1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 21  |
| Lozan Antlaşması, Başarı mı, Hezimet mi? |
| başarı |
 
|
62.7% |
[611] |
| hezimet |
 
|
37.3% |
[364] |
|
| Toplam Oy : 975 |
|
 |
Ünal27
11 yıl önce - Çrş 18 Oca 2012, 18:30
| Alıntı: |
Lozan Antlaşması, Başarı mı, Hezimet mi?
başarı.....
hezimet.... |
Bunun ortası yok mu? Bence ikiside değil daha ortada bir yerde ama hezimet demek çok ağır olur onuda belirtiyim.
|
 |
BÜLENT AYBİRDİ
11 yıl önce - Prş 19 Oca 2012, 10:46
Gelelim Lozan'ın 58. ve 59. maddelerine; bu maddelerde Kurtuluş Savaşı galibi değilde sanki malubü olarak imza atmışız gibidir.Neden mi 58. Maddede ne diyor şöyle bir bakalım ne derseniz
MADDE 58
Bir yandan Türkiye ve öte yandan (Yunanistan disinda) öteki Bagitli Devletler, bu Devletlerle (tüzem kisileri de kapsamak üzere) uyruklarınin, 1 Agustos 1914 tarihiyle İşbu Andlaşmanın yürürlüge giris tarihi arasındaki süre boyunca ugramis olduklari, gerek savas eylemleri, gerekse zoralim, haciz, diledigi gibi kullanma ve elkoyma tedbirlerinden dogan kayip ve zararlardan dolayi her türlü parasal istemde bulunanma hakkında karşılıkli olarak vazgeçerler.
Bununla birlikte, yukarıdaki hüküm, İşbu Andlaşmanın II ncü Bölümünde (Ekonomik hükümleri) öngören hükümlere halel getirmeyecektir.
Türkiye, Almanya ile yapilmis 28 Haziran 1919 tarihli Barış Andlaşmasınin 259 ncu Maddesinin birinci fikrasi ve Avusturya ile yapilmis 10 Eylül 1919 tarihli Barış Andlaşması 210 ncu Maddesinin birinci fikrasi uyarinca, Almanya ile Avusturya'nin geçirmis [transfer etmis] olduklari altin paralar üzerindeki her türlü haktan, (Yunanistan disinda) öteki Bagitli Devletler yararina vazgeçer.
Sürüme [tedavüle] çikarilan birinci tertip Türk kagit paralarina iliskin olarak, gerek 20 Haziran 1331 (3 Temmuz 1915) tarihli sözlesme, gerekse söz konusu kagit paralarin arkasinda yazili metin uyarinca, Osmanli Devlet Borcu Meclisine yükletilmis bütün ödeme yükümleri geçersiz sayilmistir.
Bunun gibi, Türkiye, Osmanli Hükümetince Ingiltere'ye ismarlanmis ve Ingiliz Hükümetince 1914 de elkonmus olan savas gemileri için ödenmis bulunan paranin geri verilmesini Ingiliz Hükümetinden ya da Ingiliz uyruklarından istememegi kabul eder ve bu yüzden her türlü istemde bulunmaktan vazgeçer.
Yani bu maddelerde bize zarar uğratan devletlerden zarar tazmini talep etmiyeceğimizi,Almanya ve Avusturya'nın savaş sırasında bize kaçırdığı altın ve paraları onlara iade edeceğimizi,Osmanlı'nın paralarını ödeyipte lamadığı 2 adet savaş gemimizden tamamen feragat edeceğimizi,parasını almamayı taahüt edeceğimizi bildirmisiz!..... Bu nasıl bir antlaşma ya nerdeyse tek taraflı ve bize çok ağır hükümler veriyor ve bu antlaşmayı başarı olarak bazı kesimler tarafından algılanıyor pes vallahi!...
Gelelim 59. Maddeye
MADDE 59
Yunanistan, Anadolu'da, savas yasalarina aykiri olarak, Yunan ordusu ya da Yunan yönetiminin eylemleriyle islenmis zararlari onarma yükümünü kabul eder.
Öte yandan, Türkiye, Yunanistan'in, savasin uzamasindan ve savas sonuçlarindan dogan mali durumunu dikkate alarak, onarimlar karsiligi olarak, Yunan Hükümetine karsi yöneltebilecegi her türlü zarar-giderim isteminde kesinlikle vazgeçer.
Yani Yunanistan'ı savaş suçlusu olarak kabul ettirmişiz ve işlemiş oldukları zararları ödeyeceksin diye madde koydurtmusuz, ama sonraki metinde bu zarar ve ziyan bedellerinden feragat etmisiz!...Çok zenginiz ya paramız da bol Yunanistan'a acımısız!......Fakat Osmanlı'nın bütün borçlarını ödemesini de bilmişiz!....Ülke fakir,halk perişan olmuş bizimkiler çok zenginiz ya Yunanistan'ı affedip zarar ve ziyan bedellerini (tamirat) almamışız!....Yazık çok yazık!.....Gerçekten!....
|
 |
hamdiozgun
11 yıl önce - Prş 19 Oca 2012, 10:54
Çok aziz devlet büyüğümüz milli şefimiz böyle olmasını uygun bulmuş ne diyelim
sonra da bu anlaşmayı başarı olarak karşımıza koyuyorlar Bizlerinde kör sağır ve dilsiz olmamızı bekliyorlar
|
 |
BÜLENT AYBİRDİ
11 yıl önce - Prş 19 Oca 2012, 11:48
Gelelim Mezarlıklar konusu olan maddeleri bu maddeler 124. maddeden başlar, 136. maddede biter.
Maddelerin metinleri şöyledir:
MADDE 124
Asagidaki 126 nci Maddenin konusu olan özel hükümlere halel getirmeksizin, Bagitli Yüksek Taraflar, içlerinden her birinin, 29 Ekim 1914 tarihinden bu yana savas alaninda can vermis, ya da yaralanma, kaza ve hastalik yüzünden ölmüs askerleri ve denizcileriyle, ayni tarihten bu yana tutsaklikta ölmüs savas tutsaklari ve gözalti edilmis sivillerin, kendi yetkileri (otoriteleri) altindaki topraklarda bulunan mezarlıklarına, mezarlarina ve kemikliklerine ve onlari anmak için dikilmis anitlarina saygi gösterecekler ve bunlarin bakimini saglayacaklardir.
Bagitli Yüksek Taraflar, karşılıkli olarak ülkelerinde, sözü geçen mezarlıkların, kemikliklerin ve mezarlarin kimligini ortaya çikartmak ve bunlari kütüge yazmak, bunlarin bakimiyla ugrasmak ya da bunlarin bulunduklari yerlere uygun düsecek anitlar dikmek isleriyle her birinin görevlendirebilecegi Komisyonlara, görevlerini yerine getirmeleri için her türlü kolayliklari gösterme konusunda anlasacaklardir. Bu Komisyonlarin hiç bir askeri niteligi olmayacaktir.
MADDE 125
Bagitli Yüksek Taraflar, bunun baska, karşılıkli olmak sartiyla:
1. Tutsaklikta ölmüs savas tutsaklariyla gözalti edilmis sivillerin kimliklerini belirtmeye yararli bütün bilgileri de ekleyerek, bunlarin tam bir çizelgesini;
2. Kimlikleri belirtilmeden gömülmüs bulunan ölülerin mezarlarinin sayisina ve yerlerine iliskin her türlü bilgiyi, birbirlerine vermeyi yükümlenirler.
MADDE 126
Romanya ülkesinde 27 Agustos 1916 tarihinden bu yana ölmüs Türk askerlerinin, denizcilerinin ve savas tutsaklarinin mezarlari, mezarlıkları, kemikleri ve bu askerlerle denizcileri anmak için dikilmis anitlarin bakimi ile gözalti edilmis sivillere iliskin olarak 124 ncü ve 125 nci Maddelerden dogan bütün öteki yükümler konusunda, Romanya Hükümeti ile Türk Hükümeti arasında özel bir anlasma yapilacaktir.
MADDE 127
124 ncü ve 125 nci Maddelerin genel nitelikteki hükümlerini tamamlamak üzere, bir yandan Ingiliz Imparatorlugu, Fransa ve Italya Hükümetleri, öte yandan da Türkiye ve Yunanistan Hükümetleri, 128 nci Maddeden 136 nci Maddeye kadar olan Maddelerdeki özel hükümler üzerinde anlasmaya varmislardir.
MADDE 128
Türk Hükümeti, Ingiliz Imparatorlugu, Fransiz ve Italya Hükümetlerine karsi, kendi ülkesinde, bunlarin, savas alaninda can vermis ya da yaralanmis, kaza ve hastalik yüzünden ölmüs askerleri ve denizcileriyle, tutsaklikta ölmüs savas tutsaklari ve gözalti edilmis sivillerine ait mezarlari, mezarlıkları, kemiklikleri ve onlari anmak için dikilmis anitlari kapsayan toprak parçalarini [arsalari] bu Hükümetlerin kullanimina ayri ayri ve sürekli olarak birakmagi yükümlenir. Bunun gibi, Türk Hükümeti, 130 ncu Maddede öngörülen Komisyonlara, bir araya toplama mezarlıkları (cimetières de groupement), kemiklikler kurmak, ya da anitlar dikmek için ileride gerekli görülecek toprak parçalarini da, sözü geçen bu Hükümetlerin kullanimina birakacaktir.
Türk Hükümeti, bundan baska, söz konusu mezarlara, mezarlıklara, kemikliklere ve anitlara giris serbestligi tanimagi ve gerekirse, buralarda cadde ve yollar yapilmasina izin vermegi yükümlenir.
Yunan Hükümeti de, kendi ülkesine iliskin olarak, ayni yükümleri kabul eder.
Yukarıda belirtilen hükümler, böyle bir amaçla birakilmis olan toprak parçalari üzerinde, duruma göre, Türk ya da Yunan egemenligine halel vermez.
MADDE 129
Türk Hükümetince kullanimi birakilacak toprak parçalari arasında, özellikle Ingiliz Imparatorlugu için, 3 sayili Haritada gösterilmis olan Anzac (Ari Burnu) bölgesindeki toprak parçalari da bulunmaktadir.
Ingiliz Imparatorlugunun yukarıda adi geçen toprak parçasindan yararlanmasi asagidaki sartlara bagli olacaktir:
1. Bu toprak parçasi, Barış Andlaşmasıyla belirtilen amacindan baska herhangi bir amaçla kullanilmayacaktir; bu yüzden, hiç bir askerlik ya da ticaret amaciyla, ya da yukarıda belirtilen asil amaci disinda kalan baska herhangi bir amaçla kullanilmayacaktir;
2. Türk Hükümetinin, bu toprak parçasını -mezarlıkları da kapsamak üzere- denetlemege her zaman hakkı olacaktir;
3. mezarlıklari korumakla görevli sivil bekçilerin sayisi, mezarlık basina bir bekçiden çok olmayacaktir. mezarlıklar disindaki toprak parçasi için ayrica bekçiler bulunmayacaktir;
4. Bu toprak parçasinda, ister mezarlıklar içinde ister disinda, ancak bekçiler için kesin olarak gerekli konutlardan baska konutlar yapilmayacaktir;
5. Bu toprak parçasının kıyısında, insan ya da yük yüklemegi ya da karaya çikartmagi kolaylastirabilecek, hiç bir rihtim, dalga kiran ya da iskele yapilmayacaktir;
6. Bu toprak parçasını ziyaret için gerekli bütün islemler yalniz Boğazlar'in iç kıyısında yapilabilecek ve bu toprak parçasina Ege Denizi kıyısından girmege, ancak bu islemlerin tamamlanmasindan sonra izin verilecektir. Türk Hükümeti, mümkün oldugu kadar basit olmasi gereken söz konusu islemlerin, Türkiye'ye gelecek öteki yabancilarin bagli tutulacaklari islemlerden daha külfetli olmamasi ve gereksiz her türlü gecikmeye yol açmayacak kosullar altinda yapilmasini, işbu Maddenin öteki hükümlerine halel gelmemek sartiyla, kabul eder;
7. Bu toprak parçasını ziyaret isteginde bulunan kimseler silahli olmayacaklardir; Türk Hükümetinin, bu yasagin uygulanmasini denetlemege hakkı olacaktir;
8. Türk Hükümeti, 150 kisiyi asan ziyaretçi topluluklarinin girişinden, en az bir hafta önce haberli kilinacaktir.
MADDE 130
Ingiliz, Fransiz ve Italyan Hükümetlerinden her biri, Türk ve Yunan Hükümetlerinin de birer temsilci gönderecekleri bir Komisyon kuracak ve bu Komisyon, mezarlara, mezarlıklara, kemikliklere ve anitlara iliskin sorunlari, yerinde, çözüme baglayacaktir. Bu komisyonlarin baslica görevleri sunlar olacaktir:
1. Ölülerin gömüldügü ya da gömülmüs olabilecegi bölgelerde kesifler yaparak, oralarda bulunan mezarlari, mezarlıkları, kemiklikleri ve anitlari kütüge yazmak;
2. Mezarlarin, gerektiginde bir araya toplanmasina ne gibi kosullar altinda girişilecegini saptamak; Türk ülkesinde Türk temsilcisiyle, Yunan ülkesinde de Yunan temsilcisiyle anlasarak, bir araya toplama mezarlıklarınin, kemikliklerin ve dikilecek anitlarin yerlerini kararlastirmak; bu amaçla ayrilacak yerlerin sınırlarini, gerekli en küçük alan ölçüsünde, saptamak;
3. Kendi uyruklarına ayrilmis ya da ayrilacak mezarlara, mezarlıklara, kemikliklere ve anitlara iliskin kesin plani, her Komisyonun bagli oldugu Hükümet adina, Türk ve Yunan Hükümetlerine bildirmek.
MADDE 131
Kendilerine toprak parçasi ayrilmis olan Hükümetler, bu topraklari yukarıda belirtilenden baska maksatlarla kullanmamagi ve kullanilmasina izin vermemegi yükümlenirler. Bu toprak parçalari deniz kıyısında bulunmakta ise, bu kıyı, kendisine toprak parçasi ayrilmis olan Hükümetçe kara ya da denizle ilgili askerlige ya da ticarete iliskin baska hiç bir maksat için kullanilmayacaktir. Mezarlara ve mezarlıklara ayrilmis olan yerler bu amaçla ya da anit dikilmesi için kullanilmayacaksa, bu yerler, duruma göre, Türk ya da Yunan Hükümetlerine geri verilecektir.
MADDE 132
128 nci Maddeden 130 ncu Maddeye kadar olan Maddelerde öngörülen toprak parçalarina iliskin tam ve eksiksiz yararlanma hakkının Ingiliz, Fransiz ve Italyan Hükümetlerine sürekli olarak birakilmasi için gereken yasama ya da yönetim tedbirleri, 130 ncu Maddenin 3 ncü fikrasinda öngörülen bildiriyi izleyecek alti ay içinde, Türk ve Yunan Hükümetlerince alinacaktir. Kamulastirmalar yapilmasi gerekirse, bunlar Türk ülkesinde yapilacaksa Türk Hükümetince, Yunan ülkesinde yapilacaksa Yunan Hükümetince gerçeklestirilecek ve giderleri ülke Hükümetince karsilanacaktir.
MADDE 133
Ingiliz, Fransiz ve Italyan Hükümetleri, kendi uyruklarına ait mezarlarin, mezarlıkların, kemikliklerin ve anitlarin yapimini, düzenlenmesini ve bakimini, uygun görecekleri bir yürütme organina [uygulama örgütüne] emenat etmekte serbest olacaklardir. Bu örgütler [organlar] askeri nitelikte olmayacaklardir. Yalniz mezarlarin bir araya toplanmasi ve mezarlıklarla kemikliklerin kurulmasi için gerekli sayilacak durumlarda ölü kalintilarinin mezarlardan çikartilmasi, tasinmasi ile, kendilerine toprak ayrilmis Hükümetlerin, yurtlarina gönderilmelerini zorunlu görecekleri ölü kalintilarinin mezarlarindan çikartilmasi ve tasinmasi islerinde yetkili olacaklardir.
MADDE 134
Ingiliz, Fransiz ve Italyan Hükümetlerinin, Türkiye'de bulunan mezarlarinin, mezarlıklarınin, kemikliklerinin ve anitlarinin korunmasini, kendi uyrukları arasında atanacak bekçilerce yaptirmaga haklari olacaktir. Bu bekçiler Türk makamlarinca [resmen] taninacaklar ve mezarlarin, mezarlıkların, kemikliklerin ve anitlarin korunmasini saglamak için, Türk makamlarindan yardim göreceklerdir. Bekçilerin askeri hiç bir niteligi olmayacak, fakat kendilerini savunmak üzere bir rövolver ya da otomatik tabanca tasiyabileceklerdir.
MADDE 135
128 nci Maddeden 131 nci Maddeye kadar olan Maddelerde öngörülen toprak parçalarina, duruma göre, Türkiye ve Türk makamlarinca, ya da Yunanistan ve Yunan makamlarinca herhangi bir kira, resim ya da vergi uygulanmayacaktir. Ingiliz, Fransiz ve Italyan Hükümetlerinin temsilcileriyle, bu mezarlari, mezarlıkları, kemiklikleri ve anitlari ziyaret etmek isteyenler için, buralara giris, her zaman serbest olacaktir. Türk Hükümetiyle Yunan Hükümetine kendi ülkelerinde bulunan söz konusu toprak parçalarina ulastiracak yollarin bakimini sürekli olarak üzerlerine alacaklardir.
Türk Hükümetiyle Yunan Hükümeti, söz konusu mezarlarin, mezarlıkların, kemikliklerin ve anitlarin bakimi ya da bunlarin korunmasiyla görevlendirilmis kimselerin ihtiyaçlarina yetecek ölçüde suyun saglanmasi bakimindan, Ingiliz, Fransiz ve Italyan Hükümetlerine her türlü kolayliklari göstermegi, karşılıkli olarak yükümlenirler.
MADDE 136
Ingiliz, Fransiz ve Italyan Hükümetleri, Türkiye'den ayrilan ülkeleri de kapsamak üzere, kendi yetkileri [otoriteleri] altindaki ülkelerde gömülü bulunan Türk askerleriyle denizcileri için mezarlar, mezarlıklar, kemiklikler yapmak ve anitlar dikmek konusunda, 128 nci Madde ile 130 ncu Maddeden 135 Maddeye kadar olan Maddelerdeki hükümlerden yararlanma hakkını, Türk Hükümetine tanimayi yükümlenirler.
Ben bu maddelerden şunu anlıyorum.Ülkemdeki İngiliz,Fransız,İtalyan,Anzak(Hintli,Avustralyalı,Yeni Zelandalı) askerlerin özelilkle Çanakkale ilimizin Arıburnu,Gelibolu,Conk Bayırı v.b. topraklarında vefat etmiş vatandaşlarına anıt mezar yapmaya ve bu yerleri süresiz olarak bu devletlerin kullanımına vermeyi taahüt etmişiz!.....Ne diyebilirim ki!.....Gerçekten çok yazık!.....Benim ülkemde bu devletlerin süresiz bir toprağı olacak bende bunu imzalayacağım!....Pes yani!.....
|
 |
wadem
11 yıl önce - Prş 19 Oca 2012, 11:59
cephede kazanılmış büyük başarıya karşı masada imzalanan bu antlaşma sönük kalmıştır. daha iyi maddelerle imzalanabilirdi. özellikle ege adasındaki adaların yunanistana verilmesi büyük hata o adalar şimdi bizim olsaydı turizm açısından ne kadar ileride olabilirdik...
|
 |
İSMAİL ÇELİK
11 yıl önce - Prş 19 Oca 2012, 12:16
| Alıntı: |
| Gitmek istemeyen ailelerin mubadeleden muaf tutulduğunu başka bir değişle mübadeleyi Türk ortodoks cemaatinin istediğini biliyorsunuzdur umarım. |
yANLIŞINIZ var onlar gitmek istemediler.
Muaf olmak isteyenler göstermelik müslüman oldular.Şahsen böyle bir tanıdığımda var.Elhamdüllilah müslümanlar kendi ifadesiyle ama biraz gevşekler öyle tanımlayayaım.
|
 |
BÜLENT AYBİRDİ
11 yıl önce - Cum 20 Oca 2012, 14:03
Lozan'da Çanakkale şehitlerini İngiliz'e teslim etmiştik
İsviçre, Lozan masasını verecek kimse bulamayınca bize hediye etti. Eh artık anlı şanlı bir müzede sergileriz nasıl olsa. Üzerindeki mürekkep lekelerini -tabii hâlâ duruyorsa- çocuklarımıza mikroskopla gösterip bu masada nasıl bir zafer destanı yazıldığını filan anlatırız gururla. (Kimse sormaz ama bana kalırsa masanın konulacağı en uygun yer, İsmet İnönü’nün mezarı veya Pembe Köşk’ün bir salonudur.)
Şimdi lütfen aşağıdaki fotoğrafa dikkatle ve ibretle bakın. Ne görüyorsunuz? Birkaç genç kız, askerlerimizin önüne atılıyor ve çiçek veriyor, değil mi? Güzel.
Peki nerede çekilmiş bu fotoğraf? Bir şehrin kurtuluşu olduğu belli de nerenin kurtuluşu olabilir sizce? Ne İstanbul’un kurtuluşudur, ne de hatta Hatay’ın kurtuluşu. Fotoğraf, Çanakkale’ye Türk askerinin giriş anını gösteriyor.
Çanakkale’yi, 1915′te geçirmediğimiz İtilaf kuvvetlerine Mondros’la açmıştık. Ancak 1918′de başlayan ‘hukukî işgal’in Lozan’la bittiğini sanıyorsanız aldanıyorsunuz. Çünkü Lozan’ın 129. maddesinde Boğazlar’ın British Empire’a, yani İngiliz İmparatorluğu’na terk edileceği belirtiliyordu. Bununla da yetinilmiyor, aynı maddenin 2. fıkrasında bir lütuf olarak bizim bölgeye müfettiş göndertebileceğimiz belirtiliyordu. Bir de eğer Çanakkale Boğazı’nı ziyaret edecekler 150 kişiyi aşarsa Türk hükümetine önceden haber verilecekti.
Sizin anlayacağınız, Çanakkale Boğazı’ndaki 8 kilometre eninde bir şerit 1936 Temmuz’una kadar Lozan gereği İngiliz işgali altındaydı. Fakat bunu ders kitaplarımız nedense es geçer ve Montrö birden bir Anka kuşu gibi gelip kuruluverir inkılap tarihi kitaplarımıza.
Sevgili tarihçiler! Montrö ile elde ettiklerimizi anlatıyorsunuz. İyi güzel de, demek ki, Lozan’da bazı eksik ve gedikler vardı, bunları neden gözlerden gizliyorsunuz?
İşte fotoğrafta gördüğünüz, askerlerimizin önüne atılıp çiçek veren genç kızlar, Lozan’ın ardından tam 18 yıl süren uzun bir esaretten kurtuluşun sevincini yaşıyorlardı.
Bazıları yazıp çiziyor. Özellikle genç okurlarım da bunların etkisinde kalıp soruyorlar: Efendim, Lozan’da gizli maddeler varmış, bazı sözler verilmiş. Bunları açıklar mısınız?
Bu sevgili kardeşlerime soruyorum: Lozan Antlaşması’nı kaç kere okudunuz? Bugüne kadar baştan sona okuyanına rastlamadım desem yalan olmaz. Okusalar zaten pek çok gizli sanılan ‘söz’ü metinde çatır çatır yazılı görürlerdi. Okumadığımız bir metinde yazılmayan bilgileri merak eden tuhaf bir toplumuz vesselam.
İşte Çanakkale şehitliğini gezerken gördüğünüz İngiliz, Anzak vs. mezarlıkları ile devasa anıtları bu işgal döneminde yaptırılmıştır ve Montrö’de bize devredilirken de mezarlıkların o ülkelerin kendi toprakları olduğu açıkça belirtilmiş, buralara dokunamayacağımız vurgulanmıştı. Şimdi o anıtlara dokunmamız yasak. “Türk anıtları neden diğerlerine oranla küçük yapılmış?” sorusunun cevabına gelince;
Daha da iç yakıcı olan gerçek şu ki, Çanakkale’deki bütün o savaş alanı, tabii ki Türk şehitlikleri de, 1918-1936 yıllarında İngiliz askerlerinin insafına terk edilmiş, atalarımızın kemikleri İngiliz çizmeleri altında ezilmiştir.
Öte yandan İngilizler kendi mezarlıklarını pırıl pırıl döşerken ve Gelibolu’yu bizim Hayber’deki “Türk mezarı”mız gibi vatanlarının bir parçası haline getirirlerken, Lozan’da zafer yazan delegelerimiz Türk şehitliklerinin korunması veya en azından bizim toprağımız olarak tanınması için bir madde koymayı dahi akıllarına getirmemişlerdir. Gelin görün ki, İngilizler, Montrö’de Çanakkale’yi boşaltmayı kabul ederken, 1915′te bu topraklara gömdükleri gençleri bahane ederek kendilerinden izin almadan müfettiş göndermemizi bile istememişler, bunu dahi şarta bağlamışlardı.
Böylece son yıllardaki şahlanış olmadan önce Çanakkale’deki Türk şehitliğinin (daha doğrusu “Osmanlı şehitliği”nin) arz ettiği perişanlığın gerçek sebebini anlamaya başlıyoruz.
Bence İsviçre Lozan’daki masayı vermekle iyi etmedi. Çünkü böylece Lozan’ın hesaplaşması yeniden başlayacak. Hazır masa da gelmişken, oturup konuşalım şu yarım kalmış hesapları diyecek birileri.
İşte 21 Ağustos 1923 günü TBMM kürsüsünde var gücüyle haykıran Tekirdağ milletvekili Faik Öztrak’ın sesi kulaklarımıza İsrafil’in surunu üflüyor sanki. Tutanaklardan aktarıyorum:
“Fakat efendiler, İngilizlere bırakılan bu topraklardaki muazzez şehitlerimizin hatıralarına ne dersiniz? Onların ölülerinin mevcut olduğu bu yerlerde bizim de yüz binlerce şehidimizin kanları ve kefenleri mevcuttur. Vatanımızı istilaya gelmiş olanlara karşı bu imtiyazları vererek bu şehitlerimizin aziz hatırasını nasıl rencide edebiliriz?”
Tutanaklar, Faik Bey’in sözlerinin Meclis’te “çok doğru” sesleriyle onaylandığını ve Niğde milletvekili Hazım Bey’in oturduğu yerden şöyle laf attığını kaydediyor: “Evet… Maksatları başkadır. Bir gün bu memleketi ölülerle bile istilayı düşüneceklerdir.”
“Cumhuriyet’in ilk yıllarında Çanakkale şehitleri için herhangi bir anma töreni düzenlenmeyişinin asıl sebebi nedir?” diye soranlara gülümseyerek cevap veriyorum. Bu, o topraklarda gözümüzün olduğu anlamına gelirdi de ondan.
Şimdi Çanakkale zaferini kutlamayı İngilizlerden ve Anzaklardan öğrendik desem, çoğunuzdan tepki alacağımı biliyorum. Ama tarihin aynası böylesine acımasızdır.
En iyisi şu Lozan masasını birkaç günlüğüne bana verin de, başında şehitlerimiz adına doya doya ağlayayım.
|
 |
BÜLENT AYBİRDİ
11 yıl önce - Pts 06 Şub 2012, 10:45
Şimdi size soruyorum arkadaşlar Lozan'ın 147 tane maddesini ve ek maddelerini tek tek okudunuz mu?...
Okuduysanız sizce bu anlaşma başarılı mı yoksa başarısız bir antlaşma mı?
Ben bu Lozan'ın bütün maddelerini Lozan Barış Antlaşması'nın Türkçe Metni diye bir başlık açarak yayınladım,dileyen detaylı bir şekilde okuyabilir!.....
Bana sorarsanız bu antlaşma bizim için tam bir hezimet antlaşmasıdır.Türk yurtları olan Batı Trakya,Halep,Musul-Kerkük,Kıbrıs,Batum ve EGE adaları alınamamıştır!....
Saroz Körfezinden Kaş'ın hemen karşısında bulunan Meis adası ile şu anda tam olarak Ege Denizinde Yunan Çemberine alınmışız ve buna başarı diyeceğiz, dememiz için çok saf olmamız gerekir!....
|
 |
hasan arpak
11 yıl önce - Pts 06 Şub 2012, 10:55
o zaman ben de bişeyler yazayım lozan bana göde de büyük başarıdır zira akademik tarih çevrelerinin yayınları var.ya da şu yapılabilir mondros ve sevrin maddeleri ile lozan karşılaştırılabilir.karşılaştıranlar görecektir ki eve lozan da tavizler de verilmiştir ama sınırları belli müstakil bir coğrafyada türk milleti hür olarak düşman askeri ayakları altında yaşamaktan kurtulmuştur.herkese saygılar.
musul meselesi ile buyrun bir makale.
http://sbe.balikesir.edu.tr/dergi/edergi/c10s18/m ...0s18m7.pdf
|
 |
BÜLENT AYBİRDİ
11 yıl önce - Sal 14 Şub 2012, 12:29
Lozan Andlaşmasının 58. maddesi tam bir rezalet
Birçok hakkımızdan feragat edilmiş, bunu da aşağıda günümüz Türkçesi ile yazdığım 58. madde de okuyacaksınız... Sahi, biz bu savaşı kazandık mı yoksa kayıp mı ettik ?
Neyin karşılığında bunlardan vazgeçildi ?? Savaş kazanan bir devlet haklarından böyle vazgeçer mi ? Bu bitmek bilmeyen "feragat" acaba neyin bedeli
Yani Türkiye, Osmanlı hükümetince Ingiltere’ye ısmarlanmış olup, Britanya hükümetince 1914 yılında haksız ve hukuksuz bir şekilde el konulan savaş gemileri için ödenmiş bulunan paranın geri verilmesini, ne Britanya hükümetinden, nede onun uyruklarından istemeyi kabul ve bu konuda her türlü isteklerden vazgeçer.
(Istenilmesinden vazgeçilen para bugünkü bütçe açığımızı kapatacak kadar büyük bir meblağdır.12.000.000 İngiliz Sterlini.)
Günümüz Türkçesi ile:
Bir yandan Türkiye ve öte yandan (Yunanistan dışında) öteki Bağıtlı (sözleşmeli) Devletler, bu Devletlerle (tüzem kişileri de kapsamak üzere) uyruklarının, 1 Ağustos 1914 tarihiyle İşbu Andlaşmanın yürürlüğe giriş tarihi arasındaki süre boyunca uğramış oldukları, gerek savaş eylemleri, gerekse zoralım, haciz, dilediği gibi kullanma ve el koyma tedbirlerinden doğan kayıp ve zararlardan dolayı her türlü parasal istemde bulunma hakkında karşılıklı olarak vazgeçerler.
Bununla birlikte, yukarıdaki hüküm, İşbu Andlaşmanın II ncü Bölümünde (Ekonomik hükümleri) öngören hükümlere halel getirmeyecektir.
Türkiye, Almanya ile yapılmış 28 Haziran 1919 tarihli Barış Andlaşmasının 259 ncu Maddesinin birinci fıkrası ve Avusturya ile yapılmış 10 Eylül 1919 tarihli Barış Andlaşması 210 ncu Maddesinin birinci fikrası uyarınca, Almanya ile Avusturya’nın geçirmiş [transfer etmiş] oldukları altın paralar üzerindeki her türlü haktan, (Yunanistan dışında) öteki Bağıtlı (sözleşmeli) Devletler yararına vazgeçer.
Sürüme [tedavüle] çıkarılan birinci tertip Türk kâğıt paralarına ilişkin olarak, gerek 20 Haziran 1331 (3 Temmuz 1915) tarihli sözleşme, gerekse söz konusu kâğıt paraların arkasında yazılı metin uyarınca, Osmanlı Devlet Borcu Meclisine yükletilmiş bütün ödeme yükümleri geçersiz sayılmıştır.
Bunun gibi, Türkiye, Osmanlı Hükümetince İngiltere’ye ısmarlanmış ve İngiliz Hükümetince 1914 de el konmuş olan savaş gemileri için ödenmiş bulunan paranın geri verilmesini İngiliz Hükümetinden ya da İngiliz uyruklarından istememeği kabul eder ve bu yüzden her türlü istemde bulunmaktan vazgeçer.
|
 |
sayfa 21  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|