Bence bizlerin doğru yaklaşımı doğuda ki birçok sorunu çözer. Sorundan kaçmadığımız sürece üzerine gidildikçe çözülür. Şuan bölgede öğretmenden tutunda doktor ve birçok gerekli memur açığı var gidip oralarda çalışmak istemiyoruz.
Şuan Şırnağa kültür mantarı Mersinden geliyor yumurta Konyadan geliyor tavuk Balıkesirden geliyor sebze meyva adanadan geliyor genelde gerisini siz hesap edin. En basit ürünler bile bölgede üretilemiyor.
Cizrede çalışmıştım bir ara Şırnağa bağlı bir ilçe Cizre. Yazın sıcaklık 60 lara kadar çıkıyor Türkiyenin en sıcak yeridir. Suriye sınırında çok verimli toprakları olan bir ilçemiz. Kışın hiç uğramadığı bir ilçe. Bu ilçemizin içinden Dicle nehri geçiyor fakat insanlar nehrin yanına suyun olduğu yerlere bile buğday ekiyor. Ne dikmesi gerektiğini bilmiyor. Topladığı ürünü satıp para kazanmayı bilmiyor. Ekilen üründen sadece kendisi faydalanabilir satılmaz sanıyor. Zaten eline geçen buğdayda ancak kalabalık ailesinin bir yıllık ihtiyacını karşılıyor.
Arkadaşlar gerçekten çok verimli topraklar bamya gördüm tarlalarda resmen ağaç gibi büyümüş. Bursada oturuyorum ve zeytinden anlıyorum o kadar verimli zeytin yetişiyor ki cizrede ama sadece bahçelerde tek tük var. Neden dikmiyorsunuz dediğimde hoca bize yetiyor diyorlar. Yani satmak için bir şeyin dikileceğini düşünemiyorlar.
Yani her konuda geri kalmış bir bölgemiz. Afrikaya özellikle Sudana gönüllü gidip orada nasıl tarım yapılacağını gösteren gönüllü kuruluşlarımız vardı. Aynısı Güneydoğuyada yapılmalı. Güneydoğuda halkı yönlendirmek lazım yıllardır terörden başka bir şey duymayan hem çocuklarını kaptıran hemde çocuklarını öldürdüren sonrada Kürtlerin hakkını savunuyoruz diyen bölücülerden kurtarmak lazım.
Her konuda yardım lazım ama özellikle öğretmen ve polis asker doktor gibi memurlar bu bölgeye giderken diş bileyerek gitmemeli orada kendimizi tanıtma fırsatı elimize geçmiş iken bunu doğru kullanmalı.
Bakın bölgede aklı başında olan bazı insanlar eskiden böyle düşmanlık yoktu Kürtçe konuşurken bile Kürdüz muhabbeti yapmazdık diyor. Aklımıza başka düşünce gelmezdi diyor. Bu konular bölgeye gelen memurlardan sonra başladı diyor. Memurların ayrılık tohumları eken davranışları çok etkili oldu diyor.
Ekonomi düzelirse bir çok sorun biter bugün batıya göç eden Kürtlerin doğudaki Kürtlere göre bölücü faliyetlere girmemesinin sebebi ekonomik seviye yükseliyor kültür seviyesi artıyor. Olmadık maceralara girmek yerine yaşadığı ülkede çocuklarının adam gibi yaşaması için okutuyor. Bölücü faliyetlerin başka bir toplulukda değilde Kürtlerde olmasının belki başlarda yanlış politikalardan kaynaklandı ama günümüzde bölgenin ekonomik ve kültür seviyesinin düşük olmasından kaynaklanıyor. Tabi dış güçlerin etkisini ve emellerini saymıyorum
Özellikle büyüklerimiz kendilerini ifade etmek için seçimi beklemeden bölgeye daha çok gitmeli. Sorunları kendi gözleri ile görmeli bölge halkını birinci ağızdan dinlemeli. Ve birinci ağızdan kendilerini ifade etmeliler.
Bakın bölgede aklı başında olan bazı insanlar eskiden böyle düşmanlık yoktu Kürtçe konuşurken bile Kürdüz muhabbeti yapmazdık diyor. Aklımıza başka düşünce gelmezdi diyor
Bu tesbit çok önemli. Eskiden Kürtlük, Türklük diye bir ayrım yoktu.19 asırda bu kavramlar peydah oldu. İstanbul'a gelen bir Diyarbakırlı ben Diyarbakırlıyım derdi. Çüngüşlü Diyarbakır'a gittiği zaman ben Çüngüşlüyüm derdi.
Bu iş bizde Osmanlının son döneminde ortaya çıktı. Önce Giritte yunanlılar biz Yunanlıyız diye başkaldırdı. Sonra Balkanlar ayağa kalktı. Fransız devriminin etkileri tüm kıtaya yayılmıştı. Yunanlılardan sopayı yiyince aklımıza Türklüğümüz geldi. Ötekinin varlığı bizi ortaya çıkartmıştı.
Biz aynı hatayı yapmışız, gidip Kürtleri dövmüşüz, onların etnik kimliğini tahrik etmişiz. Tek bir dil tek bir tarih dayatması yapmışız. Etki tepkiyi doğurmuş.
Konuşulan dilleri bir kenara itersek, aslında diğer kültür unsurları açısından pekte bir farklılıımız yok. Güneydoğulu bir Kürt, Alma Ata'da yaşayan bir Kazaktan bana daha yakın bu anlamda. Ortak noktalarımız daha fazla.
En azından acı biberli kuru fasulyeyi yerken yüzümüzü buruşturmuyoruz. Toplumlar tek bir kimlikten oluşmuyor ,birden çok kimlikleri bir arada taşıyoruz. Aidiyet noktalarını inkar etmeden ortak noktalarımızı geliştirmenin yollarına bakmalıyız.
Dinimiz bir, peygamberimiz bir , vatanımız bir , devletimiz bir, tarihi kaderimiz bir, o kadar bir olduğumuz noktalar var ki bu birlikleri bir kenara iterek hem bizim geleceğimizi hemde başkalarının geleceğini karanlığa itiyoruz.
Başkalarına tanıdığımız hakları Kürtlere çok görüyoruz. Kırılma noktası burasıdır.
Dtpyle ilgili birkaç şey söylemek istiyorum. Bu partinin yaptığı siyaset ırkçılık siyasetidir. Yaptığı siyaset toplumu ayrıştırma siyasetidir. Kin, nefret ve şiddetle birtakım dayatmalar yapmaktadır.
Yaptıkları her konuşmanın içinde şiddet ve tehdit var dikkat ederseniz. Ve attıkları başlıkta "barış" istiyoruz.
Sürekli bölge halkı kullanılıyor.Eğitimsiz insanları kullanmak kolay. Hele kendi yerel kültürünü taşıyorsan.
Aslında Dtp o kadar insanın desteğini alarak şiddet politikası yapacağına bölgenin sorunlarını dile getirse keşke. Bölgede bir sürü sorun var. Sürekli çatışmalardan bölgeye yatırım yapılmıyor. Olan halka oluyor.Halk fakir. Yine aşiret ayrı bir sorun, kan davaları ,insanları hayvan gibi öldürüyorlar. Silah oyuncak gibi olmuş. Sonra ordaki yeni yetişen nesiller ne kadar sağlıklı? Böyle ortamda sağlıksız gelecek ve sonuç bu. Polise taş atan çocuklar. Anne babalarıda dtp yanlısı bir aşirete bağlı kullanılan insanlar ki çocuklarınıda böyle kullandırıyorlar. Öcalan > Dtp > kolları > Kullanılan insanlar. Belkide başına dış güçleri katmak lazım. (Abd, israil vb.)
Sorun kimlik sorunu değil. Sorun eğitim=ekonomik sorunudur kanımca.
Demokratik toplum partisi. isme bak. Aşiretin olduğu yerden gelen ve beslenen sonra demokratik toplum partisi. İsim ofsayt zaten.
Dtp ve kürt sorununa nasıl yaklaştığımızı anlatmak için bir örnek vermek istiyorum. Şırnakda çalışan öğretmenlerin karşılaştığı bir sorun vardır genelde roj tv tarafından doldurulan çocukların taze beyinlerinin dışa yansıması olan konuşmaları sorun teşkil eder öğretmenlerimize. Mesela ne dediğini bilmeyecek yaşta birinci sınıf öğrencilerinin Türk bayrağı bizim bayrağımız değil demesi gibi. O yaşta ki çocuk buna anlam yükleyemez tv den duyduğu cümleleri tekrarlıyor. Fakat öğretmenin yaklaşımı sorunu çözmede çok önemli
Hepimiz küçükken okul töreni sırasında gülen yada düzgün durmayan çocuklara kızan öğretmenleri görmüşüzdür. Kızarak bu eğitim verilir verilmez bu tartışılır fakat doğuda böyle bir olay olduğunda malesef bazı öğretmen arakadaşlar buna farklı anlam yükleyip öğrencinin Kürt olduğu için törene saygı göstermediğine hüküm vererk çok sert tepki veriyor. Yada öğrencilerinin yakalarına zorla Türk bayrağı taktıran öğretmenler var. Öğrencilerine en iyi Kürt ölü Kürt diyenlerde eksik değil tabi ki. Şimdi acaba evlerinde roj tv tarafından doldurulan bu öğrenciler öğretmenlerin bu davranışlarından sonra sizce öğretmenini öğretmenin temsil ettiği devleti ve bu devletin bayrağını severmi. Malesef arkadaşlar örneğini çok gördüm böyle öğretemnenler resmen farkına varmadan devlet düşmanı militan yetiştiriyor sorsanız yaptığının doğru olduğuna kesinlikle emin.
Tabi hep böyle olumsuz örnekler yok kendi okulumdan bir öğretmenden örnek vermek istiyorum. İlkokul öğretmenimiz öğrencilerine o kadar güzel duygular aşılıyordu ki çocuklar gerçekten milli değerlerine ve devletine bağlı adam gibi adam oldular. Mesela bu öğretmenimiz bayrağa saygısızlık yapan öğrencilerimize nasihati hala kulağımda bu bayrağın rengi dinini savunan insanların şehit olmasından ve bu şehitlerin kanından dolayı rengi kırmızı bu bayrak Allahı peygamberi temsil ediyor. Kuran nasıl yere atılmazsa bu bayrak da yere atılmaz. Sizce bu sözden sonra bu öğrenci bayrağa saygısızlık yaparmı ileride bayrağı yerlere atan insanların safında yer alırmı. Dikkat ettiniz ise hep ortak noktadan yola çıkıyor ayrıştırıcı örnekler vermeden sorunu çözüyor. Milli bayramlarda ki törenlerde bütün öğretmenler zorla öğrencilerin eline bayrak tutuştururken bu öğretmenimizin öğrencileri öğretmenlerinin verdiği bayrağı almak için yarışıyordu.
Yine aynı öğretmenimizin kurtuluş savaşını analtırken kullandığı cümleleri öğrencilerinden duymuştum. Kurtuluş savaşından sonra gazi kahraman şanlı gibi ünvanlar verilen şehirlerimiz doğu şehirlerimiz ve buraların halkı kurtuluş savaşında vatan için öyle mücadele verdiler ki bu ünvanı aldılar. Başka hiç bir bölgemizde ki şehire bu ünvanlar verilmedi. Kurtulus savaşınada en az bizim kadar bölge halkının da sahip çıkması dolayısı ile vatanını devletini sevmesi için çok güzel bir yaklaşım
Kürt sorununa çözüm ararken yada tartışırken de bu yazılanları birçok insanın okuduğunu ve farkına varmadan belki insanların yarasına basarak yada bölücülerin istediği tarzda kışkırtıcı yıkıcı mesajlar değilde yapıcı çözüme yönelik mesajlar yazmak eminim bizlere daha çok yakışır. Biz hoşgörülü bir milletin torunlarıyız ve miras kalan bu değerimizi kaybetmeden yapıcı ifadeler kullanmalıyız.
Zaten bölücülerin istediğide aslında bizleri kışkırtmak değil mi her gün tv lerde abuk sabuk konuşan dtp milletvekilleri bu konuşmalarını bölge halkı için değil(Çoğu türkçe bilmiyor ki bu konuşmaları anlasın) bölge halkına olan duygularımızı etkilemek için bizi kışkırtmak için konuşuyorlar. Bunların hiçbir oyununa gelmeyelim bunlar ne bölge halkını temsil ediyor nede onlar için konuşuyor. bölge halkının yaralarını kaşıyıp oy alıyorlar ve bu konuşmaları ile de bizleri kışkırtıyorlar yani köprüleri her iki tarafdan yıkmakdan başka birşey yapmıyorlar.
dtp li vekiller ve pkk yönetici kadrosunda ki bir avuç insana bakıpda bütün kürtleri içine alan genellemeler ve kaba tabirler ile kaş yapalım derken göz çıkarmayalım. Daha olumlu çözüme yönelik konuşma ve tartışmalar yapalım
DTP'nin özellikle İstanbulda güçlenmesinin engellenmesi lazım.Adamlar 29 MART seçimlerinde her ilçeden aday çıkardılar.Başakşehir,Esentepe,Sultanbeyli,Arnavutköy,Bağcılar ilçelerinde baya oy aldılar.Çoğuna yakın birçok ilçede yüzde 5'in altına düşmediler.Önlem alınmassa 5 sene sonra İstanbul'un ilçelerinde de ikinci bir Mersin Akdeniz belediyesi vakası yaşanabilir.Gidişat onu gösteriyor....
Sn Orhan bey
Dün yazmış olduklarınıza istinaden size soru sormuştum. Bilginiz dahilinde olduğunu düşünüyorum mümkünse sorduğum soruyu tekrar gözden geçirin ve bana yanıt verirmisiniz?..
Bu bana vermiş olduğunuz cevap!!
Alıntı:
Benim yazımdan böyle bir sonuç çıkmıyor siz nasıl böyle bir sonuç çıkarttınız anlamadım. Kültürlerin en önemli unsurlardan birisi dildir. Ayırt edici bir dile sahip olmak kimliklerin bir unsurudur. Konu kültürlü olup olmamakla ilgili değil yani. Kimliği nüfus kayıt bilgilerinden ibaret görmeyelim.
Hiç bir şey değil de bu devlet nasıl oldu da gemi elinden bıraktı onu anlamıyorum. Adamlar(!) Diyarbakır'da, Şırnak' ta Çalıştay(!) toplayıp bir güzel çalışıyorlar. Kendilerince kararlar alıyorlar. Bazı sayın(!) it sürülerinin fikirlerini geliştirip, yorumlayıp bildiri yayımlıyorlar. Nasıl oluyor da bu kadar rahat davranabiliyorlar? Bundan 10 yıl önce buna benzer bir olay değil Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde dünyanın herhangi bir yerinde böyle bir şeye kalkışsalar devlet ayağa kalkar gereken cevabı verirdi ama şimdi bayrağımızın gölgesinde bu ülkeyi bölmeye yönelik planlarını yapıyorlar. Ve eskiden devlet tepki göstermese dahi ( ki böyle bir şey kesinlikle olmamıştır), halk büyük tepkiler gösterirdi.
Bugün Sayın Cumhurbaşkanımız şöyle bir ifade kullandı " Bu sorunun çözümü için herkesten katkı bekliyoruz." Bu ne demek oluyor? Bu herkes kim acaba sevgili devlet büyüklerimiz kimleri muhattap alacaklar. İlgiyle bekliyorum.
dtp Şırnak m.vekil Sevahir Bayındır festivalde Sn.Başbakanımızın ''Söz ola kestire başı'' diyerek yaptığı uyarıya, ''bu halka verdiğin sözü tutmazsan, bu halkta senin kafanı keser.'' dedi. Demokratik cumhuriyet pankartları asıldı.pkk bayrakları asıldı.
Bu nasıl Türkiye bunlar niye içeri alınmıyor. Kesinleşmiş cezalar var (Diyarbakır belediye başkanı) ama uygulanmıyor.
''bu halka verdiğin sözü tutmazsan, bu halkta senin kafanı keser.'' dedi. Demokratik cumhuriyet pankartları asıldı.pkk bayrakları asıldı.
o dtp'li vatandaşa iki çift lafım var. eğer yüreğin varsa Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının kafasını kes görelim. sen hangi halktan bahseidyorsun ? sen kendini ne sanıyorsun !
DTP'li milletvekili ciddi bir ozelestiri yapmis ilgimi cekti:
Alıntı:
DTP'li Tuğluk'tan sürpriz çıkış
28 Temmuz 2009
Devletin zirvesinden gelen Kürt sorununun çözümüne ilişkin mesajlar Demokratik Toplum Partisi (DTP) içinde tartışma başlattı.
DTP Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk, partisinin bu süreçte üzerine düşen sorumluluğu yerine getiremediği görüşünde. CNN TÜRK'e konuşan Tuğluk, "Sorumluluklarımızı yerine getirseydik bu ölümler olmazdı" diye konuştu.
"Kürt sorununun çözümünde genel anlamda siyaset rolünü oynayamadı, DTP de buna dahil" diyen Tuğluk tüm partiler ile birlikte kendi partisinin politikalarını da eleştirdi.
Tuğluk'a göre DTP'nin bu süreçte daha projeli, hassasiyetler noktasında tüm halklara daha güven verici bir siyaset izlemesi gerekiyordu.
"Biz kardeşleşmeyi savunuyoruz. Bunu güçlendirecek projeler yürütmekte, barışın dilini yaratmakta zayıf kaldık" diye konuşan Tuğluk'a göre DTP marjinal, sadece Kürtler adına konuşan bir parti görüntüsü çiziyor.
Meclis'in Kürt sorununun çözümü için özel oturum düzenlemesini öneren DTP Diyarbakır Milletvekili, hükümetin de artık bir an önce somut adım atması gerektiği görüşünde.
Tuğluk, "Bu fırsat da kaçarsa eskisinden daha çatışmalı bir ortama girilmesinden kaygı duyuyorum" dedi.