Daha önce'de başka bir konu başliği altinda'da bunlar kakkinda bir değerlendirme yapmiştim bunlarla meclis çatisi altinda değil konuşmak selam bile vermiyeceksin hatta ve hatta yemek saatin'de bile bunlarla ayni saat'te karşilikli yemek bile yemeyeceksin çünkü bunlar adamin iştihani kaçirir bunlara vericeksin ekmek arasi MERMI onu yesinler nede olsa tadi yabanci gelmez bunlara hiç değilse dağ'daki hayvanlar akillarina gelirde iştahlari kesilir.Meclis'tede böylelikle yemek yemezler 20-25 tabak daha az kirlenmiş olur..
Ben de düşünür dururdum artık, herhangi bir milletvekili bu adama hitap ederken Sayın.... demek yerine ahmet bey demeli diye.
DTP li lere diyecek burada yazılanlardan daha fazla bir şey bulamıyorum, ama Diyarbakır belediye başkanını görevden alma girişiminde bulunmayan makamı var kendisi yok İç İşleri Bakanına pek çok sözüm olabilir.
Hani bir zamanlar ünlü biri aşağılık demiş bir diğerine.
Gruptan itiraz sesleri yükselmiş aşağılıkta bir seviye belirtir + kot birimidir. ÇUKUR BU ADAM ÇUKUR diye.
Belediyeleri İçişleri bakanı atamıyor ki, seçimle geliyorlar...... Demokrasiyi hazmetmek lazım. Kimin belediye başkanı olacağını oranın halkı belirler ve ancak oranın halkı indirebilir.
Eğer bir kurumun başında duran biri seçimle de gelmiş olsa yasalara aykırı, Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerini yıkmaya yönelik birşey yapıyorsa yasal işlem yapılmalıdır, bence demokrasi, hukuka dayalı olmalıdır.
Eh ne diyeyim.
Yolsuzluk yapan ya da Anayasa ya aykırı davranan belediye başkanlarını hiç mi almadı bu iç işleri bakanlığı görevden.
Bari bunu demeyiniz. Demokrasi adına.
O zaman ben de derim bizim evin etrafı benden sorulur. bölgemin başşehridir. vb vb.
Kısacası yapmayınız bunu.
Başlığa bir bakın da ona göre savunun savunmak istediklerinizi.
DTP için söylemek istediklerinizi bir kez de bu başlık altında okuyalım. Hamasi nutukları değil.
eklentim
ben dava açılmasını değil DTP li ler ve DTP hakkında düşündüklerinizi sormuştum bu başlık altında.
Yoksa açıklamalarınızı bana özel mesaj ile de yazabilirsiniz. Site kuralları konu ile ilgili düşüncelerimiz için klavye hakkı veriyor. Tekrar Lütfen.
En son ömer bey tarafından Sal 21 Ekm 2008, 21:24 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Zaten bir çok DTP'li hakkında dava açıldı. Ancak iktidar partisine kapatma davası açan, Cumhurbaşkanı ve Başbakanı bile siyasetten men etmeye çalışan savcılarımız nedense bu Belediye başkanını hiç bir konuda suçlu bulmamış demek ki..... Yüce yargımıza güvenmemiz gerekiyor herhalde????
Siyasetin normalleşmesi DTP'nin işini zorlaştırıyor. Yerel seçimler yaklaştıkça DTP'liler çatışmanın derinleşmesini istiyor. Çünkü çatışmadan besleniyorlar. DTP'li belediyeler bugüne kadar cenaze levazımatcılığından öte bir şey yapmamıştır. Halk DTP'den hoşnut değildir. DTP'li başkanların belediyecilik karnesi çok kötüdür . İlk kez bu dönemde oturdukalrı koltukların kaydığını hissediyorlar. Başbakana karşı gösterdikleri tavrın altında bu yatmaktadır. Kan üzerine siyaset yapanlar bir yerde tıkanmaya mahkumdur.
Hatırlarsanız 18 Nisan 1999 seçimlerinde HADEP 36 belediyede yerel yönetimleri seçimini kazanmıştı. Zamanın Babakanı rahmetli Bülent Ecevit koalisyon hükümeti Diyarbakır Büyüşehir Belediye Başkanı Feridun Çelik'i gözaltına aldırmıştı. Feridun Çelik'in yanısıra, Siirt Belediye Başkanı M. Selim Özalp ve Bingöl Belediye Başkanı Fevzullah Karaaslan da pkk ya yardım ettikleri gerekçesi ile gözaltına alınmışlardı ve 23 şubat 2000 günü Diyarbakır DGM Başsavcısı tarafından sorgulanan, Diyarbakır, Bingöl ve Siirt Belediye Başkanları, tutuklanmak amacı ile, aynı gece nöbetçi mahkeme önüne çıkarılmışlardı. 169 madde gereğince pkk ya yardım ve yataklık suçundan tutuklanarak, Diyarbakır E tipi cezaevine konulmuşlardı. Sonra Avrupa ayağa kalkmış, insan haklarına aykırı bulunmuş, serbest bırakılmaları için, baskı yapılmıştı. 2003 senesinde ise Anayasa Mahkemesi HADEP'i, pkk yla bağlantıları olduğu gerekçesiyle kapatma kararı almıştı. Kararın açıklanmasından hemen sonra o zamanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, HADEP'in devamı sayılan DEHAP'ın da kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne dava açmıştı. HADEP, 3 Kasım seçimlere katılmamıştı. Seçimlere katılan DEHAP ise ülke genelindeki %10 barajını aşamadığından mecliste sandalye sahibi olamamıştı. DEHAP o zaman HADEP, Emeğin Partisi (EMEP), Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) ile birleşmişti. Daha sonra DEHAP da feshedimiş, Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ile genel başkan yardımcılarının, merkez yürütme kurulu ve parti meclisi üyesi 11 kişinin yargılanmalarına başlanmıştı. 9 Kasım 2005 senesinde ise şimdiki DTP kurulmuş, ve seçim yasaların el verdiği şekilde de meclise girmiş, ve belediye seçimlerinde de bazı belediyeleri kazanmıştır. Fakat HADEP le başlayan oluşum, artık oy kaybetmeye başlamıştır. DTP Diyarbakır il genelinde 2002'de toplam 67.298 oy alan Iktidar partimiz, 22 Temmuz seçimlerinde oyunu 189.707'ye yükseltmiştir. Aynı dönemde DTP'nin oyu ise, 236.689'dan, 199.663'e düştmüştür. Seçilmişleri yenmenin en iyi yolu, yine seçimle indirmektir. Seçimle indirebilmek için de, bölge insanımızın alternatif görmesi gerekmektedir. Sağduyu ile hareket eden, demokratik yollarla hareket eden bir siyasi partinin Belediye Başkan adayı, seçimi kazanacaktır.
Benim açıkcası anlayamayadığım tek bir konu var. DTP milletvekillerinin gerçekten Kürt vatandaşlarımızı temsil edip etmediği, açıkcası ben onların neyi temsil ettiklerini anlamış değilim. Bunu anlayabilmek içinde, DTP lilerin açıklamalarından madde madde bir kesit sunalım. Belki onların ne olduğunu o zaman anlayabiliriz, aslında siz değerli arkadaşlarda kimin ne olduğunu ,hangi sıfat taşıdığını da biliyorsunuz aslın da ama yinede ben hatırlatma gereği duyuyorum buyrun bakalım;
1_ Kardeşlerimize (askerimize kurşun sıkanlardan bahsediyor) terorist diyemeyiz.
2_Dağda gezen gençlerin(hainlerden bahsediyor ) üzerlerine uçaklarla bomba yağdırmak insan haklarına aykırıdır ve adil değildir ( Güngören de torununa dondurma almak için sokağa çıkan büyükannenin elinde kaleşnikof mu vardı ) bu adillik mi ,adilikmi?
3_Sayın başkanımızın ( 40 bine yaklaşık insanımızın canını alan ,kundaktaki bebeğe dahi kurşun sıkabilen , T.C Devletini 100 milyarlarca dolar ekonomik bakımından zarar uğratan , yetim kalan kuzucukların , kocasız kalan kadınlarımızın ,ocaklarımızı söndüren in tek faili olan v.s Apo dan bahsediyor ) bir an önce serbest bırakılması gerekir.
4_Dikkatli olmanız gerekir (benden,sizden,T.C kimliği taşıyan aziz milletten bahsediyor,aba altından soba göstererek) bu ateş sizide yakar.
5_ DTP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, DTP'lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasının planlandığını öne sürerek, "Meclis'ten kovulursak, halkımızın yanına oturur en büyük sivil eylemlerimizi yaparız. Arkamızda Cudi var.
6_Bir başka açıklaması daha;T.C nin 84 yıldır başına gelen diktatörler ,askerler , baskıcılar kürtleri susturmaya çalıştılar, ama susturamadılar.Onlarda elbette sokakta polisten , askerden o haklarını isteyeceklerdir.
Haaaaaa! kaynak belirtmeliydi falan demeyin isteyen arkadaşlarada link gönderme gibi imkanımda var.Ama o linke ek olarak, şanlı TÜRK bayrağımızın yere düşer iken alkışlayanların görüntü linkini de göndereceğim.
Sayın arkadaşlar! bu konu hakkında ki düşüncelerimizi yazarken dikkatli yazmamız hakkında uyarılar gelsede, elinizi vicdanınıza koyun. Peki bu düşünceye sahip olan insanların ismi, sıfatları ne olabilir.Tamam terorist , pkk demeyelim ALLAH' ızın aşkına ne diyelim.Bu uyarıyı yapan arkadaşımız bu uyarıyı yaparken de alternatif bir isim vermeliydi ki , birde o şekilde hitap etseydik o soysuzları.
Bizim dul kalan kadınımızn hakkı ne olacak , yetim kalıpta babasını asker selamı ile uğurlayan o çocukalrımızın hakkı ne olacak, o kahpece pusularla şehit olan ana kuzuların,daha hayatlarının baharını yaşamayanların hakkı ne olacak, çöp tenekesindeki bombayla patlatılıp sokakta sadece gezmeye çıkan mazlumların hakkı ne olacak?Bana kimse demokrasi dersi vermeye kalkmasın, ne yazık ki onlar ben gibi bir köylü çocuğundan demokrasi dersi aldıkları için utanmaları gerekir.
Ermenilerin dünyaya getirdiği , Belçika gibi iki yüzlü devletlerin beslediği , Barzaninin evinde kaldığı, içimizdeki hem bu ülkenin ekmeğini yiyip, sonrada kuyusunu kazan nankörlerin yetiştirip büyüttüğü, insan görünümlü şeytanlar.
SAYGILARIMLA...
Yazıp yazmamayı çok düşündüm arkadaşlarımız gerekenleri çok güzel ifadelerle yazmışlar. Bu bahsi geçen insanlar hakkında bişeyler yazmaya değermi diyede terettütdeyim. Sanki nefretimizi belirtiren sözcüklerde bile onlara değer veriyormuşuz gibime geliyor.