1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
 |
Yücel
18 yıl önce - Prş 07 Tem 2005, 08:51
MANİSA TARZANI
Bu degerli doga adamini saygiyla aniyorum.
“Manisa Tarzanı” adıyla yaygın bir üne kavuşan Ahmeddin Carlak 1899 yılında Bağdat’a yaklaşık 100 km. uzaklıktaki Samara/Samarra kentinde (ırak) doğdu.
Birinci Dünya Savaşına, ardından da Türk Ulusal Bağımsızlık Savaşı’na bir nefer olarak katıldı. Bu savaşta gösterdiği yararlılıktan dolayı Kırmızı Şeritli İstiklal Madalyası ile onurlandırıldı.
Cumhuriyet Dönemi başlarında Manisa’ya geldi; kimsesiz ve yoksuldu. Manisa Belediyesine girdi; ne iş verildiyse yaptı. 1 Haziran 1933 tarihinde 30 lira aylıkla Bahçıvan Yardımcısı oldu. Hep bu görevde kaldı.
Manisa’yı yeniden yeşillendirmek için var gücüyle çalıştı. Ağaç dikip yetiştirmeyi kutsal bir görev olarak algıladı. Dürüstlüğü, çalışkan olmayı her şeyin üstünde tuttu. Yaz kış sadece siyah bir şortla ve ayağında lastik bir pabuçla kentin sokaklarında, görkemli Sipil dağında dolaştı. Saç ve sakalını da uzatarak kişiliğine yaraşır bir görünümle Manisalıların biricik sevgilisi oldu. Her öğle vaktinde Topkale’deki topu ateşleyerek, günün o saatini duyurmayı bir görev saydı. Bundan dolayı kendisine “Topçu Hacı” diyenler bile oldu.
Manisalı kızlara, kente gelen sanatçılara çiçek sunan ilk oydu. Sipil dağına çadır kuran Yörüklerin kızlarına boncuk armağan etmeyi; çocuklara akide şekeri dağıtmayı; kimi yoksullara gizlice para yardımında bulunmayı da hiç ihmal etmedi.
Bir spor adamıydı; yaşamıyla gençlere örnek olmuştu. Manisa Dağcılık Kulübü üyesi genç arkadaşlarıyla Ağrı, Cilo, Demirkazık, dağlarına tırmandı. Gittiği her yerde büyük ilgi gördü. Manisa Dışında başka bir yerde yaşamayı hiç düşünmedi. Sinema tutkunuydu. Yeniliklere açıktı; okumayı severdi, elinden gazete dergi düşmezdi.
Sipil dağında, Topkale’deki kulübesinde yalnız yaşadı; ne yatağı, ne yorganı vardı. Üzerine gazete serdiği tahta divanda yatıp kalktı. Yaz kış soğuk suyla yıkanırdı. Saç ve sakalını özenle tarar, kendi eliyle çiçeklerden yaptığı güzel kokular sürer, ulusal bayramlara göğsüne bağladığı palmiye yaprağı üzerine İstiklal Madalyasını takarak katılırdı. Bundan büyük bir gurur ve sevinç duyardı.
Dede Niyazi’nin lokantasının bir köşesinde yemeğini yer, bunun karşılığında lokantaya tenekeyle su taşırdı. Hiç kimseye borçlu kalmak istemezdi. Kendisine güvenen bir insandı. “Bulaşıcı bir duygu” olan kaygıya hiçbir zaman katılmadı. Güçlü bir insanda aranan özellikleri taşıyordu. Efsanevi yaşamıyla hep ilgi odağı oldu. Özgür bir yurttaş olarak yaşamayı temel ilke saydı. Yaşama etkin bir biçimde katıldı. Mal, mülk, servet ve makam sahibi olmak aklının ucundan bile geçmedi. Kent sevgisiyle, kent adına çalıştı. Adı Manisa ile özdeşleşti.
Manisa Tarzanı 31 Mayıs 1963 tarihinde gözlerini yaşama yumdu. Görkemli bir cenaze töreniyle çok sevdiği Manisa’da toprağa verildi.
Manisa Tarzanı doğa ve ağaç sevgisinin simgesi, çevreciliğin önderi iz bıraktı. Bir çok gazeteci yazar ondan söz etti. Anısına kitaplar, makaleler, şiirler yazıldı; Manisa’ya anıtları dikildi; filmi çevrildi. Manisa O’nu unutmadı, unutmayacak.
