Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1
abhazyalı ugur
13 yıl önce - Cmt 08 Eyl 2007, 02:17
Çerkez Ethem için iade-i itibar


Biz Kafkasyalılar Anadolu topraklarında, hep 1. sınıf vatandaş olduk ve bunun gereği olarak ta, Yemende, Sarıkamış’ta, Çanakkale’de, İzmir’de, Antep’te, Şırnak ta, taşın altına başımızı koymaktan geri durmadık. Yakın tarih bunun yüzlerce örneği ile doludur.
Türkiye Cumhuriyeti kuruluş manifestosu olan Amasya Tamimini, Mustafa Kemal’le yayınlayanlar olmaktan gurur duyduk ve duymaya devam edeceğiz. Bu ülkede yaşayan hiç kimse Kafkasyalılar kadar sürgün ve soykırım  ne demektir bilemez. Biz yaşadıklarımızı başkalarına  reva görme ve hıyanet alçaklığına, düşmemiş bir milletiz.
Ancak yakın tarihimizdeki bir yara kanamaya devam etmektedir.Milli mücadelede Ethem beyin varlığı hiç şüphesiz Türkiye Cumhuriyetinin varlık sebebidir. Çerkes Ethem Beyin onurlu mücadelesi maalesef,siyasi hesaplaşmalara kurban verilmiş ve akabinde 80 yıldır kanayan bir yaraya dönüşmüştür.
Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan hiç kimse , hiçbir aklı selim sahibi, Çerkes Ethem Beyin mücadelesinin Çerkeslik etnik temeli üzerine olduğunu söyleyemez. Türkiye de yaşayan Çerkeslerinde etnik kimlik  anlamında Ethem Beye, bir vefa borcu yoktur. Ethem Bey, isminin önüne HAİN damgası vurulana da kadarda, hiçbir zaman, ÇERKES diye anılmamıştır. Ethem Beyin isminin önüne Çerkes ibaresinin konulması da, hain ilan edilmesi de, bilinçli bir tavrın sonucudur.
Çerkes Ethem Bey, bir Çerkes milli kahramanı değil, Türkiye Cumhuriyeti nin Çerkes asıllı bir kahramanıdır. Ancak HAİN damgasının bedelini Çerkesler ödemiştir.
Türkiye Cumhuriyeti yakın geçmişini aydınlatma ve kendi tarihiyle barışma süreci içindedir. Adnan Menderesi idam edenler, özür dilemiş ve anıt mezarını yaptırmışlardır.
Hiç şüphesiz ki, Ethem Beyin bu Cumhuriyetinin kuruluşundaki emekleri, Adnan Menderes ve diğer birçoklarından kat be kat fazladır.
Kendisinin yasal olarak AFFI sözkonusu değildir, zaten bu karar TBMM tarafından alınmıştır.Türkiye'ye dönmesi istendiğinde ki;
“Herkesin beni hain bildiği memleketime af yoluyla dönmem, ihaneti kabul etmem demektir, hakkımdaki gerçeği umuyorum ki, tarihçiler yazacaktır.”Sözleri, kendisinin ne kadar "son vatan"ına düşkün olduğunun ve onurlu bir şekilde  memleketine dönmek istediğinin en somut ifadesidir.

Siz Degerli Wowculardan bu konudaki görüşlerini almak için bu konu başlıgını açıyorum.


