Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Uşak - Eşme - Ahmetler
12   sonraki »

ANA SAYFA -> Diğer Şehirler
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
sayfa 1
Remzi BÜLBÜL
11 yıl önce - Pts 22 Ekm 2007, 21:25
Uşak - Eşme - Ahmetler


EŞME - AHMETLER



AHMETLER KASABASI

Ahmetler Adı ve Tarihi Hakkında İlk Bilgiler

Ahmetler Köyü’nün kesin kuruluş tarihi hakkında net bilgiler bulunmamakla birlikte, Osmanlı Devleti’nin otoritesinin zayıfladığı, eşkıyalık olaylarının arttığı, şakilerin kol gezdiği bir dönemde kurulduğu rivayet edilmektedir. Zira bölgede obalar şeklinde hayatlarını devam ettiren Türkmen- Yörük ailelerinin güvenlik gerekçesiyle bir araya gelerek köyü kurdukları tahmin edilmektedir. Öyleki; şimdiki köyümüzün 1 km. kuzeybatısı’nda bulunan Eski Ahmetler’de, diğeri köyün 2,5 km. kadar doğusu’nda bulunan Cuğul Pınarı mevkiinde meskun Ahmet ismindeki iki oba reisinin şimdiki kasaba merkezi olan Kocataş mevkiine gelip yerleşmeleri köyün kuruluşu olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle de kasabanın Ahmetler ismini aldığı bilinmektedir. II. Ahmet’in Cuğul Pınarı’ndan değil de, Kurşunlu’dan geldiği de bazı kasaba sakinleri tarafından iddia edilen bir diğer rivayettir. Eski Ahmetler olarak bilinen yerleşim yerindeki Ahmet isminin nereden geldiği konusunda söylenenler ise, bir büyük Türkmen-Yörük ailesinin mensubu olan ve babaları vefat etmiş Ahmet ismindeki iki amca çocuğunun, sonraları Eski Ahmetler olarak adlandırılacak olan mevkie gelerek yerleşmiş olmalarına istinaden Ahmetler adını aldığı yönündedir.

Söz konusu muhtelif rivayetlerin yanı sıra Arşiv belgelerinden anlaşıldığı üzere Osmanlı Devleti’nde yer alan oymak, aşiret ve cemaatler arasında, yörede sıklıkla rastlanan Ahmetler isimli bir Türkmen-Yörükan cemaatinin var olduğu ve Ahmetler Köyü’nün adının da aynı adı taşıyan Türkmen-Yörükan cemaatinin adından geldiği daha akla yakındır.

Yöre ahalisi tarafından efe olarak nitelendirilen Emir Ali (namı diğer Emralı) ve kızanlarının (Koca Mahmut, Koca Tozan, ismi tespit edilemeyen üçüncü bir kişi) koruyuculuğu altına girmesiyle daha emniyetli bir yer haline gelen ve henüz kurulmuş olan Ahmetler, o dönemde yeni yerleşimcilerin cazibe merkezi haline gelmiş, zamanla civar obalardan güvenlik amacıyla gelen yeni ailelerin katılımlarıyla da köy biraz daha büyümüştür.

1977 yılında köyümüzde yapılan saha araştırmaları esnasında yapılan sondaj usullü şecere esaslı değerlendirmelerinin neticesinde, köyde yaşayan 9. kuşağı temsil eden şahısların anlattıkları doğrultusunda, köyün kuruluşu 1977 yılı itibariyle 150 yılı aşan bir geçmişe dayandığı anlaşılmaktadır. Buradan hareketle Ahmetler Köyü’nün kuruluş tarihinin 1827li yıllar olması güçlü bir olasılık olarak karşımıza çıkar. Ahmetler köyünün adına, resmi kayıtlarda ilk kez 1844-1845 yıllarında Osmanlı Devleti’nin yöre hakkında tuttuğu temettuat defterlerinde rastlanmaktadır. Bu dönemde Ahmetler Köyü’nün, Aydın sınırlarında bulunan, Denizli Sancağına bağlı İnay Kazası’ın bir köyü olduğu ve köyde 40 hanede 200 kişinin yaşadığı, tarım ve daha çok hayvancılıkla yaşamlarını sürdürdükleri, İnay Kazası’na ait temettuat defterlerinden anlaşılmaktadır. Daha sonraki dönemlerde Ahmetler Köyü’nün yine Aydın vilayeti içerisinde yer alıyor olmasına rağmen idari taksimat da yapılan kısmi değişiklikler sonucunda Saruhan Sancağına bağlı Eşme Kazası’nın bir köyü olarak kayıtlara geçtiği bilinmektedir. Ahmetler Köyü; Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde meydana gelen savaşların, yıkımların getirisi badirelerin tümünü, şüphesiz Anadolu topraklarında yaşayan diğer insanlar kadar olanca çıplaklığıyla yaşamak zorunda kalmış bir çok evladını birinci dünya savaşı yıllarında değişik cephelerde özellikle Çanakkale Cephesi’nde şehit vermiştir.

