Kız mağarası
Bölgede çobanlık yapan fakir ve yakışıklı bir delikanlı sabah ve akşam Rumkale’sinin etrafında kavalını çalarak sürüsünü otlatıyor. Güzel kaval sesi Rumkale kralının kızının dikkatini çekiyor, her gün çobanın geçiş saatinde sarayın penceresine çıkıp kavalı dinliyormuş. Çobanın yakışıklığından etkilenen kız çobana aşık oluyor. Zamanla çobanda kıza aşık oluyor. Çoban kraldan kızını istiyor. Kral, her seferinden çobana hayır diyor. Çoban ve kız anlaşarak kaçıyorlar. Kralın askerleri kızın kaçışını fark ediyor. Peşine düşüyorlar. Krala haber veriliyor. Çoban koyun otlatırken gördüğü mağaraya sığınıyor. Askerler mağarayı ele geçirmek için saldırı düzenliyorlar. Her saldırıyı çoban tek başına engelliyor. Günler geçiyor ama bir türlü mağarayı alamıyorlar. Kız babasına seslenerek, buradan askerlerini çekmesini istiyor; ama nafile. Askerler çekilmek bir yana her seferinde sayıları artıyor. Saldırılar tekrarlanıyor, bir türlü mağarayı ele geçiremiyorlar. Sonun da saldırıdan bıkan kral mağaranın önünde büyük bir ateş yaktırıyor. Duman mağaraya giriyor. Saatler sonra içerdeki iki aşığa sesleniyorlar. Ses gelmiyor. Askerler mağaraya girdiklerinde iki aşığın bir birine sarılmış cansız vücutlarını görüyorlar. İki sevdalı birbirine, ayrılmaktansa yanarak ölmeyi tercih ediyorlar. O zamandan beri bölge halkı bu hüzünlü aşk hikâyesini hatırlar, bu söylenceden dolayı da bu mağaraya kralın kızı mağarası adı verilir.
(+)