Demirtaş'ı eline silah verip askerlik yaptırmadan da çok iyi eğitebilirler. Ben askerliğimi yaparken asker kaçaklarını yakalayıp getirdiklerinde üzerlerine kendilerinden iki kat büyük elbise giydirip, Süvari Birliğine at pisliği temizlemeye gönderirlerdi. Aradan 27 yıl geçmiş ama sanırım atlar halen pislemeye devam ediyorlardır.
Bizim onlardan nefret ettiğimiz gibi onlarda bizden nefret ediyorlar.. Gerçi askeriyemiz daha iyi bilir ama onları ülkeye zararsız hale getirmek için at pisliği temizletmekten daha başka yollar olmalı.. Ben atlarımızın pisliğine dahi dokunmalarını istemem ama (değer farkı)..
Ben atlarımızın pisliğine dahi dokunmalarını istemem ama (değer farkı)..
Kesinlikle aynı fikirdeyim.. Bu adamı zorla askere amak onun varlığını kabullenmek anlamına gelir, yok farzedeceksin. Diyeceksin ki "biz seni ne vatandaş ne de adam yerine koymuyoruz" o yüzden kusura bakma.
Askere gitti diye bütün siyasi düşünceleri bir anda değişecek mi sanki... Bunu nizamiye den bir adım dahi içeri sokan vatan hainliğinden yargılanmalıdır...
En son M.O.Dikmen tarafından Sal 18 Arl 2007, 16:54 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Bu tip adamları 5 yıl hapis tuttuktan sonra.Aklından zoru var bu adamın kesinlikle siyaset yapamaz,askerlik yapamaz,birey olarak bile yaşamaya hakkı yok diye bir askeri rapor verip yollamak lazım.Bizim böyle vatan hainlerine emanet edecek bir kışlamız yok olmamalı da.
Yada bir taş ocağında 15 ay boyunca taş kırdıralım
DTP şimdi de APO için mektup kampanyası düzenledi. İstediği şeyse APO'nun nakledilmesi...
PKK'nın terör örgütü olduğunu kabul etmeyen ve özerklik hakkı tanıyan yeni Anayasa isteğini parti tüzüğüne koyan DTP, şimdi de Öcalan'ın İmralı'dan nakledilmesi için kampanya başlattı.
DTP Hakkari İl Teşkilatı, teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın sağlığının, İmralı adasının nemli iklimi ve tutulduğu cezaevi koşulları nedeniyle zamana yayılı olarak her geçen gün bozulduğunu ileri sürerek, başka cezaevine nakledilmesi için mektuplu kampanya başlattı. 3 ayrı metin halinde yazılan 300’e yakın mektup, TBMM İnsan Hakları Komisyonu, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği ve Avrupa Konseyi İşkenceyi İzleme ve Önleme Komitesi'ne gönderildi.
YİNE SAYIN ÖCALAN
Abdullah Öcalan’ın tek kişilik İmralı Cezaevi’nden, koşulları iyi olan başka cezaevine nakledilmesi, üzerindeki tecridin kaldırılması ve sağlık koşullarının iyilişterilmesi için başlatılan mektup kampanyasına, Hakkari’de 300 mektupla destek verildi. Altay Caddesi'nde bulunun DTP il Başkanlığı binasında toplanan DTP’li eski Belediye Başkanı Metin Tekçe, DTP Hakkari İl Başkanı Hasan Güzel ve 100’e yakın partili, ellerindeki mektuplarla Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan PTT Baş Müdürlüğü’ne kadar sessizce yürüdü. Mektuplar, görevliler tarafından teslim alındı. 300’e yakın mektubun içeriğinde ‘Sayın Öcalan’ sözünün geçmesi de dikkat çekti.
Mektup kamyanyası ile ilgili açıklama yapan DTP Hakkari İl Başkanı Hasan Güzel de Öcalan’dan ‘sayın’ diye hitap etti. Güzel, “İmralı Cezaevi’nde bulunan sayın Abdullah Öcalan’ın başka cezaevine nakli, insan gibi yaşaması ve sağlık koşullarının çözümü için Avrupa konseyi İşkenceyi izleme ve Önleme Komitesi'ne, Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Hakları Komisyonu'na ve Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği'ne haklı başvurumuzu yaptık ve bu konuda mektup kampanyası başlattık” dedi.
DTP'li Alınak, Büyükanıt ve Erdoğan'ı BM'ye şikayet etti. Şikayette ölçü kaçtı!
DTP'li Mahmut Alınak (eski Kars DEP milletvekili), Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ı Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreterliği’ne şikayet etti.
Dilekçesinde Kürtlere soykırım uygulandığını iddia eden Alınak, "Dünya barışından başka hiçbir isteği olmayan bu halk, en ufak bir hak ileri sürdüğünde Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde soykırım uygulanarak yok edilmektedir. Asimilasyon tüm acımasızlığıyla sürüyor" dedi.
Alınak, 'Kars Halk Meclisi Sözcüsü' sıfatıyla verdiği dilekçede, Kürtlerin binlerce yıllık tarihlerinde sürekli zulme uğradığını, bugün de Türkiye'de dil ve etnik kimliklerinin yok sayıldığını ileri sürerek özetle şöyle dedi;
"Bu soykırım ve asimilasyon suçunu ise şimdi iktidarda olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt birlikte işlemektedirler. BM'nin bu trajediye müdahale etmesi için acaba bir iç savaşın çıkması mı gerekiyor? Uluslararası kuruluşların bu zulme seyirci olmaları çağımız için kara bir lekedir."
DTP ile ilgili bir çok görüş yazıldı, çoğu da bilgilendiriciydi. Genel Kanı, DTP'li milletvekillerinin bu ülkenin altını oydugu birlik ve beraberliğimize sekte vurduğu yönündeydi. Bu görüşe katılıyorum, zannedersem DTP gibi bir partinin varlıgı hiçbirimizi memnun etmiyor. Lakin çözüm önerileri konusunda kimsenin kalıcı bir projesi yok. Daha ziyade 'hepsini iceri tıkalım, partiyi kapatalım, Apoyu da asalım' görüşleri dillendiriliyor.
Ben DTP'ye karşı uygulanacak sert politikanın bir işe yaramıyacağı gibi pkk'ya zemin hazırlıyacağı düşüncesi içerisindeyim. pkk dışarıda ve içeride bakın Türkiye sertlik uyguluyor, Demokrasi yok, Insan Hakları yok propagandasını Türkiye'nin uyguladığı sert politikalar sayesinde en etkili düzeye çıkaracaktır. Güneydoğudaki halkı bir kez daha yanına çekecektir, '90larda olduğu gibi.
Ayrıcana DTP'lileri hapse tıktığınızda, 'Eve Dönüş' yasası gibi pkk yı çözmeye yönelik yasalar inandırıcılığını kaybedecektir.
Eğer DTP'lilere ceza verilicekse bu cezaların bireysel olması ve de kitlesel linç zihniyetinden uzaklaşılması, psikolojik savaşta Türkiye için gayet önemlidir.
Düşünülmesi gereken DTP'lileri nasıl meclisten kovacağımız değil (o çok kolay 10 tane polis yeter), DTP ye oy veren 1.5 milyon TC Vatandaşının neden bu partiyi seçtiğidir.
PKK kamplarında eğitim gördüğü, eşinin de PKK saflarında olduğu iddiaları ile gündeme gelen ve tartışma yaratan DTP Van Milletvekili Fatma Kurtulan şok açıklamalarda bulundu. Kurtulan, Bir AKP'linin de yeğeninin PKK'lı olduğunu söyledi.
"Bir bakanın kuzeni de PKK'lıydı, çatışmalarda ölmüş. Toplumsal bir gerçeklik bu. Ben Kürt sorununun bir sonucuyum. Operasyonlarda nefesimi tutuyorum"... Bu sözler, DTP'li Fatma Kurtulan'a ait..
DTP Van Milletvekili Fatma Kurtulan, seçildikten sonra ilk olarak eşi Salman Kurtulan'ın PKK saflarına katılmış olmasıyla gündeme geldi. Daha sonra PKK kamplarında çekilen bir fotoğrafın Kurtulan'a ait olduğu ileri sürüldü. İzmir'de sorgulanan bir itirafçının ifadelerine dayanarak da PKK kamplarında eğitim gördüğü iddia edildi. Aynı zamanda DTP Grup Başkanvekili olan Fatma Kurtulan, son dönemde PKK'nın kaçırdığı sekiz askeri teslim almaya giden ekipte yer almasıyla tartışma yarattı.
Fatma Kurtulan, 'Yaşıyor olması benim için çok önemli' dediği eşi Salman Kurtulan'la ilişkilerini, yakınları PKK'ya katılan diğer siyasileri ve Abdullah Öcalan'a bakışını Radikal'e anlattı. İşte Kurtulan'ın anlattıkları:
Yakını dağda olan sadece ben değilim. Bir önceki kabinede bakan olan ve halen bakan olan AKP'nin etkili isimlerinden bir siyasetçinin amcasının oğlu da PKK içinde. Ancak Bakan'ın yeğeni çatışmalarda yaşamını yitirmiş. Aynı şekilde bir başka AKP milletvekilinin kardeşi var. O da yaşamını yitirmiş. Bu insanları ihbar etmek için söylemiyorum. Demek istediğim toplumsal bir gerçekliktir. O toplumun insanlarıyız ve böylesi bir durumla iç içeyiz. Başka vekillerin kuzenleri var.
Bunların şimdi işi gücü yok ya dağda da kafalarına yediler bombaları,mermileri.Artık dağdakilerde kaçacak delik aramaya başladı.Ne yapacaklarını şaşırdılar milletimizin vekillerine laf atıyorlar madem o kadar emin ve bilgili.Neden bu bakanın ve yeğeninin adını vermiyor.
Demesi kolay herkese isim vermeden bir şeyler denebilir.