1 milyon Türkiye fotoğrafı
|
 |
ekin el
15 yıl önce - Pts 22 Ekm 2007, 05:04
Ahmet Taner Kışlalı'yı Anıyoruz.
Prof.Dr.Ahmet Taner Kışlalı'yı ölümünün 8.yılında anıyoruz.
Eski Kültür Bakanı,Üniversite Öğretim Üyesi Aydınlanmacı yazar arkasında binlerce kitap,araştırma,makale,ders notu,tez bırakarak hayattan koparılmıştı.
Yaşamını Amerikan tahakkümüne karşı Bağımsız,Demokratik bir Türkiye için sürdürmüştü...Pkk terörizminin gerçek yüzünü kitlelere anlatmış,ulusal bütünlüğümüzün önemini her fırsatta tekrarlamıştır.Ulusal birliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde Özlemle,sevgi ve saygıyla anıyoruz.Mekanı Cennet Olsun.
Prof.Dr.Ahmet Taner Kışlalı'nın özgeçmişi:
Ahmet Taner Kışlalı, Tokat`ın Zile ilçesinde 10 Temmuz 1939'da doğdu. Gazeteci-yazar Mehmet Ali Kışlalı'nın küçük kardeşidir. Kilis Kemaliye İlkokulu'ndan sonra, Kilis Orta Okulu'nu ve Kabataş Erkek Lisesi'ni bitirdi.
Kışlalı, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdikten sonra 1962-63 yılları arasında Yenigün Gazetesi'nde yazı işleri müdürlüğü yaptı. 1968-72 yılları arasında öğretim görevlisi olan Ahmet Taner Kışlalı, 1967 Paris Hukuk Fakültesi'nde doktorasını yaptı. Hacettepe Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak akademik yaşamına atıldı. 1988 yılında da profesör olan Ahmet Taner Kışlalı, 1977'de Cumhuriyet Halk Partisi`nden 5. Dönem İzmir Milletvekili seçildi. Kışlalı, Bülent Ecevit tarafından kurulan 42. Hükümet'te 1978-79 yıllarında Kültür Bakanı olarak görev yaptı.
12 Eylül sonrasında üniversiteye dönen Kışlalı, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde siyaset bilimi dersleri verdi. Ahmet Taner Kışlalı, aynı zamanda Cumhuriyet Gazetesi'nde ''Haftaya Bakış'' başlığıyla köşe yazıları yazıyordu. Bu köşesinde Kemalizmi, laikliği, demokrasiyi, insan haklarını savunan ve eğitime önem veren yazılar yazdı. Kışlalı, 1971'de "TRT Bilimsel başarı Ödülü"nü aldı. Kışlalı, 9 Eylül 1995'te geçirdiği trafik kazasında, 28 mayıs 1968'de evlendiği ilk eşi Nilgün Kışlalı öldü, kendisi ağır yaralı olarak kurtuldu. İlk eşi Nilgün Hanım'dan Dolunay ve Altınay adında iki kız çocuğu olan Kışlalı'nın ikinci eşi Nilüfer Kışlalı'dan da Nilhan Nur adında bir aylık bir kız çocuğu vardı.
Kışlalı, 21 Ekim 1999 Perşembe günü, Ankara'da evinin önünde uğradığı bombalı saldırı sonucu vefat etti.
|
 |
Onur BALCI
15 yıl önce - Pts 22 Ekm 2007, 14:48
| Alıntı: |
Nisan 1997'de ikinci eşi Nilüfer Kışlalı ile evlilik. 22 Eylül 1999'da Nilhan Nur'un doğumu.
Çayyolu Engürü Sitesi. 21 Ekim 1999:
Saat 09.28. Cumhuriyet gazetesine 'Kınıyorum' başlıklı yazısını faksladı.
Saat 09.35.
Eşi Nilüfer Kışlalı ve minik bebeğini kente indirecek, sonra derse girecek. 'Nilüfer' dedi, 'Ben arabayı ısıtayım. İki-üç dakika sonra gelirsiniz.' Evden çıktı.
Saat 09.40!
Nilüfer Kışlalı, 'Çok neşeli bir sabahındaydı' dedi...
Alıntı |
Bir hayatın son bulması, bu kadar basit bir olay!
Daha bir aylıkken babasını kaybeden bir bebek!
İşte terör!
İşte bir beynin göçüp gitmesi!..
|
 |
mustafa sert
15 yıl önce - Pts 22 Ekm 2007, 20:21
Ustanın güzel yazılarından sadece biri.Kendisini çok özlüyoruz.
Atatürk'e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği
Aziz Nesin, yıllar önceki bir konuşmamız sırasında şöyle demişti: "- Geçmişte Atatürk'ü eleştirmiş olmaktan dolayı şimdi utanıyorum. Her geçen gün gözümde küçüleceğine, tersine daha da büyüyor."
Benzer aşamadan geçmiş bir kişi olarak, bu değerlendirmeyi gönülden paylaşmam zor değildi. Zaman bizleri değil, Mustafa Kemal'i haklı çıkarmıştı.
Lenin'in, Mao'nun, Enver Hoca'nın, Dimitrof'un heykellerinin yerlerde sürüklendiği, resimlerinin duvarlardan kaldırıldığı, Leningrad isminin St. Petersburg'a dönüştürüldüğü günümüzde, bunu görebilmek kuşkusuz daha kolay.
ndan sadece biri.* * *
Eğer Türkiye'de bir din devleti kurmak istiyorsanız, Mustafa Kemal'e saldırmanız elbette ki tutarlıdır.
Eğer Türkiye'nin bir bölgesini ayırıp ırkçı bir devlet kurmak peşindeyseniz, Mustafa Kemal'e saldırmanın elbette tutarlı bir yanı vardır.
Ama "çağı yakalama" arayışında görünürken aynı şeyi yapmaya kalkarsanız; belki - her garip şeyi yapanlara olduğu gibi - bazı dikkatleri üzerinize çekersiniz, ama inandırıcı olamazsınız.
Bir bakıyorsunuz; Kültür Bakanı'nı temsilen açık oturuma katılan bir sayın konuşmacı, Kemalizmin Batı Avrupa'daki totaliter ideolojilerin etkisi altında kaldığını söylüyor. ( Çekinmese, faşistlikle suçlayacak. )
Bir bakıyorsunuz; Marksist soldan ciddi bir düşünür, "Halka sorulsaydı dil devrimini kabul eder miydi?" diye soruyor. ( Sanki referandumla devrim yapılabilirmiş gibi... )
Bir bakıyorsunuz; 60'lı yıllarda Atatürk'ün sosyalistliğini kanıtlamak için ter döken bir köşe yazarı, şimdi onu küçültmek için tüm kalem kıvraklığını kullanma telaşı içinde.
Bir bakıyorsunuz; "orijinal" olabilme uğruna, Atatürk'ü demokrasi karşıtı gösterebilmek için, kendi eğilimlerine bilim kılıfı giydirme çabasına girenler var.
Mustafa Kemal'i bilimsel olarak değerlendirebilmenin yöntemi açık: Hangi koşullardaydı? Ne yapmak istiyordu? Ne yaptı? Sonuç ne oldu?
Hangi koşullarda yola çıktığını biliyoruz. Ne yapmak istediğini ise - en kıt zekâlıların bile yanlış anlayamayacağı kadar - açık söylemiş:
"Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemi ile devlet şekli demektir. Biz cumhuriyeti kurduk, on yaşını doldururken, demokrasinin bütün geleneklerini sırası geldikçe yerine koymalıdır. Türkiye Cumhuriyeti'nde de birbirini denetleyen partilerin doğacağına şüphe yoktur. Demokrasi maddi refah meselesi değildir. Böyle bir nazariyat, vatandaşların siyasi hürriyet ihtiyacını unutmayı amaçlar. Bir ulusu oluşturan bireylerin her çeşit özgürlüğü güven altında bulunmalıdır."
Ne yapmış?
Hiçbir şeyin devletin dışında olamadığı faşizmin yükselme döneminde bile, Türk Dil ve Tarih Kurumları, siyasal iktidarların etkisinden uzak, bağımsız bir yapıda oluşturulmuş. Totaliter bir kültürden demokratrik bir kültüre geçiş için büyük çaba sarfetmiş
Dışarıda varolmayan çoğulculuğu, tek partinin içinde adeta özendirmiş. "Devletçilik" resmi ideoloji iken, özel sektör ve liberalizm savunucuları partinin ve devletin en üst düzeylerine kadar yükselebilmişler; parti içinde ayrı bir kanat oluşturmuşlar.
Chp'ye faşist bir model getirmek isteyenleri terslemiş. Bir muhalefet partisi kurulması deneyini, - çok olumsuz koşullarda bile - kendi eliyle başlatmış.
Peki açtığı yol - tüm ihanetlere karşın - nereye varmış?
Eksikleri, yanlışları olsa da hiçbir Müslüman ülkede var olmayan bir demokrasiye!..
* * *
Bir cümle hâlâ kulaklarımda: "Cesaretim olsa, tıpkı İnce Mehmed'in destanını yazdığım gibi, Mustafa Kemal'in de desatanını yazmak isterdim..."
Ölümünden yarım yüzyıl sonra - ve tüm ideolojik değerlerin altüst olduğu bir dünyada - eğer bir kişi hâlâ Yaşar Kemal'de ve milyonlarca insanda bu duyguları yaratabiliyorsa, hâlâ güncelse, bunun anlamı açıktır.
Bu ülkede Atatürk'ü yıkarak olumlu bir şeyler yapabileceğini sananların, kendi küçük dünyaları içinde büyük bir yanılgı yaşadıklarına inanıyorum.
Kaynak : A.Taner KIŞLALI - Cumhuriyet, 8 Mart 1992 ( Atatürk'e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği )
.
|
 |
sedatas
15 yıl önce - Sal 23 Ekm 2007, 00:27
Ahmet Taner Kışlalı'yı Anıyoruz
Gerçek yurtsever, memleketimizin ihtiyaç duyduğu aydınlardan biriydi... Bugunlerde ona ve onun gibilere daha çok ihtiyacımız var... Hatırlattığınız için teşekkürler.
|
 |
safakis
15 yıl önce - Sal 23 Ekm 2007, 01:10
Hatırlattığınız için ben de teşekkür ederim. Onun gibi insanları kaybetmek acı verici. Onu aramızdan ayıran hainleri lanetliyorum... Kendisine Allah'tan rahmet diliyorum bir kez daha...
|
 |
ekin el
15 yıl önce - Sal 23 Ekm 2007, 01:27
Gerçekten çok değerli bir bilim adamıydı.Şu anda masamda doçentlik tezi var.Gençlikle ilgili..Siyaset sosyolojisi öğretim görevlisi olarak.Sene 1972.Ve çok uzun mükemmel bir kaynakça sıralanmış arkasında,eserin.Mutlaka okunmalı.Pkk terörünün iğrenç eylemlerine tepkilerimizi dile getirdiğimiz bugünlerde Amerika'ya ve Avrupa birliği içinde ,safında sığınmış bölücü teröre karşı yaşasaydı çok büyük tepkiler verirdi.
Düşünceleri yaşıyor..Bu da çok mühim..

|
 |
Erol Gündüz
14 yıl önce - Cum 19 Eyl 2008, 18:50
Ahmet Taner Kışlalı'yı Anıyoruz.
(+) Bursa Yıldırım Belediyesi önündeki parka ismi verilen Ahmet Taner Kışlalı büstü
|
 |
temizel dogukan
7 yıl önce - Çrş 09 Eyl 2015, 23:59
Uğur Mumcu, Turan Dursun gibi katledilen çok değerli bir insandı.
"Kemalizm, geçmişin bekçiliği değil, geleceğin öncülüğüdür."
|
 |
|
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|