Milli Mücadele Döneminde Ahmetler

Cephenin iaşe ihtiyaçlarının karşılanması konusunda Eşme Heyet-i Merkeziyesi’nin çalışmalarına, diğer civar yerleşim yerlerinin olduğu gibi, destek olan Ahmetler bu konuda üzerine düşeni yerine getirmeye çalışmıştır. O günlerde çekirge istilasına maruz kaldığı bilinen Ahmetler, daha çok cephenin gün geçtikçe artan et ihtiyacının karşılanabilmesi amacıyla Heyet-i Merkeziye tarafından önceleri, %1, sonraki günlerde artan ihtiyaç doğrultusunda, %2 oranında tespit edilen vergi gereğince, toplanan etlik hayvanları temin ederek, cephenin et ihtiyacını karşılamada katkıda bulunmaya gayret etmiştir. Ayrıca Milli Mücadele döneminde, lojistik hizmetlerin karşılanmasında önemli bir yere sahip olan demir yollarının muntazaman işletebilmesi için trenlerin ihtiyaç duyduğu yakıtın (odun) bir kısmı Ahmetler istasyonu aracılığı ile sağlamıştır.

Bu dönemde yöredeki askeri harekât ise şöyle gelişmiştir: 23. Tümen Komutanı Yarbay Aşır; Yunanlılarla teması kesmek ve daha uygun bir bölgede savaşmak amacıyla eldeki kıtalara, 30 Haziran gününün çok erken bir saatinde İnay İstasyonu’nun batısındaki sırtlara çekilmesini emretti. Bu kuvvetler 1 Temmuz öğleye doğru İnay İstasyonu ve Ahmetler’in batı sırtlarında yeni bir savunma hattını teşkil ederek tahkime başladı. 7 Temmuz 1920 tarihi itibariyle bölgede bulunan 1200 silahtan oluşan Türk kuvvetlerinin bir kısmı, İnay İstasyonu bölgesindeki savunma hatlarında olup bir kısım kuvvet de Elvanlar İstasyonu’na hakim Ahmetler dağlarında bulunmaktaydı. Savunma hazırlıkları ile geçen süre neticesinde, 27 Ağustos 1920 tarihine gelindiğinde ise, Milis Süvari Takımı ve 69. Alay’dan bir bölük Ahmetler’de bulunmaktaydı.

28 Ağustos sabahı Elvanlar’dan hareket eden bir düşman yürüyüş kolu, Ahmetler’deki bir piyade bölüğü ile bir süvari takımından oluşan Türk emniyet birliğine saldırmış, çok üstün kuvvetlerle yapılan bu saldırı karşısında piyade bölüğü, ancak 1 subay ve 15 erle Kışla Dağı üzerinden asıl mevziie, süvari takımı ise yarı mevcudu ile İnay’daki emniyet müfrezesine çekilebilmiştir. Ahmetler’deki emniyet birliklerinin çekilmesi üzerine, İnay’daki Türk kuvvetleri de geri çekilmeye başlamış ve Yunanlıların ileri hareketi neticesinde bölge ve 29 Ağustos 1920 tarihinde Uşak Yunan güçlerince işgal edilmiştir.

Yunan işgali döneminde Eşme ve köylerinin çoğunun yaşadığı Yunan mezalimini şükür ki Ahmetler ve dağlara sığınan ahalisi yaşamak zorunda kalmamıştır. Karanlık işgal günlerinin sonrasında, 13 Eylül 1921 günü Sakarya Savaşı’nın neticesinde Batı yönünde çekilmeye başlayan Yunanlıların, 26 Ağustos 1922 de başlatılan Büyük Taarruz karşısında panik halinde kaçmaya başlamaları üzerine, Türk kuvvetlerinin ileri takip harekâtıyla işgal altındaki tüm memleket toprakları gibi Ahmetler’de istiklâline kavuşmuştur.

II. Kolordu’nun 1-2 Eylül 1922 gecesi batı yönündeki takip harekatına durmadan devam ederek ilerlemesi bölgenin düşman işgalinden kurtuluşunun başlangıcı olmuştur. Düzenli Süvari Alayı 2 Eylül saat 8.30 da İnay İstasyonu’nda rastladığı Yunan artçılarını püskürterek, demir yolu boyunca batıya ilerleyerek keşif ve taramaya devam etmiş ve nihayetinde Kolordunun 8. Tümeni saat 20.00 de Bekişli ve Emirli’yi, 7. Tümeni saat 23.00 te Düzköy’ü, 4. Tümeni ise saat 21.00 de Ahmetler’i İşgalden kurtarmıştır. Böylece Ahmetler 2 Eylül 1922’de saat 21.00 sularında istiklaline kavuşmuştur.