Manisali Nihal Yenibogali'dan Manisa Tarzanı
"Burası, yakilmis bir Turk mahallesinin kalintilari yaninda, mezar taslari bile kirilip parcalanmis bir kabristandir.Tarzan bu huzunlu mekani yesil bir parka donusturmekle mesguldur.Yaninda, hapisaneden belediyece onun emrine verilmis onbes hukumlu, yerleri duzeltmek,sulamak,cicek ve agac dikmek gibi islere dalmislar.
Nereden, ne icin , ne zaman geldigini bilmiyorduk ve bu onun cekiciligini arttirmaya yariyordu.Onun gercek kisiligini ogrenmek icin fazla caba harcadigimiz soylenemez.Dedim ya, masallari efsaneleri seviyorduk ve Tarzan'in simdiki kisiligi zaten yeterince ilginc ve heyecan vericiydi.Kışın bile yari ciplak dolasan, orta boylu, ince kasli, duzgun yapili, cevik bir insan.Yasli olmadigi kesindi ama onu genc olarak da dusunmemistik hicbir zaman.Bu gibi kavramlarin otesindeydi o, canli bir heykel gibi, o yillarda aramizda hala gorulen çöl insanlarina ozgu esmer teni, kara gozleri, kartal burnu, yontma yuz cigileriyle.Tarzan'in gercek kimligiyle ilgili soylentiler cesitliydi ve galiba isteyen bunlardan istedigine inaniyordu.
Bu guleryuzlu, tatli dilli, coskulu, dost ve caliskan kisi Manisa'nin bolunmez bir parcasi olmakla birlikte toplumsal yasantinin herzaman biraz disindaydi.Kimi onun acikli bir ask seruveni yuzunden kendini dine adamis bir Hint mistiği, kimi Irakli bir savaş siginmacisi oldugunu ileri surerdi.Vefasiz bir yar yuzunden elini kana bulayip kacmis Yemenli çöl insani oldugu da soylentiler arasindaydi.Savas sirasinda Gazi'nin onu himayesine alip Manisa'ya gonderdigi de soyleniyordu.
Nitekim, Atatürk'ün ölumu uzerine sakal birakcak ve bu uzun ama duzenli ve temiz, dalga dalga simsiyah sakal, onun atlet fanilasini attiktan sonraki gorunumunde yaptigi tek degisiklik olacakti.Kendi geleneklerimizde rastlamadigimiz bu yas simgesi ne anlama geliyordu ? Olum karsinida isyani mi, yoksa boyun egisi mi belitiyordu? Yoksa Tarzan'in bireysel tepkisi miydi ? Bunu ona kimse sormamistir sanirim, cunku Tarzan gizemleriyle yalniz kalmayi secmis bir kisiydi.
Spil'in yamacinda, zeytin agaclari altindaki beyaz badanali küçük kulubesinde yasiyordu.Kapisinin onundeki direkte her zaman ay-yildizli albayrak asili dururdu.Tarzan, bayrak direginin dibine bir de savastan kalma bir top yerlestirmisti.Manisa'da yasadigi surece yaz kis demeden, hergun saat tam onikide bu topu patlatmayi hic aksatmadi.Butun bunlar sevgili kentimizin ve bizim kentteki yasantimizin zenginligiydi.Cok sonra, eliyle dikip yetistirdigi bir camligin ilkin bir minyatur golf alani, daha sonralari da bir otopark yapimi icin kiyima ugramasina tanik olacak ve o zehir zemberek soguklara, o aman dinlemez sicaklara katlanan yuregi, yesile yapilan saldirilara dayanamayarak duracakti."
Tarzan'in Sozleri
“Yaşayışım gayet basittir. Yaz, kış , Topkale’ deki kulübemde ve mağaramda yaşarım. Evim meyve ağaçlarıyla , çiçeklerle çevrilmiş cennet gibidir. Yazın yaş, kışın kuru meyveler yerim. Günde üç kez , buz gibi suyla yıkanırım. Vücudumu korumak için, kendi yaptığım bitkisel yağı sürünürüm. Eski ve yeni yazıyı bilirim. Türk müziğine hayranım. Sinemanın tutkunuyum. Zaten dertle,gamı bunlarla unutuyorum. Gazete ve dergi elimden düşmez, hepsini alıp okurum”.
“Üzüntü, dağın üzerine gelip duran buluta benzer. Çok durunca yağmur olur,kar olur,yerleşir kalır. Başında üzüntüyü çok durdurmaya gelmez. Bulutu daha bulut halindeyken kovmak lazım”
”Ahmet Bedevi bir çıplak, garip adamdır. Amma ölünce, ağaç sevgisi sembolü olacak, hangi idareci, ağaç kestirirse rüyasına girecek, boğazına sarılacağım. Bu memleketin yeşile, yeşilliğe, ağaca, çiçeğe ihtiyacı var. Bu sevgiyi yaşatın ne olur”.
Kaynaklar:
http://www.atlantis-manisa.com/tr/index_tr.htm
www.manisa.net/
http://akademi.ku.edu.tr/forum/forum_posts.asp?TI ...1&get=last
|
 |
yasin.yılmaz
15 yıl önce - Cmt 27 Ekm 2007, 17:35
Manisa - Manisa Tarzanı Ahmet Bedevi
Manisa Tarzanı
“Manisa Tarzanı” adıyla büyük bir üne kavuşan Ahmeddin CARLAK, 1899 yılında Bağdat yakınlarındaki Samarra’da doğdu. Birinci Dünya Savaşı ve İstiklal Savaşına katıldı. İstiklal Savaş’ındaki yararlarından dolayı “Kırmızı Şeritli İstiklal Madalyası” ile ödüllendirildi.
Cumhuriyetin başlarında Manisa’ya geldi. Manisa belediyesinde 1 Haziran 1933’de 30 lira aylıkla bahçıvan yardımcısı olarak işe başladı. Ağaç dikip Manisa’yı yeniden yeşillendirmeyi kutsal bir görev bildi. Dürüst ve çalışkan olmayı her şeyden üstün tuttu. Yaz kış siyah bir şorttan başka giysisi olmadı. Uzun, temiz taralı saçları, çiçeklerden yaptığı güzel kokularıyla onurlu, fedakâr ve saygılı yaşamıyla Manisalıların gönlünde taht kurdu.
Şehir kızlarına çiçek Yörük kızlarına boncuk, çocuklara şeker verirdi. Yoksullara gizlice para yardımında bulunurdu. O, gençlere doğru bir örnekti; sporu severdi. Dağcılık kulübü üyesi gençlere Ağrı, Erciyes, Cilo, Demirkazık Dağlarına tırmandırdı. Sinema tutkunuydu ve yeniliklere açıktı. Okumayı severdi.
Spil Dağı Topkale’deki kulübesinde; tahta divanda yatıp kalkardı. Ulusal bayram törenlerine göğsüne bağladığı palmiye yaprağına taktığı İstiklal Madalyasıyla katılırdı.
Kendisini şu sözlerle ifade ederdi;
“Yaşayışım gayet basittir. Yaz kış Topkale’deki kulübemde yaşarım. Yazın yaş kışın kuru meyveler yerim. Günde 3 kez buz gibi suyla yıkanırım. Vücudumu kendi yaptığım bitki yağlarıyla korurum. Eski ve yeni yazıyı bilirim. Türk müziğine hayranım. Sinemayı çok severim. Dertle gamı bunlarla unuturum. Gazete, dergi elimden düşmez hepsini alıp okurum.”
Manisa Tarzan’ı, tabiat ve insan sevgisiyle dolu, gerçek bir efsane gibi yaşadı. O tabiatı, Manisa’yı ve Manisalıları sevdi.
2006 yılından itibaren Haziran ayı ilk haftasında "Manisa Tarzanı Çevre Günleri" etkinlikleri düzenleniyor.
http://www.manisatarzanicevregunleri.com/Default.asp
|
 |
yasin.yılmaz
15 yıl önce - Pts 29 Ekm 2007, 18:35
Fatih parkında bulunan Tarzan heykeli

|
 |
yasin.yılmaz
15 yıl önce - Cmt 10 Ksm 2007, 01:12
(+)
|
 |
sabahbilen
15 yıl önce - Prş 15 Ksm 2007, 01:27
Örnek alınması gereken bir insan.Ondan öğrenmemiz gereken o kadar çok şey varki aslında....
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> Diğer Şehirler
|