1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 6  |
 |
Necmettin K.
15 yıl önce - Prş 04 Ekm 2007, 19:31
Değerli arkadaşlarım, burada hiç kimsenin günahlarının temizleyicisi veya yaptıklarının pişmanlıkçı başısı değilim.
Bir insanın geçmişteki yaptıklarını öldükten sonra gıyabında sormak, ancak Filistinde yahudilerin katlettiği Müslüman kardeşlerimiz için gıyabında cenaze namazı kılmaya benzer. Asla gerçeğinin hüviyetinde olamaz.
Bir gurubun sözde mağduriyetini dile getirip, taraf olduğunuzu açıkça beyan edip, hesap sormaya kalkmak,ancak elinden birşey gelmeyen acizlerin işidir.
Geçmişteki bir kavganın, adi bir asayiş olayının burada bir insanın fikirlerinin tartışıldığı ortamda hesabının sorulması, ahlaken, hukuken ve vicdanen mümkün değildir.
Geçmişte dayak yiyenlerin Beşiktaş karakoluna giderek davacı olmayışlarının sebebini 40 yıl sonra bir Liderin ölüsünden sormak ne kadar yakışık almaktadır.
Eğer ortada bir suç ve suçu koruyanlar vardı ise , bahse konu olan zatlar bu ülkede başbakan olup iktidar olmadı mı? Niçin o zaman bunun hesabını soramadı? Yoksa gerçekten hesap soracak değilde kardeşçe yaşayacak önemli bilgilere mi ulaştı? Karşılaştıkları zaman birbirlerine iltifatta ve hürmette kusur etmeyen bu iki insanın kavgasının takibine , avam tabiri ile "kraldan çok kralcılık" denir.
Hacca gitmekle gözyaşı dökmekle müslümanlık olur mu bilmem, ama müslüman ve kelimeyi şehadet getiren birine dil uzatmanın "Fıkhı hükmünü" çok iyi biliyorum.
Geçmişte, sadece kominizmle savaştılar. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Sadece o günkü şartlar altında onlara biçilen görev ve karşı tarafa oynatılan rol buydu.
Belki seversiniz, belki inanırsınız bilemem ama bugün kü sorgulayıcı bir nesil ve ne yaptığını, neye inanacağınıı bilen bir nesil yetişti ise bu durumu geçmişin faşistlerine ve koministlerine borçludurlar.
Bu gün istenen ise sorgulanmayan, sadece dikte edilenlere inanan ve saygı gösteren bir toplum olsun istenmektedir.
Sadece merakımı gidermek için değil, durumu teşhis etmek için soruyorum:Müslüman olduğunu iddia eden kaç kişi, Allahın Müminlere gönderdiği kitabı okumuş ve anlamıştır. Kanunları bilmeden Hakimlik, Savcılık ve Avukatlık yapılamayacağı gibi , kitab-ı Mukaddes, Kur'an-ı Kerimi okumayanın mümin olması da o kadar yavan olacaktır.
Bugün kü nesil malesef kendi dini ve tarihi ile bir kitap bile okumadan ahkam keserken, suçladığınız insanların Liderlerinin teşvikiyle günlerinin en az beşte birini, hayatlarının sonuna kadar ilim ve seminerlerle geçirmiş insanları, cahil, sokak çetesi seviyesinde görmeniz yanlış, yanlış olduğu kadar da korkunçtur.
Bu eğitim ve seminerler sadece bir kesim için geçerli değildir. Sosyalist oldukları için batı klasiklerinden, Türk edebiyatının şaheserlerini ezbere bilen bir nesle hakaret kimseyi yüceltmez.
Balzac, Cengiz Aytmatov, Sultan Galiyev, Arthur Kösler deyince , sanki yabancı film artistlerinin adını duymuşçasına yabancılayan bir nesil nasıl sorgucu olabilir?
Bir ideale inanmış, İhaneti enbüyük suç sayan bir neslin hepsini ahmak yerine koymak kimsenin haddine değildir.
Kız arkadaşının ihanetiyle veya tersi, erkek arkadaşının terketmesiyle yıkılanlar, babasının sevgisi ile doymayanlar gibi, inanmış hayatını bir prinç tanesi kadar değerli görmeyip, iman ettiklerini bir Milletin namusu ve kaderi sayanları anlamak ancak kapasiteli ve düşünceli insanların işidir.
Aynaya bakınca kendinizi görmek, camın mahareti değildir. Onun sırrı, aynanın arkasına sürülen kimyasal bileşiğin sırrındadır.
Duvarın arkasındakini duyamayan, önündekini göremeyenlerin, dünyanın nasıl şekilleneceği ve gelecekte neler yaşanacağını anlayabilmek , olayları kavrayabilmek için, Mustafa Kemal ve Alparslan Türkeş gibi ileri görüşlü ve analitik bir zekaya sahip olmak gerekmektedir.
Milletlerin kaderi liderlerinin büyüklüğüne ve Milletinin onu anlamasına ve vereceği desteğe bağlıdır.
Lütfen fikri olmayan ithamlarla ve hakaretlerle kendinize başka bir kişilik ve atmosfer yaratmayınız. Ya yapıcı olunuz veya yapan insanlara yardımcı olunuz.
Saygılarımla.
|
 |
Serdar0007
15 yıl önce - Prş 04 Ekm 2007, 22:14
| Alıntı: |
| MSPnin ( Milli Selamet Partisi) sadik, musluman evlatlari olan Akincilar gurubundan olan gencleri ortalaraina alarak, “ vur bozkurtum vur tilkiye vur kurtulsun Turkiye” diye bagirip naralar atarak zincirle dovuyorlardi. Muslumanin musluman kardesi dovmesi vacipmidir. Niye sayin Turkles cikipta , durum yapmayin Allah tarafindan kabul edilmez, deyip sevgili Ulkucu kardeslerimize dur demedi. Hacca gidip goz yasi dokmele, dualar etmekle oteki Turk muslumanlari dovmeklemi kominizim durdurulur veya Turk butulugu saglanir bilemem. |
Bir Metin Yüskel kavgası ve Bir Akıncı Kavgası ömrü billah bu ülkede bitmez.Ülküclerin Pak ve temiz olan sevgileri uğruna ölmelerine bunlar Şedit diyen İman sahibi bir Müslümanmıdır bilemem.
Madem bu Kadar Müslümanız dün İstanbul Üniversitesinin kapsına yazılan pankartın altındna geçmeyi nasıl kendinize bir müslümanolarak yedirdiniz diye sorarlar değilmi.Ne yazıyordu ''Muhammedin p...leri bu okuldan içeri giremez'' peki bu pankartı indirmeye çalışırken öldürülen bir müslümana neden sahip çıkmadını diyerek insana sorarlar mesela.Hiç kimse çıkıp şimdi yahu her grubun içinde olur böyleleri demesin sakın kapınızın öünündkei pislikleri temizlesin herkez.Dünün Mezhepsizleri,müzik haramdır diyerek eşref ziya terziyi ardından da pazarlayanları, cuma namazı tekbircileri bugünün gravatlı gravatlı televizyon ekranlarında türkü çığırmakta güldürmeyin bizleri.
Şu söz'de ayağa düştü ''söz konusu vatan ise gerisi teferruattır'' peki teferruat ise çok sevdiğim hayranlık duyduğum başbuğum neden shp ve içinde pkklı itlerin bulunduğu bir koalisyona destek verdi neden bunu kelimelerle süsleyip örtmeye çalışıyoruz.Neden bu öz eleştiriyi düşmanlık kabul ediyoruz,neden hala daha onun izinden gittiğini iddia edenler artık pkk'nın siyasi sözcülerini ülke gerçeği olarak beyan ediyor ve onlarla meclisde el sıkışıyor.Bu ülkenin gerçek koministleri asla yoktur varsa da çok çok azdır che'nin posterleri ile kızıl yıldızlı bayrakları meydanlarda sallamayla,mehmet gül gibi kimlik reklamcıları ile doğu perinçekin aynı ekranlarda naralar atması memeleketten dem vurmaları ile bu ülkenin milliyetçisi olunmaz,ülkücüler ulusalcı değildir arızalı fikir yamaları ise hiç değildir bu böyle bilinmeli polyana siyaseti yapılmamalıdır bu siparişdir ve yemez.Ülkücüler Ulusalcı da değildir kabul etmiyorum red ediyorum bilmeyenler Türk İslam ülküsünü,arvasi hocayı okusun tabi,amerikan sentezi ve Türk kürt komplekslerinden arınarak.Bazı ülkücü geçinen soytarılarda bugün arvasi hocayı kürtçü ilan etmiş durumda cahillerdir.
En son Serdar0007 tarafından Cum 05 Ekm 2007, 00:35 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
|
 |
MürselErsagun
15 yıl önce - Prş 04 Ekm 2007, 23:39
Siyasi bir parti, bu partinin bazı kurmayları ve şimdiki gençliğiyle ilgili konuşmak istemiyorum.
Zaten ne başlık ne de site kuralları buna müsade etmiyor..
Ancak şunu da söylemeden geçemeyeceğim zira eleştiri, eleştiri olmaktan çıkıp öfkenin, kinin ve nefretin satırlara yansıması halini alınca bu elzem oldu.
Bu memlekette insanların camiye gidemediği, hocanın korkudan evinden çıkamadığı dönemler vardı bilir misiniz? Yanlış anlaşılmasın bunu ben birilerini suçlamak için değil sadece yaşanan bir gerçeği hatırlatmak için söylüyorum..
İşte böyle bir dönemde o acımasızca eleştirdiğiniz kişiler sayesinde insanlar ibadetlerini yapabildiler, camiler onlar sayesinde açık kaldı. Belki birçoğu içeri girip namaz kılmadı ama ibadetini yapmak isteyenlere canları pahasına yardım ettiler.
Bir insanın tırnaklarını sökmüş bunla da kalmayıp akla hayale gelmedik işkenceler yapmış bir zihniyete gayet doğal olarak kin duyması gerekirken güven oyu vermesinin tek bir izahı olabilir; Devletin bekasını kendi nefsinden üstün tutmak.. Böyle bir durumu -sizi tenzih ediyorum- benim gibi bir avam insanın kavraması elbette ki zor olur...
|
 |
Serdar0007
15 yıl önce - Cum 05 Ekm 2007, 00:28
Teröre taviz vermek ile devletin ebediyeti olmaz .Galiba ayrılanlar o zaman haklıydı sonuna kadar.
|
 |
necati demir
15 yıl önce - Cum 05 Ekm 2007, 00:43
merhaba,
1967 de ilim yayma cemiyetinin kurduğu özel fatih erkek kolejine yatılı olarak okumak üzere istanbul a geldim.
milli türk talebe birliği hemen karşımızda, iran konsolosluğundan sonraki yolu aştıktan sonra hürriyet gazetesinin arasında idi. biz ise "yeniden milli mücadele gurubu olarak" karşı tarafta beşinci katta.
kısacası karşımızda milli görüş oluştu talebe birliğinde. hemen solumuzda hürriyet gazetesinin karşısında ve az sağ çaprazında ülkücüler. türkeş adını o zaman duydum. bu arada onbir yaşında idim. okula az birşey erken gitmişim de....
bir dolu marşımızın taraflarından söylendiğine şahit oldum.
taksiratı af olsun... sonrasında onu kullananlara göre çook iyi bir insandı.
devlet beyin de işi zor aslında.
kolay gelsin.
|
 |
Eren Kurus
15 yıl önce - Cum 05 Ekm 2007, 01:08
| Alıntı: |
Geçmişte dayak yiyenlerin Beşiktaş karakoluna giderek davacı olmayışlarının sebebini 40 yıl sonra bir Liderin ölüsünden sormak ne kadar yakışık almaktadır.
|
Davaci olmak mumkunmuydu sanki, kahraman polisimiz de oradaki gosteriyi sigara yakip seyrederken ne yapilabilirdi ki.
Hey gidi gunler hey, polisinde Ulkucu kardeslerimizle birlikte joplarla dayak attigi gunleri unutmadik henuz.
|
 |
sipahi
15 yıl önce - Cum 05 Ekm 2007, 01:28
iyi de, hırsızın hiçmi suçu yoktu?
Arkadaşlarım başlıktan yola çıkılsaydı belki bu kadar hassas konuma gelinmezdi ama bunları da okumak bence güzel! Elbette her fikre karşılıklı anlayış ölçülerinde saygı duymak gerek.
Ama ispat edemeyeceğimiz suçlamalar çizmeyi aşar, en azından kaynaklardan yola çıkarım derim, duyum ve şartlanmalarla hiç biryere varamayız. Belki de gerçeklerle yüzleşme zamanıdır, bilemiyorum.
Bunca zaman da edindiğim izlenimim eğer böyle bir lider vasıflı insan(lar)a sahip olmasaydık adımın Mehmet değil de Memedov olabilme riskiydi!
Allah rahmet eylesin.
Selam & Sevgiler.
|
 |
Necmettin K.
15 yıl önce - Cum 05 Ekm 2007, 02:44
Konu biraz Bir şahsın kişiliğinden çıkıp, kişilerin kişiselleştirmesine dönmektedir.
Geçmişin acısını bir küçücük cin biberi kadar tatmayanların, yandım anam diye bağırmaları bizim güzel Türkçemiz ile ifade edilmekte zorlanırız. En azından nezaket sınırlarını aşmış oluruz.
Polisin taraf tutmadığı gibi bir iddia sahibi olmak güneşi sıvamaya kalkmak olur.
İnsanlar sevdiklerinde kusur aramazlar, sevmediklerinde de olmayan kusurları varmış gibi anlatırlar ve hatta yeminli şehadet bile ederler. Çünkü, Yüce Allah Kainatın kurallarını kendisi koymuştur da ondan.
Şöyleki; mümin bir kardeşine gıybet edilirken oradaysanız, sizden şahitlik istenirse, "Allah bilir" deyiniz.Eğer onda olmayan bir hasletse iftira, onda varsa gıybettir. Her ikiside Yüce Allahın düşmanı, şeytanın dostlarıdır.
Polis işkencelerinden ve baskılarından geçmişte her farklı grup mağdur olduysa, demekki polis tek taraflı değilmiş.
Aslında burada kişilerin şahıslarında, bir fikrin yargılanmak istendiği, bir neslin sorgulandığı aşikardır.Binlerce gencimizin kanı akarken sesini çıkarmayanların, sözüm ona bir dayak karşısında veryansın etmeleri hiçte adil değildir.
Burada sanki dayak atılmasından tarafmış gibi algılanmak da istemem, ancak bir ülkenin kaldıramayacağı kadar sancılar çekerken bazılarının ufak hesaplar peşinde olması yanlış ve yanıltıcı olur.
Kim geçmişte silahlar patlamadı, insanlarımız hayatlarının baharlarında kara toprağın bağrına düşmediler dedi ki?
Geçmişin çok güzel, toz pembe olduğunu savunmak kimin çıkarına olacaktır diye düşünülmelidir.
Eğer geçmişi yargılamaya kalkarsanız, hiçbir hakimin soramayacağı, hiçbir savcının aklına gelmeyecek suallerle karşılaşırsınız. Bizler kendilerimizi öyle yetiştirdik ki, sosyalizmin alfabesinden, kapitalizmin ansiklobedisine kadar hepsi ezberimizdedir.
Kimleri nasıl savunacağımızı ve kimleri nasıl suçlayacağımızı, eylem içerisinde eğitim, eğitim içinde eylem teorisiyle teorikten pratiğe dönüştürdük.
Sadece senin orada dayak yemek için ne gibi bir maksadın vardı desem, özgürlükten, inançtan bahsedersin. Eğer o şartlarda sen daha güçlü olsaydın muhakkak onlara yaşama hakkı tanımazdın.
İktidar ortağı olunan dönemde, sırf bir dayağın intikamını almak için mi, binlerce Milliyetçi kadro kıyımı yapıldı, yoksa sadece ben iktidarım ve bugün ben güçlüyüm anlayışı mı sergilendi?
Kainatta yaratılan insanların bir kısmını lüzumsuz veya eksik görmek yaratanın haddine ortak olmak istemesi diye tarif edebiliriz. Hiçbir kimse gereksiz ve fazladan yaratılmamıştır.
Baklavayı meydana getiren maddelerden birine iltifat etmek gerekirse, şekeri tercih etmek yanlıştır. Sadece tadını vermesine rağmen tek başına sadece zararlı bir kimyasaldır. Öyle ise tüm bileşenleri birlikte değerlendirmek gerekmektedir.
Bu dünya hayatının tamamı geçicidir. Ebedi alemde hiçkimse başka bir düşüncede olduğu için cennetten kovulacak veya cehenneme sokulmayacak değilken, dünyada başka düşüncedeki insanlara salt fikirlerinden dolayı saygı duyamamak ne büyük bir eksikliktir.
Hesap günü Mizanda, hiç kimseye ideolojisinden dolayı iltifat edilecek değildir. Siyasi partilere veya kişilere verdiğiniz oy da size referans olamayacaklardır. Öyle ise çeşitliliği içimize sindirememenin ne anlamı vardır?
Kainatta insanı meydana getiren su damlasının hijyen açısından hükmü bilinmekte ve mezarlıktaki istirahat eden bedenlerden arta kalanlar görülmekte iken, kibirlenmenin ve mensubiyetinden dolayı övünmenin ne manası vardır? Evvelin bir damla su, ahirinbir tutam saçtır. Senin herşeyin bundan ibarettir. Senin kıymetin bedeninin haşmetinden ve soyunun asaletinden değil, değerin takvan ölçüsündedir.
İnancımıza göre, sorulacak soruların başında komşu hakkı bulunduğuna göre, komşusuna mağrur, arkadaşına fedakar olmanın kurtarıcılığı nerededir?
Sizin inandıklarınız için yaptığınız fedakarlık ancak sizin için bir ölçüdür. Başkaları için kıstas olamaz. Ancak insanların en hayırlısı için kıstas bellidir. O da insanlara faydalı olmaktır.
Herkes insanlara faydalı olmak için bir metod ve bir strateji belirleyebilir. Belirlenen metodların doğru olması anlamsızdır. Metodlar maksatları ile anlam bulurlar.
Geçmişte yapılanlardan elde edilecek en güzel fayda aynı hatalara düşmemektir. Bu gün aynı doğrulara inanan nesiller kendilerine düşenleri yapmış ve aynı hataları işlememişlerdir. Buna zaman olgunlaştırdı ya da stratejiler değişti diyebilirsiniz.
Herşeye rağmen şu unutulmamalıdır ki, Milletler vatansız ve fikirsiz yaşayamazlar. Bu fikir ancak ve ancak kendi özünden hamuru karılmış, Milli Harsına uygun olmalıdır. Yabancı fikirler ve dayatmalar ancak kavimleri helaka götürmektedirler.
Bunu yıllar önceden görmek ve Milletini uyarmanın kınamasını kınamak gerekir.
Saygılarımla.
|
 |
Serdar0007
15 yıl önce - Cum 05 Ekm 2007, 16:36
Bu ülkenin polisi'de,o günlerde onlar da öldürülüyordu evet iman sahibi müslüman dı hatta o zamanlar bu Msp'liler neredeydi ?.
|
 |
Alev06
15 yıl önce - Cum 05 Ekm 2007, 17:09
| Alıntı: |
| Hey gidi gunler hey, polisinde Ulkucu kardeslerimizle birlikte joplarla dayak attigi gunleri unutmadik henuz |
Alparslan Türkeş adına açılmış bir başlıktaki bu serzenişe cevapla başlayayım.Fakülteye girdiğim o olaylı yıllarda(1978-1979) devletin polisi ne yazık ki pol-bir ve pol-der olarak örgütlüydü.Fakülteye dönüşümlü gelirlerdi.Pol-bir varsa solculara göz açtırılmaz,pol-der varsa sağcılar kısmetini yerdi.Yani o yıllarda sadece ülkücü polisler solculara dayak atmadı.Tam tersi de oldu...Fakülte kantininde beyaz kasklı polisler ortada otururdu.Yemekhaneye iki grup farklı zaman dilimlerinde girer,çatal kaşık bile verilmezdi.Tabldot tepsileri ve camları kapatmaya yarayan mandallar silah olarak kulanılırdı.Bu ortamda sağ ve sol diye bölünüp kışkırtılan iki grup gençlik vardı...Yani,ülkücüler şeytansa solcular melek değildi.Vatan evlatlerı iç ve dış güçlerin oyunlarıyla birbirine kırdırıldı.Bunların müsebbibi(sebep olanı) da tek başına rahmetli Türkeş değildi.Objektif olun ve cümlenin devamını getirin. "Ulkucu kardeslerimizle birlikte joplarla dayak attigi gunleri unutmadik"diyorsanız akabinde de bu olayın rövanşının alındığını hatırlayın lütfen...
En son Alev06 tarafından Cum 05 Ekm 2007, 17:13 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
|
 |
sayfa 6  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|