Cumhuriyet Döneminde Ahmetler

Milli Mücadele döneminin başarıyla sonuçlanması ve bölgenin Yunanlılardan kurtarılması ile birlikte Cumhuriyetle huzura kavuşan bu topraklar, geçmiş yaralarını sarmaya ve cumhuriyetin getirdiği yenilikler ve gelişmelerin sayesinde yöreyi imar etmeye başlamışlardır. Yakın zamana kadar Manisa’nın bir ilçesi durumundaki Eşme’ye bağlı olan Ahmetler, 1953’te Uşak’ın il yapılması ile birlikte dahil olduğumuz ilçenin Uşak’a bağlanması sonucunda, Uşak ili Eşme İlçesi’nin bir köyü haline gelmiştir.

Önceleri köy statüsündeki Ahmetler’de muhtarlık mülki idareyi temsil ediyorken 1972 yılında belediye teşkilatının kurulması ile kasabamız belediye hizmetlerine kavuşmuştur. Hali hazırda biri kasaba merkezinde diğeri istasyon mahallesinde olmak üzere iki muhtarda belediye başkanının yanı sıra köy işleri ile ilgilenmekte, idari taksimat da üzerlerine düşen görevleri yerine getirmeye çalışmaktadır. Ayrıca; Ahmetler’de, kasaba ahalisinin tarım alanlarını korumak amacı ile kurulmuş olan bir köy koruma kurulu bulunmakla birlikte bu gün itibariyle işlerliğini yitirmekle karşı karşıyadır.

Ahmetler Köyü’nün kesin kuruluş tarihi hakkında net bilgiler bulunmamakla birlikte, Osmanlı Devleti’nin otoritesinin zayıfladığı, eşkıyalık olaylarının arttığı, şakilerin kol gezdiği bir dönemde kurulduğu rivayet edilmektedir. Zira bölgede obalar şeklinde hayatlarını devam ettiren Türkmen- Yörük ailelerinin güvenlik gerekçesiyle bir araya gelerek köyü kurdukları tahmin edilmektedir. Öyleki; şimdiki köyümüzün 1 km. kuzeybatısı’nda bulunan Eski Ahmetler’de, diğeri köyün 2,5 km. kadar doğusu’nda bulunan Cuğul Pınarı mevkiinde meskun Ahmet ismindeki iki oba reisinin şimdiki kasaba merkezi olan Kocataş mevkiine gelip yerleşmeleri köyün kuruluşu olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle de kasabanın Ahmetler ismini aldığı bilinmektedir. II. Ahmet’in Cuğul Pınarı’ndan değil de, Kurşunlu’dan geldiği de bazı kasaba sakinleri tarafından iddia edilen bir diğer rivayettir. Eski Ahmetler olarak bilinen yerleşim yerindeki Ahmet isminin nereden geldiği konusunda söylenenler ise, bir büyük Türkmen-Yörük ailesinin mensubu olan ve babaları vefat etmiş Ahmet ismindeki iki amca çocuğunun, sonraları Eski Ahmetler olarak adlandırılacak olan mevkie gelerek yerleşmiş olmalarına istinaden Ahmetler adını aldığı yönündedir.

Evlilik adetleri:

Köy yerlerinde evlilikle ilgili gerekli işlemler, çocuğun doğumuyla başlar. Bu başlayış “beşik kertme” ile olur. Aynı 40 içinde veya aynı senede doğan iki çocuk “beşik kertme yavuklusu” yapılır. Bu eylem nikâh yerine sayılır. Büyüdüklerinde birbirlerinden hoşlanmazlarsa boş düşürülür ve boşandırılır. Şayet birbirlerini beğenmişlerse, aile büyükleri aracılığıyla (kız evine gidilerek) aileler görüşür; yöre adetlerine göre önce küçük, sonra büyük nişan yapılır; şanlı-şöhretli, sazlı-sözlü bir düğünle de evlendirilirler….. Düğün sonrası ilk sabah gelin, “kayınbaba ve kayınna”nın ellerini öper; kayınbabaya bir “seccade”, kayınnaya bir “heybe” hediye eder. Sonra komşu kızlara, görücülere, eltilere, ağalara ufak-tefek hediyeler dağıtır….. Düğünden 2 – 3 gün sonra kız evi oğlanevi ziyaretleri yapılır….. Bazı yerlerde olduğu gibi “cicim ayı” mahiyetinde “gelinin el üstünde tutulduğu” belli bir zaman vardır. Bu süre içersinde “gelin-güveyi” istedikleri gibi yaşarlar. Bu süre bitiminde normal yaşantıya dönülmüş, onları bekleyen hayatın binbir güçlükleriyle amansız bir ömür savaşına girilmiş olur. Meçhulün kahramanı bu yeni evliler, gelecekte olacak yavrularının kendilerinden daha iyi yaşaması için çalışırlar ve her şeyini bu emellerine vakfederek “baba ocağına hayırlı bir evlat vermek” için didinirler…

Ulaşım

Uşak’a 50 Eşme’ye 11 km. mesafede bulunan Ahmetler Uşak-Eşme karayolu üzerinde olup ulaşım konusunda fazlaca bir sıkıntı yaşamamaktadır. Düzenli ve sürekli sefer yapan bir taşımacılık şirketi olan Eşme Seyahatin, Uşak-Eşme, Eşme-İzmir karşılıklı seferlerinin yanı sıra, mevcut karayolu güzergâhında Alaşehir-Ankara seferi yapan Alaşehir Efes Turizm hizmet vermekte olup, Köyümüzün bir mahallesi olan ve Afyon-İzmir demiryolu güzergâhındaki on istasyondan biri olan Ahmetler İstasyonu sayesinde de, Afyon-Uşak-İzmir karşılıklı posta treni, Eskişehir-Afyon-Uşak-İzmir arası karşılıklı troleybüs treninden yararlanılabilmektedir.

Kültürel Yapı ve El Sanatları:

Ahmetler Beldemizde de bağlı olduğu Eşme ilçesi’nde olduğu gibi el sanatları deyince ilk akla gelen kilimleridir: Kendine özgü değerli kilimleri ile tanınmıştır. Ancak diğer bölgelerimizde olduğu gibi Eşme Kilimleri de zaman içinde büyük ölçüde değişikliğe uğramıştır. Geçmişte Eşme halkının kendi ihtiyaçları için yaptığı, bugün örneklerini bölge Cami ve Mescitlerinde görebildiğimiz eski kilimlerle, günümüzde dokuyup evlerinde kullandıkları ve tüccar siparişleri ile ticari amaçla dokutturulan kilimler karşılaştırıldığında, boya ve iplik kalitesi bakımından da önemli değişiklikler hemen göze çarpar.
Eşme’de kilimler, evlerde “ıstar” denilen dik tezgâhlarda kadınlar tarafından dokunur; erkekler kilim dokumazlar. Bölgede tezgâha “kilim ağacı” da denir. Kilimlerin ipleri yündür ve kök boya ile boyanır. Günümüzde artık kök boya yerini kimyasal boya almıştır. Kız çocukları, küçük yaşta annelerinin yanında tezgâha oturur; birlikte kilim dokumaya başlar. Kendi başına kilim dokuyacak duruma gelince, dokumasını ayrı bir tezgâhta sürdürür. Ticari amaçla dokunan kilimler de yine bu tezgâhlarda dokunur. Eskiden kilimlerin yünleri evlerde kirmanla eğrilirdi. Bugün de bazı çeyizlik kilimlerde yine kirman ipi kullanılır. Genelde kirmanla yün eğrilirken “öreke”den yararlanılır.

Günümüzde Eşme Kilimleri, genelde tüccar siparişleri ile (ticari amaçla) yapılmaktadır. Bunun yanı sıra Eşme halkının kendi gereksinimleri ve çeyiz için dokudukları kilimler varsa da bunlar çok azdır. Ticari amaçla dokunan kilimler her gün biraz daha artarken, ev gereksinimi ve çeyiz için dokunan kilimler gittikçe azalmaktadır. Geçmiş günlerde, kişisel gereksinimler için dokunmuş olan ve bugün genelde camilerde bulunan Eşme Kilimleri, genel olarak “Altunbaş”, “Toplu”, “Ablaş” kilimleri ve Gıcıklı Kilim dedikleri diğer bir çeşitle “Kıvrımlı” ve adı tespit edilemeyen çeşitler de dokunmuştur.

Kilimlerde görülen motifler, süslemeler, bitkisel, hayvansal motifler; kıskançlık, nazar, hasret, dedikodu, aşk, kavuşma gibi konularıyla süslenmiştir. Kıvrım, muska, kurbacık, kancalı, köçek, çakalayağı, çömlek, zülüf, dikmeli kurtağzı, karagöz, dikmeli su, kıvrım, kıvrımlı pençe Eşme ilçesine has çeşitli kilim motiflerinden bazılarıdır.

Yörede kilim dokumacılığının ne zaman başladığı tam olarak bilinmemesine rağmen; çadır kültürünün bir parçası olan kilim dokumacılığının bu yöredeki Yörük ve Türkmenler tarafından daha önceden bilindiği kesindir. Ancak anlatılan bir öykü vardır:

Yörükler çeyiz yüklü deve ile Takmak'tan geçerken burada konaklarlar. Takınaklı kadınlar deve üzerindeki kilimleri görür ve hayran olurlar. Bu kilimlerin desenlerini çıkarıp dokurlar. Bütün köy, dokunan bu kilimleri beğenir ve dokumaya başlar.

Bu kilimler "Altınbaş" ve "Beş Toplu" kilimleridir. Daha sonra Takmak'ta "Yan Toplu", "Albaş" ve "Dallı Namazlığı" kilimleri de dokunmaya başlanır, ilk dokuma örneklerinden bazıları hayır için camilere yapılan bağışlar nedeniyle günümüze kadar korunarak gelebilmiştir.

Altınbaş Kilimi dokunan kilimlerin içinde en yaygın olanıdır. Adını desen, renk güzelliği ve dokumasındaki özen nedeniyle, kilimlerin içinde en güzel olarak adlandırılmış ve altın değerinde baş kilim nitelemesi olan "Altınbaş" adıyla anılmıştır. Altınbaş kilimlerinde motif ve kompozisyon ayrı bir özellik gösterir. Tek eksen üzerinde sıralanmış dikdörtgen toplar (madalyonlar) kıvrım denilen taban tabana gelecek şekilde yerleştirilmiş, eli belinde kız ve tavşan topuğu motifleri ile dolguludur.

Toplu kilimler de genel olarak baklava şekline yaklaşan iç içe kancalı basık altıgen madalyonlarla bezenmiştir. Bir eksende tek veya çift sıra halinde yan yana yerleştirilmiştir. Madalyonlara bölgemizde top da denir. Top sayışı kilimin büyüklüğüne göre değişir. Top sayısına göre kilime ad verilir. Üç, beş ya da yedi toplu kilim gibi. Albaş kilimlerinde altıgen toplar kenarları birbirine bitişik olarak sıralanmıştır. Selvili Altınbaş, Cicim, Kurtağzı Bereket, Hayat Ağacı, Dal Namazlığı diğer kilim çeşitlerinden bazılarıdır.

Halkın kendi ihtiyacı için dokuduğu bu eski kilimlerde iplikler, dokuyucu tarafından eğrilip bükülmüş ve doğal boya ile boyanarak hazırlanmıştır. Kilimler; rengi, motifleri ve kompozisyonu ile bölgeye has bir özellik göstermektedir. Bu kilimlerde mavi, kırmızı ve yeşil egemen renk olmakla birlikte diğer renklere de yer verilmiştir. Renk tonları iyi seçilmiş ve renkler arasında uyum sağlanmıştır. Dokuma, konturlu kilim tekniğindedir.

İlçemiz açısından kültürel ve ekonomik anlamda büyük önem taşıyan kilim, Yörük kültürünün bir parçasıdır. Hayatın her karesinde yer almış, kınalı ellerin eğirdiği rengârenk, efsanevi çift başlı kurtları, eli belinde gelini simgeleyen motiflerle bezenmiş kilimler, kimi zaman Yörük beyinin ayakları altına serilmiş, atına heybe olmuş, ihtiyaç duyulmuş azık için sırtına torba olmuştur. Eli kınalı gelinlerin çeyizi olmuş ellerde ilmekler, yüreklerde sevda ile dokunmuştur. Gün gelmiş buz gibi içilesi sularına doyulmayan, testilere örtü olmuş, nazlı gelin bebesine kundak yapmış, en acı gününde anasını son yolculuğunda ona sarmıştır. Sevdadan ayrılığa, doğumdan ölüme kadar her yerde bir yerlere koyulmuş kilimi; zaman ve şartlar yıpratmamış, kullandıkça parlamış, renkleri canlanmış, zamanla değer kazanmıştır.

Geçmişten günümüze özünden bir şeyler yitirmeden gelmiş kültürel bir değeri yeni nesillere taşımak, değişikliğe uğramadan aktarmak, Eşme'yi ve “Eşme Kilimciliği”ni yurt içinde ve yurt dışında tanıtabilmek, sahip olunan değere ticari boyut kazandırmak, uluslar arası piyasada yer alabilmek, buna ortam ve zemin hazırlamak için Uluslar arası bir festival düzenlenmiştir: ilki 13-14 Mayıs 1994 tarihinde gerçekleştirilen Uluslararası Eşme Turistik Kilim Kültür ve Sanat Festivali, Eşme Kaymakamlığı, Eşme Belediye Başkanlığı, Eşme Kilimcileri, çeşitli kurum, kuruluşlar ve Eşme halkının katkılarıyla bu güne kadar devam etmiştir.

Bölgede yapılmış olan dokumalardan da kısacık söz edecek olursak; bölgede kilimin yanı sıra “çul, zil, sumak, sarma motifli cecim ve hopan gibi çeşitli tekniklerle dokumalar yapılmıştır. Keçi kılından çul dokunmuş, saman taşınması “çatan-çeten” yapılmıştır.

Dünya uygarlığının çok önceki devirlerinde arkaik insanın kendi toplumunda, ait olduğu kabilede sosyal statüsünü belirleyen ve giymek zorunda olduğu giyimi vardır. Aslında bu bir zorunluluktan çok geleneğin insanlara sunmuş olduğu bir yaşam biçimi anlayışıdır. Bu durum sadece üste giyilenler olarak kalmamış, baş süslemelerine de yansımıştır.

Geleneksel öğeler içeren bir giyim-kuşam örneği bize, ait olduğu toplulukla ilgili pek çok bilgi sunabilir. Toplumların yerleşik ya da konar-göçer olup olmadıkları, hangi tarihi olayları yaşadıkları ve etnolojik kökenleri konusunda bilgi verirler. Örneğin bir Türkmen ya da Yörük köyüne gidildiğinde kimin sözlü, kimin nişanlı, kimin dul olduğu başlığından, giydiği renklerden anlaşılır.

İş ve özel gün giysileri farklılıklar içerir. Düğün yapılan gelin başı ile gerdek sonrası yapılan başlık farklıdır. Köylerden kasaba pazarına gelindiğinde, kimin köyden olduğu giysilerden anlaşılır.

Kadınlar vakitlerinin büyük bir kısmını çalışarak geçirirler. Bu açıdan bakıldığında günlük yaşam ve iş giysileri farklılıklar gösterir. Ancak özel gün giysileri ve başlıklar düğünler nedeniyle görülür. Anadolu'da bir genç kızın sözlenmesiyle yapılan "baş düzeni" sosyal statüsünü belirler ve evlilik, olgunluk, yaşlılık dönemlerinde bu önemini kesintisiz korur.

Türk Mutfağında olduğu gibi Ahmetler Beldesi’nde de belirli zamanlarda hazırlanan yemek, yiyecek - içecek türlerinin; sembolik anlamlarla yüklü hazırlanması, gündelik yemeklere göre daha fazla zaman ve emek isteyen bir yapıya sahip olduğu bilinmektedir.

Belirli zamanlara özgü yemekler "imece" adı verilen yardımlaşmalarla hazırlanır.

Nişan, düğün, sünnet, ölüm, dini bayramlar, mevsimlik bayramlar, Ramazan Ayı gibi gündelik yaşamdan daha farklı anlamların yüklendiği günlerde yemek ve yiyeceklerin de farklılaştığı; sofraların daha özenle ve bol çeşitle hazırlandığı gözlenmektedir. Bu konuda kendine özgü bir yapı gösteren doğum, düğün ve ölüm yemeklerini örnekleyebiliriz:

Doğum yapan kadına ziyarete gelen akraba, komşu ve tanıdıklar çeşitli hediyelerin yanında süt, yoğurt, yumurta, çorba gibi yemek ve yiyecekler de getirirler. "Loğusa evi'nde konuklara loğusa şerbeti, süt, tatlı, bisküvi gibi ikramlarda bulunulur. Loğusa kadına sütünün artacağı inancıyla süt ve sütlü yiyecekler, soğan, bulgur, mercimek, şerbet, tatlı vb yedirilir; nohut, fasulye ve bazı meyveler sakıncalı kabul edilerek yedirilemez, soğuk su içirilemez.

Düğün yemeklerinde et yemeğinin yanında pilav, mevsime bağlı olarak bir sebze yemeği, kuru fasulye veya nohut, hoşaf bulunur. Çorba olarak şehriye ve yoğurt çorbalarının yer aldığı düğün sofralarında; keşkek, pilav ve et yemeği hemen her bölgede yaygındır. Düğün sofralarında tatlı olarak helva, zerde, sütlaç veya baklava bulunur.

Cenaze yemeklerinde pilav ve sebze yemeklerinin yanında yemek çeşitleri de bulunur. Bazı yörelerde mezarın hazırlanmasını sağlayan kişilere verilen yemeğe "kazma takırtısı" denir. Cenaze evine yörelere göre değişiklik göstermekle beraber, 3 veya 7 günle değişen sürelerle komşu ve tanıdıklar yemek getirir, ölü evinde yemek pişmez. Ölünün evden çıktığı gün un helvasının yapılması dağıtılması; 3., 7., 40. ve 52. günlerde mevlit okutularak yemek veya yiyecek ikramında bulunulması geleneği devam etmektedir.

EĞİTİM

Köyümüzde ilköğretim, 1954’de kurulmuştur.

Orta öğretim, 1972’de açılmıştır.

Halen taşımalı eğitim yapılan Abdülkadircan İlköğretim Okulumuzda ??????????öğretmen ve ?????????öğrenci bulunmaktadır.

Kasaba insanı eğitime büyük önem vermekte olup, okuma-yazma oranı yüksek olan kasabamız, hemen hemen tüm meslek dallarından temsilcilerin bulunduğu, yetişmiş insan kaynakları zenginliğine sahiptir.

SAĞLIK

Sağlık ocağımız ??????????tarihinde yapılmıştır. 1 doktor, 1 sağlık memuru, 2 hemşireden oluşan personelle hizmet vermektedir.

İdari Yapı

1972 yılında kurulan belediyesi şu anda 1 memur, 3 işçisi ve 6 geçici işçisi ile hizmet vermektedir. Ayrıca; 2 (Merkez ve İstasyon) muhtarlığı bulunmaktadır.

Sosyal Yapı

Tarım: Tahıl, tütün, meyvecilik; her geçen gün daha bilinçli yapılarak ve kurulan pazar yerlerinde satılarak halkın giderlerini karşılamasında önemli bir yeri vardır.

Hayvancılık: Küçük ve büyük baş hayvancılık, beldenin önemli geçim kaynaklarından biridir.
Dokumacılık: Dünyaca ünlü kilimleri, her yıl gerçekleştirilen “Eşme-kilim festivalleri” ile gündemdeki yerini korumakta olup önemli gelir kaynaklarındandır.

Haberleşme

Köyümüze ilk defa telefon ???????????. Evlerde yaygın kullanımına ise??????????yıllarda başlanılmıştır.

Ahmetler pilot bölge seçilmiş ve kablolu telefon hatlarının yerine getirilen yeni sistem sayesinde telefon kablolarının kasabadaki çirkin görüntüsünden kurtulunmuş, böylece daha sağlıklı bir haberleşme ağına sahip olunulmuştur.

Ahmetler’in tepelerle çevrili bir bölgede yer alıyor olması nedeniyle civar GSM operatörlerinden yararlanamayan yöre insanı, 2003 yılında dikilen GSM operatörü sayesinde artık mobil telefonlardan da yararlanabilmektedir.

Elektirik 1976 yılında gelmiştir.

Kasaba Su Şebekesi

Yöre insanı geçmişte içme suyu ihtiyacını Hasan Bey gibi bazı çeşmelerden, diğer ihtiyaçlar içinde daha az kaliteli suları olan mahalle aralarındaki belli başlı -Burunlar vb. gibi- çeşmelerden taşıyarak sağlamaktaydı.

????????????????? tarihinde Hayırbey, Bey ve Damlarca Köyü mevkilerde bulunan kaliteli suların köy ahalisinin de yoğun gayretleri sonucu köyün yüksek kesimlerine yapılan su depolarına getirilmesi ile su şebekesi ağı kurulmuş ve evlere su getirerek çeşmelerden evlere su taşıma zahmetinden kurtulunabilmiştir.

Hasanbey Çeşmesi

Burunlar Çeşmesi

Günören Çeşmesi

KANALİSAZYON: Kanalizasyon çalışmalarımızın %90’ı bitti. Yol çalışmaları ise devam ediyor: Taş döşeme yapıldı, kilit parke çalışmaları epeyce devam edecektir.

Yeryüzü Şekilleri ve Bitki Örtüsü

Ahmetler Köyü’nün toprakları mülki ve idari taksimata göre daha çok kuzey ve güney yönlerinde derinliği olan, batı ve doğu yönlerinde ise dar bir alana sıkışmış bir görünüm arz etmektedir. Bölge yer yer engebeli ve dalgalı araziler ile çoğunlukla tepelerden oluşmaktadır.

Yörede bulunan başlıca yükseltiler ise: Bey Dağı, Günören Dağı, Macar Dağı (bölgede Ahmetler dağı olarak bilinir söz konusu isim sadece Ahmetlerliler tarafından kullanılmaktadır), Çubuklu, Ballık Dağı, Kurt Dağı (köylülerce Gabaç Dağı şeklinde de adlandırılmaktadır), Köydağı’dır.

Kışın akan küçük derelerinin dışında kayda değer bir su potansiyeli olmayan yörede son yıllarda DSİ’nin yaptığı küçük suni bir gölet bulunmaktadır.

Engebeli arazisinde kısmi küçük düzlüklere de rastlanmakla birlikte bunlar genellikle dağ eteği düzlükleri şeklindedir. Örneğin Karakuyu mevki, Demirtepesi civarı ya da Dumanlı mevkii gibi tarıma kısmen elverişli bu küçük düzlükler ile dalgalı arazide yöresel kuru tarım yapılmaktadır.

Genelde dağlık ve tepelik olan yöre arazinin bitki örtüsü ise, zengin bir orman örtüsünden ziyade bozuk orman dokusu şeklinde zaman zaman rastlanan korulardan, genelde ise, çalı ve pıynar kümeciklerinden ibarettir. Macar Dağı’ndaki koru ve Dolmaların Göl civarındaki koru gibi dağlarda ağaç olarak en sık rastlanan tür ise Meşe ve Mengirt, Palamut, Mazı gibi meşenin çeşitli türleridir. Bunların yanı sıra Akçaağaç, Dişbudak, Alıç gibi türlere de rastlanır. Kaçak kesim ve keçi sürülerinin tahribatı nedeniyle, geçmişte gür ormanların var olduğu bu yerlerin şimdiki hali içler acısıdır. Geçmişte ulu çınar ağaçlarının bir orman oluşturduğu bilinen Kocataş mevkiinde şimdi yazık ki çınardan eser kalmamıştır.

