Ana Sayfa 900 bin Türkiye Fotoğrafı
hurşit saral

6 yıl önce - Sal 23 Ekm 2007, 15:48
Basmacılık Hareketi nedir? [TARİH]


Basmacılık:
Bugünkü Ortaasya Cumhuriyetleri’nin bağımsızlık savaşımı, asal biçimini yirminci yüzyılın başlarında alır. Tüm Ortaasya topluluklarında başlayan bu karşıt-Bolşevik devinimin adı Basmacı Hareketi’dir. Aslında ulusal toplumculuk’un / milli sosyalizm’in en büyük savunucusu olan Mir Seyit Sultangaliyev’in de ışığı olan bu devinim yenilgiyle sonuçlanır. Bağımsızlıklar yetmiş yıl ertelenir.

Sizlere, ne yazık ki, ülke insanımızın pek de bilmediği Basmacı Hareketi’nden kısaca söz etmek istiyorum.
Ulusal özerklik girişimlerinin, Sovyetler tarafından tıpkı domino taşları gibi yıkılması, Türkistan bağımsızlık ateşini söndüremez. Rus ve Sovyet karşıtları silahlanıp bağımsızlık için dağlara çıkar. Bu bağımsızlık devinimi, Ruslar tarafından dünyaya önemsiz bir olay gibi; Basmacılık / Basan-haydutluk edenlerin devinimi olarak tanıtılmaya çalışılır.

Türkistan’daki bu ayaklanmanın asal gücü köylülerdir. Sonrasında küçük tecimen ve sanatkârlar, din adamlarıyla yenilikçiler de katılır.

Fakat ayaklanma, önderleri olmasına karşın, merkezi örgütlenmeden yoksundu. 1918 yazına değin, devinimin önderliğini Ergaş Korbaşı yapar. Sonrasında Mir Muhammed Beg Hacı Koşakoğlu denetiminde sekiz bölge komutanlığı kurularak örgüt genişletilmeye çalışılır.

Ulusal başkaldırıyı yöneten güçler, Kasım 1919’a değin Fergana’nın büyük bir kısmını denetim altına alırlar.

Sovyet yöneticileri, bunun karşısında önce beş kişilik bir başkaldırı yarkurulu, sonrasında üç kişilik Fergana Cephesi kurarak, Basmacıları bastıracak önlemler almaya çalışır. Bu yarkurullar ve Kızıl Ordu başarısız olunca Fergana’da askeri yönetim oluşturulur. Bu bölgeden sonra Buhara ve Hive’de hızla yayılan Basmacılık Hareketi’ni, Ruslar, eskiden olduğu gibi kısa sürede bastıracaklarını sanar. Ancak, karşıtına daha da kitlesel duruma dönüştüğü gibi Buhara ve Harezm üzerine gönderilen Sovyet birlikleri de başarısız olur.

Cüneyd Han ve diğerlerinin Harezm’de başladığı silahlı savaşımları bütün hızıyla sürer. Buhara’da ise Ulusalcı Yenilikçiler’in önderliğinde Sovyetlere karşı savaşım başlar. Bundan ötürü, üç merkezde gelişen başkaldırı, Sovyetlerin Türkistan’da varlığını tehlikeye sokar. Bunun için 3 Eylül 1919’da Türkistan Cephesi’ni açar. Cephe komutanlığına Frunze atanır. 22 Şubat 19920’de Taşkent’e gelerek Ulusal başkaldırıyı bastıracak tasarımlar yapmaya başlar.

Yeterli sayıda silah olmayışı Türkistan halklarının işlerini zorlaştırır, Kızıl Ordu karşısında ağır kayıplar verir. Yetke eksikliğini gidermek üzere Fergana’da 24 Eylül 1919’da Mehmed Emin Beğ başkanlığında Fergana Hükümeti kurulur. Silah yardımı için Afganistan’a ve İngilizlere elçiler gönderilir ise de, bir sonuç alınamaz. Ayrıca hükümetin oluşumuna karşın başkaldırıyı yöneten önderler arasında birlik sağlanamaz. Üstelik kabilecilik ve bölgecilik de işe girince; hedefe varmada yol alınamaz.

Tam bu sırada Enver Paşa’nın Türkistan’da görülmesi ve önderliği olurlaması, savaşıma yeni bir yön verir.
Enver Paşa, Eylül 1920’de Bakü’deki, “Doğu Milletleri Kongresi”nde; yeterli bilgi sahibi olduğu Türkistan Başkaldırısı’nın, Buhara’ya vardığında çok kritik bir aşamada olduğunu görünce ivedilikle savaşıma başlar. Büyük ordulara komuta eden Enver Paşa’nın başkaldırıya önder olarak katılması, tüm savaşımcılar tarafından sevinçle karşılanırken; başta Zeki Velidi, Buhara Emiri ile veziri ve bir kısım Sovyet yanlılarınca hoş karşılanmaz.

Tüm karşıolumlara karşın, Orta Asya İslam Devleti kurmak ereği ile ki, tüm Türkistan sınırlarıdır bu, Sovyetlere karşı savaşımı başlatır. 19 Mayıs 1922’de Sovyet hükümetine bir kesinuyarı / ültimatom vererek Kızıl Ordu’nun Türkistan’ı boşaltmasını ister. Sovyetlerin Türkistan’dan çekilmeyeceği anlaşılınca, savaş başlar. Top ve makineli tüfeklerden yoksun Enver Paşa’nın ordusunun ilk utkusu / zaferi Duşenbe’yi Ruslardan kurtarmak olur.

Ama üstün silahlara sahip Rus ordusu, 15 Haziran 1922’de Türkistanlı diğer önderlerin yardım etmemesinden ötürü ikinci savaşta Enver Paşa’yı yenilgiye uğratır. Buharalı önderlerin yardım istemini geri çevirmeleri, üstelik yardım etmek isteyen Afganlıları engellemeleri üzerine Enver Paşa, Duşenbe yakınlarındaki Belcuvan köyüne çekilir. 4 Ağustos 1922’de ansızın Rusların baskınına uğrayıp makineli tüfek ateşiyle şehit olur. Yirmibin savaşçının gözyaşları içinde toprağa verilir.

Onun ölümü üzerine Türkistan Bağımsızlık Devinimleri zayıflar. Diğer yönden Sovyetler, Türkistan’daki Kızıl Ordu birliklerini güçlendirir. 1923 yazından 1924 yazına değin başkaldırıya katılanların bölgeleri işgal edilir. Çarpışanların önemli bir kısmı kurşuna dizilir. Çok azı da, İbrahim Bey önderliğinde Afganistan’a kaçar ve 30 Mart 1931’de vatanına dönerek yeniden savaşıma katılır. 3–19 Nisan tarihleri arasında yapılan savaşları kaybedince, 23 Haziran 1931’de arkadaşları ile birlikte kurşuna dizilir.

Sonrasında:
Sonrasındaki süreci hepimiz biliyoruz artık.


Büyük Özbek Şair Çolpan, Enver Paşanın şehit edilmesi üzerine şu şiiri yazar.


Feryadım boğsun dünyanın bütün varlığını;
Ümidim son ipini de koparıp atsın!
Gazaptan titreyen genç yiğidin
Dolmuş mermiler sinesine taş gibi,
Dağlarda özgürlük diye gezen bir geyiğin
Matemler inmiş kara gözlerine,
Deryalar, dalgalar titreten bir yiğit,
Yediği darbelerin kahrından yıkılıp kalmış,
Kurtuluş yıldızı sanki hiçliğe karışmış
Senin son canını da düşmanlar almış.
Marmara boyları, Edirne yolu...

Çatalca ovası, Boğaz geçidi,
Karpat dağları, Trablus çölleri
Güzel Selanik’in şirin bahçeleri.
Şehitlerin yüzüne damlayan nurlar,
Bizi kan ağlattı bu kara haber.

Berlin sokakları yiğidin birini
Dopdolu koynuna alıp sardı,
Tiflis’in havaları da bir kurtarıcı yiğidi
Kara kanlara boyayıp toprağa saldı.
Tarihin rengini kanlarla karartıp dolduran
En son ümidinizi de kana boyadı o Belçivan
Ah nasıl uğursuz zamanlar gelmiş,
Feryadım dünyanın varlığını boğup öldürsün,
Kapkara bahtına şeytanlar gülsün!

ÇOLPAN


cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Ana Sayfa -> HABERLER ve SOHBET