1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 2  |
 |
Hüseyin BAŞ
16 yıl önce - Çrş 01 Ağu 2007, 14:07
Türkiye kazanır
Türkiye’nin en ciddi meselesi…
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye için olduğu kadar bütün dünya devleri içinde önemlidir. Özellikle İsrail ve ABD’nin Arap coğrafyasına sahip olma çabaları için vazgeçilmez bir öneme sahiptir. ABD’nin daha önce AB ve Yunanistan’a rağmen burayla ticaret yaptıklarını duyurduğunu ve ticaret yapmanın önünde her hangi uluslar arası bir engelin bulunmadığını dile getirmişlerdi. Bu bölgeye gösterilen ilginin ilk adımını teşkil etmişti. ABD’nin bugün TSK’nın bölgeden çekilmesini istemesinin altında da bölgeye hakimiyet açısından TSK’yı engel olarak görmesinden kaynaklanmaktadır. ABD özellikle Kuzey Kıbrıs’taki güney limanlarını kontrol etmek ve kendisine bölgede sorunsuz bir üs oluşturmak istemektedir. Burada oluşturulacak bir üs bölgesi ABD’yi ekonomik açıdan rahatlatacağı gibi uluslar arası siyasette de elini güçlendirecektir.
Bu arada önemli olan Türkiye’nin ne yaptığı ve nasıl sonuçlar elde ettiğidir. Biliyoruz ki mevcut hükümet Kuzey Kıbrıs sorunun sürekli sıcak tutmakta ve soruna akıl yoluyla çözüm üretmeye çalışmaktadır. Özellikle son yıllarda bölgeye ekonomik yatırımların artırılmasını bu bağlamda ele almak gerekir. Mevcut Kuzey Kıbrıs yönetimini benimsemeyen bazı gurupların burada yapılan yatırımları İslami sermaye olarak göstermesi ve olumsuz tepki vermesi ise bölge adına üzüntü vericidir. Zira ekonomisi güçlü bölgelerin günümüz dünyasında daha çok söz sahibi olduklarını her fırsatta görüyoruz. Türkiye’de yıllardır bölgeyi ekonomik açıdan güçlendirmeye çalışmasının altında yatan neden de budur. Önemli olan Kuzey Kıbrıs halkının da Türkiye halkı gibi bölgeye her yönüyle sahiplenmesi ve bölgelinin ekonomik açıdan cazibe merkezi haline gelmesi yönünde çaba sarf etmeleridir. Kıbrıs politikası hükümetlere göre değişen bir durum değildir. Bir devlet politikasıdır.
ABD, askeri ve ekonomik üstünlüğünü kullanarak her daim bir şeyler ister… İstemekten de vazgeçmez. Bu konuda bir sonuç elde edebileceğine inanmıyorum… Temennim sürecin sonucunda Kıbrıslı Türklerin kârlı çıkmaları ve bağımsızlıklarını tüm dünyaya kabul ettirmeleridir.
|
 |
ErsanB.
16 yıl önce - Çrş 01 Ağu 2007, 14:16
Bir yöneticimiz de çıkıp "Sen ne diyon kardeşim" diyemiyor.. Hatta karşılık olarak "Ananı al da git George" da denilebilir, ne de olsa hiç bir hakareti karşılıksız bırakmayan yöneticilerimiz bir başka ülkenin bizim içişlerimize karışmak gibi hakaretten öte bir şeyi karşılıksız bırakmamalıdır...
Kıbrıs'tan çekilmemizin bizim için yararlı olup olmayacağı başka bir konu... Onu biz içimizde düşünürüz ABD'ye de ne oluyor...
|
 |
Murat Kandemir
16 yıl önce - Çrş 01 Ağu 2007, 14:19
Bağımsız Türk Politikası
Ben bu tür bir haberde, bu açıklamayı kimin yaptığına bakarım. Sonuçta politika üretilirken bir egemenler var, bir de konuşanlar, bizdeki gibi. Bizim meclisin Dışişleri komisyonu başkanı kim desem kaç kişinin ismi hemen aklına gelir? Ama tabii bununda birkaç anlamı vardır, çokda hafife alınacak birşeyde değil bir yandan. Birincisi, Rum seçmenlere gül gönderiyordur bu politikacı, ikincisi de yönetime, yani egemenlere Türkiye'yi bamtelinden vurabileceği bir silahının olduğunu hatırlatmak istiyor olabilir.
Bu duruma bence en iyisi gidip bu kişi ile görüşmek, bizim fikirlerimizi, politikamızı, askerlerimizin neden adaya çıkmak zorunda kaldığını ve çözümsüzlük politikası sonrasında neden hala orada bulunduğunu izah edebiliriz. Ben bunu anlamakta zorluk çekiyorum, neden haklı olduğumuz milli davalarda bizim sesimiz hep az çıkar? Şöyle mi düşünüyoruz, yani ben haklıyım, o yüzden dünya beni eninde sonunda anlayacaktır. Yok öyle bir dünya (yani biz böyleysek bile dünya değil), rumlar heryerde bas bas bağırıyorlar Türk ordusu işgalcidir, başkanı da diktatör Türkiye'yi yönetiyor diye. Bu durumda da biz, onların gücü ve kamuoyunu etkileme şansları karşısında suskun kalıyoruz ki durumu bilmeyenler rumları haklı görüyor.
|
 |
Mehmet F.
16 yıl önce - Çrş 01 Ağu 2007, 14:19
Ersan bilmediğin bir nokta var ABD bu dünyanın BARIŞ GÜCÜ! Adamlar DEMOKRASİNİN babası! Onlar isteyecek tabi! Görmüyor musun dünyanın her yerine BARIŞ götürüyorlar.
Zaten sayelerinde öğrendim barış KAN demekmiş. Ölüm demekmiş...
|
 |
Baraküda_Turgay
16 yıl önce - Çrş 01 Ağu 2007, 14:22
| Alıntı: |
| Adamlar DEMOKRASİNİN babası! |
Mehmet kardeşim,farketmez,
bizde o zaman:Hey Bush babanıda al git,condolize rise da unutma!! deriz değilmi? 
|
 |
ErsanB.
16 yıl önce - Çrş 01 Ağu 2007, 14:24
Ben onların Dünya'sında yer almak istemiyorum.. Türk milleti hiç bir başka devletin lafını dinlemez, bağımsızdır.. Bu yüzden vermedik mi Kurtuluş Savaşını, bu özelliğimiz olmasa İNgiliz mandası olur yaşar giderdik.."Pısırık" olmayan başbakanımız temsil ettiği milletin özelliğini göz önüne alıp gereğini yapacaktır..
|
 |
Koray Cerit
16 yıl önce - Çrş 01 Ağu 2007, 14:24
| Alıntı: |
| ABD: Türkiye Kıbrıs'tan çekilsin |
Hemen efendim hemen ABD derde biz çekilmezmiyiz ya arkadaşlar emir büyük yerden....
ABD biraz sapıttı herhalde bence hemen yola gelmesi lazım her ülkeye dadaşmayı hobi haline getirmiş.Arkadaşlar bizlerde taviz vermeyelim
|
 |
Alev06
16 yıl önce - Çrş 01 Ağu 2007, 14:25
Nasılsa bu emri açıktan vermişler...Hedef KKTC Devletinin ortadan kaldırılarak , adadaki Türk askerinin gönderilmesidir, KKTC'yi sembolize eden tüm simgelerin kullanılmamasını sağlayarak, Kıbrıs'ta yaşayan Türk gençliğinin "Kıbrıslı" olarak yetiştirlerek birleşik Kıbrıs'ta Rumlarla entegrasyona hazırlanmasıdır.KKTC'deki Türk askerine karşı önceden başlatılan imza kampanyaları, iki toplumlu siyasi parti görüşmelerinde adanın askersizleştirilmesi yönünde alınan kararlar, Lokmacı Barikatının kaldırılması kararı, KKTC'de ışıklandırılan bayrağımızın aleyhine çalışmalar bu emrin habercisiydi zaten...Kıbrıs'tan ve Türk askeri çekilecek ama İngiltere ve Amerika açık olarak, İsrail de "eğitimci ve güvenlikçi"olarak "demokrasi getirmek üzere" Irak'ta bulunacak.Avrupa Halk Partisi'nin Roma'daki toplantısında alınan ve Avrupa Birliği üyesi 11 devlet başkanı tarafından da onaylanan
"Gerginliğin azaltılması için Kıbrıs'tan Türk askeri çekilsin" şeklinde bir kararın çıkması da sadece tesadüf!...İki kadim dostumuz(!)AB ve ABD bizim iyiliğimiz için ağız birliği etmiş durumda...Güvendikleri bir şeyler var mutlaka..."Annan"planına evet diyen Dışişlerimize, teslimiyetçi, aciz ve tavizci politikalarımıza,ya da ellerinde bulundurdukları çuvallara güveniyordurlar,kimbilir?
|
 |
Borabaris
16 yıl önce - Çrş 01 Ağu 2007, 14:53
Komik bir şey... bazen okullarda verilen tarih derslerinin boşuna olduğunu düşünüyorum. Size Girit'in elimizden nasıl gittiğinden bahsedeyim mi biraz, belki benzerlikler sizin de dikkatinizi çeker?
Girit’in rum asıllı halkı ilk olarak 1821’de osmanlı yönetimine başkaldırmış, mısır valisi mehmet ali paşa bu ayaklanmayı bastırmıştır. Yunanistan’ın osmanlı devletinden ayrılarak bağımsız bir krallık oluşundan sonra girit’te 1830 yılında çıkan ikinci ayaklanma da yine mehmet ali paşa tarafından 1831 yılında bastırılmış ve yönetim mehmet ali paşa tarafından sağlanmıştır. 1829 tarihli edirne anlaşması ile yunanistan’a bağımsızlık verilmişse de girit osmanlı toprakları içinde kalmıştır. Girit’in demografik yapısı yunanistan’ın diğer bölgelerinden farklılık göstermektedir. Girit sorununun ortaya çıktığı dönemde ada’da 200 bin müslüman/türk ve 60 bin dolayında hristiyan/rum olduğu tahmin edilmektedir.
Adada milliyetçilik akımların güçlenmesi ve yunanistan’ın giriştiği yoğun propaganda sebebiyle girit’te istikrarın sağlanması mümkün olamamıştır. 1866 yılındaki ayaklanmada “isyancılar” yunanistan’a katıldıklarını ilan etmişler, bu durum osmanlı devleti tarafından kabul edilmemiştir. Ayaklanma üye çoğunluğunu rumların teşkil ettiği bir meclisin kurulması sayesinde sona erdirilebilmiştir.
Bu isyanın ardından girit’e verilmekte olan ödünler sürmüş, 1877-1878’de yapılan antlaşmalarla ada valisinin rum, yardımcısının türk olması, 80 üyelik meclise 50 rum üyenin seçilmesi, resmi işlem ve yazışmaların hepsinde rumcanın kullanılması kabul edilmiştir. Öte yandan, girit ve ermeni “yönetici”lerin kazanılan hakları kendileri için de talep etmeleri etnik gerginliklerin artmasına neden oluşturmuştur. 1867 yılında bir “orta yol” üzerinde anlaşmaya varılmış ve girit’e özerklik tanınmıştır.
Girit meselesi 1897’de yeniden alevlendirilmiş, yunan hükümeti ve “etniki eterya” cemiyetinin açık ve gizli kışkırtmaları sonucunda adada geniş bir çete faaliyeti başlatılmıştır. bu dönemde yunanlılar girit’e 1500 kişilik bir askeri kuvvet çıkarmışlar ve girit’teki hristiyanların müslümanlarca katledildiği söylentisini yayarak ingiltere, fransa, rusya ve italya’nın desteğini kazanma çabası içine girmişlerdir. osmanlı hükümetinin kararlı tutumu karşısında batılı devletler, yunanlıların adadan kuvvetlerini çekmesi için donanmalarıyla girit’i abluka altına almışlardır.
Yunanistan’ın hükümeti’nin seferberlik ilan etmesi üzerine ethem paşa kumandasındaki osmanlı ordusu makedonya üzerinden saldırıya geçerek Dömeke meydan savaşında yunan ordusunu yenilgiye uğratmış ve atina’ya doğru ilerlemeye başlamıştır. Ancak batılı devletlerin yunanistan lehine işe karışmaları sonucu bu harekat durdurulmuş ve osmanlı devleti ile yunanistan arasında istanbul’da bir anlaşma imzalanmıştır. Sözkonusu anlaşma ile yunanistan girit’teki askerlerini çekmeyi ve savaş tazminatı ödemeyi kabul etmiştir. Buna karşılık osmanlı devleti ise girit’te rusya, ingiltere, fransa ve italya’nın himayesinde bir yönetim kurularak yunan kralının oğlu georgios, komiser olarak tayin edilmesini kabul etmek durumunda kalmıştır.
1908’de ikinci meşrutiyetin ilanından sonra girit meclisi yunanistan’a katıldığını resmen ilan etmiş ve 26 temmuz 1909’da hana kalesine yunan bayrağı çekilmiştir. Osmanlı devleti bu oldu-bittiyi başta kabul etmese de balkan savaşı' ndan sonra imzalanan londra ve bükreş antlaşmalarıyla girit’in yunanistan’a ilhakı osmanlı devleti tarafından da tanınmıştır.
Girit sorunu ile kıbrıs arasında paralellikler bulunduğunu iddia eden bir kaç tez okudum bugüne kadar. Şimdi içimizde bazı arkadaşlar, "verelim ne olacak?" bakış açısına sahipler, tıpkı 19. yüzyılın bazı babıali yazarları gibi. Vermeye bir kere başladığınızda, verecek bir şeyiniz kalmayıncaya kadar herşeyinizi alacakları bir yana, neden veriyoruz kıta sahanlığında doğalgaz ve petrol olan, böylesine stratejik bir toprağı? Meis adasına Kaş'tan bakıp iç çekmek yetmedi mi???
|
 |
Murat Kandemir
16 yıl önce - Çrş 01 Ağu 2007, 14:57
Kıbrıs'ta izlediğimiz çizgi hızlı bir şekilde politikasızlığa doğru gidiyor. Evet, Annan planına biz evet, dedik, yıllardır izlediğimiz çözümsüzlük çözümdür politikamızdan vazgeçtik. O zamana kadar gelip bize çözün hadi şu işi diyorlardı. Şimdi bir adım önde olacağız diyoruz, ama ben hiçbir emare görmüyorum bir adım önde olmaktan. Tam bir uyku haline yatırılmış mışıl mışıl uyuyor sorun. Bu sırada ama ne rumlar ne yunanlar beklemiyor, yıllardır bir türkü ezberlemişler heryerde yerli yersiz tüttürüyorlar: Türk ordusu işgalci, ada işgal altında, çözümü Türkler engelliyor diye. Bizde onların bunu demesini kanıksadık ama bir ABD'li ya da AB'li yetkili çıkıp onların yanında birşey söyledimi tüylerimiz diken diken oluyor.
Saman alevi tepkilerden çıkalım artık, oluşturduğumuz dış politikanın arkasında duracaksak duralım, durmayacaksak değiştirelim. Ama şu meseleleri uyku haline yatırmaktan çıkartalım. Şu an dönem AB'de ve ABD'de lobi faaliyeti yapma dönemidir, ilerde öyle ya da böyle bu mesele ısıtılıp önümüze konacak ve o zamanda yaptığınız ya da yapmadığınız lobi faaliyetlerinin sonuçlarını alacağız.
|
 |
sayfa 2  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|