1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 6  |
 |
Osman Yavuz
16 yıl önce - Pzr 05 Ağu 2007, 04:21
Arkadaslarin bir kismi di'li gecmis zaman kullaniyorlar Cumhurbaskanimiz Sezer hakkinda.
Velakin kanimca o di'li gecmis zaman icin daha vakit cok erken.
Esas gorev suresi Mayis'ta dolmustu (bakiniz baska di'li gecmis zaman), ama simdiki zamanda hala gorevinin basinda.
Gun ola, aylardan Eylul Ekim ola, guz gide bahar gele
Kimbilir Sezer yine ayni makamda olabilir.
Hani derler ya,
"Dereyi gormeden pacalari sivamamak gerek" diye.
Belki Cumhurbaskanimiz Sezer'in Devletimize ve milletimize kazandirdiklari daha uzun yillar devam edecek.
Allah devlet ve milletimizi bol kazancli eylesin.
|
 |
Mehmet F.
16 yıl önce - Pzr 05 Ağu 2007, 11:56
Bu başlığı açtıktan sonra izlemeye karar verdim... İzledim okudum ki şunlar birer gerçek;
- Her kim ne yaparsa yapsın, kendi görüşümüzü desteklemiyorsa, beğenilmeyecektir.
- Biz "X şahıs şunu yaptı" desek bile "ama şunu yapmadı/ama şunu da böyle yaptı" deniliyor.
- Savunduğumuz fikirleri ölümüne, gözü kapalı, karşıdaki kişinin ne demek istediğini bile düşünmeden karşıdaki kişiye kabul ettirmeye çalışıyoruz fakat karşıdaki insanları üzmemeyi bilmiyoruz.
- Her zaman kendimizi haklı görüyoruz, hiç karşımızdakinin fikirlerine saygı duymuyoruz.
- Tartışmanın anlamını "Karşımızdakine fikirlerimizi enjekte etmek" olarak algılamışız. Aslında "ortak bir tanıya ulaşmak / biz çözüme sonuca ulaşmak" anlamını silip atmışız.
- Bizim fikrimize uyanlar "cici" uymayanlar ise ne olursa olsun "kaka".
Bu başlığın konusu şudur : "Ahmet Necdet Sezer döneminde Çankaya'ya ayrılan bütçede tasarruf edilmiş, şaşalı günlerden vazgeçilmiş, bir çok gereksiz harcama kısılmış ve çok güzel de olmuş" şeklindedir. Ki konu petrollere kadar gelmiştir... Nedir yani? Ahmet Necdet Sezer verilen bütçeyi son kuruşuna kadar harcamış olsa daha mı iyiydi?
Kısacası şudur yukarıda yazdığım gibi "Ağzımızla kuş tutsak, kuşun kanadının rengini beğenmeyecekler..."
Oysa olay tutulan kuş değil, kuşun tutulma şeklidir...
Saygılar.
|
 |
Metin Dağıstanlı
16 yıl önce - Pzr 05 Ağu 2007, 15:14
Değerli Dostlar,
V e benim mesajımdaki bilgiler yanlış diyen sayın üye .Sen suçluların affedilmesinin kanuni sürecini biliyorsan doğrusunu yazarsın. Benim bilgimin yanlış olduğunu ispatlada senin bilgi düzeyini ve yeteneğini
görelim doğruyu çarpıtmakla bir yere varılamaz
"Anayasa'nın 104. maddesine göre sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle belli kişilerin cezalarını hafifletmek veya kaldırmak yetkisi Sayın Cumhurbaşkanı'na verilmiştir.
Bu bağlamda Cumhurbaşkanı bu yetkisini kullanırken, bunların seçimi Cumhurbaşkanı tarafından mı yapılmaktadır?
Affedilen kişilerin Anayasa'da öngörülen konumda olduklarını (sürekli hastalık nedeniyle tahliyesini) belirleyen kurum hangisidir ve bu kurum hangi Bakanlığa veya bakanlıklara bağlıdır?"
Adalet Bakanı Cemil Çiçek tarafından bu önergeye verilen yazılı yanıtı özetliyorum:
"(Cezaevlerinde yatmakta olan) Hükümlülerin bu konudaki (tahliye) taleplerini Bakanlığımıza veya Cumhuriyet Savcılıklarına yapmaları durumunda, zaman geçirilmeden tam teşekküllü bir devlet hastanesine sevk edilerek hastalığın tıbben tesbit edilmesi, sonra raporun (bir kez daha tetkik ve onay için) Adli Tıp Genel Kuruluna gönderilmesi, hastalık saptandığı takdirde belgelerin derhal Bakanlığımıza gönderilmesi gerekmektedir.
Yukarıda belirtilen süreç sonunda ikmal edilen dosya, Bakanlığımızca gereği takdir ve İFA EDİLMEK ÜZERE Cumhurbaşkanlığı makamına sunulmaktadır. Bilgilerinize arz ederim. Cemil Çiçek. Adalet Bakanı. İmza."
* * *
O halde neymiş? Hükümlü çok yaşlı, ölümcül hasta veya sakat. Cezaevinde kalması mümkün değil. Hükümlü, Adalet Bakanlığı'na veya Cumhuriyet Savcılığı'na başvuruyor. Bu kurumlar tarafından tam teşekküllü devlet hastanesine gönderilip tetkikleri yapılıyor ve uygun görülürse rapor veriliyor. Bu rapor Adli Tıp Kurumu tarafından değerlendiriliyor. Gerekirse tetkik ve gözlemler orada yeniden yapılıyor. Bu süreç haftalar boyu sürüyor. Hükümlünün tahliye edilmesine karar verilirse, dosya Adalet Bakanlığı tarafından Cumhurbaşkanı'na gönderiliyor.
1982 Türk Anayasası, 104’üncü maddesinde, “belirli kişilerin cezalarını hafifletmek veya kaldırmak” yetkisi dahil, Cumhurbaşkanının görev ve yetkilerini tek tek saymış ve 105’inci maddesinde ise, bu yetkilerin kullanılması şartını belirtmiştir. Anayasamızın 105’inci maddesinin 1’inci fıkrasına göre,
“Cumhurbaşkanının, Anayasa ve diğer kanunlarda Başbakan ve ilgili bakanın imzalarına gerek olmaksızın tek başına yapabileceği belirtilen işlemleri dışındaki bütün kararları, Başbakan ve ilgili bakanlarca imzalanır; bu kararlardan Başbakan ve ilgili bakan sorumludur”.
En son Metin Dağıstanlı tarafından Pzr 05 Ağu 2007, 15:46 tarihinde değiştirildi, toplamda 3 kere değiştirildi
|
 |
Fatih Can
16 yıl önce - Pzr 05 Ağu 2007, 15:51
Sezer superdı, Sezer mukemmeldı onu basbakan olarak da gormek ısterdik ama ne yazık kı bir aydan az bir süresi kaldı.
Sezer Cumhurbaşkanı olmadan önceki özgürlükçü tavrını her zaman sürdürdü ve toplumun her seviyesini merhametle kucakladı anadolu insanına kadar.
Mukemmel tasaruuflar yaptı kaldı kı oglunun dugunun elektik faturasını bile kendisi odedi. Bu mertlıgı ve durustlugunu gazetelerde okumustuk.
En buyuk kazandırdıgı sey de Abdullah Gulun secılmesını 4 ay engellemek oldu, bu acıdan bakıldıgında yaptıgı bu yararlı ve vatansever davranıs dıgerlerının cok uzerındedir. Yuce cumhurbaskanlıgı makamını canla ve basla 4 ay daha mudafa etmıstir kendisi.
Su an kendisinin seçimlere girme şansı olsa eminim en az yüzde 90 gibi bir oy oranıyla seçilir çünkü kendisi toplumun tüm kesimini kucakladı, halk da kendisini kucaklayacaktır en güzel şekilde.
|
 |
Yılmaz Konya
16 yıl önce - Pzr 05 Ağu 2007, 23:50
Mütevazi insanları çok severim. Gösteriş kadar gereksiz birşey yok zaten.
|
 |
M.O.Dikmen
16 yıl önce - Sal 07 Ağu 2007, 13:29
| Alıntı: |
| Su an kendisinin seçimlere girme şansı olsa eminim en az yüzde 90 gibi bir oy oranıyla seçilir çünkü kendisi toplumun tüm kesimini kucakladı, halk da kendisini kucaklayacaktır en güzel şekilde. |
Espri mükemmel... Ben "Fatih Can" arkadaşımızın gerçekte "Cem Yılmaz" olduğunu; ama tebdil-i rumuz ile burada bulunduğunu düşünmeye başladım. Ama valla iyi espriymiş, okudukça hala tebessüm ediyorum.. Ne diyim "Sen bizi güldürdün Allah'da seni güldürsün.."
Sevgiler...
En son M.O.Dikmen tarafından Sal 07 Ağu 2007, 14:30 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
Emir ERTEN
16 yıl önce - Sal 07 Ağu 2007, 13:48
Şimdiye kadar gelen en sakin cumhurbaşkanlarından birisidir.Pek ortalarda görünmez.Kendisini daha çok siyasetin içinde görseydik daha memnun olurduk.Milletle daha çok içli dışlı olması devlete kazandırdığı nimetleri daha çok artırırdı.
Yinede kendisini bu 7 yıllık süreçte başarılı buluyorum.(Bazı pürüzler dışında).
|
 |
hasan köse
16 yıl önce - Sal 07 Ağu 2007, 14:14
Kendisinin görevi halka gülücükler atıp, orada burada beyanat vermesi değildir.
İki oy kapmak için binbir nutuk atan siyasetçilerle kendisini karıştırmayın!
Ama bizim halkımız maalesef kendisine açıkça kümes hayvanı diyen insanları daha içten/samimi buluyor.
Yapacak birşey yok.
|
 |
Emir ERTEN
16 yıl önce - Sal 07 Ağu 2007, 14:19
Zaten kendisinden gülücükler atmasını beklemiyoruz.Birazcık sempatik olsa keşke
Yani ne bilim daha ön planda olsa devlete ve millete faydası daha çok dokunur.Haksızmıyım yani
Dediğim gibi kendisi cumhurbaşkanımızdır.Saygı duymak gerekir.
|
 |
Celal BAŞER
16 yıl önce - Sal 07 Ağu 2007, 15:01
Sevgili Oğulhan,
Cumhurbaşkanlığı'nın web sayfasını bir zahmet ziyaret edersen, dini bayramlarda mesaj yayınladığını görür ve attığın iftira için utanırdın.
|
 |
sayfa 6  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|