Burhanettin Akbaş

13 yıl önce - Cmt 08 Eyl 2007, 02:59

Tarihteki her hadise bence kendi şartları içinde değerlendirilmelidir. Ethem Bey'in Milli Mücadeleye katılmasını ve verdiği katkıları birçok tarihçi dile getirmiştir. Lakin, çok ktirik dönemler geçilirken Ethem Bey'in bazı fevri hareketleri ve sözleri sanırım Ankara üzerinde etkili olmuştur.
O tarihte yaşananlar kendi devrinde kaldı bence. Ethem Bey'in vatanseverliğinden asla şüphe duymadım. O dönemde Türkiye'nin bir lider kavgası veremeyecek kadar zayıf olduğu ve birçokları bu düşünceyle geri plana çekilirken Ethem Bey'in çekilmeyişi sanırım bu durumu doğurdu.
Zaten Çerkez kardeşleriminizin kahramanlığına, yiğitliğine söz söyleyecek kimse yoktur. Onların gerek Osmanlı döneminde gerekse Milli Micadele'de ne büyük kahramanlıkları olduğunu hepimiz biliyoruz. Türkiye'yi vatan yapanlar arasında birçok Çerkez kardeşimiz var ve her bir cephede şehadet şerbetini içip diğer Mehmetçiklerle koyun koyuna yatıyorlar.
Bizim yaşadığımız coğrafyada, Uğur Bey çok iyi bilir, Uzunyayla'da yetiştirilen Çerkez atlarını (kadana), uzun yıllar Türk Ordusunun süvari birliklerinde kullanılmıştır. Bu atların çok dayanıklı olduğu ve günde 40-60 km. yol katettikleri söyleniyor.
Daha nakledilecek nice hatıra vardır. Kısaca:
Ethem Bey konusunda gösterilen hassasiyete ise dikkat etmek gerekir. Yani Çerkez kardeşlerimizi böyle bahane ile incitmek büyük yanlış olur.



En son Burhanettin Akbaş tarafından Cmt 08 Eyl 2007, 18:46 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi


abhazyalı ugur
13 yıl önce - Cmt 08 Eyl 2007, 12:33
MÜMTAZER TÜRKÖNE


Çerkes Ethem, 1948’de 21 Eylül günü öldü. Bugünün tarihi, pek hatırlanmayan bu ölüm yıldönümüne tesadüf ediyor.

Kabri, Ürdün’ün başkenti Amman’da Vadi-i Kır’daki Kabartay Mezarlığı’nda bulunuyor. Kurtuluş Savaşı’nın İzmir’in işgalinden 1921 yılı başına kadar geçen gerilla savaşı evresinin (bu evreye o dönemde “Çete Harbi” denirdi) önde gelen bu kumandanı, öldüğü sırada yoksul bir sürgün hayatı yaşıyordu. 1920’de Büyük Millet Meclisi’nde “Münci-i Millet” olarak ayakta alkışlanan, “Kuvva-i Seyyare ve Kuvva-yı Tedibiye Umum Kumandanı” unvanı verilen Çerkes Ethem daha sonra “vatan haini” ilan edildi. Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında Çerkes Ethem’in payını kimse inkâr edemez. Öyleyse bir borcu yerine getirmeli; tarihimizle barışmak adına bu adamın itibarını iade etmeliyiz.


1922’nin Eylül ayından geriye giderek, zafere ulaşmış bir mücadelenin hikâyesini dinlemeye alışkınız. Tarih hep kazananlar tarafından yazılır. Oysa bu tarihin içinde en kritik evrelerde zafere giden yolu inşa edenler arasında, iktidar oyununa kurban giderek yarı yolda saf dışı kalanlar var. Göz ardı edemeyeceğimiz bir gerçek: Kurtuluş Savaşı, aynı zamanda bu savaşın önde gelen isimlerinin iktidar hesaplaşmasına sahne olmuştur.


Olup bitenlerin özeti şöyle: 1917 yılında Teşkilat-ı Mahsusa (bugünün “Özel Kuvvetler”i), Cihan Harbi’nin kaybedileceğini, Anadolu’da bir kurtuluş mücadelesi verileceğini öngörür. Bunun için Anadolu’da silah depoları kurulur. İşgal başlayınca teşkilatın tecrübeli isimleri gerilla savaşına önayak olur. Bu arada İttihat Terakki teşkilatları Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri’ne dönüşür. Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı sıralarda Ege’de Salihli hattında Çerkes Ethem liderliğinde Yunan işgaline karşı direniş başlatılır. Kasım 1919’da Garp ve Merkez Cephesi’nde komuta Çerkes Ethem’indir. Yunan Ordusu’nun durdurulması, isyanların bastırılması ve Ankara’da Meclis’in toplanabilmesi Çerkes Ethem’in sayesinde mümkün olabilmiştir. En önemlisi, isyanlardır. Kurtuluş Savaşı, bir yönüyle otorite boşluğundan yararlananların Ankara Hükümeti’ne karşı başlattığı bir iç savaştır. Nutuk’ta bu ayaklanmaların neredeyse asıl cepheyi oluşturduğu anlatılır. İç savaşı sona erdiren, Ankara’nın otoritesini pekiştiren asli güç Çerkes Ethem’in kuvvetleridir.


