1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
 |
ŞAFAK
16 yıl önce - Çrş 01 Ağu 2007, 20:13
Sıra Mimar Sinan'da mı?
| Alıntı: |
PROF. TANYELİ'DEN ÇARPICI İDDİA: MİMAR SİNAN HAYALİ BİRİ
Prof. Uğur Tanyeli, 'Türk mimarlık tarihini Türk ulusunu var etme çabaları çerçevesinde yazdık. Elimizde malzeme yoktu ve Sinan’ı 1890’lardan başlayarak muhayyel bir kimlikle inşa ettik’ dedi.
01 Ağustos 2007 Çarşamba
Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Uğur Tanyeli, Mimar Sinan konusunda bir mitoloji oluşturulduğunu söylerek yeni bir tartışma başlattı. Tanyeli, geçtiğimiz günlerde yayımlanan “Mimarlığın Aktörleri” adlı kitabı nedeniyle yaptığımız röportajda Mimar Sinan’a değinerek, hep tek aktörlü tek Tanrılı bir tarih tahayyül ettiğimize dikkat çekip “Hakkında hiçbir veri olmaksızın bir Sinan inşa etmek istedik” dedi.
2005’te Garanti Galeri’de “Mimarlığın Aktörleri” adlı sergiyi de hazırlayan Tanyeli’nin kitabı, 1900’lerden 2000’lere kadar olan süreçte Türk mimarisinin aktörlerini anlatıyor. Kitabın, mimarları ve mimar biyografilerini eksen aldığı halde, bir 20. yüzyıl Türkiye mimarları ansiklopedisi olmadığını söyleyen Tanyeli, kitabındaki mimarların her birinin Türk mimarisinin en önemli adları arasında yer almadığını da özellikle vurguluyor.
'Tek ünlüsü olan mimarlık’
Kitap nasıl bir ihtiyaçtan doğdu?
“Mimarlığın Aktörleri”, Türkiye’de mimar aktörlerle ilgili yaklaşımları eleştirmeye yönelik bir kitap. Daha çok bu konudaki inançlarımızı sorgulamaya yönelik. İnançlarımızın temelinde de Mimar Sinan konusunda oluşturduğumuz mitoloji yatıyor. Sadece tek ünlüsü olan bir mimarlık tarihi geleneği yazdık. Bu durum, bir tarih yazımı anomalisi olarak nitelendirilmeli. Bir dönemde yaratıcı vardı, sonra bütün bu yaratıcılık Osmanlı mimarlığından silinip gitti, geriye bir ürünler toplamı kaldı diyemeyiz. O zaman şunu sorgulamalıyız:
Mimar Sinan’ı doğru dürüst anlıyor muyuz? Sinan gerçekten bugün anladığımız anlamda birey miydi, yaratıcı özne miydi? Yoksa yaratıcılık diye nitelendirdiğimiz şey o dönemin Osmanlısının amaçları arasında mevcut değildi de, biz onu ille de Sinan adında birine mal etmek için mi uğraşıyoruz?
Anlamlı bir mimarlık tarihi yazmak istiyorsak ünlü ünsüz herkesin içinde yer aldığı bir geçmiş tahayyül etmeliyiz. Kitap, kimsenin adını bile hatırlamadığı insanların da önemli özneler olarak bu hikayenin içinde rol oynadığını ortaya koymaya çalışıyor.
'Tüm bilgi üç sayfa’
Başrolün Sinan’a verilmesi süreci nasıl gelişti?
Biz hep tek aktörlü, tek Tanrılı bir tarih tahayyül ediyoruz. Erken 20. yüzyılla birlikte Türk mimarlık ve sanat tarihini, Türk ulusunu var etme çabaları çerçevesinde yazdık. Bunu yaparken de bizden önce bu yoldan geçenlerin metodolojilerini kullandık.
Bu metodolojileri yapanlar Rönesans’tan başlayarak dahi sanatçı mitolojisi üzerinden kurmuşlardı öyküyü. Biz de aynısını yapmak istedik. Ama elinizdeki malzeme buna uygun değil. Böyle olunca da Sinan’ı 1890’lardan başlayarak muhayyel bir kimlikle inşa ettik.
Oysa öznelliği hakkında tüm bildiklerimiz üç daktilo sayfasını geçmez. Tek malzeme Sinan’ın yapı listeleri. O listelerde de neredeyse onun mimarbaşılık döneminde bürokratlar ve hanedan tarafından yaptırılmış yapıların tümü var. Yani 400’den fazla yapıdan söz ediyoruz.
O günün olanaklarıyla bu kadar yapıyı bir mimarın bireysel tasarım iradesiyle gerçekleştirmesi mümkün değil.
'Büyük isim boşluğu’
Sinan’a ait olan ya da olmayanlar gibi bir ayrım yapılamaz mı?
Yapılamaz. 16. yüzyılda Osmanlı mimarı binanın ayrıntılı projesini yollayamaz. Üst tarafını, yollanan o planı alan adam nasıl beceriyorsa öyle tamamlar. O zaman yapının mimarı Mimar Sinan mıdır, yoksa onu tamamlayan adam mı?
Kitabınızı neden 20. yy ile başlatıyorsunuz?
Türkiye’de mimar aktörün 16. Yüzyıl’da ortaya çıktığını söyleyerek mimarlığı anlatmaya başlayamayız. Çünkü 20. yüzyıla kadarki süreçte büyük isimler boşluğu var. Mimar aktörler 20. yüzyılın içinde yavaş yavaş, çileli çabalarla çıkıyor.
Yıllardır toplanan belgeler
Kitapta yer alan mimarları nasıl saptadınız?
Birbirinden farklı mimari roller var oynadığımız. Farklı toplumsal roller oynayanları ayrıştırmaya çalıştım. Hocalar, profesyoneller, memurlar, amatörler, öğrenciler, kadınlar, ötekiler, yabancılar başlıkları altında toplanıyorlar. Bir de o toplumsal rolü anlamamızı sağlayacak en ilginç kişilikler kimlerdir diye sordum. Daha da önemlisi kimlerin hayatını yazmak mümkündür diye baktım.
Belge konusunda epey sıkıntı çekmiş olmalısınız...
Türkiye’deki mimarlar kendilerini birey olarak önemsemedikleri için malzemelerini toplamıyordu. Zaten belgelerin tamamına yakını da yıllardır topladığım için vardı.
Milliyet
|
http://www.turktime.com/default.asp?page=haber&id=6795
Arkadaşlar neden değerlerimizin sahibi ve takipçisi değiliz?Avrupa olmazı olur gösteriyor.Da vinci yi neredeyse hz.isa yapacaklar biz varolanlarımızı kendimiz yerlere seriyoruz benim fikrim budur...
Ayrıca bu haber beni son derece üzdü.Sizlerlede paylaşmak istedim.Neden kantarın topuzu bu ülkede bi sabit yerinde durmuyor?
|
 |
Kris Hazel
16 yıl önce - Çrş 01 Ağu 2007, 20:19
Bana çok inandırıcı gelmedi sonuçta yaptıkları ortada:)
Mimar sinan yapmadı da kim yaptı okadar eseri?
|
 |
ŞAFAK
16 yıl önce - Çrş 01 Ağu 2007, 20:23
Yada sayın Kris Hazel şu an öğrenim görenlerin kaçı bu eserlerin sadece projesini çizebilir?
Böylede sorabiliriz.
Bence bu Mimar Sinan üzerinden kitap satmak
|
 |
Kris Hazel
16 yıl önce - Çrş 01 Ağu 2007, 20:25
Sadece öğrenim görenleri değil hocalarınıda katabiliriz.
Depremden sonra yaşanılanlar ortada . Çarpık kentleşme ortada . Nerede Mimar Sinan nerede şimdiki mimarlar ..
|
 |
ŞAFAK
16 yıl önce - Çrş 01 Ağu 2007, 20:27
Ben bu cevaba sadece puan verebilirim +1 (altına imzamı atarım)
Burada tek gerçek var oda dünyanın dörtbir yanında uzun yıllar önce yapılmış ve nice afete depreme ve sele dayanmış olan eserler.Hangi mimarın aklına gelir bir binanın kolonuna deprem ölçer dönebilen sütun koymak yada kim becerebilir.Çamur at izi kalsın.Ama üzüldüğüm çamuru atanlar bizi kıskanan dünya medeniyetleri değil Sinan'ın torunları.
|
 |
Neşe Akbaş
16 yıl önce - Çrş 01 Ağu 2007, 20:32
Önemli olan bu yazının nasıl anlaşılacağıdır. Aslında Sinan'ın hayaliği derken, Sinan gibi büyük bir usta hakkında bilgi ve belge eksikliğini vurgulamak istiyor. Bugünkü gibi mimari ayrıntılar bekleniyor. O dönemde sadece Sinan için geçerli bir durum değil bu. Yani keşke Sinan hakkında çok daha fazla bilgimiz ve belgemiz olsaydı ama o dönemin yazma alışkanlıkları ile bugünki durum aynı değil ki... Yani bizim burada tarihi yargılama hakkımız yok. O dönemin şairleri, yazarları, hattatları, nakkaşları, devlet adamları vs. hakkında da bugünkü beklentimizde bir belge ve bilgi yoğunluğu yok. Lakin, Sinan hakkında hiç belge ve bilgi çıkmasa dahi, ki böyle bir durum yok, Sinan'ın sanatı Sinan'ı anlatmaya yeter.
Batıda bunu benimseyen akımlar da vardır. Yani sanatçı, hayatından, yaşadığı dönemden soyutlayarak sadece sanatıyla ele alınıyor.
Bizde üzerinde en çok çalışılan büyük bir ustadır Sinan. Sinan hakkında yapılan çalışmalar, burada sayfalar tutar. Osmanlı Arşivlerinde ve diğer dünya arşivlerinde bu döneme ait belgeler çözüldükçe Sinan'la ilgili daha çok şey biliyor ve daha çok şey yazıyor olacağız.
Mimar Sinan, yaşadığı dönem itibariyle yine en çok bilinenlerden biri. Haklarında iki satır dahi bilgimizin olmadığı, hatta adını bile öğrenemediğimiz o kadar çok Selçuklu ve Osmanlı mimarı var ki... Bu kadar medreseyi, camii, hamamı, külliyeyi yapan mimarlar kimlerdi? Bazen bir satırlık bir yazı var, bazen hiçbir şey yok. Acı olan bu zaten.
|
 |
Zeki Varış
16 yıl önce - Çrş 01 Ağu 2007, 20:43
Artık tarihimizde magazinleşmeye başladı. Zaten adamcağızı didik didik ettiler, karalayabilmek için bin tane senaryo uydurdular.. Gündeme gelebilme çabasıdır bunlar başka bir şey değil. Kemiklerini sızlatmanın bir alemi yok, biz onu her hâlûkârda bağrımıza basmışız. İyi ki yaşamış, iyi ki eserlerini bize kazandırmış nûr içinde yatsın ..
|
 |
vahitsan
16 yıl önce - Çrş 01 Ağu 2007, 20:44
Bu eserleri Mimar Sinan yapmadıysa, yani Mimar Sinan, bizim bildiğimiz Mimar Sinan değilse böyle gösterilerek Türkiye ve Osmanlı tarihine ne kazandırılmıştır. Eğer bir şey kazandırılmışsa şu yıllarda bu durum açıklanarak sözkonusu kazancın üstüne nasıl bir kazanç daha eklenmiştir?
Herkesin üstümüze her türlü iftira ve çamuru atmaya çalıştığı ve tarihimizin ve sözlerimizin güya doğru olmadığını adeta silah zoruyla herkese kabul ettirmeye çalışıldığı şu günlerde sizce ne kadar gerekli ve doğru bir açıklamadır?
|
 |
Osman Yavuz
16 yıl önce - Çrş 01 Ağu 2007, 20:57
En kotusu ise bir Turkiye Cumhuriyeti profesorunun boyle bir ithamda bulunmasi.
Yabancilar zaten habire su Turk degildir, bu degildir diyip sahip oldugumuz kulturu yok etmek icin ugrasiyorlar. Fakat artik kendi Turk "aydinlarimiz" da boyle yapmaya baslayinca is cigrindan cikmis oluyor.
|
 |
sserhat
16 yıl önce - Çrş 01 Ağu 2007, 21:17
en fazla adı sinan değildir. ona da ihtimal vermiyorum. sonuçta selimiye gibi bir şaheser var ortada.
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|