1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
| Film hakkında görüşünüz |
| Çok beğendim, seyredilmesini tavsiye ederim |
 
|
33.3% |
[3] |
| Fena değil, seyredilebilir |
 
|
11.1% |
[1] |
| Pek beğenmedim |
 
|
0.0% |
[0] |
| Seyretmedim ama seyretmeyi düşünüyorum |
 
|
0.0% |
[0] |
| Seyretmedim, seyretmeyi de düşünmüyorum |
 
|
55.6% |
[5] |
|
| Toplam Oy : 9 |
|
 |
Er Kut
|
 |
Er Kut
15 yıl önce - Cmt 22 Eyl 2007, 18:18
Hollywood afislerini tasarlamakla isim yapmis olan Emrah Yücel tarafindan Beyaz Melek adli film icin tasarlanilan 14 afisden "Film Afisi" olacak olan afis izleyicilerin secimine sunulmustur...
http://www.beyazmelek.com/afis.html
|
 |
Er Kut
|
 |
emre alb
15 yıl önce - Çrş 03 Ekm 2007, 07:40
Oyunculuk ve yönetmenlik eğitimi almakta olan bir arkadaşım var. Filmin setlerinde bulunmuş, ve filmin önemli bir kısmını görme fırsatı olmuş. Söylediği şey, "Mahsun Kırmızıgül, ne alaka diyebilirsin ama, gerçekten şaşırtıcı bir iş çıkarmış, sağlam bir film olmuş". Ben de dalga geçiyor diye düşündüm, ama filmin senaryosu bile sıradışı ve oldukça ilginç, ki o da Mahsun Kırmızıgül'e ait, bence senin de söylediğin gibi filmin bu kışa damgasını vurması ve hatta sinema dünyasında taşları yerinden oynatması ihtimal dahilinde. Umarım da öyle olur.
|
 |
Tarık Aydemir
15 yıl önce - Pts 08 Ekm 2007, 00:53
Oyuncu kadrosu gerçekten kaliteli, umarım oyuncu kalitesine göre de güzel bir film ortaya çıkmıştır.
Müzisyenleri artık müzik yapmak kesmiyor galiba.
Bir ara Teoman da sinema filmi yapmıştı ama yaptığıyla kaldı.
Umarım bu filmin sonu da Balans ve Manevra'nınki gibi olmaz.
|
 |
müslüm sezen
15 yıl önce - Pts 08 Ekm 2007, 13:19
Mahsun Kırmızıgül'ü bilemem ama kadro işi götürür bence.
Zaten benim için Yıldız Kenter'in olması yeterli...
|
 |
Er Kut
15 yıl önce - Çrş 10 Ekm 2007, 18:28
Yönetmenin Görüşü
Yönetmen Mahsun KIRMIZIGÜL´ün kaleminden ...
Yönetmenin Görüşü
Yaşlı insanların bugün yaşadıkları dramlar, her zaman kamuoyu ahlakında ve kişisel vicdanlarımızda acı verici ve biraz da utandırıcı bir figür olarak var olmaya devam ediyor. Bir zamanlar, modern toplum öncesinde toplumlarımızın bilgi birikimini, hayat tecrübesini, ahlaki birikimini temsil eden bu insanlar toplumlarımızda hak ettikleri yeri alarak baş üstünde tutuluyordu. Uzun zaman toplumun gereksiz işe yaramaz bir bölümü değil, bizzat yaşamımızın göz ardı edilemez, ihmale gelmez, olmazsa olmaz bir parçası olarak yaşadılar. Okuma yazmanın, yazılı kültürün henüz çok gelişmediği bu zamanlarda toplumun birikiminin genç kuşaklara aktarılmasının tek yolu bu insanlardı. Bu anlamda insanlık geldiği bu günkü yeri bir anlamda yaşlı insanlara borçludur.
Modern zamanlarda yaşlı insanların bu durumu, ne yazık ki geri dönülmez bir şekilde bozuldu. Toplumlar artık yaşlı insanların birikimine ihtiyaçları kalmadığına karar verdiler. Örgün eğitimin yaygınlaşması, bilgisayarlar, yazılı kültürün gelişmesi genç kuşakların hayata hazırlanması ve toplumun devamı için hayat tecrübesine ihtiyaç kalmadığı izlenimi doğurdu. Toplumlarımız genç işgücüne değer verdiği için çılgınca bir gençlik ve gençleşme koşuşturması başladı. Estetik cerrahi, spor salonları, moda çılgınlığıyla bu gençleşme arzusuna yanıt verilmeye çalışıldı. Yaşlanmak fikri artık yaşamın yeni ve değerli bir başka aşaması olarak kabul görmez oldu. Yaşlanmak korkulacak ve arzu edilmez bir şey haline geldi. Mümkün olan her yolla yaşlanma durdurulmaya ya da gizlenmeye çalışıldı.
Acı biçimde yaşlı insanları çevremizde, yakınlarımızda bile görmeye katlanamaz olduk. Evlerimizde, ulaşım araçlarında ya da iş yerlerimizde onları görmek canımızı sıkar oldu. Bu hem onların işe yaramaz olduğu fikrinden hem de onlara yaklaşımımızdan doğan gizli vicdani rahatsızlığımızdan kaynaklanıyordu. En akla yakın davranış onları gözden uzak bir yerlere yollayıp unutmaktı. Böyle bir yaklaşım tüm sorunlarımızı çözecek gibiydi. Ne de olsa işleri bitmişti. Bizimle değil, kendi gibi insanlarla birlikte, yaşamlarının kalan kısmını geçirmek üzere özel yerlere yollanmalıydılar. Üstelik yaşlılar özel bakım ve sürekli tıbbi gözetim isteyen bir topluluktu. Bunu da en iyi kendileri için hazırlanmış huzurevleri, bakımevleri ve yaşlı çiftliklerinde bulabilirdiler.
Bu sözde akılıcı ve insani yaklaşım zengin fakir ayrımı olmaksızın tüm toplum kesimleri tarafından kolayca kabul gördü. Yavaş yavaş ihtiyarları yaşamlarımızdan çıkarıp huzurevlerine yollamaya başladık. Kendimizi ve anne babalarımızı bunun en doğru çözüm olduğuna ikna ettik. Bavullarını toplayıp her seferinde kendilerini asla ihmal etmeyeceğimize dair garantiler ve sözler vererek huzurevlerine bıraktık.
Ancak bu mutlu ve sözde akılcı yaklaşım umduğumuz gibi yürümedi. Zaman zaman huzurevlerinden basına, medyaya yansıyan can sıkıcı haberlerle şoke olduk.
İşler umduğumuz gibi gitmiyordu. Bu gözden uzak binalarda anne babalarımıza, teyzelerimize, halalarımıza hiç de iyi davranılmıyordu. Dövülmeler, işkence, eziyet haberleri unutmak istediğimiz bu insanları yeniden hatırlattı ve tedirgin modern vicdanımızı zaman zaman rahatsız etti. Görevlileri, kurumların yöneticilerini ahlaksızlık ve vicdansızlıkla suçlayıp cezalandırılmalarını talep ettik. Cezalandırıldılar da. Ancak sorunlar ve haberlerin ardı arkası kesilmedi. Çünkü görevlilerin, bakıcıların, yöneticilerin içimizi sızlatan davranışları, vicdandan nasibini almamış insanların müstakil davranışları değildi. Çünkü onlar da, bizde olan ve yaşlı insanları gereksiz görüp huzurevlerine dolduran aynı zihniyet ve tutumun devamı olan davranışlar sergiliyorlardı. Bu bağlantıyı görmemekte ısrar ettik. Ahlaki ve vicdani sorumluluklarımızdan kaçmaya çalıştık.
İşte yaşlı insanlarla ilgili bir film yaparken niyetimiz tam da bu ahlaki sorumluluğumuzu vurgulamaktır. Bir huzurevinde zorunlu olarak ya da rastlantısal olarak bir araya gelmiş bir grup yaşlı insanın hikayeleri aracılığıyla sözde modern ve akılcı toplumuzun bu konuda nasıl çuvallamış olduğunu gösterebilmektir. Niyetimiz medyada gördüğümüz korkunç manzaraların bir benzerini yaratarak seyirciyi irkiltmek değildir. Zaten böyle bir yaklaşımın izleyicilerimize geçici bir öfke dışında fazla bir şey kazandırmayacağını düşünüyoruz. Sorunumuz nerde ne zaman olursa olsun yaşamın tükenemeyeceği fikridir. Hayatın ritmi huzurevlerinde yavaşlamış olsa bile asla durmamaktadır. Bizim yani yaşlı olmayan insanların ayrıcalığı sandığımız tüm durumlar ve duygular huzurevlerinde buharlaşmamaktadır. Sadece beklemeye çekilip sessizleşmektedir. Ancak uygun koşullarda ölümle daha çok ilişkilendirdiğimiz bu dünyada her türlü insani duygu can bulmakta, zaman zaman da şaşırtıcı yaşam patlamaları yaşanabilmektedir.
Genç insanlara bırakılmış huzurevi dışındaki dünyanın uzağında, başka çareleri olmadığından birbirlerine sıkı sıkıya kenetlenmiş bir grup insan, hayatlarını anlamlı bir biçimde sürdürmeye çalışırken, dışardan gelecek birazcık destekle kendi mutluklarını yakalarken huzurevi dışındaki insanlar da mutluluk ve şevkat verebileceklerini kanıtlayacaklardır.
Bu destek ve şans doğulu yaşlı bir adam, ailesi ve köyündeki hemşerilerinden gelecektir. Doğunun batıdan bir dizi konuda olduğu gibi, yaşlı insanlara bakışta da bir farklılığı olduğunu düşünüyoruz. Batının her şeyi paraya ve bireyciliğe hapsetmiş bakışına rağmen, doğu aynı ölçülere gereğinden fazla bir önem vermemektedir. Doğu, insanların mutluluğu için bu ölçülerin dışına çıkmak gerektiğini uzun zamandır bilmektedir. Batıya rasyonel gelmeyen bu yaklaşımda, ekonomik olan her zaman insani olandan sonra gelmektedir. Yaşlılar bu nedenle doğu toplumlarında izole olmadan yaşayabilmektedirler. Yaşamı yaratıp yeni kuşaklara devrettikleri için kolay ödenmez bir gönül borcuyla anılırlar. Haklarını helal etmeleri istenir. Ekonomik bir getirileri olmasa da salt bu hakları bile onların toplumun dışına atılmalarını ayıp hale getirir.
Niyetimiz batının yaşlılara bakışında eksik olan bu yanı öne çıkarmaktır. Aile kurumunun bir dizi sosyal güvenlik kurumdan çok daha işlevsel ve yaşamı insani hale getiren bir kurum olduğunu vurgulamaktır. İnsanların biraz daha sorumluluk ve anlayışla yaşamın kalitesini ve insaniliğini nasıl arttırabileceklerini örneklemektir. Bunun da doğudan batıya küstahça öğütler olarak görmemek gerekir. Bu yaklaşıma bizim de ihtiyacımız var. Bizim toplumlarımız da değişirken değerlerimiz ciddi erozyonlara uğradı. Yaşamın her şeyden daha değerli olduğunu bizler de unutmaya başladık. Amacımız oryantalist bir yaklaşım ya da doğuyu idealize etmek değildir. Ancak doğunun biraz sönükleşmeye başlamış ruhunu elimizden geldiğince parlatmaya çalışmaktır. Çünkü dünyanın büyük bölümünde çok uzun zamandır unutulmuş bazı değerler doğuda hala parlamaya devam etmektedir. Doğudan öğrenmek kimse için bir zayıflık olarak görülmemelidir. Tıpkı bizim batıdan öğrendiklerimizden gocunmadığımız gibi.
Yaşlı insanlara borçluyuz. Yaşamlarını, hayatı devam ettirmek için gün be gün tüketmiş bu insanlara borçluyuz. Bunun karşılığını toplumun uzağındaki huzurevlerinde yaşatarak ödeyemeyeceğimiz açıktır. Onurlu ve insani koşullarda, hayattan ve sevdiklerinden uzaklaşmadan, topluma hala vermeye devam ederek yaşamayı hak ettiklerine inanıyoruz. Bu durumdan sadece yaşlılar değil tüm toplum kazançlı çıkacaktır. En azından utangaç vicdanlarımızdaki yük hafifleyecektir. Kaybettiğimiz insanlığımızdan bir şeyleri yeniden bulabiliriz belki.
Yaşlılarla ilgili bir film yapmak film yapımcıları için riskli bir durumdur. Her şeyden önce sinemanın asıl izleyici kitlesini oluşturan gençler düşünüldüğünde.. Ancak bu nedenden dolayı yaşlılarla ilgili bir film yapmaktan kaçınmak yukarda tarif etmeye çalıştığımız ahlaki sorumluluklarından da kaçmak anlamına gelecektir. Biz böyle kaygılar duymuyoruz. Hikayemizin cazibesi bir yana, filmimizde oynama nezaketini gösteren oyuncu kadrosunun Türkiye�de oyunculuk kariyeri ve birikimi açısından temsil ettiği düzey, filmimizin geniş izleyici kitleleriyle buluşacağı yolunda bizi cesaretlendirmektedir.
Mahsun KIRMIZIGÜL
|
 |
Er Kut
15 yıl önce - Sal 16 Ekm 2007, 00:18
Türkiyede 8 ayrı besteci tarafindan bestelenen Beyaz Melek film müziklerini "Jivan GASPARYAN" çaldı ...!
(+)
|
 |
Er Kut
15 yıl önce - Prş 18 Ekm 2007, 21:41
BEYAZ MELEK FRAGMANI icin tiklayin arkadaslar (yepyeni.....!!)
(16 Kasimda sinemalarda ...)
|
 |
Er Kut
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|