Kurtuluş Savaşı’nın önder kadroları esas olarak Çerkesler ve Rumelililer(Makedonyalılar)den oluşur. Anavatanlarını kaybeden bu insanlar “son vatan”larını savunurken, kendi aralarında da rekabet halinde olmuştur. 1921 yılının Ocak ayı geldiğinde, düzenli ordu işe el koymuş, “Çete Harbi” sona ermiştir. Bağımsız gerilla gruplarından oluşan Kuvva-yı Milliye birliklerinin düzenli orduya intikali bu aşamada zorunludur. Mücadelesini genel siyasî hedeflere bağlayamayan Çerkes Ethem direnir, akabinde iktidar mücadelesini kaybeder ve tasfiye edilir. Karşısında yenik düştüğü kişi, Millî Mücadele’ye Nisan 1920 gibi geç bir tarihte iştirak eden İsmet Paşa’dır.


Çerkes Ethem’in “hıyanet” hikayesi tartışmalıdır. Karşımızda duran “hıyanet”ten ziyade, iktidar mücadelesinden yenik çıkmış bir adamdır. Tartışmasız gerçek, bu adamın tarihimizin en kritik evresinde yerine getirdiği önemli hizmetlerdir. Tıpkı Enver Paşa’nın mezarının İstanbul’a nakledilmesi gibi, Çerkes Ethem’den kalanlar da Amman’dan Türkiye’ye getirilmeli ve Bandırma’da bir anıtmezara defnedilmelidir. Merak edenler için belirtmeliyim: Bu satırların yazarı Çerkes değildir, Çerkeslerle bir kan bağı da bulunmamaktadır. Sadece kadirşinaslıkla bir borcu ifa etmektedir. Geçmişine haksızlık ve saygısızlık edenin geleceği olmaz. Ethem Bey’in, “hain” olarak nitelenirken “Çerkes” sıfatı ile anılması, Kurtuluş Savaşı’nın sembolünün “Çerkes Kalpağı” olduğunu bile unutturmaktadır. Bu eski yaranın sarılması da, Çerkes Ethem’in şahsında Millî Mücadele’nin ateşten günlerinde “son vatan”ı savunanlara, sonrasında yolları ayrı düşmüş olsa da itibarlarının iade edilmesiyle mümkündür.


BU YAZI ZAMAN GAZETESİNDEN ALINMIŞTIR.
http://www.zaman.com.tr/?bl=yazarlar&hn=351444


Deha S.
13 yıl önce - Cmt 08 Eyl 2007, 13:03

Okulda bunun sürekli tartışmaları yapılırdı. Bende Çerkez olduğumdan dolayı, ideolojik görüşlere hizmet eden ve bunları benimseyen arkadaşlar, benim kendi ideolojik görüşlerini önemsemediğim için beni siyasetten anlamaz, tarih bilmez zannediyorlardı ve bu tür tarışmalarda "Milliyetçilik yapıyorsun" diyorlardı. Oysa ben milliyetçi bi insandım. Evet, bu doğruydu. Ben yaşadığım ülkenin çıkarları konusunda, yaşadığım ülke konusunda her zaman hassas davranırdım. Ama bunu bilmeyen veya anlayamayan, bi kaç kendini bilmezin her dediğini yapma zorunluluğunda olan insanlar, ideolojik saplantılarında bu konuya yer bulamıyorlardı ve "HAİN" diyerek kaçıyorlardı. "Neden?" diye sorduğumda ise yanıt şu: "Biraz kitap oku"

Neyse geçelim bunları. Konu sapıyor ama bunlar aklıma gelince yazmamak imkansızdı neredeyse.

Çerkez Ethem ilk yıllarda herkesten önce direniş fikriyle yola çıkmıştır. Gönen'den İzmir'e, İzmir'den Sivas'a isyanlar bastırmıştır. Sivas'taki isyan bastırma sonucu Meclis'e Sivas valisinin idamını istediğini belirtmiştir. Ama Ethem'in güç kazanmasından korkan Mustafa Kemal Paşa bunu engellemiştir ve valiyi asma kararını almamıştır. İsyanda bu kadar büyük rolü olan bi hainin asılmaması konusunda çok sinirlenen Ethem, o zamandan Meclis'e soğuklaşmaya başlamıştır. Daha sonra Yeşil Ordu hareketine katılmıştır ve bu da daha sonra Mustafa Kemal Paşa tarafından eritilmiştir.

Daha sonra da bildiğiniz gibi Ethem Bey'in gönderdiği askerlerin İnönü'nün tarafından esir durumuna alındığı ve esir muamelesi yapıldığıdır. Bu olay sonucu Ethem Bey sinirlenir ve mektup yazar. Daha sonra da işler sarpa sarar. İnönü'nün yaptığı siyaset işe yarar. Ethem Bey'i yok etmenin zamanı gelmiştir. Ama ne zaman olacaktır ve bahane yoktur. Bahane bulunur. Önce saldırılacak ve "Ethem bize saldırdı" denilecektir. Ethem Bey'e saldırılır ve Ethem Bey saldırının 3. günü Meclis'e zehir zemberek bir mektup yazar. Saldırı tamamlandığında ise açıklama şu tarzdadır: "Çerkez Ethem vatan hainidir. Bize bu mektubu gönderdi, bizde saldırdık"

Oysaki Ethem Bey, kendisine ve yanındaki kahramanlara yapılan ihanet üzerine bu mektubu yazmıştır. Hainliğin kanıtı adı verilen mektubun hikayesi de bu kadar hazindir.

Sonuç olarak bu olay, askeri yetenekleri çok üstün birisinin bir siyaset adamı karşısında ne duruma düştüğüdür.

Bütün bu olanlar benim için çok acı vericidir.


hurşit saral

13 yıl önce - Cmt 08 Eyl 2007, 14:51

Merhaba sevgili dostlar.

Olayların doğrudan tarihsel işlevi ve içeriğine bakmadan önce; tarih felsefesi yönüyle bakıldığında, daha sağlıklı ve gerçel [gerçeği oluşturacak veriler] olgularla karşılaşacağımızdan kuşku duymamak gerekir.

Çerkez Ethem Olayı’nın çıplak tarihiyle, fazlaca ilgilenmeyeceğim; bu yazı metnimde.

Arkadaşlarımdan, yalnızca, şu gerçelliği araştırıp; doğruluğu konusunda düşünce yürütmelerini beklerim:

— Cemiyetlerin ot gibi fışkırdığı o çöküş yıllarında; Saruhan Vilayeti’nde, “Çerkez Ulusal Devleti” çalışmaları olmuş mudur? Olmamış mıdır? Öncü ve önderleri kimlerdir?

Ben, asla öznel açımlamalar yapmadan, şunları söyleyebilirim.
— Çerkez Ethem; Türk Ulusu’nun ulusal kahramanlarından biridir. Ama kahramanlar da yanlış ata oynayabilir.

— Ethem ve ailesinin Kurtuluş savaşı’na katkıları; Asla yokumsanamaz. Düzenli Ordu kurulana değin, hemen tüm zararlı ayaklanmalarda, Ethem ve Topal Osman güçleri Anadolu Devrimi’ne inanılmaz yararlar sağlamıştır. Düzenli Ordu kuruluş sürecine olumlu katkılar sağlamıştır.

— Ne yazık ki, Mülk, bazan kendi evlatlarını yemektedir. Tarihimizde örneği çoktur. Kanunioğlu Mustafa’dan, Abaza Hasan Paşa olayına değin, niceleri. Topal Osman öldürülmüş, ama devlet onuruyla aşaması yükseltilerek, ailesine maaş bağlanıp, anıt mezar yapılmıştır. Bu Tarihin oynaklığıdır.

Tarih Felsefesi açısından şunları göz ardı edemeyiz:
Bir: Özellikle Kafkas Halkları, aşırı gururlu bir yapıya sahip olduklarından ötürü bu gururları çoğu zaman onlara ve ülkeye zarar vermiştir

İki: Çerkez Halkları; Özdemiroğlu Osman Paşa oraları açıncaya değin, başına buyruk, göktanrı kültü inançlı, çapul-yağmayla geçinen, olabildiğince özgür bir halktır.

Osmanlı’yla yanaşık düzen içinde olsa bile, her dönem bu özgürlüğünü devinimlerinde göstermiştir.

Üç: Abhazlar; ilk çağlardan beri Karadeniz’in namlı korsanlarıdır. Tüm kıyıları hatta bir tarihlerde Bizans’a değin kıyıları yağmalamış, halkları tutsak almış, yarı yabanıl bir toplumdu. Ta 1700’lere değin Trabzon –Rize kıyılarında kasaba basıp, tutsak alan, yağmalayan Abhazlar’ın kayıtları vardır.

Dört: Aslında hemen tüm Kafkas Halkları’nın derdi, Osmanlı ya da Rus ya da Pers yanlısı-bağlısı olmak değildir; doğrudan özgürlükleridir istedikleri. Ama yine tarih’in cilvesine bakın ki, bu bölge “Kavimler Kapısı”dır. Eskidünya-Yenidünya aralığıdır. İnsanı boş bırakmazlar, halkları özgür bırakmazlar.

Beş: Bir de Özellikle Turan Coğrafysında; Osmanlı-Oğuz çekememezliği! Vardır. Tarihimizde örnekleri o denli çoktur ki, hangisi anlatılsın.

Ebulgazı bahadır Han, Ünlü “Türklerin Soy Kütüğünü” yazmıştır ama en büyük de Türkmen/ Oğuz kıyıcısıdır.

Gazi Giray, çok büyük gerilla savaşçısıdır ama Karlofça’da yaptığı tipik bir yurt hainliğinden başka bir şey değildir. Gerekçesi de,” Osmanlı, Cengiz Soyu’na muhtaç olmayı görsün bakalım” olmuştur.

Özellikle Cengiz Soylu Türkleşmiş Halklar, “Biz Dünyanın en büyük devletini kuran, dünyanın en büyük cihangirinin soyundan geliyoruz” gururuyla, belki de ellerinde olmadan Osmanlı’yı kıskanmışlardır.

Sonsöz:
Yüce ulusumuz, kendi çocuklarına sahip çıkmalıdır.
Rusya; Korkunç İvan’a sahip çıkabiliyorsa. Söyleneceklerin gerisi boştur boş…

Sevgilerimle hoşçakalınız.



ziya güney
13 yıl önce - Cmt 08 Eyl 2007, 17:26

Çerkezler gerçekten  her zaman ve her ortamda ülkemizin değerlerine, birlik ve bütünlüğüne sahip çıkmışlar gerek Osmanlı gerekse milli mücadele dönemlerinde hem cephelerde hem de cephe gerisinde büyük fedakarlıkta bulunmuş,  mert, cesur , yürekli ve güvenilir insanlardır..

Çerkez Ethem konusunu bildiğimiz klasik yakın tarihin dışında bir defa da köylüsü ve yakını olmaktan gurur duyduğum 3. Cumhurbaşkanımız rahmetli Celal Bayar'dan dinlemiştim.

Rahmetli Bayar Çerkez Ethemi çok sever ve sempati duyardı. Hatta Batı cephesinde cephe komutanı rahmetli İsmet İnönü ile çerkez Ethem arasındaki bir anlaşmazlıkta B.Atatürk'ün kendisini arabulucu olarak görevlendirdiğini ifade etmişti.

Milli Mücadelenin o çetin günlerinde yaşanan olayların detayları hakkında fazla bir bilgimiz olmadığı için bu konu ile ilgili olarak kendimizde daha fazla yorum yapma hakkını görmüyoruz.

Ancak sormadan da edemiyoruz?

Günümüzde bu devlet kimlere!.. daha toleranslı  daha hoşgörülü davranmıyorki!..


abhazyalı ugur
13 yıl önce - Cmt 08 Eyl 2007, 17:36
Engin Ardıç


Yeter ama ha!

Çerkes Ethem, 1919 ve 1920 yıllarında Anadolu ayaklanmasının en önemli vurucu gücü olmuştur. Milis kuvveti!... Atatürk'ün elinde henüz dişe dokunur bir ordu yoktu ve Ethem Bey'e şiddetle ihtiyacı vardı, özellikle Ankara'ya karşı ayaklanmaları bastırmak için.

Fakat eski ordunun kalıntılarından yeni ve düzenli bir ordu oluşturduğu zaman artık Ethem'e gerek kalmadı. Onu da orduya katmak istedi, Ethem de emirleri Ankara'dan alacak herhangi bir komutan olmaya yanaşmadı. "Libero" oynamak istiyordu!

Atatürk bunun üzerine Ethem'in üstüne İsmet'i gönderdi, o da Kuvva-yı Seyyare, yani gezici milis kuvvetlerini bozdu ve Yunan ordusuna sığınmaya zorladı. Ethem önce Atina'ya, sonra Berlin'e gitti, yirmi sekiz yıl sonra Amman'da öldü.

Ethem kahraman mıydı, hain mi?

Bakış açınıza göre değişir. "İsmetçiyseniz", tabii haindir.

Fakat "İttihat ve Terakki'nin hegemonya kavgasına düşmüş B kadrosu ile C kadrosu" arasında taraf tutmak gereğini duymuyorsanız, Ethem'e küfür etmek zorunda kalmazsınız. (A kadrosu yurt dışında kaçak ya da Malta'da tutukluydu.)

Belki "İttihatçı'ların Mustafa Kemal ve İsmet'ten fazla hoşlanmayan kanadındandı" diyeceksiniz. Ankara'yı yetersiz buluyor, o kadronun savaşı kazanabileceğine inanmıyordu, yanıldı.

İşin gerçeği şu ki, İsmet'i gönderip onu yokettirmeseydi, Mustafa Kemal Paşa milli mücadelenin liderliğini Ethem Bey'e kaptırmak üzereydi! Çeyrek kalmıştı...

Bu iş biraz da Meksika devriminde merkezi otoritenin "fazla ileri giden" halk kahramanı Zapata'yı yoketmesine benzer.

Engin ARDIÇ tan alıntı

ALTINA KOCAMAN YAZMIŞIM ALINTI DİYE oku .......


En son abhazyalı ugur tarafından Cmt 08 Eyl 2007, 21:42 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


Mehmet44
13 yıl önce - Cmt 08 Eyl 2007, 18:36

Çerkesleri,Çerkes Ethemleri Rusların katliamından kim kurtardı? Önce bu soruyu soralım Çerkes kardeşlerimiz kendimize,sonra Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni zan altında bırakmaya çalışalım lütfen.

Çerkesler,Türk Ulusuyla Anadolu topraklarında sorunsuz yaşamış/yaşayan/yaşayacak ''sayılı'' halklardan biridir. Kalkıpta burada aramıza nifak tohumları ekercesine yazmak yerine mantıklı,anlayışlı,düşünceli hareket edelim. Geçmişe değil geleceğe bakalım. Mümkünse.


Fatih Can
13 yıl önce - Cmt 08 Eyl 2007, 19:07

Tarihin büyük yalanlarından birisidir Çerkez ethemin boyle gosterilişi. Mesele biraz iktidar meselesi aslında çekememezlik meselesidir.

Ibrahim
13 yıl önce - Cmt 08 Eyl 2007, 23:25

Bizler 200 yil boyunca osmanlinin dogudaki kalesiydik Kimse kusura bakmasin Kim kimi kimden kurtardi diye buraya bise yazilmis, evet osmanli bize kucak acti ve biz vefakar insanlariz ,  Cerkez ethem olayina gelince bence hain degildi sadece o günün sartlari konumunda siyaseti iyi beceremedi olay bence bu !
Abhazyali ugur kardesime abziyarizi seysam



sayfa 1
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET