1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 2  |
 |
mehmetjanberk
14 yıl önce - Cum 03 Tem 2009, 13:44
mor gabriel midyatta. şehirin biraz dışında ama kesin olarak eminim midyatta olduğuna.idil midyat arasında bulunan manastırın adı ismini tam hatırlamıyorum ama darulzefaran gibi birşeydi hatta ismini safran bitkisinden aldığı söylenen bir manastır. eskiden safran bitkisi ile rengi sarıya dönüştürülürmüş.daha sonra bölgede safran kalmayınca bu uygulama son bulmuş.ama ismini yanlış yazmış olabilirim manastırın tam hatırlayamıyorum.iki süryani köy kalmasının sebebide bölgedeki kürtlerin zoru ile bölgeden çıkarılmaları biraz daha eski tarihlerde orada çalışanlara sorasanız idilin çoğunda süryanilerin yaşadığını söyler. zaten şuan şırnak tarafında ki köylerin resmiyette kullanılan türkçe isimlerinden başka birde kendi aralarında kullandıkları kürtçe isimleri vardır ama idilde ki kürtçe olduğu söylenen köy isimlerinin çoğunun anlamını bölgedeki kürtler söyleyemez çünkü süryanice isimlerdir ama bölgedeki süryanilelere sorarsanız nereden geldiğini ve ne anlama geldiğini anlatabilirler.temizlik konusunda gercekten çok temizler her ne kadar bölge halkı kirli olduklarını iddia etselerde. ama bence idil için süryanilerin gitmesi büyük kayıp. çünkü süryayiler gittikten sonra yerlerine yerleşen halk ne mimarı anlamda nede tarım anlamında birşey katmadıkları gibi ilçe her anlamda geri planda kalmaya başladı. bir eski oymalı taş süryani evlerine bakıyorsunuz birde şimdilerde özensiz derme çatma evlere yine aynı şekilde bir zamanlar üzümden tutun da her türlü sebze yetiştirlirken şimdilerde sadece buğday yetiştiriliyor.yani idil için bence süryanilerin gidiş kayıp
|
 |
Vassily20
14 yıl önce - Cum 03 Tem 2009, 14:34
Bana göre ülkemin en güzel renkleri onlar nitekim Süryani"ler kadim bir halktır gerçekten bu ülkenin en eski milletlerinden biridir ve hiç bir gayr-i müslim millet onlar kadar Türklere yakın olmamıştır ...
Özellikle Mardin "Hatay ve Mersin"de yoğun olarak yaşıyorlar ama Diyarbakır ve yine yöre çevresinde yaşadıklarını biliyoruz
|
 |
Mehmet Satuk BUĞRA
14 yıl önce - Cum 03 Tem 2009, 16:30
| Alıntı: |
| açıkçası köylerinde çalıştım ama ibadetlerini çok yakından incelem fırsatıl olmadı tahminim bizim kıldığımız gibi bir namaz değildir.ama hiç benzemiyor olsa bile yada çok değişik bile olsa eski bozulmamış zamanlardan kalma bir kırıntı değil mi? ve bu yönü ile batıda ki hristiyanlardan farklı olduğunu düşünüyorum. zaten kendileri ne yönden bilemem ama kendilerini farklı görürler batıdan. büyük ihtimal dini yöndendir çünkü süryanileri bir arada tutan tek şey dinleridir desek yalan olmaz heralde |
Burada sarf ettiğiniz bütün sözler oğrudur. Müslümanların kıldığı namaz ile farklılıkları ve ortak noktaları vardır.
Ben bu konu haakında www.süryanile.com'da bir yazı yazmıştım. Kopya ediyorum. Sonra başkasının yazısını aldı falan demeyiniz zaten yollayanın ismine bakınca Mehmet olduğunu görürsünüz
Süryani Kilisesinde uygulanan ritüeller, yani dua ve kutsal sırların icra edilişi, Hıristiyanlığın başlangıç dönemlerine dayandırılır. Kilisede okunan duaların ilki Mezmurlardır. Dördüncü yüzyılın sonlarına doğru din adamları, ayin ve ibadetlerde özel makamları olan ölçülü manzum ilahiler kullanılmaya başlanmıştır. Yedinci yüzyılın sonlarına doğru Süryani Kilisesi ritüelleri tam bir düzene girinceye kadar, manzum ilahilerin yanında bazı gerekli dualar nesir halinde yazılmaya devam etmiştir. Bu ritüellere daha sonraki kuşaklar tarafından eklemeler yapılmıştır. Kilise ritüelleri Süryani edebiyatı tarihinde çok önemli bir yer tutmaktadır.
Ayinlerin icra edildiği kilise ve manastıra gelmeden, yapılacak olan eylemin manasına uygun giyiniş ve ruhi pozisyonları önceden tamamlamak gerekir. Şöyle ki; bedensel ve ruhsal temizliğe, iyi niyete sahip olmak, ayin uygulaması sırasında her türlü dünyevi düşüncelerden arınmak, tutum ve davranışlarda gösterişten uzak durmak gerekir. Sessiz ve sakin bir şekilde, ayini yöneten ruhaninin okuduklarını dinlemek ve katkıda bulunulması gereken yerde bu katkıyı yapmak (sesli yakarışlara eşlik etmek), komünyon alınacak ise, en az gece on ikiden sonra herhangi bir şey yememesi gerekir.
İbadet yerine gelen kişinin ilk yapması gereken haç (istavroz) çıkarmaktır. Hemen ardından “Allah’ım! Mabedine giriyorum. Yüce makamının önünde secde kılıyorum.” (Lbaytoh Aloho eleth vakdom bim diloh seğdeth, malkö şmayonö hasö likül dahtith loh) duası okunur. Süryani ayin geleneğinde esas olan ve tüm ibadet uygulamalarında yer alan duaları üç başlık altında toplayabiliriz.
a) Yüceltme duası:
Haç çıkarma ile beraber başlayan duadır. “Kutsaldır, kutsaldır, kutsaldır. Kudretli Rab ki yer ve gökler onun kudretiyle doludur. Rabbin adıyla gelmiş ve gelecek kutlu olsun. En yücelerde ona hamd olsun.” (Kadiş, Kadiş, Kadiş moryo Aloho hayeltonö, hav, demlen şmayö varo men teşebhothe, usanö bamravme, brih dethö vothe başme dmoryo teşbuhtö bamravme.)
b) Takdis duası:
“Kutsalsın, ey Allah! Kutsalsın ey güçlü! Kutsalsın ey ölmeyen! Bizim için haça gerildin! Bize merhamet eyle!” (Kadişat Aloho, Kadişat hayelthonö, Kadişat lomoyutho, destlebt hlotfayn ethrahamelayn...) diye devam eden dua, oruç ve perhiz günlerinde bir secde kılarak Haç işareti sembolize edildikten sonra takdis duasına devam edilir.
c) Rabbani dua:
“Ey göklerdeki babamız! Adın kutsal olsun” (Abun dbaşmayo nethkadaş şmoh tıthe malkutoh nehve sebyonoh...)
Bu dualar okunurken, başlangıçta haç çıkarılır. Haç çıkarılırken şöyle denir: “Peder, oğul ve Kutsal Ruh bir Allah adına amin.” (Bşem Abo, vabro, vruho kadişo had Aloho şariro Amin). Yukarıdaki ifadeler, her ne kadar dua görüntüsü içerisinde ise de, her yerde ve zamanda kılınması (uygulanması) gereken namaz olarak kabul edilir.
NAMAZ (DUA)
Süryani Kadim Ortodoks cemaatinin ibadet uygulamalarında, namaz önemli bir yer tutar. Süryanilerin ibadet uygulamalarının, batılı Hıristiyan kiliselerinde uygulanan ritüellerden farklı bir orijinalitesi bulunmaktadır. Namaz, iki bölümden oluşur; dua ve secde. Namaz öncesinde saygılı bir şekilde kiliseye girilir ve haç (istavroz) çıkarılır. Mihrabın sağında ve solunda yer alan sehpaların çevresinde kollar bağlı olarak ayakta durulur. Sırası geldikçe, tek sıra halinde yanlara açılarak secde uygulaması yapılır.
Günde üç vakit olarak kılınan namazlar; sabah, öğlen ve akşamdır. Sabah namazı, güneş doğmadan yarım saat önce ve çanın çalınmasıyla başlar. Öğlen namazı, saat on ikide kılınır, namaz öncesi çan çalınmaz. Akşam namazı, güneşin batımından bir saat önce çanın çalınmasıyla başlar. Pazar günü hariç olmak üzere, bu üç vakit namazda secde uygulanır. Sabah namazında 30 rekat, öğlen namazında 18 rekat, akşam namazında 18 rekat olmak üzere günlük 66 rekatlık secde uygulanır. Büyük oruç döneminde, öğlen duası sonunda, 40 rekatlık secdeler, 18 rekatlık secdeye ilave edilir. Secde yapılışı sırasında, erkekler ön sırada yer alırken, rahibeler ve bayanlar arka saflarda durarak secdeleri aynen uygularlar.
Paskalya Bayramı’nı takip eden, Pantikost Bayramı’na kadar olan 50 günlük süre içerisinde, namazlarda secde uygulaması yapılmaz. Namaz sonunda, mihrap önünde bulunan İncil ve namazı yöneten ruhaninin eli öpülerek, saygılı bir şekilde kiliseden çıkılır. Namazda okunan duaların çeşitliliği oldukça fazladır. Tüm namaz ve ayinlerde ortak olan dua; rabbani dua, yüceltme duası ve takdis duasıdır.
Aslında, Süryanilerde dua ve namaz kavramları iç içe bir anlam taşır. Vakitler, ifade edilirken bile namaz olarak adlandırılmaz. Genellikle ifade edilen, eylemli dua anlamındadır. Hafta içi günlük dua kitabı olarak bilinen Şhimo kitabı,-basit, sade anlamında-‘ndan dualar ve ilahiler okunur.
a) Dua vakitleri:
Bu vakitler altı bölüme ayrılır. Buna, kilise babaları tarafından bir bölüm daha eklenerek yedi bölümle sınırlandırılmıştır. Bunlar; akşam, yatsı, gece yarısı, sabah, saat 9, saat 12 ve ikindi duası şeklinde sıralandırılır. Kilise kurallarına göre, Süryani’lerde gün, akşamdan başlar. Bundan dolayı akşam duası başlangıçtır. Bu vakitlere ayrılan dua uygulamaları, ruhban sınıfına mensup olanlar için zorunludur. Ruhban olmayan sivil halk, sabah, öğlen on iki ve akşam dualarını yerine getirmekle sorumludurlar. Kilise, bu dua bölümlerini sabah ve akşam duaları olarak ikiye indirgemiştir. Sabah duası; gece yarısı, sabah, saat 9 ve saat 12 dualarının yerine geçerken, akşam duası; ikindi, akşam ve yatsı dualarına karşılık gelir.
b) Duanın Uygulanışı:
Güneşin doğduğu doğu yönüne yönelerek kollar göğüs üzerinde çapraz şekilde bağlanarak haç sembolize edilir ve bununla birlikte duaya başlanır. (Şupho labö vlabro vel ruho kadişo) der. Sonra (Kadiş, kadiş, kadiş; Moryo Aloho hayılthönö) ifadesiyle secdeye eğilir ve ayağa kalkılır. Tekrar haç sembolü çizilerek (Hav demlen şmoyo varo men teşıpho tışbuhto bravme) ifadesi ile tekrar secde edilir. Ayağa kalkıp (Brig dethö vöthe beşme dmoryo tışbuhtö bravme) duası ile üçüncü bir secde uygulanır ve tekrar ayağa kalkılır. (Kadişat Aloho, kadişat hayılthönö, kadişat lömöyuthö desıtlebt hlöfeyn ıthrahameleyn) ile secde edilir ve böylece bir tur tamamlanmış olur. Tur bitiminde rabbani dua okunur, sonra özel dilekler dilenir. Kilise dışında, bu dua ve uygulamalar, gizli bir şekilde, sadece okunur.
Pazar ve bayram günlerinde, secde uygulaması yapılmaz. Ayrıca Paskalya Bayramı ile Pantikost Bayramı’na kadar geçen 50 günlük süre içinde de secde uygulanmaz. Tüm dualar ayakta yapılır. Dua sırasında erkeklerin başı açık, kadınların başı mutlaka örtülü olmalıdır.
c) Secde Uygulaması:
Dünya Hıristiyanları arasında sadece Süryani Ortodoks ve Ermeni Gregoryan Kilisesi’nde yerine getirilen secde ritüelinin üç ayrı uygulaması bulunmaktadır:
1) Sade bir şekilde başın öne doğru eğilmesi. Ayini yöneten ruhaninin; “Ya Rab! Sana baş eğmiş kullarına bereketlerini yağdır” demesi ve diyakosun; “başlarımızı senin huzurunda eğelim, ey Rabbimiz ve Allah’ımız!” ifadesiyle birlikte başın öne doğru eğilmesiyle uygulanır.
2) Belden itibaren eğilmek. Paskalya Bayramı’ndan Pantikost Bayramı’na kadar geçen 50 günlük sürede, ayrıca Pazar ve bayram günlerinde uygulanır.
3) Yere kapanıp alnın yere değdirilmesi. Bu üçüncü eğilme (secde), ikinci maddede belirtilen günler dışında uygulanır.
Büyük orucun tutulduğu günler süresince dualar; sabah, öğle ve akşam vakitlerinde kilisede yapılır. Pazar, bayram ve Cumartesi günlerinin duaları farklıdır. Sabah duası, oruç süresince 9 turla uygulanır. Öğlen duası 6 turdur. Sonunda 40 secde kılınır. Şöyle ki, ilk 10 secde kılınırken, her secdede bir kez “bize merhamet eyle” (Kuryeleysön), ikinci 10 secdede “Rab bize şefkat et” Moran ithraham elayn), üçüncü 10 secdede “Rab bize acı” (Moran husorahem elayn), dördüncü 10 secdede “Rab dualarımı kabul et” (Moran inin vrahem elayn) duaları tekrar edilir. Bu 40 secde uygulaması, orucun ilk gününden elem haftasının başlayacağı 40. günün öğlen duasına kadar devam eder.
d) Namaz Bölümleri:
Süryani ayin geleneğinde, Tanrı huzurunda dua ederken bir kerelik durma (vakfe, fasıl ve dilim gibi kelimelerle ifade edilen dua) zamanına bölüm (tur) adı verilir. Buna Süryanice’de tışmeşto denir.
Sabah namazı 10 bölümden oluşur. Her bölümde okunacak olan dua ve ilahiler ayrı ayrıdır. Ortak olan, rabbani duadır. Birinci bölümde yüceltme duası, takdis duası ve rabbani dua, ikinci bölümde Rabbın görkemliliği (üç defa tekrarlanır), rabbani dua, üçüncü bölümde Rabbin görkemliliği (üç defa tekrarlanır), rabbani dua, dördüncü bölümde sabah ilahisi, takdis duası ve rabbani dua, beşinci bölümde takdis ve rabbani dua, altıncı bölümde şükür duası, takdis duası ve rabbani dua, yedi, sekiz ve dokuzuncu bölümlerde takdis duası ve rabbani dua, onuncu bölümde ise takdis duası ve rabbani dua okunur. İman yasası, Meryem Ana ve azizlerin yardım duası ile son bulur.
Öğle namazı, takdis ve rabbani dua olmak üzere tek bir bölümdür. Ancak takdis ve rabbani dua, normal günlerde 6 kez tekrarlanır ve sonunda iman yasası ile Meryem Ana ve azizlerin yardım duası okunarak namaz sonuçlandırılır.
Akşam namazının bir, iki ve üçüncü bölümlerinde takdis ve rabbani dua ortaktır. Dördüncü bölümde Rabbimiz Yesu Mesih (Moran yeşu mşiho) ilahisi, takdis ve rabbani dua, beşinci bölümde takdis ve rabbani dua, altıncı bölümde akşam ilahisi (sütörö), Rabbin görkemliliği ve rabbani dua okunur. Diğer vakit namazları gibi namazın son bölümüne iman yasası, Meryem Ana ve azizlerin yardım duasının eklenmesi gerekir.
Yatsı namazının birinci bölümünde takdis ve rabbani dua, ikinci bölümünde akşam ilahisi, Rabbin görkemliliği ve rabbani dua okunur.
Süryani ayin geleneğinde dualar ve ilahiler önemli bir yer tutar. Bu dualar; Rabbin görkemliliği, takdis, rabbani, şükür, Meryem Ana yardımı, azizlerin yardımı, sabah, akşam, yemek, işe başlama, devlet yöneticileri ve ulus için, sıkıntı ve zor anlar, hasta, tövbe, itiraf, komünyon biçiminde isimlendirilmektedir. Sayabildiğimiz 69 adet ilahi, Süryani ayin repertuarında yer almaktadır.
Süryani ayinlerinde papaz, diyakos ve koronun iştirak ettiği, dönüşümlü bir icra şekli hâkimdir. Cemaat sayısının az olduğu ayinlerde koro bulunmayabilir. Ancak, en azından papaz ile bir diyakosun bulunması gerek şarttır. Kiliselerde icra edilen ayinler, bazen uzun bir zaman alabilmektedir. Öyle ki iki veya üç saat süren ayin uygulamalarıyla karşılaştığımız olmuştur. Geniş katılımlı ayinlerde bazen zamanın nasıl geçtiğini fark edemeyebilirsiniz. Sürekli bir hareketlilik ve ayine katılanların fonksiyonel bir durumda olmaları, seyredenlerin ayini tüm ayrıntılarıyla izlemesini güçleştirebilir. Ayin esnasında kullanılan objelerin çeşitliliği, giyilen giysilerin göz alıcılığı ve ortamın akustiği, ayin uygulamalarına ayrı bir gizem ve renk katar.
|
 |
Orhan Kınık
14 yıl önce - Cum 03 Tem 2009, 16:48
Süryanilerin gündelik hayatına dair çok az şey biliyoruz. Aynı toprakları paylaşmamıza rağmen bu kadim halk hakkındaki bilgilerimiz maalesef yetersiz. Süryani arkadaşlar bu konularda bizleri aydınlatırsa seviniriz. Süryanilerde eşlerin birlikte aynı yatakta uyumadığını duymuştum. Bu bilgi doğru mudur, doğru ise sebebi nedir?
|
 |
mehmetjanberk
14 yıl önce - Cum 03 Tem 2009, 17:12
mehmet bey öncelikle araştırmalarınız için sizi tebrik ediyorum.o coğrafyada bir süre yaşamış ve süryanilerin içinde bulunmuş olmama rağmen bu kadar bilgiye sahip değilim.bilgileriniz içinde teşekkür ediyorum.çünkü ülkemizde süryanilerin yaşadıkları bölgeye gitmeden yada bir süryani ile tanışmadan bir çok insan süryanilerin adını bile duymamış oluyor.oysa tarihsel süreç içinde batı ile doğu arasında yaptıkları çeviriler ile önemli bir kültür köprüsü oluşturmuş bir topluluktur.abbasiler zamanında antik devirdeki eserler süryaniler tarafından önce süryaniceye sonra arapça çevrilmiştir aynı şekilde arapça metinlerde ve araştırmalarda haçlı seferelerinden sonra batı dillerine süryanilerin kaynakları aracılığı ile geçmiştir. medeniyetin doğduğu yerlerden olan ve ülkemiz sınırları içinde bir kısmı kalan mezopotamyadan bize miras kalan bir topluluk süryaniler. ve aslında yaşayan tarih desek yalan olmaz süryaniler için.süryanilerin ileride siyasi yapılanma içine gireceklerini sanmıyorum çünkü dini yönleri ön planda olan bir topluluk dilleri yada kültürlerinden çok ortak noktaları dinleridir.zaten dini yönden bile batılı büyük devletlerin faliyetleri ile bir kısmı kendi mezheplerini bırakıp batıda ki hristiyan mezheplerine geçmiş durumda.ayrıca süryani keldani gibi gruplar aslında bir zamanlar aynı dini paylaşan zaman içinde mezhep yönü ile kopan topluluklardır. süryanilerin ülkemize ihanet edeceklerini sanmıyorum bazı kesimlerin aksine çünkü kullandıkları dil olan aramiceyi bile daha çok ibadet dili olarak kullanırlar. ayrıca bildiğim kadarı ile mezopatamyada yaşıyan kavimlerden zamanında hristiyan olanlara verilen ad süryani.yani sadece bir milletden oluştuğunu söylemek zor. ama zaman içinde hepsinin ibadet dini olarak aramice kullanmaları bazı batılılar tarafından soylarının aramilere dayandırılıp millet olma yolunda ilerlemeleri için zemin hazırlamak istiyorlar.ama süryanileri tanıyanlar bunun ne kadar zor olduğunu bilirler siyasete uzak bir milet süryaniler.en önemli özellikleri dinlerine cok bağlı olmaları ve çok çalışkan bir millet olmaları belkide bu sebepden gittikleri her yerde zenginlikleri ile bilinirler.ayrıca diğer dinlere karşı çok saygılı bir millet.orada bulunduğumuz sürede bütün bayramlarımızda bizim adetlerimize göre bizlere ziyarete gelirlerdi.bazı kendini bilmezlerin süryanileri siyasi çekişmelere sürüklemelerine inşallah başta süryaniler izin vermez. yüzlerce yıldır nasıl ecdadımıza ve bizlere sadakat ile bağlı ve kardeş şekilde yaşıyor isek umarım yine aynı şekilde devam eder. umarım yine gün olur selçuklu padişahlarının süryanilere verdikleri değeri bizlerde gösteririz ve kıymetini biliriz bu antik zamanlardan kalan topluluğun bilgilerinden faydalana biliriz. çünkü özellikle takı ve taş oymacılığında çok maharetliler.keşke bu konuda devletimiz süryanilerin bulundukları coğrafyaya yatırım yapsa ve daha iyi tanıtımı yapılsa.birde sunuda söylemek istiyorum pkk nın faliyet gösterdiği zamanlarda bile devletimize bağlı oldukları için bölücüler tarafından yurtlarınden evlerinden edildiler bize ihanet etme düşünceleri olsa idi bu kadar sıkıntıya katlanmazlar idi. umarım en kısa zamanda tekrar yaşadıkları coğrafyaya dönme fırsatı bulurlar.mehmet bey tekrar teşekkürler bilgileriniz için
|
 |
Mehmet Satuk BUĞRA
14 yıl önce - Cum 03 Tem 2009, 19:57
| Alıntı: |
| Süryanilerin gündelik hayatına dair çok az şey biliyoruz. Aynı toprakları paylaşmamıza rağmen bu kadim halk hakkındaki bilgilerimiz maalesef yetersiz. Süryani arkadaşlar bu konularda bizleri aydınlatırsa seviniriz. Süryanilerde eşlerin birlikte aynı yatakta uyumadığını duymuştum. Bu bilgi doğru mudur, doğru ise sebebi nedir? |
Böyle bir şey Süryanilikte yok Efendim. Sacrementlerinde bazı grupları bunu uygular ama 5 günü geçmez bu uygulama... Süryaniler bu konuda pek konuşmayı sevmezler dinlerini anlatmazlar öyle her yerde..
Mehmet Can Berk hocama da teşekkür ederim. Ne yazık ki bizim ülkemizde ki Sanat Tarihçiler bu topraklardaki dinleri pek araştırmazlar kendi konusu olarak görmezler fakat bir sanat tarihçisi ve arkeolog bütün dinleri çok iyi şekilde bilmelidir diye düşünmekteyim inşallah başarabiliyorumdur. Size de çok teşekkür ederim bu konuyu açtığınız için..
|
 |
Muhammed Bilben
11 yıl önce - Prş 24 May 2012, 22:30
| Alıntı: |
Süryanileri göçe zorlayan zihniyet yeniden iş başında
Milli Gazete ve Saadet Partisi Süryanilere yönelik kışkırtıcı kampanya başlattı.
Maruz kaldıkları baskılar sonucu binlerce yıldır yaşadıkları vatanlarından göç etmek zorunda bırakılan Süryani vatandaşlarımızdan birkaç aile tekrar doğdukları topraklara geri dönmeye başladı. Bazı dini mekanlar restore edildi. Geçmişle yüzleşebilmek ve bu toprakların solan renklerini yeniden kazanması için umut olan bu gelişmeler bazı kesimleri ise rahatsız etti. Yaşanan gelişmeleri çarpıtan ve abartan bu kesimler provokatif komplo teorileri ile yayınlara başladı.
BÜYÜK ASUR DEVLETİ KURACAKLARMIŞ
Saadet Partisi’nin yayın organı olan Milli Gazete’de dün yayınlanan “Toprak Satışıyla Ortaya Çıkan Yeni Tehlike Midyat'a Vatikan kolonisi!” başlıklı haberde Süryaniler hedef gösterildi. Güneydoğu’da Büyük İsrail, Büyük Ermenistan, Büyük Kürdistan kurulacağı teorileri üzerine yıllardır yayınlar yapan Milli Gazete şimdi de Büyük Asur Devleti kurulacağını iddia etti.
Haberde şöyle dendi:
“Yabancılara toprak satışı, Güneydoğu'da Büyük Asur Devleti idealindeki Nasturi, Süryani ve Asurileri harekete geçirdi. Türkiye aleyhine Stokholm, İsveç, Avustralya ve 3 ABD Eyaletinde Sözde Seyfo (kılıçtan geçirme) Soykırım Anıtı diken Büyük Asur lobisinin Avrupa ülkelerinin desteğiyle Türkiye'de özellikle Antakya, Urfa ve Mardin'de toprak alımı için harekete geçtiği bildirildi.
Milli Gazete'ye açıklamalarda bulunan Araştırmacı Yazar Doğan Bekin, tarihte Güneydoğu'dan Musul'a kadar uzanan bölgede kurulmuş olan Büyük Asur Devletini yeniden canlandırmak isteyen Nasturi, Süryani ve Asurilerin büyük çalışmalar içine girdiklerini bildirdi.
Doğan Bekin, "Büyük İsrail devletinin kurulması için yapılan çalışmaları herkes bilmektedir. Ancak bunu tamamlayacak bir başka önemli faktör de Güneydoğu’da Büyük Asur Devleti ile ilgili toprak satın alma ve toprakların el değiştirme süreci başlayacaktır" şeklinde konuştu.”
SÜRYANİLERİ GÖÇE ZORLAYAN ZİHNİYET YENİDEN İŞ BAŞINDA
Mardin Midyat’ta faaliyet yürüten Süryani Dernekler Federasyonu bu tür yayınların çoğalması üzerine bir açıklama yaptı. Açıklamada şöyle denildi:
“Bizi düşündüren ve korkutan şey bu karanlık zihniyetli şovenist-faşistlerin, kardeşliği temsil eden din maskesinin arkasına saklanmasıdır. Bizler semavi dinlerin birbirine düşman olmadığına inanıyoruz. Ancak, son günlerde Milli Gazete, haberdiyarbakir.com, sanliurfa.com vb. gazete, haber portalı ve Saadet Partisi GİK üyesi Doğan Bekin gibi kişilerin yazdıkları yazılarla dinler, inananlar ve etnik yapılar arasında düşmanlık tohumları ekilmeye çalışılıyor. Ki bunları yaparken de binbir türlü yalan ve iftiraya başvurmaktan kaçınmıyorlar.
Biz Hıristiyan ve Müslümanlar olarak bu topraklarda 1300 yıldır bir arada kardeşçe yaşamaya çalıştık ve çalışmaya devam ediyoruz. Beklentimiz tüm inanan, demokrat ve ilericilerin oluşturulmaya çalışılan bu düşmanlığa karşı tavır göstermesi ve karanlık tüm zihniyetlere dur demesidir. Bu anlamda Süryani Dernekler Federasyonu olarak her türlü çabayı sarf edip, bu karanlık faşizan zihniyete karşı, dostluk ve kardeşliği egemen kılmaya çalışacağız.”
http://www.demokrathaber.net/yasam/suryanileri-go ...h9001.html |
Yeter artık,sabrımızı zorluyorsunuz ırkçı,faşiştler.
|
 |
veysel_d
11 yıl önce - Prş 24 May 2012, 23:07
| Alıntı: |
| yazdıkları yazılarla dinler, inananlar ve etnik yapılar arasında düşmanlık tohumları ekilmeye çalışılıyor. Ki bunları yaparken de binbir türlü yalan ve iftiraya başvurmaktan kaçınmıyorlar. |
bdp ye yakin gazeteler aynisini yapiyor neden bunlara fasist, irkci demiyorsun?
etnik catisma cikartmak isteyen, müslümanlari hristiyan veya ateist yapmak, mezhep catismasi cikartmak isteyen bdp-pkk degilmi?
ne güzel belirtmissin, irkci, fasist bir zihniyet. iste öyle bir partidir bdp.
|
 |
Ahmed Akay
9 yıl önce - Prş 26 Arl 2013, 22:11
Mor Borsavmo Kilisesi Midyat
Avrupa'da yaşayan biri olarak diyebilirimki Avrupa'da Hristiyanlık diye fazla birşey kalmamıştır. Bilhassa Katolik ülkelerin halkları kiliseye sırt çevirmiştir. Belkide bundan dolayıdır Avrupalılara kanım bir türlü ısınmıyor. Fakat Süryanileri bunlardan ayrı tutuyorum. Hristiyan'da olsalar, Anadolu insanı bir başka oluyor.
(+)
|
 |
Misafir 9479
9 yıl önce - Cum 08 Ağu 2014, 11:52
BEN BİR SÜRYANİYİM VE MALESEF BİZLER DİNİMİZİ KENDİ ÇEVREMİZDE E İÇİMİZDE YAŞAMAYI TERCİH EDENLERDENİZ . BUNUN NEDENİ ÇOK ESKİDEN GELEN VE HALA DEVAM EDEN BAKIŞ AÇISI . SÜRYANİYİZ DEDİĞİMİZDE NERELİSİNİZ DİYE SORUYORLAR MARDİNLİYİZ DEDİĞİMİZDE NASIL . SİZ TÜRK DEĞİLMİSİNİZ HRİSTİYANSINIZ DİYEN ÇOK İNSAN VAR .. HAYIR BİZLER BU TOPRAKLARDA DOĞDUK VE TÜRKÜZ SADECE DİNİMİZ FARKLI HEPSİ BU ...
BİZİM KENDİ ÇEVREMİZDE BİR CEMAATİMİZ OLDUĞU DOĞRU VE BAŞKA DİNDEN BİRİYLE EVLENMEMİZ İSE YASAK GİBİ BİRŞEY . KABUL EDİLEMEZ BİR YARGI VAR MALESEF. AİLELER İSTEMİYOR . MESELA ERMENİ BİLE OLSA HRİSTİYAN KABUL EDİLMİYOR . BU DURUM BENİM BAŞIMADA GELDİ. BU ŞEKİLDE GELMİŞ BU ŞEKİLDE GİDİYOR MALESEF.
|
 |
sayfa 2  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|