1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 6  |
 |
Akın Kurtoğlu
15 yıl önce - Pzr 07 Ekm 2007, 00:14
En uygun olanı, dönüşümden sonra İETT çatısı altında toplanmalarıdır... Denetimleri, ORER'leri, güzergâhları, hatları İETT tarafından belirlenmeli ve sıkı takip altına alınmalıdır. Böylelikle, araç ve hat eksikliği çekilen noktalara yönlendirilmeleri daha kolay olur, kalkış frekansları düzene girer vs... Sayılamayacak kadar çok getirisi olur bu tarz bir düzenlemenin..
Akın KURTOĞLU
|
 |
Erkan YILMAZ
15 yıl önce - Pzr 07 Ekm 2007, 00:25
Ben fahri müfettişlik gibi bir yapının faydalı olabileceğini düşünüyorum.
Bu siteminde yaratabileceği sıkıntılar olabilir elbette. Ama bu sıkıntılarında önüne geçmek için çözümler üretilebilir.
Mesela, yazılacak her rapor aracın siciline işlenir. Yaptırım için tek rapor yeterli olmaz. Oluşacak sicil puanlaması ile para cezası verilebilir.
Bu sayede 40 yılda bir istemeden hata yapmış birisi ile hata yapmayı alışkanlık haline getiren kişiler ayırt edilmiş olur.
Müfettişlerde hiç bir zaman araç sürücüsü ile muhatap olmaz.
Sürücüler aracında müfettiş olup olmadığını bilemeyeceğinden sürekli dikkat etmek zorunda kalırlar.
Erkan Yılmaz
|
 |
mehmetkoru
15 yıl önce - Pzr 07 Ekm 2007, 00:27
Gayet tabi bir anda kaldırılamaz. Peyderpey kaldırılmalı. Metrobüsün E5 e gelmesiyle bu ilk adım atılmış olur. Kaldırılan minibüs hatlarına yeni hat verilmeye veya ÖHO lara dönüştürmeye çalışılmamalı.
Minübüslerin ÖHO lara dönüştürülmesi onları ödüllendirmekten öteye gitmez.
Toplu taşımayı kullanmayalı 7-8 sene oldu fakat Minübüs ve ÖHO ların insanlara hayvan muamelesi yaptığı herkesin malumu. Bence artık dur demenin zamanı gelmiştir.
Ayrıca hat sahipleri cok acınılacak durumda insanlar değiller(maddi olarak). kaldı ki bugün özelleştirmelerle veya başka sebeblerle binlerce insan işsiz kalabiliyor.
Uçak seferlerinin artmasıyla uzak hatlı otobüs seferleri bitme noktasına geldi. Ankara-İstanbul tren hattının tamamlanması belki de İstanbul Ankara arası calışan otobüslerin kalkmasına yol açacak.
Demek istediğim, bir şekilde "iyi mal, kötü malı kovacak."
|
 |
Akın Kurtoğlu
15 yıl önce - Pzr 07 Ekm 2007, 00:53
İstanbul kentiçi kara ulaşımının belkemiğini oluşturan toplu taşıma sınıfları şöyledir (raylı sistemler hariç):
* İETT
* ÖHO
* Minibüsler
* Dolmuşlar
* Taksiler
* Servis Araçları
Bunlardan servis araçları, bilhassa sabah ve akşam saatlerinde, iş ve okul ağırlıklı olarak çalışmaktadırlar. Taksiler de özel amaçlı ulaşım tercihlerinde ön plana çıkarlar. Toplu taşımanın farklı bir dalını karşılarlar. Ciddi anlamda halka yönelik hergün tekrarlanan ve rutin bir şekilde devam eden seyahatlerde ise, bunların ilk dördü yeralırlar. Adıgeçen grupların pastadaki dilimlerini bir inceleyelim:
* İETT: Filosu (yaklaşık) 3000 otobüs, toplam kapasite: 330.000 kişi.
* ÖHO: Filosu (yaklaşık) 1400 otobüs, toplam kapasite: 130.000 kişi.
* Minibüs: Filosu (yaklaşık) 6000 minibüs, toplam kapasite: 150.000 kişi.
* Dolmuş: Filosu 590 dolmuş, toplam kapasite (yaklaşık): 5000 kişi.
Bir minibüsün günde ortalama karşılıklı 10 sefer yapması durumunda (60 dakikalık turlar da mevcut, 120 dakikalık turlar da. Bunların ortalaması olan 90 dakika ve 10X90 = 15 saat hesabıyla) ve her seferinde 14 oturma kapasitesi ve 10 ayakta durma kapasitesiyle: 24 kişi ve yolboyunca yolcuların %50'sinin aracı dönüşümlü kullanması (indi-bindilerle); yaklaşık 35 kişi taşır. Günlük maksimum taşıma rakamı; 700 çıkar.
Bir İETT ve ÖHO'nun günde yine karşılıklı 10 sefer yapması durumunda, ortalama 50 oturma kapasitesi ve 50 ayakta durma toplamı 100 kişilik kapasitenin, yolboyunca %50 dönüşümlü kullanılması ile 150 kişi taşınır. Bu da güniçinde maksimum; 3000 kişi demektir.
Dolmuşlar ortalama 60 dakikalık turlarda günde karşılıklı 15'er sefer atarlar. Bunlar da dönüşümlü olarak 10 kişi taşımaları durumunda günboyunca maksimum; 300 kişiyi naklederler.
İETT otobüsleri, ölü saatlerde sefer adedini azaltırlar ve güniçinde adıgeçen filonun tamamı sefere çıkmaz. Ancak diğer ulaşım araçlarının tamamına yakını seferde olurlar.
Üstte çıkan değerler; zirve saatlerde ve kapasitenin sınırlarına kadar zorlanması halinde bulunan değerler olup, bunlar üzerinde bir uç düzeltmesi yaparak, değerleri sırasıyla; 500, 2000 ve 250 olarak indirgeyerek sabitleyelim:
* Minibüsler => 6000 X 500 = 3.000.000 kişi,
* İETT => 3000 X 2000 = 6.000.000 kişi,
* ÖHO => 1400 X 2000 = 2.800.000 kişi,
* Dolmuşlar => 590 X 250 = 147.500 kişi.
Toplamda elde edilen; 11.947.500 kişilik seyahat adedi (günlük her iki yönde), pastanın tamamını oluşturuyor. Dikkat edilirse, İETT, toplamın yarısını, ÖHO ve minibüsler de 2 adet çeyreği paylaşıyorlar (Dolmuşların pastadaki payı çok az). Yani, kentiçi lastik tekerlekli sirkülasyonun analizi: 2 birim İETT + 1 birim ÖHO + 1 birim Minibüs şeklinde... (birimden kastımız; seyahat anlamındadır)
Minibüs filosunun taşıdığı 3 milyon kişiyi taşımak için, İETT otobüsü benzeri araçlardan tam; 1500 tane gereklidir.
Minibüslerin servislerinden feragat ettiklerini dahi kabul etsek (-ki, asla olamayacak bir şeydir bu), İETT'nin açıkta kalan bu talebi karşılaması için 1500 otobüs birden alıp filosuna eklemesi ve hergün bunların tamamını servise vermesi gerekir. 500 otobüs alımı bile kaç seneye yayılıyor ve parça parça geliyor. Böyle bir yerine koymanın maddi kısmını bir kenara bırakıp, zaman olarak düşündüğümüzde dahi, en az; 4.5 ilâ 6 yıl demektir. Bu da beklenilecek bir zaman değil... (Keşke alınabilse ve bu hayal gerçek olsa ama, pratik hayat bambaşka maalesef )
Bundan dolayı, minibüslerin kendi imkânlarıyla otobüslere dönüşmeleri; en makul ve de mantıklı olan çözümdür...
(NOT: Üstte bulunan değerler, mantıklı bir karşılaştırma yapılabilmesi amacıyla türetilmiş olup, gerçek yayınlanan değerlerden sapmalar olabilir. Ancak, teraziye konulduğunda, oranlar kesinlikle bu şekildedir. )
Akın KURTOĞLU
|
 |
Erkan YILMAZ
15 yıl önce - Pzr 07 Ekm 2007, 01:12
Akın beyin detaylı anlatımıyla bir kez daha acı gerçekle yüzleşmiş bulunmaktayız;
Minibüslerden kurtulsakta minibüsçülerden kurtuluş yok
Bu araçları ÖHO'laştırmaktan başka çaremiz olmadığı açık. O yüzden yapılacağı değilde yöntemleri ve önlemleri tartışmak daha faydalı olacaktır.
Erkan Yılmaz
|
 |
Doğukan.
15 yıl önce - Pzr 07 Ekm 2007, 01:29
Minibüscülere üzülüyorum bu durum karşısında metrobüs nedeniyle hepsi işsiz kalacak çocukları aç kalacak böyle olmasını istemiyoruz zaten belediye yeterince para kazanıyor minibüscülerin durumu açıkça ortada Büyükşehir Belediyesi bu insanlara çare bulsun kimse evine ekmeksiz gitmesin onlarçok zor iş yapıyorlar yazık vallahi hallerine acıyorum bunları kovmak doğru bi şey değil günahdır birileri sizi işten atsa eve ekmek parası getirmezseniz siz ne yapardınız? yazık yazık
|
 |
cenkince
15 yıl önce - Pzr 07 Ekm 2007, 01:49
Bugün İSPARK ile ilgili bir haber vardı CNN Türk'te. Diyordu ki 800 eski değnekçiyi aylık bahşiş, prim ve ücretleri ile 800 YTL civarında paraya çalıştıyorlarmış. Elbise, yemek, SSK ve haftalık izin de cabası imiş.
E bizde bir deyiş de oluşmamışmıdır. "DEVLETE KAPAĞI At YETER"
Şimdi bir daha düşünün bakalım minibüs şöförlerine psikometrik testleri geçeni İETT'de de işe alıyoruz dediklerini. Protesto eylemleri yerini, saraçhanedeki İBB binasında ya da Karaköydeki Tünel han'da iş müracatlarına bırakır mı bırakmaz mı?
Ben eminim mahşer yeri gibi dolar oralar
|
 |
cenkince
15 yıl önce - Pzr 07 Ekm 2007, 01:50
silinsin..
|
 |
mustafa mavi
15 yıl önce - Pzr 07 Ekm 2007, 02:20
sadece minibüsler için değil,
hizmet sektöründe çalışacak herkes için istanbulda belli bir süre ikamet zorunluluğu getirilmeli bence...
tekrar minibüs özeline dönersek,
memleket gruplaşmaları engellenmeli,avcılar minibüsleri Mardinliler,
esenyurt minibüsleriyse Karslılar tarafından parsellenmiş durumda,
bağcılar merkezli hatlar Malatya ve Mardinliler tarafından...
memleketlerine kesinlikle bir itirazım yok ama burada aşiret mantığıyla hareket etmelerine karşıyım,trafikte zıtlaştıkları bir kişinin üstüne bir anda 20 kişi birden gidiyorlar,memleketlerinden dün gelip bu gün direksiyona geçmişler...
aralarında nadir de olsa gerçekten efendi insanlar var,emin olun bunlar çoğunlukta olsa minibüsler bile sorun olmaktan çıkar istanbul için...
|
 |
Cem Telgeren
15 yıl önce - Pzr 07 Ekm 2007, 02:27
| Alıntı: |
| Hukuki olarak bir mecburiyet olduğunu zannetmiyorum ama fazla da mağdur etmemek lazım insanları. |
Yıllardır İstanbul Halkına çektirdikleri çilelerden dolayı mağdur edilmeyi fazlasıyla hakkettiler bence. Yıllarca binbir çeşit uyarıya rağmen kendilerine çeki düzen vermediler ve tam bir vurdumduymazlıkla bildiklerini okumaya devam ettiler. Kendilerini vazgeçilmez görüyorlardı ama Allah'ın tokadı yok işte. Gün oldu devran döndü ve sonunda kaybeden yine onlar oldu. Şimdi ağlaşmaya hiç ama hiç hakları yok.
|
 |
sayfa 6  |
ANA SAYFA -> ULAŞIM
|