Batı Anadolu ile iç Anadolu geçiş bölgesinde 1000 rakımlı tepelerinde hayat bulan floraya buralarda da rastlanır. Bu anlamda bitki çeşitliliği yönünden Bey Dağ’ı güzel örneklerle doludur. Bu dağın zirvelerinde bodur kara servilere, çeşit çeşit dağ çaylarına ve batı yönündeki kayalıklarda da çeşitli çiçek ve benzeri bitki türlerine rastlamak her zaman mümkündür.

İklim

İç Anadolu’ya yakın ve Batı Anadolu’nun iç kesimlerinde yer alıyor olmasından dolayı, Ahmetler’de geçiş özelliği gösteren bir iklim tipi görülmektedir. Yörede asıl Eğe bölgesine göre daha sert, İç Anadolu bölgesine göre ise daha ılıman olan bir iklim tipi karşımıza çıkar

Ahmetler yöresinde Akdeniz ikliminin karasal etkilere uğramış olduğu görülür. Bu etkiler yükseltiye ve hâkim rüzgârlara göre, artar ya da azalır. Bu nedenle yazlar asıl Ege Bölgesi’ne oranla daha serin, kışlar ise daha soğuk olarak yaşanır. En kuzey ucuyla en güney ucu arasında küçümsenemeyecek bir yükselti farkı olan Ahmetler yöresinde yükseltinin sıcaklık üzerindeki bariz etkisi her zaman gözlemlenebilir. Öyleki; ahali güneydeki en uç noktaya baharın kuzeye göre daha erken geldiğini her zaman dile getirmektedir.

Yörede ortalama yağış miktarı düşük seviyelerde olup, en çok yağış kış aylarında kar ve yağmur şeklinde kendini gösterir. Yaz aylarının genellikle kurak geçtiği yörede Bahar yağmurları düzensiz ve yetersizdir.

Maden Yatakları

Yörede kömür olduğu bilinmekle birlikte, yöredeki kömür kaynakları ile ilgili herhangi ciddi bir girişim söz konusu olmadığı için rezervlerin büyüklüğü ve kalitesi konusunda da kayda değer bir bilgi bulunmamaktadır. Bey Dağı’nın doğu yönünde bir ilkel kömür ocağı bulunmakta olup zaman zaman yöre insanı tarafından kömür çıkarma girişimleri olmuştur. Bu girişimler esnasında ölüme varan göçüklerin meydana gelmesi bu işten vazgeçilmesine neden olmuştur.

Kanadalı bir maden şirketinin son yıllarda yörede yürüttüğü araştırmalar sonucunda Ahmetler Köyü’ne yakın bir bölgede olan Kışla Dağı’nda dünyada son on yılda bulunan en büyük altın rezervini bulmuştur. Söz konusu şirketin araştırma sahası içerisinde Ahmetler Köyü arazisi de bulunmakta olup şirketin yörede yürüttüğü araştırmalar esnasında Çubuklu Dağı’nda da sondaj çalışmaları yapılmış ise de bölgede kıymettar bir madenin varlığına dair henüz bir netlik yoktur. Ayrıca; maden olarak nitelendirilemese de son yıllarda inşaat sektöründe kaplama olarak kullanılan ve yörede kayrak olarak nitelendirilen yöreye özgün taşların toprak altından çıkarılarak ticari bir değer olarak piyasalarda yer alması da zikredilmeye değer bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. .....



























(+)





(+)


Önemli Telefonlar:

Belediye Tel: 0.276.4145801,
Belediye Faks: 0.276.4145802
Sağlık Ocağı: 0.276.4145803
Yangın bildirimi için - Başkanın cep teli: 0 532 7110898
İtfaiye: 110
Acil Yardım-Eşme Devlet Hastanesi: 0.276.4141928
Elektrik sorunu için: 0.276.4141770





(Dernek Logosu)




Remzi BÜLBÜL
11 yıl önce - Pts 22 Ekm 2007, 22:15
Ahmetler Eşme


Ahmetler Uydudan Görünüm (Google Earth 2007)





(+)


Remzi BÜLBÜL
10 yıl önce - Pzr 18 Ksm 2007, 10:30
Ahmetler



Ahmetler Camii


Ahmetler Kalesi (Macar Dağındaki)


Hasan Bey Çeşmesi (İstasyon Mahallesi Yolu Üzeri)



Remzi BÜLBÜL
10 yıl önce - Prş 08 May 2008, 20:31



(+)

Hasan Bey Çeşmesi


Remzi BÜLBÜL
10 yıl önce - Çrş 22 Ekm 2008, 01:21

Ahmetler Kasabası, İstasyon Mahallesinden geçen demiryolu hattı...


(+)


Uşak'tan Ahmetler'e giriş


(+)




sayfa 1
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
ANA SAYFA -> Diğer Şehirler