1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 2  |
 |
Emre Ahlatlı
15 yıl önce - Sal 20 Ksm 2007, 17:01
Çevreciler duymasın sakın:)
Takım tekmil eyleme geçerler gene:)) Sahi Uşak'ın neyi meşhurdu biraz kopya versek çevrecilere
|
 |
Emre Ahlatlı
15 yıl önce - Sal 20 Ksm 2007, 18:44
Riskler gerçeği yansıtmıyor
İnsanların korkuları kışkırtılarak kampanya düzenleniyor. İleri sürülen bilgilerin tamamı yanlış ve yalan. Bu tür kampanyaları dış güçler organize ediyor dediğimiz zaman komploculukla suçlanıyoruz. Mevcut teknolojiyle altın madeni işlendiği zaman tonda 1 gr siyanür kullanılmaktadır. Sızdırmaz açık havuzlarda yada kapalı havuzlarda atık sular biriktirilmektedir. Bu konuda yığınla yapılmış araştırmaalr vardır. Çevre yeraltı kaynakarının kirlenmesi mümkün değildir. Kanada’da Atıksu Teknoloji Merkezi tarafından, çeşitli altın madenlerinde atık havuzlarındaki siyanürün doğal bozunmasını incelemek üzere bir dizi araştırma yürütülmüştür. (Smith ve Mudder, 1991). Ontario’daki Dome madeninde atıklar, biri sığ, diğeri derin havuzlarda depolanmaktadır. Sığ havuzun yüzey alanı 42000 m2 ve derinliği 1-1.75 m, derin havuzun yüzeyi 4200 m2 ve derinliği 6-9 m dir. Atık havuzuna girişte atıklardaki siyanür miktarı, toplam siyanür olarak 100 mg/l ve WAD (zayıf asitte çözünen) siyanür olarak 98.6 mg/l dir. Atık havuzundan alınan atık su örneklerinde 15. hafta sonunda siyanürün 0.008 mg/l ye düştüğü ölçülmüştür. Atık havuzundaki atık suyun toplam siyanür konsantrasyonu 0.005 mg/l seviyesine kadar düşmektedir. Kanada'da siyanür konsantrasyonu 2 mg/lye kadar olan atık sular çevreye deşarj edilebilmektedir. Şu an şehir şebekelerinden içtiğimiz sularda dahi bu oranda siyanür mevcutdur. Oldukça makul bir orandır. Ülkemizdeki Ovacık altın maden sahasında da bu ölçümler elde edilmiştir. Siyanür altın madeni işlemsinden daha çok diğer sektörlerde kullanılmakta özellikle tekstil ağartmada,ağır metal işlemelerinde, plastikte yoğun olarak kullanılmaktadır. Duyarlılığımızı bilgiyle donatırsak daha sağlıklı tepkiler gösterebileceğimizi umud ediyorum... Yeraltı kaynaklarımızı, yerlatında bırakacak kadar lüksümüz olmadığını hepimizin takdir edeceğinizi düşünüyorum.
|
 |
Ahmet Çamlı
15 yıl önce - Çrş 21 Ksm 2007, 03:20
İnternet ve medya aleminde ara ara "şu ilde şu maden bulundu, burada çok büyük rezerve sahip şu maden olduğu saptandı, Karadenizde önemli derece petrol bulundu... "diye sıralanıp gidiyor. Ya bizim insanıız abartmayı çok seviyor öyle değilse niye bu kaynaklarımızı işleyemiyor, yeterince kullanamıyoruz. Bunun cevabını veriyoruz aslında ama yine kendimiz "Bunlar Komplo Teorisidir" diyerek Kulakardı ediyoruz.
|
 |
Remzi BÜLBÜL
15 yıl önce - Sal 04 Arl 2007, 21:37
"ÇED de neymiş, kaldırın gitsin!"
Siyanür liçi yöntemiyle altın madeni işletmesine karşı yürütülen barışçıl eylemler Maliye Bakanı Kemal Unakıtan `ı kızdırmış; "... arada 50 kişiyi soyuyorlar, pijamaların altını giydiriyorlar, üstü yok. Yallah dışarı. Böyle gösterilerle, bilmem nelerle bu ülke bir yere varmaz..." diyor.
Sayın Bakan hızını alamamış, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED ) uygulamasına da yüklenmiş, "Ha düz duvara tırman ha ÇED raporu al " demiş ve madencilere seslenmiş; "Bana gelin bir gün Çevre Bakanı `na gidip konuşalım. Bu sorunu birlikte çözelim".
Çevre Yasası ve ÇED Yönetmeliği ; ÇED `i; "Gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar" olarak tanımlıyor. Bir faaliyetin çevreye olumsuz etkilemesini önlemeye yönelik olarak, faaliyetin başında yapılan ilk çalışmadır.
RAPORLARIN YÜZDE 99`U OLUMLUYMUŞ
ÇED `i sınırlandıran, ayrıcalıklar yaratan pek çok yasal ve yönetsel düzenlemeler yapılmasına karşın, anlaşılan madenciler halen tatmin olmamışlar ve Kemal Ağabeylerine başvurmuşlar. Daha önce yazdığım gibi, madencilere her türlü kolaylığı sağlayan, 5177 Sayılı Maden Yasası ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile "maden arama faaliyetleri ÇED kapsamı dışına çıkartılmıştır".
Bunun yanı sıra kimi faaliyetler ÇED Yönetmeliğine eklenen geçici maddelerde zaten ÇED kapsamı dışında tutulmuştur; "7 Şubat 1993 tarihinden önce uygulama projeleri onaylanmış, izin verilmiş, ruhsat verilmiş, kamulaştırma kararı alınmış, yatırım programına alınmış ya da mevzi imar planları onaylanmış faaliyetler" ile "23 Haziran 1997 tarihinden önce güzergâhı belirlenmiş ya da yatırım programına alınmış boru hatları, enerji nakil hatları ve karayolları projeleri" için ÇED aranmamaktadır.
ÇED uygulanmayacak faaliyetler yalnızca bunlarla sınırlı değil, yönetmeliğin ekindeki listeye göre, çevreye olumsuz etkisi olacak pek çok faaliyet ÇED dışında tutulmuştur. Örneğin "madencilik projelerinde kazı döküm alanı 25 hektarın altında olan açık işletmeler " ÇED kapsamı dışında tutulmuştur. ÇED `e tabi olan faaliyetler için de ÇED prosedürünün tamamlanması süresi 38 güne indirilmiştir. Bu süre içine; proje tanıtım dosyasının incelenmesi, halkın katılımı toplantısı, ÇED raporunun sunulması, incelenmesi, değerlendirilmesi ve karar verilmesi sığdırılmıştır. ÇED `in en önemli aşaması olan halkın katılımı da bir aldatmacadan öteye geçememektedir. Şimdiye kadar Çevre Ba -kanlığı`na sunulan ÇED raporlarının yüzde 99`u hakkında "olumlu" karar verilmiştir, yani bakanlığa gelen ÇED geçiyor. Ve halen ÇED `de bürokrasiden yakınılabilmektedir. Bunun anlamı, "çevre de neymiş, bırakın kirleteyim, bırakın yok edeyim" demektir.
8 ARALIK `TA MEYDANLARA
Maden Yasası değişikliği çalışmaların yapıldığı günlerde, Uşak -Kışladağ Altın Madeni `ni işleten Kanadalı Eldoradogold Firması yetkilileri, "Bergama örneğindeki gibi sorunları yaşamak istemediklerini" belirtip güvence istemişlerdi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da "Meclis `e sevk edilen Maden Yasası bu sorunları bütünüyle çözecek" demişti (Radikal- 11 Haziran 2003). Verilen güvenceler, yapılan ayrıcalıklı yasal düzenlemeler de tatmin etmemiş olacak ki; şimdi de Kemal Ağabeyleri ile Çevre Bakanı `na gidecekler. Bakarsınız Çevre Bakanı , madencilikte ÇED `i tamamıyla kaldırıverir.
ÇED `i kuşa döndürdüler, formaliteden öte geçmez oldu. Halen de hoşnut değiller. Kaldırın beyler, ÇED `i temelli kaldırın olsun bitsin. Hiç olmazsa "kral çıplak"ı daha kolay haykıralım. Küreselleşen ve vahşileşen kapitalizm, gözünü ülkemizin yeraltı kaynaklarına dikti, ne yapıp edip alıp götürecekler, çevre sağlığı ve canlı yaşamının korunması gibi kaygıları yok, yollarında hiçbir engel ve zorlama görmek istemiyorlar. Yüzde 47`lik AKP hükümeti ile de bunu yapabileceklerine eminler. O zaman iş bize, yani yaşam savunucularına düşüyor. 1 Aralık `ta Ankara `da, 2 Aralık `ta İzmir `deydik. 8 Aralık `ta da İstanbul `da ve dünyanın tüm meydanlarına olacağız, yaşamın çığlığını yükseltmek için.
ARİF ALI CANGI Avukat, EGEÇEP Dönem Sözcüsü
Kaynak: Birgün Gazetesi http://www.tumgazeteler.com/?a=2406507 - http://www.reklam_link/archive/result.php?action=v ...mp;q=KEMAL
Valla ne diyeyim ayıp ediyor 'Sayın' Kemal Unakıtan.
Buradan sesleniyorum, "SAYIN BAKANIM SAĞLIK ÖNCE GELİR! (TABİ NE ANLASIN MALİYE BAKANI SAĞLIKTAN, ONU ANCAK MADENLERDEN GELEN PARALARLA KAÇ TANE VİLLA YAPILACAĞI İLGİLENDİRİR.)"...
|
 |
Remzi BÜLBÜL
15 yıl önce - Cmt 15 Arl 2007, 19:55
Buna da ‘baş üstüne’ denecek mi?..
Kapatılan Kışladağ’daki altın madeninin başkanı, Kürşat Tüzmen’e mektup yazarak madenin açılmasını istedi.
Mahkeme kararıyla kapatılan Uşak Eşme ’deki altın madeninin sahibi Eldorado Gold ’un TÜPRAG şirketi başkanının, Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ’e yazdığı mektup, ikinci bir “Emir Büyük Yerden” skandalı olacak nitelikte. Tıpkı şu an Kışladağ Altın Madeni ’nde olduğu gibi 2004 yılında mahkeme kararlarıyla izinleri iptal edilen Amerikan Normandy şirketine ait Bergama Ovacık Altın Madeni ile ilgili, zamanın ABD Büyükelçisi Eric Edelman da Bayındırlık Bakanı Zeki Ergezen ’e mektup yazmıştı.
Madenin iptal edilen imar izinlerinin yerine yeni imar izninin verilmesi taleplerini dile getiren Edelman ’ın mektubunun ardından, çok kısa bir sürede madenin izinleri tamamlanmıştı. Gazetemiz tarafından “Emir Büyük Yerden” manşeti ile 27 Ocak 2005 günü duyurulan mektup, büyük tepki çekmiş, Edelman ’ın istenmeyen adam ilan edilmesi için Cumhurbaşkanlığı ’na başvurular yapılmıştı.
İkinci Edelman olayı
Eldorado Gold ’un başkanı Paul N.Wright ’ın, Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ’e 8 Kasım 2007 tarihiyle gönderdiği mektup, Edelman ’ın mektubu gibi yargı kararıyla kapatılan madenin yeniden açılmasına dönük ifadeleri barındırmakta. Eldorado Gold ’un Türkiye ’de kurduğu şirket ve TÜPRAG ’a ait, Uşak Eşme ’de 2006 yılında açılışı yapılan Kışladağ Altın Madeni hakkında; yöre halkı, hukukçular ve birçok meslek örgütü tarafından, çevreye, canlı yaşamına vereceği zarar ve risklerin yüksekliği gerekçe gösterilerek dava açılmıştı. Açılan bu davalardan ÇED Olumlu Belgesi’nin iptali davasında, Danıştay 6. Dairesi, “yürütmenin durdurulması” kararı vermiş, ardından diğer işlemlerle ilgili alınan yürütmeyi durdurma kararı ile maden kapatılmıştı. Bilim insanları tarafından “en vahşi yöntem” olarak nitelenen “yığın liçi” yöntemi ile altın işletmeciliği yapılan Kışladağ Altın Madeni ’nin kapatılması, insan sağlığına, çevreye verdiği ve gelecekte vereceği zararlar göz önüne alınarak, zarardan dönüş olarak nitelenmişti. Madenin kapatılmasına rağmen TÜPRAG şirketinin gizli gizli çalıştığı ve yeni liç sahaları meydana getirdiği, yöre halkının şikayeti üzerine, mahkeme tarafından gönderilen bilirkişi heyeti tarafından da tespit edilmişti.
‘Yargı aşağılanıyor’
Tıpkı Bergama ’da olduğu gibi adı farklı olsa da başka bir altın madencisi şirket, yargı kararlarının ardına dolanmak için türlü yollar deniyor. Madenin, halen yasal olmamasına rağmen gizli gizli çalışmasının yanı sıra şirketin üst düzey yetkililerinin de yargı kararlarını hiçe sayan tavır ve davranışlar içinde olduğu, son gelişmelerin ışığında ortaya çıktı. Paul N.Wright ’ın, Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ’e yazdığı mektup, bu yaklaşımı kanıtlar nitelikte. Mektupta, kendisini “Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Yabancı Sermaye Danışma Kurulu Üyesi ” olarak tanıtan, şirketin başkanı Paul N.Wright , madenle ilgili yargı kararını “muallakta” olarak nitelendiriyor. Wright , madenin kapalı kalması halinde güven bunalımı oluşacağı konusunda üstü kapalı tehditlerde de bulunurken, bu konuları görüşmek üzere Bakan Tüzmen ’den, tarihini kendi belirlediği bir zamanda özel bir randevu istiyor.
Böyle bir kurul var mı?
Yargı kararını “muallakta” olarak niteleyen N. Wright ’ın bu yaklaşımı, mektuba tepki gösteren Çevre Mühendisleri Odası Genel Merkezi tarafından “yargı kararına uyulmayacağının ifşa”sı olarak değerlendirildi. Konuyla ilgili yazılı açıklama yapan Çevre Mühendisleri Odası Genel Merkezi , “Muallakta olmak, belirsizlik ve sürüncemede kalmak anlamındadır. Gelinen bu noktada belirsizlik yoktur, yargı bu madenin işletilmesine olanak sağlayan işlemlerin hukuka aykırı olduğuna, işlemlerin uygulanması halinde giderilmesi olanaksız zararlar doğuracağına karar vermiş ve işletmede faaliyet durdurulmuştur” dedi. Paul Wright ’ın Bakan Tüzmen ’e yazdığı mektupta, kendisi için kullandığı Başbakanlık Yabancı Sermaye Danışma Kurulu Üyesi sıfatı ile ilgili de bir araştırma içine giren Çevre Mühendisleri, yaptıkları araştırmada böyle bir kurulun varlığını ortaya koyacak bulgulara ulaşamadıklarını dile getirdiler. Çevre Mühendisleri Odası , “Bugün itibariyle Başbakanlığın internet sitesinde yer alan ‘Danışma ve Denetim Birimleri’ içerisinde bu kurul yer almamaktadır. Böyle bir kurul varsa bile, bu kurulun bir üyesi Türkiye hukuk sistemine hakaret etmemeli, yargı kararlarına uymalıdır” dedi.
Bakan Tüzmen görüştü mü?
Şirket patronu mektubunda yöre halkına iş olanağı sağladığından, yöreye altyapı yatırımı yaptığından bahsederek bu işe çok para harcadığını, bunların boşa gideceğini, gelecekteki yatırımları için de tereddütte olduğunu dile getiriyor. Çevre Mühendisleri Odası bu yaklaşımı da “Ülkemizin doğal kaynaklarını, tarım arazilerini, ormanlarını, kıyı şeritlerini, bütün doğal varlıklarını uluslararası tekellere pazarlayan AKP Hükümeti ’nin, ülke onurunu, devletin saygınlığını getirdiği nokta işte budur” şeklinde yorumluyor. Bakan Tüzmen ’e bu şahıs ile görüşüp görüşmediğini soran Çevre Mühendisleri Odası ; “Sayın Tüzmen ayrıca, böylesine cüretkar ve yargı kararlarına saygısız bir mektup karşısında, bir bakan olarak gösterdiği tavrı da açıklamalıdır” dedi.
Kaynak : (İzmir /EVRENSEL) http://www.tumgazeteler.com/?a=2428591
Eğer Bakan Tüzmen ÇED raporuna karşı madenin açılmasına yataklık yaparsa yazık...
|
 |
Remzi BÜLBÜL
15 yıl önce - Prş 03 Oca 2008, 20:45
İşte yeni bir maden polemiği...
Devlet madencilerle iş birliği içreisinde...
Siyanür`den kapatılan şirket için acele kamulaştırma
Türkiye "de çeşitli yerlerde altın arama ve çıkarma faaliyetlerinde bulunan ve daha önce Uşak Kışladağ' daki işletmesi, `siyanür ` gerekçesiyle kapatılan Kanadalı Eldorado Gold "un alt kuruluşu Tuprag Metal"in arama faaliyetleri için İzmir "de 35 parsellik bir alan, Bakanlar Kurulu kararıyla "acele" kamulaştırılacak.
Bakanlar Kurulu "nun söz konusu kamulaştırmaya ilişkin kararı Resmi Gazete "de yayımlandı. Buna göre İzmir sınırları içinde, Tüprag Metal Madencilik Sanayi ve Ticaret A .Ş. uhdesindeki "İR :5419" sayılı maden sahasında bulunan ve 101 numaralı ada içindeki 35 parselden oluşan alan, bu Şirketin üretim faaliyetlerinde bulunması ve tesis kurması için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından "acele" kamulaştırılacak. Karar, Bakanlığın 23 Kasım 2007 tarihli yazısı üzerine Bakanlar Kurulu "nca 10 Aralık 2007"de alındı.
Tüprag Metal Madencilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi , 1986 yılında yüzde 100 yabancı sermayeli bir şirket olarak Ankara "da kuruldu. Merkezi Kanada "da bulunan Eldorado Gold Corporation adlı madencilik şirketinin bir alt kuruluşu olarak Türkiye "de faaliyetlerini sürdüren Şirket"in, 2006 yılında açılan Uşak Kışladağ `daki altın madeni işletmesinin faaliyeti, üretimde "siyanür " kullanıldığı gerekçesiyle Danıştay 6. Daire tarafından geçen yıl Temmuz ayında durdurulmuştu.
Kaynak: (ANKA)
2008-01-03 12:54:55 Star Gazetesi
http://www.tumgazeteler.com/?a=2462104 TümGazeteler.Com
|
 |
Remzi BÜLBÜL
15 yıl önce - Prş 14 Şub 2008, 22:15
Yeni bir siyanür iddiası!...
Yeni bir siyanür iddiası daha!...
Kuzuların sessiz ölümü!
Köylüler, çevreciler fark edene kadar ölen kuzularını sessizce gömdü. Valilik, ölümler için, "Şap hastalığından"; çevreciler ise "Madende kullanılan siyanürden" diyor
Ya ölü doğdular ya da sakat, ama her biri "Kimse hayvanlarımızı satın almaz" endişesi taşıyan köylüler tarafından sessizce gömüldü. Ta ki çevreciler fark edene kadar.
İnay köyünü karantinaya alan Uşak Valiliği , ölümlerin, `şap hastalığından`, çevreciler ise Kışladağ Altın Madeni `nde kullanılan siyanürden kaynaklandığını iddia ediyor.
Şaplı veya siyanürlü olduğu iddia edilen koyunları, Kurban Bayramı `nda satan köylü ise şaşkın ve kime inanacağını bilmiyor.
200 kuzunun ölü , bir kısmının da sakat doğduğunu iddia eden köylüler, hayvanlarının şapa karşı aşılı olduğunu belirtiyor. Köylüler, hamile kadınların da ölü ya da sakat çocuk doğurmasından korkuyor.
200 kuzu öldü
Çevrecilerin iddia ettiği gibi 200 değil 3-5 kuzunun öldüğünü ileri süren Valilik yetkilileri ise "Köylü, ölü kuzuları gösteremiyor. `Sattık veya gömdük` diyorlar. Ölü doğan iki kuzuyu inceledik. Birinde, `ektima` denilen bulaşıcı bir hastalığa, diğerinde de `beyaz kas hastalığı` bulgusuna rastlandı. `Şap ` hastalığı belirtileri daha fazla olduğu için `şap laboratuvarında` ayrıntılı inceleme yapılıyor. Köyü karantinaya aldık. Siyanür zehirlemesi anında öldürür. Bu iddialar köylüye değil başka amaçlar peşinde koşanlara ait" diyor.
Ancak, uzmanlar bu görüşe katılmıyor. Prof. Dr. Tahsin Yeşildere şöyle konuştu: "Şap hastalığından kuzu sakat doğmaz, ama ölebilir. Ayrıca, siyanür , koyunları az miktarda etkilemiş, ancak, döllenme nedeniyle kuzuları daha fazla etkilemiş olabilir. Ölümler siyanürden kaynaklanıyor ise vatandaş, hem hayvanın sütü hem de eti yoluyla zehirleniyordur."
Jeoloji Yüksek Mühendisi Tahir Öngür ise şunları söyledi: "2006`da Eşme `de yaklaşık 1700 kişi zehirlenmişti. Tabipler Birliği kan örneklerinde siyanür bulmuştu. Aynı şey olabilir."
Kaynak: Şükran Özçakmak 2008-02-14 Milliyet Gazetesi
milliyet gazetesi >>> http://www.tumgazeteler.com/?a=2557384
zaman gazetesi >>> http://www.tumgazeteler.com/?a=2556696
yeni asya gazetesi >>> http://www.tumgazeteler.com/?a=2556417
birgün gazetesi >>> http://www.tumgazeteler.com/?a=2557673
İşte yeni bir olay daha başlıyor...
Bugünkü gazetelerde (Zaman, Yeni Asya, Birgün, Milliyet) Altın madeni ile ilgili bir haber gözüme çarptı. İnay köyünde ki olay gerçekten vahim... Ya gerçektende siyanurden kaynaklanıyorsa... Bir de olay kurban bayramından önce olduysa ve gizlice köylüler ölü hayvanları gömdüyse ve kalan sağları sattılarsa vay halimize... Kime inanacağımızı şaşırdık... Artık birisi çıksada kurtulsak şu dertten yoksa terk edecem memleketim ha...
|
 |
serhan10314
15 yıl önce - Prş 14 Şub 2008, 22:53
Tamam biz hiçbirşey çıkarmayalım... Hatta bugüne kadar çıkardıklarımızıda geri gömelim tamammı... Ya afrikamı burası maden çıkarınca kapitalizmin kölesi olalım? Dış borç içinde yüzerken çokmu bağımsızız? Bir düşünsenize ne zaman Türkiyede stratejik bir maden çıksa gürültü kopar, madencilikle Dünyayı sömürerek devleşmiş ve hala enerjisinin yüzde 70'ini nükler yolla üreten ülkelerden "green peace" gelir ajan gibi yerel halkı örgütler. Hangisi kapitalizm tuzağı bir düşünün ...
|
 |
Murat Caner
15 yıl önce - Cum 15 Şub 2008, 11:56
1. Şirket yabancı. Zaten bu işi destekleyerek köle oluyorsunuz.
2. Yargı kararı var. Hukuk ülkesi olmak istemiyorsanız üretimi destekleyiniz.
3. Siyanürden zehirlenen siz değilsiniz.
|
 |
serhan10314
15 yıl önce - Cum 15 Şub 2008, 13:41
1) Bu işi yapabilecek yerli şirket varmı? yabancı şirket bu altınları çıkartıp kendi ülkesinemi götürücek yoksa yaptığı işin hakkı neyse o kadar yüzdemi alacak?
2) Bazı uzak doğu ülkerleri hukuk devleti oldukları içinmi yoksa yapılacak işi takır takır yaptıkları içinmi dünya devi olma yolundalar?
3) Her ölen hayvan siyanürdenmi öluyor?
Yoksa... bütün bunlar yurt dışı kaynaklı soğutma ve uyutma kampanyalarımı? (amerikada siyanürlü altın madenciliği 1890'lardan beri devam etmekte)
|
 |
sayfa 2  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|