Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 13

Fatih Sultan Mehmet`in İstanbul`u fethinde sizi en çok etkileyen olay hangisiydi?
Gemilerin karadan yürütülüp Haliç`e indirilmesi 45.4%  45.4%  [206]
Fatih`in 21 yaşında bu işi başarması 23.3%  23.3%  [106]
Ulubatlı Hasan`ın surlara bayrağımızı dikmesi 3.7%  3.7%  [17]
Orta çağın bitmesi, yeni çağın başlaması 9.0%  9.0%  [41]
Şahi adındaki dev toplar 2.0%  2.0%  [9]
Ayasofya`da kılınan ilk namaz 9.3%  9.3%  [42]
Havan topunun ve ısınan topların yağla soğutulmasının keşfi 3.1%  3.1%  [14]
üç buçuk ay gibi kısa bir zamanda Rumeli Hisarı`nın yaptırılması 4.2%  4.2%  [19]
Toplam Oy : 454

eşref gürbüz
14 yıl önce - Pzr 09 Ksm 2008, 02:44



Karaman Ahmet
14 yıl önce - Pzr 09 Ksm 2008, 03:14

Alıntı:
29 Mayis 1453 günü Konstantiniyye önlerindeki Islâm ordusunda büyük bir hazirlik göze çarpiyordu. Islâm askerleri sabah namazindan önce en temiz elbiselerini giymisler, birbirleriyle helallesmisler, cemaatle namazi kildiktan sonra ordudaki yerlerini almislardi. Kâinatin Efendisinin müjdeledigi "Mesud askerler"den olmak ve Cenab-i Hakkin huzuruna sehid olarak gitmek için yanip tutusuyorlardi. Hele içlerinden birisi vardi ki, heyecandan yerinde duramiyordu. Bir gün önceden komutanlarina yalvarmis en ön saflarda vurusan birlikte yer almak için çok dil dökmüstü..
Ulubatli Hasan adli bu yigit Bursa Karacabey'deki Ulubat gölünün kuzeybati kiyisinin yakininda bulunan Ulubat köyünde dünyaya gelmisti. Yigitler yigidiydi. At yarislarinda, ok atmada, güreste birinciydi. Daha sirtini yere getiren çikmamisti. Öyle ki çogu defa iki kisiyle birden güresir, ikisini de yenerdi. Ulubatli Hasan'in gönlü Allah için cihad etme askiyla yanip kavrulmaktaydi "Ila'yi kelimetullah" ugruna can vermek en büyük emeliydi.
Büyük hücum'un yapilacagi gün en ön safta vurusacagi için çocuklar gibi seviniyordu. Otuz tane gözüpek yeniçeri seçmisti. Hep birlikte ayni noktaya hücum edeceklerdi.
Nihayet beklenilen an gelip çatmisti. Mehter "hücum" havasi çalinca Ulubatli Hasan ve arkadaslari "Allah Allah" sesleriyle ileri atilmislardi. Ulubatli'nin bir elinde sancak, diger elinde kalkan vardi. Sura dayanan merdivenlerden süratle tirmaniyordu. Atilan oklara, taslara, üzerlerine dökülen kizgin yaglara kalkanini siper ediyordu. Nihayet surlarin üzerine varmayi basarmisti. O anda kalkanini firlatip atmis, uzun palasini çekmis, arslanlar gibi vurusmaya baslamisti. Önüne çikan düsman askerlerine vuruyor, vuruyordu. Yahya Kemal'in tasvir ettigi gibiydi manzara. Söyle demektedir sair:
Vur pençe-i Alî'deki semsîr askina

Gülbangi asmani tutan pir askina

Ey lesker-i müfettihü'l-ebvâb vur bugün

Feth-î mübîni zâmin o tebsir askina

Vur deyr-i küfrün üstüne rekz-î hilâl içün

Gelmis bu sehsüvâr-i cihangir askina

Düssün çelengi Rûm'un egilsün ser-î Firenk

Vur Türk'ü gönderen yed-i takdir askina

Son savletinle vur ki açilsin bu sûrlar

Fecr-i hücum içindeki Tekbîr askina
Ulubatli'nin simsek gibi çakan kilicindan ürken düsman askerleri uzaktan ok yagdirmaya baslamislardi. Oklar pes pese Hasan'in vücuduna saplaniyordu. Ayakta duramayacagini anlayan Ulubatli sancagi Topkapi'daki surlann üzerine dikivermisti. Sancagin surlarin üzerinde dalgalandigini gören askerler cosmustu. Tekbir getirerek büyük bir gayretle surlara hücum ediyorlardi. Ulubatli Hasan da vücudunun oklarla delik desik olmasina ragmen yarali ars-lan gibi sancagin yanina düsman askerlerini yaklastirmiyordu. Nihayet diger arkadaslan yanina gelmis, Hasan'in etrafina halka olmuslardi. Sancagin artik emin ellerde oldugunu gören Hasan yüzünde mes'ud....
Bir tebessümle ruhunu Rahman'a teslim etmisti. Kendisiyle birlikte surlara tirmanan arkadaslarindan 18'i de sehid olmus, kalan 12'si sancagi düsürmemisti....
Çok genç yasta sehitlik rütbesini kazanan Ulubatli Hasan'in vücuduna 27 ok saplanmisti. Arkadaslan bu oklari çikardilar ve bu mübarek sehidi Fatih'in huzuruna götürdüler. Fatih, Islâmin bu bahadir evladina dua ettikten sonra söyle demistir: "Ulubatli Hasan'im! Ne kadar sanlisin. Eger sultan olmasaydim, Ulubatli Hasan olmak isterdim!

ALLAH RAHMET EYLESİN

RUHUN ŞAD OLSUN


Bu destanin her aklima gelisinde, tüylerim diken, diken oluyor ve kendi kendime sunu mirildaniyorum, "en büyük destanlarin basrollerinde aslinda isimsiz kahramanlar, Ulubatli Hasanlar var. Cünki onlarin gögüs kafeslerinde karsilik beklemeksizin, imanla, vatan sevgisiyle carpan, kocamanan yürekleri bulunur ve bu yürege paha bicilemez"


Saygilarla

Karaman Ahmet


m.tuncer29

14 yıl önce - Pzr 09 Ksm 2008, 04:52



vedat sarı
14 yıl önce - Pzr 09 Ksm 2008, 12:47



mehmet3442

14 yıl önce - Pzr 09 Ksm 2008, 18:39



burakerkıral

14 yıl önce - Pzr 09 Ksm 2008, 18:44



BurakAysu
14 yıl önce - Pzr 09 Ksm 2008, 18:45



mesut_tr
14 yıl önce - Cum 07 Ağu 2009, 18:35



hüseyin20

14 yıl önce - Cum 07 Ağu 2009, 23:44



fatih ören
14 yıl önce - Cmt 08 Ağu 2009, 04:28
2 Zincir Olayı ve Hacı Bayramı Veli


Alıntı:
Zincirle Zorla Gelen Misafirin Ağırlanması Böyle Olur

Akşemseddin Hz.’leri Osmancık’ta müderris (profesör) iken Hacı Bayram-ı Veli Hz.’lerinin evliyalık derecesini duymuş ona talabe olmak için Ankara’ya yanına gelmişti.Ancak Hacı Bayram-ı Veli Hz.’lerinin dükkan dükkan dolaşıp halktan para topladığını görünce yanına gidip nedenini sormadan ;

-‘Evliya halka avuç açar mı, buralara boşuna gelmişim’ diyerek ;

Zeynüddin Hafi Hz.’lerine öğrenci olmak için Haleb’e doğru yola çıkar.Haleb’e yaklaştığı sırada bir rüya görür.Rüyasında ;boynuna bir zincir takılmış zorla Ankara’da Hacı Bayram-ı Veli Hz.’lerinin eşiğine bırakılmıştı. Zincirin ucuda Hacı Bayram-ı Veli Hz.’lerindeydi...

Bu rüya üzerine yaptığı hatayı anlayan Akşemseddin derhal Ankara’ya geri döner ve Hacı Bayram-ı Veli Hz.’lerinin nerede olduğu sorar.Hasad zamanı olduğu için Hacı Bayram-ı Veli öğrencileriyle tarlada burçak hasadıyla meşguldür. Hacı Bayram-ı Veli Hz.’leri O’na hiç iltifat etmez ve Akşemseddin’de diğer öğrencilerle beraber burçak hasadı yapmaya başlar.Öğle olur, namazlar kılınır, yemekler hazırlanır, sofralar kurulur, herkes sofraya oturur, ancak Akşemseddin’e buyur diyen olmaz.O da bir köşeye çekilir bekler.Çok geçmeden köpeklere de yiyecek verilir O’na yine birşey ikram edilmez.Akşemseddin de köpeklerle beraber yemek yemek üzere yere diz çökünce Hacı Bayram-ı Veli Hz.’leri hemen O’nu hemen sofrasına çağırır.Çünkü gurur sınavını başarıyla geçmiştir.Sofraya oturunca; Hacı Bayram-ı Veli Hz.’leri gülümseyen tatlı bir yüz ifadesi ile şöyle der;

- ‘ Zincirle zorla gelen misafirin ağırlanması, işte böyle olur.’

Akşemseddin Hz.’leri daha sonra hocasının yanından hiç ayrılmaz. Hacı Bayram-ı Veli Hz.’lerinden ne gördü ve duyduysa hemen inanır.Duyduklarının ve gördüklerinin hikmetini bizzat kendisi de anladığı için diğer öğrencilerden öne geçer.Bu sayede hem Fatih Sultan Mehmed’in hocalığını yapar hemde Hacı Bayram-ı Veli Hz.’lerine vekil olur.


Alıntı:
İstanbul’u Şu Beşikte Yatan Çocuk Feth Edecek

Sultan II. Murad Hacı Bayram-ı Veli Hz. ile Edirne’de bulunduğu süre içinde sık sık görüşmüş O’na dünya ve ahiret hayatına dair merak ettiklerini sormuş tavsiye ve görüşlerini almıştı.İstanbul’un fethi Sultan II.Murad Han için çok önemliydi.İstanbul; Peygamberimizin (SAV)

- ‘Kostantiniyye mutlaka feth edilecektir,O’nu feth eden kumandan ne güzel kumandan, feth eden asker ne güzel askerdir’,

Hadisi Şerifi gereğince hep İslam komutanlarının ilgi odağı olmuş ancak yapılan kuşatmalar başarısız olmuş ve henüz alınamamıştı.Sultan II.Murad ‘da Peygamberimizin bu övgüsünü kazanmak için İstanbul’u alma planları yapıyordu. Hacı Bayram-ı Veli Hz.’leri ile bir görüşmesi esnasında bir beşik getirdiler Hacı Bayram-ı Veli Hz.’lerinin yanına itina ile koydular. Hacı Bayram-ı Veli Hz.’leri beşiğe dikkatlice baktı ve Fetih Suresini orada bulunanların işiteceği bir sesle okumaya başladı.

Herkes hayretler içinde kalmıştı.Çünkü beşikte kim olduğunu bilmeden bu süreyi niçin okuduğuna bir anlam veremiyorlardı.Okumayı bitirdikten sonra;

- Bayezid Han amcanız ve sizin muhasaranız zamanında elden gelen yapılmıştır.Ancak bazı hatalar yapılmış fetih gerçekleşememiştir.Sultanım sen Konstantiniyye’yi alamayacaksın, ama mutlaka alınacaktır.Bunu ben bile göremeyeceğim.Orası şu beşikte yatan çocuk ve bizim Akşemseddin tarafından alınacaktır’ dedi.

Sultan II.Murad Han bu büyük müjdeyi alınca çok sevindi.Beşikte yatan çocuk oğlu şehzade Mehmet’ti.Daha sonra Akşemseddin Şehzade Mehmet’in hocalığı yaptı.1453’de İstanbul’un fethi esnasında Sultan Mehmet’in yanında bulunarak hem Sultana hemde orduya manevi destek verdi.

İstanbul’un Fethi taktiksel anlamda büyük bir askeri başarıdır.Büyük hazırlıklar yapıldıktan sonra kuşatma başlamıştı.Sultan Mehmet ordusunu üç kısıma ayırmıştı.İlk günlerde gönüllüler Bizans surlarına karadan saldırıyor denizden de donanma göstermelik hücumlar yaparak Bizans Ordusunu yerlerinde tutuyordu.Bu şekilde Bizans surlarının ve ordusunun yıpranması amaçlanmıştı.İleri ki aşamalarda Osmanlı Ordusuna yardıma gelen Türk Beyliklerinin( Karamanoğlu, Aydınoğlu, İsfendiyaroğlu) askerleri devreye girdi.En son aşama da ordunun asıl kuvvetleri savaşa katıldı.Bu ana kadar Osmanlı Ordusunun eğitimli birlikleri hiç savaşa katılmayarak yıpranmamışlardı. Ancak kuşatmanın uzaması ve bir netice elde edilememesi devlet adamlarını ümitsizliğe düşürmüştü.Bizanslılar su kuyularını zehirlemişti, ordunun suyu tükenmek üzereydi. Avrupa’dan asker ve erzak getiren gemiler Osmanlı Donanmasının müdahalesine rağmen şehre girmiş Bizanslılar bu yardımla büyük sevinç yaşamışlardı.Sultana gelen bazı devlet adamları;

- ‘Bir dervişin sözüyle bu kadar asker kaybettik, bütün hazineyi tükettin.Bizansa yardım geldi ve fetih ümidi artık kalmadı’ dediler.Bunun üzerine Sultan Mehmet Veziri Veliyüddin Ahmet Paşayı Akşemseddin’e yollayarak ;

- ‘Şeyhe sor, kalenin fethi ve düşmana zafer kazanma ümidi varmıdır?

dedi.Akşemseddin cevabında fethin olacağına dair inancı belirtti.Sultan Mehmet bu cevapla yetinmedi vezirini tekrar yollayarak ;

- ‘Vaktini tayin etsin’ dedi.Akşemseddin bir süre düşünmeye daldı.Başını eğip Allah Teala’ya yalvardı.Sonra ;

-‘Bu senenin Cemaziyelevvel ayının yirminci günü, seher vaktinde, inanç ve gayretle filan tarafa yürüsünler.O gün feth ola.Konstantiniyyenin içi ezan sesiyle dola’ dedi.

Akşemseddin Hz.’lerinin tarif ettiği yer bugünkü Topkapı surlarıydı.Akşemseddin Hz.’leri o gün bir çadır kurdurarak içeri kimsenin alınmamasını emretti ve Allah’a secdeye kapanarak dua etti.Gerçekten de o gün Osmanlı Ordusu sabah saatlerinde Topkapı surlarından şehrin içine girdi.Böylece İstanbul’un fethi ve Peygamber efendimizin büyük mucizesi gerçekleşti.




sayfa 13
« önceki   123 ... 121314151617   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET