye tekkeleri vardır.

Tamam artık uzatmayalım, soralım:

Türkiye’deki Nakşibendi Halidiye koluna mensup Türkler, Nakşibendi Barzani’nin Türkiye karşıtı tavırlarına tepkili midir?

Yazının başlangıcındaki tespitlere rastlantı diyebilir miyiz?

Kendi adıma yanılmayı çok isterim.

Bu nedenle bazı İslami yayın organlarını dikkatli okumayı sürdüreceğim...

Bırakın yoksul Kürtleri, aydın Kürtlerin bile, dar kafalı şeyhleri, aşiret reislerini, ağaları "kurtarıcı", "saygın", "lider" olarak görmeleri çok acıdır. Bunun nedeni, Kürt aydınlarının siyasal geçmişlerini ancak 19. yüzyıla kadar, yani bölgenin en karanlık dönemine kadar götürebilmelerinden kaynaklanmaktadır. Orada da bula bula Barzani gibi, Şeyh Said gibi isimleri bulabilmektedirler.

Türk-Kürt Nakşibendi farkı var mıdır?

KÜRT aydınlarımızdan Naci Kutlay, "Kürtler" kitabında şu soruyu yöneltiyor: "Kürt başkaldırı önderlerinin çoğunlukla Nakşibendi olmaları ilginç ve incelenmesi gereken bir noktadır." (s 135)

Bırakın Osmanlı’yı, Şeyh Said’den, Menemen’deki ayaklanmayı organize ettiği iddia edilen Şeyh Esad Erbili’ye kadar Cumhuriyet Türkiyesi’nde de isyana kalkışanlar hep Nakşibendi Halidiye Kürt şeyhleriydi!

Tıpkı Osmanlı’da olduğu gibi gerek "dini" gerekse "milli" nedenlerle Nakşibendi Kürt şeyhler ayaklanmalara önderlik yapıyordu.

Peki biz de şunu soralım:

Nakşibendi Kürtler, Osmanlı ve Türkiye merkezi hükümetine karşı isyan ederken, Türk Nakşibendiler neden hiç ayaklanmadılar?

"Türk Nakşibendiler’in siyasetle ilgileri yoktu" diyebilir miyiz?

Hayır. Kürt Nakşibendi gibi Türk Nakşibendi de nüfuz ve siyasal iktidar istiyordu.

Bu "hipotezi" güçlendirmek için önce akademik dünyaya hákim olan bir anlayışı yıkmalıyız:

Sanılanın aksine Nakşibendi tarikatı, kendi dünyalarına dönük/hayattan kopuk, gönül ve ruh haliyle ilgili mistik tarikat filan değildi. Ya da en azından 200 yıldır öyle değildir.

Size günümüzden bir örnek vereyim:

Irak’ta ABD’ye karşı mücadele veren dini gruplardan birinin adı ne biliyor musunuz: Nakşibendi Tarikatı Bağlıları Ordusu.

Neyse, bize dönelim:

Sadece Kürt değil Türk Nakşibendiler (ve hatta Kafkas Kartalı Şeyh Şamil) sanılanın aksine hep siyasetin içinde oldular.

Yazdım; II. Mahmud’un yeniçerileri yok eden ve Bektaşileri sindiren kanlı hareketinin destekçisi Nakşibendiler değil miydi?

Nakşibendilik hep iktidarı istedi. Bu nedenle de İttihatçılarla ters düştüğü dönem bile oldu.

Uzatmayalım: Türk Nakşibendiler ya iktidarı kontrol eden bir güç olarak kalmak ya da tamamen iktidara sahip olmak istediler.

Osmanlı döneminde Nakşibendi İsmet Efendi Dergáhı’na Dahiliye Nazırı Memduh Paşa, Tophane Müşiri Mustafa Zeki Paşa gibi üst düzey paşaların gitmesi rastlantı mı?

Osmanlı’daki iktidar hevesi, Cumhuriyet’te de devam etti.

Gümüşhaneli Dergáhı’nın, iki cumhurbaşkanı, Turgut Özal ve Abdullah Gül; iki başbakan, Necmettin Erbakan ve Recep Tayyip Erdoğan ve onlarca bakan, bürokrat yetiştirmesi tesadüf mü?

Aynı dergáhın parti kurmasının (Milli Nizam Partisi vd.) ya da ne bileyim şirketler (Gümüş Motor vb.) kurmasının bir açıklaması olmalı değil mi?

Sanki sufi bir tekke değil de, siyasal tarihimize damgasını vurmuş güçlü politik bir merkezden bahsediyoruz! Nakşibendilik zaman içinde siyasal bir harekete dönüşmüştür.

Benzer örnekleri diğer Halidiye dergáhları için de verebiliriz.

Yani: Kürt Nakşibendiler gibi Türk Nakşibendiler de iktidar istiyordu. Sadece "yöntemleri" farklıydı!

Gelelim bu yukarıda yazdıklarımın özüne:

İktidara gelme araçları farklı olsa da, ikisi de iktidarda olan, Kuzey Irak’taki Kürt ve Türkiye’deki Türk Nakşibendiler, PKK terörünü bitirmek için neden işbirliği yapmıyor?

"Nakşibendi kardeşliği"nin bu zorlu sınavı nasıl vereceğine dair bir ipucu vereyim; Türkiye’deki Nakşibendiler hemen yanıbaşımızda bir Kürt Nakşibendi devletin olmasına nasıl bakarlar?

Hálá bana sınır ötesi operasyon olacak mı diye sormayın lütfen...

Soner Yalçın / Hürriyet


http://www.haberturk.com/haber.asp?id=43087&c ...2007/11/04






Memleketin içinde bulunduğu duruma biraz daha açıklık getiren,üzerinde düşünülmesi gereken bir yazı


A.Mehmet
7 yıl önce - Pts 05 Ksm 2007, 02:33

Alıntı:
Türkiye ve dısındaki adına pkk denen soysuzlar toplulugunun sözde liderlerinin dinsel kimlikleri oldugunu zannetmiyorum

Turk tarih kurumu baskani Prof.dr. Yusuf Hallacoglu yaklasik bir ay evvel Ermeni,Kurt ve bazi meseplerin tarihcesi hakkinda aciklama yapmisti adami hemen susturdular.Oysa basimiza gelen butun belalarin ana sebebi tarihimde bizlerin bilmesi gereken seylerin bizlere soylenmemesi idi.pkk nin arkasinda gercekte bazi din ve mesebler vardir,Kurtler sadece kullaniliyor.


Eren Kurus

7 yıl önce - Pts 05 Ksm 2007, 18:17

Hala dinle, tarikatla niye ugrasiliyor anlamiyorum. Herifler ellerine almis silahlari, ceplerinde bombalar gelip sehirlerin ortasinda adam oldurup ortaligi yikip yakiyor. O patliyan bombalar, tufeklerden, silahlardan cikan kursunlar, din, inanc ayrimi yapiyormu?
Ortak dusman belli, tetigin arkasinda yahudi varmis, musluman varmis, ateist varmis ne farka eder.


Malp06
1 yıl önce - Pzr 17 Ksm 2013, 03:23

Murat Bardakçı'nın tarihin arka odası programında Osmanlı Arşivlerinde Barzani aşiretinden gayri-müslim tarifesi üzerinden vergilendirildiğini belirten kayıtların olduğunu söylenmişti.

ali dostbey
1 yıl önce - Pzr 17 Ksm 2013, 03:25

Kuzey Irakla yakinlasmayip ne yapacaktik? onlari ABD'nin, israil'in kucaginami birakacaktik ? bizim oralarla asrlarca suren bir bagimiz var, kardesligimiz var, dini, kulturel, milli, sosyolojik baglarimiz var, ayrica Kuzey Irakla iliskilerimizin ekonomik boyutu var..,
Turkiye artik Kemalist rejimdeki gibi icine kapali, kardeslerinden, komsularindan, dunyadan koparilmis bir devlet/ulke degil, Turkiye artik ozune donmeye calisan ve bir cihan devleti olma yolunda adimlar atan bir ulke..,


ceyhunatuf
1 yıl önce - Pzr 17 Ksm 2013, 03:34

Alıntı:
Kuzey Irakla yakinlasmayip ne yapacaktik? onlari ABD'nin, israil'in kucaginami birakacaktik ? bizim oralarla asrlarca suren bir bagimiz var, kardesligimiz var, dini, kulturel, milli, sosyolojik baglarimiz var, ayrica Kuzey Irakla iliskilerimizin ekonomik boyutu var..,
Turkiye artik Kemalist rejimdeki gibi icine kapali, kardeslerinden, komsularindan, dunyadan koparilmis bir devlet/ulke degil, Turkiye artik ozune donmeye calisan ve bir cihan devleti olma yolunda adimlar atan bir ulke..,


haklısınız belki bölge petrollerini de bize verirler ! amerikan ve ingiliz firmalarını kovarlar. şu komik sözler yok mu cihan devleti filan demeler böyle ağdalı cümlelerle milleti kandırmak çok kolay verin gazı bakalım.

Alıntı:
ardeslerinden, komsularindan, dunyadan koparilmis bir devlet/ulke degil

bütün komşularla sorunlu hale bu dönemde gelmedik mi ayrıca yurtta sulh cihanda sulh diye bir lafı hatırlatarak atatürk döneminde bölgesinde barış sembolü olduğunu türkiyenin imzalanan paktlar uluslararası cemiyetlerde ne gibi işler yapılmış güzelce öğren sonra içe kapalı filan diye yeni cümleler kurmaya çalış bakalım kurabilecen mi?


cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Ana Sayfa -> HABERLER ve SOHBET