Ana Sayfa  



nerminkumbar




Sal 18 Eyl 2007, 21:44   Niğde - Kale ve Saat Kulesi

Türkiye Saat Kuleleri




(+) Niğde Saat Kulesi



Niğde il merkezinde kale burcu üzerinde bulunan saat kulesini Ziya Paşa 1866 yılında yaptırmıştır.

Saat Kulesi kesme taştan, sekizgen kaide üzerinde ve sekizgen gövdeli olarak yapılmıştır. Kulenin kaidesi gövdeden daha kalındır. Bu gövdenin üzeri iki silme ile üç bölüme ayrılmıştır. Bunun üzerinde demir parmaklıklı bir şerefeye yer verilmiştir. Şerefe üzerinde ise köşeleri içeriye doğru kavisli kübik görünümlü bir gövde eklenmiş, bunun üzerine de birbirlerine sivri kemerlerle bağlanmış dört sütunun taşıdığı bir köşk yerleştirilmiştir. Bu küçük köşkün üzeri de sekizgen kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür.

Saat kadranı şerefe üzerindeki kübik gövdenin şehre bakan tarafına yerleştirilmiştir.
Kent Haber Kültür Kurulu




(+) Niğde Saat Kulesi



 mesajı beğendiniz mi?: +2
serkanen




Pzr 21 Eyl 2008, 21:19  



(+)





(+)





(+)


 mesajı beğendiniz mi?: +1
huseyinbilik



Cum 06 Şub 2009, 20:00   Niğde Kalesi ve Saat Kulesi

Niğde'nin tam orta yerinde, Alaaddin Tepesi'nde görkemli kaleden geriye kalmış olan bir iç kale yer alır.
Günümüzde ayakta kalan tek kalıntı olduğu için de Niğde kalesi olarak anılır, bilinir ve kale Niğde için bir simge gibidir.
Alaeddin Tepesi ve iç kale dıştan izlenmesi için Niğdeli konuklarını alıp bu alana götürür.
Niğdeli olup da kaleye gezmek için çıkmayan yok gibidir ama kale içini gören var mı, diye sorsanız onu da gören yok gibidir. Çünkü Cumhuriyet'in ilk yıllarına değin, Osmanlılar döneminde hapishane olarak kullanıldıktan sonra kapılarını kapatmış ve viran olmuştur.


İşte bu yapı için 30 yıldır yazdığımız çok sayıda makalede kurtarılmasını istedik ve kale içinde oluşturulacak birimlerle Niğde'nin farklı bir dokuya ereceğini yaza geldik.

Kimi zaman yetkililer onarılıyor, onarıldı, oldu, açılacak der; biri gider, biri gelir, aynı sözler tekrar edilirdi.

Kalenin bazı bölümlerinde onarımların yapıldığı da oldu.

2000 yılında, Vali Refik Arslan Öztürk (halen Manisa valisi) döneminde Niğde'de birden çok eser için yoğun çaba ve çalışmalar başlatıldı. O dönemde projeler hazırlandı. Bu çalışmalarda ele alınan bir mekan da kale idi. Dönemin Turizm Bakanları geldi. Kimi bu kale kısa sürede çöker dedi. Kimi hemen kurtarılmasını istedi ve o dileklerde bulunan bakanlar da görevlerinden gitti.

Sonunda Muğla'ya atanan İl kültür ve Turizm Müdürü Murat Süslü takipçiliği, geçen dönem görev yapan milletvekillerinin de katkılarıyla Turizm Bakanlığının 5. 4. 2006'da başlattığı proje çalışmasıyla Niğde Kalesi'nin restorasyonu başladı. Çalışma 5. 4. 2007 tarihinde tamamlandı ve Niğde için tarihi dokunun çok özel bir unsuru ayağa kalktı.

Mutlaka görülmesi gezilmesi gereken; özelliği ve güzelliği olan kaleiçini de bu sayede görme olanağına erdik.

Niğde Kalesi'nin esasen üç ayrı kaleden oluştuğu farklı kaynaklarda yer alıyor.

Kalenin ilk halkasından iz kalmamış, ancak ikinci surlardan Sungurbey Camisi'nin yer aldığı alanda 300-400 metrelik bir sur kalıntısının olduğu yer var. Kurtarılan bölüm ise Alaaddin Tepesi'nde, kuzey kısımda yer alan iç kale. Yapılışı kesin olarak bilinmiyor.

Bilim adamlarınca kalenin bir höyük üzerinde inşa edilmiş olabileceği belirtiliyor. Bizans döneminde yapılmış olma ihtimaline karşılık, günümüze eren bölümlerde Anadolu Selçuklularının izleri var. Selçuklu-Osmanlı döneminde onarımlar da gören kalenin çevresinde dükkanlar ve işyerleri yer alıyor. Kalenin yer aldığı tepede ise Rahmaniye Camisi ile başı taçlı kadın gölgesi oluşan kapısıyla ünlü Alaeddin Camisi de yer alyor.

Kalenin çevresindeki kimi yapılar Cumhuriyet döneminde park ve alan düzenlemesi nedeniyle yıkılmış. İç kale önünde yer alan parkta bir gazino 1960'lı yıllarda yapılmışsa da sonradan yıkılmış. Bu alanda dinlenme ve gezi alanı olarak kullanılıyor.

İç kalenin güneybatı köşesinde yer alan saat kulesi ise burcun yarısı yıkılıp içi doldurularak, 1901 yılında yapılmış.

Dört bölümden oluşan saat kulesi kaide ve gövde on keşeli olarak inşa edilmiş.

İç kalenin yanında, onu tamamlayan ayrı bir görünümle saat kulesi izlenebilmektedir.

İç kale dinlenme alanları gezi yerleri yanında çan, dabak halı gibi el sanatları için oluşturulan odalar ve bölmeler salonla iç kale farklı bir zenginliğin merkezi olmuştur.

Niğde için bu güzel kazanım noktasında ne yazık ki eleman yetersizliği nedeniyle kimi bölümlerin ziyaretçilere açılması sınırlı kalmaktadır.

Yörede bu kadar orijinal dokusuyla ayakta kalan tek örnek olan Niğde Kalesi onarımdan sonra mutlaka turizm için çekim ve ilgi alanı olmalıdır.

Üniversite ve diğer kurumların da sahiplenmesiyle dinleti ve sergi alanı olarak da kaleden yararlanılmalıdır.

Niğde için çok çok önemli ve özelliği olan bir yapının kurtarılıp ziyarete açılması doğru gerekli ve güzel bir hizmettir.

Emek verenlerin, katkısı olanların ellerine sağlık.
Kaynak:nigdeforum



(+)





(+)


 mesajı beğendiniz mi?: +2
fikri aktan




Pts 09 Şub 2009, 17:33   NİĞDE KALESİVE SAAT KULESİ

RAPOR


Niğde il merkezinde, Alaeddin tepesinde yer alan kalede 14 temmuz 2005 tarihinde , ANİ ANITSAL YAPI ŞİRKETİ SAHİBİ mimar FİKRİ AKTAN ın istekleri ile incelemede bulundum. İç kale ile ilgili araştırma neticesindeki bilgi, gözlem ve önerilerim aşağıda sunulmuştur.
Tarihçe
Kalenin üzerinde inşa kitabesi bulunmamaktadır. İç kalenin doğu cephe duvarında, yazı stilleri birbirinden ayrı ve farklı boyutlarda, kırık parçalar halinde (kalenin onarımları sırasında başka yerden getirilerek buraya yerleştirildiği düşünülen) kırık parçalar halinde kitabelerden sadece biri üzerindeki yazıları (la teknetu min rahmetillahi “Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin) ayeti okunabilmektedir.
Kaynaklardan edinilen bilgilere göre kalenin ilk kuruluşu muhtemelen IX. yüzyılda Bizanslılar zamanında olmuştur. Roma İmparatorluğu M. 395 yılında ikiye ayrılmasından sonra Niğde yöresi Doğu Roma (Bizans) sınırları içerisinde kalmıştır. Bu çağlarda Niğde şehrinde önemli iskan merkezi yoktu. En önemli şehir Niğde’nin 23 km. kuzeybatısında yer alan Tyana (Kemerhisar) idi. Burası 708, 806, 832 ve 931 yıllarında Emevi ve Abbasiler tarafından kısa sürelerle ele geçirilmiş ve zaman içerisinde Tyana harabe olmuş, önemini kaybetmiş ve Niğde yeni yerleşim yeri olmuştur. Bu oluşumun IX yüzylda olduğu kabul edilmektedir . 1963 yılında Mahmut AKOK tarafından kalede yapılan sondajlarda tepenin ana kayalıkları üzerinde Bizans devri kışla ve mağaralarının, daha üstte ise Anadolu Selçuklu devri yapı ve seramiğinin kalıntıları tespit edilmiştir.
A. Gabriel, kalenin kesin tarihinin eldeki belgelere göre söylemenin zor olduğunu fakat I. Alaeddin Keykubat (1220-1237) tarafından yaptırılmış olmasının muhtemel olduğunu belirtmiştir . N. Sevgen ise, kalenin ilk defa muhtemelen M.Ö. VIII. Veya IX yüzyıllarda yapılmış olabileceğini kaydetmiştir . Ayrıca her iki araştırmacı kalenin mimari durumu hakkında kısa bilgiler aktarmışlar ve N. Sevgen kalenin palanını da vermiştir.
Kalenin esas şeklini Anadolu Selçuklu hükümdarları II. Kılıç Arslan (1155-1192), II. Rükneddin Süleyman Şah (1196-1204) ve I. Alaeddin Keykubat (1220-1237) dönemlerinde almıştır. I. Alaeddin Keykubat saltanatının ilk yıllarında muhtemel bir Moğol saldırısına karşı Anadolu’daki diğer sur ve kalelerle birlikte, Niğde’nin iç kale ve surlarını yeniden yaptırırcasına tamir ettirmiştir . Tarihin değişik dönemlerinde kalenin tamir ettirildiği kaynaklardan anlaşılmaktadır .
1720 yılından itibaren Damat İbrahim Paşa’nın Nevşehir’i imar etmeye başlaması ile birlikte Niğde kalesinde bulunan yönetici ve askerleri Nevşehir kalesine göndermiş ve bu tarihlerden sonra Niğde kalesi yıkılmaya başlamıştır . Katip Çelebi eserinde Niğde kalesinden bahsetmektedir .
Mevcut Durum:
İç Kale:
Kale; Şehrin doğu tarafında Alaeddin tepesinde yer almakta ve Alaeddin tepesinin alt kısmını çevreleyen dış kale ile tepenin üst kısmını çevreleyen iç kaleden oluşmaktadır. Kalede burçlar ve burçları bağlayan surlar bulunmaktadır (Çizim: 1).
Kalenin yer aldığı tepe bu günkü kalıntılardan anlaşıldığına göre önceden; en dıştan burçlarla desteklenen surla kuşatılmış, tepenin en yüksek kısmı olan kuzey tarafa ise iç kale yapılmıştır.
Kale arazinin topoğrafik durumuna uygun olarak tepede eğimli bir alan üzerine yapıldığı için, dıştan bakıldığında doğu ve batı taraflardan üç katlı bir görünüm sergilemektedir. Şöyleki; iç kalenin güney cephesinde yer alan ana burç yan burçlardan daha yüksek yapılmıştır(Foto. 1).
Kalenin inşasında kireç harçlı ince yonu ve moloz taş kullanılmıştır; ince yonu taşa burçlar ile bir kısım duvarların ön yüzlerinde ve kapılarda yer verilmiştir. Kalenin duvar kalınlıkları 1.30 m. İle 3.00 m. Arasında değişmektedir(Foto. 2).
İç kale dıştan çarpık planlı ve dört yandan burçlarla desteklenen surla kuşatılmıştır (Çizim: 2). İç kalenin kuzey ve batı tarafında yer alan sur ve burçlar yıkılmıştır.
İç kaleye güney cephenin doğu köşesindeki burcun altına açılan 2.30 m. Genişliğinde söveli ve basık kemerli kapıdan girilmektedir(Foto. 3). Kapı açıklığı beşik tonozlu bir geçitle çarpık planlı küçük avluya bağlanır. Bu avlu ile ana avlu arasındaki bağlantı doğu cephenin ortasında yer alan burcun alt tarafındaki basık kemerli iki açıklıktan sağlanmıştır.
İç kalenin bu giriş avlusunun, burca ulaşımı sağlayan doğu sur duvarının temel bölümünde yıkılmalar mevcuttur(Foto. 2-4).
Ana avlu çarpık planlı olup güney tarafına, koğuş ve depo amacıyla yapılmış sivri beşik tonozlarla örtülü toplam yedi hacim yerleştirilmiştir (Foto. 5-6). Bunlardan doğu köşedeki iki mekanın örtü sistemleri yıkılmıştır. Avluya birer basık kemerli kapıyla açılan odalardan beşinin kuzey duvarlarında birer küçük mazgal pencere bulunmaktadır.
Burç ve surlara avlunun güney-doğu (Foto. 7 ) ve güney-batı (Foto. 8) köşelerinde yer alan taş basamaklı iki merdivenden çıkılmakta, güneydoğu köşedeki merdiven tahrip olmuştur.
Güney cephenin ortasına yerleştirilen beş yüzeyli ana burç 16.90 m. Yüksekliğinde ve buraya güneydoğu köşedeki merdivenden ulaşılmaktadır (Foto. 7-9). Bu merdivenin devamında doğuya ve batıya açılan kapılarla iki ayrı mekana girilmektedir.
Batıdaki kapı açıklığı ile girilen bölüm; iç bölümü üç kat olarak tanzim edilen burçtur. Bu bölümde, girişi birinci katın kuzey duvarına bitişik olan (Foto. 10) bodrum katta, kuzey-güney doğrultusunda sivri beşik tonozla örtülü, çarpık planlı iki mahzen bulunmaktadır.
Birinci katın, kuzey güney yönünde yerleştirilen ve üç sivri kemerin üzerine istinad eden ahşap kirişlemeli düz toprak dam ile kapatıldığı anlaşılmaktadır (Foto. 11, Çizim :3).
İç mekan, burcun güney duvarında açılan, içten yuvarlak kemerli, dıştan dikdörtgen kesitli üç mazgal pencere ile sağlanmıştır.
İkinci kata; burcun güney-doğu köşesinde yer alan taş basamaklı merdivenle (birinci kat merdivenini devamı ile) çıkılmaktadır (Foto. 12). Burası da alt katın planında düzenlenmiş ve üç sivri kemerin üzerine oturan ahşap kirişlemeli düz toprak dam ile kapatılmıştır (Foto. 13-14). Örtü sistemi büyük ölçüde yıkılmıştır. Bu katın aydınlatılması güney ve batı duvarında birer, kuzey duvarında üç olmak üzere dikdörtgen kesitli beş pencere ile sağlanmıştır.
Birinci katın doğusundaki burç iki katlı olmalıdır. Alt kata girişi sağlayan kapı açıklığı bu gün mevcut olmayıp muhtemelen toprak yığınlarının altında kalmıştır. Üst kat ise yanlarda duvarlara istinat eden ahşap kirişlemeli düz toprak dam ile kapatılan iki odadan oluşmaktadır (Foto. 15). Bu mekanlardan doğu köşedekinin kuzey, güney ve doğu duvarlarında ikişer, diğerinin de güney duvarında basık kemerli bir mazgal penceresi bulunmaktadır. Kale giriş kapısı üzerinde yer alan bu odalar hafif çarpık planlıdır.
Yapı içerisindeki bölümlerin beden duvarları ayaktadır. Ancak iç döşemeleri çökmüş, mekanların içerisi toprak malzeme ile dolmuş durumdadır. Üst örtü çökmüş durumdadır.


Saat Kulesi:
İç kalenin güney-doğu köşesindeki burcun üstüne yapılmıştır (Foto. 8-14). Saat kulesinin inşa kitabesi yoktur. Sultan II. Abdulhamid’in (1876-1909) tahta çıkışının 25. senesi olan 1901-2 yılında yapılmıştır . Eser iç kalenin güney-batı köşesindeki kare planlı burcun yarısı yıkılıp, içi doldurularak üzerine yapılmıştır. En üstte kubbenin oturduğu silindirik sütunlarda bazalt taşı, diğer kısımlarda ise sarımtrak renkte ince yonu trakit taşı kullanılmıştır. Ayrıca gövdede dekoratif amaçla ince yonu bazalt taşına yer verilmiştir (Foto. 14).
Minare biçimini hatırlatacak şekilde inşa edilen ve dört bölümden oluşan (kaide, gövde,petek, ve baldaken şeklindeki üsk bölüm) kule aşağıdan yukarı doğru hafifçe incelmektedir. Kaide ongen planlıdır. Lentolu ve söveli kapısı doğu kenarında açılmıştır(Çizim. 4). Kaideden ongen planlı gövdeye, kademeli olarak daralan ongen kesitli üç bilezikle geçilmiş ve gövde kaideye göre ince tutulmuştur. Gövde üst kısmı bilezikle hareketlendirilmiştir. Demir korkuluklu balkon kısmı minare şerefesi şeklinde yapılmıştır. Şerefeden (balkon) itibaren başlayan, ortadan profilli silme ile ayrılan iki kısımdan oluşan, minare peteği şeklindeki bu bölümün alt kısmı sekizgen üst kısmı ise kare planlıdır.
En üstte yer alan baldaken; sivri kemerler yardımıyla dört taş sütuna oturan pandantifli kubbe ile örtülmüştür. Kubbe sekizgen kasnak üzerinde yükselmektedir.
Merdiven boşluğunun aydınlığı mazgal pencerelerle sağlanmıştır. Kapalı olduğu için içine girilememiştir. Ancak, kulenin içinde yükselen merdivenin alttan dokuz basamağı kesme taştan, diğerlerinin ahşap malzemeden yapıldığı bilinmektedir.
Öneriler:
Halihazır durumu yukarıda ifade edilen İç kalede değişik zamanlarda onarımların yapıldığı görülmektedir.
Kalede M.Ö. ki dönemlere inen bir yerleşim, iskan ve kalıntıya şu ana kadar yapılan çalışmalarda ve yaptığım incelemelerde rastlanmamıştır.
Yapılacak kazı çalışması kalenin tarihi süreç içerisindeki kronolojisinin açıklık kazanmasını temel teşkil edecektir. Ancak mevcut durumu itibarıyla yapının çöken, dökülen, aşınan kısımları dikkate alındığında;
a-yapıya fazla müdahalede bulunmadan, mevcut durumu sağlamlaştırmak,
b-içi dolmuş olan mekanları temizleyerek açığa çıkarmak,
c-çökmüş durumda olan mekanların döşemelerinin yenilenmesi,
d-gerekli yerlerde (çökme sonucu oluşan boşlukların tamamlanması gibi)
e-üst örtülerin yenilenmesi gibi acil önlem almak zorunluluğu söz konusudur.
Bu çalışmalar yapılmadan kazı çalışmasının yapılması mümkün olamayacaktır. Kazı çalışması ile bu konuların ayrı hususlar olduğu düşünülmelidir.
Malzeme değerlendirmesinin yapılarak, daha önceki onarımlarda kullanılmış olan çimento bazlı harçlar kaldırılarak horasan harcı ile yeniden derzlenmesi, mevcut malzeme ile uyumlu malzemenin kullanılması, orijinaline uygun onarımların yapılması zarureti vardır.
Saat kulesinin içinde yükselen merdivenin ahşap basamakları yenilenebilir. Taş ve demir malzeme üzerinde koruma ve bakım çalışması yapılmalıdır.
Avlu içerisinde zaman içerisinde oluşan atık malzeme kaldırılması uygun olacaktır.
Gereğini arz ederim.19.07.2005 Yard.Doç.Dr.Celil ARSLAN,Erciyes Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü,Kayseri


 mesajı beğendiniz mi?: +3
fikri aktan




Pts 09 Şub 2009, 18:15   NİĞDE KALESİ VE SAAT KULESİ ESKİ RESİMLERİ

NİĞDE KALESİ VE SAAT KULESİ ESKİ RESİMLERİ-1



(+)



 mesajı beğendiniz mi?: +2
Mesajları seç: